İsa Hiç Yaşamadı

Konu sahibi son olarak 3069 gün önce görüldü
Selamlar herkese.

Önce izleyici konumunda kaldım ve kim ne yazmış, ne demiş gözlem yaptım. Hiç kimse kanıt sormamıştı ve şaşırmıştım açıkçası. Sonunda birisi çıkıp "Bu tarih alanına girer ve tarihi belgelere de bakmak lazım." demiş. Bu yüzden devreye girme gereği duydum.

Ayrıca şu da var; illa olaya "toplumsal" açıdan bakacak olursak. Ateist veya Non-Teist görüşleri destekleyen bir çok kurumsal ve ekonomik yapı da var. Yani iddia ettiğiniz gibi "İsa yaşamamış olsa bile bu açığa çıkmaz" demek bana göre geçerli değil. Eğer gerçekten de yaşamamış olsaydı, tüm Non-Teist ve Ateist camiada sıklıkla kullanılır, diğer kurumsal yapılar da destek verip dinleri çürütmek amaçlı yardımda bulunurlardı. Yani daha açık yazmak gerekirse; "Dindar Sermaye" var olduğu kadar "Dinsiz Sermaye" de var.

Kaldı ki ben İsa'nın kesinlikle yaşamış olduğu bilgisini bir Hristiyan veya herhangi bir Teistten değil, Ateistlerden öğrendim.

Efenim, yazımın bu kısmından sonrası alıntıdır. Dileyen olursa devamını da atarım, devamında "İsa & Horus Benzerliği" konusundaki yanılgıyı anlatıyor, bir benzerlik olmadığını, bu argümanın geçersiz olduğunu belirtiyor. Yazarına teşekkürler. Not: Yazıyı yazan Ateisttir. Kaynakçada ismi belirtilen tarihçiler de Ateisttir. Herhangi bir Teist kişi ile alakası bulunmamaktadır.

“İsa’nın yaşadığının hiçbir kanıtı yoktur.”

İsa’nın var olmadığı ya da varlığına dair kanıt olmadığı iddiaları batıdaki ateist bloglardan ve bazı ateist tarihçilerden Türkiye’ye ulaşmış durumda. Bunların özellikle Zeitgeist ve Religulous gibi popüler nonteist “belgeseller” tarafından yayıldığını görüyoruz. İddiaların Türkiye’deki cazibesini anlamak zor değil. Eğer İsa var olmamışsa, İsa’nın varlığını varsayıyormuş gibi görünen İslam da otomatik olarak yanlışlanmış olur. Dolayısıyla İsa yaşamamışsa bu Türkiye ateistlerinin eline İslam’a karşı çok güçlü bir koz verir. Ancak her ne kadar bizler için doğru olması arzulanası bir iddia olsa da bu iddianın çok ciddi kusurları var.

Bu iddiaya cevap vermeden önce bir soru sormamız gerek: “Kanıt ile ne kastediliyor?” İnternette yapılan tartışmalarda bazen o kadar absürt kanıt talepleriyle karşılaşıyoruz ki insan bu taleplerde bulunanların gerçekten kanıt mı istediğini, yoksa şaka mı yaptığını anlamakta güçlük çekiyor. Örneğin İsa’nın varlığına inanmak için doğum sertifikası, video kaydı vb. isteyen kişiler görebiliyoruz. Sorun şu ki özellikle İlk Çağ öncesi tarihi kişiliklerin neredeyse hiçbirinin varlığına dair bu türden kanıta sahip değiliz ve video kaydı gibi yeni bir yöntemle kanıt bulmayı zaten beklememeliyiz. Karşılamamız gereken kanıt standardı, diğer tarihsel figürlerin varlığına dair kanıt standartlarımızla -en azından söz konusu kişinin varlığına inanmak açısından- aynı olmalı.

