Gerçek bir kahramanın hikayesini öğrendim bugün. Mehmet usta 18 yaşındaki kızını kaybeden ve dünyadan soğuyan bir adam. Şehrini terk ediyor ve ailesini alıp başka bir şehre yerleşiyor. Gittiği şehirde belediyede işçi olarak çalışmaya başlıyor. 1970 ler falan. Kendisiyle beraber aynı dönemde işçi olarak karşı komşusu da belediyede çalışmaya başlıyor. Zamanla oturduğu evi üç katlı bir saray haline döndüren karşı komşusunu balkondan izleyip dururmuş. Soranlara ise "belediye bloklarına gelen iki kamyondan birini kendi evine göndererek yaptı bu binayı" dermiş. Aradan bir süre geçmiş ve Mehmet usta belediye başkanının çok yakın dostu olmuş. Başkan yurt dışı gezileri hariç şehir içi ve şehir dışında hiçbir zaman Mehmet ustayı yanından ayırmazmış. Bir işçi iken nasıl o kadar yükselmiş diye sorunca "o zaten kendini her ortamda, her alanda belli eden bir insandı. başkanın bütün dönemlerinde onu hiçbir zaman yanıltacak yönlendirmeler yapmamış" cevabını aldım. Bir vakit gelmiş ve başkan Mehmet ustaya projeler teklif etmeye başlamış. Mehmet usta hiçbirini kabul etmemiş. Bir çok teklifi reddettikten sonra "aşk olsun Mehmet usta, bari sana güzel bir bina dikelim, hem kira gelirlerin olur, hem de kiracı yaşamaktan kurtulursun" diye teklif etmiş. Mehmet usta bunu da kabul etmemiş. Yerleştiği şehirde kiracı yaşayıp kiracı ölmüş. Şehirde söz sahibi olmuş, hatır sahibi olmuş ve kendi köyünden gelen 40-50 haneyi gerek belediyede gerekse başka işletme veya kurumlarda iş ve meslek sahibi yapmış. Hala bu aileler Mehmet ustayı minnet ve gözyaşı ile anarmış. Bu aileler büyük esnaflar, büyük tüccarlar olmuşlar.
"Bayramlarda Mehmet ustayı ziyarete gittiğimizde evin içi, bahçesi ve kapısı o kadar kalabalık olurdu ki adım atmaya yer bulamazdık. O evden karnı aç çıkamazdık. Leyla teyze ve gelini onca ziyaretçiye nasıl yetişirdi hayret ederdik."
"Mehmet ustanın oğlu biraz huysuzdu. Babasına her gün misafir ağırlama konusunda sitem ederdi. Fakat bizim anlamadığımız, ne yapar ne eder her gelen misafire bahçede kırmızı et pişirir yedirirdi. Varını yoğunu misafirlere harcardı. O sebeple cebinde hiç parası kalmazdı."
Şehirde hala Mehmet ustanın eserleri mevcut. Peki emekli olunca ne yapmış biliyor musunuz? Bazı binalarda kazancılık yapmış. İnanilmaz bir hayat hikayesi. Bunca imkana sahip olup bu kadar mütevazı yaşamak çok çok az insanın tercih edebileceği bir hayat. Biz olsak kendimize köy kurup muhtar olmuştuk.
Allah sana rahmet etsin Mehmet usta. Memlekette sizin gibi insanlar yok artık.