Hikayesi olan şarkılar...

🕒 Konu sahibi 22 saat önce aktifti
@Laedri saian'in turkce rap piyasasındaki yeri gerçekten çok başka. rape geri donmesi çok iyi oldu.

piyasadaki çoğu rapcinin saygısını kazanmış bir insan kendisi ve kelime dagarcigi olarak da insana çok şey katıyor. ben çok seviyorum kendisini dinlemeyi. iyi ki var kendisi
 
part iv: evanescence - bring me to life
bring me to life, 2003 senesinde çıkmış bir evanescence teklisidir. vokalde amy lee'ye paul mccoy eşlik etmiştir.
sarki biten bir iliskiden sonra kendini boşlukta hisseden bir kadının yardım çığlıklarını anlatir. "kurtar beni, bu hiclikten kurtar, bana nefes ver, beni hayata döndür..."
parçanın klibi amy lee'nin gördüğü kabus üzerine kurgulanmıştır. yüksek bir binanın korkuluklarinda ilerleyen amy, dengesini kaybedip dusecekken paul tarafindan yakalanir fakat kurtulamaz.

 
PART V: 2PAC - HIT EM UP
bu seferki hikayemde aşk yok, sevgi yok, ayrılık acısı ve sonuçsuz kalan çabalar yok. sadece "saf öfke" var. 1996 yılında çıkmış bu parça, doğu yakası rapçilerinden biggie smalls ve onun grubu junior mafia, puff dady, mobb deep, chino xl, lil kim ve bad boy records'a diss niteliğindedir ve 2pac'ın öldürülmesine sebep olmuştur.
doğu yakası ve batı yakası o günlerde büyük bir rekabet halindeydi fakat batı yakası rapçisi 2pac ve doğu yakası rapçisi biggie sıkı birer arkadaştılar. gel zaman git zaman bu ikilinin araları bozulmuş, hatta 2pac silahlı saldırıya uğramıştır. 2pac silahlı saldırıya uğradıktan sonra biggie, "who shot ya" şarkısını çıkarmış ve pac'ın vurulmasıyla alay etmiştir, bunun üzerine pac ve arkadaşları hit em up'ı yazmıştır.
rap tarihin en büyük disslerinden biri kabul edilen hit em up tüm doğu yakasının tam anlamıyla içinden geçmiştir. doğu yakası bu şarkının altından kalkamamış, hiç bir rapçiden bu disse cevap dahi gelmemiştir. parça yayınlandıktan kısa bir süre sonra da 2pac, 1996 yılının eylül ayında tekrar vurulmuş ve hayatını kaybetmiştir. bir çok düşünceye göre pac'ın sonunu getiren şey hit em up'ı yazmazı ve yayınlamasıdır. gelin şimdi de şarkının sözlerine biraz göz atalım;
parça pac'ın, "i ain't got no motherfuckin friends, that's why i fucked yo' bitch, you fat motherfucker" introsuyla başlar. you fat motherfucker dediği kişi biggie smalls'tır. parçanın birinci kısmında da biggie'e yönelik ağır sözleri devam eder;
"you claim to be a player but i fucked your wife" (kendine playboy diyorsun ama karınla yattım) (bu kısımda bahsettiği kişi faith evans'tır ve kendisi biggie'nin eşiydi.)
"so fuck peace!, i let them niggas know it's on for life (barışı s..eyim!, bu savaşı sonsuza dek sürdüreceğim)
