Hz.Muhammed'in Akrabaları

Konu sahibi son olarak 3723 gün önce görüldü
Peygamber Efendimizin Soyu ve Yakınları


Peygamber efendimiz Kureyş kabilesindendir. Kureyş kabilesi ise aynı soydan gelmekteydi. Fertleri uzaktan, yakından birbirleriyle akrabaydı. Bu nedenle birbirlerine; amcamın oğlu, kardeşimin oğlu ya da amcamın kızı, kardeşimin kızı diye hitap etmekteydiler.

İslam tarihindeki olayları tam manasıyla anlayabilmek, doğru irdeleyebilmek için peygamber efendimizle kavmi arasındaki akrabalık ilişkilerini de yakından bilmek gerekir.

Fakat daha önce belirttiğimiz gibi peygamber efendimizin soyu Kureyş kavmi ile iç içedir. Bu bile başlı başına çok geniş ve derin bir konudur. Biz burada sadece peygamber efendimizin soyu ile İslam tarihinde adı geçen kişilerden bahsedeceğiz.

= = =

Peygamber efendimiz soyu konusunda dedesi Abdülmuttalibten sonra yirminci atasına kadar zikredilmesine izin vermiştir. Buna göre O:

Muhammed (a.s.v) b. Abdullah b. Abdülmuttalib (Şeybe) b. Haşim (Amr) b. Abd-i Menaf (Mugire) b. Kusayy (Zeyd) b. Kilab b. Mürre b. Kâb b. Lüey b. Galip b. Fihr b. Malik b. Nadr b. Kinâne b. Hüzeyme b. Müdrike (Amir) b. İlyas b. Mudar b. Nizar b. Maad b. Adnandır.

Peygamberimizin soyu Adnan’dan kırk ata sonra İsmail b. İbrahim’e (a.s.) gelip dayanır.

Peygamberimizin ataları konusunda daha geniş bilgi isteyen okuyucularımız ikinci cildimize (Cahliye Dönemi) müracaat edebilirler.

= = =

Peygamberimizin babası Haşim oğullarından Hz. Abdullah b. Abdülmuttalibtir.

Peygamberimizin annesi Zühre oğullarından Hz. Amine bint-i Vehbtir. Bu nedenle Zühre oğulları peygamberimizin dayısı durumundadır.

Ashab-ı Kiramdan Hz. Sad b Ebi Vakkas Zühre oğullarındandı. Peygamber efendimiz kendisine dayım diyerek iltifat buyururdu.

= = =

Peygamberimizin anneannesi Abdüddar oğullarından Berre bint-i Abdüluzzadır.

Peygamberimizin babaannesi Mahzum oğullarından Fatıma bint-i Amrdır.

Peygamberimizin anne yönünden dedesi Vehb b. Abd-i Menaf b. Zühredir.

Peygamberimizin baba yönünden dedesi Abdülmuttalib b. Haşimdir.

Görüldüğü gibi peygamberimiz soyca baba tarafından Haşim oğullarına, anne tarafından Zühre oğullarına, anneanne tarafından Abdüddar oğullarına, babaanne yönünden ise Mahzum oğullarına gelip dayanmaktadır.

= = =

Peygamberimizin dedesi Abdülmutalibin annesi Selma bint-i Amr hatun Medinede oturan Neccar oğullarındandı. Bu nedenle Neccar oğulları peygamberimize dayı düşmekteydiler.

Peygamberimizin dedesinin dedesi Abd. Menaf b. Kusayy’ın annesi Cürhümîlerden (Huzaâlardan) Hubba Hatun idi.

Bu nedenle Cürhümilerde (Huzaâlarda) peygamberimize dayı düşmekte idiler. Huzaâlar ile Haşim oğulları her zaman birbirlerine yakın durmuşlar ve yardımcı olmuşlardır.

= = =

Sakiflerden Benî Sad b Bekir kabilesi peygamberimize süt anneliği ve kardeşliği yönünden yakındılar.

Arap gelenek ve göreneklerine göre süt anneliği ve kardeşliği gerçek anne ve kardeşlerden farksızdır. Bu nedenle bu bağ son derece güçlüdür ve ömür boyu sürmüştür.

= = =

Peygamberimizin büyük, büyük dedesi Kusayy b. Kilabın annesi Fatıma bint-i Sad, kocasının ölümünden sonra Kudaâlardan Rebia b Haram ile evlenmiş olduğundan peygamberimizle Kudaâlar arasında akrabalık bağı kurulmuştur.

= = =

Peygamberimizin zevceleri:

1-Ümmül müminin Hz. Hatice bint-i Hüveylid (r.anha)

2- Ümmül müminin Hz. Sevde bint-i Zema (r.anha)

3- Ümmül müminin Hz. Aişe bint-i Ebu Bekir (a.anha)

4- Ümmül müminin Hz. Meymune (r.anha)

5- Ümmül müminin Hz. Ümmü Habibe (r.anha)

6- Ümmül müminin Hz. Ümmü Seleme (r.anha)

7- Ümmül müminin Hz. Zeynep bint-i Cahş (r.anha)

8- Ümmül müminin Hz. Zeynep bint-i Huzeyme (r.anha)

9- Ümmül müminin Hz. Safiye (r:anha)

10- Ümmül müminin Hz. Hafsa bint-i Ömer (r.anha)

11- Ümmül müminin Cüveyriye bint- Haris (r.anha)

12- Ümmül müminin Hz. Mariye (r.anha


Ümmül müminin Hz. Hatice bint-i Hüveylid (r.anha) ile Ümmül müminin Hz. Zeynep bint-i Huzeyme (r.anha) peygamberimizin sağlığında vefat etmişlerdir.

Peygamber efendimizin vefatından sonra Ümmülmüminin olan hanımları içinde ilk vefat eden Zeynep bint-i Cahş (r.anha) en son vefat eden ise Hz. Ümmü Seleme’dir (r.anha)

Peygamberimiz yukarıda belirtilenler dışında Esma bint-i Numanel Kindî ile hicretin dokuzuncu yılında evlenmiş ise de bu kadın, onu çekemeyen bazı kadınların oyununa gelmiş, peygamberimizin onaylamadığı bazı davranışlarda bulunmuş, peygamberimizde onu gerdeğe girmeden babasının evine göndermiştir.

Peygamberimiz Reyhane isminde bir hanımla nikâhlanmış ise de kadının vücudunda hastalık belirtisi bazı alacalar bulunduğundan gerdeğe girmemiştir.

= = =

Peygamberimizin erkek evlatları:

1-Hz. Kasım.

2-Hz. Abdullah

3-Hz. Tayip

4- Hz. Tahir

5-Hz. İbrahim


= = =

Peygamberimizin kız evlatları:

1-Hz. Zeynep (r.anha)

, 2-Hz. Rukayye (r.anha)

3-Hz. Ümmü Külsüm (r.anha)

4-Hz. Fatımatüzzehra (r.anha)


Hz. İbrahim dışındaki evlatlarının annesi Hz. Hatice bint-i Hüveylidtir. Hz. İbrahimin annesi Hz. Mariyedir.

Bazı kaynaklarda Hz. Tayip ve Hz. Tahirin aynı çocuk olduğu şeklinde bir rivayet vardır. Bu rivayet doğru ise peygamberimizin dört kız, dört erkek evladı olmuş olur.

Peygamberimizin erkek evlatlarının hepside küçük yaşlarda vefat etmişlerdir.

Hz. Fatıma dışındaki bütün evlatları peygamberimizin sağlığında vefat etmişlerdir.

Bu durumda peygamberimiz bazı kaynaklara göre sekiz, bazı kaynaklara göre de yedi defa evlat acısını tatmış, iki hanımını da kendi elleriyle defnetmiştir.


= = =

Peygamberimizin damatları:

1-EbulAs (r.a) (Hz. Zeynebin kocasıdır.)

2-Hz. Osman b. Affan (r.a) (Hz. Rukayye ile Hz. Ümmü Külsümün kocasıdır.

3-Hz. Ali b. Ebu Talip (k.v) (Hz. Fatımatüzzehranın kocasıdır.


= = =

Peygamberimizin erkek torunları:

1-Abdullah b. Osman (Annesi Hz. Rukayyedir)

2-Hasan b. Ali (r.a) (Annesi Hz. Fatımatüzzehradır.)

3-Hüseyin b. Ali (r.a) (Annesi Hz. Fatımatüzehradır.


Peygamberimizin kız torunları:

1-Hz.Zeyneb bint-i Ali (Annesi Hz. Fatımatüzzehradır.

2-Hz.Ümmü Külsüm Bint-i Ali (Annesi Hz. Fatımatüzzehradır.)


Peygamber efendimizin ilk sütannesi amcası Abdüluzzanın (Ebu Lehebin) cariyesi Süveybe Hatundur.