İsa’nın varlığının kanıtlarının bir özetini vermeden önce ateist ya da Yahudi olsun tarihçilerin genel görüşünün İsa’nın tarihsel bir kişi olduğunu kabul etmek olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Özellikle internette gördüğümüz, ateistlerin “kaale aldığı” tarihçilerin çoğunun aslında kendi kendilerini eğitmiş, kendi kitaplarını kendileri yayınlamış “amatör tarihçiler” olduğunu görmemiz lazım. Eğer diğer tarihsel kişileri değerlendirdiğimiz kriterlerle düşünecek olursak İsa’nın tarihsel bir kişilik olduğuna dair oldukça güçlü kanıtlar var.
Bunları şöyle sıralayabiliriz:

a) Mitik Hıristiyanlık iddialarına dair hiçbir kanıt yok. Hem erken Hıristiyanların hem de erken Hıristiyanlık eleştirmenlerinin pek çok konuda fikir ayrılığına düşmelerine rağmen fikir ayrılığına düşmedikleri tek konu İsa’nın tarihselliği. Eğer Mitik İsa iddiaları gerçek olsaydı erken Hıristiyanlık’ın İsa’nın tarihi bir figür oluşunu reddettiği bir “orijinal Hıristiyanlık” bulmamız gerekirdi. Ancak böyle bir şey yok. Böyle bir şey gnostik Hıristiyanlık için çok büyük bir nimet olurdu, zira onlar İsa’yı tam anlamıyla ruhsal ve bizi fiziksel Dünya’dan tamamen kurtaracak bir varlık olarak görüyorlardı. Oysa onlar bile İsa’yı tasvir ederlerken hep tarihi bir figür olarak tasvir ettiler ve İsa’nın bir “beden illüzyonuna sahip” tamamen ruhani bir varlık olduğunu iddia ettiler.

Daha da ilginci, Hıristiyanlık’ın erken eleştirmenleri için erken Hıristiyanlar’ın İsa’nın tarihselliğine inanmamaları çok güçlü bir argüman olacak olmasına rağmen bu dönemde yapılmış apolojetik örneklerinde İsa’nın var olmadığı iddialarına hiç rastlamıyoruz. Pagan ve Yahudi eleştirmenlerin İsa’nın deli, bir sihirbaz, Romalı bir askerin gayri meşru oğlu, bir sahtekar olduğu vb. iddialarına dönemin apolojistleri Justin Martyr, Origen ve Minucius Felix gibi kişilerce cevap verildiğini görüyoruz. Ancak bu apolojetik örneklerinden birinde bile İsa’nun var olmadığı iddiasına rastlamıyoruz. Eğer bu tarz bir erken Hıristiyanlık varsa, neden eleştirmenlerin gözünden kaçtı? En basit açıklama böyle bir Hıristiyanlık versiyonunun hiç var olmamış olması.

b) İnciller, İncil yazarlarının anlatılan olayları “tuhaf” bulduklarını gösteren işaretler barındırıyordu.
Bunun ilk örneği İsa’nın vaftiz olmaya gittiği zaman bir ses duyup çöle gidip oruç tutması. Markos İncili’nde İsa’nın vaftiz olması ve günahlarının yıkanması normal bir olay olarak görülüyor. Çünkü Markos İsa’nın ancak bu olaydan sonra mesih olduğunu, olaydan önce tam anlamıyla insan olduğunu düşünüyor. Matta İncili’ndeyse çok farklı bir tasvir var. Matta İsa’nın anne karnına düşüşünden itibaren mesih olduğunu savunuyor. Dolayısıyla İsa’nın vaftiz edilip günahlarından arınması ona absürt geliyor. Bu nedenle Matta İncili’nde İsa’nın vaftiz olmaya gittiği kişi Vaftizci Yahya’nın İsa’yı vaftiz etmeye itiraz ettiği ve İsa’ya aslında onun İsa tarafından vaftiz edilmesi gerektiğini söylediği bir pasaj bulunuyor bu İncil’de. Yuhanna ise İsa’nın ruhsal bir var oluş biçimiyle zamanın başlangıcından beri var olduğunu kabul etmekte olduğu için İsa’nın vaftiz edilmesini daha da tuhaf buluyor ve bu durumu vaftizi çıkararak çözüyor. Bunun yerine Vaftizci Yahya insanları vaftiz ederken mesihin geleceğini söylüyor ve İsa’yı görüp mesihin o olduğunu söylüyor. Bu İncil’de İsa vaftiz olmuyor.
Gördüğümüz üzere bir tarihsel olayı felsefi anlayışlarını kullanarak çözmeye çalışan üç farklı kaynak var. Sorumuz bu kaynakların yazarının neden böyle bir şeye kalkışmış oldukları. Bu olayın tarihsel olduklarını düşünüyorlar ki İncillerden çıkaramıyorlar. Yoksa böyle bir zahmete kim, neden girsin? Neden aynı olay bu şekillerde kaydedilmiş olsun? Unutmayın, kağıdın kıt ve pahalı olduğu zamanlardan bahsediyoruz.

