Hayal et başkan benim

Konu sahibi son olarak 5 gün önce görüldü
Şimdi Düşünüyorum.. Yahu bu zamlar niye geliyor? Soruyorsun üreticiye; "Ya işçi maliyeti fazla, Dolayısıyla malzeme aldığımız tedarikçilerin de masrafı fazla. Onlar zam yapıyor, Biz de mecburen yapmak zorundayız. Yoksa çarkı döndüremeyiz.." diyorlar. O zaman şöyle yapardım üreticiye, fabrika Sahibine zararı olmasın, onların cebine dokunmasın diyerek kendi bünyemdeki kendi sorumluluğundaki çalışanlarımın maaşını yükseltirdim. Buna emekliler de dahil. Bu neye yarardı? Bu insanlar ihtiyaçları için harcama yapacaklar, çünkü ellerinde harcayacak miktar var. Tedarikçilerin amacı ellerindeki ürünleri satmak değil mi? Evet aynen bu. O zaman ne yapacaklar? Her üretici elindeki malı satmak için daha cazibeli hale getirecek. Fiyat ve kalite bakımından. Belli bir standart tutulduktan sonra kalite bakımından, daha sonraki safha fiyat konusu olacak. Hepsi cazibesini artırmak için fiyatlarda Dezenflasyon yani tersine zam diyebiliriz yoluna gidecek. Üretim yaparlarken işçiye verdikleri miktar aynı olduğu için, kesinlikle bunu bahane edip arttırım yoluna gidemeyecekler. Ellerindeki malların satılması içinde fiyat düşecek otomatik olarak. Bu da halka yansıyacak. Diye düşünürdüm....
 
Hayal kuruyorum ya sonuçta, mesela; insanlık yaşamak için arabaya eve ayakkabıya ya da türlü ıvır zıvır eşyaya mahkum değil ama tek bir şey var ki kesinlikle buna mahkum o'da su. Dünyanın özellikle sanayileşen gelişim sistemine bağlı olarak ekosistemi mahvettik Dolayısıyla; atmosfer artık koruyucu kalkanımız olmaktan uzaklaşmak üzere. Hemen Buna çözüm bulmak amacıyla çok daha fazla ağaçlandırma çalışmalarına önem verirdim ve ziraat tarım yani. Yaşadığımız Rus ve Ukrayna Savaşı yüzünden sadece Ukrayna'daki tahılın ulaşılamaması durumunda ne büyük bir insani felaketlere ulaşabileceği gibi bir sürü şey döndü değil mi? Tamam bence biraz abartıydı ama şöyle bir gerçek var Gıda ve su kesinlikle vazgeçilmezimiz! Daha önce buradan da çok kez bahsetmiştim. Özellikle su konusunda çok dikkatli ve özenli davranmak zorundayız. Onun haricinde bizim özellikle Gıda, tahıl konusunda çok daha iyi bir konuma gelmemiz gerekir. Bunun için de aslında çok güzel fikirlerim var.. Hayal edin ben başkanım. Ne yapardın diye sormak ister misiniz?
 
Orman yangınlarını Hayal ediyorum...

Mesela, nasıl bir çözüm bulurdum? Ben olsam şöyle yapardım misal olarak; Orman yangınlarını maalesef engelleyemiyoruz. Bazı doğal sebeplerden dolayı, maalesef insandan kaynaklanan cam kırıklarının mercek görevi görmesi ile olan olaylar gibi, veya bazı kanı bozukluklarının Sabotaj eylemleri gibi. Tamam engelleyemiyoruz, ama seyretmekle işimize gelmez tabii ki. Çünkü ormanlar bizim büyük servetimiz ve Hayati önem taşıyor.

