Karanlığın hüküm sürdüğü dünyada nasıl ışık saçabiliriz?

🕒 Konu sahibi 5 saat önce aktifti
Değerli Forum Üyelerimiz,

19. Haftanın Tartışma Konusu: Karanlığın hüküm sürdüğü dünyada, nasıl ışık saçabiliriz? Dünyaya faydalı bir iz bırakmak veya iyileştirmek adına, ne gibi bir yol izlenmesi gerektiği düşüncesindesiniz?​

iStock-866131778.jpg
 
Çok dinsel bir kişilik değilim fakat, Allahın emirlerinin olduğu Kuranı Kerim en güzel yoldur. Uyulduğu taktirde tüm sorunlar ve adaletsizlikler yok olacaktır.
 
Son düzenleme:
Şöyle ki; Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. - Kazım HİKMET -
O halde yanmak lazımmış. :)
 
Karanlıkla mücadele ederek.
 
Arkadaşlar bu konu sadece dini yönden düşünmeyin yada siyasi yonden.
Ülkemiz de çok güzel projelere imza atmış onlarca insan var. Bunu dini, ekonomik, siyasi, bilimsel yönden de tartışabilirsiniz.
Tek bir konuya odaklanmadan , eliniz de olsa nasıl bir iz bırakmak isterdiniz? Neler yapılmasını isterdiniz?
Yada yapılanlar konusunda neler düşünüyorsunuz? bu konunun siz de çağrıştırdığı hisler nedir?
Gayet güzel bir tartışma konusu , lütfen katılın ve fikirlerinizi saygı çercevesin de belirtin.
 
Foruma uygun mesajlar vermek gerek o yüzden mum yakarak diyeyim ve gideyim.
 
Kendi yaşamlarımızda bir şeyleri değiştirmeye çabalamadıkça elbette dünyada hiçbir şeyi değiştiremeyiz. Bilinçli olmaktan bahsedilir fakat her gün binlerce insan açlıktan ölürken de lüks tüketimden asla vazgeçilmez. Doğayı ve çevreyi koruma hassasiyetine vurgu yapılır fakat doğaya zarar veren ürünler kullanılmaya devam edilir ya da davranışlar tekrarlanır. Çoğumuz günü kurtarma derdinde yaşıyoruz aslında ve gelecek çok da önemsediğimiz bir konu değil. Kime baksanız "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın." havasında bencilce bir hayat sürüyor.

Run'ın yorumu aklıma Konfüçyüs'ün söylemini getirdi. Şikayet etmekten, eleştirmekten başka bir şey yapmıyor ve sürekli çözümsüzlüğe odaklanıyoruz. Kendi çapımızda yapabileceklerimizi göz ardı edip de dünyanın bir anda değişmesini beklemek, bir hayalden öteye gitmeyecektir.

Konf%C3%BC%C3%A7y%C3%BCs-S%C3%B6zleri.jpg
 
Hayat bizi zaten değiştiriyor. Bize bu çalkatılar içinde her zaman doğrudan yana kalmak düşer. Bizim değiştirebileceğimiz çok az şey var. Geriden gelen nesile iyi bir örnek olabiliriz. Çünkü insanlar her şeyi gördükleri örneklere göre değerlendiriyor ve kendi yaşamlarını da o örnekleri takip ederek şekillendiriyor. Çok az kişi öncülük yapar, çoğu kişi örnekleri takip eder.
 
Değerli Forum Üyelerimiz,

19. Haftanın Tartışma Konusu: Karanlığın hüküm sürdüğü dünyada, nasıl ışık saçabiliriz? Dünyaya faydalı bir iz bırakmak veya iyileştirmek adına, ne gibi bir yol izlenmesi gerektiği düşüncesindesiniz?​

iStock-866131778.jpg

Saçamayız ama çokça saçılırız. Baştan söylemiş olayım sonda söyleyeceğimi. Dünyaya iyi bir şey yapmak istiyorsak top yekün ortadan kalkmalıyız. O zaman doğa da rahatlar içinde barınan canlılarda. Tabi bu ütopik düşünce bir yana, gerçekte insan asla kendini yok etmeyecektir. Zamanı gelince bunu asıl olan Kudret sahibi zaten yapacaktır.

