Hoşlandığı kadın yüz vermeyince hemen kötüleyen erkekler...

  • Kullanıcı Aze
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal Sözlük
Konu sahibi son olarak 2 gün önce görüldü
Ayrıca Aze senden özür diliyorum. Söz gelimi takıldım sadece ya da Lupe 'nin deyimiyle "alaycı bir tavır" takındım.

Özür dilenecek bir durum yok,teşekkür ederim. Sadece ortam biraz sakinlessin diye şakasına attığım görüntüye herkes laf edince aksilestim. Bir sorun yok,sağol.
 
Bazı erkeklerde maalesef böyle bir davranışa rastlanıyor ve özellikle kendinden emin olduğunu iddia eden erkeklerde çok daha fazla fakat ortada bir çelişki var. İnsan kendinden emin ise başkasının tavrına bu kadar tepkili olamaz.

Parasına, kariyerine ya da yakışıklılığına güvenen erkeklerde daha çok rastlanan bir durumdur çünkü kendi bakış açılarına göre her şeye sahipler ve hiçbir kadın onlara "Hayır" diyemez. Böyle bir cevap alındığı zaman da maalesef seviyeyi aşağılara çekiyorlar. Tabii ki genelleme yapılamaz ve olgunlukla alakalı bir durum olduğunu düşünüyorum.

Bazı erkeklerin her tavrı kişisel almamayı ve kompleks yapmamayı öğrenmesi gerekiyor. Kadınlarda da var tabii, sadece erkekler özgü bir durum değil.
 
Son düzenleme:
  • Beğen
Tepkiler: Aze
Tabii bir de bunun kadınların her şeyden kendilerinden hoşlandığını sandığı hissi mevcuttur.
Bence karşılıklı her ikisi de adaletsiz bir durum.
 
Saçma bir gurura kapılıp, o yönden kendilerini tatmin etmek adına kötülemeyi seçerler.
 
Yüz vermeyerek kadının iyi ki de yüz vermediği erkektir.
Ben bu tiplerin hırslı ve istediğini elde edemeyince çılgına dönen insanlar olduğunu düşünüyorum. Yani, başarısızlık veya reddedilmek onlar için büyük hayal kırıklığıdır.

+1 diyorum sana
 
Ya burada kime ne anlatıyorsunuz ? Başka konularda savaş tamtamlığı yapan 3-5 insan kadınıyla-erkeğiyle ataerkiye ilişkilerinizde ve hayatınızın her alanında içselleştirmişsiniz zaten. Söz gelimi kadına dönük her türlü siddet olunca da samimi olmayan konular üzerinden yine aynı kitleye çalıp-oynuyorsunuz.Bahsi geçen mevzu tamamen erkeÄ£in egemenligini yitirme kaygısıdır. Bu yüzden her türlü şiddetinde, tecavüzünde, köle olarak kullanmasinda, öldürmesinde cevap alamayinca çirkinleşmesinde yatan psikoloji "üstünlük" saplantısıdir.

Peki bunu tespit ederken toplumsal olaylara yaklaşimınızda erkek şiddetini ne kadar yerin dibine sokabiliyorsunuz. Ataerkiyi bir yandan eleştirirken, diğer yanda yücelttiğinizin bile farkında deÄ£ilsiniz bana kalırsa.Ben takılinca neden alaycı oluyorum Lupe ?

