IRCForumlari.Com.TR 2. Münazara: Ötanazi yasal olmalı mı / olmamalı mı?

🕒 Konu sahibi 3 saat önce aktifti
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Değerli Forum Üyeleri,

Münazaramız bugün itibari ile başlamış olup 22 Kasım akşamı sona erecektir.
Münazaraya grup katılımcıları haricinde yorum yapılmaması rica olunur ve yapılan yorumlar silinecektir.
Münazara katılımcılarına katkıları için teşekkür eder ve başarılar dileriz.


Kırmızı Grup: Ötanazi yasal olmalıdır.

Yazgı
Chelt
extinction

Mavi Grup: Ötanazi yasal olmamalıdır.

@X
Xerath

Münazara Hakkında Genel Bilgi

• Münazara toplamda iki hafta sürecek olup son hafta kazanan grup sizlerin oylamasına sunulacaktır.
• Münazaraya grup harici görüş bildirilemeyecek ve yapılan yorumlar silinecektir.
• Grup katılımcılarının belli bir saygı çerçevesinde görüşlerini savunması önemle rica olunur. Kişisel atışmalara izin verilmeyecektir.
• Kazanan grup üyelerine ödül olarak "Uluslararası Bestseller" kitap gönderimi yapılacak olup istedikleri kitabı seçme hakkına sahiplerdir.

Münazara Takvimi

Münazara Başlangıç ve Bitiş Tarihi: 09 Kasım 2019 - 22 Kasım 2019
Kazanan Grup Oylaması: 23 Kasım 2019 - 29 Kasım 2019

Münazara Nedir? Münazara Bölümünün Amacı Nedir?

Münazara Bölümü Kuralları
 
Son düzenleme:
Ötenazi nedir;
Ötanazi, bir kişinin veya bir hayvanın yaşamını, yaşamlarının dayanılamayacak durumda olarak algılanması sebebiyle, acısız veya çok az acıtan bir ölümcül enjeksiyon yaparak, yüksek dozda ilaç vererek veya kişiyi yaşam destek ünitesinden ayırarak sonlandırmak.

Yaşam her bireyin hakkıdır ve mutlak sona kadar kişinin kendisi veya başkasının sonlandırmasını hak etmiyor.
 
Merhaba beyler, konunun girizgahını xerath beyefendi yapmış ancak kısacık bir konuşma yapmak istiyorum görüşümü savunmadan önce. Tartışma konuları bizleri geliştirmek için var bir şeylerin daha bilincinde olalım farkına varalım diye. Yoksa elbette her bireyin fikri kıymetlidir. Ortaya atılan düşünceler sayesinde "gelişim" var. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak fikirlerimizi birbirimize saygılı bir şekilde sunup tartışabilmeyi ümit ediyorum...

Ötenazi konusunu beyefendi açıklamış. Bir konuyu atlamış onu da ben belirtmek isterim. Aktif ötenazi ve
pasif ötenazi olarak ayrılıyor bu konu. Aktif olan ilaç verilerek doktor kontrolünde gerçekleştirilen, pasif olansa kişinin hayatta kalmasını sağlayan yapay unsurların ortadan kaldırılması olarak tanımlanır.

Her ne kadar yasal olmasa da pasif ötenazi hepimizin hemfikir olacağı gibi ülkemizde de var. Artık hayatla bağlantısı tamamen kopmuş düzelemeyecek durumda olan hastaların ailelerine sorularak yaşam fişini tamamiyle çekiyorlar. Ki ötenizinin belirli kurallarındandır ki hasta acı çekiyorsa ve "yaşama dönme ihtimali artık yoksa" ötenazi uygulanır. Bu durumda yasallaşması uygun olacaktır görüşündeyim.
 
Münazaramız cumartesi sabahı başlamış olup grup katılımcılarının dikkatine sunarım.

Kırmızı Grup: Ötanazi yasal olmalıdır.

Yazgı
Chelt
extinction

Mavi Grup: Ötanazi yasal olmamalıdır.