= = =

Peygamberimizin süt kardeşleri

Süveybe hatun oğlu Mesruk ile birlikte peygamber efendimizi, Hz. Hamza b. Abdülmuttalibi (r.a) ve Ebu Seleme b. Abdülesedi (r.a) de emzirmiştir.

Peygamberimizin ikinci süt annesi Benî Sad b Bekir kabilesinden Ebu Zueyb Abdullah b. Harisin hanımı Halime Hatundur.

Buna göre peygamberimizin sütkardeşleri:

Mesruk (Süveybe hatun emzirdi)

Hz. Hamza b. Abdülmuttalib (r.a) (Süveybe hatun emzirdi)

Ebu Seleme b. Abdülesed (r.a) (Süveybe hatun emzirdi)

Abdullah b. Abdullah (Halime hatun emzirdi)

Şeyma bint-i Abdullah (Halime hatun emzirdi)

Üneyse bint-i Abdullahtır. (Halime hatun emzirdi)


Arap kültüründe sütkardeşliği çok önemlidir. Süt kardeşlerin birbirleriyle evlenmeleri haramdır. Süt kardeşlerin öz kardeşlerden herhangi bir farkı yoktur.

= = =

Peygamberimizin dadısı Ümmü Eymen Berekedir.

Peygamberimizin gerçek annesi yerine koyup sevip, saydığı ve diğerlerinden ayrı tutup değer verdiği dört kadın vardır.

Bunlar:

1-Halime hatun (peygamberimizin sütannesi)

2-Fatıma bint-i Esed (r.anha) (Ebu Talibin hanımı. Peygamberimizi bakıp, büyüten kadın.)

3-Ümmü Eymen Bereke (r.anha) (Peygamberimizin dadısı)

4-Süveybe hatun (Doğduğunda peygamberimizi emziren kadın)


Peygamberimiz sağlıklarında bu dört kadını sık, sık ziyaret eder, sevgi ve saygı gösterir, ikramlarda bulunurdu.

= = =

Peygamberimizin amcaları (yaş sırasına göre):

1-Haris..Annesi Semra Bint-i Cündübtür

2-Zübeyr..Annesi Fatıma Bint-i Amr

3-Ebu Talib (Abd-i Menaf)Annesi Fatıma bint-i Amr

4-Ebu Leheb (Abdüluzza). Annesi Lübna Bint-i Hacer

5-Kusem.. Annesi Fatıma Bint-i Amr

6-Dırar Annesi Nüteyle Bint-i Cenab

7-Mukavvim(Abdülkâbe).Annesi Hale Bint-i Vüheyb

8-Hacl (Kaydak)..Annesi Hale Bint-i Vüheyb

9-Abbas..Annesi Nüteyle Bint-i Cenab

10-Hamza..Annesi Hale Bint-i Vüheybdir.

Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib en büyük oğlu Harise nispetle Ebül Haris künyesiyle künyelenmiştir. Beş numarada belirtilen Kusem küçük yaşta vefat etmiştir.

= = =

Peygamberimizin halaları olan Abdülmuttalib’in kızları ve bu kızların anneleri şunlardır.

1-Safiyye..Annesi Hâle Bint-i Vüheyb

2-Ümmü Hakîm Beyza.. Annesi Fatıma bint-i Amr

3-Âtike.. Annesi Fatıma bint-i Amr

4-Ümeyme… Annesi Fatıma bint-i Amr .

5-Ervâ Annesi Fatıma bint-i Amr

6-Berre. Annesi Fatıma bint-i Amr


= = =

Peygamberimizin amcaoğulları:

1-Talib b. EbuTalib

2-Âkil b. Ebu talib

3-Cafer b. Ebu Talib (r.a)

4-Ali b. Ebu Talib (k.v)

5-Utbe b. Abdüluzza (Ebu Leheb)

6-Uteybe b. Abdüluzza (Ebu Leheb)

7-Abdullah b. Abbas (r.a)

8-Fadl b. Abbas (r.a)

9-Kusem b.Abbas (r.a)


= = =

Peygamberimizin amcakızları:

1-Ümmü Hani Fahite bint-i Ebu Talib (r.anha)

2-Fatıma bint-i Hamza b. Abdülmuttalib (r.anha)


= = =

Peygamberimizin halaoğulları:

1-Zübeyr b. Avvam ( Annesi Hz. Safiye bint-i Abdülmuttalip)
Zübeyr b. Avvam aynı zamanda Ümmülmüminin Hz. Hatice Bint-i Huveylidin kardeşi Avvamın oğludur. Bu nedenle Hz. Hatice Zübeyr b. Avvamın halasıdır. Zübeyr b. Avvamın hanımı Esma Bint-i Ebu Bekir Ümmül-müminin Hz. Aişe Bint-i Ebubekirin ablasıdır. Hz. Aişe Abdullah B. Zübeyrin teyzesi olur.

2-Tuleyp b. Ümeyr (Annesi Hz. Erva Bint-i Abdülmuttalip)

= = =

Peygamberimizim halakızları:

1-Ümmülmüminin Hz. Zeynep bint-i Cahş

= = =

Peygamberimizin üveyoğulları:

1-Hind b.Ebi Hâle (r.a) (Annesi Hz. Hatice)

2-Hâle b. Ebi Hâle (r.a) (Annesi Hz Hatice)

3-Seleme b.Abdülesed (r.a) Annesi Ümmü Seleme


= = =

Peygamberimizin üvey kızları:

1-Hind bint-i Âtik (Annesi Hz. Hatice)

= = =

Peygamberimizin azatlıları:

1-Zeyd b. Harise

2-Ebi Kebşe

3-Enese
 
soywn5zc2zr7.jpg
 
PEYGAMBERİMİZİN SOY ŞECERESİNİ TANIMADA ÖLÇÜ
Şecere-i Âdem'in en değerli semeresi bulunan Hz. Muhammed (s.a.v.)'in şeceresini tanımak, her müslüman için bir vazifedir. Resûlullah (s.a.v.), peygamberzâde peygamber Hz. İsmail'in soyun-dandır. Bu hususu muhtasaran açıklamak istiyoruz.

Hz. İbrahim'in dört evliliği olmuş ve bu izdivaçlardan ön üç evladı dünyaya gelmiştir. Şöyle ki: ilk evliliği Hz.Sâre ile olmuştur. Yaşı ilerlediği halde uzun müddet çocuğu olmamıştı. Aile içindeki bu boşluğu doldurmasını Cenâb-ı Hakk'a yaptığı "Rabbim! Bana sâlihlerden (bir çocuk hibe et" (1) duası ile niyaz etmiş idi.

Refika-i hayatı Hz. Sâre bu eksikliğin telafisi için, câriyesi bulunan Hâcer'i Hz. İbrahim'e hediye ederek bir asalet örneği göstermişti. Bu izdivacın meyvesi ve Hz. İbrahim'in ilk evladı bulunan Hz. İsmail, Hali-lullah Hazretlerininin doksandokuz yaşında bulunduğu sırada dünyaya geldi

İbrahim aleyhisselâm yüz on iki yaşında bulunurken Cenâb-ı Hak Hz.Sâre yolu ile İshak ismindeki oğlunu ihsan etti (3). İbrahim aleyhisselâm, iki tane oğlan evladına nâil olunca Allah Teâlâ'ya "Bana (şu) ihtiyarlığ (ım) a rağmen İsmail ve İshak'ı bahş eden Allah'a hamdolsun" (4), diye arz-ı şükranda bulundu.

Hz.İsmaiI, ergenlik çağına ulaşınca, Cürhümî'lerden bir kızla evlendi ve on iki evladı oldu. Bunlardan en büyüğü Nabit ismindeki oğludur. Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'in şerefli soyu, bu oğlu vasıtası ile Hz.İsmail'e ulaşmaktadır. Tarihçei hayatlarısiyer kitaplarında tafsilâtı ile açıklanan Hz. Hâcer, doksan yaşında iken Mekke'de vefat etti ve Kâbe-i muazzama'nın Hicr kısmına defn olundu. Hz. İsmail, annesinin vefat ettiği sırada yirmi yaşında bulunuyordu. Hz. İbrahim'den sonra, yaşının yüz otuz yediye ulaştığı sırada İsmail aleyhisselâm da âlem-i cemâle göç etti ve annesinin kabri yanına defn olundu (5).

Hz. İshak, babasının hayatında iken Şam halkına peygamber olarak gönderildi. Altmış yaşında iken vefat eden bu yüce Peygamber Halilürrahman kasabasında defn olundu. Annesi Hz. Sâre, 127 yaşında vefat etti ve oğlunun medfûn bulunduğu yere defn olundu (6).

İbrahim aleyhisselâm, üçüncü evliliğini Kenan'lılardan Kantûra adında bir kadınla yapmış ve bu zevcesinden dört oğlu olmuştur. Dördüncü izdivacını da Hacûnî denilen bir hanımla yapmış ve ondan da yedi oğlu olmuştu (7).

