Hikayesi olan şarkılar...

🕒 Konu sahibi 19 saat önce aktifti
PART I: EMINEM - STAN / BAD GUY
stan, eminem'in 2001 yılında çıkan the marshall mathers lp albümünde yer alır. parçanın içeriği, stan adındaki takıntılı bir eminem hayranının kendi ağzından yazdığı mektuplardan oluşur. stan o kadar takıntılı bir eminem hayranıdır ki tıpkı onun gibi giyinmekte ve tüm vaktini ona harcamaktadır.
parçanın ilk kısmı stan'in parça bazındaki yazdığı ilk mektupla başlar. daha önce iki defa daha mektup yazdığını ama ulaşmamış olabileceğini düşünür çünkü bazen adresleri baştan sağma yazabilmektedir. eminem'e kızının nasıl olduğunu, kız arkadaşının da hamile olduğunu ve baba olacağını söyler. mektubun devamında da ona olan hayranlığından bahseder ve, "bunu her gün duyuyor olabilirsin ama ben senin en büyük hayranınım" diye bitirir. parçanın ikinci kısmı stan'in yazdığı ikinci bir mektupla devam eder. yazdığı önceki mektupa herhangi bir cevap alamamıştır. kızgın değildir ama ondan cevap alamamak boktan bir durumdur. 6 yaşındaki erkek kardeşiyle beraber konser çıkışı soğukta onu beklediklerini ve reddedildiklerini söyler. devamında hayatlarının benzer yanları olduğunu ve onun gibi babasını hiç tanımadığını söyler. mektubun sonunda ise "beni aramalısın, yoksa en büyük hayranını kaybedeceksin" yazar ve şarkının ikinci kısmı biter.
parçanın üçüncü kısmında stan iyice zıvanadan çıkmıştır. alkollüdür ve hamile kız arkadaşını arabasının bagajına kilitleyip yağmurlu bir havada otobanda hızlıca yol almaktadır. bu sefer mektup yoktur ve araç kullanırken ses kaydı yapmaktadır. daha önce yazdığı mektupları aldığından emindir ve şimdi daha agresiftir (bu kısımda eminem'in sinirli bir şekilde söylediğini farkedebilirsiniz) şu anda arabada olduğunu, 90'la gittiğini ve 5 tane votka içtiğini söyler. tek istediği bir cevaptır ama alamamıştır. o sırada kız arkadaşı da çığlık atmakta ve bagaja vurmaktadır. üçünkü kısmın sonlarında kaydın sonuna gelir, köprüye varmıştır ve aracı denize gönderecektir. ama unuttuğu birşey vardı, bu kaset eminem'e nasıl ulaşacaktı?
parçanın son kısmı eminem'in stan'e yazdığı cevap mektubundan oluşur. daha önceleri yazmak istediğini fakat vakit bulamadığını söyler. kız arkadaşının durumunu sorar ve erkek kardeşi için imzalı bir fotoğraf yollayacağını yazar. stan'e bazı psikolojik problemlerinin olduğunu ve yardım alması gerektiğini hatırlatır. kendisine zarar vermemesini, kız arkadaşı ile ilgilenmesini ve sakinleşmesini ister. eminem, geçenlerde okuduğu bir haberde sarhoş birinin hamile kız arkadaşıyla birlikte arabayla köprüden aşşağı uçtuğunu okumuştur. evet, bu odur.
bazı iddialara göre parçanın beşinci bir kısmı da vardır. o kısımda stan, kazadan sağ kurtulmuş ve eminem'i öldürmek istemektedir. ilk denemesinde başarısız olur ve akıl hastanesine kapatılır. fakat oradan kaçar ve tekrar eminem'in peşinde düşer fakat bu sefer eminem hazırlıklıdır ve o stan'in boğazını keserek öldürür.

bad guy, eminem'in 2019 yılında yayınlanan parçasıdır ve stan parçasının devamı niteliğindedir. stan'in küçük kardeşi olan matthew artık büyümüştür ve 24 yaşındadır. matthew, abisi stan'in intiharından eminem'i sorumlu tutmakta ve ondan abisinin intikamını almak istemektedir.
matthew'in akli dengesi iyiden iyiye bozulmuştur. abisinin intiharından eminem'i sorumlu tutmaktadır. hayatı berbat olmuş, ailesi darmadağın olmuştur fakat o sanki hiç birşey olmamış gibi hayatına devam etmektedir. eminem'e çok fazla kin beslemektedir. eskiden taparcasına sevdiği kişinin pisliğin teki olduğunu anlamıştır. matthew bu kin ve nefret duygularıyla eminem'in peşine düşer ve onu kaçırır. arabayla otobanda giderlerken peşine polis takılır fakat matthew aklındakini yapacaktır. eminem'e "umarım iyi yüzüyorsundur" diyerek tıpkı abisinin yaptığı gibi arabayı köprüden denize atar.
 