@X
Xerath
 
Merhaba beyler, konunun girizgahını xerath beyefendi yapmış ancak kısacık bir konuşma yapmak istiyorum görüşümü savunmadan önce. Tartışma konuları bizleri geliştirmek için var bir şeylerin daha bilincinde olalım farkına varalım diye. Yoksa elbette her bireyin fikri kıymetlidir. Ortaya atılan düşünceler sayesinde "gelişim" var. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak fikirlerimizi birbirimize saygılı bir şekilde sunup tartışabilmeyi ümit ediyorum...

Ötenazi konusunu beyefendi açıklamış. Bir konuyu atlamış onu da ben belirtmek isterim. Aktif ötenazi ve
pasif ötenazi olarak ayrılıyor bu konu. Aktif olan ilaç verilerek doktor kontrolünde gerçekleştirilen, pasif olansa kişinin hayatta kalmasını sağlayan yapay unsurların ortadan kaldırılması olarak tanımlanır.

Her ne kadar yasal olmasa da pasif ötenazi hepimizin hemfikir olacağı gibi ülkemizde de var. Artık hayatla bağlantısı tamamen kopmuş düzelemeyecek durumda olan hastaların ailelerine sorularak yaşam fişini tamamiyle çekiyorlar. Ki ötenizinin belirli kurallarındandır ki hasta acı çekiyorsa ve "yaşama dönme ihtimali artık yoksa" ötenazi uygulanır. Bu durumda yasallaşması uygun olacaktır görüşündeyim.

Hasta bir bireyin sağlıklı düşünme ihtimali çok ama çok zayıftır.
Pasif ötenazi ise bir başkasının insafına kalmaktır. Hiç kimse bir başkasının yaşamı adına karar veremez.
 
Yaşam bir bireyin hakkı evet. Ancak doğmak seçim yolu ile olmuyor maalesef ve dünya da ölmekten beter eden hastalıklar mevcut. Bu yüzden yaşama hakkı olduğu kadar ölmek de hakkı olmalıdır. Evren de herşeyin bir karşılığı var ise.

İstediği için doğan var mı aramızda? Peki istemediği halde akraba evliliği yüzünden bu şekil de doğmak isteyen var mı ? Durun fotoğrafı gördükten sonra ana sayfaya dönmeyin. Siz bu şekil de doğsanız ne yapardınız ? En fazla "rabbim yardım etsin" deriz ve konudan uzaklaşırız maalesef değil mi ? Çünkü bizler sağlıklıyız çok şükür değil mi ?
73225299_140002120622683_2013644723230605312_o.jpg


bütün vücudu kanserli hücreler tarafından sarılmış ve ancak omuriliğinden düzenli olarak aldığı morfinlerle ayakta durabilen, yemeyen, içmeyen, konuşamayan kısacası hayata dahil olamayan bir insanı düşününce, o insanın tek çıkar yolu eriyerek ölmeyi beklemek olmamalı.

"İçimdeki deniz" isimli filmi izlemenizi öneririm.Belden aşağısı tutmayan bir hastanın çaresizliğini anlatan bir fılmdir. Bir çok soru ve cevap bulabileceğiniz bir filmdir.
 
Hasta bir bireyin sağlıklı düşünme ihtimali çok ama çok zayıftır.
Pasif ötenazi ise bir başkasının insafına kalmaktır. Hiç kimse bir başkasının yaşamı adına karar veremez.

Düşünme ihtimali zayıf olan bir bireyden değil düşünme yetisini artık kullanamayan bir bireyden bahsediyoruz. Hayata dönme ihtimali olsa bu kararı başka bir insana zaten vermezler. Duyduğu tek şey acı olan bir insan kendine sorulma ihtimali olsa sizce yaşamayı seçer miydi?
 
Düşünme ihtimali zayıf olan bir bireyden değil düşünme yetisini artık kullanamayan bir bireyden bahsediyoruz. Hayata dönme ihtimali olsa bu kararı başka bir insana zaten vermezler. Duyduğu tek şey acı olan bir insan kendine sorulma ihtimali olsa sizce yaşamayı seçer miydi?

Düşünme yetisi olmayanın veya yitirmiş olanın yaşamaya hakkı yok mı diyorsunuz ?
 
Yaşamak deyince aklınıza ne geliyor beyefendi? Yaşamak kelimesini tanımlar mısınız rica etsem ?

