İslam ile Evrim Çelişiyor mu Çelişmiyor mu?

Konu sahibi son olarak 3072 gün önce görüldü
Videoda bilimsel bir teori ve hipotezin ne olduğu anlatılıyor. Daha videoda neyin anlatıldığını anlayamıyorsan benim yapabilecek bir şeyim yok.

Bilimde gerçek diye bir şey yoktur.

Bu yazıyıp okuyup içimize sindirelim. Boşuna ateistlere vakit harcamayalım
Gaye bir ateisti çevirmek, onu doğru yola ulaştırmak değil ki zaten bunun mümkün olmadığını, onların basiretinin bağlandığını, bazı şartlardan dolayı inanmasına izin verilmediğini Kur’anı kerim bizlere çeşitli şekillerde söylemekte. Esas olan ateizmin mantıksızlığını ve aldıkları riskin ne kadar büyük olduğunu bildirmek. Bozuk mantıklarının ve süslü cümlelerinin nelere sebep olabileceği, hangi fırsatları kaçırdıklarını bizim hatırlamamızdır önemli olan.

“Bu kitap, Allah'tan korkanların, Allah'ın emirlerine saygılı olanların, Cenâb-ı Hakkın emirlerine itâatkar bulunan kimselerin, hidâyete ermelerine, doğruyu bulmalarına, hakîkati görmelerine, gerçeği anlamalarına vesîle teşkîl edecek bir özelliğe sâhiptir.” Bu kitâbın karakteristiği budur. İnsanlar, doğruya ve hakka tâlip iseler, mutlakâ bu kitâba uymak sâyesinde, bu kitâba uyarak o doğruyu bulma imkânını elde ederler. Bu sûretle, dalâletten, sapıklıktan, her türlü yanlış yollara düşmekten de kendilerini kurtarırlar.
.
Ama onlarda, Allah’tan korkma, Allah’ın emirlerine saygı gösterme vasfı bulunması esastır. Bu özelliğe sahip olan, bu vasfa haiz olan mü’minler, mütteki kimseler, ittika eden kimseler, Allahü tealanın kendilerine ihsanı olan bu kitap vasıtasıyla hakikati, gerçeği anlama imkanına sahip olabilirler. 2/2

“İşte onlar, Rabları tarafından hakîkî, gerçek bir hidâyet (doğru yol) üzeredirler ve onlar felâha, kurtuluşa ermişlerdir.” 2/5

Diğerleri için şunlar söylenmekte;
Kâfirleri azâb ile korkutman veyâ korkutmaman müsâvîdir. Onlar îmân etmezler. 2/6

“Kâfirler, yani inkâr edenler hakkında, herhangi bir korkutma ve îkâzda bulunsan da, bulunmasan da fark etmez; Onlar inanmazlar.” Yani bu îkâzların, bu uyarıların, onlar için tesîrli, etkili olmaz. Onlar, Allahü teâlânın kendilerine daha önce gösterdiği bütün hakîkatleri, gerçekleri göz ardı etmiş, bunları gizleme yoluna giderek, hakîkatleri görmek istememişlerdir. Haddizâtında onlar, önceki davranışlarının sonucu olarak böyle bir durumla karşı karşıya kalmışlardır. Onların inkârları, son derece inâdî, bilinçli bir inkârdır. Bu bakımdan, Cenâb-ı Hak, “onların îmân etmeleri, inanmaları söz konusu değildir artık” buyuruyor.

Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. 2/7

“Hakîkati kabûl etmeyenleri, uyarsan da, uyarmasan da, eşittir; onlar inanmazlar” buyurulmuştu. Neden? Burada ma’nâ devâm ediyor: Çünkü, “Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir.” Onlar, içinde bulundukları inkâr hâlet-i rûhiyesiyle, inkâr psikolojisiyle, kendilerini öyle şartlandırmışlardır ki, kendilerine herhangi bir îkâzda, uyarıda bulunulduğu zaman, bu îkâz, uyarı onların kulaklarına, zihinlerine, idrâklerine tesîr etmez. Yani onların kuvve-i fikriyyeleri, aklî ve zihnî faâliyetleri, melekeleri, haddizâtında gerçekleri algılayacak özelliği kaybetmiştir. Gerçekleri idrâk edecek husûsiyetlerini yitirmişlerdir âdetâ. “Kalplerine mühür vurulmuştur adetâ. Kalpleri mühürlenmiştir.” “Kulaklarına da, hakîkati duymalarına engel olacak bir nevi mâni, bir engel, konulmuştur âdetâ.” İnatlarının ve bilinçli tercihlerinin doğal sonucu budur.

Kalblerinde hastalık olanlara gelince, onların Kur’anı azimüşşanı dinlemeleri, onların küfür ve inkârlarını daha da arttırır. Onlar kafir olarak ölür giderler. Bu çok değer verdikleri dünyayı onlar hüsran içinde terk ederler. 9/125

Hevâ ve hevesini tanrı edinen ve Allah'ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâla ibret almayacak mısınız? 45/23

Sen Kur’anı kerimi okuduğun zaman biz, seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz.

