İyilik ve Kötülük Problemi Üzerine

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Felsefenin üzerinde kafa yorduğu temel sorunlardan biri, “iyilik” ve “kötülük” olgularıdır. Birbirinin karşıtı olarak duran bu iki olguya baktığımızda, birbirinden bağımsız kavramlar gibi görünse de, aslında birbirinin varlık sebebi olduklarını söylemek de mümkün görünüyor. Bu bakımdan hem monoist hem de düalist görüşlerle problem üzerinde sıkça durulagelmiştir.

Yaygın insan inanışlarına baktığımızda, tek tanrı ya da politeist hiyerarşinin en tepesinde bulunan/bulunduğuna inanılan erk sahibi tanrı, her bakımdan en iyi olandır ki, tanrı manifestosu da zaten bunu iddia eder. Ama tanrı, aynı zamanda en kötü olandır. Kötülüğü eyleme geçirmesi ya da nitelik olarak üzerinde taşıması icap etmez. Tanrı manifestosunda iddia edildiği üzere, potansiyeline sahip olması söz konusudur. Tanrıyı salt bir tekillik olarak ele aldığımızda, iyilik ve kötülük monoist bir tez olarak sunulabilmekte. Fakat, tanrıyı eylemde ve yargıda bulunan bir varlık olarak ele aldığımızda, iyilik ve kötülük birbirinin varlık sebebi olan iki kavram olarak düalist bir teze kapı aralıyor.

Tanrılık manifestosuna bakınca, (tanrıdan gelen) kötülük, günahkârlara uygulanacak bir eylem olarak vardır. Bir başka ifadeyle, hem iyi olan kullara haksızlık yapmamak içindir, hem kötü olanlar bunu hak ettikleri içindir. Dolayısıyla, kozalite bakımından ele aldığımızda, iyilik ve kötülük kavramları birbirinin sebebi ve sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Şu ana kadar meseleyi ele alırken felsefede "töz" adı verilen kavramın yerini tutabilecek bir öge olarak tanrı(lık) kavramını kullandım ve işin insanla ilgili kısmına pek değinmedim. İnsana özgü kötülük motivasyonuna baktığımızdaysa, insan(lar)ın kötülüğe yöneliş biçimi de tanrınınkinden pek farklı değildir. Tanrının kötülüğü, "günahkârlara" yöneliktir ve günahkârlık söz konusu olduğunda, insanlık ve kulluk vasıfları artık önemli değildir. Günahkârsanız tanrının ve tanrısal olanın dışındasınızdır, yani ötekisinizdir. İnsan(lar) da amaçlı bir kötülüğü yaparken, aslında kötülükte bulunduğu karşısındaki kişiyi/kişileri ötekileştirir, kendinden aşağı görür, tehdit olarak görür ve/veya suçlu addeder. Ama, en temelde öteki olarak görür, yani kendinden olmayan.
 
"İyilik ve Kötülük" birbirinin varlık sebebi çünkü düalite üzerine kurulu bir sistemde yaşıyoruz ancak hangisinin ön plana çıkacağını belirleme şansımız var.

İnsanlık genel anlamda kötülüğü desteklemeye çok daha eğilimli çünkü iyi olmanın şartlarını yerine getirebilecek iradeye sahip insan sayısı oldukça az ve diğer konu başlığına da bahsettiğim üzere; genetik ya da çevresel koşullar da eklenince kötülüğün yükselişini önlemek zorlaşıyor.

Daha Az Kötü Olanın İyiliği

"Kötü olan insan gerçekten kötü mü yoksa koşulların ya da biyolojik yapısının mı kurbanı?"

Yukarıdaki soruya net ve sağlıklı cevap vermek çok zor çünkü hakikatte ne olduğunu bilme şansımız bulunmuyor fakat bize ters gelen her durumu yargılamaktan da çekinmiyoruz.

Sonuç olarak bu kadar karmaşanın olduğu bir ortamda tek yol, vicdani hareket etmek olabilir yoksa yanılma olasılığınız yüksektir.
 
Ben bu tür yazıları çok anlamıyorum yani onaylamıyorum. Birşey ifade eder ve aktarırken yaşamdan örnekler ve kendi yorumunu katmalı insan. Sade ve daha yaşamın içinden.
Bilimsel herşey soğuk geliyor
 
Basit anlatım:
Kötülük yoksa iyiliğin iyilik olduğunu da kimse anlamaz. (Veya tersi)
 
Kötülük dışımızda değil, içimizde. Bize onunla mücadele etmek düşer.
Veya şöyle düşünelim, Habil ve Kabil mücadelesini kötü olan kazandı ve biz o kötü olanın soyundanız.
Yaratan'dan korkan, Yaratana karşı gelmekten korktuğu için direnmeyip ölümü seçti ve bizi kötü genlere maruz bırakmış oldu. O halde biz de yaratılmış olduğumuzu biliyor ve yaratana karşı gelmekten korkuyorsak, o kötü genlerimize direnmeliyiz ve en başta kendi nefsimiz ile mücadele etmeliyiz.
 
