Haftanın Kitap Önerileri

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
Aşksızlık üzerine bir roman

Güven Turan'dan Dalyan. İsimsiz bir adam ve yabancı bir kadın, Penelope. Tek başına okunan bir kitap vesilesiyle başlayan sohbetin sonrasında yaşananlar. Eksik yahut örtük anlatılan geçmiş ve üzerine inşa edilmeye çalışılan yarınlar. Bir yalnız bir diğer yalnızı kendi yalnızlığına dahil etmesi. Bir aşk romanı mı? Elbette. Ancak, daha çok aşksızlık üzerine bir roman. Yazarın yayımlandığı yıl Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'ne değer görülen ve roman türünde yeni bir zaman anlayışına kapılar açan kitap yeniden okuruyla buluşuyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Müthiş üçlemenin etkileyici finali

Hilary Mantel'den Ayna ve Işık – Thomas Cromwell Üçlemesi 3. Mayıs 1536, İngiltere. Anne Boleyn kiralık bir Fransız cellat tarafından kafası kesilerek öldürülür. Ondan kalanlar anılara gömülürken, Thomas Cromwell zafer kazananlarla yemek masasına oturur. Putneyli bir demircinin oğlu kanlı baharı ardında bırakarak güç ve zenginlik tırmanışına devam eder. Efendisi 8. Henry ise üçüncü kraliçesi Jane Seymour'la kısa ama mutlu bir evlilik sürdürür. Hilary Mantel, Kurtlar Hanedanı ve Ölüleri Getirin'le başladığı muhteşem üçlemeyi Ayna ve Işık'la sonlandırıyor. “Hilary Mantel'in müthiş üçlemesinin etkileyici finali…” The Washington Post. (Alfa Yayıncılık)

Bir çiçek zombiye dönüştürebilir mi?

Michael Largo'dan Bitkilerin Gizli Dünyası. Botaniğin bahçesinde eşsiz bir gezintiye var mısınız? Bitkiler savunma mekanizmalarını nasıl geliştirirler? Patates insanlık tarihini nasıl değiştirmiştir? Şifalı bitkiler nasıl keşfedilmiştir? Bir çiçek insanı gerçekten bir zombiye dönüştürebilir mi? Mabet ağacının kötü kokusu nereden gelir? Bu kitap, bitkiler âlemine dair akıl almaz pek çok soruya inanılmaz yanıtlar veriyor. Ödüllü yazar, kitapta sizi tarihe tanıklık eden zeytinden istilacı su sümbülüne kadar yüzlerce bitki türünün tarihi, davranışları ve tarımsal evrimi üzerine merak uyandıran bir yolculuğa çıkarıyor. “İncelikle yazılmış olan bu kitap botaniğe meraklı, tuhaf ve faydalı bitkilerin geniş yelpazesi hakkında bilgilere göz atmaktan keyif alacak tüm okurların ilgisini çekecek.” – Library Journal. (Beyaz Baykuş)

Kırsala, doğaya ve aşka dair

Kenan Hulusi Koray'dan Son Öpüş. “Haçdağı köyünde bir gece jandarma karakolu basıldıktan sonra civardaki bütün köylüler ikindi olur olmaz kapılarını kapamayı itiyat edinmişlerdi. Halbuki henüz kış değildi ve Akviran tepelerine soğuk yalnız kar ve tipiyle gelmez, kurt sürüleriyle beraber uğrardı. Onun için olacak ki eşkıyalarla başa çıkamayan köylüler, hiçbir yıl kışın erken geldiğini istemezken bu sefer eylül sonuna doğru Akviran'ı bir kar kıyametin kapamasını bekliyorlar, ‘Eşkıyaları ancak kurtlar temizleyebilir' diyorlardı.” Kitap, kırsala, doğaya ve aşka dair çarpıcı bir metin. Kuşakları etkilemiş romanlar, ufuk açıcı öyküler, ezberlere kazınmış şiirler… Gazetelerde kalmış söyleşiler, gezi yazıları, denemeler, makaleler… Edebiyatımızın farklı dönemlerinden, iz bırakan metinler Kısa Miras'la bir araya geliyor. (Can Yayınları)

Meydanda yükselen sesinin hikâyesi

Aydın Şimşek'ten Vladimir Vladimiroviç Mayakovski – Hiçbir Şey Silemez Aşkı. “Aşk her şeyin kalbi. Bu kalp ölünce, her şey ölüp gider, anlamsızlaşır.” Mayakovski. Vladimir Vladimiroviç Mayakovski, Rus şair ve oyun yazarıdır. Halkların asi çocuğu, devrimin kıymetli şairi… Otuz altı yıllık kısacık hayatına hem ölümsüz eserler sığdırmış hem de Rusya'da yaşanan Ekim Devrimi'nde çara karşı ateşli gençliğinin de etkisiyle takındığı dik tavrıyla, sayısız devrimciye ilham olmuştur. Bu kitapta devrimci, genç bir şairin hayatını değil, yetenekli bir sanatçının gözü pekliğinin, inanmışlığının, direnişinin, mücadelesinin, meydanlarda yükselen sesinin hikâyesini bulacaksınız. (Destek Yayınları)

Yıldızları tek tek gökyüzüne asıyor

Göktuğ Canbaba'dan Gökyüzü Boyacısı. Şimdi başını kaldır ve gökyüzüne bak: Bulut Dağıtıcısı’nı gördün mü? Bembeyaz pufidik bulutlarla kaplıyor gökyüzünü. Peki Yıldız Hanım’ı? Akşam olur olmaz yıldızları birer birer gökyüzüne asıyor. Gökyüzü Boyacısı var bir de; onun işi de geceleri en güzel lacivertlere boyamak. Ama karanlıkta kimsenin onu görmediğini düşünüp bazen kendini yalnız hissediyor. Ve bir gün aklında bir fikir geliyor: Işıl ışıl bir fikir… (Doğan ve Egmont Yayıncılık)

Kurban oluşlarını hatırlatmak

Bejan Matur'dan Ayın Büyüttüğü Oğullar. Sessiz bir törenle iç geçirme arasında duran yerde gömdüm onları. Ölü oğullar. Kurban hepsi. Sanki onlara, kurban oluşlarını hatırlatmak için var yeryüzü. Yüzleşiyoruz. Sızlanmaya başlayan bir çırpınmada yeter diyorum. Gidin ve öldürmeyin. (Everest Yayınları)

Çocuklarının canına kıyan canavar anne

Christa Wolf'tan Medea Sesler. Yazar, 1996'da yayımlanan kitabında, Euripides'in tragedyasından beri defalarca işlenen hikâyeyi ele alır. Medea, hep çocuklarının canına kıyan canavar anne, kardeş katili, gönderdiği zehirli elbiseyle Korinthos Kralı Kreon'un kızı Glauke'yi öldüren büyücü, İason'un kaypaklığının kurbanı ya da kendi kökleriyle köprüleri atmış ebedi yabancı olarak betimlenmiştir. Ancak yazarın Medea'sı tutkunun çaresiz tutsağı değildir ve hiçbir suç işlememiştir. Ülkesini daha yüksek ve daha insani bir medeniyet arayışıyla terk etmiş, olağanüstü güçleri ve insani kusurları olan bağımsız bir kadındır. Yazar romanı, eski tanrıça merkezli dinlerin yerini ataerkil yönetimlere bıraktığı, kralların iktidar uğruna her şeyi göze aldığı bir çağa yerleştirir. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Abisinin intikamını almak için…

Boris Vian'dan Mezarlarınıza Tüküreceğim. Yirmi altı yaşındaki, beyaz tenli bir melez olan Lee Anderson, beyaz bir kıza âşık olduğu için linç edilen siyah abisinin ölümünden sonra kasabasından ayrılır, ABD'nin güneyindeki Buckton'da bir kitapçıda işe girer. Yetenekli bir blues müzisyeninin sesine sahip olan, uzun boylu, yakışıklı ve cömert Lee, kasabadaki kızların ilgisini üstüne çeker. Edindiği arkadaşlarla birlikte sefahat hayatı sürmeye başlar fakat aklında tek bir düşünce vardır: Olabilecek her şekilde abisinin intikamını almak. (İthaki Yayınları)

Bizde tarihe bir not kafası var

Oğuzcan Önver'den Beğenmeyenler Otopside. “Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaşta, benim de bir kaç kitaba yazdığım arka kapak yazıları çok beğenilmişti. Hiçbirini kullanmadılar. Böyle tuhaf işler bunlar. Bizde tarihe bir not kafası var. Her santimetremizi tarihe geçecekmiş gibi büyümüşüz. Kafaya koyduk mu yani, koyduğumuz zaman böyle. Adam diyor ki oha çok iyi ama daha kısa mesela, baştan aşağı ama daha kabaca, bilakis çok çarpıcı, keşke biraz daha az. Gel de kafayı koyma şimdi. Tarihe tabii, tuhaf bir not olarak. Oğuzcan yazdıkça böyle işler açılıyor başımıza. Artık hangi tarihe, onu da otopside görüşürüz.” – Barış Özgür. (Kaplumbaa Kitap)

Yazarın mektupları, anket cevapları

Orhan Veli Kanık'tan Mektuplar Anketler Mülakatlar. Külliyatın bu cildi Mektuplar–Anketler–Mülakatlar, yazarın mektuplarından, anket cevaplarından ve mülakatlarından oluşuyor. Necati Tonga ve Tahsin Yıldırım'ın hazırladığı kitapta, şairin külliyatını mümkün olduğunca eksiksiz sunmak adına, dergilerde yayımlanan fakat kitaplaşmayan mektuplarıyla, şahsi arşivlerde kalmış mektuplarından on dört tanesi bir araya geliyor. Kitabın ikinci bölümünde yer alan; Nelere Sinirlenirsiniz?, Yeni Sanatı Nasıl Buluyorsunuz?, Son 50 Yıl İçinde Hayatımıza En Çok Tesir Etmiş 20 Türk Şahsiyeti Kimdir?, Sanatkârlarımız 1950 Yılı İçin Neler Hazırlıyorlar? başlıklı anketlerle üçüncü bölümünde yer alan Büyük Şeften İntibalar ve Sürrealist Oyunlardan Diyalog başlıklı mülakatlar ilk defa kitaplaşıyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Başarılı ve kazançlı olabilmenin sırları

David Aaker'den İmza Hikâyeler Yaratmak. Hepimizin bildiği gibi hikâyeler, dikkati cezbetmede, ikna sürecinde ve ilham vermede olgulardan çok daha etkilidir. Markalama ve strateji alanlarında dünya çapında bir otorite olan yazar, bu konuda bir adım daha atarak bizleri imza hikâyeler ile tanıştırıyor. Peki imza hikâye nedir? Yazara göre imza hikâye; ilgi çekici, özgün, markanın vizyonunu, müşteri ilişkilerini, kurumsal değerleri ve stratejiyi netleştiren ya da güçlendiren bir anlatıdır. Markalara görünürlük ve enerji kazandırır, çalışanları ve müşterileri ikna eder, onlara ilham verir. Elinizdeki kitap, kuruluşların, hikâye anlatımını stratejik iletişimlerine nasıl entegre edebileceğinin ve kendi alanlarına has imza hikâyeler yazarak nasıl daha görünür, başarılı ve kazançlı olabileceğinin sırlarını veriyor. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)

Yatak modern çağda özel ve gizli bir alana dönüştü

Brian Fagan'den Yatakta Neler Yaptık?- Yatay Bir Tarih. XIV. Louis, Fransa’yı yatak odasından idare etti. İkinci Dünya Savaşı sırasında Winston Churchill, İngiltere’yi yatağından yönetti. Yolcular, yolculukları sırasında hiç tanımadıkları yabancılarla birlikte yattı, Sanayi Devrimi öncesi pek çok aile aynı yatağı paylaştı. Bir zamanlar yataklar pahalı objelerdi ve çoğu zaman gösteriş amaçlıydı: Tutankamon altın bir yatakla birlikte sonsuzluğa göç etti, zengin Yunanlar öbür dünyaya üzerinde yemek yemek için tasarlanan yataklarında gönderildi. Yatak; doğum, ölüm, seks, hikâye anlatımı ve sosyalliğin yanı sıra uyumak için de kullanılıyordu. Ama kimin kiminle, neden ve nasıl yattığı zamana ve yere bağlı olarak inanılmaz derecede değişiyordu. Yatak modern çağda özel ve gizli bir alana dönüşünce zengin sosyal tarihi de büyük ölçüde unutulmuş oldu. (Tellekt Yayınları)

14 yaşındaki çocuğun halasıyla yolculuğu

Catherine Clement'ten Theo’nun Kutsal Yolculuğu. 20. yüzyıl felsefe tarihini Şeytanın **Spam/Adversiting**su adlı kitabıyla romanlaştırarak yankı uyandıran yazar, bu kitabında da dinler tarihinin romanını yazıyor. Okur bu kitapta, inanç ve bilinçle hayata tutunma mücadelesi veren on dört yaşındaki bir çocuğun ve sıra dışı bir kişiliğe sahip olan halası Marthe'ın dokuz ay süren yolculuklarına eşlik edecek. Paris'ten yola çıkan hala ve yeğenin ilk durakları Kutsal Kent Kudüs oluyor. Daha sonra Mısır piramitlerinden Roma'nın görkemli katedrallerine ve İstanbul'un göz kamaştıran camilerinden Mevlevilerin sema ayinlerinde geziyorlar. Benares, Tokyo, Moskova, Jakarta, New York ve Prag'a kadar uzanıyorlar. Onlarla birlikte okur da Avrupa'nın muhteşem kiliselerinden Asya'nın büyüleyici tapınaklarına, Amerika'nın Baptist kiliselerinden Afrika'nın kökleri derinlerde olan yerel dinlerinin ritüellerinde ve tamtam eşliğindeki mistik törenlerinin gizeminde dolaşıyor. (Totem Yayınları)

Katil cezasını mutlaka ödeyecek

Juan Diaz Canales'ten Blacksad 1.Cilt – Gölgeler Arasında Bir Yerde. Smirnov, Blacksad'i bir cinayet kurbanının teşhis etmesi için çağırır. Kurban özel dedektifin bir zamanlar hayatının en güzel zamanlarını geçirdiği ünlü aktris Natalia Willford'dan başkası değildir ne yazık ki. Smirnov, Blacksad'i uyarsa da bunun hiç önemi yoktur. Bir kadın ve beraberinde Blacksad'in en güzel anıları katledilmiştir. Katil bunun cezasını mutlaka ödeyecektir. (Yapı Kredi Yayınları)

Mucizeler ve dehşetler vaat ediyor

Tim Powers'tan Deprem Havası. Batının doğaüstü kralı Scott Crane, California'da öldürüldü ve onu öldüren kişi de Janis Plumtree'nin kafasındaki kişiliklerden biriydi. Şimdiyse Plumtree bu eyleminin bedelini ödemek zorunda; bu, hayata döndürülecek olan krala kendi bedenini vermek anlamına gelse bile. Fakat bu tehlikeli oyunun bir oyuncusu da Dionysos ve o, şarabının içilmesini istiyor. “Powers hikâyeyi yavaşlatmadan aydınlatan bir açıklıkla yazıyor. Mucizeler ve dehşetler vaat ediyor ve hepsini gerçekleştiriyor.” Orson Scott Card. “Powers bizimkinin ötesinde esrarengiz, sihirli bir dünya yaratıyor ve bizi orada bir tura çıkarıyor.” Science Fiction Chronicle. (Alfa Yayıncılık)

Bireysel hayal kırıklıkları

Halid Ziya Uşaklıgil'den Kâbus. Bireysel hayal kırıklıklarının ve bir aile dramının işlenmesi kitabın temel izleği olsa da oyun ayrıca toplumu ilgilendiren meselelere dair yapılan göndermelerle de dikkatleri çeker. Özellikle kadın haklarına, kadının toplum içindeki yeri, evlilik, boşanma gibi hususlara doğrudan ya da dolaylı yoldan getirilen çözümlemeler ve eleştiriler oyunun sınırlarını genişletir. Böylelikle parçadan bütüne çıkarımlarda bulunma olanağına erişilir. -İsmail Kekeç. (Can Yayınları)

Şiirlerini kimseye göstermedi

Betül Şükür'den Nilgün Marmara – Yabancıların En Yakınıydın Sen. Eğer bu kitabı okurken baştan sona keder içinde bir Nilgün Marmara bulacağınızı düşünüyorsanız baştan uyaralım; yok. Çünkü onun derdi kederle değildi. O, kendini buraya ait hissetmiyordu sadece… Ece Ayhan'ın da dediği gibi dünyayla yaralıydı. Dünyayla derdi vardı. Ondan bahsederken edebiyata, şiire bakışına, eserlerine, yazdıklarına bakmamak, o yarayı bütün buralarda aramayıp sadece filmin sonundaki intiharına bakmak, Doğdu ve öldü! demekle aynıdır. Nilgün Marmara sadece doğup ölmedi. Yaşadı da. İyi bir şair ya da bir yazar olmak değildi derdi. Bu yüzden şiirlerini kimseye göstermedi. Sadece yazar, şair değil; eş, evlat, anne, kız kardeşti… Bu hayata dair hiçbir unvanı, hiçbir aidiyeti almak istemiyordu üzerine. Şiirlerinde varoluşun ve arayışının bütün izleri vardı. İçi boş, öylesine bir gitme isteği, bir vazgeçiş değildi ondaki ölüm arzusu… Ölümü, var olmanın başka bir boyutu olarak görüyordu. (Destek Yayınları)

Paslanmış beşikler

Bejan Matur'dan Dünya Güzeldir Hâlâ. Elbette gül bahçeleri gömülü kalbimizde. Paslanmış beşiklere yaslanıp açan iatçı güllerden bir neşe. (Everest Yayınları)

Altın çağında Atina’yı yöneten kişi

Thomas R. Martin'den Perikles. Perikles (MÖ 490'ların ortaları – 429), gücünün, refahının ve etkisinin zirvede olduğu altın çağında Atina'yı yöneten kişidir. Pers Savaşları ile Peloponnesos Savaşları arasındaki bu dönemde kentinin, bilim, felsefe, heykelcilik, mimarlık ve tiyatro başta olmak üzere, coğrafyada ve zamanda çok uzak mesafelere ulaşacak kültürel gelişmelerin merkezi olmasını sağlamıştır. Günümüzde bile hayranlıkla gezilen Parthenon'u yaptırmıştır. Şehrinin ikinci sınıf uluslararası konumunu değiştirip bölgenin en zengin ve kuvvetli devleti haline gelmesini sağlamıştır. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Teknolojinin hegemonyasında

Walter Tevis'ten Alayıcı Kuş. Gelecek, insan nüfusunun fazlasıyla azaldığı, var olan insanların da ilaçlar sayesinde intihardan uzak durduğu, robotların ve teknolojinin hegemonyasında, kasvetli, postapokaliptik bir yer. Bu dünyada ne sanat, ne kitap ne de yeni doğan çocuklar var. Öyle bir dünya ki insanlar yaşamaktansa diri diri yanmayı yeğliyor. Ancak üç kişi sayesinde bir umut ışığı belirecekti: ölmek isteyen ama yazılımı gereği kendini öldüremeyen, dünyanın hâkimi, yaratılan en kusursuz makine, robot Spofforth; kendi kendine okumayı öğrenerek büyük bir suç işleyen Paul; düzenin dayattığı ilaçlardan kaçan Mary Lou. (İthaki Yayınları)

Yaşamındaki gelişmeler

Bruno Taut'tan İstanbul Günlüğü 10.11.1936 – 13.12.1938. Alman dışavurumculuğunun önemli temsilcilerinden, Berlin Siedlung programının 1924-33 yıllarındaki baş mimarı yazarın sürgün hayatı Nasyonal Sosyalistlerin iktidara gelmesiyle başlar. 1933’te Japonya’ya, 1936’daysa Türkiye’ye yerleşir. 24 Aralık 1938’deki ölümüne dek hayatını sürdüreceği İstanbul’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Mimarlık Bölüm Başkanı olarak görev yaparken Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı’nda da İnşaat Dairesi Başkanlığı görevini yürütür. Yazar, Türkiye’de geçirdiği süre boyunca, ağırlıklı olarak profesyonel yaşamında gerçekleşen gelişmeleri kısa kısa notlar almak suretiyle günlüğüne kaydeder. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Hayatımızda serüvenler hiç bitmedi

A. Muhibbe Darga'dan Kazı Başkanının Karavanası – Arkeolojinin Delikanlısından Yemek Tarifleri. Kazı anıları arasında, arkeolojik bulguların heyecanına lezzeti karışan, yaşama sevincine eşlik eden yemekler hatırlıyor yazar. Sadece kazı karavanası değil, İstanbul'da kurulan sofraları, bir zamanlar Fenerbahçe'den tutulan balıkları, çocukluktan hatırası kalan beyaz pilavı anıyor… Reçellerse hep başrolde, tarifi kimden alındıysa onun hakkı verilerek aktarılıyor. “Bizim hayatımızda serüvenler hiç bitmedi, bitmesin de… Bu bir yemek kitabı mı? Bir omlet bana neler hatırlattı! Şimdi aklıma daha neler geliyor…” (Yapı Kredi Yayınları)

Şehir çok siyah

Bejan Matur'dan İbrahim'in Beni Terketmesi. Her gece kandil dedi biri. Her gece kandil. Ve hasrete daha çok var. Neyi duymaktayız biz? Dün oturduğumuz avluda. Siyah olan gül. Bugün açmış ruhunu. Ve bir şey göstermektedir. Sular bir şey göstermektedir. Kuşların gülleri geçip kokan nefesi. Sesi. Senin soluğun olmaktadır hâlâ. Buradaki her günahı temizledi. Senin güllere bakman. Senin isteğin göğün katında tartıldı. Bir melekten söz ederken. Şehir çok siyah. Budur meleği yükselten belki de dedim. Meleği yükselten ve kanatlarını kelimelere açan Şehrin siyah oluşudur. (Everest Yayınları)

Evrenin başlangıç koşulları

Frank Close'dan Lucifer’ın Mirası – Newton'dan CERN'e Asimetrinin Öyküsü ve Anlamı. Dünya asimetrik varlıklarla dolu asimetrik bir yerdir. Eğer Yaradılış mükemmel olsaydı ve simetrisi kusursuz kalsaydı, şimdi bildiğimiz hiçbir şey hiç ama hiç var olmazdı. Varlığımızı borçlu olduğumuz asimetrinin kökenlerini parçacık düzeyinden molekül düzeyine, hücre yapısından anatomik düzeylere kadar her aşamada inceleyen tanınmış fizikçi Frank Close, bu kitabında aynı zamanda evrenin başlangıç koşullarına da ışık tutuyor. Bir CERN fizikçisi olan yazar, simetri ve asimetrinin öyküsünü anlatırken modern parçacık fiziğinin de genel bir resmini çiziyor. (Alfa Yayıncılık)

Çok renkli, çok sesli bir roman

Murat Uyurkulak'tan Merhume. Elde Şu Kişiler Var: Evren Tunga: Müstakbel mevta… Ölmeden önce sevdiklerini kurtarmaya çalışıyor… Hilmi Şerbet: Huysuz bir hafiye… Zengin olmak istiyor… Davut Vahdet: Hilmi Şerbet’in yakışıklı ortağı… Âşık oluyor… Alper Kenan Kaldıran: Evren Tunga’nın abisi veyahut babası… Suna’yı çok özlüyor… Suna Kaldıran: Alper Kenan’ın güzel karısı… Kayıp… Gülsüm Tunga: Evren Tunga’nın annesi… Bir vakitlerin namlı fahişesi… Yazarın 2017 tarihli eseri, kahramanları yok sayılanlar, ezilenler, kenardakiler, katli münasip sayılanlar olan, ele aldığı ağır mevzulara karşın gürül gürül akan çok renkli, çok sesli bir roman. Bu toplumunun harcını karmış erkekliği, militarizmi, darbeleri, şiddet ve kırımı eşelerken çok kültürlülükten, cinsel özgürlükten, duyarlılıktan yana koyuyor tavrını; yani bizi dert ediniyor, hepimizi… (Can Yayınları)
1631429789202.png
1631429811423.png

1631429818885.png
1631429837210.png
1631429855038.png
alıntı​
 
O günleri anımsatan dokunaklı kitap

Jonathan Harris'ten Bizans’ın Sonu. Bir zamanların kudretli Bizans İmparatorluğu 1400’lü yılların başında artık yıkımın eşiğindeydi. Topraklarının çoğunu Osmanlılara kaptırmıştı ve Konstantinopolis dört bir yandan kuşatılmıştı. Belirsizliğin hakim olduğu bu kasvetli zamanlarda sıradan günlük hayatına devam etmekte olan Bizans halkı, geçim kaynaklarını ve ailelerini koruyabilmek için ölüm sancılarıyla kıvranmakta olan vatanlarına karşı zorlu kararlar almak zorunda kaldı. İşte o günleri anımsatan bu dokunaklı kitapta yazar, diplomatik manevralar, üstü kapalı meydan okumalar ve büyük tarihsel akımların cereyan ettiği zamanlarda talihin yardım ettiği kimi olaylar zemininde kişisel hikâyeleri araştırıyor. (Alfa Yayıncılık)

Her bir yorumun ardında yatan niyet

İzzet Erş'ten Kutsalın Yorumu. Her okuma bir yorumlamadır. Ve yorumlamak varoluşa katılmanın yegâne biçimidir. Bir kutsal kitabı yorumlamak şüphesiz ondaki kutsiyete katkıda bulunmak için yapılmaz. Kutsal olan her şeyden önce kendiyle kaim olduğundan kutsal denmeye layıktır. Kendi dışından bir şeye ihtiyacı olmadığından ona katkıda da bulunulamaz. Ancak ihtiyacı olana katkı verilebilir ve ancak noksan olan ikmal edilir. Bu nedenle yorumlamanın amacı bir eksikliği gidermek değil, temiz bir kalple ona katılabilmektir. Her bir yorumun ardında yatan niyet farklı olabilir. Yorum bazen kutsala saldırmak için, bazen kendini ondan korumak için yapılabilir. Bazen inkâr etmek için, bazen de ona daha çok bağlanmak için kullanılabilir. (Beyaz Baykuş)