Ülülazim peygamberlerden bulunan Hz. İbrahim, "Halilüllah" rütbesine nâil oldu. Tevhid inancının yayılması için ömrü boyunca çalışan İbrahim aleyhisselâm 175 yaşında iken (diğer bir rivayette 200 yaşında bulunduğu sırada) ebedî hayata göç etmiş ve Halillürrahman kasabasında defn olmuştur.

ismail aleyhisselâm ile Peygamberimizin 20. batında dedesi bulunan Adnan arasında kırk tane ata (dede) vardır. Biz, siyer ve nesep bilginlerinin ittifak ettikleri Adnan'dan başlayarak Resûl-i Ekrem'e kadar olan ecdadını sıra ile ele alıp açıklamak istiyoruz. Bu beyanda Peygamber (s.a.v.)'in dedelerinin isimlerini tamamen büyük harflerle, onların kardeşleri bulunan şahısların adlarını ise normal yazılış ile göstermek istiyoruz.

ADNAN'ın iki oğlu olmuştur. Onlar: MAAD ve Âk'tır. Bu şahsın dört oğlu vardır:

NİZAR, Kudâa, Kunus ve İyâd. Bu kimsenin de üç oğlu olmuştur. İsimleri:

MUDAR, Rabia ve Enmâr'dır. Mudar'ın iki oğlu vardır. Bunlar:

İLYAS ve Aylân'dır Bu zâtın üç oğlu dünyaya gelmiştir. İsimleri:

MÜDRİKE, Tabîha ve Kamaa'dır. Bu şahsın iki oğiu olmuştur. Ad-ları: ' * '.

HUZEYME ve Hüzeyl'dir. Bu zâtın da dört oğlu olmuştur: Onlar:

KİNANE, Esed, Esede ve Hûn'dur. Kinâne ismindeki dedesinin dört oğlu vardır:

NADR, Mâlik, Abdi Menâf ve Milkân. Nadr'ın iki oğlu olmuştur. İsimleri:

MÂLİK ve Yahlud'tur. Bu zâtın tek oğlu vardır. O da

FİHR'dir. Bu zâtın dört oğlu dünyaya gelmiştir. İsimleri:

GÂLİB, Muhârib, Hâris ve Esed'tir. Galib'in iki oğlu olmuştur. On-lar:

LÜEYY ve Teym'dir. Bu zâtın dört oğlu bulunmaktadır. Adları:

KA'B, Âmir, Sâme ve Avf'tır. Bu şahsın üç oğlu dünyaya gelmiştir. Onlar:

MÜRRE, Adiy, Husayn'dır. Mürre'nin üç oğlu bulunmaktadır. İsimleri:

KİLÂB, Teym ve Yakaza'dır. Bu zâtın iki oğlu vardır:

KUSAY, Zühre: Bu zâtın dört oğlu iki kızı vardır. İsimleri:

ABDİ MENÂF, Abdüddâr, Abdül-uzzâ, Abdi Kusay. Kızları: Tahmür, Berre'dir. Abdi Menâf'ın'dört oğlu dünyaya gelmiştir. Adları:

HÂŞİM, Abdüşşems, Muttalib ve Nevfel'dir. Hâşim'in dört oğlu ve beş tane kızı vardır. İsimleri:

ABDÜLMUTTALİB (ŞEYBE), Esed, Ebû Sayfî. Kızları: Şifâ, Hâlide, Zaife, Rukayye ve Hayye'dir.Peygamberimizin dedesi Abdül-Muttalib'in on oğlu ve altı kızı bulunmaktadır. Bu çocukların hepsi bir anneden olmadığı için onları annelerine göre sıralandırmak istiyoruz:

ABDULLAH, Ebû Tâlib, Zübeyr; Ümmü Hakim Beyzâ, Atika, Ervâ, Berre. Bunların anneleri Fâtıma'dır. Abbâs, Dırâr. Bu iki oğlunun annesi Nüteyle'dir. Hamza, Mukavvim, HacI adlı oğulları ile Safiyye adındaki kızlarının annesi ise Hâle'dir. Hâris adındaki oğlunun annesi Semrâ'dır.Ebû Leheb (Abdül-uzza). Bunun annesi Lübni'dir.

Hz. Âmine'nin annesi Berre, onun annesi ise Ümmü Habib'tiba tarafına gelince, Haz. Âmine'nin babası Vehb, onun pederi Abdi Menâf, onun babası da Zühre'dir. Hz. Abdullah'ın baba şeceresi açıklanmış bulunmaktadır. Annesi Fâtıma, onun vâlidesi Sahre, onun annesi Tahmür'dür. Her ikisinin soyu KİLAB'da birleşmektedir.

(1) Sûre-i Sâffât, 100.
(2) Tefsir-i Kurtubî, c. 9, sh. 375.
(3) Tefsir-i Kadî, c. 1, sh. 639.
(4) Sûr-i ibrahim, 39.
(5) Büyük islâm İlmihâli Siyer kitâbî: madde: 27, 29
(6) Büyük islâm İlmihâli Siyer kitabı: madde: 27, 29
(7) Tabakât-i İbni Sâd, c. 1, sh. 48.



 



Peygamber Efendimizin Soyundan Gelenler
Hz. Muhammedin soyundan gelenlere ne denir
İslam dininin son peygamberi Muhammed’in ev ahalisi ve akrabalarını, kısacası ailesini tanımlamak için ehl-i beyt kelimesi kullanılır.
Peygamber Efendimiz (sav)’in kızı Hz. Fatma (ra)’dan olan torunu Hz. Hasan (ra) soyundan gelen kişilere İslam kültüründe “seyyid” adı verilmektedir. Hz. Muhammed (sav)’in diğer torunu olan Hz. Hüseyin (ra)’ın soyundan olan şahıslar da “şerif” olarak adlandırılmaktadır.
 
Erva adı, şiirlere ve nesirlere yazılan Peygamber Efendimizin baba tarafından olan halasıydı.

Peygamber Efendimizin peygamberlikle görevlendirildiği İslam’ın ilk yılları boyunca o yaşamını sürdürmüştür.Erva binti Abdülmuttalib radıyallahu anha Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin halası... Oğlunun delâletiyle İslâmla şereflenen bir hanım sahâbî... Çocuğuna devamlı nasîhat eden, Rasûlullah’ın yanından ayrılmamasını tenbih eden, ona destek olmasını isteyen fazîletli bir anne!..

O, Haşimoğullarına mensuptur. Annesi Fâtıma binti Amr b. Âiz’dir. Babası Abdülmuttalib’dir. Sevgili Peygamberimizin babası Abdullah ile ana-baba bir kardeştir. İslâm’ın ilk günlerini gören ve akrabalık gayretiyle Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimize destek olan bir hanımdır.

Erva ve kız kardeşlerinin babaları hayattayken onun için ağıt yazmalarıdır.Abdul Muttalip ölüm döşeğindeyken, bu dünyadan ayrıldıktan sonra ne hissedeceklerini öğrenmesine imkan sunmaları için, kızlarından teker teker mersiye yazmalarını istemişti.

Erva da bu beyitlik ağıtı yazmıştı:


Gözlerim öyle birisi için yaşlar akıtıyor ki;Tevazu güzel bir ahlak olarak bahsedilmiştiİyi huylu ve güler yüzlü olan alicenab bir Seyyid için;Cömertlikte eşi bulunmaz bir kişi; engin bilgili bir adam için;Parlak bir zekayla, cömertlikte eşsiz ve kahraman bir savaşçıydı.Cesurların ölüm korkusuyla titredikleri yerde, o cesaretle karşılayan;O asil bir adamdı.

Dine olan sadakatlerini izzet bilen hanımların takip etmeleri için Erva'nın sadakat ve sabrının örnek olması ve güzel ahlaklı bir hayat için rehberlik etmesi ümidiyle…


-Alıntı-
 
Peygamber Efendimizin Annesi

Anne


Kureyşin bütün genç kızları, Abdülmuttalib oğlu Abdu-llah´a eş olmak için can atıyor ve Abdullah´ın doğuracakları çocuklarının babası olmasını arzuluyorlardı. Yirmi yaşına iffetli olarak ulaş*mıştı. Asla zina etmemiş, kötülüğe yöneldiği görülmemişti. Her zaman iyilik taraftarı olmuştu.Babasının, onun üzerinde itaat hakkı vardı. Ama babasına gü*nah olmayan hususlarda itaat etmesi gerekiyordu. Çünkü o, babasıyla bir arada yaşamış olduğundan dolayı, ondan ayrılamaz ve ona muhalefet edemezdi. Babasının en sevdiği oğluydu. Babası onun için eş olarak Veheb´in kızı Amine´yi seçmişti.

