Hedy Lamarr
Üye
-
- Katılım
- Eylül 8, 2015
-
- Mesajlar
- 224
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 268
-
- Yaş
- 28
İslamda kadının yerini sığ argümanlarla açıklayamayız diye düşünüyorum. Bunu açıklayabilmek için konuyu birçok yönden ele almak gerek bence.
Önceliği yaratılış konusuna vermek doğru olur. Nisa suresinin 1. ayetinde bu yaratılış, "o insandan eşini vücuda getirdi." mealindeki cümlesiyle ifade edilir. Konuyla ilgili başka ayetler de var ama nedense birbiriyle tutarlı değil. En kapsamlısı bu olduğu için bunu kaynak alalım. "Eşini" kelimesiyle tabiki de kadın kastediliyor. Kadın insanın eşi olarak görülüyor yani. Kadın kelimesi bile kullanılmıyor gördüğünüz gibi tüm insanlığa gelmiş hoşgörü dininin kitabında. Kadın sadece "erkeğin eşi" olarak kabul görüyor. Zamanında Carl Linneus abimizin "büyük varlık zinciri"nde kadını erkeğin bir altına koyması gibi. Yani bi nevi kuran çürümüş bir teoriyle aynı görüşü paylaşıyor diyebiliriz.
Hadi kadının aşk/seks/evlilik hayatına gelelim. En eğlencelisi bu bakın. Zira dindar insanların en büyük problemidir bu. Özellikle iki ayeti ele almak istiyorum bu konuda. Diğerlerini de merak edenler ufak bir arastırmayla ulaşabilirler.
"Bakara-223: Kadınlarınız sizin için bir (döl) ekme yeridir. O halde tarlanıza (adet halleri dışında) nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayın ve mutlaka o'na kavuşacağınızı bilin."
Neden sadece erkeğe hitap edilmiş acaba? Acaba Allah bizi konuşmaya değer insanlar olarak görmemiş mi?
“Nisâ sûresi-3: Eğer, (himayenizde bulunan) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın. Veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygunudur.”
İkişer üçer götür yavrum götür. Müslümanların bu ayete getirdikleri artık klişeye düşen açıklama şudur ;"eskidenmiş o. Savaş zamanlarında kadınlar mağdur olmasın diye erkekler birkaç kadınla evlenmiş. Zaten hiçbir insan artık bu adaleti sağlayamaz o yüzden tek kadınla evleniyor artık erkekler." Vay arkadaş. Kafaya gel sen. Erkek neden adaleti sağlayan otorite oluyor? Hadi tamam savaş zamanlarında geçerli olsun bu ayet diyelim. Ama işte sen bunu o koca popondan uyduruyorsun dostum. Kuran'da böyle bir bilgi verilmemiş. O zaman soruyorum; Tüm insanlığa indirildiği iddia edilen bir kitap. Kabul. Bu kitap yüzyıllar sonrasına kalıyor ve içinde belirli bir döneme ait o dönemin koşullarına göre yazılmış ayetler var. Bir adam çıkıp "3 kadın alacam." derse ne diye karşı çıkacaksın? Adamın kitabında yazıyor ulan. Bir de şöyle savunurlar bu durumu ;"kadın da evlenmesin o zaman zaten evli olan bir erkekle." Hangi kadın isteyerek böyle bir şey yapar? Hiç bu duruma düşmüş bir kadın gördünüz mü? O kadının neden böyle bir şeyi kabul ettiğini nasıl bir durumda olduğunu biliyor musunuz? Hiç salatalık keser gibi kafa kesilen islam ülkelerinde bulundunuz mu? Orada kadın oldunuz mu? Cevap hayır mı? O zaman susacaksın çocuk. Tek kelime daha etmeyeceksin. "Adam adaletli davranmazsa allah hesabını soracak zaten." derler bir de. Kadının suçu ne? Neden bu dünyada böylesine eziyet çekiyor allah'ın ipleri erkeğin eline vermesi yüzünden?
Evet asıl olay bu dostlar. Allah'ın ipleri erkeğin eline vermesi. Hem kadını erkekten fiziksel anlamda güçsüz yarat. Sonra kitabınla da erkekleri kadınlar hakkında söz sahibi yap. Sonra neden islam ülkelerinde kadınlar sokaktaki köpekten daha değersiz? Neden yüzünü bile göremediğimiz kara çarşafın içinde ninja gibi dolanıyor? Neden acaba?
"nisâ, 4/11: Allah size çocuklarınızın miras taksimi hususunda, erkeklerin paylarının, kızların iki katı olmasını emretmektedir. Eğer bütün çocuklar kız olup ve ikiden fazla iseler, bunların payı, ölenin bıraktığı malın üçte ikisidir. Eğer mirasçı olarak bir tek kız ise, mirasın yarısı onundur."