Sanat-hayat karşıtlığı sorgulanıyor

Henry James'ten Ustanın Dersi-Kısa Klasikler 32. Genç yazar Paul Overt, davet edildiği bir kır malikânesinde uzaktan uzağa hayranı olduğu ünlü romancı Henry St. George’la ve ilk görüşte âşık olduğu Miss Fancourt’la tanışır. Bu tanışıklıklar kente döndükten sonra da çeşitli karşılaşmalarla sürer. Genç yazarın bütün arzusu bu büyük ustadan kendi kariyeri için yararlı bir şeyler öğrenmektir. Usta da ona seve seve bir ders verir, ama verdiği ders edebiyatla değil, yaşamla ilgilidir. Uzun yıllardır evli olan ünlü romancı, evliliğin ve evlilikle bağlantılı sorumlulukların, genç yazarlara ayak bağı olacağını, büyük sanatsal değeri olan yapıtlar yazmaya sekte vuracağını belirtir. Karmaşık, bir o kadar da müphem karakterlerin boy gösterdiği bu öyküde yazar her zamanki kıvrak zekâsı ve ironik üslubuyla bu kez sanat-hayat karşıtlığını sorguluyor. (Can Yayınları)

Büyüleyici bir azim mucizeler yaratır

İzzet Pinto'dan Babam İçin. Sıra dışı yetiştirme tarzıyla, oğlunu antrenör gibi hayata hazırlayan bir baba ile babasının hayalini gerçekleştirmek için hiçbir mücadeleden kaçınmayan yazarın hikâyesini okurken kimi zaman duygulanacak, kimi zaman hayrete düşeceksiniz. Hatta zaman zaman onun adına yorulup pes etmesini bile isteyeceksiniz. Onun Bangkok’taki işportacılık günlerinden, Türk dizilerini dünyaya açarak sektörde yılın adamı seçilmesine kadar uzanan inişli çıkışlı öyküsünde büyüleyici bir azmin ne mucizeler yaratabildiğine tanıklık edeceksiniz. (Destek Yayınları)

Topluma zarar veren işler

David Graeber'den Tırışkadan İşler. Dürüst olun, yapmakta olduğunuz iş aniden yok olsa, hayattan bir şey eksilir mi? London School of Economics'te öğretim üyeliği yapmış olan, antropolog ve anarşist aktivist yazar (1961-2020), kitapta, kimseye faydası dokunmayan, hiçbir anlamı olmayan, hatta belki varlığıyla topluma zarar veren işleri didik didik ediyor ve bunların kuşaklar boyunca nasıl katlanarak çoğaldığını, cesurca ve sağlam değerlendirmelerle ortaya koyuyor. Bankacılardan avukatlara, iletişimcilerden sivil toplum çalışanlarına hemen her sektörden birçok insan, yazara içinde bulunduğu durumu anlatmak için e-postalar göndermişti. Makalenin bu denli büyük bir sarsıntı yaratmasının nedeni, yapmakta olduğu işin tırışkadan olduğunu aslında herkesin bilmesi, dile dökülemese de bunun içten içe hissedilmesiydi. (Everest Yayınları)

Irk kuramlarına giriş niteliğinde

Hür Sinan Özbek'ten Teori ve Pratikte Irkçılık. Bu kitap, ırkçılığa ve ırk kuramlarına bir giriş niteliğindedir. Bu kitapta, Kant, Marx, Levi-Strauss ve Fanon ile beraber, çağdaş düşünürler Foucault, Balibar ve Bernasconi’de ırk kuramlarının izi sürülmektedir. Irkçılığın tarihsel ve ekonomik kökenleri nelerdir? Milliyetçilik ve cinsiyetçilikle ilişkisi nedir? Irkçılık kapitalizmin ürünü müdür, yoksa insanlık tarihinin bir parçası mıdır? Aristoteles’e göre ‘barbarlar’ın kölelik için doğması ne anlama gelir? Ksenofobi, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık aynı şey midir? Tüm bu sorularla birlikte bu kitapta, Türkiye’de ırkçılığın ekonomik ve kültürel kökleri ve farklı görünümleri sorgulanmaktadır. (Fol Kitap)

Bir yalnızlıklar toplamı: Hüzün Evi…

İrfan Yalçın'dan Son Bahçeler. Onlar ki her yerden gelip toplanmışlar son bahçelerde. Yok etmeden önce gülünçleştiren doğanın geç çiçekleri olarak boy veriyorlar, bir zamanlar çiçeğin içinden bakanlar. Oğlunu asılmaktan kurtarmak için haykıran Bayan İp, ölmeden toprağa girmiş Karikatür Adam, Ölümün Ağzı, Yorgun Sevda romanlarını yazmış yazarın annesi Bayan Öğretmen, bir 8 Haziran günü öleceğini söyleyen yaşama ustası Albay, yosun tutmuş İki Kız Kardeş, vicdanı alınmış oğluna unutulmama mektupları yazan Bayan Gümüş, bir cüce, ıssız dağ yollarında bir tren istasyonuna gelin giden Bayan Kasımpatı, avuçlarını göğe açıp bilmediği bir dilde her şey için tanrıya başvuran Bay Sakallı, en sevdiği şey tokalaşmak olan Cabbar, kırk altı kedisini bırakıp gelen ve hep onları konuşan Bayan Minnoş, kızı Hicran'ı yaralı bir hayvan gibi sesler çıkararak çağıran Bayan Çığlık, ortalıkçı Menekşe, Doktor ve Doktor'un Bayanı… (h2o Kitap)

Pandemiden ders çıkarabilecek miyiz?

Edgar Morin'den Yolumuzu Değiştirelim- Koronavirüsün Öğrettikleri. Dünyaca ünlü Fransız sosyolog yazar karşı karşıya olduğumuz salgının gezegene yayılmış Batılı paradigmanın, yani 16. yüzyılda Avrupa’da doğmuş modernitenin daha genel ve derin krizinin bir semptomu olduğunu ileri sürüyor ve bu mega krizi nasıl fırsata çevirebileceğimiz üzerine kafa yoruyor. Koronavirüs sonrası da krizin kendisi kadar endişe verici. Umudun da yeni felaketlerin de taşıyıcısı olabilir. Yarının dünyasının dünün dünyası olmayacağı kesin kanaatini çoğu insan paylaşıyor. Peki, nasıl olacak? Sosyal hayatta, ekonomide, politikada ve sağlıktaki krizler toplumlarımızı darmaduman mı edecek? Tüm insanları bir kader ortaklığına mahkûm eden, herkesi gezegenin biyo-ekolojik yazgısına bağlayan bu pandemiden ders çıkarabilecek miyiz?” (İş Bankası Kültür Yayınları)

Beceriksiz bir yönetim ve çaresiz bir halk

Chinua Achebe'den Halk Adamı. Kültür Bakanı, eski öğretmen M. A. Nanga tam bir halk adamı olarak tanınmasına rağmen aynı zamanda sinsi bir fırsatçıdır da. Eski öğrencisi Odili, Nanga'yı ziyaret edince hayal kırıklığına uğrayıp siyasete atılır. Odili'nin idealizmi bir süre sonra arzularıyla çarpışacak, öğretmen ve öğrencinin rekabeti ülkelerini kaosa sürükleyecektir. Nijerya'nın ilk askeri darbe teşebbüsünden günler önce yayımlanan Halk Adamı, Chinua Achebe'den beceriksiz bir yönetim ve çaresiz bir halka dair ikaz niteliğinde bir roman. (İthaki Yayınları)

Hayatını öğrencilerine adamış edebiyat öğretmeni

Beşir Ayvazoğlu'ndan Her Kuyuda Bir Yusuf. Titiz, mükemmeliyetçi, müşkülpesent bir bestekâr ve ud virtüozu. Kendini bir medeniyeti kurtarmaya adamış, fakat şöhretten bucak bucak kaçan münzevi bir koleksiyoner. Hayatını öğrencilerine adamış bir edebiyat öğretmeni, yaşadığı müddetçe millî musikiyi savunmuş bir neyzen ve ismi Vakit gazetesiyle özdeşleşmiş bir muharrir. Türk Ocağı'nın kurucularından idealist bir tıp doktoru ve vejetaryen bir Türkçü. Kabiliyetleri çok sınırlı, fakat ihtirası sınırsız bir şair. Zayıf karakterli, fakat benzerinin dünyaya bir daha gelemeyeceği iddia edilen bir hânende. (Kapı Yayınları)

Günce değil bu. Anlatı da. Şiir, zaten…

Barış Özgür'den Adam Haklı Beyler. Bu ne? Günce değil bu. Anlatı da. Şiir, zaten… Burada okura hitap edilir ve yazı dediğinin bir türü olur. Yazdıkların bir türe ait değiller ama canlılar. İnsanın yakasına kan çanağı gözlerle yapışıyorlar. Barış sanki gözlerimin içine bakıyor. Ne istiyor bu herif? Kendi de bilmediğinden gülüveriyoruz karşılıklı. Barış gülmek istiyor. (Kaplumbaa Kitap)

Kentleşme ve kentlileşme sorunları

Doğan Hasol'dan Mimar Doğanlar Üç Doğan. Doğan Kuban, Doğan Tekeli, Doğan Hasol 2010 ve 2015 yıllarında Cumhuriyet gazetesi için bir araya gelip İstanbul ekseninde mimarlık ve kent politikaları üzerine söyleştiklerinde, bu buluşma geniş yankı uyandırmıştı. Mimarlık dünyasının bu üç önemli figürü beş yıl aradan sonra yine Ceren Çıplak Drillat’ın soruları eşliğinde söyleşilerini kaldıkları yerden sürdürüyorlar, mimarlık ve kentleşmeye dair pek çok güncel konuyu tartışmaya açıyorlar. Mimarlığın kültür ve teknolojiyle, inşaatın ekonomiyle ilişkisinden kentleşme ve kentlileşme sorunlarına uzanan geniş bir yelpazede görüşlerini dile getiriyorlar. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Çalışan kişilerin yaratıcı yolculukları

Yaratıcılığın İzinde… Bu kitap, farklı disiplinlerde üreten ve çalışan kişilerin yaratıcı yolculuklarından ilham almanız için tasarlandı. Farklı yıllarda MediaCat'te yayınlanan bu röportajların burada olmasının sebebi ise, bu yaratıcı yolculukların zamansız sohbetler ortaya çıkarması. Yani bu kitabı yıllar sonra elinize aldığınızda da, bu yaratıcı etkiyle karşılaşmanız kaçınılmaz olacak. Kitapta hikâyelerine ortak olacağınız isimler şöyle: Ahmet Ümit, Arzu Kaprol, Ayhan Sicimoğlu, Benal Tanrısever Şimşek, Bozkurt İlham Gencer, Bülent Erkmen, Coşkun Aral, Defne Koz, Demet Akbağ, Dilan Bozyel, Edoardo Tresoldi, Erdil Yaşaroğlu, İskender Paydaş, Massimo Bottura, Mehmet Turgut, Mercan Dede, Mert Fırat, Oral Yazıcı, Ozan Açıktan, Stefan Sagmeister, Şemsa Denizsel, Uğurcan Ataoğlu, Zeynep Tosun ve Zülfü Livaneli. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)

Türkiye’nin batısındaki en iyi 22 seyahat rotası

Melih Uslu'dan İğneada’dan Pamukkale’ye Arabayla Anadolu. İnsan, bir kum saati gibi zamanı hızla tüketir. Durdurulamayan zamanı yavaşlatmanın en iyi yolu ise hayatı yavaşlatmaktır. Bunun için düşünmek, doğayı ve şehirleri izlemek, insanlara onlara kulak vermek gerekir. Bu da en iyi yolda yapılır. Çünkü yol öğretir, zihin açar ve bize insanlığımızı hatırlatır. Serüven devam ediyor. Seyahat yazarı, Türkiye'nin batısındaki en iyi 22 rotayı edebî bir tatta anlamakla kalmıyor, yolda olmanın felsefesini yapıyor. Yazar, bize büyüleyici yol hikâyeleri anlatırken kimi zaman edebiyattan ilham alıyor kimi zaman da şair Birhan Keskin'e memleketi Kırklareli'ni soruyor. (Mona Kitap)

Yanıt bulunamamış sorulara yanıt

Steven Weinberg'tan İlk Üç Dakika. Kitabın yazıldığı yıllarda Büyük Patlama Kuramı ana hatlarıyla ortaya çıkmıştı. Bu öykünün özellikle ilk birkaç dakikası temel parçacıklar fiziğine dayanır; onun da Standart Modeli yazarın kuramsal katkılarıyla tamamlanmıştır. Kitapta evrenin tüm evrimine değinilirken, henüz yanıtı bulunamamış sorular da etraflıca ele alınmaktadır. Kitabın biri astrofizik-kozmoloji, diğeri ise kuramsal yüksek enerji-parçacık fiziği konularında yetkin iki çevirmeni, yazarın 1993 tarihli ikinci baskıda yaptığı güncellemelerin sonrasında elde edilen kimi deneysel sonuçları kısa dipnotlarla kitaba eklemişlerdir. (Sia Kitap)

Bor endüstrisinin gelişimini izlemek

GüranTatlıoğlu'ndan 29 Ekim 2048 Ankara Saat 9.30. Kitabın arka kapağında “Bu kitapta bir hikâye akıcılığı içinde 1850'lerde Türkiye'de ve dünyada başlayan bor endüstrisinin bütün gelişim evrelerini izlemek mümkündür. Bu nedenle kitap Türk İktisat Tarihi'ne dikkat çekici bir katkıda bulunmaktadır. Ayrıca 1850-1922 tarihleri arasında İstanbul Pera'daki Levanten ortamına da ışık tutmaktadır. Günümüz ve geleceğin dünyasında stratejik bir ürünün ne denli önem taşıdığı ve bunun korunmasının zorlukları anlatılırken, roman 2048'de kurulması hayal edilen üç boyutlu bir dünya yaratacak olan Türkiye liderliğinde Varşova-Ankara-Tokyo ittifakı ile son bulmaktadır” yazmaktadır. (Sonçağ Yayınları)

Psikanaliz divanının yarattığı en büyük kaygı

Talat Parman'dan Psikanalitik Denemeler. Türkiye'de psikanalizin kurumsallaşmasının ilk yıllarına tanıklık eden yazılarıyla tarihe kayıt düşmeye devam eden yazar, bu derlemede, bir psikanalist olarak hem uygulamada hem de kuramsal alanda özellikle ilgi duyduğu ergenlik, aile ve anne babalıkla ilgili konuları merkeze alıyor; mimariden, sinemadan ve güzel sanatlardan beslenen zengin örneklerle deneme türü ile psikanaliz arasında sağlam bir köprü kuruyor. Çoğu kişi için psikanaliz divanının yarattığı en büyük kaygı değişimle ilgilidir. (…) “Divanda dağıldı” diye özetlenebilecek kent efsanesinin etkisiyle daha beter olmaktan korkulur. Oysa psikanalitik sürecin bireye sunduğu en önemli öneri “yineleme zorlantısından” çıkabilme olanağıdır. (Yapı Kredi Yayınları)

Batıdan Doğuya yolculuk

Carlo M. Cipolla'dan Fatihler-Korsanlar–Tüccarlar. 16. yüzyılın ortasından itibaren Amerikan sömürgelerinden, özellikle Meksika ve Peru'dan gelen büyük bir gümüş dalgası önce İspanya'ya, sonra tüm Avrupa'ya akmaya başladı. Avrupalıların arzuladıkları Doğu mallarının karşılığında ödenen bu değerli maden, Batıdan Doğuya yolculuğunu aralıksız olarak sürdürdü. Türkiye'den İran'a, Hindistan'a, uzak Çin'e kadar devam eden bu ticaret sistemini işler kılan, kaba ve ağır bir gümüş sikkeydi. (Alfa Yayıncılık)

Hâlâ ilk günkü güncelliğini koruyor

Grigory Petrov'dan Beyaz Zambaklar Ülkesinde. Yazarın çeşitli aralıklarla çıktığı Finlandiya seyahatlerindeki notlardan oluşan kitap, 1800’lerin sonlarında Finlandiya halkının içinde bulunduğu durumu, cehaletten kurtulmak için başta Johan Vilhelm Snellman olmak üzere ülkedeki bir avuç Fin aydınının verdiği olağanüstü mücadeleyi anlatır. Yazarın1923 yılında kaleme aldığı eser Finlandiya’ya adanmış olmakla beraber, gelişmekte olan ülkelere rehber olacak nitelikte bir uygarlık mücadelesinin öyküsüdür aynı zamanda. Mustafa Kemal Atatürk’ün askerî okullarda okutulmasını istediği kitap, hâlâ ilk günkü güncelliğini koruyor. (Can Yayınları)

Son nefesini zindanda vermeyi tercih etti

Çağlar Çetok'ten Bir Gün Filozoflar Kral ya da Krallar Filozof Olursa İnsanlık O Zaman Mutluluğa Kavuşur. Filiz vermeyen birçok hayatın aksine koyu gölgeli yaprakları rüzgârlarla oynaşan ulu bir çınar gibi yaşadı Thomas More. Genç yaşta çok da istememesine rağmen hızlı bir tırmanışa geçti ancak şatafatın, ikiyüzlülüğün, heveslerin ışıkları altında yaşamaktansa son nefesini dürüstlüğün küf kokulu zindanlarında vermeyi tercih etti. Vicdan özgürlüğü uğruna celladına gülümseyecek kadar yaşamının doğruluğundan emindi. İdamla noktalanan 57 yıllık yaşamının ardında yakın dostu Erasmus'un ısrarı üzerine yazdığı bir kilometre taşı olan Ütopya'yı bıraktı. (Destek Yayınları)

İyi ile kötünün savaşına yeni bir çentik

Gökhan Bakar'dan Sahipsiz Şeyler. Kitapta olaylar, birbirlerinin tamamlayıcı ve yaralayıcı rolüyle ilerliyor. Kim ne kadar masum ve masumiyet kimi ne kadar ilgilendiriyor? Kötülüğün ve cezanın örselenmiş karakterler üzerinden tartışıldığı öykülerde yazar, katmanlarını karanlık dehlizlere, herkesin gözü önüne inşa ediyor. Film şeridinin koptuğu yerdeyse kurbanlığı ve failliği üzerinden çıkarıp atanın kimliği meçhul. Yargılar bu kurguda anlatılmayanların, boşlukta bırakılanların altını çizerken sıfatları sahiplendirmenin, husumeti bir çırpıda yorumlamanın derdinde. Suçluluğun yansıtma alanını şiddet basmakalıplarıyla bozan kitap, iyi ile kötünün savaşına yeni bir çentik. (Everest Yayınları)

Entelektüel olarak görülen kaliteli filmler

Aslı Daldal'dan Umut Distopya Siyaset–Toplumsaldan Bireysele Türk Sinemasından Parçalar. Her ne kadar bir ulusal sinema akımımız oluşmasa bile bir vakitler bir Türkiye Sineması oldu. Adına Yeşilçam denilen bu dönem ve onun içinden çıkan siyasi içerikli sinemamız sayesinde artık bir Türk filmimiz vardı. Ancak iyi niyetli çabalara rağmen bu noktadan hızla uzaklaşıldı. Sonra Bağımsız Sinemamız adı altında konulu filmlere kavuşurken bir niteliksel değişim yaşandı. Entelektüel olarak görülen bu kaliteli filmler ne de olsa festival onayı alıp gösterime giriyorlardı. Bu değişim ya da dönüşümün yönü ve içeriği aslında görünenden fazlaydı. Türk filmlerinden konulu filmlere geçilirken aslında sinemamız toplumsal olandan bireysel olana umarsız ve acımasız bir kayış yaşadı ve bu alkışlandı, kutsandı. (h2o Kitap)

Osmanlı tarihinin en ilginç ve özgün kaynağı

Edhem Eldem'den 5. Murad’ın Oğlu Selahaddin Efendi’nin Evrak ve Yazıları 1.Cilt. Şehzade Selahaddin Efendi (1861-1915), 1876 yılında üç ay ve üç gün saltanat sürmüş 33. Osmanlı padişahı V. Murad'ın tek oğludur. Babasının tahttan indirilmesinden sonra, henüz 15 yaşındayken ailenin diğer fertleri ve hane halkıyla birlikte gözetim altında yaşamak mecburiyetinde kalmıştır. V. Murad'ın 1904'teki ölümüne kadar süren 28 yıllık bu tecrit boyunca Selahaddin Efendi, zamanının önemli bir kısmını anı, düşünce ve duygularını kaleme almaya ayırmıştır. “Sada-yı Mahpus” (Hapisteki Ses) adı altında topladığı yazı ve kayıtlarına ilaveten birkaç yıllık günlüklerini kapsayan bu yazılar, son dönem Osmanlı tarihinin en ilginç ve özgün kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Yazarın yeni harflere aktardığı, ayrıntılı açıklama ve yorumlarla yayına hazırladığı kitap metinlerin tıpkıbasımlarının yanı sıra, yazarın her cildi tarihsel ve toplumsal bağlamı içine yerleştiren giriş yazılarıyla birlikte okuyuculara sunulmaktadır. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Saçları yastık gibi kabarttı, ördü, rengarenk boyadı

Serap Gürbulak Biçici'den Gökkuşağı Kasabasının Berberi. Pinus Ormanlarındaki Gökkuşağı Kasabası rengârenk gülleriyle ünlü, çok güzel bir yerdi. Kasaba halkı, her yıl düzenlenen Pinus Ormanlarının En Güzel Kasabası Yarışması için özenle hazırlanır, saçlarını yaptırmak için mutlaka Berber Maymun’un dükkânına giderlerdi. Hep aynı saçları yapmaktan sıkılan Berber Maymun, bir gün herkesin saçını kendi isteğine göre şekillendirmeye karar verdi. Gelen müşterilerinin saçlarını yastık gibi kabarttı, ördü, boncuklarla süsledi, rengârenk boyadı… Bu değişimden pek hoşlanmayan kasaba halkı Berber Maymun'a ilk başta çok kızsa da, yarışma günü karşılaştıkları sürpriz, düşüncelerini değiştirecekti. (İthaki Yayınları)

Performans sanatı

Hale Birgül Akçakmak'tan Budalaların Şerefine-Gürciyev ve Performans. Gürciyev, “93 Harbi” diye geçen Osmanlı-Rus Savaşı’nın etkisi altında, Kapadokyalı bir saz şairinin oğlu olarak, ailecek göç ettikleri Kars şehrinde büyüyüp yetişir. Tahminen 18 yaşındayken çıktığı yirmi yıllık muammalı bir yolculuğun ardından önce Moskova sonra Tiflis ve İstanbul derken sonunda Avrupa’nın yolunu tutup Paris’i kendine yurt edinir. Yazar, daha düne kadar Türkiye’de akademik camiada bile bir meczup olarak görülen ve dünyada da sıklıkla belli aidiyetler içerisine sıkıştırılan Gürciyev’in, öğretisinin beslendiği ezoterizmi yadsımayan ama onun ötesinde, dışa kapalı değil, aksine kategori dışı taraflarıyla tüm okumalara açık, karşılaştırılabilir bir yönünü ortaya koyuyor: Performans sanatı. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Yeni ülkeler bulamayacaksın

Konstantinos Kavafis'ten Bütün Şiirleri. Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler. Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. Dolaşacaksın aynı sokaklarda. Ve aynı mahallede yaşlanacaksın ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların. Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın, ne bir gemi var, ne de bir yol sana. Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte, yıktın onu, işte yok ettin onu tüm yeryüzünde. Yazar, şiirlerini kitaplaştırmaktan kaçınmıştır. Yayımladıkları ve yayımlamadıklarıyla, bitmeyecek ya da bitirilemeyecek bir “yapıt” bırakmak istemiş gibidir. Yayımladığı şiirlerden 154'ünü kabul etmiştir. Ancak ölümünden sonra okurla buluşan 75 şiiri daha bulunmaktadır. Elinizdeki kitap tümünü içeriyor. (Sia Kitap)
1632038307507.png
1632038323532.png
1632038336964.png
1632038345659.png
1632038354287.png
alıntı​
 
Ölüm kalım mücadelesi

Cihangir Akşit'ten Sivastopol 1855. İstanbul-Varna-Sivastopol üçgeni, 1854-1855… Harbiye'den beri arkadaş olan, aynı kadına âşık, fakat ahlakları, kişilikleri ve muratlarıyla bambaşka dünyalara ait iki Osmanlı zabiti, yarım milyon askerin canına mal olan acımasız Kırım Savaşı'yla sınanıyor. Sadece şahsi “faide” düşünen, yükselme hırsı artık ihtirasa dönüşmüş şımarık yalı çocuğu Osman Efendi ile reayadan, fedakâr ve idealist Ertuğrul Efendi arasındaki hiç bitmeyen mesleki ve kişisel rekabet, ölüm kalım mücadelesine dönüşüyor… Ufukta yalnızca kan, barut ve feda olan günlerde, yokluk ve sahipsizlik, kadir kıymet bilmezlik içinde, orduda silah arkadaşlığı ruhu ile yükselme hırsı çarpıştığında insanlığa ne olur? Kim korkaktır, kim cesur? Gerçek madalya ete, kemiğe ve yüreğe nakşolurken savaşlar acaba kimin için? (Alfa Yayıncılık)

Aşk, iyilik ve kötülük gibi konularda öğütler


Halil Cibran'dan Ermiş. “Devrine bir güneş gibi doğan aziz ve seçilmiş El Mustafa”, kendisini yurduna götürecek geminin geldiğini görür. Halkı da peşinden getirerek Orphalese kentinin meydanına gelir. Bu kentin sakinlerine veda etmeden önce aşk, evlilik, özgürlük, akıl ve tutku, iyilik ve kötülük gibi konularda hep hatırlayacakları öğütler bırakır. Yazar kült bir başyapıta dönüşen, kendi çizimleriyle yayımladığımız kitabında, kutsal metinleri andıran tınısıyla günümüze seslenmeye devam ediyor. (Can Yayınları)

Güdümlü bilim çağına tepki

Mustafa Çetiner'den Bilim Bizi Kandırıyor mu? İnsanoğlu var olduğu günden beri bilim ve tıbba ihtiyaç duymuştur, salgınlar, ölümcül hastalıklar avcı insandan bugüne insanlığın gelişimini ve tarihini etkilemiştir. Modern dünyada pek çok şey gibi bilim de post-truth çağından payını almış, hem safsata ve hurafelerin oyuncağı olmuş hem de güç odaklarının bir aracı haline gelmiştir. Dünya kapitalizminin manipülasyonları ve bilimi dışlayanların arasında bugün bilim nerededir? Elinizdeki bu kitap, irrasyonalizme ve güdümlü bilim çağına bir tepkidir. Uzun yıllar bilimsel konularda makaleler yazan ve programlar yapan yazar kitapta okurlarına bilimselliğin ve bilimdışılığın ayrımını anlatıyor. (Destek Yayınları)