Ağaçlandırma faaliyetlerinden daha önce bahsetmiştim. Mutlaka binler değil milyonlarca ağaçlar dikmek zorundayız. Peki bu dikilen ağaçların, yine yarın bir gün bir yangında heba olmaması için ne yapmalıyız? Bence; Orman arazilerinde en fazla 2 kilometre aralıklarla boylamasına 3 kilometre arayla da enlemesine şeritler bırakılmalı ve bu şeritler yapılabiliyorsa, ulaşım için en ideal hale getirilmeli diyeceksin ki "Ne alakası var Ulaşım ile? Orası zaten ormanlık." Evet doğru. Ben de zaten arabalar için bahsetmiyorum.. Acil müdahale için yangın itfaiye araçlarından bahsediyorum. Arazi araçlarından bahsediyorum. Hem ayrıca genişliği en az 100 metre olacak olan bu arazi şeritlerinin yangının yayılma hızını düşüreceğini hesap edersek çok daha mantıklı olur değil mi? Bunun haricinde insansız yangın söndürme hava araçları ile çok daha etkin ve hızlı şekilde müdahale edilebilir..
 
Ülkede yüksek enflasyon var ancak bir o kadar da harcamalar belli seviyenin altına düşmüyor çünkü insanlar yarın aynı fiyata bulamam diye sürekli bir şeyler satın alma gayreti içindeler ve hal böyle olunca da arz / talep dengesi bozuluyor. Talep arttıkça fiyatlar yükseliyor. Dar gelirli enflasyon karşısında ezilirken yüksek gelirli olanlar talebi arttırmaya devam edip ürünleri daha da pahalı hale getiriyorlar. "Her yerde insan var, para harcıyorlar, bu ülkede kriz yok" söyleminde bulunanlar da ekonomi bilmeyen ve bu gerçeğin idrakinde olmayan kişilerdir.

Sonuç olarak çok sert önlemler alınmak zorunda kalınacak gibi görünüyor yoksa enflasyon ve TL'nin değer kaybı önlenemez.
 
Hayal ediyorum: " Ülkemin para değeri, diğer ülkelerin manipülasyonları ile alçak gösterildiği için halkın arasında hep yok -Şu ülkenin çalışanlarının 6ayda aldığı parayı sen bir yılda anca alırsın.... gibilerinden bir safsata dolanıp duruyor ya, sanırsın orada yaşayıp maaşlarını Türk Lirası ile alıyorlar. Yapacağım bir Silsile etkisi ile aradaki uçurum farkını en aza indireceğim. E tabi doğal olarak aldığın her şeyi de aynı derecede zamlı hale getireceğim. Dışarıda alınan mesela 1.500 euro eşdeğerde asgari ücretini yükselteceğim. Millet bu defa da; ekmek şu kadar oldu, yok bilmem şeyinin fiyatı bu kadar oldu gibilerinden konuşup değişen hiçbir şey yok diyecek biliyorum.. Ama işte o zaman Onlara şunu diyeceğim -ya onlar da en az maaş bu kadar iken aldığı en basit ürünlerin fiyatları da bu kadardı, maaşı baz alırsınız sanki orada bedava mıydı? işte sizin de maaşınız aynı değerde, Bırakın da ürünlerde aynı şekilde değerlensin, diyeceğim. Hani yabancı parayla maaş alıp Türk Lirası ile ekmek alanları var ya onları görmek isterdim hahaha. Ama ne olacak biliyor musunuz Şu milletin ağzındaki "Onların bir aylık maaşı ile biz 2 ay boyunca çalışmak zorunda kalırız.... lafını ortadan kaldıracağım.
 
Hayal ediyorum; Ülkemde yeraltı rezervlerini ortaya çıkarıp başta enerji ithalatımı en az seviyeye indireceğim. Ülkemi enerji ihraç eden bir konuma getireceğim. Malum, ülkeler arasındaki karşılıklı alışverişler sayesinde çoğu şeyi siyasal çalkantıları iç karışıklığı dizayn etme çabalarını engelleyebiliyor insan. Bundan dolayı; "Sıfırlayacağım, kimseye muhtaç olmayacağım diyemiyoruz. -ki bunu kimse diyemez şu yaşadığımız dünyada. Mesela Petrol rezervlerini aktif hale getirip Petrol ihraç eden ülke konumuna geleceğim ülkemi. Mesela; Karadeniz'in altındaki hidrokarbon yataklarından enerji üretmek için çalışmalara hemen başlayacağım-ki bu rezervler doğaya en az zarar veren ve diğer Enerji kaynaklarından çok da güçlü kaynaklar olacak.
 