Amine´nin ba*bası Veheb, Abdumenef bin Zühre´nin oğluydu. Zühre, Kusay´ın kardeşi ve Kilab´ın oğluydu. Babası, Zühreoğulları kabilesinin efendisiydi. Nitekim Abdulmuttalib de, Kusay oğullarının efendisiydi. Sonra da, bütün Mekke´nin tartışılmaz lideri olmuştu. Çün*kü o, övgüyle söz edilebilen bir kimseydi. Kureyşliler arasında akıllı ve mantıklı bir şekilde hareket ederdi. Asla zorbalığa ve baskıya yeltenmezdi. Evet bu genç, hısımlıkta babasıyla ortak ol*muştu. Çünkü her ikisi de, Veheb bin Zühre oğulları kabilesine mensup kadınlarla evlenmişlerdi.

Abdulmuttalib, Veheb kızı Hale ile evlenmişti. Hale, Amine´nin amcasının kızıdır. Abdulmutta*lib, oğlu Abdullah için eş olarak Amine´yi seçmişti. Amine, Abdul-muttalib´in zevcesinin amcasının kızıydı. Zevcesinden Abdulmut*talib oğlu Hamza doğmuştur.[1] Abdulmuttalib´in oğlu Hamza, İs*lam uğruna cihad vererek şehitlerin efendisi unvanını kazanmış bir şahsiyettir. Evet, Abdülmuttalib´in zevcesinden, Hamza´dan başka Zübeyr bin Avvam´ın anası Safiye doğmuştur. Zübeyr, Re-sulullah (sav) in en yakın dostu olmuştu. Bu nedenle Abdulmutta*lib oğlu Hamza şu üç bağ nedeniyle kendisini peygamber efendimize bağlamıştı.

1- Peygamber efendimizin amcasıydı.

2- Peygamber efendimizin annesinin amcasının oğluydu.

3- Peygamber efendimizin süt kardeşiydi.

Bütün bunların ötesinde o, Peygamber efendimizi, Mekke´de iken Kureyşli müşriklere karşı koruyan iki amcasından biriydi. Peygamber efendimizi yakın akrabalık nedeniyle değil, Muham*medi risaîete olan imanı ve Allah yolundaki cihadı nedeniyle mü*dafaa eden ikinci amcası olmuştu. Bu nedenle de gerçekten şehit*lerin efendisi unvanını alma hakkına sahip olmuştu.

Abdulmuttalib kızı Safîye´de de, kendisini Resulullah´a bağlayan iki akrabalık bağı vardı. Bunlardan biri asabelik bağı, diğeri de zu- rahimlik bağıydı. Çünkü Safîye, Peygamber efendimizin halasıydı. Aynı zamanda anasının amcasının kızı, Hale´nin kızıy*dı. Zorluk ve rahatlık dönemlerinde Peygamber efendimizle beraber olmuştu. Onda Abdulmuttalib ailesinin şecaat ve kahraman*lığı vardı.

Peygamber efendimizin soyu ile, Zühre oğullarının soyu, Ki-lab´da birleşir. Araplar bu zata Kilab adını vermişlerdir. Tarihçi-lerse, kendisindeki hikmetten dolayı ona Hakim adını vermişler*dir. Evet, Zühre oğulları, Kilab´da Peygamber efendimizin soyuy-la birleşmekle birlikte, Haşim oğullarına karşı muhalif değillerdi. Onlara, kendilerini ne cahiliyet, ne de İslamiyet döneminde düşmanlığa sürükleyecek bir rekabet gösterisinde bulunmuyorlardı. Aksine onlara yardımcı, destekçi ve dost oluyorlardı. Bunu da ne*fislerine hükmeden bir baskıdan dolayı değil fakat kalplerini bir*birine bağlayan sevgiden dolayı yapıyorlardı.

Haberlerde nakledildiğine göre, Kilab, yakın zamanda Ku-reyşliler´den bir peygamberin geleceğine inanan kimselerden biriydi. O, her cuma günü kavmine hitapta bulunarak onların dikkatlerini bu noktaya çekerdi. [2] Eğer bu haber doğruysa, bu, bizi şu noktaya götürmektedir. Kilab, İbrahim peygamberin dinine sımsıkı sarılan bir kimseydi. İsmail oğullarından gelecek olan peygambere inanan kimselerden biri idi. Diyebiliriz ki onun Allah inancına, cahiliyet putperestliğinin izleri bulaşmıştır. Bu özellik, Araplar´m akıl sahibi çoğu kişilerinde bulunan bir özelliktir. On*ların ahlak ve himmet sahiplerinde de bu izlere rastlamak müm*kündür. Örneğin Abdulmuttalib ve ondan sonra da Mekke´nin li*deri, Resulullah´m koruyucusu Ebu Talib de bu özelliğe sahipti.

Amine, annesi Berre binti Abdulaziz bin Osman bin Abdüddâr bin Kusay yoluyla Peygamber efendimizin soyuna katılmaktadır. Bilindiği gibi Kusay, Peygamber efendimizin dedelerindendir.

Nakledilen bazı haberlerde görüldüğü üzere, ortaya şöyle bir soru atılmaktadır. Peygamber efendimizin babası Abdullah´ın, Amine´den başka bir zevcesi var mıydı Amine´den önce veya son*ra evlendiği başka bir kadın bulunuyor muydu

"Siret" adlı eserin sahibi ibn îshak şöyle der: "Anlatıldığına gö*re Abdullah, Veheb kızı Amine" ile birlikte yaşayan ikinci karısına uğrayarak onu yatağına davet etmişti. Fakat Abdullah´ın, uğraştığı iş dolayısıyla üstü çamurla lekelenmişti. Kadın ondaki çamur lekelerini görünce, yatağına gitmekte gecikmişti. Abdullah onun yanından çıkıp yıkandı ve üzerindeki çamur lekelerini temizledi. Sonra Amine´nin yanına gitti ve yeniden o karısına uğradı. Bu defa da karısı onu yatağa davet etti ama Abdullah, onun yatağına gitmedi. Amine´nin yamna gidip onunla birlikte kaldı. Böylece Amine, Muhammed (sav)´e hamile kaldı. Bundan sonra Abdullah, diğer karısının yanına gitti ve ona: "Yatağa gelecek mi-sin "diye sorunca, karısı şu cevabı verdi: "Hayır. Önce bana uğradığında almnda beyaz bir nur parçası görmüştüm^ Seni yatağa davet ettim. Fakat yanıma gelmedin. Gidip Amine´yle buluştun." [3] Biz bu haberi reddediyoruz. Abdullah´ın, Muhammed´in anası Amine´den başka bir kadınla evlenmediğine inanıyoruz. Muham*med, yaratıkların en hayırlısı ve bu kainatta parlayan ilahi bir nurdur. Biz bu gerçeği kabul ediyoruz. Çünkü:

1- Bu, sadece İbn İshak´ın rivayet ettiği bir haberdir. Bu haber, sahih hadis kitaplarında yer almamıştır. Eğer Abdullah´ın, Amine´den başka bir zevcesi olsaydı, bu, herkesçe bilinen meşhur bir haber olur ve diğer kitaplarda da nakledilirdi. Nitekim Abdul-muttalib´in müteaddit evlilikleri konusundaki haberler, kitaplarda yer almıştır. Her zevcesinden doğan çocukları ve nesebinin beyanı belirtilmiştir. Yaratıkların efendisinin babası Abdullah, önemsiz bir kimse olmadığı1 için, eğer birden fazla evliliği olsaydı, bu bilinirdi. Halbuki Abdullah´ın şerefi -Muhammed´in (sav) ba*bası olması nedeniyle- Abdulmuttalib´inkinden daha yüksektir.

2- Bu mevhum evliliğin ne zaman yapılmış olduğu da bildiril*memektedir. Eğer gerçek ise, bu evliliğin durumundan da haberimiz yoktur. Sonucunun neye vardığı anlatılmamıştır. Bu genç yaşında ne diye ikinci bir evlilik yapmış olsun Bu konuda hiçbir şeyin anlatılmamış olması, bu haberin doğru olmadığını göstermek*tedir. Zaten bu garip bir haberdir.

3- Siyer kitaplarında anlatıldığına göre, söz konusu kadın, Ab*dullah´a, kendisiyle temasta bulunması için teklifte bulunmuş fakat aralarında bir evlilik bulunduğuna dair herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Abdullah da onun bu talebini reddetmiştir. Önceki sayfalarda naklettiğimiz iki meşhur beyit, onun helalden başka bir şeyi kabul etmediğini dile getirmiştir. Ancak namusunun, üstünlüğünün, aile şerefinin cevaz verdiği helaîa yönelmiş*tir. Buna daha önce de işarette bulunmuştuk.