Nerede okumuştum tam olarak hatırlamıyorum ama sanırım G.Kore'de yaşlı bir çift varmış. Bu çift, evlilik dışı hamileliklerden doğan sakat çocuklar için evlerini bir bakım yuvasına dönüştürmüşler. Yani engelli doğan bebeklerine bakmak istemeyenler, bu çiftin evinin önüne hazırladıkları bebek kutusuna gizlice bırakıyorlarmış çocuklarını.
Yaşlı çiftin düşüncesinde ki melekleri görebildiniz mi? Ömürlerinin son dönemlerini yatıp dinlenerek ve yorulmayarak geçirmeleri gereken bu insanlar hem de engelli bir düzine bebeğe bakmayı kendilerine vazife bilmişler.
8 milyarlık dünya nüfusunda böylesi adanmışlık kaç insan da var? Çok çok çok çok çok az ve bu insanların etki alanları da maalesef daha da az.

Öte yandan Bosna Hersek savaşında 12 yaşında ki bir çocuğun derisini canlı canlı yüzen ve kaç dakika o şekilde hayatta kalabileceğinin deneyini yapan sırp doktorun ya da Ruanda'da 1 milyona yakın tutsi insanlarını Hutulara kesip biçtiren toplum mühendislerinin etkileri ise çok çok fazla.

Şeytan Tanrıya bir söz verdi. " Ben " dedi. " Ben insanları senin yolundan alıkoyacağım, onları saptıracağım ve çok azı müstesna hepsi beni izleyecek "
Şeytan sözünü tutuyor ve kendisini bizim dünyasal gerçeklerimiz arasında ustalıkla saklıyor.
Hepimiz onu tanıyoruz, adını duyuyoruz biliyoruz ama aslında hiç birimiz ona inanmıyoruz. Şeytan bizim için adeta bir masal karakteri gibi. Dolayısıyla onun bizle olan savaşını unuttuk. Kendi kendimizle savaşta meşgulüz.
İşte böylesi bir ortamda maalesef dünya asla güzel bir yer haline gelemeyecek.
Yine de soruna son bir umut kırıntısı ile cılız bir cevap vereyim sevgili Lefty.
Yararlı insanlar olabilmemiz için işe önce aileden başlamalıyız. Herkes ailesine sevgi ve saygı ve başka insanlara karşılıksız verebilme düsturunu öğretebilse belki az da olsa bir şeyler düzelebilir ama buna da hiç inancım kalmadı artık.

Tepetaklak gidiyoruz.
 
Saçamayız ama çokça saçılırız. Baştan söylemiş olayım sonda söyleyeceğimi. Dünyaya iyi bir şey yapmak istiyorsak top yekün ortadan kalkmalıyız. O zaman doğa da rahatlar içinde barınan canlılarda. Tabi bu ütopik düşünce bir yana, gerçekte insan asla kendini yok etmeyecektir. Zamanı gelince bunu asıl olan Kudret sahibi zaten yapacaktır.

Nerede okumuştum tam olarak hatırlamıyorum ama sanırım G.Kore'de yaşlı bir çift varmış. Bu çift, evlilik dışı hamileliklerden doğan sakat çocuklar için evlerini bir bakım yuvasına dönüştürmüşler. Yani engelli doğan bebeklerine bakmak istemeyenler, bu çiftin evinin önüne hazırladıkları bebek kutusuna gizlice bırakıyorlarmış çocuklarını. Yaşlı çiftin düşüncesinde ki melekleri görebildiniz mi? Ömürlerinin son dönemlerini yatıp dinlenerek ve yorulmayarak geçirmeleri gereken bu insanlar hem de engelli bir düzine bebeğe bakmayı kendilerine vazife bilmişler.
8 milyarlık dünya nüfusunda böylesi adanmışlık kaç insan da var? Çok çok çok çok çok az ve bu insanların etki alanları da maalesef daha da az.

Öte yandan Bosna Hersek savaşında 12 yaşında ki bir çocuğun derisini canlı canlı yüzen ve kaç dakika o şekilde hayatta kalabileceğinin deneyini yapan sırp doktorun ya da Ruanda'da 1 milyona yakın tutsi insanlarını Hutulara kesip biçtiren toplum mühendislerinin etkileri ise çok çok fazla.