Ve kalblerinin üzerine, Kur'ân'ı Kerimi anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini bir tek olarak andığın zaman onlar nefretle arkalarını dönüp kaçarlar ve bunu kesinlikle dinlemek istemezler. 17/45-17/46

26/200-201 - Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
İmam-ı Maverdi hazretleri “Seleknahu” fiilindeki zamiri, fiilin sonundaki zamiri şirk, şek ve inkâr olarak açıklamıştır. Ayeti kerimenin aslında gerek sibakıyle, gerek siyakıyle daha da bağlantılı daha da uyumlu bir mana teşkil ediyor.
Evet, yani Kur’anı azimüşşanı onların kalplerine dahil ettik. Kur’anı kerim kalplerine kadar nüfuz etseydi, aslında onlar Kur’anı kerimin manevi feyzinden istifade etme imkânını bulurlardı ama Kur’anı kerime karşı hasmane ve düşmanca bir tavrı onların Kur’anı kerime olan düşmanlıklarını sonunda onların kalplerine yerleştirdik manasında açıklamıştır İmam-ı Maverdi hazretleri.
Esasında hidayeti vermek, insanlara doğruyu göstermek, doğruyu kabul etme yeteneğini onlara bahşetmek Allahü teâlânın kudretiyle olacak bir şeydir.

İnkarın 1. Sebebi yanlış tercihte ısrar olmakta,
2. sebebi, insanın kendini düzeltmeye, iyi ve doğruya istekli olmadığından layık olamamaktan kaynaklanmakta,

Rabbiniz sizi çok daha iyi bilir. Allahü teâlâ dilerse size merhamet eder, doğruyu gösterir. Hak yolu bulmanıza yardım eder. Ama dilerse de siz iradenizi, ihtiyarınızı kötü yolda kullanmak suretiyle dalalete düşersiniz. Bundan dolayı da Cenab-ı Hak size azab eder. Biz seni, insanlara vekil olarak, onları zabtu rabt altında tutacak, onları zorla ve cebren belli bir yola sevketmek üzere göndermedik. 17/54

Allah dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi iman ederdi. İkrah etme onları. Bırak, onları kendi iradeleriyle, kendi ihtiyarlariyle başbaşa kalsın.


“Onların kaderleri, onların neye layık oldukları, nasıl bir hadiseyle karşılaşmaları icab ettiği hususundaki takdiri ilahi Allaha aittir. Cenab-ı Hak ona karar verir. Fakat onların çoğu bu hakikati, bu gerçeği bilmezler.” 7/131


10/96 Allahü teâlânın hükmü, kendileri hakkında gerçekleşmiş olanlar, iman etmezler.

Cenab-ı Hak emirlerini insanlara gayet açık, sarih ve net olarak duyurmuştur. Allahü teâlânın açıklamalarına rağmen, insanlar hala inanmamakta ısrar ediyor, inanmağa yanaşmıyorlarsa, inatlarında ve temerrütlerinde ısrar ediyorlarsa, onlar ileriye bir adım atmak istemiyorlarsa, Cenab-ı Hak onların kalplerini mühürliyecektir ve bundan dolayı artık onlar imanla şereflenemiyeceklerdir.

Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak değillerdi; fakat çokları bunu bilmezler. 6/111

10/97 Velev ki onlara bütün ayetler, mucizeler, en inandırıcı harikulade haller gözlerinin önüne serilse bile, onlar can yakıcı , elem verici azabı görünceye kadar iman etmeyeceklerdir.

Allahü teâlânın demek ki takdiri budur. Cenab-ı Hakkın emirlerine karşı insanlar hiçbir zaman muhalefette bulunmamalı, nefislerine uyarak eğer bir yanlışlık yaparlarsa, en kısa yoldan hatadan rücu ederek, Allahü tealaya pişmanlıkla tövbe ederek, Cenab-ı Hakka iltica etmeli, Ona sığınmalı, Allahü teâlânın kendisini kapısından kovmaması, rahmetinden tard etmemesi için, içi yanarak dua etmelidir insan.

36/ 7 - Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.

Bunlardan çoğu üzerinde ilahi hüküm artık kesinleşmiştir. Onların iman etmiyecekleri çok açık bir şekilde anlaşılmıştır. Onlar dehşetli bir inat ve temerrüt ile dayatmaktadırlar, karşı gelmektedirler. Büyük bir düşmanlık duygusuyla, husumet duygusuyla sana muhalefet etmektedirler. Bundan dolayı artık onlar inanmıyacaklardır buyuruyor cenab-ı Hak.

36/10 - Onları sen ister korkut, onlara akibetlerini haber ver, istersen verme. Arada hiçbir fark yoktur, onlar iman etmiyecekler.

Cenab-ı Hak bu insanların iman etmiyeceklerini haber verirken, onların bu imansızlığı, bu inkarcılığı, bizzat kendilerinin kasti olarak, bile bile istediklerini ve bu yolu kendilerinin seçtiklerini bildiriyor ayeti kerimede. Onlar artık iman etmiyeceklerdir.

“La yü’minun”, onlar iman etmiyecekler buyuruyor cenab-ı Hak. Bu durum, işte insanların aslında çok açık bir şekilde delilli, isbatlı, belgeli burhanlı önlerine konulan bir gerçek karşısında akıl almaz bir ayak diretme ve inat gösteriyorsa bir kimse, artık o kimse ile herhangi bir tartışmaya girilmez.