ilk kısmı bu gibi küfürler ve hakaretlerle devam eder. nakarat kısmında 2pac abimiz şöyle buyurmaktadır;
"grab ya glocks, when you see tupac (beni gördüğünüzde silahlarınıza sarılın)
call the cops, when you see tupac, uhh (beni gördüğünüzde polisi arayın)
who shot me, but ya punks didn't finish (beni vurdunuz fakat işim bitmedi)
now ya bout to feel the wrath of a menace (gazabımı hissetmek üzeresiniz)
nigga, i hit em' up...( zenci, hepinizi vurdum...)"
ikinci kısımda kontrolü kaybetmeye başlayan pac, bu şarkıyı neden söylediğini bile bilmediğini ve kesinlikle onun seviyesinde olmadıklarını belirtir ve mikrofonu diğer arkadaşlarına bırakır fakat bir süre sonra geri gelir ve parça şu epik söz ile devam eder;
"smokin dope it's like a sherm high, niggaz think they learned to fly, but they burned muthafucker, you deserve to die" (tütün ve otu karıştırıp hayaller alemine dalmışsınız ve uçmayı öğrendiğinizi sanıyorsunuz. ama siz o..pu çocukları yanıp kül olmayı hakediyorsunuz)"
ikinci kısmın sonlarına doğru pac, kendisini taklit ettiklerini ve biggie'ye yaptığı kıyakları ne çabuk unuttuğunu hatırlatır ve "5 tane kurşun beni öldürmeye yetmedi, vuruldum fakat gülümsedim" demektedir. yine bir kaç dakikalığına arkadaşlarına kaydı bırakan pac, geri dönüp şu sözlerle nefret kusmaya devam eder;
"benimle karşılaşmaya yürekleri dahi yok, onları gördüm kaçıyorlardı hahah"
"tüm junior mafia (biggie'nin tayfası) bizim gibi giyinip bizim gibi olmak istiyor"
"biz işimizin başında oldukça nasıl mafya olacaksınız?"
...
"mobb deep, (başka bir doğu yakası rapçileri) benimle dalga mı geçiyorsunuz?,
"bana bulaşmayın, kalp krizi geçirebilirsiniz. çenenizi kapatın"
...
"sadece şarkı yapmıyoruz, başınıza bela oluyoruz"
"sizi de s..eyim, annelerinizi de, hepinizi öldüreceğiz"
"ilk başlarda sadece biggie ile sorunum vardı fakat siz de onun arkasına geçip benimle uğraşmaya başladınız" (diğer disslediği rapçilerden bahsediyor)
iyice çığırından çıkan 2pac, parçanın bu kısımlarında allah ne verdiyse sayıp sövmekte, ağzına ne gelirse söylemektedir.
"mobb deep'i s..eyim"
"biggie'yi s..eyim"
"bad boy'u hem bir tayfa olarak, hem kaset firması olarak ayrı ayrı s..eyim"
"eğer bad boy'u seviyorsan, seni de s..eyim" (aman abi biz ne yaptık, gerçi ben sevmem de..)
"chino xl, seni de s..eyim"
"tüm o..pu çocukları, hepinizi s..eyim"
"yavaş yavaş geberin o..pu çocukları, asla bizim gibi olamayacaksınız"
"şarkılarım 3, hatta 4 platinum alıyor, hahah"
"alayınızı s..eyim"
ve son... dünya, bu kadar nefret kusan bir şarkı bir daha görmeyecek.
huzur içinde uyu pac <3
16 haziran 1971 – 13 eylül 1996
rest in peace

