Karanlığa Sarılmak

Konu sahibi son olarak 2172 gün önce görüldü
Gidecek... kendisiyle yitecek belki sır'ı:
hiçbirşey kalmayacak... sâdece kırık bir cam;
hepsi o kadar işte! –ve ne varsa aykırı
bildiğin, senden olan... –ve bitecek serencâm!..
âh, ince duvarlara çakılan kaba saba
bir çiviye tutunmuş... eğreti, öyle sarsak;
çerçeve yenik düştü gümüşe ve ahşaba;
dökülür sır'ı yüzün, aynalara bakmasak...
hani aşk'ı yazılacak olanda arıyorken bir sahaf...​
 
Suya gömdün yaprağın adını
bir kentin hüznüne benzedin birden
aşklar kimliksizleşti: süslü zamanlar!
sen ki kendi kendinin özleminden
sıkılırdın... sorardın:
‘olur mu,
anlamak aşkları eski güllerden?​
 
Tamda unutmuşken gittiğini, artık acıtmıyorken yokluğun, en içten kahkahalarımın arasında “aklıma gelmek zorunda mısın?''
 
Hükümlü ruhuma gece sarıldı
Karanlık kalbime gökler darıldı
Ufuklar ümidim ile karıldı
Kavuşmak gözüme fer idi, bitti.
 
Kapanmaz yaraları sabırla kurutmuştum
Kazımıştım kalbimden, adını unutmuştum
Yaşıyordum, kendime göre bir yol tutmuştum

Bir gün rüyama girdi, gözleri dolu baktı
Yakma dedim, küllenmiş duygularımı yaktı.
 
Kendi zindanında tutuklu gibi
Vuslat için mahkum duruyor kâlbim.

Öldürse, beddua etmez, yârini
Dualar ederek koruyor kâlbim.

Kim bilir belkide kaybettiğini
Issız sonsuzlukta arıyor kâlbim
 
Uzak arkadaşım benim
Bir rüzgâr gönderdim sana
Harlansın diye ateş
Uyansın diye gül
Ve yitip gitmesin diye türkün
Suskunun öldüren soluğunda.
 
Bir sevda için ölüp ölüp dirilmek
Yanlızlığına inanıp
Bir anıyı hatırlayıp
Bir bukle öpücük kondurmak
Yanağına

Deli gibi ölürcesine
Hatıralarla sarılıp
Ufuklara dalmak gibi
Bir kez sevip
Bin defa ölmek gibi yaşam...
 
Bir ay doğuyor usul usul
Karanlığın göğsüne,
Dünden bugüne kendini
Biraz daha eksilterek getiren
Küsmüş göğüne besbelli
Geleceği göremediğinden
Taşıyor oysa hüzünlü bitişinde
Doğuşunu yeniden
 
Herkes öteki gibi duruyor... akşam
Da durduğu yerde durmuyor artık;
Yolcu yolu kuşatıyor durmadan;
Kapanıyor 'Zaman' denen karanlık...

Hiçbir şeyde yok gibi ve herşeyde var;
Sıkışmış birileri ara yerde;
Kalbim! durma yetiş eski yazlara!
Nedense bir durgunluk var saatlerde...

Herşey nasıl da bütündü bir zaman:
Şimdi bahçe eksik, güllerse yarım;
Kar yağar, hüzün bile yok... ve nerdesiniz,
Ah, evet nerdesiniz, yoksaydıklarım?
 
İşte bir kavram sevgimi tamamlayacak
Yanılsama yansır içinde bir vapur penceresinin
Sevgilim gölgen gölgeni görüyorum senin
Kimse bilmeyecek yerini ölüm ülkesinin
Ölüm ülkesi karanlık bir gece
Kimsenin tanıklığı yok sevgimize
Gece kimsenin bilmediği bir ölüm ülkesidir
Sevgilim bu sonbahar günlerinde
Nadir olan şey yok gibidir...
 