7/146 “Se asrifu an ayatiyellezine yetekebberune fil ardı bi gayril hak”, hakları olmadığı halde yeryüzünde sebepsiz tekebbür gösteren, büyüklenen, kendisinde bir varlık, bir benlik hisseden insanları, ayetlerimizi anlamaktan, onlardan istifade imkânından mahrum bırakırız.

Allahın izni olmadan hiçbir kimsenin iman etme imkânı yoktur. Aklını kullanmıyan kimselere Cenab-ı Hak azabı ve gazabı ilahisini gönderir. 10/99-100

İncilin ve Tevrâtın içine düştüğü çıkmazı olduğu gibi, Kur’anı kerime de bulaştırma çabaları sonucunda meydana gelen batı kaynaklı inkâr sebebi ile, Avrupalı ilim adamları, tarihçiler, hattâ hıristiyan din adamları, bugün elde mevcut bulunan Tevrât ve İncîllerin bozuk olduklarını ilân ederken, mânevi kuvvetleri inkâr eden, maddedeki terakkînin sarhoşu olup, ruh bilgilerinden haberleri olmıyan din düşmanları da, Tevrât ve İncîllerdeki bozuk yerleri ileri sürerek, dinlere saldırıyorlar. Tevrat ve İncilde görülen hataları her dine olduğu gibi İslamiyete de bulaştırmaya çalışıyorlar.

 
Bu yazıyıp okuyup içimize sindirelim. Boşuna ateistlere vakit harcamayalım
Gaye bir ateisti çevirmek, onu doğru yola ulaştırmak değil ki zaten bunun mümkün olmadığını, onların basiretinin bağlandığını, bazı şartlardan dolayı inanmasına izin verilmediğini Kur’anı kerim bizlere çeşitli şekillerde söylemekte. Esas olan ateizmin mantıksızlığını ve aldıkları riskin ne kadar büyük olduğunu bildirmek. Bozuk mantıklarının ve süslü cümlelerinin nelere sebep olabileceği, hangi fırsatları kaçırdıklarını bizim hatırlamamızdır önemli olan.

“Bu kitap, Allah'tan korkanların, Allah'ın emirlerine saygılı olanların, Cenâb-ı Hakkın emirlerine itâatkar bulunan kimselerin, hidâyete ermelerine, doğruyu bulmalarına, hakîkati görmelerine, gerçeği anlamalarına vesîle teşkîl edecek bir özelliğe sâhiptir.” Bu kitâbın karakteristiği budur. İnsanlar, doğruya ve hakka tâlip iseler, mutlakâ bu kitâba uymak sâyesinde, bu kitâba uyarak o doğruyu bulma imkânını elde ederler. Bu sûretle, dalâletten, sapıklıktan, her türlü yanlış yollara düşmekten de kendilerini kurtarırlar.
.
Ama onlarda, Allah’tan korkma, Allah’ın emirlerine saygı gösterme vasfı bulunması esastır. Bu özelliğe sahip olan, bu vasfa haiz olan mü’minler, mütteki kimseler, ittika eden kimseler, Allahü tealanın kendilerine ihsanı olan bu kitap vasıtasıyla hakikati, gerçeği anlama imkanına sahip olabilirler. 2/2

“İşte onlar, Rabları tarafından hakîkî, gerçek bir hidâyet (doğru yol) üzeredirler ve onlar felâha, kurtuluşa ermişlerdir.” 2/5

Diğerleri için şunlar söylenmekte;
Kâfirleri azâb ile korkutman veyâ korkutmaman müsâvîdir. Onlar îmân etmezler. 2/6

“Kâfirler, yani inkâr edenler hakkında, herhangi bir korkutma ve îkâzda bulunsan da, bulunmasan da fark etmez; Onlar inanmazlar.” Yani bu îkâzların, bu uyarıların, onlar için tesîrli, etkili olmaz. Onlar, Allahü teâlânın kendilerine daha önce gösterdiği bütün hakîkatleri, gerçekleri göz ardı etmiş, bunları gizleme yoluna giderek, hakîkatleri görmek istememişlerdir. Haddizâtında onlar, önceki davranışlarının sonucu olarak böyle bir durumla karşı karşıya kalmışlardır. Onların inkârları, son derece inâdî, bilinçli bir inkârdır. Bu bakımdan, Cenâb-ı Hak, “onların îmân etmeleri, inanmaları söz konusu değildir artık” buyuruyor.

Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. 2/7

“Hakîkati kabûl etmeyenleri, uyarsan da, uyarmasan da, eşittir; onlar inanmazlar” buyurulmuştu. Neden? Burada ma’nâ devâm ediyor: Çünkü, “Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir.” Onlar, içinde bulundukları inkâr hâlet-i rûhiyesiyle, inkâr psikolojisiyle, kendilerini öyle şartlandırmışlardır ki, kendilerine herhangi bir îkâzda, uyarıda bulunulduğu zaman, bu îkâz, uyarı onların kulaklarına, zihinlerine, idrâklerine tesîr etmez. Yani onların kuvve-i fikriyyeleri, aklî ve zihnî faâliyetleri, melekeleri, haddizâtında gerçekleri algılayacak özelliği kaybetmiştir. Gerçekleri idrâk edecek husûsiyetlerini yitirmişlerdir âdetâ. “Kalplerine mühür vurulmuştur adetâ. Kalpleri mühürlenmiştir.” “Kulaklarına da, hakîkati duymalarına engel olacak bir nevi mâni, bir engel, konulmuştur âdetâ.” İnatlarının ve bilinçli tercihlerinin doğal sonucu budur.