"Alay etme konusunda haz alıyorsun, ve bu beni üzer. böyle insanlardan da nefret ederim, ne kadar kıymetli yanlar varsa insanlıktan terktir gözümde." Konuya değil aze'ye sözgelimi de olsa kullandığın cümle hoşuma gitmedi. Kendini savunabilme biçimiyle düpedüz alay ettin. Bırakın demoralize etmeyi ya insanlar kendini ifade etsin, etmeye çalışsın. Dip akıntının anlayış olduğunu çok iyi biliyorsun.
insanlar kendileri dışında ahlâki referans noktası bulamaz. Ve bu büyük bir sorun. Ben buna takılırım.
Oteriter devlet yapısı ve oterite ile özdeşleşen erkek egemen ataerkil toplumda erkek egemen bir cinsiyetçi yönetim geleneğinde kadınların şiddete uğraması ve istismar edilmeleride kolaylaşmaktadır. Şiddete maruz kalan kadınların sığınacakları bir kurum olması yada olmaması aslında şiddeti engelleyememiştir.Değil mi? Baskıcı erkek egemen toplum kadınları devamlı ikinci plana atıyor. şiddete ve zulüme uğrayan kadın çare olarak gördüğü sığındığı limanlardan yine cevap alamayarak görmezden gelinen şiddet şikayetleride boşa çıkmış bir şekilde şiddete zulüme uğradığı evlerine,mekanlarına veya kurumlarına geri dönmek zorundakalırlar.
Kadının uğradığı şiddetin sona ermesi için yapılması gereken yasalardaki değişiklikler kadar,hem kamusal alanlarda hemde özel alanlarda kadının yer alması ve toplumu dönüştürebilmek için "hep birlikte" toplumsal olarak mücadele etmek gerekmektedir.
Kısaca ataerkil toplum yapısı erkek egemen bir yapı olması sebebiyle toplumsal örgütlenmede erkek üstünlüğü fikri üzerine inşa edilmekte ve kadın toplumsal ve toplumda algılanan cinsiyet konumu nedeniyle şiddete hatta ölümlere maruz kalıyor.
Öncelikle ataerkil toplum yapısı ve buna parelel olarak Türkiye’de kadının maruz kaldığı şiddeti ,toplumsal cinsiyet ve feminist bakış açısıyla analiz edelim.
Şiddet kavramı ana özellikleri ne olursa olsun, zamana ve topluma göre değişir. Şiddet olgusu birçok toplumsal sorunun da kaynağını teşkil eder. Şiddetin temelinde yer alan saldırganlık güdüsü de değişik biçimlere bürünebilecek bir davranıştır. Saldırganlığın temelinde ve gelişiminde hangi tür kişilik özelliklerinin, hangi tür toplumsal ve çevresel etmenlerle girdiğini incelemek güçtür. Egemenliğinizin yıkılma kaygısı yüzünden saldırganlaşanlar bir hayli var. Bizim çabamız evrenselleştirilmek haklarımızın farkında olmak ve birçoğuyla elele verip kadına şiddeti sonlandırmak. Çürümüş zihniyetten kurtulmak.
*Ben iş yoğunluğundan ötürü daha bu forumda fikirlerimle tartışmalara dahil olmadım.
 
Ne kadar saldırmaya hazır bir toplumuz.
Birbirlerimizin fikir ve görüşlerine saygı duymaz hatta dinlemezken savaşa hazır tek bir kelimeye şahit olunca, karşı atağa geçiyoruz.
İnsanların kendilerini savunma şekli bu olmamalı.
 
hoşlandığı erkek yüz vermeyince, hemen kötüleyen kadınlardan farkı olmayan erkektir.
 
09e6b0cd24ca1d5e2dd79096d5e282ca.jpg
 
Birine hoşlandığını söyleyebilme cesaretinden çok reddedildikten sonra gösterilen tavır ve olgunluk daha önemlidir bazen-birçok zaman- ama insanlar bu reddedilmeyi gurur meselesine, haneye atılan bir eksiye, ego savaşına çevirdikleri için hınçlarını yine hoşlandığını düşündükleri insandan çıkarmaya çalışıyorlar. Bu tiplere reel hayatımda rastlamadım ama forumda rastladığım olmuştu. Buralarda herkesin ağzı daha gevşek tabii, isteyen istediğini söyleyebileceğine inanıyor ama her şeye inat efendilik kazanacak. En son hoşlandığını söyleyen birini aynı hisler olmadığı için reddettiğimde o kadar güzel bir açıklamayla veda etti ki, insanı reddettiği için pişman edecek cinsten. Bence öyle yapın, belki reddedilirsiniz ama bıraktığınız etki yaşayacaklarınızdan daha anlamlı olur. Bir insanın hayatına giremeden de bir etki bırakmış olursunuz, tabii gerçekten hoşlandıysanız... öyle oltayı atalım kim denk gelirse kafasındaysanız sizin süre av yasakları gelene kadar.
 