İslamcılar bu ayet için genelde şu ifadeleri kullanırlar ; "İslâm'da miras, şahısların ihtiyaç ve mesuliyetine göre taksime tabi tutulmuştur. Anne, eş, kız çocuk veya kız kardeşin geçimi, kendisine ait olmayıp; oğul, koca, baba veya erkek kardeşin sorumluluğundadır. Kadın çoğunlukla kendisi dışında başkalarının geçimini sağlamakla da mükellef değildir."
Evet işte size kuranın ortaçağa ait olduğuna bir kanıt daha. Kadın çoğunlukla kendisi dışındakilerin geçimini sağlamak ile mükellef değilmiş dostlar. Kadınların geçimi erkeğe aitmiş. Böyle bir şey kaldı mı artık? kaldı. Evet islam ülkelerinde kadınların çalışma hayatındaki azlığına bakarsak hala uygulanabilirliği ve geçerliği var bu ayetin. Dünyanın diğer ucunda yaşayan diğer kadınlar? Çalışma hayatına çoktan girmiş, kendi parasını kazanan, hiçbir erkeğe ihtiyaç duymayan kadınlar; o kadınlar neden kabul etsinler böyle bir şeyi? Neden kabul etsinler ikinci plana atılmayı, haksızlığa uğramayı, sadece kadın olduğu için hakkı olanı almamayı?
Gelelim zina konusuna.
"4/nisâ-15: Kadınlarınızdan zina edenlerin aleyhlerine dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, ölüm onları alıp götürünceye veya allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin."
Sormamız gereken soru şu; ataerkil düzenin işlemekte olduğu bir dünyada, iplerin erkeklerin elinde olduğu islam dininde islam hukuku karşısında kim daha avantajlı olacaktır? Yalancı şahitlik olayına nasıl çözüm bulunacaktır? Dünyada benimsenmiş evrensel hukuk kuralları vardır bakın. Bu tamamen çağ dışıdır. Erkek yalancı şahitlik olayına girdiği takdirde kadına kim inanacaktır? Neden inansındır? Bu günahları işleyenler öbür dünyada hesap verecekse bu dünyada kadınların suçu nedir? Süreyya'nın suçu neydi mesela? (bkz: Soraya'yı Taslamak)
İslamda kadının yeri var mı acaba? İslamda kadın yüzyıllardır yer edinebilmiş mi?
Önceliği yaratılış konusuna vermek doğru olur. Nisa suresinin 1. ayetinde bu yaratılış, "o insandan eşini vücuda getirdi." mealindeki cümlesiyle ifade edilir. Konuyla ilgili başka ayetler de var ama nedense birbiriyle tutarlı değil. En kapsamlısı bu olduğu için bunu kaynak alalım. "Eşini" kelimesiyle tabiki de kadın kastediliyor. Kadın insanın eşi olarak görülüyor yani. Kadın kelimesi bile kullanılmıyor gördüğünüz gibi tüm insanlığa gelmiş hoşgörü dininin kitabında. Kadın sadece "erkeğin eşi" olarak kabul görüyor. Zamanında Carl Linneus abimizin "büyük varlık zinciri"nde kadını erkeğin bir altına koyması gibi. Yani bi nevi kuran çürümüş bir teoriyle aynı görüşü paylaşıyor diyebiliriz.
Hadi kadının aşk/seks/evlilik hayatına gelelim. En eğlencelisi bu bakın. Zira dindar insanların en büyük problemidir bu. Özellikle iki ayeti ele almak istiyorum bu konuda. Diğerlerini de merak edenler ufak bir arastırmayla ulaşabilirler.
"Bakara-223: Kadınlarınız sizin için bir (döl) ekme yeridir. O halde tarlanıza (adet halleri dışında) nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayın ve mutlaka o'na kavuşacağınızı bilin."
Neden sadece erkeğe hitap edilmiş acaba? Acaba Allah bizi konuşmaya değer insanlar olarak görmemiş mi?
“Nisâ sûresi-3: Eğer, (himayenizde bulunan) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın. Veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygunudur.”