Düşünce kişiye özgüdür ve bir bireyin yaşayıp veya ölmesine kendi annesi bile karar veremez. Yaşamda düşünce gibi kişiseldir ama şunu size söyleyebilirim kimse ölmek istemez. Kaza sonucu düşünme faaliyetleri durmuş birisinin ölümüne karar verip ötenazi uygulamak sadece cinayettir. Vücut çok komplike bir makinedir ve ne yapacağı kestirilemez. Her gün tıp alanında mucizeler yaşanıyor. Belkide hayata dönme umudu olan birisini başka birisinin izniyle öldürmek sadece ama sadece cinayetin yükünü paylaşmaktır.
 
Düşünce kişiye özgüdür ve bir bireyin yaşayıp veya ölmesine kendi annesi bile karar veremez. Yaşamda düşünce gibi kişiseldir ama şunu size söyleyebilirim kimse ölmek istemez. Kaza sonucu düşünme faaliyetleri durmuş birisinin ölümüne karar verip ötenazi uygulamak sadece cinayettir. Vücut çok komplike bir makinedir ve ne yapacağı kestirilemez. Her gün tıp alanında mucizeler yaşanıyor. Belkide hayata dönme umudu olan birisini başka birisinin izniyle öldürmek sadece ama sadece cinayetin yükünü paylaşmaktır.

Aslında ötanazinin sizin belirttiğiniz gibi mucizeler olacak da hayata geri dönecek vs. bunlarla ilgisi yok. Tamamen ailelerin duygusallığıyla alakalı. Ölümü kabullenemiyoruz. O bireyin geri dönülmeyecek bir yolda olduğunu bilsek de bir makinayla bile orda öylece yatmasını izlemek istiyoruz. Bir insana acı çektirerek onun ölüşünü uzaktan seyretmek ne kadar insanca? Bu bir cinayet değildir beyefendi işkence çeken bir insanın acısına son vermektir sadece.
 
Aslında ötanazinin sizin belirttiğiniz gibi mucizeler olacak da hayata geri dönecek vs. bunlarla ilgisi yok. Tamamen ailelerin duygusallığıyla alakalı. Ölümü kabullenemiyoruz. O bireyin geri dönülmeyecek bir yolda olduğunu bilsek de bir makinayla bile orda öylece yatmasını izlemek istiyoruz. Bir insana acı çektirerek onun ölüşünü uzaktan seyretmek ne kadar insanca? Bu bir cinayet değildir beyefendi işkence çeken bir insanın acısına son vermektir sadece.

Hem düşünemiyor diyorsunuz hem acı çekiyor diyorsunuz ama ikisi birden mümkün değil. Aslında acı zihinseldir ve bilici kapalı birisi acı çekemez.
Son verilen acı yatakta bilinçsiz yatan değil başında bekleyenin acısıdır. Ötenazi ise bir gün veya 10 yıl sonra hayata geri dönme ihtimali olan birisinin o ufacık şansını elinden almaktır.
 
Hem düşünemiyor diyorsunuz hem acı çekiyor diyorsunuz ama ikisi birden mümkün değil. Aslında acı zihinseldir ve bilici kapalı birisi acı çekemez.
Son verilen acı yatakta bilinçsiz yatan değil başında bekleyenin acısıdır. Ötenazi ise bir gün veya 10 yıl sonra hayata geri dönme ihtimali olan birisinin o ufacık şansını elinden almaktır.

Bu söylediğiniz ne kadar bencilce farkettiniz mi? Başında bekleyen insan acı çekmesin diye her şey yani. Yataktaki hasta insan için değil de başında bekleyen kişi üzülmesin diye.
 
SÖZLEŞME: Madde 2 – Yaşama hakkı
1. Herkesin yaşama hakkı hukuk tarafından korunur. Kanunun ölüm cezası öngördüğü bir suç nedeniyle bir mahkemenin verdiği ölüm cezasının infazı dışın- da, hiç kimse yaşama hakkından kasten yoksun bırakılamaz.