Okul da bully`lik o dönemler baya sık bir durummuş.Şu şekil de bir şarkı ile kendi ağızından dinleyebilirsiniz. Kendisi okul da öyle bir dayak yemişki bir kaç sene komada kalmış.
3:30 da söylediği "Onyx" gibi kafiyeler demesi ile 1988 de kurulmuş new york`lu efsane rap grubuna respect atıyor.
 
Bunu paylaşmassam olmaz. Bir rivayete göre ay ışığı sonatının hikayesinin şehir efsanesi şöyledir;
Bir gece arkadaşı ile birlikte yolda yürürken yanından geçtikleri evden piyano sesi gelir. Tabi Beethoven abim duramaz ve gidip tanışmak ister. Tanıştığı küçük bir kızdır ve kör olduğunu öğrenmiştir. Daha sonra küçük kızın bir isteği olup olmadığını sorunca kendisinden "Bana ay ışığını anlatabilecek bir şeyler çalarmısın hep ay ışığını merak etmişimdir" der. Bunun üzerine moonligh sonata bestelenmiş olur.
Ayrıca şu şekil de paylaşıyım da çalınmasının zorluğunu görün abiler ablalar expert`ten de öte bir eser.



Ancak asıl hikayesi bu şekil de değildir çünkü Beethoven abim 20 li yaşlar da ,işitme kaybı hastalığının ilerlemesinden ötürü bu besteyi 30`lu yaşlarından bestelemiştir ki en iyi bestelerinin olduğu dönem bu 10-15 yıllık süreçtir. Daha sonra moonlight sonata`nın efsane bir galasını yapıp besteyi de öğrencisi olan
Giulietta Guicciardi`ye ithaf etmiş. Kral adam be...
Ayrıca bu beste şirinler isimli çizgi film de şirinler topuklarken çok çalardı hatırlayan varmıdır bilmem ama; 16:37 dakikadan itibaren. Daha bir çok bölümünde de duymuştum ki çocukken izlediğimde tribe sokardı beni.



Ayrıca Beethoven abimin eserine verdiği asıl isim Quasi Una Fantasia (Neredeyse bir fantazi) Lugwig Rellstab isimli şair eseri "ay üzerinde parlayan bir ay ışığı" gibi bir isimle nitelendirmiş. Daha sonra eser Moonlight Sonata olmu. Eser yazıldıktan 31 sene sonra ve Beethoven abim öldükten 5 sene sonra bu isimle anılmaya başlanmış. Eserin 3 bölümden oluşması var bir de dinlerken farkediceksiniz bunuda rüya gibi bir başlangıç , canlı bir bölüm ve fırtınalı bir bölüm olarak yorumlamış üstad müzik üstadları bu şekil de adlandırıyor.
 