Kalblerinde hastalık olanlara gelince, onların Kur’anı azimüşşanı dinlemeleri, onların küfür ve inkârlarını daha da arttırır. Onlar kafir olarak ölür giderler. Bu çok değer verdikleri dünyayı onlar hüsran içinde terk ederler. 9/125

Hevâ ve hevesini tanrı edinen ve Allah'ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâla ibret almayacak mısınız? 45/23

Sen Kur’anı kerimi okuduğun zaman biz, seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz.

Ve kalblerinin üzerine, Kur'ân'ı Kerimi anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini bir tek olarak andığın zaman onlar nefretle arkalarını dönüp kaçarlar ve bunu kesinlikle dinlemek istemezler. 17/45-17/46

26/200-201 - Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
İmam-ı Maverdi hazretleri “Seleknahu” fiilindeki zamiri, fiilin sonundaki zamiri şirk, şek ve inkâr olarak açıklamıştır. Ayeti kerimenin aslında gerek sibakıyle, gerek siyakıyle daha da bağlantılı daha da uyumlu bir mana teşkil ediyor.
Evet, yani Kur’anı azimüşşanı onların kalplerine dahil ettik. Kur’anı kerim kalplerine kadar nüfuz etseydi, aslında onlar Kur’anı kerimin manevi feyzinden istifade etme imkânını bulurlardı ama Kur’anı kerime karşı hasmane ve düşmanca bir tavrı onların Kur’anı kerime olan düşmanlıklarını sonunda onların kalplerine yerleştirdik manasında açıklamıştır İmam-ı Maverdi hazretleri.
Esasında hidayeti vermek, insanlara doğruyu göstermek, doğruyu kabul etme yeteneğini onlara bahşetmek Allahü teâlânın kudretiyle olacak bir şeydir.

İnkarın 1. Sebebi yanlış tercihte ısrar olmakta,
2. sebebi, insanın kendini düzeltmeye, iyi ve doğruya istekli olmadığından layık olamamaktan kaynaklanmakta,

Rabbiniz sizi çok daha iyi bilir. Allahü teâlâ dilerse size merhamet eder, doğruyu gösterir. Hak yolu bulmanıza yardım eder. Ama dilerse de siz iradenizi, ihtiyarınızı kötü yolda kullanmak suretiyle dalalete düşersiniz. Bundan dolayı da Cenab-ı Hak size azab eder. Biz seni, insanlara vekil olarak, onları zabtu rabt altında tutacak, onları zorla ve cebren belli bir yola sevketmek üzere göndermedik. 17/54

Allah dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi iman ederdi. İkrah etme onları. Bırak, onları kendi iradeleriyle, kendi ihtiyarlariyle başbaşa kalsın.


“Onların kaderleri, onların neye layık oldukları, nasıl bir hadiseyle karşılaşmaları icab ettiği hususundaki takdiri ilahi Allaha aittir. Cenab-ı Hak ona karar verir. Fakat onların çoğu bu hakikati, bu gerçeği bilmezler.” 7/131


10/96 Allahü teâlânın hükmü, kendileri hakkında gerçekleşmiş olanlar, iman etmezler.

Cenab-ı Hak emirlerini insanlara gayet açık, sarih ve net olarak duyurmuştur. Allahü teâlânın açıklamalarına rağmen, insanlar hala inanmamakta ısrar ediyor, inanmağa yanaşmıyorlarsa, inatlarında ve temerrütlerinde ısrar ediyorlarsa, onlar ileriye bir adım atmak istemiyorlarsa, Cenab-ı Hak onların kalplerini mühürliyecektir ve bundan dolayı artık onlar imanla şereflenemiyeceklerdir.

Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak değillerdi; fakat çokları bunu bilmezler. 6/111

10/97 Velev ki onlara bütün ayetler, mucizeler, en inandırıcı harikulade haller gözlerinin önüne serilse bile, onlar can yakıcı , elem verici azabı görünceye kadar iman etmeyeceklerdir.

Allahü teâlânın demek ki takdiri budur. Cenab-ı Hakkın emirlerine karşı insanlar hiçbir zaman muhalefette bulunmamalı, nefislerine uyarak eğer bir yanlışlık yaparlarsa, en kısa yoldan hatadan rücu ederek, Allahü tealaya pişmanlıkla tövbe ederek, Cenab-ı Hakka iltica etmeli, Ona sığınmalı, Allahü teâlânın kendisini kapısından kovmaması, rahmetinden tard etmemesi için, içi yanarak dua etmelidir insan.

36/ 7 - Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.