Kimisi ağrıya yanıt verir, kimisi vermez

Ayşegül Cengiz'den Kıyıya Vuran. Çok az sanatçı bu üç yer, zaman ve mekânda; doğmuş olma zorunluluklarını harfiyen yerine getirebilir. Oyuncu, hekim ve yazar, bu yoğun evrenin bir sanatçısı. Sanatın sahnesinde bu kez bir yazar olarak ilk defa yer aldığı kitapta bir kez daha tüm izleyicileri ve sevenleri için yeniden havalanıyor edebiyatın kanatlarıyla. “Hızlı yürü, ama sakın düşme. Düşünme. Etrafına bakma. Kimse anlamasın. Farkına varmakla kör gibi yaşamak arasındaki o sipsivri çizgi bazen insanın göğsüne bastırır. Uyandırmak ister gibi. Kimisi ağrıya yanıt verir kimisi vermez. Soyun ve duşa gir! Üstündekileri yak. Damarları şişmiş hastalıklı bir elin sırtında dolanışı. Düşünceni çek üzerimden. Yaralı bir hayvan gibi kuyruğunu kıstırıp nereye gidilir ki? Gidilecek yer yok. Yak hepsini.” (Kafe Kültür Yayıncılık)

Günlük kişinin özel, gizli düşüncelerinin kaydı değildir

Susan Sontag'tan Yeniden Doğan: Günlükler ve Deflerler 1947 – 1963. Yazar günlüğe yüklediği anlamı benzer bir yaklaşımla açıklıyor: “Günlük yalnızca kişinin özel, gizli düşüncelerinin kaydı değildir – günlüğü sağır, dilsiz, okuma yazması olmayan bir sırdaş gibi görmek yüzeysel bir kavrayış. Günlük yazarken kendimi başkalarının karşısında yapamadığım kadar açık yüreklilikle ifade etmekle kalmıyor, kendimi yaratıyorum. Günlük bireysellik algımın bir aracı. Duygusal ve tinsel bağımsızlığımı simgeliyor. Dolayısıyla (ne yazık ki) sadece güncel, gündelik hayatımın kaydını tutmuyor, daha ziyade –çoğu zaman– ona bir alternatif sunuyor.” (Everest Yayınları)

Robotları bir insana yakın tasarlama

Karel Çapek'ten R. U. R. – Rossum’un Uluslararası Robotları. “Harikulade, berrak, muteber, hüzünlü biçimde komik ve kehanet dolu bir sesle günümüze hitap eden muhteşem bir yazar.”–Kurt Vonnegut. “Karel Čapek benzersiz bir yazar. Onun eserlerini okumak büyük bir zevk.”–Arthur Miller. “Dünyadaki tüm robotlar! İnsanın bizim düşmanımız ve evrenin musibeti olduğunu bildiririz.” Yazar, henüz bilimkurgu ayrı bir tür değilken bu alanda vizyoner eserler üretmiş ve “robot” kelimesini dünya dillerine kazandırmış, hem Çek hem de Avrupa edebiyatının en kıymetli yazarlarından biri. R.U.R. ise yapay zekânın ve robotiğin modern yazın ve sanatta ilk kez anlamlıca yer bulduğu, öngörülü bir oyun. Robot fabrikasında çalışan mühendisler, İnsanlık Birliği üyesi ve müdürün eşi Helena Gloryová’nın girişimleriyle ürettikleri robotları bir makineden ziyade bir insana yakın tasarlamaya başladıklarında ise, hem kendilerinin hem de insanlığın kaderini yapay ellere teslim edeceklerdi. (İthaki Yayınları)

Modernlik, geçicidir, beklenmediktir


Charles Baudelaire'den Dandy. Zevklerin bedeli metafizik ve politik çılgınlıklardır. Paris'in sanat sergi ve salonlarından hiçbirini kaçırmayan sanat eleştirmeni Charles Baudelaire (1821-1867) bu konu hakkında uçlarda bir bilince sahiptir. Zevk düşmanı akademizmin karşısına Baudelaire şu parolayla çıkar: Şimdiki zamana dönüş, ama Sonsuz Güzellik'i giyinmiş bir şimdiki zamandır bu. 1863 yılında kaleme aldığı ve modernliğin doğuşu olarak kabul edilen Modern Hayatın Ressamı adlı bu deneme eserinde şair, yetenek, süsün, gösterişlerin, elegan kadının, şehrin, havailiğin ve korkunun övgüsünü yapar. Yazar kitapta bir Dandy teorisi ortaya koymaktadır: “Modernlik, geçicidir, beklenmediktir, sanatın yarısıdır ki diğer parça da ölümsüz ve değişmezdir.” (Kafekitap)

Kimse onu dikkate almaz

John Le Carre'den Smiley'nin İnsanları. Vladimir, Circus’u aradığında telefonu düşük seviyeden bir görevli açar, gerçi Circus’un Şefi bile açsa fark etmez. Herkes Vladimir’i eski günlerin heyecanından kopamamış bunak bir ajan sayarken kimse onu dikkate almayacaktır, ta ki yakın mesafeden vurulana kadar. Her parçası Moskova Merkez’in izini taşıyan bu cinayet yüzünden kod adı Max olan George Smiley emeklilik günlerinden geri çağırılır ve eski ajanının başına gelenleri aydınlatması istenir. Smiley, arkadaşının ölümcül sırlarını ortaya çıkarmaya çalışırken, amansız bir şekilde Karla ile son bir hesaplaşmaya doğru adım adım ilerlemektedir. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Çiğ süt ne kadar süre kaynatılmalı?


Erdem Öner'den Güven Sizsiniz. Gıda Mühendisi yazar gıda güvenliği hakkında merak edilen konuları açıklıyor. En kaliteli yumurtanın kodunu biliyor musunuz? 0 mı, 1 mi, 2 mi, 3 mü? Baharatlar ne zaman kâbusa dönüşür? Zeytinyağındaki hileler neler? Konserve kavanozlarını ters çevirmek ne kadar doğru? Sirke, zeytinyağı ve turşu saklamada nelere dikkat edilmeli? Plastik kaplar nedeniyle tüketiciyi bekleyen tehlikeler neler? Çiğ süt ne kadar süre kaynatılmalı? O şimdi çok moda! Avokado yense mi, yenmese mi? (Nemesis Kitap)

Sağlıksız narsisizminin tuzağından kurtarmak

Sandy Hotchkiss'ten Narsisistik Bir Dünyada Hayatta Kalma Rehberi. Kitap klinik sosyal hizmet uzmanı ve psikoterapist yazar, sağlıklı bir ilişkinin devamlılığını sağlayan temel kişisel alışverişten âciz, kontrolcü ve bencil insanlarla nasıl başa çıkacağınızı gösteriyor. Hepimizin narsisist eğilimleri vardır ve bunların bazıları tamamen normaldir. Bununla birlikte, kendimizi başkalarının sağlıksız narsisizminin tuzağından kurtarmamız gerekir. İşte bu kitapta yazar, bireylerin bu kusura nasıl sahip olduklarını, neden onların tehlikeli yörüngelerine çekildiğimizi ve özgür kalmak için neler yapabileceğimizi anlatıyor. Bu kitap, söz konusu narsisist ister bir iş arkadaşı ister eş, ebeveyn veya çocuk olsun, sağlıksız narsisizmin yedi ölümcül günahını tanımanızı ve bunların ortaya çıkışında hem ebeveynlerin hem de kültürün oynadığı rolleri anlamanızı sağlayacak. (Nova Kitap)

Kadınlar erkeğin eline su bile dökemez


Halil Gökhan'dan Urbaga. Şu dünyada kendinizi korumanız gereken durumlardan birisi erkek dedikodusuna, diğer de erkek duygusallığına maruz kalmaktır. Zira çoğunlukla kadına atfedilen bu iki hususta da, aslında kadınlar erkeğin eline su bile dökemez. Hele terk edilen, aldatılan, ilişkisinde mutlu olmayan bir erkeğin yakınlarındaysanız, vay halinize. Tabii ki kişisel bir yargı bu ve böyle bir erkeği anlatmada yazarın başarısını yadsıyamayız. Umutsuz Romantik Bir Adamın Günlük Acıları isimli son kitabında yazar, ‘âşık' bir adamın yaşadıklarını anlatıyor. Net olarak bir kadından bahsetmiyoruz ama burada, aşka âşık bir adam bu. Belki yıllar önce terk edilmiş hâlâ onun acısını yaşıyor, belki bizzat o terk etmiş onun pişmanlığını çekiyor. (Kafe Kültür Yayıncılık)

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var

Haluk Şahin'den İyi Yaşam ve Mutluluk Üzerine – Denemeler. “Bir süredir aklımda gençlik arkadaşım Ataol Behramoğlu'nun ‘Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var' dizesinden yola çıkan bir sohbetler dizisi düşüncesi dolaşıyordu. ‘Okuduklarımızı, başkalarından öğrendiklerimizi değil, kendi yaşadıklarımızı konuşalım' demiştim. ‘Dobra dobra anlatalım!' Gerçekten, yaşını başını almış insanlar olarak niçin yaşadıklarımızdan öğrendiğimiz şeyleri, çıkardığımız dersleri başkalarıyla, bu arada gençlerle paylaşmıyorduk? Hayat dörtnala kaçıp gidiyordu. Bu paylaşımı şimdi yapmazsak ne zaman yapacaktık? Bu bir çeşit görev değil miydi?” (Kırmızı Kedi Yayınları)

Kuantumların tuhaf alışkanlıkları

Art Hobson'dan Kuantum Öyküleri. Kitap kuantumların tuhaf alışkanlıklarını matematiğe başvurmadan, gündelik dille açıklıyor. Kuantum fiziğiyle ilgili diğer popüler bilim kitapları konuyu tarihsel süreç içinde ele alırken, bu kitap dalga-parçacık ikiliği, temel rastgelelik, kuantum halleri, süper pozisyonlar, dolaşıklık, yer bilmezlik, Schrödinger'in kedisi ve kuantum sıçraması gibi fenomenler üzerinden ilerliyor. Konuyla ilgili genel bilgi sahibi olmak, en son fikirleri ve bulguları öğrenmek isteyenler için ideal bir kitap. (Say Yayınları)

Kara Tren'in hüznüyle, siyah- beyaz fotoğrafın hüznü birleşti

Erdal Yazıcı'dan Yükü Emek Olan Kara Tren. 1990 yılının baharında Karadeniz Ereğli'ye maden ocaklarından kömür taşıyan bu treni diğer buharlılardan ayıran özelliği yükünün emek olmasıydı. ‘Kara Tren', madencileri ve yeraltında insanüstü çabayla çıkardıkları kömürü taşımaktaydı; tren gücünü, madencilerin alın teriyle yoğurduğu kömürden almaktaydı. Madenciler yorgundu, ‘Kara Tren'ler de… Kısa süre sonra buharlı lokomotifler depoya çekilip “müzelik” oldular. Son yolculuklarına tanık olduğum madencileri ve emeğini taşıyan “45017, 45001”ile diğer buharlı lokomotifler neredeler acaba? Ereğli Garı'nın bir köşesinde müzelik mi oldular, yoksa hurda demir yığınına mı dönüştüler? Ya anılar? Madencilerin, makinistin, ocakçının, onların geri dönüşünü özlemle bekleyen yakınlarının… Hepsi de siyah-beyaz fotoğrafın derinliğinde ve hüznünde gizliler. ‘Kara Tren'in kömür karası, buhar beyazı fotoğrafa da yansıdı; ikisi birbirini tamamladı adeta. ‘Kara Tren'in hüznüyle, siyah-beyaz fotoğrafın hüznü birleşti. Solgun fotoğraflar, o ‘an'ların belgesi şimdi. (Uranus Yayınları)

Tek tek vakalara odaklanmak

Kate Manne'den Otur Kızım-Kadın Düşmanlığının Mantığı. Cornell Üniversitesi’nde ahlak felsefesi profesörü olan yazar soruyor: Kadın düşmanlığı nedir, tam olarak? Kadın düşmanlığının cinsiyetçilikten farkı nedir ve bu fark yüzünden neden cinsiyetçi toplumsal roller solsalar bile var olmaya –hatta artmaya– meyillidir? “Kadın düşmanlığıyla savaşmanın tek tek vakalara odaklanmak suretiyle olacağını düşünmenin başka bir sebebi de mekanizmalarının ve yöntemlerinin çok fırsatçı olmasıdır veya girişimsel, nasıl baktığınıza göre nasıl betimleneceği de değişir ve elbette çok çeşitlidir. Kız çocukları ve kadınlar bulundukları kademeden aşağı indirilir ve insanların tipik bir biçimde değer verdikleri her neyse –maddi varlıklar, toplumsal statü, ahlaki saygınlık ve entelektüel güvenilirlik, insani başarının diğer alanları arasında kendine saygı, onur vs.– ondan mahrum edilirler.” (Alfa Yayıncılık)

Yoksul toplumun günlük yaşamı

Mihayl Afanasyeviç Bulgakov'tan Hayatımızın Bir Günü. Devrimin etkilerinin sıcağı sıcağına hissedildiği Rusya’da gazetelerde ve dergilerde yayımladığı anlatılarda yazar, bazen anekdotlardan, bazen güncel haberlerden, bazense kendi hayal gücünden yola çıkarak değişmekte olan yoksul toplumun günlük yaşamını, sıkıntılarıyla ve mutluluklarıyla gözlemlemişti. Kitapta derlediğimiz yazılar, bir modern ustanın kaleminden yazılmış bir dönem tanıklığı olmasının yanı sıra kasvetli yaşamları dahi çekilir kılan mizahın da enfes bir örneği. (Can Yayınları)

Terapi zihinde devam eder ve sonlanır

İzzet Zülküf Çelik'ten Terapi Odası. Değişim, bir senaryoda yaşadığınızı fark etmenizle başlar… Evreni unut, çekim yasasını da… Yaşadığın şeylerin kaynağı sır değil. Gizli saklı bir şey yok aslında. Sadece şimdiye kadar nereye, nasıl bakacağını bilmiyordun, o kadar… Neden problemler hep seni buluyor? Aldatılan neden hep sen oluyorsun? İnsanlar sana neden istediğin gibi davranmıyor? İhtiyacın olan ilişkiyi yaşamanın yolu ne yapmaktan geçiyor? Terk edilme korkusuyla nasıl başa çıkabilirsin? Sevgilin ya da eşin sana tıpkı annen baban gibi mi davranıyor? Onun arkasını toplamaktan kurtulmak mı istiyorsun? Bütün bu soruların ve daha fazlasının cevabı bu kitapta… Artık senin de bir terapi odan var… Ama unutma ki terapi her ne kadar sen odadayken başlasa da zihinde devam eder ve sonlanır. Kendi terapistin olmaya hazır mısın? (Destek Yayınları)

Okunması elzem bir kitap

Selahattin Özpalabıyıklar'dan İtalik Benim: Yazı – Yanıt – Söyleşi – Anı. Göndermeler'iyle (ile mi desek?) büyük bir ilgi (ilgi biraz tuhaf kaçtı) uyandıran yazarın parçaları, metin dışıları, konuşmaları, kitapta bir araya geliyor! (Geldi işte, sanki bilmiyormuşum.) Kitap şairler, yazarlar, yayın dünyası çalışanları ve ilgilileri için okunması elzem bir kitap. (“Elzem”i kesin sevmez S.Ö.'lerden biri.) (Aksine, bence gayet yerinde, çünkü hakikaten okunması elzem bir kitap bu. S.Ö.) Başka-okurlar içinse “Bu kitapları kimler yapıyor?” sorusunun muhataplarından biriyle yüz yüz gelme fırsatı! (Everest Yayınları)

Melankolik bir aşk romanı

Güzide Sabri'den Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında karasevda temalı eserler kaleme alan ilk kadın yazar, kendi hayatında tanık olduğu kasveti ve hüznü kurguya aktarmaktaki ustalığıyla da edebiyatımızın unutulmazları arasına girmiş bir isim. Kitapta yazara dair otobiyografik unsurların bazen yüzeye sızdığı, bazen de anlatıcıların ve kahramanların derinliklerinde muhafaza edildiği, melankolik bir aşk romanı. Fikret hastadır. Çektiği kalp sancılarına çare bulmaya çalışan Doktor Nejat'a âşık olur. Nejat, evli ve iki çocuk sahibi olmasına rağmen Fikret'in hislerini karşılıksız bırakmaz. Ne var ki Fikret, Nejat'ın yuvasını bozmaktan imtina edip kendisinden yaşça büyük ve zengin olan Sait Bey'le evlenerek bu aşkı arkasında bıraktığını düşünür. (İthaki Yayınları)

Uluslararası politikanın geleceğini etkilemesi

Emine Ebru'dan Gandhi. Mahatma Gandhi'nin hepimize ilham veren bu tarz söylemleri, kendi ülke gerçeğini bilen, insanını tanıyan bir önderin bağımsızlık mücadelesi sürecindeki farklı eylem türünün günümüzde de nasıl etkili olduğunu kanıtlıyor aslında. Barışın, doğrunun, kendini bilmenin, irade gücünün simgesi olmuş bu büyük insanın yaşamından süzülüp gelen sözler günümüz insanı için de bir esin kaynağı oluşturuyor. Gandhi felsefesinin özellikle siyasal açıdan sorunlu ülkelerde, bugünün dünya liderlerinin politikalarını biçimlendirmede önemli bir rolü olmuştur ve uluslararası politikanın geleceğini etkilemeye de devam edecektir. (Kafekitap)

Tarihin tüm hilebazlarının öyküsü

David Leeming , Jake Page'den Tanrı Mitleri. Dünyadaki her şeye hükmeden, her şeyi veren ve her şeyi alan Tanrıçaların zamanı geride kalıyordu. Şimdi, her şeyin mutlak hâkimi olmak üzere var olan, yeri ve göğü birbirinden ayıran, hatta bütün fazlalıkları eleyip tek başına kâinata hükmedecek tek bir Tanrı’ya giden yolda Tanrıların dönemi başlıyordu. Hayatın simgesi, doğurgan Tanrıçaların güçlü, otoriter ve kimi zaman bir hayli çapkın, zalim eşleri, erkek kardeşleri ya da babaları Tanrılar; insan cinselliğinin ilk güçlü simgesi Zeus’tan, mitolojinin en oyuncu tanrısı Loki’ye, Afrikalı muzip örümcek tanrı Anansi’den, insanlarla alay etmeyi seven Krişna-Vişnu’ya, tarihin tüm hilebazlarının öyküsüdür bu kitap… (Say Yayınları)

Hayat hikâyesinin detayları ışıltılı değildir

Demet Altınyeleklioğlu'ndan Nihavent Hıçkırık-İhsan Raif'in Romanı. Edebiyat tarihimizde “hece veznini kullanan ilk kadın şairimiz” olarak geçer İhsan Raif'in adı. Feylesof, şair Rıza Tevfik'in öğrencisi İhsan Raif, şiirlerinin haricinde yazdığı güfteler ve yaptığı bestelerle de ayrı bir yere sahiptir sanat hayatımızda. Ancak hayat hikâyesinin detayları, edebiyat ve müzik tarihinde yazıldığı kadar ışıltılı değildir. Osmanlı'nın son vezirlerinden Köse Raif Paşa'nın kızı olarak, Batılı eğitim ve hayat tarzına rağmen eşini kendisi seçemedi. İlk eşi İhsan Raif'e bir tuzak kurarak onunla evlenecek, daha sonra ne on beş yıl süren bu ilk evliliğinde ne de diğer evliliklerinde mutlu bir hayat yaşayacaktı… (Kırmızı Kedi Yayınları)

Fikir hayatındaki dönüşümler

Michel Balivet'ten Tasavvuf ve İsyan. Mevlana Celaleddin Rumî, Hacı Bektaş, Yunus Emre ve İbn Arabi gibi mutasavvıfların dinlerüstü uzlaştırmacı tavrı Anadolu’daki hoşgörülü tasavvuf anlayışının kaynağını oluşturmaktadır. Yazara göre bu mistik şahsiyetlerin fikirleri ve öncülüğü, Hıristiyan nüfus ile çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Müslüman halkın, Anadolu’da ortak bir coğrafyayı paylaşarak farklı inançların temelde birlik bulmasını sağlamıştır. Kitap, şahsiyeti ve tasavvuf anlayışının oluşumunda Anadolu ve Balkan miraslarının önemi yadsınamayacak olan Şeyh Bedreddin’in Edirne’den Kahire’ye uzanan eğitim hayatını, Hüseyin Ahlatî’yle tanışmasını, fikir hayatındaki dönüşümleri, isyana doğru giden süreci ve idamını ayrıntılarıyla ele almaktadır. (Alfa Yayıncılık)

Aşk ve kıskançlık temalar

Namık Kemal'den İntibah. Biz daima Avrupa lisanlarının edebiyatça gerek intihap ettikleri kavaid-i külliyeye gerek ihtiyar eyledikleri tarz-ı taklide tâbi olmak mecburiyetindeyiz. Çünkü gerek o kavaid-i külliye gerek o tarz-ı taklit Avrupa'nın evham-ı heveskâranesinden çıkma birtakım hayalât değil sırf hakikat ve tamamıyla sevk-i tabiattır. Namık Kemal. İntibah genel olarak aşk ve kıskançlık temaları etrafında kurgulanmış psikolojik ve kısmen sosyal muhtevalı bir eser olarak tanımlanır. Bu ve buna benzer konular Türk edebiyatında daha önceki dönemlerde mesneviler ile halk hikâyelerinde de işlenmiştir. Ancak Namık Kemal, savunduğu “edebiyat-ı sahiha” adına, tahlil ve tasvirleriyle mümkün olduğunca eskilerden ayrılmaya gayret etmiş, söz konusu bir kısım duyguları eskilerin aksine hayalî olarak değil beşerî ve gerçekçi planda ele almaya çalışmıştır. Abdullah Uçman. (Can Yayınları)

Tarihe yakışan bir gelecek

Umut Arık'tan Türk’e Yeni Bir Dünya. Türk milleti tarihin 6 bin yıllık bir bölümünde, Pasifik Okyanusu’ndan Atlantik Okyanusu’na, Kuzey Avrasya’dan Afrika’da Büyük Sahra’ya, Asya’da Çin ve Hindistan’a erişen devletler kurmuştur. Şimdi 2023 yılında Türkiye Cumhuriyeti varlığının ikinci yüzyılına ulaşırken, Avrasya’dan Türk Dünyası’nın yeniden doğduğunu görmek mutluluğuna da ermiş bulunuyoruz. Yeni bir dünya, Türkiye’ye, büyük tarihine yakışan bir gelecek vaat ediyor. Bu kitap, bu umutla başlatılan çalışmaların ilk yıllarında yapılanların kısa bir hikâyesidir. Türk Dünyası, başarılarını güçlü bir işbirliğiyle muhakkak medeniyetin en yüksek düzeyine ulaştıracaktır. (Destek Yayınları)

Edebiyatın kendine has meseleleri irdeleniyor

Asuman Susam'dan Açıklığa Doğru. Kitapta, edebiyatın kendine has meseleleri diğer disiplinleri de içine alan çoğulcu bir bakışla yazar-metin-okur üçgeninde irdeleniyor. Behçet Necatigil'den Nilgün Marmara'ya, Anita Sezgener'den Bülent Keçeli'ye, Süreyya Berfe'den Ethem Baran'a, Elif Sofya'dan Mustafa Irgat'a, Hulki Aktunç'tan Suat Derviş'e birçok yazar ve şairin metinlerine odaklanılan yazılarda, özellikle şiirin sorunsalları, açmazları ve çıkış noktaları üzerine incelikli görüşler sunuluyor. Kitap, yetkin bir şairin okuma gözlüğüne yansıyanlar. (Everest Yayınları)
1633847191594.png
1633847206631.png
1633847222596.png
1633847238966.png
1633847248236.png

alıntı​
 
Kendine has dili ve modern anlatım

Stephen Fry'dan Mitos-Yunan Mitleri 1. Aşkı, savaşı, ihtirası ve aldatmaları hiç kimse Yunan tanrı ve tanrıçalarından daha yürekli ya da daha hayranlık verici şekilde yaşayamaz. Uygarlığın kökenini oluşturan, izlerini günümüzde hâlâ takip edebildiğimiz bu kültürün en sevilen mitlerini yeniden anlatma tuzağına düşmeyen Stephen Fry, samimi mizahı, kendine has dili ve modern anlatımıyla, adeta Herakles görevlerini başarıyor; bu ulaşılmaz Olymposlulara bizden parçalar katıyor. Her şey Khaos'a geri döneceği için Fry kitabına buradan başlıyor, Gaia'nın doğuşuyla düşünce şekilleniyor. Gökyüzünün semeninden var olan seminal semantik semiyoloji. Daha sonra Titanlar çatışıyor, Zeus yeni bir ırk yaratmaya karar veriyor. (Alfa Yayıncılık)

Erkekler neden erkek gibi davranırlar?