Gelip bana aşklardan söz ediyorlar
Aşkların seçilen hatıralarından
Mektup beklemenin uzayından bakıyorlar
Kıskanmanın klasik huzurundan
Bir isim bulamadım sana
Sanatkar bir yaz daha geçti sevgilim
Sıcaklar teorimin baş oyuncuları
Besbelli inanıyorsun bir şeyler kaldığına
Perdeyi daha kapatamadık sevgilim
Bitmemiş biyografilerin tüccar akşamına
Yazlar bitecek bana aşklardan bahsedecekler
Her şey bitmiş gibi bir kışa başlayacaklar
Bizse görmedik birbirimizi daha
Sürece inanarak sevgilim
Gelecek yaza da beraberiz
Tarihte adını arayarak bir bünyenin
Biten bir yazın teorisiyle sevgilim
"Gözlerinden amansız bir hasretle öperim"
 
Çok basit bir şey arıyor: senin beni aramanı,
İtirazım yok, sürdürecek bana itirazını,
Senin aradığın gibi aramıyorum, ben, seni,
Aradığım, beni, istediğim şekilde arıyor.
Çok basit, ben, bunu bana, sen göstereceksin,
Aradığın gibi aradıkça bekleyeceğim, seni,
Gelen neyse, götürüp göster, beni,
Aradığım yerde, beni, bulup döneceğim.
Çok basit, aradığım saf, sende yok, değilsin bende,
Sen gel, bul beni, uykudayım ben, sende,
Uykumda uyutuyordun, beni, benden,
Gel benim uykumda uyu, sen, beni arıyorsun.
Çok basit, senin uykunu, uyutacak, bana,
Kime olduğunu bilmeden aşık oluyorum sana,
Aradığını anlamadı, biri, beni...
 
Bir mecnun ki Leyla'sı yok çölü yok
Şaşırmış gidecek bir tek yeri yok
Sürünmeye bile şimdi hali yok
Yaptığı hatayı fark etmiş deyin
Alın şu gönlümü yare götürün
Hasretin içine tak etmiş deyin
Ağır oldu amma verdiğin ceza
O densiz bunları hak etmiş deyin...
 
Böyle olmamalıydı can
Böyle olmamalıydı
Bir mızrak ihanetindeki kalemin
Sararan sayfalarıma
Kan damlar gibi birden
Unuttum diye yazmamalıydı..
Böyle olmamalıydı can
Böyle olmamalıydı...
 
Hasretin adını şiir eyledim
Saldım bulutlara alasın diye
Türküler söyledim seher yeline
Her sabah sesimi duyasın diye
 
Bütün şiirler ayrılıklardan yana
Bütün şairler az buçuk melankolik
Bütün ayrılıklar hüzün dolu
Sen benim tek gerçeğim
Her ayrılış son değildir bilmelisin
Sevince ölürcesine sevmelisin...
Ne çıkar ayrılık çalıyorsa barlar
Tavernalar
Ne çıkar ayrılık varsa sarhoş naralarında
Bütün postacılar ayrılık taşıyorsa ne çıkar
Aşk var ya
Her ayrılık son değildir bilmelisin...
Sevince ben gibi
Ölümüne sevmelisin...
 
Nasıl korudun
Bu hüzün senfonisinde o çocuk yanını
Yüksünmedin
topaç çevirip
misket oynamama
İçimdeki çocukla sana
teşekkür
ederim...
'Bir şey değil' demediğin için
teşekkür
ederim...
 
Bulutsuz bir bahar günü gibi
Gülümsüyor yüreğim...
Oysa
Bir sigara atımlık zaman öncesinde
Parmak uçlarıma dolanıyordu hüzün
Ya tutup yüreğime özenle yerleştiriyordum
Ya da avucumun içinde eziyordum o'nu
Kanadı kırık bir serçe gibi
Yarıyordum zamanı
Gökyüzü niyetine
Birden sarı bir çiçek düşüyordu önüme
Kara bir ışık akıyordu zamanın dehlizlerinde
Ellerim, o özgürlüğüne düşkün ellerim
Unutkan ve hırçın bir sevda ile
Kelepçeleniyordu
Sayılara, olaylara dolanıyordu da dilim
Dönüşü olmadığını bilmiyordu o, gittiği yerin
Dilsiz gevezeler mevsimi gibiydi zaman
Şaşırıyordu iklim
Sıcacık bir çay gibi
İçimi ısıtacak bir şeyler arıyordum
Sakil bir sevdanın çelmesiyle
Üç otuz uzanmışken yere
Çıkageldin
Adın değdi parmak uçlarıma
Elin değdi
Neşen değdi
Umudun
Yüreğin
Aklın değdi
Ve
Günebakanlar
Gibi
Sana
Dönüyor
Yüzüm
Ve
Yüreğim...
 
Geri