 
PART VI: NAUGHTY BOY & SAM SMITH - LA LA LA
2013 yılının mayıs ayında piyasaya çıkan bu şarkı, naughty boy prodüksiyonu ve sam smith vokallerinin işbirliğidir. şarkı ve klip, eski bir bolivya efsanesi olan “el tio ve sağır çocuk” efsanesini anlatır.
el tio yeraltının efendisi olduğu inanılan bir iblistir. insanları, özellikle de yeraltına giren madencileri lanetler ve çeşitli kötülükler yapar. bu iblisi memnun etmek için insanlar ona kurbanlar, haraçlar, bir sürü yiyecek ve içecek verirler fakat iblisin gücü altında hala ezilmeye devam ederler. burada efsaneye sağır bir çocuk giriyor. çocuk sokaklarda yaşıyor ve arkadaş olarak sokakta bulduğu bir köpekle dolaşıyor.
efsaneye göre bu çocuğun sesi insanları iyileştirmek ve çok güçlü çığlıklar atma gibi özel güçlere sahip. bu gücü sokaktaki insanlara yardım etmek için kullanıyor. çocuk bir gün çevreden dışlanan yaşlı bir adamla tanışır sesiyle onun yüreğine dokunur ve beraber dolaşmaya başlarlar.
şarkı klibinin bu kısmında bir adamdan para karşılığı kalp satın alırlar. satıcı adam kalbi yaşlı adamın ceketinin iç cebine koyar (ilk birkaç izleyişimde bunu “oz büyücüsü” referansı gibi görmüştüm. belki de ona benzetmek istemişlerdir biraz.)
daha sonra bu 3 arkadaş yine toplumdan dış görünüşü yüzünden dışlanılıp hor görülen bir adamla karşılaşırlar. çocuk adamı iyileştirir ve adam kendisinin el tio tarafından lanetlenmiş bir peygamber olduğunu söyler. daha sonra grup el tio‘nun yaşadığı mağaraya gider fakat sadece sağır çocuk el tio‘nun yanına gidebilir çünkü iblis yanına gidenleri sesiyle kontrol altına alır. çocuk diğer insanları etkilememesi için daima iblisin yanında kalır ve güçlü çığlıklarını atar, diğer insanlar için kendini feda eder. (alıntıdır.)
 
PART VII: MANAU - LA TRIBU DE DANA
la tribu de dana, fransız hiphop grubu manau'nun panique celtique albümünde yer almış ve 1998 yılında piyasaya çıkmıştır. şarkı, orta çağda bir delikanlının köyünden ayrılarak savaşa katılmasını ve sonrasında gelen zaferi ve kahramanlığı anlatır.
bretagne ovalarında rüzgar esmektedir. demircinin oğlu, esas çocuğun yanına gelip haber verir ve yaklaşan düşmanla vadide savaşmaya karar verirler. kelt atalarının kanlarıyla sulanan topraklarını savunmak zorundadırlar. bu savaş esas çocuğun ilk savaşıdır ve tek isteği kabilenin şanına layık bir şekilde dövüşmektir. cesaret verici konuşma ve ayinlerden sonra düşman görünür. kılıç, balta ve mızrak denizine dönüşen eden bahçesi kan gölüne döner.
dana kabilesinin onuru adına, kaybedilmesi kesinleşen bu savaşa devam etmek gerekmektedir. bir anda düşman komutanın borusunun sesi duyulur ve barbarlar çekilirler. zaten neden geldikleri de anlaşılmamıştır. kahramanımız etrafına şöyle bir bakar ve koca kabileden bir tek kendisi hayatta kalmıştır. ovada rüzgar esmeye devam etmektedir ve gözyaşlarını tutan esas çocuk tanrıların kendisini tarihin en kara gününde neden koruduğunu anlayamamıştır. kabilesine, karısına ve çocuğuna koşar ve dana kabilesini yeniden tek başına kurar.
"le vent souffle toujours sur la bretagne armoricaine (bretagne'de rüzgar esmeye devam ediyor)
et j’ai rejoint ma femme, mon fils et mon domaine, (karıma, çocuğuma ve kabileme kavuştum)
j’ai tout reconstruit de mes mains pour en arriver l, (yıkılan her şeyi yeniden inşa ettim)
je suis devenu roi de la tribu de dana (ve dana kabilesinin yeni kralı oldum)"