Matthew Gutmann’dan Erkekler Hayvan mıdır? Erkekler neden “erkek gibi” davranırlar? Sebep erkek beyni midir yoksa testosteron dalgalanmaları mı? Soyunma odasındaki kaba konuşmalar, rekabet ve şiddetten erkeksi söylem ve cinsel tacize kadar toplum, erkek davranışını biyolojik yönden açıklamaya yatkındır. Ancak biyoloji yanlış erkek davranışlarını maskeler. Kadın-erkek eşitsizliğini biyoloji değil kültür açıklar. Kitabında önde gelen antropoloji profesörü yazar, küresel bir erkeklik araştırmasına girişiyor ve yırtıcı erkek davranışlarının nedenlerini açıklıyor. Yazar, antropolojik hazine sandığından alınmış örnekler ve kişisel anekdotlarla, erkeklerin derinlerde nasıl oldukları, mantıksal olarak erkeklerden ne bekleyebileceğimiz ve erkek olarak kendimizden neler beklememiz gerektiği konusunda günlük tartışmalar için iç görüler sunuyor. (Beyaz Baykuş)

Toplumsal meseleler insanı göz ardı ediyor

Friedrich Schiller'den Ihlamurlar Altında Gezinti-Kısa Klasikler 33. 18. yüzyıl Alman edebiyatının önde gelen isimlerinden yazar dramlarıyla Alman tiyatrosunun standart repertuvarında yer alır. Aynı zamanda bir öykücü de olduğu pek bilinmez. Yazar, dramlarında olduğu gibi öykülerinde de sahicilik arayışına girer ve karakterlerinin psikolojik gelişimine odaklanır. Ceza ve yargı sistemi de dahil olmak üzere toplumsal meselelerin salt insanı göz ardı ettiğini düşünen yazar, insan psikolojisine eğilir. Bu öykülerde ahlaki ikileme düşen, umutsuzluğa sürüklenen, suça itilen insanın açmazını yaşarız. (Can Yayınları)

Enflamasyon, kronikleştiğinde pek çok hastalığı tetikler

Hüseyin Nazlıkul'dan Antienflamatuar Beslenme Rehberi – Zehirsiz Beslenme. Enflamasyon, vücudun herhangi bir zararlı maddeye karşı gösterdiği koruyucu bir tepkidir. Çok eski çağlardan beri bilinen enflamasyon, vücudun hasar gören bölgesindeki enfeksiyonu önlemek ve doku onarımını sağlamak için bedenin başlattığı bir süreçtir. Bedenimizde herhangi bir bölge yandığında ya da kesildiğinde başlayan ağrı, sıcaklık hissi, kızarma ve şişme gibi enflamasyon belirtilerinin hepsi tamiratı gerçekleştirmek içindir. Bu gibi akut durumlarla ilişkili enflamasyon, hayatımızı kurtaran bir tepki olduğu halde süreklilik gösterdiğinde, yani kronikleştiğinde pek çok hastalığı tetikler. Kronik enflamasyon; genetik, hormonal durum, beslenme, egzersiz, stres, uyku ve yaşam tarzı gibi birçok faktörden etkilenir. Özellikle yanlış beslenme, vücudumuzdaki enflamasyonun artmasının başlıca nedenlerindendir. Kronik enflamasyonu önlemek antienflamatuar beslenmeyle mümkündür. (Destek Yayınları)

Alman dilinin en sarp ve son büyük şairi

James K. Lyon'dan Paul Celan & Martin Heidegger – Tedirgin Sohbet. 1945 sonrası Avrupa edebiyatının, özellikle de Alman dilinin en sarp ve son büyük şairi olan Paul Celan, hayatını Seine Nehri sularında noktaladığı 1970 Mayısı'nın son anına dek, ailesini ve akrabalarını katledenlerle paylaştığı bir anadilde yazıyor olmanın travmasıyla yaşamıştı. Kendisini “dünyaya fırlatılmış biri” diye niteleyen şair, Naziler eliyle kirletilmiş bir dilin Almanya'da savaştan sonra da hükmünü yürüttüğü inancıyla gönüllü ve bilinçli bir sürgün olarak Paris'te ömür sür(ü)dü… Yazın seyri boyunca Heidegger'in sanat ontolojisinden yoğun etkiler devşiren Celan, yirmi yıl boyunca bilhassa dil tasavvuruna büyük bir hayranlık beslediği düşünürü Nazi geçmişinden ötürü kamusal bir özre teşvik edebilme arzusunu taşıdı. (Everest Yayınları)

Bireysel ve kitlesel alanda yıkıcılığın çeşitli görünümleri

Yıkıcılık ve Ölüm Dürtüsü… Kitap, dünyamızın ve insanlık durumunun güncel manzarasını yakından ilgilendiren bir konuyu, yıkıcılık ve ölüm dürtüsünü psikanalitik incelemenin konusu haline getirmektedir. Bireysel ve kitlesel alanda yıkıcılığın ve saldırganlığın çeşitli görünümlerinin kökensel izinin sürüldüğü metinlerin yanı sıra klinik alanda ölüm dürtüsü kavramının yararlılığının tartışıldığı zengin içerikte metinler bir arada sunulmaktadır. “Korktuğumuz şey ölüm değildir; başkalarının ölümü bize varoluşumuzun o en korkunç hakikatini anımsatır: Kendi ölümlülüğümüzü. “Ölüm” dediğimizde kastımız sıklıkla ‘ölümlülük’tür.” –Aleksandar Dimitrijevic. (İthaki Yayınları)

Psikanalizi felsefi kavramlarla zenginleştirme

Emine Ebru'dan Lacan Açık Özne. 1901-1981 yılları arasında yaşamış ve psikanalizin kurucusu Sigmund Freud'dan çok etkilenmiş olan ünlü Fransız psikanalisti ve düşünürü Lacan, yaşamının büyük bir bölümünde Freud'a dönüşün gerekliliğini vurgulayan Lacan, psikanalizin kurucusuna itibarını iade etmeye çalışmıştır. Fransa'da Kojève'in Hegel üzerine derslerini izlemiş, Heidegger'i okuyarak yeniden yorumlamış ve psikanalizi felsefi kavramlarla zenginleştirerek daha anlaşılır hale getirmenin mücadelesini vermiştir. Dilbilim ve yapısalcılık onu Hegel ve Heidegger'e göre çok daha yoğun bir biçimde etkilemiştir. (Kafekitap)

Yazar bir döneme ışık tutuyor

Kemal Anadol'dan Son Durak. Yazar, çağının aktörü değil, tanığıdır. O tarihi yapmaz, yazar. Ama bazı durumlarda, yazar tarihin hem yazanı olur hem de yapanı. Yazar kitapta, sendikacı Metin ve Avukat Güler'in aşkları çevresinde Türkiye'nin vahşi terör zinciriyle bugünlere nasıl geldiğini bir tarihçi titizliğiyle anlatıyor. Romanın kapsadığı dönem Türkiye'sinde aktif siyasetin etkin kişilerinden biri olan yazar, yaşanan sevgisizlik ve nefret dolu o terör ortamında aşkların da mümkün olamayacağını gerçekçi biçemle anlatırken, bir döneme de ışık tutuyor. Yazarın kimi zaman sanığı da olduğu dönemle ilgili tanıklığı, okuru düşünmeye ve dönemin sorumlularını sorgulamaya yöneltiyor. Ali Sirmen. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Yedi öyküyle insan ruhunun karanlık sırları

Murat Gülsoy'dan Belirsiz Bir Anın Kıyısında. Sadece çarpma ânında tüm algılarımın ne kadar keskinleştiğini hatırlıyorum. Dünya farklı bir yer gibi görünmüştü gözüme, düşüncelerim dışında her şey yavaşlamış hatta durmuştu. İnsanların yüzlerinde dehşet vardı ve ben ölüm öncesi iyimserlik denilen kavramın varlığından haberdar değildim. Evet var böyle bir şey. Artık öğrendiniz. Ölmeden önceki son saniyelerinizde asla ölmeyeceğinizi düşüneceksiniz. Son ânın içindeymiş sonsuzluk. Yazar, gerçekle gerçeküstünün sınırlarında dolaşan yedi öyküyle insan ruhunun karanlık sırlarını yer yer muzip yer yer ürkütücü bir atmosferin içinde anlatıyor. (Can Yayınları)

‘Frankenstein'ın pişmanlık ve nefretle dolu hikâyesi

Mary Shelley'den Frankenstein ya da Modern Prometheus. Kitap, insanın ulaşabileceği bilginin sınırlarını zorlayan hırslı doğa bilimci Victor Frankenstein'ın ve can verdiği yaratığın yüce hayaller, pişmanlık ve nefretle dolu hikâyesidir. Frankenstein'ın yaşadıklarını kendi ağzından dinleyen İngiliz kâşif Robert Walton'ın mektupları aracılığıyla okura ulaşan ama Frankenstein'ın isimsiz yaratığı dahil tüm önemli kişilerin söz aldığı anlatı kırdan kente, dağlardan denizlere farklı mekânları katettikçe ve başlangıç noktası olan İsviçre'den çeşitli Avrupa ülkelerine, oradan da Kuzey Kutup Bölgesi'ne uzandıkça Frankenstein ile yaratığının hikâyesi de mitlere özgü bir büyüleyiciliğe kavuşur. Yayımlanmasının üstünden iki yüzyılı aşkın süre geçmesine rağmen Frankenstein tazeliğini bugün de koruyor, insana ve dünyadaki yerine dair gündeme getirdiği soruların derinliği ve rahatsız ediciliğiyle şaşırtmaya, ürpertmeye devam ediyor. (Yapı Kredi Yayınları)

Kültür sosyolojisi çalışması

Tülin Ural'dan Yerli ve Milli Sırlar. Kitap, Erken Cumhuriyet Dönemi’nden günümüze, Modern Türkiye’nin benlik ve kimlik inşasını, meşruiyet kodlarını, kültürel gerilimlerini ve tüm bunları erkeklik ve kadınlık temsilleri, halleri, ilişkileri içinde anlamlandırışını romanlar içinden okuma çabası. Bir edebiyat analizi olduğu kadar, edebiyat sosyolojisi ya da kültür sosyolojisi çalışması. Modern Türkiye edebiyatının tekrarlayan, dönemden döneme devreden, ödünç alınan yahut yeniden çerçevelenen temalarının peşinde, Türkiye toplumunun hesaplaşmalarıyla, büyük yarılmalarıyla ve kapanmayan yaralarıyla bir yüzleşme. “Bu nasıl mümkün oluyor? Nasıl oluyor da hep kanayan bir yara görüyor insan Türkiye edebiyatını okudukça? Bence bunun basit ve hazmedilmesi çok zor bir yanıtı var: O büyük yüzleşme, o büyük hesaplaşma, aslında bizim kendi hesaplaşmamız. Metinlerin ortasında duran o büyük yarık, aslında bizim yaramıza dokunuyor. Yoksa nasıl edebiyatı anlardık? Nasıl edebiyatla sarsılır, onun etrafında bunca yaygara koparır, ona bunca çok anlam yüklerdik? Çünkü alt tarafı bir metin okumak değil midir yaptığımız… Bunlar büyük laflar esasen. (Alfa Yayıncılık)

Beden, insan benliğinin görünen yansımasıdır

Billur Ergün Cengiz'den Ruhun Ten Yüzüne Çıkışı – Dövme Atlası. Beden, insan benliğinin görünen yansımasıdır. Onun üzerine işlenen kalıcı izler de, sözcüklerle ifade edilemeyecek olan evrensel hikâyeleri kadim insandan bugüne dek farklı bir lisanda anlatırlar. Dövmeler tarihsel süreçte kimi zaman koruyucu bir tılsım, kimi zaman mahkûm ve suçluların utanç lekesi, bazen bir soyluluk nişanesi ya da bir kabilenin “totemi” olarak işlenirken bazen de savaş kahramanlarının “onur simgesi” hatta maceraperest çapkın denizcilerin “bölge hatıraları” olarak görülmüştür. Yazar dövmeyi dinler, toplumsal algı, sınıf farklılıkları, kültür, antropoloji, sanat ve psikoloji gibi açılardan ele alarak dövmenin sadece dövme olmadığını gözler önüne seriyor. (Beyaz Baykuş)

Her şeyi olduğu gibi görene kadar

Halil Cibran'dan Meczup. İnsan nasıl meczup olur? Yazara göre herkes kadim gerçeklerin bilinciyle doğar. Gerçek yüzlerini gizleyen toplumun içinde bu bilgiyi unutur, arayışından vazgeçer. Ta ki bir gün uykusundan uyanana ve her şeyi olduğu gibi görene kadar. Ancak bu özgürlüğün bedeli meczup olarak görülmesi ve toplumun dışına itilmesidir. (Can Yayınları)

Küresel bağışıklık krizinde doğru beslenme

Murat Baş'tan Bağışıklığı Beslemek. Küresel bir bağışıklık krizi yaşıyoruz ve ben de bu krizden etkilenen biriyim. COVID-19 enfeksiyonuna yakalandığımda doktorum hastaneye yattığım birkaç gün sonrasında bana şöyle dedi: “İyi ki sağlıklı beslenmiş ve iyi ki düzenli egzersiz yapmışsınız. Aksi takdirde çok daha zor bir yolculuk olabilirdi.” Bu kitabı yazmamdaki etken doktorumun bu cümleleri oldu. Sağlıklı beslenme, tedbirleri almazsanız COVID-19 ya da diğer hiçbir enfeksiyondan sizi korumaz. Ancak, sağlıklı beslenmenin desteklediği sağlıklı bir bağışıklık sistemi ile bu hastalıkları daha kolay ve daha az yan etkiyle atlatabilirsiniz. Pandemi bir gün bitse de, bağışıklığınıza olan ihtiyacınız bir ömür devam edecek… Prof. Dr. Murat Baş. (Destek Yayınları)

Merak ve avunma gibi başlıklarda irdeleniyor

Brian Dillon'dan Denemecilik. Yazar, çağdaş sanatta ve kültür teorisinde harabeler, ünlü hastalık hastaları ve kent hafızası üzerine kitapları olan, kendi hayatından yola çıkarak, kayıplar ve kalanlar üzerine yazdığı In the Dark Room kitabıyla da ödüle kavuşmuş bir yazar, Cabinet dergisinin editörü ve bir akademisyen. Yazar kitapta, bir tür olarak denemeciliği; kökenler, listeler, dağılma, üslup, savurganlık, ayrıntı, tutarlılık, merak ve avunma gibi çeşitli başlıklarda irdeliyor, parçalara ayırıyor ve sonra bir araya getiriyor. Deneme teriminin etimolojik kökenlerine, Montaigne'den başlayarak günümüz yazarlarına, W. G. Sebald, Georges Perec ve Elizabeth Hardwick gibi isimlere değinen kitap; denemenin kapsamlarına ve olanaklarına ışık tutuyor. “Vaazlar, diyaloglar, listeler ve anketler, basılı küçük anaforlar ya da tekil denemeler olarak yorumlanan kitaplar” la örülen Denemecilik, Dillon'ın kendi kişisel ve edebi geçmişinden de birçok iz taşıyor. (Everest Yayınları)

Salyangozunu bir hafta beslemeyi unuttu

David Lewman'dan SüngerBob KarePantolon- Gary Nerede? SüngerBob rakette top zıplatma yarışmasında Pasaklı Baloncuk'u yenmeye o kadar odaklanmıştı ki, evcil salyangozu Gary'yi bir hafta boyunca beslemeyi unuttu! Bu yüzden Gary, eşyalarını toplayıp kendine yeni bir ev bulma zamanının geldiğine karar verdi. Gary, tatlı Büyükanne tarafından şımartılırken, SüngerBob şehrin her yerine kayıp salyangoz afişleri asıyordu. Çok geçmeden Gary, Büyükanne'nin onun mutluluğundan daha fazlasının peşinde olduğundan şüphelenmeye başladı. SüngerBob, Gary'yi çok geç olmadan kurtarabilecek miydi? (İthaki Yayınları)

Sokak aralarına sızan gün ışığı

Honore de Balzac'tan Paris. Dizinin ilk kitabının yazarı Balzac, döneminin Paris’ini hayranlıkla öfke arasında gidip gelen yazı tonlarını zaman zaman gerçek imzasıyla kimi zaman da takma adlarla yazdığı yazılarla kutsamış adeta. Yosma ile soylu kadınların, hırsızlarla politikacıların, zenginlikle yoksulluğun Paris’i… “Ah Paris! Kim senin bu loş manzaralarına, sokak aralarına sızan gün ışığına, sessiz çıkmaz sokaklarına hayran olmaz ki!” (Kafekitap)

Kalplerin ve akılların kaynaşması

Ekrem Reşit Rey'den Barbaros Hayrettin’in Hayatı. Hızır Reis isminde Midilli adasından çıkma yaman bir korsanken Akdeniz'de kazandığı şanlı zaferlerle Kaptan-ı Derya unvanını alarak Osmanlı donanmasının başına geçen Barbaros Hayrettin Paşa, yalnızca askeri dehasıyla değil, lafını sakınmayan pervasız tavırları ve kalender kişiliğiyle de Kanuni'nin dikkatini çeker. “Alaylar, mehter marşları, askeri geçitler, asılan bayraklar, kalabalık, şaşaalı evlerdeki dört başı mamur sofralar onun ilgisini çekmiyordu. Bunlara önem vermiyordu. Arayıp da bulamadığı, mutlu günlerde ya da düşman karşısında duyulan dayanışma; kalplerin ve akılların kaynaşması; aynı amaç uğruna birlikte hareket eden ‘Ocak'; birbirinden farklı ruhlarda birbirine denk duygulardı.” (Kırmızı Kedi Yayınları)

Fantastik, humoristik ve sismik… yedi öykü

Orhan Duru'dan Şişe. Yazarın, yıllar boyu yazıp “şişelediği” yedi öykü yer alıyor bu kitapta. “Fantastik, humoristik ve sismik…” yedi öykü. Sözcüklerin simyasından anlayanların kahkahalar atarak, tarih meraklılarının ise gözlüklerini takarak okuyacakları son yılların azgın enflasyonundan etkilenmemiş ender, saf ve eşsiz öyküler bunlar. “Güncelin dışına çıkınca işin içine duygular karışıyor, romantikleşiyorsunuz. Soyutluyorsunuz kendinizi giderek. Niye yapayım bunu? Güncel bir gerçekçiyim ben.” (Yapı Kredi Yayınları)

Felsefe tarihinin seyrine yön veren bir yapıt

İmmanuel Kant'tan Fragmanlar. 1796'da 72 yaşındayken başlayıp 1803 yılına, hem bedensel hem zihinsel olarak dermanı tükeninceye kadar yazmayı sürdürdüğü tamamlanmamış yapıtının, kimilerine göre ise “bunaklık kitabının” son deminden bir seçme. Ardında, felsefe tarihinin seyrine yön veren bir büyük yapıt, magnum opus bırakan filozofun, baharın gelişiyle penceresinin önünde ötmeye başlayan çit serçesini bekleyedurduğu dizginsiz satırlar. Oruç Aruoba'nın notları ve yer yer dokundurmalarıyla… (Kırmızı Kedi Yayınları)

Eski zaman aşkları

Hilmi Yavuz'dan Sanki Her Şey Daha Dün Gibi. “Üç sayfayı doldurduk galiba. Bana kalırsa daha da yazarım. Yağmurlu Fatih gecelerini. Beyazıt’ta bir lokantada içilen biraları. Yolları ve anıları. Eski zaman aşklarını. Dostumuz Faik Baysal acaba yine sigara dumanlarıyla ılıklaşmış gürültülü kahvelerde, mermer bir masada demli çaylar ve askıda yavaş yavaş kuruyan yağmurlu paltoların arasında iğrilmiş oturup yazıyor mudur? Çifte Kumrular Sokağı’na çıkan yeni asfaltın köşesinde yükselen büyük yapıların önünde, o köşe başında bir gün olur yine durur uzun uzun konuşur muyuz? (Everest Yayınları)

Dönemin Rusya'sı ve Rus toplumu

Nikolay Vasilyeviç Gogol'dan Burun. Kitap, Rus gerçekçiliğinin öncüsü Gogol'ün monarşinin hüküm sürdüğü çarlık döneminde kaleme aldığı Petersburg Öyküleri derlemesi içinde yer alan öykülerden biri. Ait olduğu yüzü terk eden bir burnun ve o burnun sahibi devlet memurunun gerçeküstü hikâyesini anlatıyormuş gibi gözükse de, dönemin Rusya'sına ve Rus toplumuna dair son derece gerçekçi bir bakış açısı sunan kitap aynı zamanda bir hiciv şaheseri. “Gogol uzun süre bu şakanın basılmasını istemedi; ama biz, bu öyküde öyle şaşırtıcı, akla sığmaz, neşeli, özgün şeyler bulduk ki öykünün elyazmasının bize verdiği zevki okuyucularımızla paylaşmaya razı olması için kendisini güçlükle kandırabildik.” Aleksandr Puşkin. (Can Yayınları)

Kendini keşfetme yolculuğu

Cansu Canan Özgen'den Dalgakıran. Ne zaman biter fırtına? Deniz durulunca mı, sen limana varınca mı? Gıpta edilecek bir sevgilisi, zengin bir yaşamı, tıkır tıkır işleyen bağımsız bir düzeni ve arada yoklayan migren dışında hiçbir sıkıntısı olmayan başarılı işkadını Jülide Develi bir sabah gözlerini evinin terasının ucunda, kendini boşluğa bırakmak üzereyken açar. Ancak oraya nasıl geldiği ve neden bu intihara teşebbüs ettiğine dair hiçbir fikri yoktur. Jülide bu travmatik deneyimin nedenini bulmak için uğraşırken bir kendini keşfetme yolculuğuna çıkar. Yolu beş benzemez yabancıyla kesişir ve umulmadık duraklara ulaşır. Bu ortak yolculukta Jülide, herkesin geçmişinin aslında halen bugünde yaşadığını fark edecektir. (Alfa Yayıncılık)

Masal anlatımı ile yazılmış

George Orwell'den 1984. Yazar, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin’i simgelediği açıktır. Diğer kahramanlar gerçek kişileri çağrıştırmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir. Altbaşlığı bir peri masalı olan Hayvan Çiftliği, bir masal anlatımıyla yazılmıştır; ama küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değil, çarpıcı bir politik taşlamadır. (İthaki Yayınları)

Yalanla başlayan hikâyeler

Simla Sunay'dan Yalancı İçin Bir Boşluk. Kökleri yerkürenin çekirdeğine kadar uzanan yalanlarca oyulmuş karanlık boşlukları dolanıyor yazarın öyküleri, dünya diye yazılıp ev diye okunan o boşlukları sessizce dolduran ilk günah kadar eski yalanlara gözcülük ediyor: Her hakikat belli bir mesafeyi, her mesafe bir boşluğu ve her boşluk bir yalanı arzuluyor. Dilin sınırlarını yoklayarak okurun ezberini bozarken öykü türü içinde yepyeni mümkünler de yaratan kitap, yalanla başlayan hikâyelerin boşlukla sarmalandığı, boşlukla sınanan herkes bir yalana sığındığı yerle gök arasındaki bu tekinsiz sahnede sıkışıp kalmışları oyunun sonuna çağırıyor: Perde açılıyor; söz’ün nerede? (Everest Yayınları)

Evrensel bir çocukluk ve büyüme hikâyesi

Edouard Louis'ten Eddy’nin Sonu. 1990’ların sonunda, Kuzey Fransa’daki yoksul bir kasabada, işsizlik, alkolizm, ırkçılık ve homofobiyle iç içe büyüyen Eddy Bellegueule’ün tek istediği ailesinin, arkadaşlarının ve kasabalıların gözünde bir delikanlı olmaktır çünkü burada oğlan çocuklarından, kasabadaki yaşam tarzının ürünü olan bir erkeklik tipine uymaları beklenir. Fakat kendini çocukluğundan beri farklı hisseden Eddy, her geçen gün etrafındakiler için daha fazla sorun teşkil edecektir. Yirmiden fazla dile çevrilen, toplumsal eşitsizlik, cinsellik ve şiddet üzerine tartışmalara yol açan Eddy'nin Sonu dokunaklı, evrensel bir çocukluk ve büyüme hikâyesi. Aynı zamanda cinsel uyanışa ve eril zorbalığa dair çarpıcı bir metin “Muazzam bir güç ve sahicilik yüklü.” Annie Ernaux. (Can Yayınları)
1634468079060.png
1634468089383.png
1634468108326.png
1634468119840.png
1634468139339.png

alıntı​
 
Damızlık aygırın güvenli bölgeye iltica macerası

Dark Polisiye 1. Kitap… Bebek katilini tersten bakarak çözen kadın Komiser, tacize uğrayan evlatlığın öcünü alan gizemli milis, kusursuz cinayet peşindeki zampara kocanın ters giden planı, kilitli odada yakışıklı psikopatın pençesine düşen hemşire, seri katili kendine usta yaparak çocukluk travmasını iyileştirmeye kalkışan akıl hastası, roman mahallesindeki sıradan bir ölümün planlı sırlarını kendi yöntemleriyle keşfedip katili kıstıran cinayet masası memuru, tetikçilere madik atmaya kalkışan berduş hırsızın trajik sonunu çöp konteynırından izleyen dilenci çocuk, genç ve güzel öğrencisinin kendisine olan tutkulu aşkını ölümcül bir deneyle savuşturan dilbilim profesörü, tuhaf bakışlı hayali berberin gizemini çözmeye çalışırken belasını bulan meczup, konaktaki yaşlı kadının çocuk yaştaki hizmetçisine kurulan acayip kumpas çözülemeyen seri cinayet dosyalarının beklenmedik faili, kâbus mu gerçek mi olduğunu bilmeden distopik İstanbul'un korkunç atmosferinde çözüm arayan emekli polis, her türlü talihsizliğin ve hastalığın kurbanı bir ucubeye dönüşüp yetimhaneden kaçarak kendini çocuk tecavüzcülerinin yok edilmesine adayan yetim, gelecekteki kadın-egemen İstanbul'da, döl makinesi damızlık aygırın güvenli bölgeye iltica macerası… (Dark İstanbul)

Onca penguenle başa çıkmak için planlama şart

Jean-Luc Fromental'dan 365 Penguen. Yılın ilk günü bir kargocu kapımızı çaldı. Paketten ne çıktı dersiniz: Bir penguen! Yanında da bir not vardı: “Ben 1 Numara. Besleyin beni karnım acıktığında…” Yılın ilk günü eve gelen bir penguenle başlayan macera her gün yeni bir penguenin eklenişiyle devam eder. Onca penguenle başa çıkmak için elbette biraz planlama, biraz hesaplama yapmak ve matematikten faydalanmak gerekir. Yılın sonunda evde tam 365 penguen vardır! Kitap, eğlenceli kurgusuyla ve eşlik edebileceğiniz küçük hesap işlemleriyle okurları gülümsetecek bir öykü… (Redhouse Kidz Yayınları)

Dengeyi yeniden sağlamak elimizde

İzel Levi Coşkun'dan Süreklilikten Sürdürülebilirliğe/Bir Kurumsal Sürdürülebilirlik Yolculuğu. İnsanlık olarak kendi yaşam muhasebemizi tutarken nice ağacı, diğer canları görmezden geldik, umursamadık ve telafisi zor, çok büyük hatalar yaptık. Bu hataların yaşam tarzımızın bir parçası haline gelip sanki vazgeçilmez doğrularımızmış gibi bizi yönlendirmesine, hatta yönetmesine göz yumduk. Bu yüzden de yaşam terazisinin dengesi hem insanlığı hem de tüm gezegeni tehlikeye atacak şekilde bozuldu. Şimdi hâlâ daha fırsat varken bu dengeyi yeniden sağlamak yine elimizde. Gerçeklerin farkına vararak denemenin ve dönüşümü başlatmanın tam zamanı. Kaybedecek daha fazla zaman yok. (Artisan Yayınları)

Küçük bir kız, babasını nasıl ikna edebilir ki!