Hayal ediyorum: Ülkem, Benim okuduğum yıllarda coğrafya kitaplarında tarım ülkesi olarak geçiyordu, tekrar o günlere geri getireceğim. Sanayi üretim ve ihracat ekseninde en az onlar kadar etkili olan tarım sektörünü de canlandıracağım. Ülkemde ne kadar boş kamu arazisi var ise yetkili yerel yönetimlere talimat vererek buralarda özellikle bakliyat tahıl ürünleri üzerine faaliyetler yapılmasını sağlayacağım..
 
Ülkede yüksek enflasyon var ancak bir o kadar da harcamalar belli seviyenin altına düşmüyor çünkü insanlar yarın aynı fiyata bulamam diye sürekli bir şeyler satın alma gayreti içindeler ve hal böyle olunca da arz / talep dengesi bozuluyor. Talep arttıkça fiyatlar yükseliyor. Dar gelirli enflasyon karşısında ezilirken yüksek gelirli olanlar talebi arttırmaya devam edip ürünleri daha da pahalı hale getiriyorlar. "Her yerde insan var, para harcıyorlar, bu ülkede kriz yok" söyleminde bulunanlar da ekonomi bilmeyen ve bu gerçeğin idrakinde olmayan kişilerdir.

Sonuç olarak çok sert önlemler alınmak zorunda kalınacak gibi görünüyor yoksa enflasyon ve TL'nin değer kaybı önlenemez.
Acı reçete, sert önlemler anlamına geliyor yoksa yıllarca işin içinden çıkılamaz. Olan oldu artık ve acilen çözüm üretmek gerekiyor.
 
Mesela ben Başkan olsaydım, şöyle bir strateji izlerdim: Körfez ülkeleri Orta Asya ülkeleri ile şunun altyapısını hazırlardım onlara bir gün şunu derdim, "Yüzyıllardır bizi her bakımdan yeraltı ve yerüstü kaynaklarımız üzerinden sömüren şu batılı devletlere kendi sosyal iktisadi kalkınmamızı planlayarak çok güzel bir ders verirdik. Dünyada enerji en büyük sorun, bugün dünyada enerji kaynaklarının önemli bir kısmı bizim coğrafyamızda. Gelin birlik ve beraberliklerimizi koruyarak yeni bir yapılanma içine girelim. Bizi sömürmelerine İzin vermeyelim. Madem bu kadar değerli kaynaklara ve insan gücüne sahibiz bunu fiiliyete, Yani artık harekete geçirmenin zamanı geldi. İlk önce güçlü altyapı yerleşim yerleri ve savunma sanayi ile paktımızı oluşturalım. Kaynaklar bakımından yoksun olan bu kendini beğenmiş devletler ayağımıza gelecekler. Gelin birlikte olalım her bakımdan ve her yönüyle güçlü bir oluşum kuralım. Dünyanın 5 ülkenin ağzı etrafında şekillenmesine izin vermeyelim. Bir olalım iri olalım diri olalım. Yapılan her türlü haksızlığa soyguna hırsızlığa artık tahammül göstermeyelim. Unutmayalım ki; biz değil, Onlar bize muhtaç..!"
 
Mesela bana sorsalar; milletin acil sorunlarına nasıl bir çözüm bulacaksın ve Nereden başlayacaksın? Diye bir soru sorulsa;