PART II: EMINEM - KIM
kim, 2001 yılında yayınlanan the marshall mathes lp albümünde bulunan bir parçadır. şarkı eminem'in eski karısı kimberly scott hakkındadır.
şarkı eminem'in uyuyan kızı hailie ile konuşması ile başlar. çok çabuk büyüdüğünü ve onunla gurur duyduğunu söyler ve birden eski karısı kim'e dönüp, "yerine otur, yoksa yine canına okurum" der. kim'e ağlamamasını ve kendisini bağırtmaması gerektiğini söyler. sonra "bak ona kim, kocana bak, bak ona dedim!" der ve öldürdüğü yeni kocasını gösterir.
kim, eminem'e "sarhoşsun, bu yanına kar kalmayacak" der fakat eminem umrunda olmadığını söyler. evdeki eşyaların hepsinin kendisine ait olduğunu, onların yatağında onunla beraber nasıl yatabildiğini sorar ve ardından kim'i yakalayıp gidiyoruz der. onu arabasının ön koltuğuna koyar yola çıkarlar. yolda bağırmaya devam etmekte, neden onu sevmediğini ve neden zarar vermeye başladığını söyler. bu sırada kim eminem'e, onu sevdiğini, bunları neden yaptığını sorar.
"o herifi sevmiştin değil mi?, beni çirkin buluyorsun, o yüzden mi sevmiyorsun?, kim! senden nefret ediyorum, tanrıya yemin olsun ki senden nefret ediyorum, tanrım! seviyorum seni, bana bunu nasıl yapabilirsin kim?" diye bağırmaya ve ağlamaya devam eder.
parçanın son kısmında eminem arabayı durdurur ve hakaret ederek kim'e dışarı çıkması gerektiğini söyler. kim bu sırada ağlamaya devam etmektedir ve eminem'e "lütfen, seni seviyorum, hailie'yi de alıp buradan gidebiliriz" der fakat eminem'den "siktirgit" cevabını alır. eminem sinir krizine girmiştir, sakin kalmaya çalışır ama başarılı olamaz. kim'e eski anılardan bahseder ve komik hikayeler anlatır. sonra "kocanla kavga ediyordun, birden bıçağı aldın ve kocanı öldürdün" diyerek suçu kim'e yıkar. bu sırada kim kaçmaya çalışır fakat durdukları yer ıssızdır ve kimse yoktur. eminem kim'i yakalar ve boğazını sıkıp onu öldürür.

parça hakkında notlar;

1) eminem'in şarkıyı yazdığı zamanlar eski eşi kim'e karşı bu çılgın düşünceleri ve nefreti günümüzde kalmamıştır ve kızlarının hatrına barışmışlardır. sonraki yıllarda eminem yaptığı bad husbands adlı parçasında kendi yaptığı hataları da söylemiştir.

2) şarkıda kim'in söylediği bölümleri de eminem söylemiştir.

 



Şarkı, bir hikaye üzerine ortaya çıkmıştır. Hikaye şu şekildedir :

''1969 yazında hikâyenin kahramanı olan adam uzun bir seyahate çıkar... Ve yolu Kaliforniya'dan geçerken dinlenmek için Hotel California’yı bulur... Ufak sevimli bir oteldir. Sıcak bir havası vardır... Bir odaya yerleştirirler... Oteldeki ikinci gününde odasının hemen yanındaki odada kalan kızla tanışır. Arkadaş olurlar... Birlikte gezmeğe başlarlar. Çok fazla zaman geçmeden birbirlerine âşık olurlar... Ve tatili Hotel California’da birlikte geçirmeye karar verirler. Çok severler birbirlerini... Bütün bir yaz hep beraberdirler... Otelin sıcak insanları, sevimliliği sadeliği onları çok etkilemiştir...
Unutamayacakları bir yaz yaşarlar, bir sevgi yaşarlar. Yazın bitiminde bir karar vermek zorundadırlar ayrılık için. Ve şöyle derler: Eğer 1 sene sonra birbirimizi unutmaz ve yine bu kadar çok sevecek olursak, gelecek yazın ilk gününde (tanıştıkları günü kastederek) Hotel California’da buluşcağız diye sözleşirler. O zamana kadar birbirlerini hiç aramayacaklardır.

(Bu aşk bir yaz aşkımı yoksa gerçek bir aşk mı diye anlamak için yaparlar bunu -eagles hikâyenin buraya kadar olanını yaşadıkları günleri otelin güzelliğini kasabanın sadeliğini anlatır şarkısında genel olarak...-)

Tam 1 sene geçmiştir... Adam sözleştikleri gibi 1 sene sonra otelde buluşmak için yola çıkar... Tanıştıkları ilk gündür o gün... Yol uzundur bitmek bilmez adam için... Ve sonunda Kaliforniya'ya varır... Otelin oraya geldiğinde kapkara bir bina bulur. Otel dün yanmıştır...
Sevdiği adamla buluşmak için 1 gün önceden otele gelen kız gece çıkan yangında ölür... Adam otele gelirken sevdiği kızla bir ömür yaşamayı, birlikte olmayı düşünürken, onu bir ömür kaybeder. ''(alıntıdır)
 
Selamm , ben de Cranberries - Zombie ile geldim

Herhalde bu şarkıda tüyleri diken diken olmayan yoktur, grubun en akılda kalan ve sert şarkılarından biri..Grubun yükselişi de bu şarkıyla olmuştur diyebiliriz herhalde..Üzücü bir hikayeye göz atalım isterseniz..