 
şimdiii 1977 yılına gidiyoruz Quenn'e ,veee " we are the champions" diyerek..
Freddie Mercury tarafından yazılan ve anketlerde dünyanın en sevilen şarkısı seçilen o şarkıya..Sadece şarkı demek de aslında çok basit öyle de nitelendirmemek gerekiyor, dünyayı kucaklayan, kolları tüm enlemlerine boylamlarına yetecek hatta aşacak kadar geniş olan bu evrensel ikona..
İnsanın var olduğu her yerde kime sorsak akılda kalan şarkıları en çok bu şarkının ismi geçer eminim..Birleştirici güç etkiside muazzam boyutta, özellikle spor müsabakalarında, insanların tek yürek olduğu bu alanlarda hep birden tüm kalbinizle ve tüm soluğunuzla bu şarkıyı söylediğinizi düşünsenize..Bir başarının, zaferin ya da kurtuluşun ardından, tüyler diken diken..Herhalde koruma altına alınan eserler gibi koruma altına alınması gereken şarkılarda da ilk sıralarda yerini alır..
Yerin yarılıp içine düştüğümüz anlar vardır, hatalarımızla yüzleşmekten korktuğumuz , o düştüğümüz yerde üzerimize toprak atsalarda kurtulsam dediğimiz anlar..
Ama öyle bir zaman olur ki, o ölü toprağını atmak için bir güç gelir, o yerin altındaki topraktan duvarlara tutunup tırnaklarımızla olduğumuz belki de öldüğümüz yerden tırmanmaya, ışığa yaklaştığımız ve başımızı göğe uzattığımız o andaki rahatlama ve gücümüzün farkında olmaya..Beni daha ne yıkabilirdi ki demek, her şeyi dibine kadar yaşadım zaten..Zoru başarmaya yani ölmeye değil olmaya..Ve sonrasındaki zafer anı..O hislerin hepsini yaşatan bir şarkı bu bence..
Survivoru yaşatıyor gibi kendimizle olan, ileri daha ileri gitmek istiyoruz, sonuna kadar savaşmaya devam edeceğiz, biz şampiyonlarız diyor ya, nasıl bir gaz off, hele melodilerdeki iniş ve çıkışlarla..İnmek ve çıkmak işte, notalar da bize merdiven oluyor..
Vee sonunda perdeyi açıyor, başarı ve şansı kendim yarattım çünkü savaştım yüzünüze karşı diyerek..Meydan okudu çünkü..Şimdi zaferin tadını çıkarma zamanı..
Teşekkürler Quenn, teşekkürler Mercury ..

 


her dinlediğimde tüylerimi diken diken eden, hikayesini bilmediğim zamanlarda bile kafamda hikaye canlandırabildiğim bir şarkı bırakayım buraya: evanescence - hello.
bu şarkı amy lee'nin konserlerinde söylemediği tek şarkıdır. 6 yaşındayken kaybettiği 3 yaşındaki kardeşi için yazdığı söyleniyor. bununla ilgili travmasını birçok kez dillendiriyor ve verdiği bir röportajında kardeşini kaybettiği zaman sanatçı olduğunu ve müziğin onun kendisini iyileştirme çabası olduğundan bahsediyor. şarkısıyla ilgili uzun uzun bir hikaye yok ama yaşamın kendisinin bir hikaye olduğunu ve bu kaybın acısının hep taze olduğunu düşünürsek bu olayın bütün hayatını ve müzik kariyerini etkilediğini anlayabiliriz.
2018 yılında da erkek kardeşini kaybedince, hayatta en korktuğu şeyin iki kardeşini kaybetmenin acısını bırakmak değil, kaybetmenin acısını unutmak olduğundan da bahsetmiştir.
karanlıklarla yüzleşen, gerçeklerle savaşan ve her an her şeyin olabileceğini kabul edip müzikle kendini iyileştireni bizlerle de bunu paylaşan güzel kadın kalp <3
 
hikayesi olan şarkı zaten hüzünlüdür, acıklıdır, ciğer sökendir, boğaz yakandır.

hikaye odur ki kaan ve sevgilisi ahu deliler gibi birbirine aşıktır. Her ilişkide olduğu gibi ikilinin arasında da kavgalar eksik olmaz tabi. Ama kaan her defasında "balım" diye hitap ettiği sevdiceğine bir şarkı yazarak gönlünü alıp barışmayı bilmiştir. Abi ne kadar fantastik düşünsene ya, sevgilin şu müthiş şarkıları, seni affetsin diye sana yazıyor: ah, oje, haberin yok ölüyorum, kırmış kalbini vs. Ulan taş olsa dile gelir bee.

