Prodesmotes
Gümüş Üye
- Katılım
- Ocak 30, 2018
- Mesajlar
- 5,256
- Tepkime puanı
- 1,531
- Puanları
- 349
- Yaş
- 36
Psikolog Eckhard Hess'in 1965'te tasarladığı başka bir deneyi ele alalım. Deneye katılan erkeklerden, kadın yüzlerini gösteren fotoğraflara bakmaları ve bunları değerlendirmeleri istenmişti: Birden ona kadar olan bir ölçeğe göre, ne kadar çekiciydiler? Kadınlar mutlu muydu, yoksa mutsuz mu? Katılımcıların bilmediği şey, fotoğraflarla oynanmış olmasıydı. Fotoğrafların yarısında, kadınların gözbebekleri yapay yolla büyütülmüştü.
Katılımcılar, gözbebekleri genişlemiş kadınları daha çekici buldular. Hiçbiri, gözbebeklerinin boyutları hakkında açık bir yorumda bulunmamıştı; hatta muhtemelen hiçbiri, büyümüş gözbebeklerinin kadınlarda cinsel uyarılmanın biyolojik bir işareti olduğunu da bilmiyordu. Beyinleri biliyordu ama. Deneydeki erkekler, bilinçdışının etkisiyle gözbebekleri büyümüş kadınlara yönlenmiş, onları ayrıca daha güzel, daha mutlu, daha nazik ve daha cana yakın bulmuşlardı.
Aslına bakılırsa, aşkın izlediği yol da çoğunlukla budur. Kendinizi bazı insanlardan daha fazla hoşlanır bulursunuz, ama bunun kesin nedeni üzerine parmağınızı basamazsınız genellikle. Bir neden vardır ama taminen; ona erişiminiz yoktur, o kadar.
Bir başka deneyde ise, evrimsel psikolog Geoffrey Miller, bir striptiz kulübündeki dansçıların aldıkları bahşişleri kaydederek, kadınların erkeklere ne ölçüde çekici geldiğini ve bu sonuçların kadınların adet döngüleriyle nasıl değiştiğini belirlemeye çalışmıştı. Aldığı sonuçlara göre, dansçının yumurtlama döneminde (doğurgan olduğu zamanlarda) aldığı bahşişler, adet döneminde (doğurgan olmadığı zamanlarda) aldığı bahşişlerin iki katıydı. Ama işin tuhaf yanı, erkeklerin, aylık döngülere eşlik eden biyolojik değişimlerin bilincinde olmayışlarıydı. Oysa yumurtlama döneminde, östrojen hormonunun ani artışıyla dış görünüş de belli belirsiz biçimde değişmekte ve hatlar daha simetrik, deri daha yumuşak ve bel daha ince hale gelmekteydi.
Katılımcılar, gözbebekleri genişlemiş kadınları daha çekici buldular. Hiçbiri, gözbebeklerinin boyutları hakkında açık bir yorumda bulunmamıştı; hatta muhtemelen hiçbiri, büyümüş gözbebeklerinin kadınlarda cinsel uyarılmanın biyolojik bir işareti olduğunu da bilmiyordu. Beyinleri biliyordu ama. Deneydeki erkekler, bilinçdışının etkisiyle gözbebekleri büyümüş kadınlara yönlenmiş, onları ayrıca daha güzel, daha mutlu, daha nazik ve daha cana yakın bulmuşlardı.
Aslına bakılırsa, aşkın izlediği yol da çoğunlukla budur. Kendinizi bazı insanlardan daha fazla hoşlanır bulursunuz, ama bunun kesin nedeni üzerine parmağınızı basamazsınız genellikle. Bir neden vardır ama taminen; ona erişiminiz yoktur, o kadar.
Bir başka deneyde ise, evrimsel psikolog Geoffrey Miller, bir striptiz kulübündeki dansçıların aldıkları bahşişleri kaydederek, kadınların erkeklere ne ölçüde çekici geldiğini ve bu sonuçların kadınların adet döngüleriyle nasıl değiştiğini belirlemeye çalışmıştı. Aldığı sonuçlara göre, dansçının yumurtlama döneminde (doğurgan olduğu zamanlarda) aldığı bahşişler, adet döneminde (doğurgan olmadığı zamanlarda) aldığı bahşişlerin iki katıydı. Ama işin tuhaf yanı, erkeklerin, aylık döngülere eşlik eden biyolojik değişimlerin bilincinde olmayışlarıydı. Oysa yumurtlama döneminde, östrojen hormonunun ani artışıyla dış görünüş de belli belirsiz biçimde değişmekte ve hatlar daha simetrik, deri daha yumuşak ve bel daha ince hale gelmekteydi.