Milletin en temel ihtiyacı yaşam maddeleri gıda değil mi? bunun için şöyle bir eylem planı düşünürdüm, ilk önce coğrafyamdaki tarıma elverişli arazileri belirler Ve buralarla ilk önce devlet desteği ile yani araç gereçten Tohum ve gübre desteğine kadar büyük bir Kalkınma hamlesi başlatırdım. Çünkü insanların en meşru ve en basit önceliği yaşamak ve gıdaya erişmek. Uzun zamandan beri düşündüğüm hayal ettiğim tarım kentleri projesini hayata geçirirdim bir an önce. Tarım kentlerinin yakınına kurulmuş çeşitli branş yapan yerlerdeki iş gücüne kesinlikle bu insanları dahil ederdim. Temel ihtiyaç beslenme ve gıda ürünlerini devamlılığı olacak şekilde planlayarak fahiş fiyat artışlarını kesinlikle engellerdim. Özellikle baktiyat ve tahıl için yerli tohumlarımızı teşviklerdim kullanılması için. Bu sayede ilk etapta Tarım kendilerindeki insanların istihdam sorununa mutlaka çözüm bulurdum. Ancak Tabii ki burayla sınırlı kalmazdı çünkü planlamalarda Sanayi kentlerinin hemen yanı başında sadece tarım ile ilgili değil tüm dallarda emek üreten, fabrikalarda çalışmak üzere birçok insanıma iş imkanı sunardım... Neyse ben buna sonra devam edeyim....l ( Yorumlarınızı alayım diyeceğim ama, Bildiğim için demiyorum.
 
Ben olsaydım, engellenemez bu orman yangınlarını, ülkem için çok daha iyi bir şekilde kullanırım. Elbetteki yanan ormanlarımız ile resmen ciğerlerimiz yanıyor. Sonuçta hepsi Can, Hatta çoğu insandan daha merhametli bir can. Yangınları engelleyemiyoruz ve dolayısıyla binlerce dönüm arazi orman alanı yok oluyor. Buraların yapılaşmaya açılması yasak. Doğrudur, işte en baştan tekrar orman olacaktır bu araziler. Ama öyle bir orman olmalı ki hem doğaya hem de insana faydası olacak ağaçlar yeşermeli benim ormanlarımda. Hadi bakalım; çam ağaçlarından daha faydalı bir yeşillendirme planı ne yapabiliriz? Fikri olan varsa yazsın..
 
Şöyle hayal et.

İnsanlar zaten satın alıyorsa, kârı artırmak için fiyatları yükseltmekte bir sıkıntı yok.
O halde satışları kısıtlamalı ki, üretici satabilmek için fiyat düşürsün. Üretici öfkeli.
İstediğini satın alamayan vatandaş öfkeli.
Vergi gelirkeri düştüğü için Devlet planlanan harcamaları gerçekleştiremiyor, Bürokrasi öfkeli.
Hükümet düşeceği için muhalefet mutlu.:)

Veya şöyle hayal edelim.

Bol zam yapıldı ve herkes pahalı da olsa bir çok şeyi alabiliyor.
Üretici malını satıyor ama yüksek ücretlere verdiği para cebinden çıkıyor. Üretici memnuniyetsiz.
Vatandaş her şeye fazla ödediği için hiç birikim yapamıyor ve memnuniyetsiz.
Vergi gelirleri ne kadar yükselirse de enflasyon daha yüksek çıktığı için, Bürokrasi memnuniyetsiz ve sıkıntılı.
Her şeye rağmen vatandaşın tepkisizliğnden Muhalefet te memnuniyetsiz.:(
 
Şöyle hayal et.

İnsanlar zaten satın alıyorsa, kârı artırmak için fiyatları yükseltmekte bir sıkıntı yok.
O halde satışları kısıtlamalı ki, üretici satabilmek için fiyat düşürsün. Üretici öfkeli.
İstediğini satın alamayan vatandaş öfkeli.
Vergi gelirkeri düştüğü için Devlet planlanan harcamaları gerçekleştiremiyor, Bürokrasi öfkeli.
Hükümet düşeceği için muhalefet mutlu.:)

Veya şöyle hayal edelim.