Ama bu sefer olmamıştır. Çıkardıkları ikinci albüm olan "belki alışman lazım" albümünün tanıtım konseri öncesinde kavga etmişlerdir. Anne ve babası boşanan Ahu zaten ruh hali iyiden iyiye bozulmuşken üstüne Kaan ile olan bu kavgalı ilişkisi onu artık içten içe kemirmiştir. Ve o gece..... Kaan yine Ahu'nun kendisini affetmesi için yazdığı "bal" şarkısını belki arkada bir yerde beni dinliyordur diye seslendirirken, Ahu maalesef dolabın demirlerine kendisini asarak intihar etmiştir.

Konser sonrasında bunu öğrenen Kaan bir daha bu şarkıyı söylememeye yemin etmiştir. Ta ki çok yıllar sonra bir konserde yoğun istek üzerine, seyirciye arkasını dönüp, ağlayarak söyleyene kadar.

 
PART VIII: PINK FLOYD - ANOTHER BRICK IN THE WALL
another brick in the wall, grubun 1979 yılında çıkan albümleri the wall içerisinde 3 part halinde bulunur. roger waters tarafından yazılan şarkı, eğitim sisteminin çarpıklığına ve okulda yapılan zorbalıklara eleştiri getirdiği anlaşılsa da bu 3 bölümden oluşan kompozsiyon tüm otoriteye bir baş kaldırış içerir. video klipte de öğrenciler tek tip maskeler takmış olarak robotlar gibi yürüyüp büyük bir kıyma makinesinin içine düşmektedir. burada öğrencilerin kendileri gibi değil de, öğretmenlerin istediği gibi olmalarına yol açan totaliter eğitim sistemine eleştiri ve aslında onun üzerinden de halkı kendi istedikleri gibi yönetip onları savaşların, grevlerin ve terörün içine sürükleyen hükümetlere genel bir eleştiri vardır.
roger waters, insanları / çocukları, okulun / yapının basit birer tuğlasından ibaret olduğunu betimlemiştir.
"we don't need no education (eğitime ihtiyacımız yok)
we don't need no thought control (düşüncelerimizin kontrol edilmesine ihtiyacımız yok.
no dark sarcasm in the classroom (kimse sınıfta küçük düşürülmesin)
teacher!, leave those kids alone (ögretmen!, rahat bırak çocukları)
hey, teacher, leave those kids alone! (hey, öğretmen, çocukları rahat bırak!)
all in all it's just another brick in the wall (neticede bu duvardaki başka bir tuğladan ibaret)
all in all you're just another brick in the wall (neticede duvardaki başka bir tuğladan ibaretsin)"

korn coverı da harikadır. onu da iliştireyim şuraya;
 