2. Aşağıdaki hallerde yaşamdan yoksun bırakma, mutlaka gerekli olandan faz- la olmayan bir gücün kullanılması sonucu meydana gelmişse, bu maddeye aykırı sayılmaz:
a) bir kimsenin hukuka aykırı şiddette karşı savunması;
b) hukuka uygun bir gözaltına alma kararını uygulama veya hukuka uygun olarak tutulan bir kimsenin kaçmasını önleme;
c) bir ayaklanma veya isyanı hukuka uygun olarak bastırma.
ANAYASA: Madde 17 – Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı (1) Herkes, yaşama, ... hakkına sahiptir.
...
(4) Meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirle- rin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.
ANAYASA: Madde 38 – Suç ve cezalara ilişkin esaslar ...
(10) Ölüm cezası ... verilemez.

Hakkın varlık nedeni: Yaşama hakkının varlık nedeni, insanı doğal olmayan ölüme karşı korumaktır. Yaşama hakkı, esas itibarıyla yaşamın sür-dürülmesini güvence altına alır. Yaşamın kalitesiyle ilgili olaylar, ‘yaşama hakkı’ bakımından değil, diğer haklarla ve daha çok ‘özel yaşama saygı hakkı’ bakımından bir sorun doğurabilir.

Hakkın önemi: Mahkeme, Sözleşme’de korunan ‘yaşamın kutsallığı ilkesi’nden söz etmiştir.

Ancak Mahkeme yaşama hakkını esas itibarıyla Avrupa Konseyi’ni oluşturan demokratik toplumların temel değerlerin den biri olarak görmüştür.

Mahkeme, yaşama hakkının uluslararası insan hakları belgelerinde birbirine uyumlu bir şekilde düzenlenmiş olduğun kaydederek, bu hakkın insanın devredilemez bir özniteliği olduğuna ve insan hakları hiyerarşisinde üstün bir değer oluşturduğuna işaret ettiğini belirtmiştir

Kaynak ; https://www.anayasa.gov.tr/media/3555/yasama-hakki.pdf

---Mesaj 17:13 de Eklendi ---------- Önceki mesaj 17:12 de Eklendi ---

İnsanın kendisini öldürmesi. Ne şekilde olursa olsun bir kimsenin kendisini öldürmesine "intihar" denir. İntihar Allah'ın yaratmış olduğu cana kıymaktır. Bu yüzden de büyük günahlardandır. İnsana canı veren Allah olduğu gibi, onu almaya yetkili olan da odur.

İntihar etmenin haramlığı ve ahiretteki tehlikesi ayet ve hadislerle sabittir.

Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "Ey iman edenler, mallarınızı aranızda karşılıklı rıza ile gerçekleştirdiğiniz ticaret yolu hariç, batıl yollarla yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir" (en-Nisa', 4/29). Ayette, fiilen cana kıyma anlamı yanında, Allah'ın haram kıldığı şeyleri işlemek, masiyete dalmak ve başkalarının mallarını batıl yollarla yemek sûretiyle kendisine yazık etmek, ahiret hayatını mahvetmek anlamı da vardır (İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'ani'l-Azim, İstanbul 1985, II, 235).

Amr b. el-As (r.a), Zâtu's-Selâsil seferinde ihtilâm olmuş, hava çok soğuk olduğu için, su bulunduğu halde, ölüm korkusundan dolayı teyemmümle namaz kıldırmıştır. Durumunu Hz. Peygamber'e iletirken, yukarıdaki ayete göre amel ettiğini söylemiş ve Resulullah (s.a.s) Amr'ın bu yaptığını tasvip etmiştir (Ebu Dâvud, Tahâre, 124; Ahmed b. Hanbel, IV, 203).

Hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: "Yedi helak edici günahtan uzak durunuz Denildi ki, ya Resulullah, onlar nelerdir?; şöyle buyurdu: Allah'a ortak koşmak, bir cana kıymak, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, iffetli, hiçbir şeyden habersiz mümin kadına zina iftirası yapmak" (Buhârî, Vesâyâ, 23, Hudûd, Tıb, 45; Müslim, İman, 144).

İntihar geçmiş ümmetlerde de yasaklanmıştır. Cündüb b. Abdullah'tan Hz. Peygamber (s.a.s)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Sizden önceki ümmetlerden yaralı bir adam vardı. Yarasının acısına dayanamayarak, bir bıçak aldı ve elini kesti. Ancak kan bir türlü kesilmediği için adam öldü. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak; kulum can hakkında benim önüme geçti, ben de ona cenneti haram kıldım, buyurdu" (Buhârî, Enbiyâ, 50).

