Hasan Ali Toptaş Sözleri

Konu sahibi son olarak 1729 gün önce görüldü
"...belleğimizdeki hatıralardan-yani geleceği ele geçirmek adına geçmişe saçıp savurduğumuz kendimizden- henüz kurtulamamıştık."
 
" Şişip şişip patlayacak noktaya gelmesi
herkes gibi olamayışından kaynaklanıyordu. "
 
" İnsan gezip dolaştıkça, yaşamın değişebilirliğine daha çok inanıyordu. "
 
" Böylesine derin bir sessizliği,
ancak büyük gürültülere hazırlanan ruhlar taşıyabilir. "
 
Gitmek fiilinin altını, çift çizgiyle en güzel trenler çizermiş.
 
...ne zaman doğduğumuz sorulduğunda hep anamızın bacaklarının arasından çıktığımız tarihi belirtmemize rağmen, artık insanları analardan çok yaşamın doğurduğunu biliyorum."
 
Derken, kadın birdenbire kayboldu.
Hayır, düş gibi değil;bildiğim, tanıdığım, sıcaklığına alıştığım ve sanki peşinden koşarken birkaç kez yakalayıp nereye giderse gitsin diye bile isteye serbest bıraktığım birisi gibi kayboldu
Bense, kalakaldım...
 
Kendi dışımda kalan birçok şeyi bilmediğim gibi, ne yazık ki insanın aradığını hiçbir zaman, hiçbir yerde bulamayacağını da bilmiyormuşum.
 
Artık gözlerimi kime çevirsem mutlaka ona ait bir renge, bir kıpırtıya, bir şekle ya da kokuya rastlayabiliyordum. Alaaddin ne yapıp edip un ufak parçalanmıştı da, kimse kendisini bulamasın ve bilemesin diye, tıpkı güzellik ya da çirkinlik gibi bütün insanların varlığına biraz biraz dağılmıştı sanki.
 
Anlaşılan, insanoğlunun, kendi yarattığı şeyi bile elinde tutamayacak kadar zayıf ve çaresiz bir yaratık olduğunu bilmiyormuşum daha.
 
Ben sensizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde.

Yüzün gelirdi bir yerlerden bir ülke,
kokun gelirdi bir bahar
ve gülüşün gelirdi de bir düş gibi
 
Ve şuramızda
bir gökyüzü sürekli kuşsuzluğa doğurur kendini.
 
Neresinden bakılırsa bakılsın,
her cümlede bir çift göz vardır
ve her noktada bir insan.
O insan ki, bakar bize ve ötemize;
ve o insan ki, giyindiği zamanın gerisinden sorar hep
kaygılanır, duraksar ve ve sessizdir;
ve geldim demenin bir sessizliği varsa, öpüşelim
demenin, sen hâlâ gitmiyor musun demenin ya da
ölmek istemenin bir sessizliği varsa,
kelimeleri de vardır sessizliğin
duruşun kelimeleri vardır;
bakışın, uzanışın,
gülüşün...

Ama yalnızlığın kelimeleri yoktur.
O, bütün kelimelerden oluşmuş bir kelimedir.
 
yürür ya da koşarken,
coşarken ya da
deli dolu yaşarken
ansızın ölümü istemektir yalnızlık;
kendimizin kendimize sağırlığıdır.
 
" Yalnızlık alıp karşına kendini,
öteki kendinle konuşmaktır. "
 
ve romanları daha da büyük bir iştahla
okur, okudum da
hep sen kalırdın aklımda.
Sen kalırdın senden de büyük.

Anlardım ki,insan bir başkasındaki kendini okur;
ve okunanlar yalnızlıktır.
 
- Peki, namlunun ucunda kim var?
- Kim olacak; tetikteki ben.
 
.. ve susmak da bir şarkıymış,
bilmiyordum.
 
Geri