PART IX: MODE XL - PUSULA
bu sefer sözlerden ziyade, parçaya çekilen klibin analizi ve verdiği mesajlar ile buradayım. konuğumuz mode xl'den pusula şarkısı.
klip, sıradan gibi gözüken ve içerisinde 7 yolcuyla hareket eden bir otobüs yolculuğu ile başlar. bu karakterler, otobüsün arka koltuğunda oturan bir adam, ayakta duran başka yaşlıca bir adam, kulaklıkla müzik dinleyen ve kitap okuyan genç bir kız, ayakta duran genç bir kadın, örgü ören yaşlı bir kadın, su dolu bir poşette balık taşıyan bir erkek çocuğu ve oturarak gazete okuyan başka bir adamdır.
bu karakterler, içlerinde bastırılmış duygular taşıyan ve otobüsün şoförlüğünü yapan kadın silüetindeki şeytan tarafından kontrol edilmektedirler. daha geniş bir çerçevede otobüsün türkiye'yi temsil ettiğini de yorumlayabiliriz.
sonraki görüntülerde otobüsün arka koltuğunda oturup, ayaktaki genç kadını izleyen adam başka bir sekansta genç kadının soyunduğunu ve direk dansı yaptığını görür. bu karakter, tacizi temsil etmektedir.
ayakta yolculuk eden yaşlı adamı başka bir sekansta ayna karşısında, şeytanın yönlendirmesi ile dudaklarına ruj sürerken görürüz. bu da eşcinselliği betimlemektedir.
kulaklıkla müzik dinleyen ve kitap okuyan genç kız, bir sonraki görüntüsünde defter ve kitapları yırtıp parçalarken görülür. bu metafor eğitim sistemine yapılan bir eleştiri içerir.
başka bir sekansta, otobüsün içerisinde örgü ören yaşlı kadın, şeytanın yardımıyla kendine bir bir çok cepten oluşan bir yelek örer ve şeytanın verdiği bombaları ceplerine doldurur. bu betimleme ise terörü temsil etmektedir.
su dolu poşette akvaryum balığı taşıyan çocuğu da sonraki görüntülerde, poşeti patlatmış ve suyu akar vaziyette görürüz. bu da yaşama verilen değeri temsil eder.
son olarak gazete okuyan adamın da bir başlası tarafından okuduğu gazetenin ateşe verilmesi gösterilmektedir. bu benzetme de ülkedeki basın özgürlüğüne getirilmiş bir eleştiridir.
klibin son sahnesinde de otobüs durakta durur ve nakarat eşliğinde grup üyelerini otobüse binerken görürüz. "buldum pusulada yolumu, her doğru yol pusu dolu..."
şarkının sözleri klipte anlatılan olaylardan biraz bağımsız gibi gözükse de, mode xl tarzı diyebileceğimiz bir şekilde kelime oyunları yapılarak alttan alttan mesaj verilmektedir.
"kalemime sığınarak yürüyorum yalınayak, bir elimi sen tut diğerini bana bırak
akabilir kanım kopabilir damarım, kol kanat kırılsa da kalp gözüm açık olacak
yağmuru bekleyen çamura hazır, şüphesiz hakikat arayan acıyı bulur
soru sormayı bilen cevap alır, yolu gitmeyi bilen gözü kapalı sonuna varır"
..
"aklıma takılan bir fikir, dışa vursam sana göre bir küfür
yoldan çıkaramadılar hedefi, aklımı çelemedi çelebi, her yol mübah
kara görünür toprağa basan adam atılır, cesedinden yeni bi' savaş doğar
kimi sevişir kimi konuşur, aslolan farkındalık avcısı kazanır"

 
PART VIII: PINK FLOYD - ANOTHER BRICK IN THE WALL
another brick in the wall, grubun 1979 yılında çıkan albümleri the wall içerisinde 3 part halinde bulunur. roger waters tarafından yazılan şarkı, eğitim sisteminin çarpıklığına ve okulda yapılan zorbalıklara eleştiri getirdiği anlaşılsa da bu 3 bölümden oluşan kompozsiyon tüm otoriteye bir baş kaldırış içerir. video klipte de öğrenciler tek tip maskeler takmış olarak robotlar gibi yürüyüp büyük bir kıyma makinesinin içine düşmektedir. burada öğrencilerin kendileri gibi değil de, öğretmenlerin istediği gibi olmalarına yol açan totaliter eğitim sistemine eleştiri ve aslında onun üzerinden de halkı kendi istedikleri gibi yönetip onları savaşların, grevlerin ve terörün içine sürükleyen hükümetlere genel bir eleştiri vardır.
roger waters, insanları / çocukları, okulun / yapının basit birer tuğlasından ibaret olduğunu betimlemiştir.
"we don't need no education (eğitime ihtiyacımız yok)
we don't need no thought control (düşüncelerimizin kontrol edilmesine ihtiyacımız yok.
no dark sarcasm in the classroom (kimse sınıfta küçük düşürülmesin)
teacher!, leave those kids alone (ögretmen!, rahat bırak çocukları)
hey, teacher, leave those kids alone! (hey, öğretmen, çocukları rahat bırak!)
all in all it's just another brick in the wall (neticede bu duvardaki başka bir tuğladan ibaret)
all in all you're just another brick in the wall (neticede duvardaki başka bir tuğladan ibaretsin)"

korn coverı da harikadır. onu da iliştireyim şuraya;

Aklima bir anim geldi.
Bu sarkiyi lisede son ses dinliyorduk sinif olarak.
Bütün sinif cezaya kalmisti.
Totaliter sisteme little bir gönderme.
 