Kaynak ; https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/intihar

---Mesaj 17:15 de Eklendi ---------- Önceki mesaj 17:13 de Eklendi ---

Yukarida vermis oldugum orneklerin bir kismi Avrupa Insan Haklari Sozlesmesinden bir kismi ise cesitli din kitaplarindan alintilar icermektedir.

YASAM HAKKI KUTSALDIR. Seneler sonra komadan cikan insanlar var bunlarinda örneklerini verecegim. Sizin deyiminizle bitkisel hayata giren bir kisinin kendini oldurmesi lazim ki bilimsel olarak kanitlandigi üzere komadan cikmasi mumkun.

---Mesaj 17:16 de Eklendi ---------- Önceki mesaj 17:15 de Eklendi ---

https://www.google.com.tr/amp/s/www.bbc.com/turkce/amp/haberler-dunya-48029730

https://www.google.com.tr/amp/www.h...madan-cikti-ve-soyledikleri-sok-etti-28501297

Bu örnekler bile OTENAZI’nin yanlis oldugunun göstergesidir.
 
Tibbin geldigi son noktada care bulunan bircok yeni hastalik mevcud ;

https://www.medimagazin.com.tr/gunc...ar-icin-rutin-tedavi-olacak-11-681-80088.html

https://www.google.com.tr/amp/s/www...-alzheimera-ve-felce-care-bulduk-5240940/amp/

Dolayisiyla verdiginil hastalik tanimlarida OTENAZI icin geçerli sebep uretmiyor.

Üstadım çok doğru noktaya değinmişsiniz. Tıp alanında her gün mucizelere tanık oluyoruz. Bitkisel hayat kalıcı bir durum değildir. Yıllar sonra bu durumdan kurtulan insanlar var.

https://www.ntv.com.tr/saglik/bitkisel-hayattaki-hasta-15-yil-sonra-uyandi,DB5Y4rWOt0-HTamhGrW9zA

Bunun gibi bir çok örnek gösterilebilir, Bu örnekte de ötenazi kararı alınsaydı bunun cinayetten ne farkı kalır ?

Hasta bir bilinç asla sağlıklı karar veremez. Yakınları tarafından alınan ötenazi ise sadece cinayet suçuna ortak olmaktır.
 
  • Beğen
Tepkiler: X
Üstadım çok doğru noktaya değinmişsiniz. Tıp alanında her gün mucizelere tanık oluyoruz. Bitkisel hayat kalıcı bir durum değildir. Yıllar sonra bu durumdan kurtulan insanlar var.

https://www.ntv.com.tr/saglik/bitkisel-hayattaki-hasta-15-yil-sonra-uyandi,DB5Y4rWOt0-HTamhGrW9zA

Bunun gibi bir çok örnek gösterilebilir, Bu örnekte de ötenazi kararı alınsaydı bunun cinayetten ne farkı kalır ?

Hasta bir bilinç asla sağlıklı karar veremez. Yakınları tarafından alınan ötenazi ise sadece cinayet suçuna ortak olmaktır.

Yaşama özgürlüğünü savunan çoğu insan gibi yaşamanın bir hak olduğunu ama bir zorunluluk olamayacağını düşünüyorum.

Hastanın tedaviyi reddetmesi bir hak olabilirken ötenazi kabul edilemez bir uygulama olarak görülmemeli.

Sonuç olarak kimse bir ihtimali dahi var olan bir hastayı bile bile öldürmek istemez, sizin söylediğiniz gibi "cinayet" kavramıyla asla bağdaştırılamaz.

Aylarca belki yıllarca kafasını dahi kıpırdatmadan, vücudundan kokular etrafa saçılmaya başlamış, etleri dökülüp çürümeye başlamış bir hasta düşünün. Düşünebildiniz mi? Düşünemezsiniz! Çünkü sağlam bir insanın, sağlıklı bir insanın beyin gücünün çok daha ötesinde bir acıyla pençeleşiyor o insanlar.

