Hergün sakal traşı olmak

🕒 Konu sahibi 6 saat önce aktifti


Traş olmak cilde zarar verir asıl. Sakal cildi dinlendirir.

imla hattası yapmışım bende bahsettiğini belirtmek istemiştim..
devamlı sakal traşı olmanın , cilde zarar vereceğini..
eksik olma , insanların eksiğini kapatmayı prensip edinmiş gibisin ..
 
imla hattası yapmışım bende bahsettiğini belirtmek istemiştim..
devamlı sakal traşı olmanın , cilde zarar vereceğini..
eksik olma , insanların eksiğini kapatmayı prensip edinmiş gibisin ..

Sana can kurban kardeşim. Seni hatalarınla seviyoruz.
 
Hafta da bir defa yeter, çok uzun da olmasın çok kısa da olmasın.
 
uzun zamandan sonra sivildeki gibi uzun kirli sakal bırakıyorum ya işte
bomba yani :)
 
Günümüz işverenlerinin en etkili işkencesi. Sakal olunca daha erkeksi, daha bi isyankar oluyoruz ya işte bunu istemiyorlar. İstiyorlar ki bebek götü gibi yüzümüz olsun, her denilene he diyelim.
 
Askerde insanı bıktıran eylemlerin başında gelen olgu. Heleki bir de sert ve sık bir sakalınız varsa her gün işkence gibi gelir ve after shave olmaksızın cildiniz mahvolur... Çözümü nedir diye sorarsanız eğer, geceye Hazır Kıta çavuşu olun :d zira bu sayede günlük traşdan kurtulup 2 günde bir oluyordum (Altı üstü 1 gün fazla, ne diye edebiyat parçalıyorsun" demeyin, gerçekten değiyor :d)

Neyseki efendim, geçti askerlik ve sakallarımla gayet güzel bir diyaloğum var, 20 günü bulduktan sonra kendisi "beni kes artık" diyor... : d
 
Hergun agda yapmak gibi birsey.
Sinir bozucu.
 
çocukken heves ederdim.
babam ayin tadında sakal tıraşı ritüelini her gerçekleştirdiğinde, tv ekranında tsubasa dahi olsa dönüp bakmazdım, babamın at kılından fırçası bir anda gözüme picasso nun "Au Lapin Agile" tablosuna darbeleri indiren o kutsal fırçasına dönüyordu. suratının muhtelif yerlerinden çıkan her kıl "yakışıklılığa karşı duran isyancılar" gibiydiler, günün gazetelerini birer sofra bezi gibi halının üzerine serer, antika bir kaba sıcak suyunu koyar, usturasını bir cerrah titizliğinde hazırlar, aynasının açısını düzeltir ve müthiş bir görsel şölen sunardı bana. kıskanırdım kendisini, bir gün gizlice, evde kimsecikler yokken, bana tecrübe kazandıran gözlemlerimi değerlendirme fırsatı buldum.
fırçayı köpükledim, usturayı kurdum, lavaboda ki aynanın karşısına geçtim. yüzüme uzun uzun baktım, hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı, köpüğü yüzümdeki bir tutam sakala sürdüm ve usturayı vurdum, sonuca bakınca umduğum gibi olmamıştı, birşeyler eksikti sanki, fırçayı tekrar yüzümde kalan bir tutam kılın üzerinde gezdirdim, usturayı ikinci kez vurdum.
kendimi 8 yıl gençleşmiş gibi hissettim yüzümdeki yansımaya bakınca.
bir süre sonra annem eve döndüğünde yalnızlığıma son vermiş fakat büyük bir travmaya sokmuştu beni.
tanınmayacak şekilde değişmiş olmalıydım ki yüzüme bir yabancıya bakar gibi bakıyordu. oğlunu tanıyamamış bir kadını gördüm o an. bir anlık şaşkınlıktan sonra, hunharca gülmeye başladı, tutamıyordu kadın kendini, korkup ağladığımı hatırlıyorum,
"oğlum kaşlarına ne yaptın? zuhahahahaaa"
 
Geri