4- Bu rivayet, batıllığını kendi içinde taşımaktadır. Çünkü burada anlatıldığına göre, karısı olduğu söylenen kadın, çamura bulanmış olan Abdullah´ın isteğini kabul etmemiştir. Oysa makul olan, kocası tarafından çağrılan kadının, kocasının isteğini yerine getirmesidir. Oysa kadın, Abdullah´ın yıkanıp temizlenmesini istemiş, yoksa kendisiyle yatağa girmeyeceğini bildirmişti. Abdullah ise, onun bu şartına uyarak gidip yıkanmış ve temizlenmişti. Ami-ne´nin yanına uğradıktan sonra, o kadının -ki o da kendisinin iki eşinden biri olmalıydı- yanma uğradığında, artık o, kendim Abdul*lah´tan alıkoymamalıydı. Abdullah´ın alnında görmüş olduğu bir nur parçası nedeniyle onunla yatakta yatmaya razı olduğu nasıl söylenebilir Eğer onunla yatağa girmeye razı oluşunun sebebi bu ise, Abdullah´ın ilk istediği anda, elbisesindeki çamur nedeniyle onunla yatmaktan imtina etmiş olması düşünülemez. Eğer o kadın, Abdullah´ın alnındaki nuru kendi rahmine intikal ettirme düşün*cesinde idiyse, Abdullah´ın üzerindeki çamur lekeleri onun bu dü*şüncesini gerçekleştirmesine engel teşkil etmemeliydi.

İşte bu mülahazalar gözönünde bulundurulduğu takdirde, bu rivayetin temelde çelişik unsurlar taşıdığı görülmektedir. Dolayısıy*la bu rivayet, baştan sona reddedilmesi gereken bir rivayet durumuna düşmektedir.

[1] İbn Kesir, c. 2, s. 251.

[2] İbn Kesir, el-Bıdaye Ve´n-Nıhaye, c. 2, s. 2

[3] Ibn Hisara, Siret, c. 1, s. 157.

Amine´nin Yüksek Nitelikleri

Kendisi hakkında nakledilen haberlerden de anlaşıldığı üzere Amine, yüksek sıfatlarla muttasıf idi. Çok sabırlı ve mütehammil bir yaratılışa sahipti. Yücelik ve üstünlük sıfatlarında iffetli Meryem´e benzerdi. Cenab-ı Allah´ın onu, beşeriyetin efendisi Muham-med (sav) e anne olarak seçmiş olması, iffetli Meryem´i, Mesih peygamber için ana olarak seçmesine benzemektedir.

Sabırlı oluşunda, evlilik fitnelerinden uzak, kainattaki en bü*yük risaletin sahibine hamile kalışı hususlarında da, iffetli Meryem´e benzemektedir.

Çağındaki bütün genç kızların evlenmek istedikleri bir genç olan Abdullah´la evlenmişti. Ama bu evliliği çok kısa sürmüştü. Bazı tarihçilerin anlattıklarına göre bu evlilik üç gün, ya da üç ay sürmüştür. Bundan sonra Abdullah, zevcesini evde bırakmış ve aile efradının geçimini temin etmek üzere Kureyşlilerin yanına gitmiş, onlardan hurma almıştır. Yolculuk sırasında babasının dayıları olan Neccar oğullarının yanına uğramış ve orada vefat etmiştir.

Bu sabırlı ana, genç kocasından ayrılmanın acısına sabırla katlanmıştı. Evliliğin daha ilk zamanlarında, ailesinin geçimini sağlamak üzere gurbete çıkan kocasının yokluğuna razı olmuştur. Çünkü Abdullah, ailesim´n geçimini temin etmek için Neccar oğullarının yanına gitmişti. Faziletli ve erdemli bir kadın, kendi kavmine faydalı olmak, onların durumunu düzeltmek uğruna kocasının gurbete çıkmasına ve sevdiklerinden ayrı kalmasına katlanır. Kısa bir süre evli kaldıktan sonra, kocası gurbete gitmiş ve sevgili yavrusu Muhammed´i kocası yanında bulunmadığı bir sırada doğurmaya sabır ve metanetle rıza göstermişti. Abdullah´ın zevcesi olma şerefiyle yetinmiş, kocasından mahrum olmayı bu onurla yetinerek kabul etmişti. Sevgili yavrusu Muhammed (sav)´in doğumuyla gönül sevincine ulaşmış, kocasından ayrı olmanın mihnetleri biraz daha hafiflemişti. Gurbetteki kocasıyla yeniden kavuşacakları umudunu hep içinde taşımıştı. Fakat şanı yüce ve her şeye gücü yeten Allah, onu imtihan etmek istemişti. Bu sebeple de kocasını gurbette iken vefat ettirmişti. Amine, Rabbi´nin emrine rıza göstererek, bu acıya büyük bir sabırla göğüs germiş ve çocuğunu yalnız başına terbiye etmeye çalışmıştı.

Muhammed (sav) süt emme çağını geride bıraktıktan sonra, annesi yük ve denklerini bağladı, çocuğuyla birlikte Medine´ye doğru yola çıktı. Çölleri ve vahaları aştı. Öyle zorluk ve meşakkatlerle karşılaştı ki, buna ancak sabırlı kimseler dayanabilirdi. Kocasının kabrini ziyaret etmek üzere, Medine´ye geldi. Hayattayken bütün bakışları üzerinde toplayan sevgili eşinin mezarını ziyaret etmek istiyordu. Hikmet sahibi Allah´ın takdiri, bu isteğinin gerçekleşmesini uygun görmedi. Bütün bu mihnetler karşısında o, sükûnet ve sabır içinde Allah´ın takdirine boyun eğmiş ve rıza göstermişti: "O (Allah), yaptığından sorumlu değildir, onlar ise sorumlu tutulacaklardır" (Enbiya: 23)

Kocasının mezarının civarında en azından üç yıl müddetle bekledi. Kendisi için çok güzel olan günler geçirdi. Çünkü sevgili kocasının yakınında idi. Bununla yetinmiş ve-kalbine sükûnet gelmişti. Sabırlı idi. Adı gibi güvenilir bir Amine idi. Kavmi gibi şerefliydi. Mayası gibi asil idi.

Rivayetlerden açıkça anlaşıldığına göre o, yavrusunu Mekke eşrafı olan kavminden uzak tutmak istememişti. Yavrusunu dedelerinden ayrı tutmak niyetinde değildi. Onu her zaman kendi nefsine tercih eder ve üstün tutardı. Mekke´ye götürüp dedelerine teslim etmek maksadıyla, yine zorluklara ve meşakkatlere katlanmayı göze aldı. Mekke yoluna düşerek çölleri ve vahaları ka-tetmeye başladı. Beraberinde, yol zahmeti hususunda kendisine yardım edecek bir cariyesinden başka kimse yoktu. O nurani çocuğunun bakımı hususunda kendisine cariyesinden başka yardım eden bir kimsesi yoktu. Ama bütün bu zorluklara, büyük bir fedakarlıkla katlanıyor ve sevgili yavrusuna olan tutkunluğundan dolayı bu zahmetleri göze alıyordu. Yolda iken vefat etti. Ebva denilen, Mekke ve Medine arasındaki köye defnedildi. Ruhunu Rabbi-ne teslim ederken, geride en kıymetli varlığı olan yavrusunu bıra*kıyordu. Yavrusuyla vedalaştı. Nitekim daha önce de yavrusunun babasıyla vedalaşmıştı. Yavrusunun babasıyla vedalaşırken, o kıymetli varlığı olan kocasını, ebediyet yoluna uğurlamıştı. Ama şimdiki vedalaşma, öncekinden farklıydı. Çünkü bu defa kendisi ebediyet yoluna giderken, geride sevgili yavrusunu hayatın zorluklarıyla başbaşa bırakıyordu. Beraberinde bulunan cariyesiyle birlikte yavrusunu Allah´ın himaye ve gözetimine havale ediyordu. Allah da onun yavrusunu gözetim ve kontrolü altına alıp himaye etti. Nitekim yavrusu, büyük dedesinin yanma, ailesine kavuştu. Artık o, Abdulmuttalib´in koruması altındaydı.

Bu sakin ve sabırlı mücahideye bakmak için burada kısa olarak durmamız gerekmektedir. Amine´nin Meryem gibi iffetle yaşamış olduğunu söylerken şöyle bir yorum yapmamız gerekmektedir. Amine, karnında bu kainatın varlık sırrını taşıması ve onu koruması bakımından, iffetli Meryem´e benzemektedir. Ancak, meleklerin, Meryem´e: ´Allah seni alemlerin kadınlarına üstün kılıp seçti sözü, Amine için söylenmemiştir. Zekeriyya peygamber Meryem´i gözetim ve bakımı altına almış, onu mabede yerleştirmişti. Veheb´in kızı Amine ise, normal geleneğe uyarak kocasının akrabaları tarafından ailesinin büyüklerinden istenmiş ve evlen*mişti. Allah´ın hükmü ile o temiz bir nefis sahibi olarak Muham-med (sav)´ın emanetini rahminde taşımış ve bu emaneti Allah´ın gözetimi altında muhafaza etmişti. Bu görevini eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yerine getirmişti. Kendisine, emanetin kutsallığını bildiren bir kimse olmadığı halde, ruhundaki tabii şevkle bunu sezmiş ve duygularıyla anlamıştı.
 