Aileleri için ne kadar zor bir karar demiştiniz ya ailelerini düşünmüştünüz hani? O hastanın bakış açısıyla bir bakın, bir pencere açın kendinize. Sizce hangisi daha çok acı çekiyor?

Bilimin, tarifini karşılayamayacağı şeyler vardır bu hayatta. Her şeyi de bilime dayandıramazsınız.

Bahsettiğiniz beyin ölümü gerçekleşmiş insanların hayata geri dönme mevzusuna gelirsek kanser her yerini sarmış, bütün organlarına işlemiş bir insan düşünün, organlar iflas ettikten sonra suni aletlerle, cihazlara bağlı yaşatılan(ne kadar yaşamak denirse) bir hastanın geri dönme ihtimali sizce var mıdır?
 
Yarın itibari ile münazarada son haftaya girmiş bulunacağız, tüm grup katılımcılarının dikkatine sunarım.

Kırmızı Grup: Ötanazi yasal olmalıdır.

Yazgı
Chelt
extinction

Mavi Grup: Ötanazi yasal olmamalıdır.

@X
Xerath

Münazara Takvimi

Münazara Başlangıç ve Bitiş Tarihi: 09 Kasım 2019 - 22 Kasım 2019
Kazanan Grup Oylaması: 23 Kasım 2019 - 29 Kasım 2019
 
AİHM’ si önüne gelen davalarda somut olayın niteliklerine göre karar vermekte ve yaşama hakkının ölme hakkını da içermediği gö- rüşüne katılmaktadır. Ben de ötanazinin bir hak olmadığı görüşünde- yim. Haklar özellikle vatandaş olan herkese verilmektedir, oysa ötana- zi her devlet tarafından kabul edilmeyen edilse de hastanın belirli şart- ları taşıması suretiyle ölmesine iç hukukta kanunlarla icazet verilebi- len bir vaka’ dır. Ve ötanazi bir haksa herkese uygulanmalıdır, daha doğrusu uygulanabilmelidir. Hakların kısıtlanması, verilmemesi istis- na iken ötanazinin uygulanması istisnadır. Ayrıca ötanazi evrensel bir hak değildir, kabul edilip edilmemesi ülkelerin iç hukuk düzenleme- lerine bırakılmıştır. Fakat yaşam hakkı evrensel bir haktır, kanunlar- la güvence altına alınmıştır. İHEB’nin 3. maddesi, BM Medeni ve Siya- si Haklar Sözleşmesi’nin 6. maddesi, AİHS’in 2. maddesi ve AB Temel Haklar Şartı’nın 2. maddesi herkesin yaşam hakkı olduğunu söyleye- rek bu hakkı garanti altına almıştır.
Bir an için ötanazinin hak olduğunu düşünsek bile, ötanazi yaşa- ma hakkından vazgeçmek olduğuna göre kişiye sıkı sıkıya bağlı olma- lıdır deriz. Bu durumda irade dışı ötanazi getirilen ölçütlere uymaz.
Şayet insan, sübjektif haklara sahipse onu ancak bir topluluğun üyesi olduğu zaman elde edebilir ve orada ( toplumda ) bir hukuk ku- ralına boyun eğmek vardır; çünkü bütün toplumun varlığı, üyelerini etkisi altında tutan kuralların varlığı halinde ortaya çıkar.53
Her birey hayatını yönlendirme hakkına sahiptir. Bütün iradi ey- lemlerin amacı vardır.
Özgürlük sanki ışığa tutulmuş, ışığı renklere bölen bir prizmadır; herkes ona bakarak kendi açısından gördüğü rengi veya renkleri tasvir eder.54 Özgürlük, sübjektif bir hak olarak, dilediği gibi serbest davran- mak serbestisi değil; fakat bireyin sosyal dayanışma olgusuyla müm- kün olabilen en iyi işbirliği içinde, benliğini olabildiği ölçüde geliştir- menin, bütün bireylere yüklediği bir yükümlülüktür.55 Bu tanımdan yola çıkarak diyebiliriz ki; özgürlük her şeyi yapabilmeye muktedir olma hakkı değildir.
53 Türközer, Bahir, Toplumsal Gerçeklik Olarak Hukuk, Ankara, 1996, s. 66.
54 Kapani, Münci, Kamu Hürriyetleri, Yetkin Yayınevi, Ankara, 1993, s. 3.
55 Türközer, a. g. e., s. 239.
TBB Dergisi, Sayı 86, 200