Bol zam yapıldı ve herkes pahalı da olsa bir çok şeyi alabiliyor.
Üretici malını satıyor ama yüksek ücretlere verdiği para cebinden çıkıyor. Üretici memnuniyetsiz.
Vatandaş her şeye fazla ödediği için hiç birikim yapamıyor ve memnuniyetsiz.
Vergi gelirleri ne kadar yükselirse de enflasyon daha yüksek çıktığı için, Bürokrasi memnuniyetsiz ve sıkıntılı.
Her şeye rağmen vatandaşın tepkisizliğnden Muhalefet te memnuniyetsiz.:(


abi bir saniye şimdi ben tam anlamadım.
satış sınırlamak nasıl oluyor? tamam ekonomiden çok anlamam ama şimdi sen piyasada 100 tane olan malın satışı 50 ile sınırlayıp.
mal satılmadı diye üreticilerin fiyat düşüreceğini mi düşünüyorsun?
yoksa ben yanlış mı anlıyorum
 
abi bir saniye şimdi ben tam anlamadım.
satış sınırlamak nasıl oluyor? tamam ekonomiden çok anlamam ama şimdi sen piyasada 100 tane olan malın satışı 50 ile sınırlayıp.
mal satılmadı diye üreticilerin fiyat düşüreceğini mi düşünüyorsun?
yoksa ben yanlış mı anlıyorum
Pardon, orasını eksik yazmışım.
Piyasadaki dönen paranın halkın elinde olan kısmını kısıtlarsan, satışlar üzerinde olumsuz etki yaratır.

Meselâ düşük kalan Maaş zamları, veya Banka Mevduat faizlerini yükseğe çekerek cazip hale getirmek, yada Vergileri artırarak daha fazla kesintiye sebep olmak gibi. Her piyasadan çekilen miktar, harcamaları kısıtlar. Özellikle yaygın kitlelerin elinden eksilen kısım etkili olur. Çünkü zengin kesim, parası çok olsa da anca bir tane veya ihtiyacı kadar alır (yada tüketir). Ve zengin kesim genelde daha da zengin olabilmek içim orantısal olarak yatırıma, tüketimden daha fazla yönelir.
 
Pardon, orasını eksik yazmışım.
Piyasadaki dönen paranın halkın elinde olan kısmını kısıtlarsan, satışlar üzerinde olumsuz etki yaratır.

Meselâ düşük kalan Maaş zamları, veya Banka Mevduat faizlerini yükseğe çekerek cazip hale getirmek, yada Vergileri artırarak daha fazla kesintiye sebep olmak gibi. Her piyasadan çekilen miktar, harcamaları kısıtlar. Özellikle yaygın kitlelerin elinden eksilen kısım etkili olur. Çünkü zengin kesim, parası çok olsa da anca bir tane veya ihtiyacı kadar alır (yada tüketir). Ve zengin kesim genelde daha da zengin olabilmek içim orantısal olarak yatırıma, tüketimden daha fazla yönelir.

yani sen halkı fakirleştirerek ekonomiyi düzeltebiliriz diyorsun ya da halkı borçlandırarak elini tutsak ederek yaparız bunu diyorsun.
ancak ithal ürünle dolu piyasada pazarcı satış yapamazsa devletin koydugu vergidir ve ek külfetleri ödeyebilmek için daha çok zam yapmaz mı?
 
yani sen halkı fakirleştirerek ekonomiyi düzeltebiliriz diyorsun ya da halkı borçlandırarak elini tutsak ederek yaparız bunu diyorsun.
ancak ithal ürünle dolu piyasada pazarcı satış yapamazsa devletin koydugu vergidir ve ek külfetleri ödeyebilmek için daha çok zam yapmaz mı?
Ben öyle demiyorum. İlk yazdığımı okursan, "aşağısı sakal, yukarısı bıyık" diyorum. En kabulleneni seçebilirsin.

Ekonomiyi düzeltecek dahi henüz doğmamış. Kimse mucize beklemesin. (Ben Başkan olsaydım, Ağır Sanayi ve Bankaların tepesine binerdim. İyi mi olur? Kötü mü olurdu? bilemem.)
 
Bana gonuş gebeş gamlumbağaa diye konuya giriyorum. Ekonomiyi düzeltmek için birine fırsat mı verdiniz?
 
Geri