Ne yazıkki başıma çokça gelen bir durum. Örneklendirmeleri daha sonra zevkle yapacağım.
 
Aşağıdaki sözleri Einstein öğütlemiş Lupe

Oğullarınıza: Karşı cinse saygı duymayı öğretin. Gece yarısı evine dönen kadının "aranmadığını" öğretin. Bir kadının omzuna arkadaş olarak da sarılabileceğini öğretin. Dokunmaktan korkmamasını öğretin. Sevmenin değer verme olduğunu öğretin. Sahip çıkmayla sahibi olmanın farklı olduğunu öğretin. Hiç kimseyi küçük görmemeyi öğretin. Ama bunları önce kendi içinizdeki "çocuğa" öğretin. Sevgili sonraki kuşaklar! Eğer bizden; daha doğrusu bizim olduğumuzdan daha adil, daha barışçı ve daha akılcı değilseniz, canınız cehenneme.

Fakat bunlar bana kalırsa yetersiz. Erkek egemenliği sorununu yaratan yalnızca cehalet değil. Ataerkinin ekonomik, sosyal, kültürel, psikolojik temelleri var. Ataerkiye öncelikli darbeleri vuracak olan da yine kadının kendisi. Ezenler hiçbir zaman tam olarak kendi koltuğunu terk etmek istemez. Bir patron, ben artık yeteri kadar ezdim koltuğumu siz işçilere bırakıyorum, der mi? Ataerki yıkıldıktan sonra tecavüz de lügattan kalkar. Çünkü bir arkadaşın da dediği gibi ''Tecavüz, bir erkek kültürü.'' Kadın sorunu öncelikli bir sorun. Sadece 20. veya 21. yüzyılın sorunu değil, neredeyse mülkiyetin ortaya çıkışından bu yana süren köklü tarihi bir sorun. Tüm bu irili ufaklı sorunlarla haliyle bir bağı var. Aze 'nin bahsettiği durum bir erkeklik hastalığıdır bir kadın tarafından reddedildiğinde açığa çıkar. Ya benimsin ya kara toprağın, senin için ölürüm de öldürürüm de, istediğin herşeyi alırım yeter ki benim ol, ya da "sen kaş*rsın, düşkünsün, or*spusun gibi suçlamalarla devam eder. Kendisini bu sekilde ifade eden erkegin aşağılık psikolojisine kapildıgıda bu sayede gözlenir. Bu durum "ya kölesi olurum ya da kendime köle ederim" anlayışıyla ifade edilebilir. Çok seviyor izlenimi yaratıyor olsalar bile bu sevgi son derece sağlıksız ve tehlikeli. Hastalığının farkında olmayan erkeğimiz bunu bir erkeklik ve gurur meselesi yapar haliyle.
 
Bir kadın hayatında en az bir kez, iyimser yaklaşarak bir defa diyorum, birden fazla da mümkün olabiliyor, bu hastalıklı tiplere denk gelmiştir. Ne yazık ki toplum içerisinde bu nevrotik tipler çok fazla, elini sallasan illa ki birisine denk gelirsin. Sistem de bunu perçinleştiriyor; zira kendisine işbirlikçi lazım. Açıkça belirtmek gerekir ki Türklük ve müslümanlık 'değerleri' ile yetiştirilmek de en önemli handikaplarından biri.
 
Geri