Deli kızım uyan ile geldim buraya..

Şebnem Ferah'ın bitkisel hayattaki ablası için yazdığı o şarkıyla..
Kısacık bir zaman diliminde, hem çok yakın hem de çok uzak olan ablası için, onu bir tek onun duyduğunu bildiği ablası için..

Bu şarkı bende acayip bi hiçlik hissi veriyor, hayatımızdan birçok insan gelip geçiyor, ya iz bırakıyorlar ya da sadece değip geçiyorlar..Bizler de öyleyiz başkaları için..Sonunda yine tekliğimizle ve nihayetinde hiçliğimizle kendi kendimizle kalıyoruz..Ne kimseye aitiz ne de sahipiz..Tuhaf bi dinginlik ve de..Boşluğa kurulan salıncakta sallanmak gibi..Öyle bir hissiyat işte

Hadi dinleyelim

 
yessssss



beyonce ve jay z bonnie & clyde şarkısına bi bakalımmmm

bonnie parker ve clyde narrow, 1930’ların büyük buhran döneminde ABD’de ünlenen bir suç çiftiydi..hikâyeleri hem gerçek suç tarihi hem de popüler kültür açısından çok ünlü hale geldi..

bonnie genç bir garsondu, clyde ise küçük yaşlardan itibaren suçlara karışmıştı.. 1930 civarında tanıştıktan sonra birlikte hareket etmeye başladılar..clyde’ın liderliğindeki çete; banka soygunları, benzin istasyonu baskınları ve araba hırsızlıkları yaptı..polisle girdikleri çatışmalarda birçok kişi öldü..özellikle gazeteler onları “kaçak aşıklar” gibi romantikleştirince tüm ülkede meşhur oldular..sürekli kaçıyor, kötü koşullarda yaşıyor ve sık sık yaralanıyorlardı..bonnie’nin yazdığı bazı şiirler ve birlikte çekilmiş silahlı fotoğraflar gazetelerde yayıldı; bu da efsanelerini büyüttü..

1934’te polis onların gideceği güzergâha pusu kurdu. bonnie and clyde ambush sırasında louisiana’da arabaları yüzlerce kurşunla tarandı ve ikisi de olay yerinde öldü..

daha sonra hikâyeleri kitaplara, filmlere ve şarkılara konu oldu..özellikle bonnie and clyde filmi onları modern pop kültürde yeniden çok ünlü yaptı..bu yüzden bugün “Bonnie & Clyde” ifadesi genellikle “tehlikeli ama birbirine aşırı bağlı çift" anlamında mecaz olarak kullanılıyor..

beyoncé ve jay-z'nin birlikte yaptığı '03 Bonnie & Clyde şarkısı, adını ünlü suçlu çift bonnie parker ve clyde barrow’dan alıyor..şarkının temel hikâyesi “birbirine her koşulda sadık olan çift” fikri üzerine kurulu..yani gerçek anlamda banka soygunu anlatmaktan çok, “dünyaya karşı biz ikimiz” temasını işliyor..

şarkıda jay-z ve beyoncé kendilerini modern bir Bonnie & Clyde gibi gösteriyorlar: birlikte geziyorlar, risk alıyorlar, birbirlerini koruyorlar ve dış dünyaya karşı ortak hareket ediyorlar..b yüzden sözlerde sık sık “ride or die” tarzı, yani “sonuna kadar beraberiz” hissi var..

klibinde de jay-z ve beyoncé, kaçak aşıklar gibi gösteriliyor; arabalar, motel sahneleri ve polislerden kaçış havası tamamen bonnie & clyde film estetiğine gönderme yapıyor..

 
Geri