Bunlardan çoğu üzerinde ilahi hüküm artık kesinleşmiştir. Onların iman etmiyecekleri çok açık bir şekilde anlaşılmıştır. Onlar dehşetli bir inat ve temerrüt ile dayatmaktadırlar, karşı gelmektedirler. Büyük bir düşmanlık duygusuyla, husumet duygusuyla sana muhalefet etmektedirler. Bundan dolayı artık onlar inanmıyacaklardır buyuruyor cenab-ı Hak.

36/10 - Onları sen ister korkut, onlara akibetlerini haber ver, istersen verme. Arada hiçbir fark yoktur, onlar iman etmiyecekler.

Cenab-ı Hak bu insanların iman etmiyeceklerini haber verirken, onların bu imansızlığı, bu inkarcılığı, bizzat kendilerinin kasti olarak, bile bile istediklerini ve bu yolu kendilerinin seçtiklerini bildiriyor ayeti kerimede. Onlar artık iman etmiyeceklerdir.

“La yü’minun”, onlar iman etmiyecekler buyuruyor cenab-ı Hak. Bu durum, işte insanların aslında çok açık bir şekilde delilli, isbatlı, belgeli burhanlı önlerine konulan bir gerçek karşısında akıl almaz bir ayak diretme ve inat gösteriyorsa bir kimse, artık o kimse ile herhangi bir tartışmaya girilmez.

7/146 “Se asrifu an ayatiyellezine yetekebberune fil ardı bi gayril hak”, hakları olmadığı halde yeryüzünde sebepsiz tekebbür gösteren, büyüklenen, kendisinde bir varlık, bir benlik hisseden insanları, ayetlerimizi anlamaktan, onlardan istifade imkânından mahrum bırakırız.

Allahın izni olmadan hiçbir kimsenin iman etme imkânı yoktur. Aklını kullanmıyan kimselere Cenab-ı Hak azabı ve gazabı ilahisini gönderir. 10/99-100

İncilin ve Tevrâtın içine düştüğü çıkmazı olduğu gibi, Kur’anı kerime de bulaştırma çabaları sonucunda meydana gelen batı kaynaklı inkâr sebebi ile, Avrupalı ilim adamları, tarihçiler, hattâ hıristiyan din adamları, bugün elde mevcut bulunan Tevrât ve İncîllerin bozuk olduklarını ilân ederken, mânevi kuvvetleri inkâr eden, maddedeki terakkînin sarhoşu olup, ruh bilgilerinden haberleri olmıyan din düşmanları da, Tevrât ve İncîllerdeki bozuk yerleri ileri sürerek, dinlere saldırıyorlar. Tevrat ve İncilde görülen hataları her dine olduğu gibi İslamiyete de bulaştırmaya çalışıyorlar.



Maecenas lacus erat, faucibus eu sodales vitae, pulvinar ut ante. Proin nec urna sagittis, maximus urna eu, aliquam velit. Aliquam erat volutpat. Suspendisse et rutrum lectus. Donec laoreet sapien velit, a sodales tortor efficitur at. Donec et feugiat velit, ut finibus odio. Sed pharetra nisl sed lacus venenatis, sed scelerisque nisi rhoncus. Morbi sagittis eros magna, et varius velit iaculis id. Curabitur viverra in ipsum et aliquet. Pellentesque efficitur, nisi sit amet vestibulum venenatis, diam magna convallis ante, vel aliquam turpis tortor vel tellus.

Ut et dapibus dui. Nam eleifend fringilla justo fermentum interdum. Mauris vestibulum pretium felis at dignissim. Curabitur congue condimentum est, sit amet faucibus ipsum dictum non. Vestibulum at lectus urna. Mauris id urna ac est dignissim mattis. In ac augue iaculis, bibendum nulla id, semper urna. Pellentesque massa massa, blandit a efficitur vel, sodales ut nisl. Integer ac ligula at diam ornare dapibus. Cras malesuada nisl vitae orci pulvinar iaculis. Curabitur eget urna bibendum nisi euismod tincidunt ut vitae dolor. Quisque mauris mauris, porta ut ipsum a, semper imperdiet urna.

Vestibulum ante ipsum primis in faucibus orci luctus et ultrices posuere cubilia Curae; Ut tincidunt volutpat erat, nec malesuada justo. Aenean ultrices, nisi a venenatis efficitur, odio dolor pretium eros, id sagittis tellus mi eu diam. Maecenas a iaculis magna. Nam dictum urna magna, ut tincidunt odio venenatis et. Morbi nec massa non ante facilisis auctor. Cras sed erat id felis tempus porta. Phasellus scelerisque vehicula nunc nec lobortis. Integer non nisl rutrum, eleifend est id, pharetra eros. Aenean mi lorem, accumsan sed justo vitae, blandit interdum ex. Pellentesque varius dui dignissim hendrerit placerat. Cras gravida luctus commodo.

Nullam semper eu risus nec finibus. Nunc ut orci lorem. In ut semper augue. Nulla facilisi. Vestibulum a augue vel neque facilisis ullamcorper. Nullam fringilla euismod ipsum vitae semper. Fusce faucibus quis quam eu tempor. Aenean non sapien feugiat, porta lacus eget, condimentum dolor. Donec semper tristique sapien eget egestas. Cras suscipit ipsum est, eget porttitor nunc euismod at. Proin vel eros ut dui fringilla placerat. Mauris quis aliquet massa. Aliquam imperdiet tellus a velit aliquam iaculis. Sed rutrum sed orci nec bibendum. Suspendisse non blandit felis.