Malum, İngiltere ve Kuzey İrlanda arasında bitmeyen olaylar mevcut..Ülke kuzey ve güney olarak ayrılmış ve Kuzey İrlanda İngiltere yasalarına göre hareket etmek zorunda..IRA adı örgüt bunun tamamen karşısında, saldırılarla bunu protesto ediyor..İki saldırı düzenlemiş ve ikinci saldırısında iki çocuğun ölümüne yol açmış, çok insanda yaralanmış maalesef..

Tam da o gün anneler gününde iki çocuk annesine hediye almak için dışarıdalar ve saldırı sonucunda hayatlarını kaybediyorlar..Grup turnedeyken öğreniyor çocukların ölümünü ve olayları..O kadar rastgele saldırılar ki, her an herkese bir şey olabilirdi diye açıklamaları var solistin..

Dolores O’Riordan, Zombie şarkısı ile duyurdu belki de bu olayı dünyadaki birçok kişiye..

Savaşın etkilediği en masum kişiler çocuklar değil mi, bu kadar çirkinliği çocukların omzuna yüklemek kadar vahşice ne olabilirdi hem..

Klibi zaten ayrıca incelenmesi gereken bir ef sa ne , artık Dolores hayatta değil ama bize bıraktığı bu şarkı zihinlerimize mühür niteliğinde..

 
hikayesini yazmaya yeltendim ve sonra sildim. bir kaç kere ugrastim ama üşendim.
eminemin annesine yazdigi ve onu kotuledigi şarkıdır bu. tabii sonra annesiyle arayı duzeltince bu şarkıyı konserlerinde söylememe karari almıştır

 
part iii: linkin park - in the end
in the end, 2001 yılında piyasaya sürülmüş bir linkin park teklisidir.
parça, sözleri itibariyle oldukça kaotik bir hava içermesine rağmen klibi tam tersine daha bir iç açıcı ve iyimserliğe dayanan (çölde ot bitmesi gibi) bir havası vardır.
parçanın girişi mike shinoda'nin rap performansıyla başlar. artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır, ne kadar uğraşılsa uğraşılsin hiç birsey değişmeyecektir. nakarata ise chester bennington bu minvalde anlatım ile girer ve giriş o giristir;
"i tried so hard and got so far
but in the end, it doesn't even matter
i had to fall, to lose it all
but in the end, it doesn't even matter"
bir efsaneye göre chester bennington bu parçayı hiç beğenmemiş ve albümde yer almasını istememiştir.
huzur içinde uyu chester reyiz...
not: umudunuzu kaybetmeyin gençler. ne olursa olsun.
 
tatlı bir hikayeyle devam edeyim o zaman. dede efendi'den bahsedelim. "yine bir gülnihal"in hikayesi... aslında eserin yazılışına dair birkaç rivayet var. dönem abdülmecit dönemi. bir batılılaşma rüzgarı efendime söyleyim, bir wind of change... (bak bu şarkı da güzeldir, bir ara ondan da bahsedelim.) sultan abdülmecit, yüzü batıya dönük bir padişahtır. padişah, fransızlardan valsi dinledikten sonra dede efendi'ye kendisinin misafirlere, ne tür bir dinleti sunacağını sorar, dede efendi de, çok kısa bir sürede vals ritmindeki "yine bir gülnihal"i besteler.

bir diğer anlatı ise, fransız bir müzisyenin, dede efendi'yi yahut osmanlı musikisini ufaktan küçümseyerek valsin osmanlı musikisinde bilinmediğini ima etmesi üzerine dede efendi'nin vals ritmini dinledikten sonra bir thug life örneği sergileyerek çok kısa sürede "yine bir gülnihal"i bestelemesi üzerine kuruludur. hatta şöyle bir alıntı yapalım:
---
"Biz valsi yıllardan beri biliriz ama kulağımız daha gelişmiş müzik zevklerine alışık olduğundan bunu pek kullanmayız..."
---

asfjk

çok yüzeysel anlatıyorum tabi.

bir tane daha rivayet var ama ona pek itibar edilmediği için anlatmayayım. ilk valsimiz, türk musikisinin dehası canımız dede efendi'den.



ve sözleriyle:

 
Son düzenleme:



Hikayesini bildiğim ama eksik yazmamak adına ayrıntılı bir şekilde alıntı yaparak paylaşıyorum.