Şeytan Tanrıya bir söz verdi. " Ben " dedi. " Ben insanları senin yolundan alıkoyacağım, onları saptıracağım ve çok azı müstesna hepsi beni izleyecek " Şeytan sözünü tutuyor ve kendisini bizim dünyasal gerçeklerimiz arasında ustalıkla saklıyor.
Hepimiz onu tanıyoruz, adını duyuyoruz biliyoruz ama aslında hiç birimiz ona inanmıyoruz. Şeytan bizim için adeta bir masal karakteri gibi. Dolayısıyla onun bizle olan savaşını unuttuk. Kendi kendimizle savaşta meşgulüz.
İşte böylesi bir ortamda maalesef dünya asla güzel bir yer haline gelemeyecek.
Yine de soruna son bir umut kırıntısı ile cılız bir cevap vereyim sevgili Lefty.
Yararlı insanlar olabilmemiz için işe önce aileden başlamalıyız. Herkes ailesine sevgi ve saygı ve başka insanlara karşılıksız verebilme düsturunu öğretebilse belki az da olsa bir şeyler düzelebilir ama buna da hiç inancım kalmadı artık.

Tepetaklak gidiyoruz.

Sevgili Histanbul,

Kötülük bulaşıcıdır ve çoğu insan kötülüğü desteklediğini fark edemiyor. Bir insana duyulan kinden tutun da yolda hiç tanımadığınız birine hissedilen öfkeye kadar her şey kötülüğü besliyor. Kime sorsan kendini 'iyi insan' olarak tanımlar ve yaptığı hataları görmez. Kötülüğü besleyen bu kadar çok insan olmasaydı, dünya bugünkü haline gelebilir miydi? Elbette bireysel çabalar ile önü kesilebilir bazı şeylerin fakat kimsenin umrunda olduğunu sanmıyorum. Varsa yoksa gösteriş peşinde koşsunlar ve dayatılan sahteliklerle mutlu olduklarını sansınlar.

Eğitim ile başlar ve yaşam boyu da devam eder. Doğaya, hayvana saygısı olmayanların insana da saygısı olmaz. Hep söylüyorum, hayvan sevmeyenlerden insanlık da beklemeyin. Sebebi ne olursa olsun bir cana kötülük düşünen, insana da düşünür. Yıllardır sokak hayvanları için proje üreten çalışmalarda yer aldım ve ne korkunçluklara şahit olup yeri geldi insana olan inancımı kaybettim fakat bazen yine de bir umut doğuyor içimde, dilerim yanılmayız da geriden gelenlerin bir şansı olabilir.
 
Sanki biraz merhamet ve hoşgörü aşılasak her şey kendiliğinden çözülecekmiş gibi geliyor bana.
 
Doğaya, hayvana saygısı olmayanların insana da saygısı olmaz. Hep söylüyorum, hayvan sevmeyenlerden insanlık da beklemeyin. Sebebi ne olursa olsun bir cana kötülük düşünen, insana da düşünür. Yıllardır sokak hayvanları için proje üreten çalışmalarda yer aldım ve ne korkunçluklara şahit olup yeri geldi insana olan inancımı kaybettim fakat bazen yine de bir umut doğuyor içimde, dilerim yanılmayız da geriden gelenlerin bir şansı olabilir.


Lefty öyleyse bilirsin benzer projelerde yer alanlar insanoğlunun dünyaya gelmiş en büyük felaket olduğunu savunurlar.
Her orman beslemesine ve barınak ziyaretine çıktığımda lanet ediyorum gördüklerime.
İşte o yüzden diyorum ya, biraz ‘merhamet’ bıraksak her şey daha güzel olacak sanki.
 
Dünya zaten temiz, aydınlık ve ışıklı.
Biz içindekiler bunun müsebbibi, perde çeken ışığa.
Herkes kendine cici, güzel, mis
Bunu evrendeki yaşadığımız o minicik cisime sormak lazım.
 
Kendi ışığımıza sahip çıkarak!
Hep dayatilan bir fikir vardır "Bu dünya kötülerin dünyası" "sen çok iyisin seni üzerler" vs. Gücünü iyilikten alan bir insan düşünün, çevresine gülümseyerek, güzellikle yaklaşan.. Sahiden gülümseyebilen kac insan kaldık ki ?
"O kadar kolaydı zaten" demeyin. Bir söz bir insanın tüm dünyasını değiştirebilir. Bu karanlığı aydınlatacak olan da bir güzel söz bir tatlı tebessumdur belki de..
Hayat bazen çekilmez bir hale gelebilir. İnsanlar acimasizliklariyla karartabilir dünyayı ama burası onların dünyası değil. Her şeye rağmen yangına su taşıyan karınca misali eline bir mum ışığı alıp dokunabildigi kadar çok insana ışık olabilecek güzel insanların dünyası.

Bu dünyayı kurtarsa kurtarsa iyilik ve sevgi kurtarabilir.
 
hepsi grubu tekrar bir araya gelip müzik yapmaya başlayabilir.........
 
Geri