İkişer üçer götür yavrum götür. Müslümanların bu ayete getirdikleri artık klişeye düşen açıklama şudur ;"eskidenmiş o. Savaş zamanlarında kadınlar mağdur olmasın diye erkekler birkaç kadınla evlenmiş. Zaten hiçbir insan artık bu adaleti sağlayamaz o yüzden tek kadınla evleniyor artık erkekler." Vay arkadaş. Kafaya gel sen. Erkek neden adaleti sağlayan otorite oluyor? Hadi tamam savaş zamanlarında geçerli olsun bu ayet diyelim. Ama işte sen bunu o koca popondan uyduruyorsun dostum. Kuran'da böyle bir bilgi verilmemiş. O zaman soruyorum; Tüm insanlığa indirildiği iddia edilen bir kitap. Kabul. Bu kitap yüzyıllar sonrasına kalıyor ve içinde belirli bir döneme ait o dönemin koşullarına göre yazılmış ayetler var. Bir adam çıkıp "3 kadın alacam." derse ne diye karşı çıkacaksın? Adamın kitabında yazıyor ulan. Bir de şöyle savunurlar bu durumu ;"kadın da evlenmesin o zaman zaten evli olan bir erkekle." Hangi kadın isteyerek böyle bir şey yapar? Hiç bu duruma düşmüş bir kadın gördünüz mü? O kadının neden böyle bir şeyi kabul ettiğini nasıl bir durumda olduğunu biliyor musunuz? Hiç salatalık keser gibi kafa kesilen islam ülkelerinde bulundunuz mu? Orada kadın oldunuz mu? Cevap hayır mı? O zaman susacaksın çocuk. Tek kelime daha etmeyeceksin. "Adam adaletli davranmazsa allah hesabını soracak zaten." derler bir de. Kadının suçu ne? Neden bu dünyada böylesine eziyet çekiyor allah'ın ipleri erkeğin eline vermesi yüzünden?
Evet asıl olay bu dostlar. Allah'ın ipleri erkeğin eline vermesi. Hem kadını erkekten fiziksel anlamda güçsüz yarat. Sonra kitabınla da erkekleri kadınlar hakkında söz sahibi yap. Sonra neden islam ülkelerinde kadınlar sokaktaki köpekten daha değersiz? Neden yüzünü bile göremediğimiz kara çarşafın içinde ninja gibi dolanıyor? Neden acaba?
"nisâ, 4/11: Allah size çocuklarınızın miras taksimi hususunda, erkeklerin paylarının, kızların iki katı olmasını emretmektedir. Eğer bütün çocuklar kız olup ve ikiden fazla iseler, bunların payı, ölenin bıraktığı malın üçte ikisidir. Eğer mirasçı olarak bir tek kız ise, mirasın yarısı onundur."
İslamcılar bu ayet için genelde şu ifadeleri kullanırlar ; "İslâm'da miras, şahısların ihtiyaç ve mesuliyetine göre taksime tabi tutulmuştur. Anne, eş, kız çocuk veya kız kardeşin geçimi, kendisine ait olmayıp; oğul, koca, baba veya erkek kardeşin sorumluluğundadır. Kadın çoğunlukla kendisi dışında başkalarının geçimini sağlamakla da mükellef değildir."
Evet işte size kuranın ortaçağa ait olduğuna bir kanıt daha. Kadın çoğunlukla kendisi dışındakilerin geçimini sağlamak ile mükellef değilmiş dostlar. Kadınların geçimi erkeğe aitmiş. Böyle bir şey kaldı mı artık? kaldı. Evet islam ülkelerinde kadınların çalışma hayatındaki azlığına bakarsak hala uygulanabilirliği ve geçerliği var bu ayetin. Dünyanın diğer ucunda yaşayan diğer kadınlar? Çalışma hayatına çoktan girmiş, kendi parasını kazanan, hiçbir erkeğe ihtiyaç duymayan kadınlar; o kadınlar neden kabul etsinler böyle bir şeyi? Neden kabul etsinler ikinci plana atılmayı, haksızlığa uğramayı, sadece kadın olduğu için hakkı olanı almamayı?
Gelelim zina konusuna.
"4/nisâ-15: Kadınlarınızdan zina edenlerin aleyhlerine dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, ölüm onları alıp götürünceye veya allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin."
Sormamız gereken soru şu; ataerkil düzenin işlemekte olduğu bir dünyada, iplerin erkeklerin elinde olduğu islam dininde islam hukuku karşısında kim daha avantajlı olacaktır? Yalancı şahitlik olayına nasıl çözüm bulunacaktır? Dünyada benimsenmiş evrensel hukuk kuralları vardır bakın. Bu tamamen çağ dışıdır. Erkek yalancı şahitlik olayına girdiği takdirde kadına kim inanacaktır? Neden inansındır? Bu günahları işleyenler öbür dünyada hesap verecekse bu dünyada kadınların suçu nedir? Süreyya'nın suçu neydi mesela? (bkz: Soraya'yı Taslamak)
İslamda kadının yeri var mı acaba? İslamda kadın yüzyıllardır yer edinebilmiş mi?