Ben bu tür yazıları çok anlamıyorum yani onaylamıyorum. Birşey ifade eder ve aktarırken yaşamdan örnekler ve kendi yorumunu katmalı insan. Sade ve daha yaşamın içinden.
Bilimsel herşey soğuk geliyor
Bu özetin özetinin özeti. Bir şey ifade etmemesi bir yerde olağan.

Rahmetli Spinoza iyi yapardı bu işleri, piriydi. Yalnız ona da düşüncelerini somutlaştırmak için yaşanmışlıktan da bir şeyler katması önerildiğinde sonu iyi bitmedi. Bu sefer kontlarla düşeslerle arasında geçenleri yazmaya başladı. O yüzden felsefeden erken emekli oldu. İbretliktir.
 
  • Kahkaha
Tepkiler: ne
Kendi içinde değişkenliği olan olgular kafa ütülemek yersiz.
 
manifestosunu yesinler onun, tanrı 2 yaşındaki bebelere tecavüz edilmesine engel olsun önce, sonra bunu tartışırız.
 
manifestosunu yesinler onun, tanrı 2 yaşındaki bebelere tecavüz edilmesine engel olsun önce, sonra bunu tartışırız.

Tanrı bildirgesine göre dünya zaten bir sürgün yeridir. Yani yeryüzünde bulunan her insan, doğası gereği zaten günahkârdır. Tanrısal alanın dışındadır, dolayısıyla ötekidir. Ha tanrıyla benim de aram yoktur, orası başka. Ben sadece olguları ortaya koyuyorum.

Tanrı yoluna adanmışlık, ibadetler, kutsal değerler, tüm bunlar bireylerin puştluklarını gizleme yöntemleri hâline gelmişse, ki öyle görünüyor, bu durumda benim "gelecek nesiller bu günlere tepki olarak bu memlekette cami minaresi bırakmayacak" öngörüm gerçekleşir.
 
içimizde hep bir kötü taraf var sanki
kimse kötü doğmaz ama
kötülüğü tercih eder
biz aslında iyi insanlarız
 
Tanrı bildirgesine göre dünya zaten bir sürgün yeridir. Yani yeryüzünde bulunan her insan, doğası gereği zaten günahkârdır. Tanrısal alanın dışındadır, dolayısıyla ötekidir. Ha tanrıyla benim de aram yoktur, orası başka. Ben sadece olguları ortaya koyuyorum.

Tanrı yoluna adanmışlık, ibadetler, kutsal değerler, tüm bunlar bireylerin puştluklarını gizleme yöntemleri hâline gelmişse, ki öyle görünüyor, bu durumda benim "gelecek nesiller bu günlere tepki olarak bu memlekette cami minaresi bırakmayacak" öngörüm gerçekleşir.

zihnin ölüm ve yok oluş gerçeğini kabullenememesinden dolayı ortaya atılmış hikayelerin baş kahramanlarıdır tanrı veya tanrılar. insanların yarattığı tanrılar, aynen insanlar gibi. yalancı, hastalıklı, tehditkar ve boş vaatler veren bir tasarım. sürekli hatırlanmak ve övülmek isterler tıpkı insanlar gibi. aslında insanlar ve tanrılar birbirlerine o kadar çok benzerler ki olmak istedikleri şeyi yaratmışlardır zaten. düşünürken bile tanrının bile kendileri gibi düşündüğünü kabul ederler. tanrı var mı yok mu bilemem ama varsa da bu onun sorunu.

yanlış hatırlamıyorsam einstein bunu sıcak ve soğuk örneği ile anlatıyordu. aslında soğuk diye bir şey yoktur, soğuk aslında ısının yokluğudur. kötülük de öyle aslında kötülük diye bir şey yoktur, kötülük iyiliğin yokluğudur.

peki bu defa de şöyle bir problem ortaya çıkamaz mı ? kişi kötülüğü kötü bir şey olduğu için de kötülükten mutluluk duyduyduğu için yapıyorsa yani ona göre iyi olan şey buysa ? ek olarak iyilik nedir ? iyiliği nasıl tanımlarız ? iyilik demek kimseye kötülüğün dokunmaması mıdır ? bu da yeterli bir anlatım değil bence.

tarihin en ulvi, ulema sosyal psikologları, filozofları bile bu kavramı tam olarak ifade edememiştir. çünkü iyilik bile görecelidir. örneğin pazar sabahı uyumak isteyen miskin bir arkadaşını uyandırıp hazırlamış olduğun kahvaltı masasına çağırırsın, bu size göre miskin arkadaşınıza bir iyilik, ama arkadaşınızın hafta sonu ritmini bozacak bir kötülüktür. ee ne oldu ? tüm rasyonellik ortadan kalktı.

bence iyilik ve kötülük kavramını açıklamaya çalışmaktansa insanlara önce vicdanı aşılamak gerek.

