Bir insan Tanrı'ya veya kendi gözünde Tanrılaştırdığı bir varlık/nesneye tabii olarak iman edebilir.Bu hayatın akışına uygun ve saygı gösterilmesi gerekilen bir durumdur.Nitekim Hz. Peygamber (Asm) döneminde de inançsız olanlar vardı,ve Peygamber (Asm) bu kişileri hiç bir zaman tekfir edip,mecbur bırakma raddesinde olmamıştır.
İnsanın başına çeşitli dönemler de,güzel ve kötü işler gelir.Güzel zamanlar da insan,dünyayı kendi gibi mutlu addeder ve paradigması bu seyirle yol alır.Zira bu zaman dilimin de,kişi bir inanca mensup değilse mutluluğun kaynağını ve merkezini kendi sayar.Ancak kişinin başına bir felaket,sınırlarını zorlayabilecek bir kötülük geldiğinde inançlı insana göre,inançsız bireyin kendisini teskin etmesi imkansız demiyorum,ancak daha zordur.
Dediğim gibi inanç insanın özünde olan bir mekanızmadır.Misal tarihe bakacak olursak bilinen en eski yapı olan göbeklitepe'de dizilmiş tapınakların şamanizmle bağlantılı olabileceği düşünülüyor.Dünyanın en saygın üniversitelerinden Yale üniversitesi tarafından yapılan ve dünyanın yine en saygın bilim dergilerinden New Scientist’ta yayınlanan bir araştırmaya göre insan beyni "Tanrı'ya inanmak için programlanmış" denilmiştir.
Bebekler ve çocuklar arasın da yapılan araştırmaya göre,insan beyninin tabiatın da Tanrı'ya da bir yaratıcıya inanmak var.Beyin "sebep ve sonuçla" çalışıyor.Beyin,"beyin ile ruhun" birbirinden ayrı olduğunu düşünmek için programlı.Bu da "ütopik varlıklar" edinmeye veya "Tanrı'ya ve dinlere inanmamıza" sebep oluyor.Araştırmaya göre,hiçbir din eğitimi almamış 6-7 yaşında çocuklar bile dünyadaki her şeyin bir sebebi olduğuna inanıyor.Taşların,nehirlerin veya kuşların yaratılmasının bir sebebi olduğunu düşünüyor.
İnanır veya inanmazsınız sizin tercihiniz.Ancak şu an inançsız bir insanın aylar/yıllar sonra bir Yaratıcı'nın olduğuna iman etmesi anlaşılır/kabullenilebilir.