Dave Hackett'ten Macera Vakti Babişko. “Haydi gel babişko. Macera vakti!” “Ama benim yapacak daha bir sürü işim var” dedi babişkom. Küçük bir kız, babası evden ayrılmak istemezken onu bir maceraya çıkmaya nasıl ikna edebilir ki? “Uyku Vakti Babişko” ve “Okul Vakti Babişko” kitaplarının yaratıcısı yazar bu kez çocuklarla maceraya çıkma serüvenini tersine çeviren neşeli bir hikâyeyle karşımızda. 3+ yaş için uygundur. (Bilgi Yayınevi)

Kaçış temalı, gerilim, polisiye

John Buchan'dan Otuz Dokuz Basamak. Richard Hannay, Londra'daki hayatından çok sıkıldığı bir akşam kendini son derece tehlikeli bir durumun ve büyük sonuçları olacak bir komplonun ortasında bulur. 15 Haziran'da uluslararası dengeler temelinden sarsılacaktır ve bunu engelleyebilecek tek kişi, üst kat komşusudur. Neler olup bittiğini çözmeye çalışırken cinayet zanlısı oluveren Hannay, memleketi İskoçya'ya kaçmak zorunda kalır. Kaçış temalı gerilim polisiyelerinin arketipik örneklerinden biri olan kitap, ilk olarak 1915 yılında Blackwood's Magazine dergisinde tefrika edildi, aynı yıl kitap olarak da piyasaya çıktı. (İş Bankası Kültür Yayınları)

İnciye dönüşecek yağmur damlası güfteleri

Ömür Ceylan'dan Ömürlük Şarkılar – Şarkılaşan Ömürler. Şarkılar, içine aldığı nisan yağmuru damlasını inciye çevirmek için denizin derinliklerinde sancı çeken birer istiridye gibidir. İnciye dönüşecek yağmur damlası güfteleri, bu olağanüstü doğumun güvenle gerçekleşmesi için onu zamana ve zamanın her türlü tahribatına karşı koruyan kabukları ise besteleridir. Çok özel insanların zihinlerinde ve gönüllerinde yaşanan bu sancılı ama bereketli doğum süreci tamamlanınca istiridye su yüzüne çıkar; sedefli kabukları arasında ışıldayan inci tanesi, kendisini hayranlıkla seyreden gönüllere yalnız huzur vermekle kalmaz, her gönül ona her baktığında kendi ıslandığı nisan yağmuru damlalarının öyküsünü de özlemle hatırlar. Şarkılar, kendisini severek dinleyen her gönülde birbirinden farklı yeni öyküler kuşanır… (Kesit Yayınları)

Dayanışma içinde olan iki komşu köy

Ali Balkız'dan Büyümek İstedim. Yazar, romanını, ele avuca sığmayan, olağanüstü meraklı ve bir an önce büyüyüp hayata atılmak/katılmak isteyen ilkokul öğrencisi Gollik Ali’nin bakışından anlatıyor. Yazar, 27 Mayıs 1960’ın arifesinde, siyasî çatışmaların yansımasını gördüğümüz Orta Anadolu’daki biri Alevî, öteki Sünnî olan iki köydeki yaşam biçimini, sert doğa koşullarını, insanlarını, ilişkilerini imgesel betimlemelerle kaleme alıyor. Farklı âdet, kültür ve inanç içinde yaşasalar da hep dayanışma içinde olan bu iki komşu köy, “bir değirmen kurma” meselesi yüzünden –biraz da iki Ağa’nın rekabetinden– birbirine giriyor; ardından da amansız bir yarış başlıyor… (Literatür Yayıncılık)

Güven nasıl yaratılır ve geliştirilir?

Liv Larsson'dan İş Yaşamında İletişim. Günümüzde insanlar bir ürün ya da servis alırken, kendilerine iyi davranılmasını bekliyor. Aksi takdirde gelecekte aynı hizmet için başka bir yeri tercih edebilirler. Profesyonel yaşamda insani özellikleri yitirmemek, rekabet üstünlüğü sağladığı gibi iş yaşamını daha verimli ve anlamlı da kılıyor. Bu kitapta cevaplanan bazı sorular: • Müşterileriniz ve çalışma arkadaşlarınızla hem profesyonel hem de insani nitelikte bağ kurmanın yolları nelerdir? • Farklı durumlarda iletişim kurabilmek için hangi yöntemler kullanılabilir? • Zor insanlarla ve zorlayıcı durumlarla nasıl başa çıkılabilir? • “Hayır” cevabı, karşınızdakini kaybetmeden nasıl verilebilir? • Güven nasıl yaratılır ve geliştirilir? (Remzi Kitabevi)

Zoolojiden siyaset kürsüne uzanan diyaloglar

Mustafa Burak Kurt'tan Ahır Toplantısı. Keçi ve koyunların her sene düzenledikleri “Dünya Küçükbaşlarına Özgürlük Mitingleri” Müslümanlar tarafından fırsat biliniyor, ölümlerine sebep oluyordu. Bu hayvanların ölümü Kurban Bayramı adını alıyor ve bunu da sadece insanlar kutluyordu. Sadece bu kadar değil! Kitap, zoolojiden siyaset kürsülerine uzanan diyalogları bir araya getiriyor. Kıs kıs gülünecek ve mutlaka kısık sesle okunacak hikâyeler. Herkes gülsün ama sakın kimse duymasın diye… (Sapiens Yayınları)

Tüm şirketler için tek bir çözümü uygulamak

Eren Özdemir , Orhan Kalaycı'dan Agile: Dönüşüm – Organizasyonel Çevik Dönüşümler İçin 5 Önemli Adım. Agile dönüşümü gerçekleştirmek bilimsel bir yaklaşım gerektirir. Tüm şirketler için tek bir çözümü uygulamak evrensel olarak geçerli değildir. Kitap bu konuyu bir hastalığın iyileşmesi olarak başarılı bir şekilde ele alıyor. Al Shalloway – Agile at Scale Programs Director at Project Management Institute (PMI), ABD. Bu kitap yazarlarının gerçek dünya deneyimlerini gösteriyor. Hızlı ilerlemek isteyen şirketlere şiddetle tavsiye ederim. Ali Dasdan – Head of Engineering – Confluence Cloud at Atlassian, ABD. (Scala Yayıncılık)

Anı-roman, lezzetli bir ziyafet

Jay Parini'den Borges ve Ben – Bir Karşılaşma. Borges’in zaten hayranı olan okurlar için bu anı-roman, lezzetli bir ziyafet. Henüz okumayanlar içinse pek çok kişinin edebiyata dair düşüncelerini değiştiren bir yazara mükemmel bir giriş kapısı. New York Times Harika bir kitap bu. Çok eğlenceli, zekice kotarılmış, duygulandırıcı, edebiyat sevgisiyle, manzara sevgisiyle ışıl ışıl parlıyor. Yazar, Borges’i ve İskoçya’yı nefis betimlemiş, derin bir sevgiyle bakmış onlara, zaman zaman da hırçınlaşmış, ama gülünesi bir hırçınlık bu. O büyük adamın bu sayfalardan savrularak çıkıp bizi olağanüstü zeki, serbest çağrışımlı ve kurnaz felsefi konuşmaları ve edebi sohbetiyle tavlayıp büyülemesi için bir romancının bütün sanatını, gerçeği farklı gösteren bütün numaralarını kullanmış. (Sia Kitap)

Toplumla bağlantısı olan herkesi ilgilendiriyor

Siyasal ve Entelektüel Tarihimizden Portreler. Bu kitapta 20. yüzyılın başından günümüze uzanan tarih aralığında siyasal ve entelektüel hayatımızın parçası olmuş 21 ismin, her biri farklı bir yazar tarafından kaleme alınmış, portresi yer almaktadır. Okur, Türk siyasal hayatını arka planda takip edebileceği bu portrelerde Yakup Kadri Karaosmanloğlu'nun Kemalizm'i içeriden eleştiren; Şevket Süreyya Aydemir'in ütopyasını yitirirken ki sesini duyacaktır. Ercüment Ekrem Talu'nun ve Falih Rıfkı Atay'ın iktidar değiştikçe söylem değiştirdiğine şahit olacaktır. Şükrü Saracoğlu'nun dış politikadaki müzakereci yönünü; Fatin Rüştü Zorlu'nun bakan koltuğundan idam sehpasına uzanan yaşamını görecektir. “Bu derlemede ifadelendirilenler bu topluma net bir şekilde değiyor. Ve dolayısıyla toplumla bağlantısı olan herkesi tam tekmil ilgilendiriyor.” Kurtuluş Kayalı. (Tarihçi Kitabevi)

Aşk ve keder dolu, düşsel ve düşünsel bir roman

Faruk Duman'dan Ve Bir Pars Hüzünle Kaybolur. Kitap, masalların ve geleneksel anlatıların izini süren ve doğadaki senfoniyi aktararak özgün bir anlatı dili geliştiren yazar, romancılığında önemli bir aşama. Okurunu büyülü bir ormanda gezdiren, aşk ve keder dolu, düşsel ve düşünsel bir roman. Yüksekokulu yarıda bırakıp askerliğini yaptıktan sonra, annesinin ölümü üzerine çocukluğunu geçirdiği kasabaya dönmek zorunda kalmış bir genç… Günlerini ormanda gezintiler yaparak, tüm dikkatiyle doğanın sesini dinleyerek geçirmekteyken bir görünüp bir kaybolan parsın peşine düşer ve çocukluk aşkı Ceren'e rastlar… Yazar, ormandan hiç eksilmeyen sisin içinde, kendine has diliyle düşle gerçeği iç içe geçiriyor. İnsana, doğaya, aşka ve yaşama bir başka yerden bakıyor. (Yapı Kredi Yayınları)

Bugün dünyada 6.8 milyar insan var

Ali Kuzu'dan Bill Gates Melek mi Şeytan mı? Bill Gates, hastalıklarla mücadele etmek, Dünya’daki gıda kıtlığını çözmek ve yoksulluğu azaltmak için uğraşan iyi huylu ve hayırsever bir Melek mi? Bugün dünyada 6.8 milyar insan var. Şimdi yeni aşılar, sağlık hizmetleri, üreme sağlığı hizmetleri üzerinde gerçekten harika bir iş çıkarırsak, bunu belki de yüzde 10 ila 15 oranında düşürürüz. Diyen bir Şeytan mı? Aile planlaması, doğum kontrol araçları, kısırlaştırma ve nüfus kontrolü örtüsü altında öjenik programını ilerletmek üzere kurulmuş Nüfus Konseyi’ne başkanlık eden Bill Gates; hCG hormonu içeren doğurganlığı düzenleyici tetanoz aşısı ile Başta Türkiye olmak üzere Hindistan, Bangladeş, Pakistan, Nijerya, Meksika, Endonezya, Brezilya, Filipinler, Tayland, Mısır, Etiyopya ve Kolombiya’yı neden hedef aldı? (Viking Kitap)

Toplumsal ve evrensel değerlere karşı duyarlı

Hasan Şimşek'ten Bir iletişim Dehası Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK. “Bu eserde, bilinenlerin dışında bilmediğimiz, duymadığımız bilgiler olduğu gibi, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün iletişim konusuna ne kadar önem verdiğini, iletişim kanallarını nasıl kurduğunu, mevcutları nasıl mahirane bir şekilde kullandığını, sabır ve metanetle, bire bir gruplar hâlinde, genel toplantılarda, meydanlarda, camilerde, vatanın içinde bulunduğu durumu anlatarak, kamuoyunu düşünceleri doğrultusunda anlatarak, nasıl oluşturduğunu, yaptığı ve yapmaya çalıştığı işlerin, yasal çerçeveler içinde olmasına özen gösterdiğini, toplumsal ve evrensel değerler karşı çok duyarlı davrandığını bu kitapta bulacaksınız..”

Yalnız yaşamanın pek çok avantajı var

Benian Çulhaoğlu'ndan İlişki Durumu: Kendisiyle Birlikte. İster dul ya da bekâr olsun ister sevgisiz ya da izole bir ilişki yaşasın, insan, hayatının bir noktasında kendini yalnızlığın ortasında bulabilir. Hiç beklemediğiniz bir anda, ölüm ya da boşanmayla yalnızlık kapınızı çalabilir. O an geldiğinde çoğumuz nasıl başa çıkacağımızı bilmeyiz. Yalnızlık, kendinizi eksik, mutsuz ya da öfkeli hissetmeniz için bir sebep değildir. Aksine yalnız yaşamanın pek çok avantajı vardır. Yazar kitabında, yalnız yaşayan insanın korkusunu, çaresizliğini, kafa karışıklığını sona erdirmeyi hedeflemekle birlikte yalnız yaşamın gücünü, zenginliğini keşfetmenizi sağlıyor. Yalnız yaşayan ve kendisine bir hayat kurmaya çalışanlar için mutlu, huzurlu ve güçlü bir yaşam portresi sunuyor. (Cinius Yayınları)

Tagore'un büyülü dünyası

Rabindranath Tagore'den Sessizlikle Yıka İçini. Başta William Butler Yeats olmak üzere çağının önemli yazar ve şairleri tarafından takip edilmiş, 1913'te Nobel Edebiyat Ödülü'ne değer görüldüğünde bu ödülü kazanan ilk Asyalı yazar olmuştu. Yüz binlerce dizeye imza atan, üç binin üzerinde şarkı besteleyen, ömrünün son yıllarında Avrupa ve Amerika'da resim sergileri açan çok yönlü bir sanatçıydı. Tagore, eğitimci kimliğinin yanında Hindistan'ın sosyal ve politik tarihi açısından da önemli bir figürdü. Usta şair ve çevirmen Ülkü Tamer'in çevirip derlediği şiirlerinden, öykülerinden ve mektuplarından oluşan kitap, Tagore'un büyülü dünyasını ortaya koyuyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Filme birçok farklı noktadan bakıyor

James Monaco'dan Bir Film Nasıl Okunur? Sinema Dili Tarihi ve Kuramı. Monaco, filme birçok farklı noktadan bakıyor; sanat ve zanaat, duyarlılık ve bilim, gelenek ve teknoloji. Filmin roman, resim, fotoğraf, televizyon, hatta müzik gibi diğer anlatı ortamlarıyla olan yakın ilişkisini inceledikten sonra filmlerin nasıl anlam ifade ettiğini ve daha da önemlisi bir filmin ne olduğunu en iyi nasıl ayırt edebileceğimizi anlamak için gerekli unsurları tartışıyor. Film meraklıları bu baskıda; yeni bir giriş, genişletilmiş bir kaynakça ve yüzlerce açıklayıcı siyah beyaz fotoğraf ve diyagram bulacaklar. (Alfa Yayıncılık)

19. yüzyıl sonu İstanbul

Hüseyin Rahmi Gürpinar'dan Şık. Ey okur! Şık'ın bu cehaletini, bu eblehliğini romancının hayal gücünde vücut bulmuş bir mübalağa olarak kabul etmeyiniz. Ben bu satırları sırf hayalimden yazmıyorum. Modelim görüp işittiğim hakikatlerdir. Bu hakikatlere rastlamamda ben de şüphe ettim. Fakat sağlamasını yaptım. Doğru buldum. Hayal ne kadar hayal olsa yine az çok hakikatten doğar. “Matbuat Caddesi”ne ilk adımını atan genç Hüseyin Rahmi, Ahmet Midhat Efendi'ye kendini bu şekilde tanıtır. Bu ifade aynı zamanda büyük bir romancının edebiyat dünyasına kendini takdimidir. Yazarın ilk romanı olan Şık, kitabın önsözünde de ifade edildiği gibi daha sonraki birçok başyapıtın işaretlerini de taşımaktadır. 19. yüzyıl sonu İstanbul'unun, Beyoğlu'sunun birçok rengini önümüze seren bu küçük roman, ibretlik ve eğlenceli hikâyesiyle her dönemde okunmayı hak ediyor. (Can Yayınları)

Bir milyon insanın ölümü bir istatistiktir

Hamza Yardımcıoğlu'ndan Son Günah. “Bir insanın ölümü trajiktir. On insanın ölümü dramatiktir. Bir milyon insanın ölümü ise sadece bir istatistiktir.” – Josef Stalin. Şeytanın sunduğu elmayı iradesine yenilerek kabul eden ve böylece cennetten kovulan insana, şeytan ne vaat etmiş olabilir ki? Haz mı? Hayır. GÜÇ! Tanrı'nın güvenli krallığında, bolluk ve bereket içinde yaşayıp giden insanoğluna şeytanın vaat edebileceği tek şey, insanın kendi krallığını ilan etmesi olabilirdi ancak. Böylece ilk kez Tanrı'nın tahtına göz dikmeye cüret eden insanoğlu, elmayla sembolize edilen tanrısallık gücünü kabul ederek ilk günahını işlemiş oldu. (Destek Yayınları)

Çalkantılı hayatları hazza dönüştürüyor

Geoff Dyer'den Ama Güzel. Yazar, türler arası sınırları ihlal etmek konusunda, çağdaş İngiliz yazınının akla ilk gelen isimlerinden biri. Yazarın, bilhassa Zona ve Bir Hışımla adlı kitaplarında karşılaştığımız bu türler arası yolculuğu, Ama Güzel'de de sürüyor. Metaforik ve şiirsel diliyle dikkat çeken yazar, fotoğraflardan ve kimi tarihsel anekdotlardan, ama en çok da müzikal evrenden ona kalanlardan yola çıkarak, cazın efsane isimlerini ve onların çalkantılı hayatlarını kurgusal ve kuramsal bir hazza dönüştürüyor. “Caza dair yazılmış en iyi kitap olabilir.”
David Thomson, Los Angeles Times. “Caz hakkında yazılmış olanlar arasında arkadaşlarıma önerdiğim tek kitap. Bu kitap, caz ‘üzerine' olmaktan çok caz ‘hakkında' oluşuyla bir mücevher adeta.” Keith Jarrett. (Everest Yayınları)

Melankolik bir distopya

Walter Tevis'ten Alaycı Kuş. Yazar, bilimkurgunun özünü çok iyi kavramış, çağının hem en asi hem de en yumuşak başlı yazarlarından biri. Yazarın Dünya’ya Düşen Adam ile birlikte en iyi bilimkurgu romanı olarak görülen Alaycı Kuş ise istikrar, düzen, mutluluk gibi maskelerin altına saklanmayan, dehşetli ve melankolik bir distopya. Gelecek, insan nüfusunun fazlasıyla azaldığı, var olan insanların da ilaçlar sayesinde intihardan uzak durduğu, robotların ve teknolojinin hegemonyasında, kasvetli, postapokaliptik bir yer. Bu dünyada ne sanat, ne kitap ne de yeni doğan çocuklar var. Öyle bir dünya ki insanlar yaşamaktansa diri diri yanmayı yeğliyor. (İthaki Yayınları)

İnsana kendisi olma yollarını gösteriyor

İBN Tufeyl'den Hayy bin Yakzan. Kaç kere bu ismi tekrar etsek her seferinde büyülenmiş gibi oluruz. İbn Tufeyl sanki daha baştan bu ismi vererek hem onu ölümsüzleştirmiş hem de benzerlerinden ayrıştırmıştır. Benzerlerinden söz ettik ama o aslında tam bir benzersizdir. İlk olmak ve bu ilklikle sonsuza göz kırpmayı başarmıştır. Endülüs'ten doğuya ve batıya ebedi bir göz kırpıştır bu. Orta Çağ tam da insanlığın kendi yönünü aradığı karanlık ile aydınlık isteği arasında çırpındığı bir dönemdir. Yazar, dönemindeki kısır tartışmaların ötesine geçerek adeta insana yeni bir başlangıç düşüncesi önerir. Felsefi içeriği tabiat ile örüldüğü kadar saf dini duyuşun izleriyle doludur. Oto-didaktik karakteri, insana kendisi olma yollarını kurgu yoluyla da gösterir. Bir yeniden ve sürekli oluş hikayesidir Hayy bin Yakzan. (Kapı Yayınları)

Defter bulunamazsa, hepsinin notu kırılacak

Gülsevin Kıral'dan Kayıp Defter. 6A sınıfı, matematik öğretmeni Titiz Filiz'in not defterinin kaybolmasıyla karışır. Defter bulunamazsa, hepsinin notu kırılacaktır. Bu sonucu hak etmediğini düşünen çocuklar defterin peşine düşerler. Kaygı dolu arayış, içlerindeki iyiyi kötüyü ortaya çıkardığı gibi, arkadaşlıklarını da gözden geçirmelerine neden olur. Bu arada, mahalledeki fırın bir grup arkadaşı güven veren kokusuyla sarmalarken, eski evin yerindeki ot bürümüş bahçe de Titiz Filiz'in sakladığı unutulmaz anıları fısıldamaya başlar… (Günışığı Kitaplığı)

Gerçek ile kurgu harmanlanıyor

Andrew Wilson'dan Cinayet Ustası. Agatha Christie, Aralık 1926'da arkasında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. Yürütülen geniş çaplı operasyona rağmen ünlü polisiye yazarı bir türlü bulunamaz. On bir gün sonra bir kaplıca otelinde ortaya çıktığında kocasının metresinin adını kullandığı öğrenilir. Ünlü yazar, kayboluşu ve orada ne yaptığıyla ilgili herhangi bir açıklama yapmaz. Bugüne dek bu gizem çözülememiş, o on bir günde yaşananlar hiçbir zaman öğrenilememiştir. Peki ya Agatha Christie hain bir şantajcının kurbanı olduğu için ortadan kaybolduysa? Amansız bir düşmanla savaşıp onun kıskacından kurtulmak için umutsuzca çabaladıysa? Gizemli cinayetlerin kraliçesi bir cinayet işlemek zorunda kaldıysa? Yazar, merkezine dünyanın en ünlü polisiye yazarı Agatha Christie'yi alarak gerçek ile kurguyu ustaca harmanlıyor. Zekâ dolu üslubu, tempoyu bir an bile düşürmeyen gerilimli anlatımıyla okuru şaşırtıyor. (Altın Kitaplar)

Sevdirmeden, kırık bir büyüme hikâyesi…

Tuna Kiremitçi'den Git Kendini Çok Sevdirmeden. Geçmiş zamanla bugün arasında kalan Arda, bir yandan kaybettiği evladının acısıyla diğer taraftan ilk aşkının yeniden ortaya çıkışıyla yüzleşiyor. Konuşmadan birbirini anlayanlara, nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan ergenliğe, sevmeye, gitmeye, acılara ve her şeye rağmen hayatın güzelliğine dair bir roman… (Mona Kitap)
1635056353142.png
1635056369209.png

1635056382880.png
1635056401862.png
1635056410840.png
alıntı​
 
Depremlerde yaşanan anılar

Övgün Ahmet Ercan'dan Göçük Altında – Yaşanmış Gerçek Deprem Öyküleri. “Eğer bir usta, bir adam için ev yapar, ancak işi sağlam olmaz, yaptığı ev yıkılır, ev edinicisi de ölürse; o usta öldürülecektir. Eğer ev edinicisinin çocuğu ölürse, ustanın çocuğu öldürülecektir. Eğer edinimler, buyumlar (eşyalar) yitirilmişse, usta, yitirilenleri karşılayacaktır. Eğer ustanın yaptığı duvar kayar göçerse, o usta duvarı kendi akçasıyla düzgün duruma getirecektir.” Bu kitapta Anadolu'daki depremlerde yaşanan anıları, göçük altına girmenin sıkıntılarını, tinsel ile sağlık bozukluklarını birebir yaşayanlar ağzından duyacaksınız. (Sözcü Kitabevi)

Her şeye rağmen hayatın yanında olmalıyız

Yekta Kopan'dan Bana Kuşlar Söyledi. Çoğumuz çocukluğa dair tek bir anıya sarılırız bazen. Bir gün, bir kişi, bir olay… Bütün çocukluğumuzu onun çevresinde öreriz. Hani çocukken bir yerimiz yara olduğunda tentürdiyot sürerlerdi üstüne, sonra da yanmasın diye üflerlerdi. Hayatımız boyunca birileri yaralarımıza iyi gelecek bir şeyler sürsün, sonra da acımızı almak için üflesin diye bekliyoruz. Kimi alabildiğine gerçekçi kimi cesurca yaratıcı ve oyunbaz kimi de distopyanın sınırlarında gezinen öyküleri bir araya getiriyor. Yazar ele aldığı çetin meselelere karşın kendine özgü mizahından, derin ironisinden ve yaşam sevincinden asla ödün vermiyor. Her şeye rağmen hayatın yanında olmamız hatta elden geldiğince “dans etmemiz” gerektiğini vurguluyor. (Can Yayınları)

Gerçek hikâyenin peşinde çoklu anlatı

Kemal Varol'dan Jar. Yazar, ilk romanında 80 darbesinden sonra bir kasabanın ruhuna düşüp gelen iki ihtiyar adamı, birbirine küsen iki kardeşin karşılıklı kurulan meyhanesinde oturtuyor. Nihayete ermeyen, iç içe geçmiş, ihtimal ki bir sırra dönüşmüş, bu sırrın peşi sıra akıp giden hikâyeler eşliğinde, o iki adam öfkeyle bakışmaktan asla yorulmuyor. Komik dediğiniz bir an yara kanarken hüzün dediğinizde bir tebessüm peyda oluyor… Fonda gürül gürül memleket! Kitap, gerçek hikâyenin peşinde merakla sürükleneceğiniz çoklu bir anlatı. (Everest Yayınları)

Dans çağrısıyla sınıf atlamayı hayal ediyor

F. Scott Fitzgerald'ten Caz Çağı Öyküleri. “Fitzgerald çok az yazarın sahip olabildiği o niteliği, tarihin içinde yaşama algısını asla kaybetmedi.”–Malcolm Cowley. Yazarın 1922’de yayımlanan ikinci öykü kitabı belki de en az Muhteşem Gatsby’si kadar bilinen ve yine en az o eseri kadar Amerika ve dünya edebiyatı üzerine etkisi olan öyküleri bir araya geliyor. Kitapta on bir öykünün arasında, bir dans çağrısıyla sınıf atlamayı ve aşkı bulmayı hayal eden Jöleli Şeker’le, Ritz-Carlton Oteli kadar büyük bir elmasla, hayata ihtiyar bir adam olarak başlayıp yaşı ilerledikçe gençleşen Benjamin Button’la karşılaşacak, yazarın Princeton’da öğrenciyken kaleme aldığı bir skeç senaryosu ve öyküsünü okuyabilecek, ayrıca yazarın kitaptaki tüm öykülerinin yazılışına dair notlarına danışabilme şansını da bulacaksınız. (İthaki Yayınları)

Bağnazlığın yerini güzel sanatlar

Erasmus’tan Deliliğe Övgü. Avrupa aklının oluşumunda onun şöhreti görmezden gelinemez. Küçük yaşta aldığı teoloji eğitimi her zaman felsefesini belirlemiş buna rağmen din adamı kisvesine hiç bürünmemiştir yazar. Doğum yeri Hollanda'dan İngiltere'ye gittiğinde dönemin önde gelen aydınları ile tanışıklık kurmuştur. Thomas More'un evine yaptığı ziyaretlerin meyvesi sayılır kitap. Yazar, Ortaçağın baskın atmosferinden çıkmaya çabalayan Batı dünyasında, ortaya koyduğu fikirleriyle öne çıkmış ve kitap o zamandan bu yana hep bilinir olmuştur. Papalığın kurduğu hegemonyanın en etkili muhaliflerinden olmuş; bağnazlığın yerini güzel sanatların, aklın ve bilimin alması gerektiğini savunmuştur… (Kapı Yayınları)

