Aşkın Aptallığı
Küçük odasındaki pencerenin kırık aralığından giren rüzgarın, çıkardığı tiz ses irkilmesine sebep oldu. Yine uyuyakalmıştı, 2.el aldığı ve sol arka bacağında çatlak olan selvi ağacından yıllar önce yapılmış ihtişamlı sandalyesinde. İrkilmesiyle birlikte, sol elinin yanında duran minik sehpanın hareketlenmesi bir oluyordu. Evet ayağı ıslanmıştı.. Ne içtiğini düşünmek için bir süre fokuslanmaya çalıştı ama hatırlayamadı, bildiği tek şey ayaklarının tamamen yapış yapış olduğuydu sadece trafik kazası sonrası kısmi felce uğramış sol ayağının son iki parmağı dışında…
Banyoda ayaklarını yıkayıp kurulamasının üzerinden uzun bir zaman geçmemişti ki; çilingir tarafından kilit kısmında büyük bir hasar bırakılmış olan, çoğu zaman açmakta zorlandığı ve dışarıyı görebileceği herhangi bir deliği dahi olmayan metalik kapısı 2 kere tıklandı. Nicedir kapının çalınmamış olması, o an için büyük bir heyecan yaratmıştı alkolden iyiden iyiye körelen ve sıska bedeninin zor taşıdığı kafatasının içinde. Doğruldu, boğazını temizledi ve alçak bir sesle kapının arkasında yineleyeceği cümleyi sessizce tekrarladı ve kapıya yöneldi…
Kendinden yaşça büyük olmasına rağmen, kadından etkilenmişti. Saçları rüzgarın savurmasına inat dalgalarını bozmamış, kumral ve orta boylarda, iyi giyimli ancak bir süredir bu kıyafetleri taşıdığını düşündüğü bu kadına bakakaldı bir an. Hakanın uzunca olduğunu düşündüğü sessizliği bozan kadının sesi oldu…
Babasının ölmesine içerlenmesi, ona bırakmış olduğu miras ve bu kadın. Dışardaki rüzgar içindeki fırtınanın yanında esamesi okunmayacak kadar önemsizdi. Üç gün önce kazıttığı saçlarının yokluğunu unutarak sol elini başına attı ve saçları varmışçasına bir takım hareketler yaptı. Duygu karmaşası onu son beş dakikada yıllar geçmişçesine yıpratmış ve hareketlerinde tutarsızlığa da neden olmuştu. Elini indirir indirmez, başını hafifçe doğrulttu karşısında duran kadının gözlerinin içine baktı. Hafif yaşlı gözlerinin içinde küçük bir noktayı andıracak kadar küçülmüş göz bebekleri titriyordu ve bu, kadını derinden etkilemişti; öyle ki birazdan bayılacak olan bu adama, acımanın dışında başka duygular da hissetmeye başlamıştı.
Yaklaşık yarım saat sonra kendine geldiğinde yumuşacık bir elin alnında gezindiğini ve başının yumuşak sayılabilecek bir çift bacak üzerinde olduğunu anlabiliyordu, henüz gözlerini açmamıştı. Gözlerini açtığında ise, uzandığı bacakların irkildiğini hissetti ilk olarak. Kadın eğilerek ona baktı, “Tanrıya şükür, sana bir şey oldu sandım, kendine gelmemenden çok korktum.” Daha sonra eğildi ve Hakanın kurumuş dudaklarına bir öpücük kondurdu. Bedeninde yayılan ısı dalgası öyle artmıştı ki, titredi bir an. Kadın kendine gelen Hakan’ı yalnız bırakarak odadan çıktı.
Uzandığı konumdan doğrulmaya çalıştı ama doğrulamıyordu. Bedeninin bağlı olduğunu nasıl da es geçecek kadar salak olabilmişti ki, artık başına gelecekleri beklemek mecburiyetindeydi ve kadın odaya girdi…
M.S.Y
Kısa oldu, mantıksal sağlama yapmadım, yazar yazmaz attım. Umarım işine yarar.