Mihri
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Nisan 17, 2023
-
- Mesajlar
- 6,171
-
- Tepkime puanı
- 6,556
-
- Puanları
- 234
-
- Yaş
- 38
-
- Konum
- Cat Sosyete
Felsefenin üzerinde kafa yorduğu temel sorunlardan biri, “iyilik” ve “kötülük” olgularıdır. Birbirinin karşıtı olarak duran bu iki olguya baktığımızda, birbirinden bağımsız kavramlar gibi görünse de, aslında birbirinin varlık sebebi olduklarını söylemek de mümkün görünüyor. Bu bakımdan hem monoist hem de düalist görüşlerle problem üzerinde sıkça durulagelmiştir.
Yaygın insan inanışlarına baktığımızda, tek tanrı ya da politeist hiyerarşinin en tepesinde bulunan/bulunduğuna inanılan erk sahibi tanrı, her bakımdan en iyi olandır ki, tanrı manifestosu da zaten bunu iddia eder. Ama tanrı, aynı zamanda en kötü olandır. Kötülüğü eyleme geçirmesi ya da nitelik olarak üzerinde taşıması icap etmez. Tanrı manifestosunda iddia edildiği üzere, potansiyeline sahip olması söz konusudur. Tanrıyı salt bir tekillik olarak ele aldığımızda, iyilik ve kötülük monoist bir tez olarak sunulabilmekte. Fakat, tanrıyı eylemde ve yargıda bulunan bir varlık olarak ele aldığımızda, iyilik ve kötülük birbirinin varlık sebebi olan iki kavram olarak düalist bir teze kapı aralıyor.
Tanrılık manifestosuna bakınca, (tanrıdan gelen) kötülük, günahkârlara uygulanacak bir eylem olarak vardır. Bir başka ifadeyle, hem iyi olan kullara haksızlık yapmamak içindir, hem kötü olanlar bunu hak ettikleri içindir. Dolayısıyla, kozalite bakımından ele aldığımızda, iyilik ve kötülük kavramları birbirinin sebebi ve sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Şu ana kadar meseleyi ele alırken felsefede "töz" adı verilen kavramın yerini tutabilecek bir öge olarak tanrı(lık) kavramını kullandım ve işin insanla ilgili kısmına pek değinmedim. İnsana özgü kötülük motivasyonuna baktığımızdaysa, insan(lar)ın kötülüğe yöneliş biçimi de tanrınınkinden pek farklı değildir. Tanrının kötülüğü, "günahkârlara" yöneliktir ve günahkârlık söz konusu olduğunda, insanlık ve kulluk vasıfları artık önemli değildir. Günahkârsanız tanrının ve tanrısal olanın dışındasınızdır, yani ötekisinizdir. İnsan(lar) da amaçlı bir kötülüğü yaparken, aslında kötülükte bulunduğu karşısındaki kişiyi/kişileri ötekileştirir, kendinden aşağı görür, tehdit olarak görür ve/veya suçlu addeder. Ama, en temelde öteki olarak görür, yani kendinden olmayan.
Yaygın insan inanışlarına baktığımızda, tek tanrı ya da politeist hiyerarşinin en tepesinde bulunan/bulunduğuna inanılan erk sahibi tanrı, her bakımdan en iyi olandır ki, tanrı manifestosu da zaten bunu iddia eder. Ama tanrı, aynı zamanda en kötü olandır. Kötülüğü eyleme geçirmesi ya da nitelik olarak üzerinde taşıması icap etmez. Tanrı manifestosunda iddia edildiği üzere, potansiyeline sahip olması söz konusudur. Tanrıyı salt bir tekillik olarak ele aldığımızda, iyilik ve kötülük monoist bir tez olarak sunulabilmekte. Fakat, tanrıyı eylemde ve yargıda bulunan bir varlık olarak ele aldığımızda, iyilik ve kötülük birbirinin varlık sebebi olan iki kavram olarak düalist bir teze kapı aralıyor.
Tanrılık manifestosuna bakınca, (tanrıdan gelen) kötülük, günahkârlara uygulanacak bir eylem olarak vardır. Bir başka ifadeyle, hem iyi olan kullara haksızlık yapmamak içindir, hem kötü olanlar bunu hak ettikleri içindir. Dolayısıyla, kozalite bakımından ele aldığımızda, iyilik ve kötülük kavramları birbirinin sebebi ve sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Şu ana kadar meseleyi ele alırken felsefede "töz" adı verilen kavramın yerini tutabilecek bir öge olarak tanrı(lık) kavramını kullandım ve işin insanla ilgili kısmına pek değinmedim. İnsana özgü kötülük motivasyonuna baktığımızdaysa, insan(lar)ın kötülüğe yöneliş biçimi de tanrınınkinden pek farklı değildir. Tanrının kötülüğü, "günahkârlara" yöneliktir ve günahkârlık söz konusu olduğunda, insanlık ve kulluk vasıfları artık önemli değildir. Günahkârsanız tanrının ve tanrısal olanın dışındasınızdır, yani ötekisinizdir. İnsan(lar) da amaçlı bir kötülüğü yaparken, aslında kötülükte bulunduğu karşısındaki kişiyi/kişileri ötekileştirir, kendinden aşağı görür, tehdit olarak görür ve/veya suçlu addeder. Ama, en temelde öteki olarak görür, yani kendinden olmayan.