Peygamber Efendimizin Babasının Hayatı Hakkında Bilgi

Peygamber Efendimizin Babasının Hayatı


Hz. Muhammed (sav)’in babası, Kureyş’in Benî Hâşim kolundan Abdullah b. Abdülmuttalib, annesi ise Kureyş kabilesinin Benî Zühre koluna mensup Vehb b. Abdümenâf’ın kızı Âmine’dir. Hz. Peygamber onların evliliklerinden dünyaya gelen tek çocuklarıdır.

Hz. Peygamber’in babası Abdullah akranları arasında çok beğenilen yakışıklı bir gençti.

Yüzünde diğer gençlerde bulunmayan bir güzellik ve parlaklık vardı. Bunun Hz. Peygamber’e ait “nübüvvet nûru” (peygamberlik nuru, Nûr-i Muhammedî) olduğu kabul edilir.

Rivâyete göre Abdullah’ın babası (Hz. Peygamber’in dedesi) Abdülmuttalib Zemzem Kuyusu’nu yeniden ortaya çıkarıp onardığı sırada Kureyş’in bazı ileri gelenleri onu alaya alıp küçük düşürmek istemişlerdi. O sırada Hâris’ten başka oğlu olmayan Abdülmuttalib onlara karşı savunmasız bir durumda olduğundan on oğlu olursa birini kurban edeceğine dair adakta bulunmuştu. Bir süre sonra duâsı gerçekleşip on oğlu dünyaya geldiğinde gördüğü bir rüyada kendisine adağı hatırlatılmış, o da oğullarından hangisini kurban edeceğini belirlemek için kuraya başvurmuştu.

Kura o sırada en küçük oğlu olan Abdullah’a çıkınca onu kurban etmeye karar vermiş, ancak buna başta kızları olmak üzere pek çok kimse karşı çıkmıştı. Adağını yerine getirebilmek için bir çözüm arayan Abdülmuttalib kendisine yapılan bir tavsiye doğrultusunda Abdullah ile o günkü örfe göre diyet olarak kabul edilen on deve arasında kura çektirmiş, fakat kura yine Abdullah’a çıkmıştı.

Abdülmuttalib deve sayısını onar onar artırarak kuraya devam etmiş, sayı yüze ulaşınca kuranın develere çıkması üzerine 100 deve kurban etmişti. Böylece çok sevdiği oğlu Abdullah’ı da kurtarmıştı. Bundan dolayı Hz. Peygamber, hem babası Abdullah’ın hem de büyük atası Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmâil’in kurban edilmekten kurtulmuş olduğunu kastederek, “Ben iki kurbanlığın oğluyum” demiştir.

Abdullah gençlik çağına ulaştığında kendisine gelen birçok evlilik teklifini kabul etmemiş, nihayet babasının teşebbüsüyle Vehb’in kızı Âmine ile evlenmiştir. Abdullah’ın bu sırada on sekiz yaşında olduğu anlaşılmaktadır.

Abdullah ticaret için gittiği Suriye’den dönerken Yesrib’e (Medine) uğramış ve orada babasının dayıları olan Adî b. Neccâr oğullarını ziyaret etmişti. Ancak bu sırada hastalanıp akrabalarının yanında bir ay kadar hasta yattıktan sonra vefat etmiş ve Medine’de defnedilmiştir. Abdülmuttalib Abdullah’ın hastalığını haber alınca büyük oğlu Hâris’i Yesrib’e göndermiş, ancak Hâris şehre ulaşmadan kardeşi vefat etmiştir.

Bu sebeple Hz. Peygamber yetim olarak dünyaya gelmiştir. İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğu oğlunun peygamberliğine yetişemeyen Abdullah’ın âhirette azap görmeyip kurtuluşa ereceği kanaatindedir.
 
Peygamber Efendimizin Halası Hz. Safiyye (R.A) Hayatı, mücadelesi, Evliliği, Ticareti

Safiyye binti Abdülmüttalip el Haşimiyye. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’in halası. Allah’ın aslanı Hamza b. Abdülmuttalibin kız kardeşi. İslam’da erkek öldüren ilk kadın.1 Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’in havarisi Zübeyr b. Avam (ra)’ın annesi.

Safiyye binti Abdülmüttalip el Haşimiyye. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’in halası. Allah’ın aslanı Hamza b. Abdülmuttalibin kız kardeşi. İslam’da erkek öldüren ilk kadın.1 Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’in havarisi Zübeyr b. Avam (ra)’ın annesi.

Annesi, Hale binti Vüheyb b. Menaf b. Zühre b. Kilab’tır.2

Safiyye (radıyallahu anha) ilk muhacirlerdendi. Haşimoğullarına mensup kadın şairlerdendir. Kocası Haris b. Harb b. Ümeyye –Süfyan b. Harb b. Ümeyye’nin kardeşi- idi. O ölünce Hatice binti Hüveylid (ra)’nın kardeşi Avam b. Hüveylid el Esedi ile evlendi. Ondan Zübeyr, Saib ve Abdü’l Kabe

……..

1 Safiyye (ra) anlatıyor:

İslam’da erkek öldüren ilk kadın benim. (Rasulullah Efendimiz mücahitlerle birlikte Hendek başında idi. Müslüman kadınlar ve çocuklar da bir evde toplanmıştı.) Hassan b. Sabit bizimle birlikte idi. Bir Yahudi geldi, evin etrafını araştırmaya başladı. Hassan’a “Hassan, korkarım şu hayudi bizim burada oturduğumuzu öğrenecek. Git, onu öldür” dedim.

Hassan “Allah seni mağfiret etsin. Biliyorsun ki ben bu işin ehli biri değilim. Savaşacak halde olsaydım şimdi herhalde Rasulullah’ın yanında olurdum” dedi.

Hassan (ra) hastalık geçirdiğinden kılıç sallayamıyordu. Bir çadır direği alarak aşağı indim. Yavaşça kapıyı açtım ve çadır direği ile ona vurdum ve onu öldürdüm. (Hakim 4/51)

2 Rasulullah (sav) annesi Amine ile Safiyye (ra)’nın annesi Hale kız kardeş idi.

……….

Kabe adında üç erkek çocuk dünyaya getirdi. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem) Safiyye (radıyallahu anha)’yı İslam’a davet ettiğinde derhal müslüman oldu.1

Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor:

“En yakın akrabanı uyar.”2 Ayeti nazil olduğundan Peygamber (sallallahu aleyhi ve selem):

“Ey Fatıma binti Muhammed! Ey Safiyye binti Abdülmüttalib! Ey Abdülmüttaliboğulları (eğer iman etmezseniz) Allahu Teala nezdinde size hiçbir faydam olmaz. Malımdan dilediğinizi isteyin (vereyim)” buyurdu.3

Safiyye (ra) Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’e ilk iman eden, onu ilk tasdik eden ve ona indirilen nura ilk tabi olanlar arasındaydı.

Zehebi diyor ki:

Sahih olan şu ki; Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem)’in halalarından ondan başkası Müslüman olmadı.4

Safiyye (radıyallahu anha) oğlu Zübeyr ile birlikte Medine’ye hicret etti ve İslam düşmanlarına karşı yapılan savaşlarda önemli işler başardı.

…….

1 Siyeru A’lamu’n Nübela 2/270

2 Şuara 214


3 Müslim, İman, “En yakın akrabanı uyar.” Ayeti hakkındaki bahis.


4 Siyer 2/270

……..

Uhud savaşında mücahidlere hizmet etmek ve yaralıları tedavi etmek maksadıyla cihada katılan bir gurup kadınla birlikteydi.

Kardeşi Hamza b. Abdülmüttalib (radıyallahu anha) şehid düştüğünde çok hüzünlenmiş, ancak:

“İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” diyerek sabretmişti.
Hamza (radıyallahu anha) defnedildikten sonra da şu mersiyeyi söyledi.

Uhud ashabı onu mu çağırıyor, korkuyor diye,
Babamın kızları, Acem’den ve Hayber’den.

Onu Arşın sahibi Hak ilah davet etti.

Huld cennetlerine, orada neşeyle yaşasın diye,
Vallahi, saba rüzgarı estiği müddetçe seni unutmam
Ağlarım, hüzünlenirim, mezarında da gayrı yerde de.

Safiyye (radıyallahu anha) hicretin yirminci senesinde yetmiş üç yaşında vefat etti ve Baki kabristanlığına defnedildi.1 Allah ondan razı olsun.

…..