Soğuk Savaş’ın ön çarpışmaları

Hazal Yalın’dan 1945 Türkiye – SSCB İlişkileri. 1945 yılı, hem Türkiye-SSCB ilişkileri hem de Türkiye-ABD ilişkileri açısından çok önemli bir yıldır. Türkiye 1945'te kapsamlı bir şekilde Batı'ya yönelmeye başlamıştır. Ancak 1945'in izleri 1939'dan başlayarak II. Dünya Savaşı yılları boyunca görülmektedir. Elinizdeki kitap, bu büyük dönüşümün en önemli gerekçesi olarak savunulan SSCB'nin Türkiye'den üs ve toprak talep etmesi konusunu derinlemesine incelemektedir. Üstelik bugüne kadarki yapılanlardan farklı olarak, Türk, Amerikan ve İngiliz belgeleri dışında, Rusya arşivlerinden çok önemli belgeleri de inceleyerek… Kitap, 1945 yılına odaklansa da, ayrıca hem II. Dünya Savaşı'nı hem de Soğuk Savaş'ın ön çarpışmalarını incelediği için, önemli bir kaynak olma özelliğindedir. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Yalnızlık, altında ezildiği yazgısı olarak kalır

Cesare Pavese'den Hapishane. Kitap, politik görüşleri nedeniyle Calabria'ya sürgüne gönderilen yazarın kendi yaşam deneyiminden izler taşır: Stefano bir süre cezaevinde kaldıktan sonra bir köye sürgüne gönderilir. Gündüzleri köy halkının arasına karışabilmekle birlikte geceleri sokağa çıkması yasaktır. Stefano bir tür araf hayatı yaşadığı köyde mevsimlerin değişimine, hayatın durağan akışına tanıklık ederken kendi yalıtılmışlığını hiçbir zaman tümüyle aşamaz; yalnızlık hem altında ezildiği yazgısı hem de sığındığı kalesi olarak kalır. (Can Yayınları)

Dedektifliğe de cezasını çekerken başlamış

Jorge Luis Borges, Adolfo Bioy Cadares'tan Don Isidro Parodi’ye Altı Bilmece. Kitabın başkahramanı Don Isidro Parodi eski bir berberdir. İşlemediği bir suçtan ötürü haksız yere yirmi bir yıl hapis cezasına çarptırılmış, dedektifliğe de cezasını çekerken başlamıştır. Don Isidro klasik dedektifler gibi çalışmaz. 273 numaralı hücresinde sıcacık mate’sini yudumlayarak anlatılanları dinler. 1940’larda Buenos Aires’te karanlıkta kalan cinayetleri, failleri bir türlü yakalanamayan hırsızlık olaylarını, gizemli intiharları yerinden bile kıpırdamadan, adeta bilmece çözer gibi aydınlattığı bu eşsiz serüvenler, Borges ve Bioy’un polisiye edebiyata bir saygı duruşu, bir selamıdır da. (Everest Yayınları)

Uzay yolculuğuna çıkmak gibi

Andy Weir'den Kurtuluş Projesi. Ryland Grace insanlığın son çaresi olarak yola çıkan bir mürettebattan hayatta kalan tek kişi… Ve hedefine ulaşamazsa Dünya yok olacak. “Bu kitabı okumak hayatınızda gördüğünüz en iyi fen bilgisi öğretmeniyle uzay yolculuğuna çıkmak gibi… Ödeviniz de dünyayı kurtarmak.” Ernest Cline, Başlat: Ready Player One'ın yazarı… “Çok ama çok uzun zamandan beri okuduğum tartışmasız en iyi kitap olan Kurtuluş Projesi'ni tarif etmek için nefes kesici dersem yanına bile yaklaşamamış olurum. Buraya yazıyorum: Bu kitap bir klasik olacak.” Blake Crouch, Sahte Bellek'in yazarı… “Andy Weir benzersiz bir yeteneğe sahip olduğunu yine kanıtlıyor. Kurtuluş Projesi o kadar büyüleyici ve sürükleyici ki insan düpedüz bağımlısı oluveriyor.” Taylor Jenkins Reid, Daisy Jones & The Six'in yazarı… (İthaki Yayınları)

Vatan aşkı ile kavrulan insanların hikâyesi

Yaşar Aksoy'dan İstiklal Süvarisi: İzmir'in Kurtuluşu – Teğmen Ali Rıza Akıncı’nın Hatıratı. Bu kitap, Birinci Dünya Savaşı'nda Filistin-Suriye cephesinden sonra Bolşevizm yanlısı Yeşil Ordu'da, ardından Mustafa Kemal Paşa'nın İstiklal Ordusu'nda çarpışan, Fahrettin Altay Paşa komutasındaki 5. Süvari Kolordusu, 2. Tümen, 4. Alay, 2. Bölük Süvari Takım Kumandanı olarak, İzmir'e ilk giren ve Hükümet Konağı'na Türk bayrağını çeken Teğmen Ali Rıza Akıncı'nın şimdiye kadar hiç yayınlanmamış hatıratını sunar. Kitap aynı zamanda İzmir'in Kurtuluşu destanıdır: İstiklal Ordusu'nun en altındaki aç, susuz, uykusuz, beş parasız, çıplak atına semersiz binen, kuru peksimetten başka bir şey yiyemeyen, atı ve tüfeğinden başka hazinesi olmayan ama vatan aşkı ile kavrulan insanların emperyalizme karşı destansı isyanının hikâyesi… (Kırmızı Kedi Yayınları)

Gör İhtarı, naif bir ürperti!

Nisan Erdem'den Gör İhtarı. Yazar kitabında bir flanözün gözüyle hareket ediyor. Şehrin uyarıcı ışıkları, levhaları, tabelaları, sesleri karşısında içindeki genç kadını kayıtsız şartsız seven kahramanlar yaratıyor. Bazı görüntüler rüyalardan, kum saatlerinden taşarken bazıları da zamanı ileri-geri sarıp çölde bir fotoğraftan, kayıp kuş ilanına iliştirilmiş telefon numarasından ve iki kişi arasında söylenmek zorunda kalınanların tam ortasından kaydediliyor. Gör İhtarı, naif bir ürperti! (Everest Yayınları)

Omega’da ölmemenin tek yolu öldürmek

Robert Sheckley'den Mevki Uygarlığı – Bilimkurgu Klasikleri. Elli senelik kariyerine onlarca kitap, yüzlerce öykü sığdıran, bilim kurguya absürdist bir bakış açısıyla yaklaşan yazar, bilimkurgunun meşhur mizah yazarlarından biri. Yazarın en başarılı eserlerinden biri olan kitap ise iyiliğin hor görüldüğü, suçun kanun sayıldığı etkili bir hiciv. Ranzasında uyanan adam, kim ve nerede olduğunu bilmiyor. Kapısına gelen korumanın dediğine göre ismi 402. Sandığı gibi bir hastane odasında da değil. Sonradan öğrendiğine göre adı Will Barrent, cinayetten suçlu bulunduğu için Omega gezegenine sürgün edilmiş. Ve Dünya’dan sürülmeden önce, tüm suçlulara yapıldığı gibi hafızası silinmiş. Suçluların kontrolü altındaki, yeni gelenlerin ortalama hayatta kalma süresinin üç yıl olduğu vahşet dolu ceza gezegeni Omega’da ölmemenin tek yolu ise öldürmekten geçiyor. (İthaki Yayınları)

Sürekli gerileyişimizin durdurulduğu bir destan

Kadim Koç'tan Ankara’nın Kördüğümü Sakarya – Mustafa Kemal Paşa’nın Dehası. Sakarya Meydan Muharebesi'nin yaşandığı topraklarda uzun yıllardır bizzat araştırmalar yapan, 22 gün süren savaşın gün gün haritalandırılmasını sağlayan yazar çalışmalarının tüm sonuçlarını bu kitapta topladı. Sakarya Meydan Muharebesi, Osmanlı'nın son dönemindeki sürekli gerileyişimizin durdurulduğu bir destandır ve bu özelliğiyle yakın tarihimizin en önemli savaşıdır. Bu savaş; Türk İstiklal Savaşı'nın genel zayiatı içerisinde şehitlerin %35'i, yaralıların %43.68'ni kapsamaktadır. (Bilgi Yayınevi)

Acı dolu travmalara maruz kaldı

Samir Hamzaoğulları'ndan Nerfoziş – Akılalmaz Yanılgı. Ne çıkış sebebi ne de tedavisi üç yüz yıldan bu yana henüz bulunamayan Şizofren isimli akıl hastalığına şimdi de bir yenisi mi ekleniyor? Yazar belki de tıp dünyasında hipotez olarak incelenecek yeni bir akıl hastalığı ihtimalinin romanını yazdı. Romandaki baş karakter Yakup öylesine acı dolu travmalara maruz kalıyor ki sonunda onun gerçekten akıl almaz bir hastalığa tutulduğunu düşünen Psikiyatr Prof. Dr. Nesrin Güven, bu sendromun adını Nerfoziş olarak kodluyor. Aslında senarist olan yazar yazar, bu ilk kitabının her paragrafında kurguladığı şaşırtıcı olaylar zincirini akıcı bir üslupla kaleme alıp, neredeyse okurun zihninde film kareleri oluşturmayı başarmıştır. (Dark İstanbul)

Astroloji, insanlığın kadim bilgisinin bir parçasıdır

Oğuzhan Ceyhan'dan Ezoterik Astroloji. Astrolojiye karşı duyulan merak gün geçtikçe daha da artıyor. Astroloji artık internet sütunlarının ya da görsel medyanın bir eğlence unsuru olmaktan çıkarak büyük kitleler tarafından ciddi bir bilim dalı olarak ele alınıp inceleniyor. Yakın zamana kadar fal küçümsemesiyle ötelenen astroloji artık seçkin bir disiplin olarak kabul ediliyor. Kökenine olan ilgi de giderek büyüyor. Astrolojinin kökenine baktığımızda bütün gözlem ve hesaplamaların dışında büyük bir ezoterik bilgi ile karşılaşıyoruz. (Destek Yayınları)

Biz çocukken dünya da çocuktu!

Behiç Ak'tan Havada Asılı Kalan Top. Sualtına sevdalı Serkan, yeni atanan kaymakamı merak eder. Kaymakam, kasaba halkının özensiz yaşam alışkanlıklarını eleştirince yetişkinler suspus olurken, çocuklar sözcük üretme ustası arkadaşları Zekiye'ye başvurmuş ve nedenlerin peşine düşmüşlerdir bile. Depremde sulara gömülmüş heykelli park, şom ağızlı yaftasıyla küstürülen Bal ve aile tarihçeleri ortaya çıkmaya başlar. 23 Nisan günü, görevliler makamlarını çocuklara bıraktığında, işler hepten karışır. Bir futbol maçında düğümlenen geçmişin sırları kasabayı değiştirecek gibidir… (Günışığı Kitaplığı)

Her toplumsal düzenin altında düzensizlik

Georgies Balandier'den Sahnelenen İktidar. Ünlü sosyolog yazar kitabında tarih boyunca her devirde ve her coğrafyada rastlanabilecek tüm iktidar ve muhalefet biçimlerinin bir tür teatrallik barındırdığını, sahneleme sanatına has tekniklere başvurarak rıza ve dayanışma ürettiğini savunuyor. Her toplumsal düzenin altında düzensizlik, her kurumun altında şiddet, her birliğin altında indirgenemez bir çokluk ve kaos yatar. Yazar, Amerika yerlilerindeki tören şaklabanı karakteri, Benin'in koyu dindar düzeninde yer bulan Legba figürü, Zunilerdeki kutsal palyaçolar, Avrupa'daki saray soytarıları ve meczuplar gibi pek çok geleneksel “sıra dışı” kişiliği bu düzen-düzensizlik diyalektiği bağlamında ele alıyor. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Pratik çözümler sunuyor

Yavuz Saltık'tan Tanrım Beni Başkan Yarat. Siyasete giriş niteliğindeki bu kitapta yazar, tecrübeleriyle sınanmış bilgilerini oldukça yalın ve uygulanabilir biçimde okura sunuyor. Daha iyisini yapma motivasyonuyla siyasete atıldığını dile getiren yazar, başlangıç yapmak isteyenler için hem rehberlik yapıyor hem de bu süreçte karşılaşılabilecek durumlar için pratik çözümler sunuyor. “Tabii ki siyasetle ilgilenen herkes başlangıçta bu nitelikte donanımlara sahip olamayabilir; ancak hedefin sürekli olarak yüksek tutulması önemli. Hem kendini hem de yaşadığı toplumu olduğu noktadan bir adım öteye götürmeyi hedefleyen başta genç siyasetçiler olmak üzere herkese bu kitabın ışık tutacağına inanıyorum. Bu çalışma, ideal siyasetçinin kılavuzu ve yol açıcı bir siyasetnamedir. Ülkemizi geleceğe taşıyacak olanlar, bu siyasetnamede yer alan özellikleri taşıyan siyasetçiler olacak.” (Karakarga Yayınları)

3.253 göçmenle yapılan araştırma sonuçları

Evrim Kuran'dan Onlar Göçtü Buradan-Türkiye’nin Yeni Göç Nesli. Türkiye, son yıllarda tarihinin en büyük beyin göçü dalgasını yaşıyor. Yalnızca geçtiğimiz beş senede, çoğunluğu yükseköğrenim görmüş genç kuşaktan on binlerce kişi yurtdışına yerleşme kararı aldı. Peki, bu insanları böylesi zor bir kararı vermeye iten sebepler neler? Ya gittikten sonrası? Aradıklarını bulabildiler mi, dönmeyi düşünüyorlar mı, neleri özlediler, neleri hiç özlemediler? Yazar kitabında Türkiye'nin her köşesinden 118 ülke, 728 kente dağılmış 3.253 göçmenle görüşerek yaptığı araştırmanın sonuçlarını anlatıyor ve yorumluyor. Bunu yaparken onların sesini bize duyurmayı ihmal etmediği gibi, kendi tecrübelerini ve duygularını da aktarıyor. (Mundi Kitap)

Aşkın doğasına dair etkileyici bir roman

Emina Temel'den Assolist. Asu ve Eşref: Yasak bir aşkın iki yakası… 1980'lerin darbe sonrası Türkiye'sinde, yaşadıkları hikâyenin içinde kendilerini kaybetmekle bulmak arasında sürüklenirken destansı aşkları şarkılara, filmlere, efsanelere değip geçiyor. Yazar, kitabında Homeros'tan Heredot'a pek çok ölümsüz hikâyeye dokunurken Asu ve Eşref'in ardında salınan 1980'lerin İstanbul'unu da zarafetle anıyor. Kitap, aşkın doğasına dair etkileyici bir roman… (Mona Kitap)

Kaktüs Çiçekleri, çocukları oyuna geri çağırıyor

Zeynep Alpaslan'dan Kaktüs Çiçekleri. Petek, ailesiyle taşındığı Elma çiçeği Kasabası'nın düzenine ayak uydurmakta zorlanacağını düşünür. Yeni bir okulu olacaktır artık ve böyle değişimlere uyum sağlamak onun için zordur. Neyse ki müzik vardır… Ancak Petek'i hiç ummadığı güzellikler beklemektedir. Okuldaki yeni arkadaşlarıyla müziğin birleştirici gücü sayesinde birbirlerine tutunur ve bambaşka hayaller kurarlar. Yapmaları gereken tek şey, hayallerini gerçekleştirmek için çalışmaya başlamaktır… Birbirinden oldukça farklı dört çocuk ve onları hiç ayrılmamacasına bir araya getiren bir hayal… Kaktüs Çiçekleri, farklılıklarından dolayı dışarıda kaldığını hisseden çocukları oyuna geri çağırıyor. Hem de değişmek zorunda kalmadan… (Redhouse Kidz Yayınları)

Malikâne sahipleri ve köylülerin ilişkileri

Lev Nikolayeviç Tolstoy'dan Polikuşka – Güvenilmez Bir Uşağın Yazgısı. Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan yazar, uzun öyküsünde 19. yüzyıl Rusyası'nda malikâne sahibi efendilerle, burada zorlu koşullar içinde yaşayan köylülerin ilişkilerini anlatır. Polikuşka iyi niyetli ama kolayca aklı çelinen bir köylüdür. İçkiye düşkündür ve meyhanelerde içki içmek için küçük hırsızlıklar yapar. Aslında ona göre yaptığı pek de hırsızlık sayılmaz. Sadece insanların sağda solda bırakıp unuttukları şeyleri alıp saklamakta ve bunları içki almak için satmaktadır. (Remzi Kitabevi)

Dokunduğu dişi kıran hikâyeler

Mustafa Burak Kurt'tan Allah'tan Çav Bella'yı Vermemiş. Ezilmeye dayanamayıp greve giden koltuklar, serinlemek için cehennemden görüntülü arayanlar… Kul hakkına faizi katık edip yer sofrasına oturanlar, öte yanda bozuk tartılarda maliyeti hesaplanan çocuklar… Daha kimler ve neler! Konuşmayı beceremeyen insanlar, insanlığından utanan eşyalar… Yazar, suyu sabuna katıp dişe dokunan hatta dokunduğu dişi kıran hikâyeler anlatıyor. (Sapiens Yayınları)

Piyasa sorunlarına çözüm önerileri

Ateşan Aybars'tan Karmaşıklık Ekonomisi. “Günümüzde kaostan düzene geçişin belirimi olarak giderek bir dal olarak yerleşmekte olan karmaşıklık biliminin iktisada uygulanışını bütünsel bir yaklaşımla ele alan bu kitap akademik dünyadan, bilim meraklısı her kuşak okuyucuya kadar hitap edecek bir içerik sunmaktadır. Ülkemiz yayın dünyasında belirgin bir boşluk olan fizik temelli gerçeklikten hareket ederek sosyo-ekonomik alanın konularını karmaşıklık bağlamında irdeleyip piyasa sorunlarına çözüm önerileri sunan yerli yazarlı telif yapıtlarında önemli bir eksikliğin olduğunu ve kitabın bunu doldurmaya aday olduğunun da özellikle vurgulanması gerekir.” Mustafa Özcan. (Scala Yayıncılık)

Bambaşka pencereden bakacağı içsel yolculuk

Pascal Mercier'den Lizbon’a Gece Treni. Antik diller öğretmeni Raimund Gregorius'un yaşamı, yağmurlu bir günde okul yolunda karşılaştığı Portekizli bir kadından duyduğu Portekizce bir sözcük ve o sözcüğün büyüsüne kapılarak gittiği bir sahafta bulduğu kitapla tümüyle değişir. Ani bir kararla trene binerek Bern'den ayrılır, Lizbon'a doğru yola çıkar. Dilini, geleneklerini bilmediği, kimseyi tanımadığı bu yabancı kente onu sürükleyen, Salazar rejimine başkaldıran Doktor Prado'nun bu sıra dışı kitabıdır. İzini sürdüğü Doktor Amadeu Prado'nun hayat, aşk, yalnızlık, özveri, cesaret, ölüm ve zorbalıkla ilgili notları Gregorius'u kendi sınırlı iç dünyasından koparıp hayata bambaşka bir pencereden bakacağı içsel bir yolculuğa çıkartır. (Sia Kitap)

Unutulmaz üç kadının deneyimleri

Lisa Taddeo'dan Üç Kadın. Arzu. Bizi büyülüyor ve avucuna alıyor. Düşüncelerimizi kontrol ediyor, hayatlarımızı yönlendiriyor, bazen sadece onun için yaşıyoruz. Yine de hakkında neredeyse hiç konuşmuyoruz. Ve derinlerde yatan bir güç olarak arzu, büyük ölçüde keşfedilmeden kalıyor. Gazeteci yazarın, farklı geçmişlere ve yaşam tarzlarına sahip kadınlarla konuşmak için Amerika'yı altı kez baştan başa kat ettikten sonra kaleme aldığı kitap, kadın arzusunun kırılganlığına, karmaşıklığına ve eşitsizliğine ışık tutan, çığır açan bir kitap. Unutulmaz üç kadının deneyimlerini okudukça yalnız olmadığımızı hatırlayacağımız, büyük bir gazetecilik başarısı. Kitap, karşılanmayan ihtiyaçların, dile getirilmeyen düşüncelerin, hayal kırıklıklarının, umutların ve amansız takıntıların bir kaydı. Çekici, rahatsız edici, çok katmanlı, güçlü ve güzel. (Mundi Kitap)
1635665698850.png
1635665710958.png

1635665728985.png
1635665747967.png
1635665766171.png
alıntı
 
Son yılların en can yakıcı ve büyük dramı

Zülfü Livaneli'den Balıkçı ve Oğlu. Toplumsal konulara duyarlılığı ile tanınan edebiyatçı ve fikir adamı yazar bu kez Ege balıkçılarının ve hayal kurmaktan bile mahrum bırakılan göçmenlerin kaderine eğiliyor. Usta edebiyatçı, kitabı ile son yılların en can yakıcı ve büyük dramı “göçmenliği” balıkçı Mustafa, Mesude ve Samir bebek üzerinden anlatıyor. O güne dek sıcak evlerinde televizyondan izledikleri haberlerden aşina oldukları ölü insan bedenleri ve yarı ölü bir bebek evliliklerinin tam ortasına düşerek bir bomba etkisi yaratıyor; aile ilişkilerini bambaşka bir çehreye büründürüyor. Kitap, Ege'nin tarihinden bugününe, balık çiftliklerine ve rant hırsıyla dağlara, kıyılara saldıran şirketlerin yarattığı ekolojik yıkıma dair çok şey söylüyor. (İnkılap Kitabevi)

Müslümanların dünyadaki evrensel rolleri

Cemil Aydın'dan İslam Dünyası Fikri – Küresel Bir Entelektüel Tarih Çalışması. Yazar, modernliğin hem Müslümanların dünyadaki evrensel rolleri üzerine kendi algılarını, hem de onların dünyadaki yeri üzerine bizim algılarımızı nasıl şekillendirdiğini görmek için evrensel bir mercek sunuyor. –3. Edmund Burke. Yazar, “İslam dünyası”na bakış açımızın nasıl oluştuğunu ve geliştiğini sorguluyor ve bu ifadenin günlük söylemlerimizdeki önemine nasıl kavuştuğunu bizlere gösteriyor. Sekiz muhteşem bölümde, belirli bir tarihsel ve siyasal çerçevede İslamı bir kültür ve uygarlık geleneği olarak ele alıp, İslam dünyasının anahatlarını çiziyor. –Ebrahim Moosa. (Alfa Yayıncılık)

Henüz okuma yazma bilmiyor

Mavisel Yener'den Astronot Olmak İsteyen Kedi. Minik kedi Şeker, astronot olmanın büyüsüne kapıldı. Sevindi, üzüldü, umutlandı, sabretti, meraklandı. Biraz da kaygılandı: “Miyavvv… Mars’a gitmek tek arzum. Ya sığmazsa rokete kuyruğum?” Şeker’in astronot giysileri, roketi, uzayda yiyecekleri bile hazır. Ama en önemli şeyi eksik. Henüz okuma yazma bilmiyor. Nasıl bir çözüm buldu acaba? İstediğin mesleği elde etmenin sırrı bu kitapta! 3+ yaş için uygundur. (Bilgi Yayınevi)

Annesini görür görmez tanıyacağından emindir

John Maxwell Coetzee'den İsa'nın Çocukluğu. Okyanusu aşan uzun bir deniz yolculuğunun sonunda bir adamla bir çocuğun bulunduğu gemi karaya yanaşır. Çocuğun, yani David’in annesi kayıplara karışmıştır ve gemide tanıştığı Simon ona sahip çıkarak sorumluluğunu üzerine alır. Ayak bastıkları bu yeni ülkede onlara yeni bir isim, yeni doğum günleri ve yeni bir hayat verilir. Bu iki yabancı tanımadıkları, gelenekleri ve dili hakkında hiçbir şey bilmedikleri bu ülkede David'in hiç hatırlamadığı annesini aramaya koyulurlar. Zira Simon onu görür görmez tanıyacaklarından emindir… Geneli diyaloglardan oluşan bu alegorik ve tekinsiz roman okurlara tam bir edebiyat şöleni sunuyor. (Can Yayınları)

Kabil'i kardeş katline sürükleyen neden?