Yıl 1971. Ortalığın epey karışık olduğu günler. Deniz Gezmiş ve arkadaşları tutuklanmış, THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) bunu protesto etmek ve sonlandırmak için büyük çaplı eylemlerde bulunmaya başlamış. Hareket tarafından kaçırılan İsrail başkonsolosu Efraim Elron’un ölü bulunmasının üzerinden de çok geçmemiş.

O zamanlar psikoloiik rahatsızlıkların tedavisi için başvurulan ilk adres Bakırköy, ancak hastanın durumu çok vahimse bir üst merci var o da Dr. Rahmi Duman. Rahmi Bey’in muayenehanesi evinde, durumunun iyi olduğu da herkesçe malum. Bu sebeple hareket (ertesi gün maaş dağıtacağını bildikleri) doktorun evini hedef alır. Gittiklerinde kasada umdukları parayı bulamazlar. Doktorun geç yaşında büyük bir aşk ile sevip evlendiği Cemile Hanım’dan (Güzel Cemile olarak anılır, onun da ayrı bir hikayesi var) bir oğlu vardır: Hakan. Eli boş dönmek istemeyince Hakan’ı alıp gider 5 THOK üyesi.

İki gün boyunca hiç haber gelmez. Ev halkı perişandır, ama en çok da Doktor Rahmi Bey. Hz. Yakub’a dönmüştür adeta. İşte o hal içerisinde bir dörtlük yazar:

Kimseyi böyle perişan etme Allah’ım yeter
Uyku tutmaz bir ümit yok, gelmiyor hiç bir haber
Ağlamaktan gözlerim etrafı artık görmüyor
Hazreti Yakub’a döndürdü beni hükm-i kader

Üçüncü gün nihayet doktorun yakın arkadaşlarından biri vasıtasıyla 250.000 lira fidye istenir. Talimatlara uyulur ve Hakan serbest bırakılır. Uzatmayalım, yıllar sonra doktorun meslektaşı, yakın dostu ve aynı zamanda Türk sanat müziğinin büyük bestekarlarından biri olan Alâeddin Yavaşça bu dörtlüğü besteler ve böylece hafızalara nakşeder.

alıntı adresi
 
bu atacagim şarkının hikayesi ve sample'i benim için çok değerli.
zira hikaye guney erkurt'un kendi ağzından anlatıldıği iddia edilen bir hikayedir.

güney mersin'de ikamet ettiği dönemde, aşık oldugu kadının annesi kanser hastasıdır. bu kadın hastahanelerde sabahlar sürekli annesinin yanında kalır ancak güney kadini hiç görmez çünkü yanına girmesi yasak ve tehlikelidir. aşık oldugu kadını ise beş altı dakikalık molalar şeklinde görür falan filan.
o dönem çok okuyan güney, bir gece aşık oldugi kadina kağıt parcalarina yazılmış şiirler bırakır.
çünkü kadının içinde bulunduğu durumda ona nasılsın demek külfet gibi, küfür gibi geliyordur.

şarkıda çalınan sample ise canım kardeşim filminin o duygusal soundtrack'idir. o filmde de kardeş kanser hastasıdır çünkü.

"Şimdi sana sigaramdan yüz bularak soruyorum, nasılsın?
Ben fena değilim sadece biraz laçka
Elimden gelen yok hastane kapısında eline şiirler tutuşturmaktan başka"


 
Besteci Lem'i Atlı Beyin ikinci hanımı aldatınca çok pişman olmuş.Tekrar bir araya gelmek için aracılar vasıtasıyla haber göndermiş ve bu durum üzerine bestecimiz şu besteyi yapmış.

Bir kendi gibi zâlimi sevmiş yanıyormuş
Duydum ki beni şimdi vefâsız anıyormuş
Kalbim gibi feryâd ediyor sızlanıyormuş
Duydum ki beni şimdi vefâsız anıyormuş

(bu besteye bayılırım)

Lem'i Atlı aynı zamanda Müzeyyen Senar'ın hocasıdır.

 
Geri