1 Tarihu’l İslam 2/221

 
Peygamber Efendimizin Çocuklarının İsimleri ve Haklarında Bilgi

Çok sevgili Peygamber Efendimizin 3 güzel erkek ve 4 güzel kız olmak üzere 7 tane çocuğu vardır. Peygamber Efendimizin bu çok değerli çocuklarında sadece Hz. Fatima Peygamber Efendimizden sonra diğer 6 tane çocuğu Peygamberimizden önce vefat etmişlerdir.

Peygamber Efendimizin Kız Evlatları


1. Zeynep (r.a):
Peygamber Efendimizin 4 değerli kızının 1.sidir. Peygamberimiz 30 yaşında iken dünyaya gelen Hz. Zeynep Nübüvvetten önce, annesi Hatice'nin hemşirezadesi Ebul As bin Rebi ile evlenmiştir. Ebul As, önceleri İslam dinine iman etmemiştir. Bedr gazasında esir olduktan sonra, zevcesinin Medine'ye göndermek şartı ile serbest bırakılmıştır. Kendi kardeşi ile göndermiştir, Fakat kafirler Hz. Zeyneb'i yoldan geri çevirmiştir. Peygamber Efendimiz Hz. Zeyd bin Harise'yi Mekke'ye gönderip, Zeyneb'i gece Medine'ye kaçırttı. Ebul As, Hudeybiye gazasından sonra İslam'a iman etmiştir. Hz. Zeynep tekrar kendisine geri dönmüştür. Hz. Zeynep hicretin 8. senesinde, 31 yaşında vefat etmiştir.

2. Rukayye (r.a): Peygamber Efendimizin 2. Kızıdır. Peygamberimiz 33 yaşında iken dünyaya gelmiştir. Hz. Rukayye çok güzel olduğu bilinmektedir. Ebu Leheb'in oğlu Utbe'ye nikahlanan Hz. Rükayye "TEBBET " suresi nazil olunca, Utbe düğünden nikahtan vazgeçmiştir. Daha sonra Hz. Rükayye Hazreti Osman ile nikahlanmıştır. Hazreti Osman ile 2 kere Habeşistan'a hicret eden Hz. Rükayye 22 yaşında, Bedir gazasından önce hastalanmıştır ve Bedir zaferinin müjdesi Medine'ye geldiği gün vefat etmiştir.

3. Ümmü Gülsüm (r.a): Peygamber Efendimizin 3. Kızıdır. Ebu Leheb'in bir diğer oğlu olan 2. Oğlu Uteybe'ye nikahlandı ise de. "TEBBET " suresi nazil olunca düğünleri olmadan ayrılmışlardır. Hz. Rukayye vefat ettikten sonra, Peygamber Efendimiz Hz. Ümmü Gülsüm'ü de Hazreti Osman ile nikahlamıştır. Hicretin dokuzuncu yılında ise vefat etmiştir. Cenaze Namazı Peygamber Efendimiz kıldırmış ve defin olunurken kabri yanında durmuş ve mübarek gözlerinden yaşlar dökülmüştür.

4. Fatıma (r.a): Peygamber Efendimizin 4. ve son kızıdır. Hz. Ali'nin zevcesi ve Hz. Ömer'in ise kayın validesidir. Hicretten 13 yıl önce, Mekke'de doğmuştur. Hz. Fatıma 24 yaşında Peygamberimizin vefatından altı ay sonra vefat etti. Hassan, Hüseyin ve Muhsin adında 3 Oğlu ile Ümmü Gülsüm ve Zeyneb adında 2 Kızı olmuştur. Peygamberimizin soyu Hz. Fatima'dan gelmektedir.

Peygamber Efendimizin Erkek Evlatları

1. Kasım (r.a) :Peygamber Efendimizin 3 tane Oğlundan 1.sidir. Bunun için, Hz. Kasım'dan nispet ile Efendimize Ebul Kasım denilmiştir. Nübüvvetten önce Mekke'de dünyaya gelmiştir. Annesi, Hatice tül Kübra'dır. Hz. Kasım 17 aylık iken vefat etmiştir.

2. Abdullah (r.a): Peygamber Efendimizin Hatice tül Kübra'dan olan son oğludur. Nübüvvetten sonra doğmuştur ve daha sütten dahi kesilmeden vefat etmiştir. Hz. Abdullah'a Tayyib ve Tahir'de denilmiştir.

3. İbrahim (r.a): Peygamber Efendimizin Oğullarının 3. südür ve çocuklarının sonuncusudur. Heraklius'un Mısır valisi olan Mukavkis'in hediye gönderdiği ve Peygamber Efendimiz ile evlenen ve Peygamberimizin çok değer verdiği Maruye'nin oğludur. Hicretin 8. senesinde 1,5 yaşında iken vefat etmiştir.
 
ŞEREFLİ SOYU (NESEBİ):
Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah Teâlâ"nın en kıymetli kulu, rasûllerin en fazîletlisi ve peygamberlerin sonuncusudur.

Onun soy zinciri yukarıdan aşağıya doğru şu şekilde sıralanmaktadır:

O, Adnan oğlu, Ma"d oğlu, Nizâr oğlu, Mudar oğlu, İlyâs oğlu, Mudrike oğlu, Huzeyme oğlu, Kinâne oğlu, Nadr oğlu, Mâlik oğlu, Fihr oğlu, Ğâlib oğlu, Luey oğlu, Ka"b oğlu, Murra oğlu, Kilâb oğlu, Kusay oğlu, Abd-i Menâf oğlu, Hâşim oğlu, Abdulmuttalib oğlu, Abdullah oğlu Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-"dir.Adnan, İbrâhim-aleyhisselâm-’ın oğlu İsmâil’in soyundandır ki Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’in, Adnan’a kadar olan soyunun yukarıdaki gibi olduğu konusunda tarihçiler görüş birliğindedirler.Ancak Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem- ile İsmail-aleyhisselâm- arasında sayı ve isimler hakkında kesin bir bilgi yoktur.
Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’in annesi Âmine"nin soyuna gelince o, Kilâb’ın oğlu, Zühre’nin oğlu, Abd-i Menâf’ın oğlu Vehb’in kızı Âmine’dir.Kilab,babası tarafından Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in beşinci dedesidir.Dolayısıyla Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’in babası ile annesi aynı soydan gelmekte olup ikisi de “Kilâb”da birleşmektedir.Kilâb"ın ismi, Hakîm"dir.Urve olduğu da söylenmektedir.Fakat o, köpeklerle çokça ava çıktığından dolayı bu isimle tanınmıştır.
(Alıntı)

 
Peygamberimizin Akrabalarının İsimleri - Hz. Muhammed (sav) ın Akrabalarının Adları

Resulullah’ın dedesi Abdülmuttalib

Peygamberin (sas) babaannesinin ismi Fatıma’dır.

Efendimiz’in (sas) anneannesinin adı Berre’dir

Efendimizin (a.s.m) halaları altı tanedir. İsimleri; Beyzâ, Berra, Atike, Safiyye, Erva, Ümeyme’dir. Bunlardan Atike, Safiyye, Erva iman etmiştir.

Hz. Peygamber(a.s.m)’in Ferîda ve Fahita adında iki teyzesi vardır. İkisi de onun peygamberliğinden önce vefat etmiştir.

Efendimizin Damatları Hz. Osman ve Hz. Ali.

Hz. Peygamber’in annesi Âmine

Hz. Muhammed (sav)’in babası, Abdullah b. Abdülmuttalib

Peygamberimiz (s.a.s.)'in Hz. Hatice'den ikisi erkek, dördü kız olmak üzere sırasıyla, Kasım, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Abdullah adlarında altı çocuğu oldu

Hz Muhammedin Karısı Hz. Hatice
 

Hz Muhammedin Akrabaları

Resulullah efendimiz “Allahü teâlâ bana eshab ve akraba olarak en iyileri seçti.” buyurdu. Yine Efendimiz Ehli Beytinin Eshabının evlilik kız alıp verme gibi sebeblerle akrabalık bağı olanların Cennete kendisi ile beraber olacaklarını bildinrmişlerdir.

Peygamber efendimize akraba olmakla şereflenenlerden bazıları şunlardır:

1- Kayınpeder olanlar: Hz. Ebu Bekir Hz. ömer Hz. Ebu Süfyan.

2 - Damat olanlar: Hz. Osman ve Hz. Ali.

3- Kayınvalide olanlar: Âişe validemizin annesi ümmi Ruman Hafsa validemizin annesi Hz. Zeyneb ümmi Habibe validemizin annesi Hz. Hind.

4- Kayınbirader olanlar: Hz. Abdullah bin ömer vahiy kâtibi Hz. Muaviye.