Nurgül Çelebi'den Tanrı Dağı. “Ben Ezda… Tanrı'nın yedinci günde yarattığı… Kâinatın yedi mertebesinde gerçeği arayan ve Kutsal Güneş'in ışığı peşinde süzülen Tanrıça'nın yansıması…” Yasak elmayı yeme cesaretini, Âdem'le Havva'nın yüreğine serpen günahkâr kimdi? Ya da Kabil'i kardeş katline sürükleyen neden? Ruhların yedi mertebede sınava tâbi oldukları bir evrende, zıtlıkların gizemini keşfederken varlık ve hiçlik düalizminin kapılarını aralayacaksınız… ‘Ben'e ulaşmayı, ışık ve tek gerçekle dolmayı amaçlayanlar için mutlaka okunması gereken bir kitap. Demet Altınyeleklioğlu. (Dark İstanbul)

Mevsimsiz bir rüzgâr esiyor

Ali Deniz Uslu'dan Girdap Balıkçısı. Hayatın bir yerindeyiz; ortasında, kenarında, çeperinde veya dışında. Kim bilir? “Bilmek” mi dedim? Bilmenin boynumuza geçirdiği ilmik sıkı. Taburemiz umut, onun da pamuk ipliğinde ayakları… Ama azınlığımız büyüyor, belli ki fırtına yakın. Mevsimsiz bir rüzgâr esiyor; eski, tanıdık bir kokuyu taşıyor. Aynı gökyüzünün altına, aynı toprağa farklı zamanlarda gömüleceğiz. Şimdi, o güne kadar aldığımız, alacağımız her soluğun bedelini ödeyelim. Cephesi olmayan bir savaş… İnkâr etmek bulaşmasın bir kere üstünüze, çünkü vicdan lekesi bedenden çıkmaz, tine işler, hızla sirayet eder. Bizim tek şansımız en yakın yerinden tutmak kendimizi…” (İnkılap Kitabevi)

Geçmiş deneyimlerimizde, gelecek farkındalığımız

Selin Vural'dan GelecekSen – İnsanlığımızı Kaybetmeden Gelecekte Yaşama Sanatı. Her bireyin sonunda Maslow teorisinin en üst basamağı olan “Kendini Gerçekleştirme” seviyesine ulaşmasına yol açacak gelecek teknolojileri arasındaki sinerjiye muhteşem bir bakış. Jerome Glenn Fütürist, Gelecek Senaryoları-Milenyum Projesi kurucu ortağı, Global Geleceğin Durumu Raporu başyazarı, UNESCO ve Dünya Bankası bağımsız danışmanı. Gelecekle ilgili hem tahmin etmeye hem de keşfetmeye devam ederken, bize rehberlik edecek çalışmalara, bize rehberlik edecek insanlara ihtiyacımız var. Bu çalışmanın bize geleceği tahmin denemelerimizde yardımcı olacağına inanıyorum. Prof. Dr. Emre Alkin Ekonomist. (Destek Yayınları)

Parasını, yaşam arzusunu bitirdi

Nazlı Eray'dan Aşkı Giyinen Adam. Dürnev Abla'nın yarı karanlık caddeye bakan salonu. Yeşil çuha kaplı masanın üstünde dağılmış tarot kartları; kılıç kralı, kupa kraliçesi, asılmış adam değnek prensi, kader çarkı… Ünlü şarkıcı Eddie Fisher'ın menekşe gözlü Elizabeth Taylor'a olan sonsuz aşkı. Elizabeth, Eddie Fisher'ı mahvetmiş, onun şöhretini, parasını, yaşam arzusunu bitirmişti. Bu dağınık kartların arasında onların bu tuhaf yazgılı aşkını, Elizabeth'in bir gece zamanı Eddie'yi terk edişini görebiliyordum. Dürnev Abla'nın buzdolabındaki pişmiş kelle, kapağı açınca beni tanımıştı. “Hey, kapatma kapağı” deyip bana eski anılarımı ve hayatımı anlatmaya başlamıştı. (Everest Yayınları)

Hakikat ile zamanın ruhu ve yalanlar arasındaki tezat

Ödön Von Horvath'tan Tanrısız Gençlik. Yazar, 1937'de yayımlanan kitapta, faşizmin yol açtığı ahlaki çöküntüyü ergenlik çağındaki bir grup genç üzerinden anlatır. Romanın başlığı, Nazi Almanya'sının itaat etmek üzere yetiştirilmiş; ırkçılığı, nefreti ve militarizmi içselleştirmiş gençlerine atıfta bulunur. Bağımsız düşünceden, empatiden ve medeni cesaretten nasibini almamış bu ruhsuz varlıklar, savaşta şanlı zafer ve hamaset düşleri kurmaktadır. Tanrı ve hakikat ile zamanın ruhu ve barındırdığı yalanlar arasındaki tezat, romanın ana izleğini oluşturur. Karakterler iki gruba ayrılmıştır: Hıristiyanlığın ve hümanizmin değerlerinin geçerliliğini koruduğu eski düzenden yana olanlar ile Nasyonal Sosyalist yeni düzenin taraftarları. İlk grupta yer alan ve romanın anlatıcısı olan öğretmen, başlangıçta ekmeğinden olma korkusuyla ahlaki değerlerini savunmaya çekinen bir oportünisttir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Tanrı'ya inancını yitirmiştir. Ancak zaman içinde vicdanının sesine kulak vererek hakikatin üstün gelmesi için çalışırken Tanrı'yı yeniden bulur. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Yalnızlık ve sessizlik arasındaki ilişki

John Biguenet'ten Sessizlik. Yazar, 21. Yüzyıl'da bize daha da yabancılaşan bir kavram olan “Sessizlik” hakkında düşünürken, içerik bakımından zengin ve renkli bir kitap sunuyor. Yalnızlık ve sessizlik arasındaki ilişki; sessiz okuma sırasında neler olup bittiği; sahne sanatları, müzik ve sessizlik; cinsiyetçi ya da politik susturma; sırlar ve sessizlik: İnternet ve ifşa gibi temalar etrafında gezinen yazar, sessizliği elde etmenin pek de kolay olmadığını gözler önüne seriyor. “Günümüzde sessizlik en gözde tüketim maddelerininkine rakip fiyatlarla alınıp satılan ticari bir meta haline geldi. Jane Austen Mansfield Park'ta, ‘Sessizliğin lüksünü tadalım' diye yazar. Maalesef bu lüksün fiyatı her geçen gün tüketicilerin çoğunun gücünü aşacak şekilde artıyor.” (İthaki Yayınları)

Ozanın ahlâk ve tevazuyla dolu hayatı

Sinan Yağmur'dan Aşkın Son Ozanı – Neşet Ertaş. Bu kitap, çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaşadığı şehirde iki sokak ötesinde ismi bilinmezken ismi kıtaları aşıp dünyaca bilinen, UNESCO tarafından ‘Evrensel Müzik Değeri' kabul edilen, tozlu çamurlu varoşlardan, sazlı-sözlü var oluşa yolculuğun destanlaşan ‘Son Ozan Neşet Ertaş'ın hikâyesidir. Bu kitap, kaderine tevekkülünü ‘Biz doğduğumuzdan beri yoksulduk. Varlığı görmedik ki yoksulluktan şikâyet edelim…' diyerek asla isyan etmeyen, Anadolu'nun masumiyet dolu kadere rızasını anlatan bir ozanın ahlâk ve tevazuyla dolu hayatının hikâyesidir. (Kapı Yayınları)

Sağa sola emirler yağdıran kral

Feyza Hepçilingirler'den Lahanistan – Bir Sebze Masalı. Masal bu ya, Lahanistan adlı ülkenin Lahan adında bir kralı varmış. Kral dendiğine bakmayın, Sayın Lahan, halkının demokrasiyle yönetildiğini düşünmesi için kendisine “başkan” denmesini istermiş. Her sabah sarayında mango suyunu içip sağa sola emirler yağdırır, komşu ülkelerle kavga edermiş. Karalahanalar ve mor lahanalar da isyan bayrağını çekince ne mi olmuş? Yaşayıp, pardon, okuyup göreceğiz. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Yanlış aşklara, yarım kalmış bestelere dair

Tuna Kiremitçi'den Bu İşte Bir Yalnızlık Var. Yazar, bu sefer, elinde gitarıyla hayata tutunmaya çalışan bir adamı anlatıyor. Yalnız kalmış gitarist Memet ve evliliği dönüm noktasında olan Ayşe… Bir ayrılık hikâyesinde buluşan iki insan… Kitap; müziğe, hayata tutunmaya çabalayan bir müzisyene, terk edilme acısına, yanlış aşklara, yarım kalmış bestelere dair bir roman… (Mona Kitap)

Yedi bölgeden, 7 çocuk öyküsü

Mavisel Yener'den Türkiye’yi Gezen Mavi Balonlu Öyküler. Mavi bir uçan balon Ege Bölgesi'nden havalanıyor, başlıyor güzel ülkemizde gezmeye. Kaz Dağı'nın zeytinliklerinde, Göbeklitepe'de, Ihlara Vadisi'nde… Gökyüzünde süzülen ipine de Türkiye'nin yedi bölgesinden yedi çocuğun öyküsü takılıyor… Türkiye'nin pek çok şehrinde çocuklarla buluşmuş olan usta yazar okurlarını ilginç bir yolculuğa davet ediyor. Kitaptaki yedi öyküyle hem Türkiye'nin farklı yerlerinde yaşayan çocuklarla tanışabilir hem de o bölgelere özgü neler varmış keşfedebilirsiniz. Yedi bölgenin kültürünü, coğrafi güzelliklerini, tarihi zenginliğini yansıtan ve Bige Doğu'nun resimleriyle renklenen öykülerin sonunda, hikâyenin geçtiği bölgenin haritası yer alıyor. Sınıf Seviyesi: 2. ve 3. (Redhouse Kidz Yayınları)

Toplumların kaderini belirleyen normların oluşumu

Zuhal Baltaş'tan Yaşatan ve Yok Eden Normlar. Normlar, bireylerin ve grupların belli durumlardaki davranışlarını belirleyen kurallardır. Bu kurallar, mesleklerde olduğu gibi toplumlarda da koşullara uygun olarak kendine özgü düzeni sağlar. Toplumların kaderini sahip oldukları normlar belirler. Zamanla değişen koşullar karşısında normları yenilemek hayatı sürdürmek için vazgeçilmezdir. Bu kitap gündelik hayatımızı her yönüyle etkileyen ancak önemi üzerinde derinlemesine düşünmediğimiz normların önündeki perdeyi kaldırıyor. Bizi öznel ve nesnel normlar, ön yargı, öngörü, sezgi, alışkanlık, karar ve davranış ilişkisi üzerine düşünmeye davet ediyor. (Remzi Kitabevi)

Bir ikiyüzlülük hikâyesi

Ben Macintyre'den Casus ve Hain – Soğuk Savaşın En Büyük Casusluk Hikâyesi. 1985 yılının bir Temmuz akşamı Moskova'nın merkezindeki işlek bir caddenin kaldırımında orta yaşlı bir adam elinde bir plastik poşetle bekliyordu. Görünürde diğer Sovyet vatandaşlarından farkı olmayan bu adam kıdemli KGB subayı Oleg Gordievsky idi. Oysa ki Gordievsky on yıldan uzun süredir MI6 için Sovyet istihbarat makinesinin derinliklerinden paha biçilmez sırlar taşıyordu. Hiçbir casus KGB'ye zarar vermek için daha fazlasını yapmamıştı. Elindeki poşet ise Sovyetler Birliği'nden kaçışı için bir işaretti. Böylece casusluk tarihindeki en sıra dışı ve cesur olaylardan biri başladı. Casus ve Hain'de Ben Macintyre, Soğuk Savaş'ın gidişatını sonsuza dek değiştiren bir ihanet ve ikiyüzlülük hikâyesi ortaya koyuyor. (Say Yayınları)

Seni dibe çeken görünmez problemlerden kurtulacaksın

Yaman Törüner'den Tek Kanatla Kuş Uçmaz. Hayallerindeki sen, uzun yıllar verdiğin emeklerden sonra ellerinin arasından kayıp gidiyor ve sen nerede yanlış yaptım ile ne yapmalıydım arasındaki buhranlı yolda mekik dokuyorsun… Elindeki kitap; okunan yüzlerce kitap, uzun zaman süren araştırmalar ve yıllarca süren gözlemler sonunda sana geldi… Elindeki kitap; tanışılan her meslekten, eğitimden, milletten binlerce insandan; gidilen onlarca ülkeden; hep daha iyisi için çalışarak ve başararak geçmiş bir hayattan sonra süzgecimden geçenler… Okuduklarından sonra sık sık sorduğun çözümsüz sorulardan ve seni dibe çeken görünmez problemlerden kurtulacaksın… Okuduklarından sonra başarı kanatlarını takacak, kuş kadar özgür olacaksın… (Scala Yayıncılık)

Karmaşık bir aşk romanı

Antonio Munoz Molina'dan Merdivendeki Ayak Seslerin. İspanyol yazar, bu kez güçlü bir psikolojik gerilim romanıyla buluşturuyor okurunu. Lizbon’daki yeni evinin hazırlıklarını tamamlayan Bruno, karısıyla tekrar bir araya gelmeyi dört gözle beklemektedir. Kendilerinin de tanık olduğu 11 Eylül’ün silinmez anısının damgasını vurduğu New York’taki hayatları geride kalmıştır. Karısının yokluğunda ikisine ait bütün anıları, yaşanmış -ya da yaşanamamış- olayları zihninde yeniden canlandıran Bruno’nun hikâyesi, umutsuz romantizmiyle duygular dünyası arasında rahatsız edici paralellikler çizen, karmaşık bir aşk romanı. (Sia Kitap)

Şiddetli edebi tartışmaların, saldırıların konusu oldu

Kara Kitap Tartışmaları – Orhan Pamuk Söyleşisiyle.. Bugün modern Türk romanının klasiklerinden sayılan kitap, 1990'da yayımlandığında yadırganmış, şiddetli edebi tartışmaların, polemiklerin ve saldırıların konusu olmuştu. Bu benzersiz, yenilikçi ve esrarlı romanın biçimi, dili ve edebiyat anlayışı günün önde gelen eleştirmenleri tarafından sert bir şekilde eleştirilmiş, başka yazar ve eleştirmenler de bu yazılara cevap verip romanın modern ya da postmodern yanlarını savunmuşlardı. Bu kitap için Nüket Esen yeni bir düzenleme yaptı. Orhan Pamuk ise romanın yazılışı ve sert tartışmalar sırasında çok yakınında olan dostu Ahmet Işıkçı ile tartışmalar konusunda samimi bir söyleşi yapıp meraklı okura kitabın bazı sırlarını açıkladı. (Yapı Kredi Yayınları)

600 yıl yaşamış bir medeniyet

Mustafa Alp Dağıstanlı'dan Bildiğin Gibi Değil Osmanlı. “Osmanlı İmparatorluğu, gündelik konuşmalarda hepimizin dediği gibi, 600 yıl yaşamış bir medeniyet. Ama bu 600 yılı sanki yekpare bir an gibi düşünürüz genellikle. Halbuki kuruluş aşamalarının küçük Osmanlı Beyliği’yle Kanunî Sultan Süleyman’ın muhteşem dönemi ne kadar da farklıdır. Osmanlı’yı dünya tarihinin en önemli ve uzun ömürlü imparatorluklarından biri yapan şey, değişen şartlara uyum sağlama, değişme ve dönüşme yeteneğiydi. Bugün yaygın olan yekpare, değişmez, adeta bayraklaşmış bir Osmanlı’yı yüceltme anlayışı, “bir zamanlar var olan” bu muazzam zenginliği yok sayıyor, fakirleştiriyor, buduyor. Bu kitap, bütün bu çarpıklıkları düzeltmeyi ve o muazzam zenginliğin tamamını sergilemeyi amaçlamıyor tabii. Buna karşılık, Osmanlı dünyasının ne büyük bir çeşitlilik, ne şaşırtıcı gerçekler barındırdığını sergilemek istiyor. Osmanlı dünyasında bir gezinti için buyrun…” (Alfa Yayıncılık)

Hatalarımızı nasıl düzeltebiliriz?

Anooshirvan Miandji'den Farkında. Neden herkes farklıdır? Çeşitlilik niçin gereklidir? Hoşgörü neden önemlidir? Birbirimizi üzersek ne olur? Hatalarımızı nasıl düzeltebiliriz? Başkalarına saygı gösterirsek ne olur? Okurken bunlara benzer soruları sorduran kitabı, insanların farklı olabileceğini, kültürel çeşitliliğin zenginlik olduğunu boyalar ve fırçalar üzerinden bir hikâyeyle anlatıyor. 3+ yaş için uygundur… (Bilgi Yayınevi)

Şans yüzüne gülmeye başladı

Joseph Roth'tan İsyan. Viyana 1919: Birinci Dünya Savaşı’ndan tek bacağını kaybetmiş olarak dönen Andreas Pum, laterna çalarak geçimini sağlamak üzere izin belgesi alır ve böylece bir hırsız, suçlu ya da dilenci olmaktan kurtulur. Şans yüzüne gülmeye başlamıştır; evlenir. O artık iyi bir vatandaş, mutlu bir adamdır. Fakat sosyal koşullar aleyhine dönünce bu durumun nedenlerini kavramakta zorlanır. Pum şimdi dünyanın adaletsizliğiyle karşı karşıyadır. (Can Yayınları)

Kodlamaya ait temel yapılar ve kavramlar

Zafer Demirkol'dan Yeni Başlayanlar İçin Kodlama. “Kodlama, günümüzün yaratıcılık dilidir. Çocuklarımız, bilgisayar biliminin tüketicileri yerine yaratıcıları olma şansını hak ediyor.” Maria Klawe. Bu kitap programlama bilmeyen ama öğrenmeye başlamak isteyenler için. Kitapta kodlamaya ait temel yapılar ve kavramlar anlatılıyor. Python ve C# gibi farklı yapıdaki iki dil ile örneklerle anlatımlar yapılıyor. Programlamaya ait, dilden bağımsız, ortak, genel bir bakış açısı; yeni programlama dillerinin öğrenimini kolaylaştıracak bir anlayış sunuluyor. Yaygın kullanılan uygulama platformlarının da tanıtıldığı, basit uygulamaların geliştirildiği bu kitapta aynı zamanda günümüz programcılığında yaygın olarak kullanılan araç ve servisler de anlatıyor. (Genç Destek)

Yetenekli sanatçının yaşamı

William Boyd'tan Nat Tate: Amerikalı Bir Sanatçı 1928 – 1960. “Kendi zamanında çok iyi anlaşılmış bir sanatçının etkileyici hikâyesi.” Gore Vidal. Nat Tate, Amerikan dışavurumcu resminin şüphesiz en gizemli figürü: Yaptığı resimlerin yalnızca birkaçı günümüze ulaşmış olan, geri kalanını kendi elleriyle yok etmiş bir deha; Hans Hofmann'ın öğrencisi, şair Frank O'Hara, sanat galerisi sahibi Janet Felzer, onun gibi dışavurumcu ressam Franz Kline, hatta büyük ressam Georges Braque gibi isimlerin dostu. William Boyd, bu doğuştan yetenekli sanatçının yaşamını Logan Mountstuart'ın günlüğünde anlattıklarından da yararlanarak ince ince işliyor. (Everest Yayınları)

Geleneğin dayattığı sınırlayıcı roller

Ödön Von Horvath'tan Volga. Lou Andreas-Salomé, kurgu yapıtlarında genç kadınları erkeklerle ilişkileri çerçevesinde, geleneğin dayattığı sınırlayıcı roller karşısında tamamlanmış ve bağımsız bir kadın kimliği oluşturma çabası içinde tasvir eder. Bugünün feminist söyleminin inşasının ilk adımları olarak görülebilecek bu yapıtlar, 20. yüzyıl başında geniş bir okur kitlesine ulaşmıştı. Yazar, kadınların hayatında hassas bir süreç olan çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemini de mercek altına almıştı. 1895 tarihli romanı Ruth'un büyük bir ilgiyle karşılanmasının ardından, yapıtlarında psikolojik ve felsefi boyutlarıyla ele aldığı kız çocuklarının ergenlik dönemi konusunda farkındalık oluşmasına katkıda bulundu. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Yediği dört yumrukla karekteri nasıl değişti?

F. Scott Fitzgerald'ten Uçarı Kızlar ve Filozoflar. Yazar kitabındaki öykülerden Açık Deniz Korsanı'nda teknesini ele geçiren korsana âşık olan bir kadını, Buz Sarayı'nda rutini bozma, hayatı daha coşkulu yaşama arzusunu, Kristal Kâse'de bir evliliğin kaderini, Baş ve Omuzlar da bir filozof ile aktristin ilişkisini, Bernice Saçlarını Kısa Kestiriyor da topluma uyum sağlamanın yollarını, Kutsama da dininden uzaklaşanları, Dalyrimple Hata Yapıyor da Birinci Dünya Savaşı sonrasında iş hayatına dönmeye çalışan bir eski askeri, Dört Yumruk'ta ise bir adamın karakterinin yediği dört yumrukla nasıl değiştiğini anlatıyor. 1920’ler Amerika’sının bir panoraması da sayılabilecek kitap, Amerikan edebiyatının genlerine işleyen yazarın öykücülüğünün de romancılığı kadar kıymetli olduğunun önemli bir nişanesi. (İthaki Yayınları)
1636285018272.png
1636285036020.png
1636285053887.png
1636285067248.png
1636285084457.png

alıntı​
 
Toplumların kaderini belirleyen normların oluşumu

Zuhal Baltaş'tan Yaşatan ve Yok Eden Normlar. Normlar, bireylerin ve grupların belli durumlardaki davranışlarını belirleyen kurallardır. Bu kurallar, mesleklerde olduğu gibi toplumlarda da koşullara uygun olarak kendine özgü düzeni sağlar. Toplumların kaderini sahip oldukları normlar belirler. Zamanla değişen koşullar karşısında normları yenilemek hayatı sürdürmek için vazgeçilmezdir. Yakın dönemde pandemiyle ortaya çıkan gerçekler, geleceği aydınlatacak yeni normları oluşturmanın zorunluluğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bunu gerçekleştirmek, ön yargılardan arınmış ve veri temelinde düşünüp sorgulayan bir zihinle mümkündür. Bu kitap gündelik hayatımızı her yönüyle etkileyen ancak önemi üzerinde derinlemesine düşünmediğimiz normların önündeki perdeyi kaldırıyor. Bizi öznel ve nesnel normlar, ön yargı, öngörü, sezgi, alışkanlık, karar ve davranış ilişkisi üzerine düşünmeye davet ediyor. (Remzi Kitabevi)

‘Birkaç dakika uyursam gücümü kazanırım…’

Hanri Benazus'tan Sarıkamış Gerçeği Beyaz Ölüm. Ölümün beyaz olanı var mıdır, bir insan nasıl donar hiç hayal ettiniz mi? Ayaklarınızdan yukarı doğru gelen ağır bir yorgunluğun yavaş yavaş bedeninize yayıldığını hiç hissettiniz mi? ‘Birkaç dakika uyursam gücümü kazanırım, her şey düzelir' duygusuna hiç kapıldınız mı? Tam o tatlı uykuya geçerken sevgilinizin, karınızın, çocuklarınızın siluetlerinin önünüzden süratle geçtiğini hayal ettiniz mi? Eğer bunları hayal edebilirseniz Sarıkamış’ta on binlerce Mehmed’in yolun kenarında tüfeğine yaslanarak ‘Şöyle bir çömeleyim hemen kalkarım' derken, terli bedeninin 3 dakika içinde nasıl donduğunu anlayabilirsiniz. O gencecik insanların karanlık ormanlara, uçurumlara çığlıklar atarak neden koştuklarını daha iyi anlar, en acısı da, bu kahramanların şehit kütüklerine kaydedilmeyip savaşın yitikleri olarak adlandırılmalarının acısını içinizde hissedersiniz. Eğer 93. Alay 26 Aralık gecesi Allahuekber zirvesinde tipiye yakalanıp sabaha yarısı kaybolmuş ise, onları yitik olarak isimlendirmek yazıktır, onlar bizim için kutsal şehitlerdir. (Sözcü Kitabevi)

Kimi zaman her şey göründüğü gibidir…

Celil Oker'den Kramponlu Ceset. İş görüşmesi için büyük bir tekstil firmasının defilesine davet edilen Dedektif Remzi Ünal, konukların arasında bir futbol takımının da olduğunu görünce şaşkınlığa uğrar. Ancak firma sahibi aynı zamanda kulüp başkanıdır ve hafta sonu oynayacakları ölüm kalım maçında oyuncularından bazılarının takımlarını satacağı ihbarını almıştır. Dedektifimizden istediği şey ise bu işin aslı astarı olup olmadığını araştırmasıdır. Kollarını sıvayarak kendine özgü yöntemleriyle işe koyulan Remzi Ünal ilk olarak futbolcuları tanımaya ve tartmaya çalışır. Daha sonra da pis koku alma konusunda burunlarının en az kendisi kadar hassas olduğuna inandığı spor muhabirlerine yanaşır. Tam da güvenini kazandığı ‘acar' bir muhabirden istediği bilgileri elde etmek üzereyken ortalığı çınlatan bir silah sesi, soruşturmayı daha en başından içinden çıkılmaz bir hale getirir. (Altın Kitaplar)

Şeytana pabucunu ters giydiren yeni nesil, bir şeytan

Alper Canıgüz'den Kıyamet Park – Bir Kamu Davası 3. Mozart 5 yaşında beste yapıyordu, Alper Kamu cinayet çözüyor! Lüks bir otelde gedikli bir gazeteci vahşice öldürülür. Böylece dünyanın en küçük dedektifinin hayatına renk gelir. Zanlılar arasında mekik dokurken, 8 yaşında tecrübeli bir rakibi vardır bu defa: Altan… Şeytana pabucunu ters giydiren yeni nesil bir şeytan. Kahramanımız katili Altan'dan önce bulabilecek midir? Yoksa davayı, bahsi ve hayalî arkadaşlarını kaybedecek midir? Kitap, sahici dehşet ile sahte şöleni bir araya getiriyor. Her sayfasında katilin gölgesini görecek, maktulün parfümünü duyacaksınız. Şöhreti ülke sınırlarını aşan Alper Kamu’ya bir kez daha hayran kalacaksınız. Tıkır tıkır işleyen kurgusu, hiç dinmeyen temposuyla Kıyamet Park bir kahkaha deposu. Türk edebiyatının müstesna müellifi yazardan akıllara seza bir polisiye şaheseri daha! (Alfa Yayıncılık)

İnsanların ve hayvanların iş birliğine ihtiyaçları var

Abdullah Ataşçı'dan Kar ile Kara. Güzel Sular Ülkesi'ni hiç duydunuz mu? Ya Sihirli Gölü? Peki, Kar ile Kara adındaki ikiz sıpaları? Güzel Sular Ülkesi dünyanın en güzel ülkesidir, Kozman da dünyanın en kötü kalpli yöneticilerine sahip olan devleti. Bu devlet pek çok hileyle Güzel Sular Ülkesi'ni işgal eder. İnsanlar ve hayvanlar gizli bir geçitten geçerek hiç kimsenin görmediği bir yerde saklanırlar. Bir gün ülkelerini kurtaracaklarına inanırlar. Bunun için de insanların ve hayvanların iş birliğine ihtiyaçları vardır, özellikle farklı türlerdeki ikiz hayvanlara… Kar ile Kara da onlardan ikisidir. Ne var ki esir tutuldukları yerden kurtulup özgürlüklerine kavuşmaları için onları ciddi mücadeleler beklemektedir. (Altın Kitaplar)

Her hayat bir gün bitecek elbette

Hilal Aydın Özcan'dan Hayat Bir Gün Bitecek. Hayatla kavgaya tutuşursanız son sözü her zaman o söyleyecek. Ne zaman barışırsanız size hikâyenizi yazma özgürlüğünü verecek. Ömrü boyunca geçmiş bir acının, hata gördüğü bir anının gölgesine saklanmış, güçlü, yalnız bir kadındı Narin. Hem kendine hem başkalarına ceza vermekten yorulmadı, kırılmamak için kırmayı tercih etti. Onun yumuşak yüzünü görebilen tek kişiyse yeğeni Naz'dı çoğu zaman. Hayal kırıklıklarının en büyüğünü yaşadığında gelip teyzesinin yanına sığınması, onun hem sevgisine hem de sağlam duruşuna ihtiyaç duyan Naz için kurtarıcı oldu. Genç kadının yarası, teyzesinin küllenmiş acısını da gün yüzüne çıkardı. Ama o, Narin'den farklıydı. İyileşirken kederine sarılmayacak; yeniden başlamak ve umutlanmak için gereken gücü kendi içinde bulacaktı. Her hayat bir gün bitecek elbette. Ama insanlara, sevgiye, umuda inancımızı yitirdiğimiz gün düşmanımıza dönüşüp ömrümüzün bitmesini beklemeden bize sırtını dönecek. (Artemis Yayınları)