Özgürlüğün bu kapsamı içinde, insan hiç de özgür olma hakkına sahip değildir; o yerine getirilmesi gereken bir sosyal ödeve, benliğini mümkün olan en üst düzeyde geliştirme ve gerçekleştirme ve sosyal fonksiyonunu, gerektiği gibi yerine getirme ödevine sahiptir.56 Bu ifa- delerden de anlaşılabileceği gibi insan, hayatını sonlandırma özgürlü- ğüne sahip değildir.
Asıl mesele, özgürlüklerin platonik olarak tanınması değil, fakat onun sağlanması ve korunması meselesidir.57 Kanımca ölme hakkı ola- rak kabul edilen kavramın sağlanması ve korunması söz konusu değil- dir, çünkü ötanazi hak vasfına haiz değildir.
Bireysel iradelerin sahip olduğu isteme gücü, sosyal dayanışma- nın amacına aykırı bir sonucu ya da onun tarafından belirlenmemiş bir amaca uygun bir sonucu istemek olanağı tanımaz. Bireyin sahip oldu- ğu güç, isteme ödevi tarafından belirlenmiş isteme gücüdür.58
Temel hakların biri de yaşama hakkıdır. Ötanazinin meşrulaştırıl- ması insanların birbirlerini öldürmeme yükümlülüğünün çiğnenmesi anlamını taşır ki, bu yüzden ötanazi kanunlaştırılmamalıdır.
Ötanaziyi meşrulaştırmak yerine toplumda engelli ve hasta olarak yaşamlarını sürdüren dezavantajlı kesimlerin refahı arttırılmalı, erişi- lebilirlik ve ulaşılabilirlik en üst düzeye çıkartılmalı yani yaşam kali- tesi arttırılmalıdır. Çünkü işin esasına girdiğimizde hiçbir dezavantaj- lı gruptaki insan ölmeyi istemez, sadece kendini buna mecbur hisse- debilir.
KAYNAKLAR
Kitaplar
Artuk, Gökçen, Yenidünya, Ceza Hukuku Makaleleri, Güven Kitabevi, İstanbul, 2002.
Erem, Prof. Faruk, Suç Bilimi Açısından Adalet Psikolojisi, Adil Yayıne- vi, Ankara, 1997.

KAYNAK ; http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2010-86-581
 
AİHM’ si önüne gelen davalarda somut olayın niteliklerine göre karar vermekte ve yaşama hakkının ölme hakkını da içermediği gö- rüşüne katılmaktadır. Ben de ötanazinin bir hak olmadığı görüşünde- yim. Haklar özellikle vatandaş olan herkese verilmektedir, oysa ötana- zi her devlet tarafından kabul edilmeyen edilse de hastanın belirli şart- ları taşıması suretiyle ölmesine iç hukukta kanunlarla icazet verilebi- len bir vaka’ dır. Ve ötanazi bir haksa herkese uygulanmalıdır, daha doğrusu uygulanabilmelidir. Hakların kısıtlanması, verilmemesi istis- na iken ötanazinin uygulanması istisnadır. Ayrıca ötanazi evrensel bir hak değildir, kabul edilip edilmemesi ülkelerin iç hukuk düzenleme- lerine bırakılmıştır. Fakat yaşam hakkı evrensel bir haktır, kanunlar- la güvence altına alınmıştır. İHEB’nin 3. maddesi, BM Medeni ve Siya- si Haklar Sözleşmesi’nin 6. maddesi, AİHS’in 2. maddesi ve AB Temel Haklar Şartı’nın 2. maddesi herkesin yaşam hakkı olduğunu söyleye- rek bu hakkı garanti altına almıştır.
Bir an için ötanazinin hak olduğunu düşünsek bile, ötanazi yaşa- ma hakkından vazgeçmek olduğuna göre kişiye sıkı sıkıya bağlı olma- lıdır deriz. Bu durumda irade dışı ötanazi getirilen ölçütlere uymaz.
Şayet insan, sübjektif haklara sahipse onu ancak bir topluluğun üyesi olduğu zaman elde edebilir ve orada ( toplumda ) bir hukuk ku- ralına boyun eğmek vardır; çünkü bütün toplumun varlığı, üyelerini etkisi altında tutan kuralların varlığı halinde ortaya çıkar.53
Her birey hayatını yönlendirme hakkına sahiptir. Bütün iradi ey- lemlerin amacı vardır.
Özgürlük sanki ışığa tutulmuş, ışığı renklere bölen bir prizmadır; herkes ona bakarak kendi açısından gördüğü rengi veya renkleri tasvir eder.54 Özgürlük, sübjektif bir hak olarak, dilediği gibi serbest davran- mak serbestisi değil; fakat bireyin sosyal dayanışma olgusuyla müm- kün olabilen en iyi işbirliği içinde, benliğini olabildiği ölçüde geliştir- menin, bütün bireylere yüklediği bir yükümlülüktür.55 Bu tanımdan yola çıkarak diyebiliriz ki; özgürlük her şeyi yapabilmeye muktedir olma hakkı değildir.
53 Türközer, Bahir, Toplumsal Gerçeklik Olarak Hukuk, Ankara, 1996, s. 66.
54 Kapani, Münci, Kamu Hürriyetleri, Yetkin Yayınevi, Ankara, 1993, s. 3.
55 Türközer, a. g. e., s. 239.
TBB Dergisi, Sayı 86, 200

