Hemşehricilik

Konu sahibi son olarak 1410 gün önce görüldü
Küçük insanların küçük riyakarlığıdır.
 
Özellikle hayatta pek başarısı olmayan insanların bu tür ayak oyunları yaparak başarı açlıklarını giderdiği konulardandır.
 
Hemşehrim olan insanlarla aynı ortamda bulunmamaya çalışıyorum. Yeni tanıştığım insan hemşehrim ise uzak durup mesafe koyuyorum.
 
Bir İstanbul kompleksidir özünde. Büyük göç dalgalarının sonucunda bir klik oluşturma çabası. Metropol tarafından yutulma korkusunun doğurduğu doğal bir sonuç. Bugün birçok meslek kolunun bir bölge veya şehre atfedilmesi bunun sonucudur. Örneğin İstanbul'da balık hali Erzincanlıların, hurdacılık Nevşehir, Aksaraylıların tekelinde. Çok derin bir konu hemşehricilik. Aslında diaspora mantığı da özünde hemşehricilikten gelir.

Üç önemli kavram var hemşehricilikle bağı olan. Nepotizm, kliyentalizm ve kronizm. Bu kavramları farklı yönleriyle hemşehricilikle bağdaştırmak mümkün. Daha ilerisini merak edenler bu kavramların izini sürebilir. Bugün Türkiye özelinde kliyentalizm ciddi bir sorundur bunu da ekleyeyim.
 
Artvinliler olarak Kars, Ardahan, Batum'u komple kucaklarız. Bir de utanmadan Bursa'yı ele geçirip, sizin kestane şekerinizi bal yapıp satarız falan deriz. Bir kete yüzünden de Erzurumlularla evcilik oynarız. Yani özetle Artvinliler hemşehricilik yapamayacak kadar minnoş kalplilerdir, her şehri bir yerinden kucaklayıp yoluna devam eden sevgi kelebeği insanlardır Artvinli olduğumu söylemiş miydim? Sivaslılar açın yolları.
 
Özellikle 1950-1980 yılları arasında Anadolu'da yaşanan büyük göç dalgaları milyonlarca insanın kırsaldan kentlere göç etmesine neden olmuştu. Geniş kitleler göç etmekle kalmayıp, gittikleri yerleri ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel açıdan da değiştirmişti. Ancak gittikleri kentlerin iş gücüne katılabilecek beceriye sahip olmamaları, eğitimsiz ve kent yaşamına yabancı olmaları nedeniyle kendi "uyum stratejilerini" belirlediler. Bu stratejinin başında ise hemşehricilik geliyor. Toplandıkları ve diyaloğu büyüttükleri alan ise kahvehanelerdi. Daha sonra bunu dernekleşme/lokalleşme faaliyeti ile kısmen "kurumsallaştırdılar".

Orhan Kemal’in Gurbet Kuşları romanında(adı üstünde) bolca bu göç olaylarına atıfta bulunur. Romandan bir diyalog; "Bu İstanbul’da bizim hemşehriler çok. Unkapanı’nda eyleşirler çokluk. Kayfe var orda bizim hemşehrilerin. Pehlivanın kayfesi. Kayfenin ardında yatardım ben ya, bakma". Yani görüleceği üzere gruplar halinde, bir arada yaşama gayesi vardır. Kuşkusuz daha fazla ortak paydada buluşabilmek adına.

Hemşehricilik olgusu; bireyin bir gruba aidiyet duymak istemesi ve bu gruba bağlanan değerden ve duygusal anlamda doğan benlik kavramını sosyal kimlik olarak kullanmaktır. Her ne kadar dayanışma mantığı olsa da bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Kutuplaşma ve çatışma ortamı bunun en başlıcası. Ekonomik açıdan iş verme, iş alma, adam kayırma, "hemşehrim kazansın" mantığı, liyakatın ortadan kalkması; sosyal açıdan dışlama, gruplaşma ve karşıt grup yaratma eğilimleri gibi...
 
Geri