Donec consectetur enim maximus est aliquet, eu condimentum elit venenatis. Suspendisse convallis, nibh commodo gravida interdum, ligula purus luctus mi, eu blandit ligula quam sed velit. Nunc eget lorem a diam vestibulum consectetur. Fusce eu congue turpis. Donec eu elementum purus, non iaculis ipsum. In dignissim bibendum sem. Morbi imperdiet suscipit efficitur. Sed blandit, ex in dapibus blandit, orci arcu feugiat augue, vitae convallis lorem eros eu ipsum.

Cras viverra egestas urna, eget convallis elit aliquet eget. Cras nec tincidunt quam. Suspendisse sed eleifend urna, vitae condimentum ligula. Suspendisse vitae ante ut orci euismod sagittis in sit amet lectus. Phasellus vitae tellus porttitor, egestas risus vel, consequat turpis. Cras in nisi in lacus egestas pellentesque eget vel urna. Donec imperdiet vitae eros tristique finibus. Cras interdum interdum orci. Cras vulputate velit est, quis rutrum ipsum lobortis ut. Cras elementum tempus imperdiet. Nullam iaculis nulla ac ligula ultrices, eu venenatis nisl sodales. Fusce sodales ullamcorper tempus. Proin pharetra libero quis eleifend imperdiet. Sed eget ex congue, pulvinar metus sed, accumsan arcu.

Donec vel eleifend est. Aliquam erat volutpat. Donec lobortis ligula quis congue sagittis. Vivamus at urna gravida, semper orci nec, viverra tellus. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Aliquam vitae tellus orci. Ut scelerisque risus ac luctus euismod. Vivamus quis sollicitudin nisi. Aliquam porttitor semper leo, nec sodales dolor ullamcorper eu. Etiam et ex diam. Donec vel nisi convallis, faucibus elit sit amet, dignissim magna. Pellentesque habitant morbi tristique senectus et netus et malesuada fames ac turpis egestas.

Vivamus accumsan pellentesque urna sagittis rhoncus. In viverra tempus nisi at mollis. Orci varius natoque penatibus et magnis dis parturient montes, nascetur ridiculus mus. In mollis scelerisque lectus, id elementum leo blandit et. Sed ultricies quis elit in consectetur. Fusce tristique, tellus ut varius eleifend, nisl augue dignissim dui, rhoncus sollicitudin quam purus non orci. Praesent nec quam feugiat, pellentesque mauris a, convallis felis. Aenean maximus nibh vitae urna faucibus, eget finibus est consequat. Duis fermentum arcu sed mi rhoncus gravida. Nullam ultrices consectetur vulputate. Aliquam sollicitudin sem ut velit elementum viverra. Fusce a tellus eget dolor maximus posuere. Nam pulvinar lacus non diam accumsan dictum. Aliquam auctor, tortor eu condimentum aliquet, leo arcu gravida ex, ut molestie ex libero in eros. Aliquam vel diam gravida, pharetra dolor sit amet, mattis nisl. Orci varius natoque penatibus et magnis dis parturient montes, nascetur ridiculus mus.

Fusce dignissim tempor est. Mauris aliquet odio eu magna tempor dignissim. Sed mollis massa sed elementum faucibus. Sed eget est fringilla, hendrerit ipsum ac, maximus massa. Fusce tempus vehicula quam et venenatis. Nulla facilisi. Vestibulum vel arcu ut mauris fermentum sagittis. Praesent erat quam, laoreet eu dignissim id, tincidunt eu orci. Cras tempus risus et turpis tristique, nec euismod tortor pellentesque. Nunc feugiat eros eget odio feugiat commodo. Sed scelerisque dictum cursus. Morbi dapibus, sem et bibendum volutpat, odio nisl venenatis velit, id maximus magna ligula sit amet nisi. Aliquam eget justo aliquet, condimentum tellus vitae, luctus tortor.

Nullam ultricies augue vel enim blandit congue. Etiam vitae ligula ultrices, ornare nisl sed, lobortis lorem. Fusce id augue vel nulla laoreet commodo. Aenean accumsan diam diam. Aenean id risus ante. Sed condimentum quis diam eu sodales. Maecenas luctus massa eu lobortis congue. Etiam gravida ex risus, in hendrerit justo tristique eget. Fusce efficitur facilisis quam et scelerisque. Integer commodo, dolor id consequat luctus, magna metus congue metus, ullamcorper vulputate enim leo non mauris.

Vestibulum tempor mattis augue, quis cursus urna vestibulum non. Cras molestie sodales euismod. Praesent lorem dolor, hendrerit tempus venenatis eu, volutpat sit amet mauris. Maecenas in suscipit felis. Maecenas euismod massa eu ipsum mattis interdum. Duis suscipit ultrices justo tempor malesuada. Vestibulum id dui diam. Phasellus maximus urna ac odio imperdiet, eu consequat quam auctor. Fusce scelerisque suscipit augue, vel aliquet nisi vulputate et. Nunc lacinia dignissim elit. Aliquam erat volutpat. Morbi dignissim dui dolor, ac bibendum dolor fringilla a.

Vestibulum ex dolor, lobortis sit amet efficitur consectetur, mattis ut ligula. Aenean pretium diam non ornare dictum. Maecenas faucibus, leo id posuere placerat, eros turpis viverra libero, eget ultricies mauris tellus et purus. Donec tristique consequat tempor. Sed sollicitudin mattis sodales. Vivamus pulvinar mattis leo, et pretium ante malesuada eu. Interdum et malesuada fames ac ante ipsum primis in faucibus. Fusce at odio semper, rhoncus libero ac, volutpat urna.

Integer tristique ut purus at tincidunt. Donec sit amet odio ornare, sagittis nibh at, consectetur ex. Nam nec justo sit amet lorem ultricies sollicitudin non venenatis dui. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Aliquam ultrices sem ut interdum facilisis. Sed vitae eros sed ex varius consequat ut at massa. Nunc dignissim ac massa nec commodo. Suspendisse dictum, turpis et lacinia imperdiet, augue enim aliquet tortor, ut vestibulum lorem mi non sapien. Morbi rutrum ligula odio, quis sodales ipsum consequat quis. Nulla a condimentum sem. Aliquam dolor diam, tristique eget facilisis a, venenatis quis velit. Aenean finibus lorem quis aliquet posuere. Vestibulum mauris justo, posuere in sem a, lobortis cursus libero.
 
Videoda bilimsel bir teori ve hipotezin ne olduğu anlatılıyor. Daha videoda neyin anlatıldığını anlayamıyorsan benim yapabilecek bir şeyim yok.

Bilimde gerçek diye bir şey yoktur.

Bakin ben size teori nedi hipotez nedir diye sormuyorum.
Evrim bir hipotezdir dediniz bunun ispatini istiyorum.

Sizin mantiginiza gore hareket edersek, su an savundugunuz sey sinemada Supermen'i izleyip Supermen gercek diyebilmeye benziyor.
Iyi de ben havada ucan kostumlu kimseyi gormedim. Eminim sizde gormemisinizdir.

Evrim hipotezini kanitlarla destekleyici bir makale yazmanizi istiyorum. Dilerseniz ozel mesajda atabilirsiniz.
 


Bakin ben size teori nedi hipotez nedir diye sormuyorum.
Evrim bir hipotezdir dediniz bunun ispatini istiyorum.

Sizin mantiginiza gore hareket edersek, su an savundugunuz sey sinemada Supermen'i izleyip Supermen gercek diyebilmeye benziyor.
Iyi de ben havada ucan kostumlu kimseyi gormedim. Eminim sizde gormemisinizdir.

Evrim hipotezini kanitlarla destekleyici bir makale yazmanizi istiyorum. Dilerseniz ozel mesajda atabilirsiniz.

Hala aynı şey :)

Videoda hipotez ve teorinin ne olduğu anlatılıp evrimin bir hipotez olduğu da anlatılıyor. Hala aynı şeyi sorup aynı cevabı vermemi bekliyorsan boşuna yazma.
 
Hala aynı şey :)

Videoda hipotez ve teorinin ne olduğu anlatılıp evrimin bir hipotez olduğu da anlatılıyor. Hala aynı şeyi sorup aynı cevabı vermemi bekliyorsan boşuna yazma.

Mesajlarimi okuyarak yorumlamanizi rica ediyorum. Evrim bir hipotezdir dediniz bana ve tum bilim adamlarina gore anlatim kanit degildir. Aksi halde bende bir video atar ve size yalanci derdim degil mi ?
O yuzden "sizden" kanitlarla destekleyici bir makale istedim. Basit bir makaleyi yazamayacak misiniz ?

Bakin bu makale sayesinde nobel odulu alip binlerce bilim adamini yalanci cikarabilirisiniz.
 


Mesajlarimi okuyarak yorumlamanizi rica ediyorum. Evrim bir hipotezdir dediniz bana ve tum bilim adamlarina gore anlatim kanit degildir. Aksi halde bende bir video atar ve size yalanci derdim degil mi ?
O yuzden "sizden" kanitlarla destekleyici bir makale istedim. Basit bir makaleyi yazamayacak misiniz ?

Bakin bu makale sayesinde nobel odulu alip binlerce bilim adamini yalanci cikarabilirisiniz.

Makale yazmayı basit iş zannettiğinden dolayı bu cümlelerini mazur görüyorum, sen internetten iki kaynak göster arasını doldur hop oldu sana makale zannettiğin için bu cümleleri kuruyorsun, evet Türkiye'de bu olay böyle seni de kınayamıyorum o yüzden :)

Senin video atıp atman değil mevzu. Videoda anlatılan hipotez-teori farkını herhangi bir bilim felsefesi kitabında bulabilir, ardından evrimin bu kıstaslara göre bir hipotez olduğunu buradan yola çıkarak anlayabilirsin.
 
Makale yazmayı basit iş zannettiğinden dolayı bu cümlelerini mazur görüyorum, sen internetten iki kaynak göster arasını doldur hop oldu sana makale zannettiğin için bu cümleleri kuruyorsun, evet Türkiye'de bu olay böyle seni de kınayamıyorum o yüzden :)

Senin video atıp atman değil mevzu. Videoda anlatılan hipotez-teori farkını herhangi bir bilim felsefesi kitabında bulabilir, ardından evrimin bu kıstaslara göre bir hipotez olduğunu buradan yola çıkarak anlayabilirsin.

Makale yazmak son derece basittir, zor olan kalemi elinize aldiginizda tum kariyerinizi ortayaa koydugunuzu bilmenizidir.

Elinzde hic bir veri ve hic bir kanit yok. Evrim ve evrilmek adina tum birikiminiz bu video kaydindan ibaret. Ici bos soylemleriniz de bir doluluk olmasi ihtimali icin sizden rica ettim. Belli ki bilmiyorsunuz ama bir iddianiz varsa bunu ispatlamaniz gerekiyor sorulan her soruya videoyuz izleyin demeniz bile Prof. Teomanan Durali adina bir utanctir.

Iddiasini ispatlayamayan her insan gibi yalanci durumuna dustunuz. Bu yuzden hayatinizin hic bir evresinde saygin bir cemiyette dikkate alinmayacaginizi bilmek beni gulduruyor.

Iyi gunler.
 


Makale yazmak son derece basittir, zor olan kalemi elinize aldiginizda tum kariyerinizi ortayaa koydugunuzu bilmenizidir.

Elinzde hic bir veri ve hic bir kanit yok. Evrim ve evrilmek adina tum birikiminiz bu video kaydindan ibaret. Ici bos soylemleriniz de bir doluluk olmasi ihtimali icin sizden rica ettim. Belli ki bilmiyorsunuz ama bir iddianiz varsa bunu ispatlamaniz gerekiyor sorulan her soruya videoyuz izleyin demeniz bile Prof. Teomanan Durali adina bir utanctir.

Iddiasini ispatlayamayan her insan gibi yalanci durumuna dustunuz. Bu yuzden hayatinizin hic bir evresinde saygin bir cemiyette dikkate alinmayacaginizi bilmek beni gulduruyor.

Iyi gunler.

Herhangi bir bilim felsefesi kitabını okumaktan aciz olman da beni güldürüyor :)

Tembelliğini milletin yalancılığına yoranlara zaten diyecek bir şeyim yok :)
 
Dünyanın yuvarlak olduğunu sene bilmem kaçta, dünyanın bir patlama sonucu meydana geldiğini sene bilmem kaçta öğrenen bilim ile bunları çok seneler önce yazan inanların rehber kabul gördüğü kitabın çelişmesi ? Hristiyanlık çelişmiyor onların tanrısı fen lisesi mezunu islam çelişiyor ama. Tövbe getireyim ben yinede
 
Ulaşmadımı bu konu daha evrime?
 
cekirdek-yiyerek-aycicegi-ithalatini-protesto-ettiler-IHA-20130905AW000642-4-t.jpg


Kolay gelsin , kavgamı var.
 
Uydurulan din ile çelişir.
Kuran'daki din ile çelişmez.

Evrimi inkar eden yartılışı, değişimi ve Kuran'daki bunla alakalı bir sürü ayeti de inkar eder.
Evrimi reddedenlere sorum, fiziksel evrimi ve kimyasal evrimi kabul ediyorsunuz da, yaratılıştaki süreçleri kabul ediyorsunuz da iş neden biyolojik evrime gelince inkara yöneliyorsunuz?

Çoğunuzun biyolojik bilgisinin sıfır olduğuna da eminim.
Evrimi halen Maymundan gelmek olarak gören cahiller var.
Kuran'da evrimi reddeden bir ayet göremedim. Zaten bu tarz konular akaid konusu değildir.

Evrimi bahane edip dinleri inkar etmek ise apayrı bir cehalet göstergesidir. Allah'ın insanı oluş süreci ile yaratması neden bilim ile çelişsin. Bu sizin bozuk ve hayatı tek boyutlu görmenizden dolayıdır. Zaten ahireti inkar eden ne kadar varlığına inanıyorum dese de Allah'ı inkar etmiş olur. Bu tarz biçim de bilimi bahane edip, ateizm savunuculuğu yapmak da en az maymundan geldik demek kadar cahilce ve saçma bir görüştür.

Ne yazik ki evrim konusundaki tartışmalar birbirine karşıt gibi gözüken ama aslında birbirine çok benzeyen bu iki cahil grup tarafından yapılır. Ve savunan neyi savunduğunu bilmez, reddeden neyi reddettiğini bilmez..
Oysa daha doğru tavır, dengeli bir tavırdır.

Bilim din ile çelişmez. Ancak bilim, cahil bazı din adamları ile çelişebilir. Siz eğer dini, sırf bu adamlardan inaret görüyorsanız bu da sizin probleminizdir. Sonuçta Allah dini Kuran'daki biçimde tanımlıyor. Eğer din adına konuşacak, savunacak ya da eleştirecekseniz, ayetlerden konuşmanız gerekiyor.
İslam adına konuşan herkesin hatasını, yanlışını dine fatura etmeyiniz. İslam çok akılcı bir dindir.
Gerçi Allah'a inanmayan insanları ilgilendiren konular değil bunlar. İnanmadığınız dinden size ne?
 
Geri