Özgürlüğün bu kapsamı içinde, insan hiç de özgür olma hakkına sahip değildir; o yerine getirilmesi gereken bir sosyal ödeve, benliğini mümkün olan en üst düzeyde geliştirme ve gerçekleştirme ve sosyal fonksiyonunu, gerektiği gibi yerine getirme ödevine sahiptir.56 Bu ifa- delerden de anlaşılabileceği gibi insan, hayatını sonlandırma özgürlü- ğüne sahip değildir.
Asıl mesele, özgürlüklerin platonik olarak tanınması değil, fakat onun sağlanması ve korunması meselesidir.57 Kanımca ölme hakkı ola- rak kabul edilen kavramın sağlanması ve korunması söz konusu değil- dir, çünkü ötanazi hak vasfına haiz değildir.
Bireysel iradelerin sahip olduğu isteme gücü, sosyal dayanışma- nın amacına aykırı bir sonucu ya da onun tarafından belirlenmemiş bir amaca uygun bir sonucu istemek olanağı tanımaz. Bireyin sahip oldu- ğu güç, isteme ödevi tarafından belirlenmiş isteme gücüdür.58
Temel hakların biri de yaşama hakkıdır. Ötanazinin meşrulaştırıl- ması insanların birbirlerini öldürmeme yükümlülüğünün çiğnenmesi anlamını taşır ki, bu yüzden ötanazi kanunlaştırılmamalıdır.
Ötanaziyi meşrulaştırmak yerine toplumda engelli ve hasta olarak yaşamlarını sürdüren dezavantajlı kesimlerin refahı arttırılmalı, erişi- lebilirlik ve ulaşılabilirlik en üst düzeye çıkartılmalı yani yaşam kali- tesi arttırılmalıdır. Çünkü işin esasına girdiğimizde hiçbir dezavantaj- lı gruptaki insan ölmeyi istemez, sadece kendini buna mecbur hisse- debilir.
KAYNAKLAR
Kitaplar
Artuk, Gökçen, Yenidünya, Ceza Hukuku Makaleleri, Güven Kitabevi, İstanbul, 2002.
Erem, Prof. Faruk, Suç Bilimi Açısından Adalet Psikolojisi, Adil Yayıne- vi, Ankara, 1997.

KAYNAK ; http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2010-86-581

Yukarida alinti yaptigim saygideger hukukcu Arzu Besiri madde madde izah etmis.

Bugun hukuksal olarak sadece 4 devletin kabul ettigi Diger mesajlarimda belirttigim gibi Avrupa Insan Haklari Mahkemesi’nin YASAM HAKKI’ni savunan ve Dunya’da ki hemen hemen butun devletlerin kabul ettigi uzre aklen, bilmen ve dinen OTENAZI nin yasal olmasi manasiz, mantiksiz ve dahi anlamsizdir.

Tesekkur ederim.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri