İnsan ilişkilerinde çıkarılmış en büyük ders

Konu sahibi son olarak 590 gün önce görüldü
Aynı şeyleri tekrar tekrak yaparak farklı sonuçlar beklemek aptallık, aptalların yapacağı türden delilikler. İnsanlar sizin için değişmez, çıkarlarına giden yolda bazen egonuzu okşarlar ve arada rekabet varsa ellerine geçen ilk fırsatta in aşağıya çekerler. Fırsatçı her yerde her ortamda vardır. Önemli olan bu insanlara fırsat vermemek. Hayat aklı, mantığı, duygularları yerli yerine , uygun zamanlarda yerleştirdiğin zaman başarılı olduğun bir oyun. Satranç oyunu gibi çok da benzer zaten. İnsanlara dair çok çok büyük beklentilere gerek yok. Yani aslında geçilecek ve yakılacak köprüleri birbirinden ayırt etmek gerekiyor. Yürüdüğün bu köprüde kötü enerji yayan insanları hayatımdan uzak tutuyorum. İnsan elemekte daha bonkörüm. Hayatımda varlığıyla yer edemeyen insanın yokluğunu hissetmiyorum.
 
Çıkardığım dersten ziyade, tüm organlarıma metastaz yapmış bi kanser gibi bilinçli bilinçsiz uygunladigim bir prensip var:
Yaralarından,sırlarından kimseye bahsetme.
Ders kalitesinde mi?
Asla.
Birine güvenememek hayatta olabilecek en büyük noksanlıklardan biridir. Hatta hastalık bi çeşit.
Ona güvenme buna güvenme diyenler filozof değil, benim gibi olan ama objektif olamayan insanlar benim için.Başarabilirseniz güvenilecek birini bulun ve kıymetini bilin.
Emin olun varlar.
 
az insan. az dost. nezaket ama birçok kişiyle mesafe.
bana öyle geliyor ki ben dost kotamı doldurdum -şanslıyım- fazlasıyla yoruluyor ve istemiyorum.
 
yani bu konuyla ilgili birçok şey yazabilirim aslında, küçücük bi yerde türlü türlü insana denk geldim. kimseye güvenememek en önemli çıkarım oldu benim için de yaşadıklarımdan sonra.
 
sonuç : susmak, en gürültülü haliyle hem de
 
Cevreni kucuk tut, her yuzune guleni dost sanma..
 
Beklenti derim buna öncelikle.. Karşınızdaki insandan beklentiniz ne denli fazlaysa yıpranma katsayınız da o denli fazla.. Maddi manevi insan kendine yetebilmeli. Hatta bir adım öteye gidip yaralarını sarabilmeyi kendini iyileştirebilmeyi bilmeli. Bir başkanın iyileştireceğini umduğu hayati durumlarda kendini sübvanse edebileceği en önemli yön.
Bir diğeri de kimseye yokluğunun getireceği olası hasarlar nispetinde davranmamak. Birinin hayatında var olmak yahut gitmek bir tercihtir. Eğer biri hayatınızda var olmayı istemiyorsa hoşça kal diyebilmeyi bilmeli insan.
 
bu aralar mottom bu;
geçinmeye gönlü olan geçinir, anlaşmak isteyen orta yolu bulur, telafi etmek isteyen eder, önemseyen gösterir. kısacası ben böyleyim diye bir şey yok. ben sana karşı böyleyim diye bir şey var.
 
Ne olursan ol, ne kadar fedakarlık yaparsan yap karşındakinin anladığı, dinlediği kadarsın. Asla fazlası olamazsın.
 
Yani kimin yarasina merhem olursan ol iyileştiği an seni satacaktır.
 
derse gerek yok herkes çıkarı kadar istediğin ya da çıkarın kadar istediğin oluyor. kimileri de mesneviden ders aldığını sanıp bir mevlana edasıyla döndüğünü sanarken led ışıklı topaçtan öteye gidemiyor.
 
buna körün gözü açılınca ilk bastonunu kirarmis diyoruz.
yakın zamanda tecrübe etmiş bulunduk, merhamet sınırimizi daraltip, hakedenin hakettiği gibi yaşamasını saglamaliymisiz
 
Başkalarına nispet için size yaklasan insanları bataklığında bırakın.
 
Cevap verme huyunu filtrelemek.
Evet.
Sinirden geberirken,kanın alev alev akarken, ne desem ne yapsam da şunu yerle bir etsem dürtüsünü törpülemek, şimdi buna cevap vermezsem kendini bi bk sanacak vari obsesyonlarla baş etmek zordur fakat yıllar,bazı tecrübeler bunları aşma fırsatı sunar size.
Haksız bilinme ihtimaliniz,karşı tarafın haklı olduğu konusunda kendini yırtması ve çirkeflik seviyesi çok umrunuzda olmamaya başlar.
Kafanızı çevirir, gökyüzüne bakarsınız...Yırtınma,vızıldamaya,vızıldama sessizliğe bürünür algılarınız için;daha profesyonel yok sayar, geçmişinizdeki cevaplarınıza gülümsersiniz.
Tmm sensin ya da hiçbir şey dememek.
İki sihirli öneri.
 
henüz çıkarılmamış olandır.
 
Geri