c) İsa’dan Hıristiyan olmayan Tacitus ve Josephus gibi tarihçiler bahsetmekte. Özetle, hem Tacitus’un, hem de Josephus’un İsa’dan bahsetme biçimleri ve eserlerinde kullandıkları dil incelendiğinde bu tarihçilerin İsa’yı tarihi bir figür olarak kabul ettiklerini görüyoruz. Hatta Tacitus açık bir şekilde Hıristiyanlık’a karşı nefret duyuyor gibi görünüyor ancak buna rağmen İsa’nın Tiberius zamanında Pontius Pilae tarafından cezalandırılmasından bahsediyor. Bu argümanların detaylı savunularını incelemek isteyenler lütfen verdiğimiz linkteki ateist tarihçi Tim O’Neill tarafından yazılmış “An Atheist Historian Examines the Evidence for Jesus Part 2” başlıklı yazıyı okusunlar.
Bütün bunlar düşünüldüğü zaman, İsa’nın tarihsel bir kişi oluşu lehine kanıtların en az muadili diyebileceğimiz türden tarihi kişiler için olanlar kadar, hatta belki daha fazla, sağlam olduğunu görüyoruz.


Bart Ehrman — Did Jesus Exist?
Tim O’Neill — An Atheist Historian Examines the Evidence for Jesus Part 1
Tim O’Neill — An Atheist Historian Examines the Evidence for Jesus Part 2
 
Ölü denizde bulunan yazmalar hakkında bilginiz yok mu? Onlar belge değil mi? İlahi olaylardan bahsetmeleri, yalan oldukları anlamına gelmez. O zaman siz hiç Homeros'un İlyada ve Odysseia'sını okumadınız. Orda Tanrılar her boku yiyor! Yunan mitolojisinin tek kaynağıdır o kör adamın bu anlattıkları ve Truva savaşından bahsederler ve Truva savaşı yapılmış. Sadece efsanevi bir şekilde anlatılmış. Yapmayın arkadaşlar...
 
Ben çok geç kaldım yazmaya. Sızmıştım, napim :(
 
Yazdıklarımda yine haklıyım. :) Sırf Hz.İsa'ın değil diğer Peygamberlerin de yaşadığı ile ilgili bir sürü delil vardır.
Araştırmak isteyene kaynak çok.. Yaşadığı dönemde hiçbir tarihçinin Hz.İsa'dan bahsetmediğini söylemek cahillik zaten.. Doğruluk ve gerçeklerden kopmamak çok önemlidir. ;)
 
İsaaa goool musaaaa gooool
mavi şimşeeek gooool
taraftar için oynaa
x takıma koy hey!


diye bir ADS bestesi vardı, aklıma geldi İsa'yı görünce.

Takım sahaya çıkarken de 'Alemin Allah'ı geliyor' diye tempo tutulurdu, hey gidi tribüncülük yıllarım.​
 
Geri