Bu dört grup akrabadan birini sevmemek tehlikeli olur. çünkü bir hadis-i şerifte”Ebu Bekir ömer Osman ve Ali’nin sevgisi bir münafığın kalbinde toplanmaz” buyuruldu. (i. Asakir)

Bir kimsenin geçmişi değil son durumu önemlidir. Mesela Ebu Süfyan öncleri islama düşmandı. Daha sonra Müslüman olduktan sonra büyük hizmetleri oldu. Taif gazasında çok kahramanlık etti. Bir gözü kör oldu. Resulullah efendimiz “Ya Eba Süfyan! Hangisini istersin?

Eğer dilersen dua edeyim gözün yerine gelsin. Eğer dilersen Allahü teâlâ Cennette sana bir göz versin” buyurdu. Ebu Süfyan Ya Resulallah! Cennette göz verilmesini isterim dedi ve avucunda duran gözünü yere attı.

Ebu Süfyan hazretleri Yermük gazasında da çok kahramanlık etti. ikinci gözü de burada çıktı ve orada şehid oldu. (Medaric-ün-nübüvve Mevahib-i ledünniye)

Resulullah efendimiz kayınbiraderi Hz. Muaviye için de “Ya Rabbi ona kitap öğret ülkelere sahip et ve azaptan koru” buyurdu. (imam-ı Ahmed Taberani)

Bunun için bu mübarek insanlardan bahsederken sıradan bir insandan bahseder gibi konuşmamalıdır.

Her zaman edepli terbiyeli olmalıdır. Her birinin ismini hürmetle saygı ile söylemelidir. Birinin adı söylenince “radıyallahü anh (Allah ondan razı olsun)” denemelidir.

İki kişi için “radıyallahü anhüma (Allah o ikisinden razı olsun)” Birkaçı veya hepsi söylenince “rıdva****ahi teâlâ aleyhim ecmain” veya kısaca “radıyallahü anhüm (Allah onların hepsinden razı olsun” demelidir.

Bunlara saygısızlık eden Resulullahı üzmüş olur.
 

Peygamberimizin Akrabalarının İsimleri - Hz. Muhammed (sav) ın Akrabalarının Adları

Resulullah’ın dedesi Abdülmuttalib

Peygamberin (sas) babaannesinin ismi Fatıma’dır.

Efendimiz’in (sas) anneannesinin adı Berre’dir

Efendimizin (a.s.m) halaları altı tanedir. İsimleri; Beyzâ, Berra, Atike, Safiyye, Erva, Ümeyme’dir. Bunlardan Atike, Safiyye, Erva iman etmiştir.

Hz. Peygamber(a.s.m)’in Ferîda ve Fahita adında iki teyzesi vardır. İkisi de onun peygamberliğinden önce vefat etmiştir.

Efendimizin Damatları Hz. Osman ve Hz. Ali.

Hz. Peygamber’in annesi Âmine

Hz. Muhammed (sav)’in babası, Abdullah b. Abdülmuttalib

Peygamberimiz (s.a.s.)'in Hz. Hatice'den ikisi erkek, dördü kız olmak üzere sırasıyla, Kasım, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Abdullah adlarında altı çocuğu oldu

Hz Muhammedin Karısı Hz. Hatice


 

Hz Muhammedin amcalarının isimleri

Hz Muhammedin amcalarının adları, Peygamber Efendimizin amcalarının isimleri, Peygamberimizin amcaları kimlerdir

Haris,

Zübeyr,

Ebu Talib,

Ebu Leheb,

Kusem,

Dırar,

Mukavvim,

Hacl,

Hz. Hamza r.a

Hz. Abbas r.a dır.

 
Habersiz ya da bilgisiz olduğum için değil, haberli ve bilgili olduğum için hiçbir şey denmez, diyorum.
İslam'da kutsal soy yoktur. Peygamber bile olsa .. Ehl-i beyt ev halkı demektir. Peygamberimizin ev halkını severiz, saygı duyarız. Ancak daha sonra siyasi mezheplerin ve yüzlerce uydurma hurafe ile çıkmış bir şirk kokan zihniyeti ben gerçekmiş gibi algılamam.

İslam kan bağına değil, inanç bağına önem verir.
 
Ehl-i beyt Cennetliktir​

Sual: Ehl-i beyt için, Cennetlik demek caiz midir?
CEVAP
Önce Ehl-i beytin kimler olduğuna bakalım. Âlimler farklı bildirmişlerdir.

Ehl-i beyt Resul-i ekremin zevceleri, çocukları ve torunlarıdır. Hazret-i Ali de bunlardandır. O da, Ehl-i beytin akrabasındandır. (Şehzade tefsiri)

Râzî tefsirinde de, böyle bildiriliyor. Ebüssüud tefsirinde ise, (Ehl-i beytim bunlardır) hadis-i şerifi, Ehl-i beytin sadece bildirenler olduğunu göstermez deniyor. Başka bir hadis-i şerifte de, (Aşere-i mübeşşere Cennetliktir) buyuruluyor. Buna göre, sadece bu on zatın Cennetlik olduğu, başka hiç kimsenin Cennetlik olmadığı söylenemez. (Benim Cennetteki arkadaşım Osman’dır) hadis-i şerifi de, Resulullahın Cennette başka arkadaşlarının olmadığını göstermez.

Demek ki, Ehl-i beyt, sadece Hazret-i Fatıma, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin’den ibaret değildir. Resulullahın bütün zevceleri, kıyamete kadar Resulullahın torunları olan seyyidler ve şerifler, Ehl-i beyte dahildir. Hazret-i Fatıma’nın sadece iki oğlu değil, kızları da Ehl-i beyte dâhildir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Her baba evladının kök sülalesi vardır. Nesebi onunla sona erer. Yalnız Fatıma’nın sülalesi bana çeker. Bunlar benim Ehl-i beytimdir. Onların faziletini inkâr edenlere yazıklar olsun. Onlara muhabbet edene Allah muhabbet eder; onlara buğz edene de Allah buğz eder.) [Hâkim]

İşte bu yüzden Hazret-i Ömer, sırf Ehl-i beytle akraba olmak şerefine kavuşmak için Hazret-i Fatıma’nın kızı Hazret-i Ümm-ü Gülsüm’le evlenmiştir. Hazret-i Ömer, Eshab-ı kiramdan ve aşere-i mübeşşereden olmasaydı, sırf bu akrabalık sebebiyle yine Cennetlik idi.

Başka bir hadis-i şerif de şu mealdedir:
(Rabbim söz verdi ki, kızlarıyla evlendiğim ve kızlarımı verdiğim aileler, Cennette benimle beraberdir.) [Deylemi]

Bir âyet-i kerime meali:
(Ey Ehl-i beyt, Allah sizlerden ricsi [kusurları, günahları] gidermek istiyor ve sizi tam bir taharetle temizlemek irade ediyor.) [Ahzab 33] (Kusurları ve günahları yok edilince, Cennetlik olurlar.)

Bir hadis- i şerif meali de şöyledir:
(Allahü teâlâ, Fâtıma ve nesline Cehennemi haram kıldı.) [Hâkim, Taberani]

Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri, (Ehl-i beyt, asi [günahkâr] olsalar da, bunları sevmek gerekir. Bunları sevmek, kalble, bedenle ve malla yardım yapmakla olup, bunlara riayet ve hürmet etmek, imanla ölmeye sebep olur) buyurdu. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ehl-i beyti seveni Hak teâlâ sever, buğz edene de buğz eder.) [İbni Asakir]

(İslam’ın esası, bana ve Ehl-i beytime sevgidir.) [İbni Asakir]

(Her şeyin temeli var. İslam’ın temeli, Eshabımı ve ehl-i beytimi sevmektir.) [İ. Neccar]

(Ehl-i beytime buğzeden, yüzüstü Cehenneme atılır.) [İ. Ahmed]

(Vallahi, Ehl-i beytimi sevmeyenin kalbine iman girmez.) [İ. Ahmed]

(Allah’ı seven beni sever, beni seven de ehl-i beytimi sever.) [Tirmizi]

(Eshabımı, Ezvacımı ve Ehl-i beytimi seven, Cennette benimle olur.) [Ramuz]

(Şu üç hürmeti gözetenin, dini ve dünyası muhafaza edilir, yoksa hiç bir şeyi korunmaz. İslam’a, Peygambere ve Onun nesline hürmet.) [Taberani] (İslam’a hürmet, Dinin emirlerine riayet etmektir, Peygambere hürmet, sünnetine uymaktır, nesline hürmet seyyidlere, şeriflere hürmettir.)
 
bu coolumsu bana climaxın gençlik zamanlarını anımsatıyor. acaba oğlu falan mı dersiniz. :cici:
 
bu coolumsu bana climaxın gençlik zamanlarını anımsatıyor. acaba oğlu falan mı dersiniz. :cici:
O kişi ile alakam yok. :) O kişinin fikirleri ile de alakam yok.
O kişi ile hiç ortak noktamız da yok. :)

Beni ona benzetme, başkalarına benzetilmeyi sevmem zaten.
Ona ise hiç benzemek istemem. :cici:
 
Geri