hatta bununla alakalı güldür güldürün çok güzel bir ironisi vardı,

-domino etkisi iyilik- olarak aratıp izleyebilirsiniz.
 
zihnin ölüm ve yok oluş gerçeğini kabullenememesinden dolayı ortaya atılmış hikayelerin baş kahramanlarıdır tanrı veya tanrılar. insanların yarattığı tanrılar, aynen insanlar gibi. yalancı, hastalıklı, tehditkar ve boş vaatler veren bir tasarım. sürekli hatırlanmak ve övülmek isterler tıpkı insanlar gibi. aslında insanlar ve tanrılar birbirlerine o kadar çok benzerler ki olmak istedikleri şeyi yaratmışlardır zaten. düşünürken bile tanrının bile kendileri gibi düşündüğünü kabul ederler. tanrı var mı yok mu bilemem ama varsa da bu onun sorunu.

Evet. Tanrı ontolojisi bakımından durum öyle.
 
tarihin en ulvi, ulema sosyal psikologları, filozofları bile bu kavramı tam olarak ifade edememiştir. çünkü iyilik bile görecelidir.

bence iyilik ve kötülük kavramını açıklamaya çalışmaktansa insanlara önce vicdanı aşılamak gerek.

Görecelidir. "Öteki" diye bir kavram tam da bu yüzden doğar.

Bence sorunun çözümü mutlak bilgi sahibi olmaktadır, ama insan mutlak bir bilginin sahibi de olamaz. Olabilse, tanrı diye bir kavramı hikâyeleştirmezdi. Zaten vicdan kavramı da tam bu noktada devreye girer ve bireyin verdiği kararlarda eldeki bilgiye dayanarak bir yargılamada bulunmasını ifade eder. Yargılama kalitesine de adalet denir.
 
zihnin ölüm ve yok oluş gerçeğini kabullenememesinden dolayı ortaya atılmış hikayelerin baş kahramanlarıdır tanrı veya tanrılar. insanların yarattığı tanrılar, aynen insanlar gibi. yalancı, hastalıklı, tehditkar ve boş vaatler veren bir tasarım. sürekli hatırlanmak ve övülmek isterler tıpkı insanlar gibi. aslında insanlar ve tanrılar birbirlerine o kadar çok benzerler ki olmak istedikleri şeyi yaratmışlardır zaten. düşünürken bile tanrının bile kendileri gibi düşündüğünü kabul ederler. tanrı var mı yok mu bilemem ama varsa da bu onun sorunu.

yanlış hatırlamıyorsam einstein bunu sıcak ve soğuk örneği ile anlatıyordu. aslında soğuk diye bir şey yoktur, soğuk aslında ısının yokluğudur. kötülük de öyle aslında kötülük diye bir şey yoktur, kötülük iyiliğin yokluğudur.

peki bu defa de şöyle bir problem ortaya çıkamaz mı ? kişi kötülüğü kötü bir şey olduğu için de kötülükten mutluluk duyduyduğu için yapıyorsa yani ona göre iyi olan şey buysa ? ek olarak iyilik nedir ? iyiliği nasıl tanımlarız ? iyilik demek kimseye kötülüğün dokunmaması mıdır ? bu da yeterli bir anlatım değil bence.

tarihin en ulvi, ulema sosyal psikologları, filozofları bile bu kavramı tam olarak ifade edememiştir. çünkü iyilik bile görecelidir. örneğin pazar sabahı uyumak isteyen miskin bir arkadaşını uyandırıp hazırlamış olduğun kahvaltı masasına çağırırsın, bu size göre miskin arkadaşınıza bir iyilik, ama arkadaşınızın hafta sonu ritmini bozacak bir kötülüktür. ee ne oldu ? tüm rasyonellik ortadan kalktı.

bence iyilik ve kötülük kavramını açıklamaya çalışmaktansa insanlara önce vicdanı aşılamak gerek.

hatta bununla alakalı güldür güldürün çok güzel bir ironisi vardı,

-domino etkisi iyilik- olarak aratıp izleyebilirsiniz.

Veciz aciklamissin azizim,ancak kismen noksan.Bu guzel konuyu nasil gormemisim ben.Bilgisayar basinda oldugum bir zaman dilimin de detayli yazacagim bu konuya.

Ve belirtmem de yarar olacak sicak/soguk soylemi İmam Gazali’ye aittir.Tutarsizliklarin Tutarsizligi adli eserin de,bu argumani/deneyi/eylemi deklare eder.
 
Veciz ne demek?
Veciz aciklamissin azizim,ancak kismen noksan.Bu guzel konuyu nasil gormemisim ben.Bilgisayar basinda oldugum bir zaman dilimin de detayli yazacagim bu konuya.

Ve belirtmem de yarar olacak sicak/soguk soylemi İmam Gazali’ye aittir.Tutarsizliklarin Tutarsizligi adli eserin de,bu argumani/deneyi/eylemi deklare eder.
 
Geri