Bir resim yaptım öğretmenime

Hidayet Karakuş'tan Özel Coğrafya Dersleri-Çakıl Taşı. “Annem Zeytin Babam Kömürdü, Şimdi İkisi De Kara Toprak, Bir Resim Yaptım Öğretmenime, O Resmime Bakıyordu Ağlayarak.” Yazarın daha önce Kaynak Yayınları tarafından “Çakıl taşı” ismiyle basılan kitabını, yeniden düzenlenmiş ve yeni şiirlerle genişletilmiş olarak sunuyoruz. (Bilgi Yayınevi)

Kaybolan çocukların sırrını çözmek için bir araya geldiler

Hikmet Hükümenoğlu'ndan 04:00. “Ama bunlar sırf benim şeytanlarım değil, otobüste yanıma oturan adamın beynini kemiren dertler de bana bulaşıyor ya da marketteki kasiyer kız, çünkü gözlerindeki nefreti görüyorum, tuşlara basan parmaklarının nasıl öfkeyle kasıldığını görüyorum, onların şeytanları da bana da bulaşıyor ya da televizyonda tükürükler saçarak kavga eden o çok bilgili insanlar, onların öfkesi de, mutsuzluğu da, kini de, kederi de eninde sonunda beynimin kıvrımları arasına yerleşip kök salıyor…” Bizimkine benzeyen ama bazı açılardan da çok farklı bir İstanbul. Belki milyonlarca paralel evrenden birinde yer alan diğer İstanbul… Bu şehirde korku, öfke ve çaresizlik birikip patlama noktasına yaklaştıkça adeta şekil almış ve karanlık bir organizmaya dönüşmüş. Geçmişindeki korkunç bir olay yüzünden hayattan kaçan Giray'la eski karısı –ve yeni cinayet masası baş komiseri Defne– kaybolan çocukların sırrını çözmek için yeniden bir araya gelir. Ancak Giray, gizli gücünü kullanmaya razı olacak mı? Ve tanımadığı insanlar için hayatını tehlikeye atmak onu kendi karanlığından çekip çıkarabilecek mi? (Can Yayınları)

Tıpkı toplum gibi, ilişkiler de değişiyor

John Gray'den Mars ve Venüs’ün Ötesinde – Günümüzün Karmaşık Dünyası İçin İlişki Sanatı. Erkekler Mars'tan Kadınlar Venüs'ten, yirmi yıl önce aşk ve ilişkilere bakış açımızı kökten değiştirmişti. Yazarın kitabı, çok sayıda okurun kendini geliştirmesini ve hatta ilişkisini kurtarmasını sağladı. Ancak tıpkı toplum gibi, ilişkiler de değişiyor. Artık, Mars ve Venüs'ün ötesine geçmenin, modern çiftler için yeni bir ilişki modelini benimsemenin zamanı geldi. Önceki kuşaklar, o dönemlerin kalıplaşmış cinsiyet rollerine dayanan “rol eşli” ilişkilerin arayışındayken, günümüz çiftleriyse artık yeni bir tür ilişki arayışı içinde: “Ruh eşli” ilişki. Duygusal açıdan daha tatmin edici olan bu tür ilişkiler, eşlerimizin kişisel ihtiyaçlarını daha iyi anlamamızı gerektiriyor. (Destek Yayınları)

Gazete için kaleme alınan ilginç yazılar

Jorge Luis Borges, Adolfo Bioy Casares'ten Bustos Domecq Vakayinameleri. Arjantin edebiyatının en önemli isimlerinden Borges ile Casares'in her daim edebiyatla beslenen dostluklarından doğmuş olan kurmaca yazar Honorio Bustos Domecq, okurla ilk olarak Don Isidro Parodi'ye Altı Bilmece'de imza attığı polisiye öykülerle bir araya gelmişti. Kitap ise onun bir edebiyat ve kültür muhabiri olarak, Ultima Hora gazetesi için kaleme aldığı birbirinden ilginç yazıları içeriyor. Domecq bu denemelerinde adı sanı duyulmamış sanatçıları, yazar ve şairleri okuyucuya tanıtıyor; edebiyat, tiyatro, mimari, resim, heykel ve moda gibi pek çok farklı sanat dalındaki yeni ve deneysel çalışmalardan, gelişmelerden bahsediyor. (Everest Yayınları)

Yaşam içerisindeki alışkanlıklar

ZÜMRA Atalay'dan Şefkat Korkaklara Göre Değil. Hazırlanan bu kitap, yeni bakış açıları sunarak, günlük hayatımızın manzaraları arasında gezinirken bize rehberlik ediyor. Bizi okumaya, sonrasında üzerine düşünmeye ve daha sonra da uygulama yapmaya davet ediyor. Yaşam içerisindeki alışkanlıkları nasıl tersine çevirebileceğimizi adım adım keşfetmemize ve hem dışarıya, başkalarına, hem de tazelenmek ve yenilenmek amacıyla kendi içimize olmak üzere her iki yöne doğru şefkat geliştirmemize yardımcı oluyor. – Mark Williams, Oxford Üniversitesi, Klinik Psikoloji Profesörü. (İnkılap Kitabevi)

Hakikat, sorunuyla doğrudan alakalı

William James'ten Hakikatin Anlamı. Pragmatik felsefe okulunun kurucusu olan yazar, aynı zamanda bir psikolog ve eğitimciydi. Öğrenimini Avrupa'da Almanca ve Fransızca yaptı. 1869 yılında Harvard Üniversitesi'nden tıp doktoru olarak mezun oldu, ancak doktorlukla uğraşmadı. Daha sonra aynı üniversitede psikoloji dersleri vermeye başladı. Epistemoloji, eğitim, metafizik, psikoloji ve din konularıyla ilgilendi. Ders kitabı olarak yazmaya başladığı Psikolojinin İlkeleri 1890 yılında yayımlandığından beri hem psikoloji hem de felsefe alanının anıtsal eserleri arasında yer aldı. James'in kendi deyimiyle “hakikat sorunuyla doğrudan alakalı” yazılarının hepsini topladığı kitap ölümünden bir yıl önce, 1909'da yayımlandı. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Ülkemiz adına düşünecek üzülecek ve şaşıracaksınız

Mehmet Ruşen Gültekin'den Ak–Yargı. Kitapta, yazarın savcılık ve yargıçlık deneyimlerini, hukukçu birikimini, emperyalizm destekli terör ve casusluk örgütü, ihanet şebekesi olan FETÖ'yle mücadelesini ve mücadeleye ilişkin önerilerini, adalet için verdiği savaşı bulacaksınız. Yazarın azmini ve iyimserliğini göreceksiniz. Ama en önemlisi, kitabın sayfalarında ilerledikçe ülkemiz adına düşünecek, üzülecek ve şaşıracaksınız. Prof. Dr. Barış Doster. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Dün biter. Yarın biter. Sen bitersin

Hatice Ünal Kapıcı'dan İçimde Kalanlar. Çilingir Sofrası. Gece çökmüşse inceden. Bir rakı sofrası kurulur. Başlar efkârın dumanı sarar her yanı. Bir fırt daha çekersin gönlünün kanayan yarasından. Sen sönersin o yanar. O yanar sen yok olursun. Kendi ellerinle sevdaya boğulur son umutların. Dün biter. Yarın biter. Sen bitersin. (KDY)

Saygının yitirildiği diyarlara aşk ve sevda köyü

Pınar Boylu Gogulan'dan Lal: Aşk- Hakikat. Yana yana, düşe kalka, kör topal yuvarlanıp gidiyoruz hayatın içinde. Elimizde ateşten bir top olmuş ‘ilişkiler…' Yandıkça topu yanımızdakine fırlatıyoruz. Saygının yitirildiği diyarlara aşk ve sevda köyü kurmaya çalışıyoruz. Kendi hakikatimize körleşiyoruz, kalbimize batan dikenlere nasırlaşıyor, almadan vermenin, vermeden almanın karanlığında uçuruma doğru ilerliyoruz. İlişkilerimiz üzerine kurulan hayatlarımızda suçluluk duygusu, acizlik, eksiklik, yetersizlik, değersizlik, kibir, kanaatsizlik, öfke, kin, gurur, kıskançlık ve daha nice zehirli duygu kol geziyor. ‘Aşk aşk' diye aşka eziyet ediyor, aşkın itibarını yerle bir ediyoruz. (Libros Kitap)

Atatürkçülük adı altında anti- emperyalizmi reddedenlere karşı

Sacide Bolcan'dan Mustafa Kemal'den Atatürk'e. “Sacide Bolcan, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Mustafa Kemal ve Atatük olarak bölen ve yozlaştıranlara karşı, Kemalizm ile Atatürkçülüğün temelde, akıl ve bilim yolu ile anti-emperyazimde bütünleştiklerini anlatıyor. Son zamanlarda, bir yandan Kemalizm adı altında, Atatürk Devrimlerini reddedenlere, öte yandan Atatürkçülük adı altında anti-emperyalizmi reddedenlere karşı çok iyi bir yanıt niteliğinde bir çalışma…” Prof. Dr. Emre Kongar. “Şunu söyleyebiliriz: Bu detaylı Atatürk anlatısında, yalnızca o büyük adamın ne müthiş işleri ne şartlar altında başardığını değil kendi düşünsel ve eylemsel gelişimini, O'nu ve tüm çevresini etkileyen yaşadığı dönemlerin ruhunu, etrafındaki olayları, insanları ve pek çok ilginç detayı da kapsayan derin bir yakın tarih kavrayışı yaşadığınızı hissedeceksiniz.” Nasuh Mahruki. (Mona Kitap)

Yapay zekâ iş yaşamını nasıl etkiliyor

Bernard Marr'dan Yapay Zeka Devrimi. Dev çokuluslu firmalardan küçük yerel işletmelere kadar her şirket yapay zekâ devrimine hazırlanmak zorundadır. Kitap, yapay zekânın iş yaşamını nasıl etkileyeceğini açıklıyor ve işinizi yapay zekâ kullanmaya nasıl hazırlayacağınızı gösteriyor. Yapay zekâ, müşterilerle akıllı bağlantılar kurmak, akıllı ürünler ve daha iyi düşünülmüş hizmetler geliştirmek, süreçleri otomatikleştirmek, iyileştirmek ve sonunda daha başarılı bir iş inşa etmek için heyecan verici yeni olanaklar sunuyor. Kitap, size, işinizi başarıdan başarıya taşımak, performansı iyileştirmek ve daha güçlü bir şirket yaratmak için gereken bilgi ve araçları veriyor. (Optimist Kitap)

Notaları bilen ağustosböceği, bildiklerini çobana öğretmeye hazır

Ece Zeber, Özlem Yurteri Gürevin'den Melodi Merdiven. Müziğin dilinden anlayan, notaları bilen ağustosböceği, bildiklerini acemi çobana öğretmeye hazır. Böylece acemi çoban, koyunlarıyla iletişim kurarken müzikten faydalanabilecek. Onlar melodi merdivende adım adım notaları tanıyıp şarkılarını oluştururken, bizler de sayfalardaki karekodları okutarak bu yolculuğa eşlik edebiliriz. Yaşam boyu en yakın dostlarımızdan biri olan müziğin dilini öğrenmeyi kim istemez… Her sayfası müzikle dolu kitap, çocukları notaların büyülü dünyasına davet ediyor. (Redhouse Kidz Yayınları)

Newton'un başlıca felsefi yazıları

Isaac Newton'tan Felsefi Yazılar. Yazar (1642-1727) düşünce tarihinin muazzam yazılarından oluşan hacimli bir miras bırakmamıştır ardında sadece; aynı zamanda bu düşünceler dünyayı temsil etmekte somut bir değere de sahiptir. Modern dönemin ilk yıllarına yaptığı eşsiz katkılara rağmen, doğa felsefesi alanındaki mektuplaşmaları, elyazmaları ve yayımladığı türlü çeşit çalışmaları bundan önce farklı edisyonlarda ayrı bir biçimde bulunuyordu. Bu kitapta, Principia ve Opticks çalışmalarından önemli kısımlar ve De Gravitatione'nin düzeltilmiş bir çevirisi de içlerinde olacak şekilde Newton'un başlıca felsefi yazıları bir araya getirilmiştir. Ayrıca erken optik çalışmalarından belli parçalar, Dünya'nın hareketi hakkında dinî yorumlara ilişkin yayımlanmamış düşünceler ve çağdaşı olan önemli figürlerle mektuplaşmaları da bu kitapta yer almaktadır. (Say Yayınları)

Suçun bireyselliği ilkesini dikkate aldılar

Ceyhun İrgil'den Babalar ve Çocuklar-Genç Cumhuriyet’in Vicdan Serüveni. “Kimisi işbirlikçi saray hükümetinin, kimisi işgalci İngilizlerin yanında Kurtuluş Savaşı'na karşı çıktı; Türk milletinin varlık yokluk kavgasında ihanet ettiler. Kurtuluş Savaşı sonrasında affedilenler oldu, böylece sayıları 150'ye indi. 150'likler diye anıldılar. Fransız ve Rus devrimlerinde yapıldığının aksine idam edilmediler, hapse atılmadılar, sürgün edildiler. Cumhuriyet'i kuranlar kin tutmadılar, suçun bireyselliği ilkesini dikkate aldılar. 150'liklerin yakınlarını ve çocuklarını suçlu olarak görmediler. İşte yazarın bu kitabı 150'liklerin izini sürüyor, onların ve çocuklarının bilinmeyen öykülerini anlatıyor, Cumhuriyet'in saklı kalmış bir yönünü gözler önüne seriyor…” (Sia Kitap)

Derin bir aşk romanı

Güran Tatlıoğlu'ndan Mirabo Köprüsü. “1960'lar dünyasında geçen önemli olaylara tanıklık eden, unutulmadık bir şekilde sonuçlanan, derin bir aşk romanı.” (Sonçağ Yayıncılık)

Kıskançlık ve haset konusu ele alınıyor

Çocuk ve Ergen Çalışmaları: Kıskançlık ve Haset-Psikanaliz Defterleri 7… Talat Parman'ın yönetiminde hazırlanan bu sayı kıskançlık ve haset konusunu ele alıyor. Birbiriyle ilişkili olan ve karıştırılan bu iki kavram psikanalizin kuruluşundan beri ilgi gösterdiği başlıca kavramlardan. Yazarlar konuyu kardeş kıskançlığı, babanın oğluna olan hasedi, arkadaşlık ilişkilerindeki kıskançlık gibi çok çeşitli veçheleriyle ele alıyor. Bu sayıda psikanalitik roman analizleri de her zamankinden çok yer kaplıyor. Söz gelimi Yavuz Erten'in yazısı tamamen Nahit Sırrı Örik'in Kıskanmak romanına ayrılmış. Kerime Camadan'ın yazısında Musil'in ilk romanı Genç Törless inceleniyor. Bernateau ise Proust romanlarını aşk ve kıskançlık nesnesi bağlamında irdeliyor. (Yapı Kredi Yayınları)

Van Gölü'nün kirlilikten korunması

Mustafa Sarı'dan Bilinmeyen Van Gölü. Van Gölü'nün oluşumuyla başlayan bu keşif sürecinde, oldukça yüksek tepelerde bir gölün nasıl meydana geldiğine, çok uzak çağlardan bugüne dek kaç uygarlığa ev sahipliği yaptığına ve en önemlisi Van Gölü'nün incisi dediğimiz inci kefalinin gölde nasıl bir yaşam mücadelesi verdiğine tanıklık ediyoruz. Yazar, kaçak avcılık, göl turizmi, Van Gölü'nün kirlilikten korunması, batık arayışları, mikrobiyalitlerin keşfi gibi önemli konularla ilgili yaptığı çalışmaları bize anlatırken bir yandan da varlığı kanıtlanamayan Van Gölü Canavarı gibi çözülemeyen birçok efsaneleşmiş soruya da açıklık getiriyor. (Alfa Yayıncılık)

Yüzyıla yaklaşan Cumhuriyet tarihimizden kesitler

AHMET Gülen'den Ne İçindeyiz Ne Dışında – Mülakatlarla Yakın Tarihimiz. İsmet İnönü'nün Damat Ferit Paşa hakkındaki düşüncesi neydi? Atatürk, Meclis'i neden kapatmak istedi? Türkiye'de son yıllarda yakın tarihe olan ilginin arttığı yadsınamaz bir gerçek. Gittikçe artan bu ilgiye paralel olarak çok sayıda değerli araştırma veya hatırat kitapları rafları doldururken sözlü tarih alanında yapılan çalışmaların sınırlı kaldığı da bir başka gerçektir. Elinizdeki kitapta Cumhuriyet tarihine tanıklık etmiş birbirinden değerli insanlar Atatürk'ten İsmet İnönü'ye, Hasan Âli Yücel'den Nâzım Hikmet'e, Adnan Menderes'ten Celâl Bayar'a, Nihat Erim'den Bülent Ecevit'e ve Süleyman Demirel'e kadar paylaştıkları hatıra ve izlenimleriyle yüzyıla yaklaşan Cumhuriyet tarihimizden de kesitler sundular. (Bilgi Yayınevi)

İstanbul’un farklı yüzleri

Osman Cemal Kaygılı'dan Eski İstanbul Akşamcıları. Meyhane masaları, âlemler, âlemciler, kabadayılar… Yazar, geçmişte kalmış bir İstanbul’un farklı yüzlerini anlatıyor. Kuşakları etkilemiş romanlar, ufuk açıcı öyküler, ezberlere kazınmış şiirler… Gazetelerde kalmış söyleşiler, gezi yazıları, denemeler, makaleler… Edebiyatımızın farklı dönemlerinden, iz bırakan metinler Kısa Miras'la bir araya geliyor. (Can Yayınları)

“Amellerin mükafatı niyetlere göredir…”

Özlem Dalkılıç'tan Niyet Ettim! – Hayatınızı Değiştiren Niyetler. “Niyetler hasıl olurken, kalbimizdeki sarmaşıkları, acıları temizlemek, kilitlediğimiz kapıları açabilmek, kabul etmek, izin vermek; sevginin, sevilmenin, hak ettiklerimizin, layık olduklarımızın hissine ve hazzına varmak, bu duygularla barışmak, dönüştürmek temel unsurlardan biri.” Unutmayın, elinizdeki kitap bir kerede okuyup bitireceğiniz bir eser değil! Her gün gözlerinizi kapatıp bir niyet seçeceksiniz, her gün bu kitapla beraber yeniden doğacaksınız, her gün gülümseyerek yeniden başlayacaksınız. Zor günlerinizde yüreğiniz her daraldığında bu kitaptan bir sayfaya sarılacaksınız. Evet, bu kitap başucunuzda yoldaşınız olacak, “Bugün bana ne mesaj gelmiş?”, “Bugün neyi hatırlamam gerekiyor?”, “Bugün neyi şifalamam gerekiyor?” diyecek, gözlerinizi kapatacak ve kalbinizin sesinin size ne söylediğini öğreneceksiniz. (Destek Yayınları)
1639913141668.png
1639913159431.png
1639913170095.png
1639913184457.png

1639913199968.png

1639913216183.png
alıntı​
 
KAŞIK BÜKENLER
(Daryl Gregory)

Astral seyahatçi Maureen, yalan detektörü Irene, kahin Buddy, telekinetik becerileriyle Frankie ve onlara liderlik eden usta dolandırıcı Teddy… Daryl Gregory’nin her bir ferdi özel biri olma potansiyeliyle lanetlenmiş, süper arızalı ve aynı zamanda gayet normal bir ailenin üç kuşaklık tuhaf ve efsanevi hikâyesini anlattığı Nebula Ödülü finalisti Kaşık Bükenler’i (Spoonbenders) Emre Ülgen Dal’ın çevirisiyle Domingo Yayınevi'nin 2022’deki ilk kitabı olarak okurla buluşuyor.

İSTANBUL'UN KAYIP MÜHRÜ
(Şengül Boybaş)

Dünyada izlenme rekorları kıran Netflix Orijinal yapımı Atiye dizisine ilham veren Dünyanın Uyanışı serisinin yazarı Şengül Boybaş, İstanbul’un Kayıp Mührü ile okurlarına, Londra’dan İstanbul’un gizemli geçitlerine uzanan, nefes kesici bir maceranın anahtarını uzatıyor! Bu anahtarla aşk, dostluk, tutku, tarih, ezoterizm ve heyecan dolu bir serüvene çıkacaksınız! Küsurat Yayınları'ndan çıkan İstanbul'un Kayıp Mührü'de efsanelerle örülü ölümsüz şehir İstanbul’un büyüsüne kapılacaksınız.

SHUGGIE BAIN
(Douglas Stuart)

2020 Booker başta olmak üzere birçok ödül kazanan Shuggie Bain yoksulluk, aile bağları ve yıkıcı tutkuları konu alan olağanüstü bir roman. Can Yayınları'ndan çıkan Douglas Stuart'ın romanı yoksulluğu, sevginin sınırlarını ve kibrin beyhudeliğini ortaya seren, sakınmasız tavrına karşın olağanüstü çarpıcılıkta ve güzellikte bir eser.

SAFTİRİK GREG4İN GÜNLÜĞÜ-TAM İSABET
(Jeff Kinney)

Epsilon, yayımlandığı 50’den fazla ülkede satış rekorları kıran Saftirik Greg'in Günlüğü serisinin kitaplarını, tüm dünyayla aynı zamanda Türkiye’deki okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Jeff Kinney'in yazdığı ve resimlediği serinin her kitabında okurları kahkahalara boğan yepyeni maceralar yer alıyor. Serinin en yeni kitabı Saftirik Greg’in Günlüğü-Tam İsabet!’te, okulda yapılan spor seçmelerinde büyük hüsrana uğrayan Greg, spor kariyerinin henüz başlamadan bittiğini düşünüyor.

VERİTY: GERÇEĞİN DİĞER KIYISI
(Colleen Hoover)

Her kitabı çoksatanlar listelerine giren ve ödüller alan Colleen Hoover’ın karanlık, ürkütücü, bir o kadar da sürükleyici psikolojik gerilim ve aşk romanı Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı, Epsilon logosu ve Yeşim Öksüzoğlu çevirisiyle okurlara ulaşıyor. Kurgu ve gerçeklik arasındaki çizginin bulanıklaştığı romanda Hoover, alışıldık duygusal aşk hikâyelerinin dışına çıkıyor ve adeta okurların içgüdülerine, bilinçaltına ve gerçeğe meydan okuyor.

PEMBE YUVA
(Hikmet Şevki)

Koç Üniversitesi Yayınları'nın Türk edebiyatında bir döneme damgasını vuran tefrika romanları ve yazarlarını günümüz okurlarıyla buluşturan "Tefrika" dizisi "Pembe Yuva" romanıyla devam ediyor..., Döneminin tanınan gazeteci ve edebiyatçılarından Hikmet Şevki’nin 7 Nisan-10 Ekim 1928 tarihleri arasında Resimli Gazete’de tefrika edilen bu “unutulmuş” romanı, ilk kez Latin harfleriyle okurla buluşuyor. Roman, bir yandan Yakacık’taki Pembe Yuva’da annesi ve teyzesiyle huzur içinde yaşayan Füsun’un büyüme hikâyesini diğer yandan da geçmişte işlenen ve üzerindeki sır perdesi aralanmamış bir cinayetin çözülme sürecini anlatıyor.

HER EVDE BİR HİKAYE VAR
(Güven İslamoğlu)

Güven İslamoğlu, ilk kitabıyla günlük hayat karmaşasında fark edilmeyen, sıradan insanların ilginç yaşamlarını anlatıyor. Kitapta sokakta yürürken, toplu taşımayla seyahat ederken ve akşamları mutfağından tabak sesleri gelen sarı ışıklı pencerenin arkasındaki insanların ve daha birçok hatıraya tanık olunan hikâyeler okuyucuyla buluşuyor. Toplumun her kesiminden ev ev öykülerin bir araya geldiği eserde görünür olmayan, saklı kalmış ancak hayatın bir parçasını yansıtan anlar, hayatlar aktarılıyor.
1642351090387.png
1642351100236.png
1642351110909.png
1642351121761.png
1642351130353.png
 
Zamanı Tanrı Yaşar

Seyfettin Araç

Kapadokya'nın şiirsel atmosferinden Fransız Riviera'sına uzanan bir aşk yolculuğu okuyucuyu bekliyor. Gerçek karakterlerden, gerçek olaylardan esinlenen yazar, yine bir gerçek aşk hikayesi ile okuyucularını selamlıyor. 680 sayfalık modern bir klasik tadında eserini okuyucuya sunuyor. Gerçek bir aşkın peşinden sürüklendiğimiz bu hikâyede sır perdelerini aralarken, okuyucuları Kapadokya'nın şiirsel atmosferinden Almanya'nın karmaşık sokaklarına kadar unutulmaz bir yolculuk bekliyor. Yazar, altı roman kahramanını altı farklı anlatıcı olarak okuyucuya sunuyor

1740639062813.jpeg

Kayıp - Yansıma

Dilara Keskin

Mira Altınok, asi, kural tanımaz bir kızdır ve Akyazı'ya döndüğünde geçmişini tıpkı bir zamanlar terk ettiği kasaba gibi arkasında bıraktığına inanmaktadır. Onu bekleyen tek zorluğun nefret ettiği adam olan Poyraz Özkılıç'la aynı kasabada yaşamak olacağını zanneder. Ve sonra bir gün, bir katilden bilmeceler almaya başlar. Artık tek arzusu bu kanlı kedi fare oyunundan sağ çıkmaktır. Lina Altınok ikiz kız kardeşinin aksine ailesinin pırlanta çocuğudur. Kusursuzca piyano çalar, derslerinde her zaman başarılıdır, kendi gibi popüler bir erkek arkadaşı vardır. Hayatı tam anlamıyla mükemmeldir. Ailesinin ona koyduğu kurallara her zaman uymaktadır. Biri hariç: kasabanın en zengin ailesinin serseri oğlu Egemen'den uzak durmak.

Ve bir gün, ışıltılı balo gecesinde korku dolu kâbuslarını yaşarlar.

Yağmur damlaları yüzümüzü yalayıp geçerken, "Garip," dedi Ege. Saçları çoktan ıslanmıştı.

"Bu mevsimde Akyazı'ya yağmur yağmazdı."

"Biliyor musun, okuduğum bir kitaba göre iyi biri ölürse o şehir yas tutup ağlıyormuş."

Başını arkaya yatırıp bir kahkaha attı. "Desene sen öldüğünde bu şehir sular altında kalacak."
1740639076804.jpeg


Şehir ve Belirsiz Duvarları

Haruki Murakami

Yaz çimlerinin üzerine oturuverdin, hiçbir şey demeden göğü seyrediyordun. Keskin bir ötüşle gökyüzünde iki kuş hızla birbirinin yanından geçti. Sessizliğin içinde, alacakaranlık bizi sarmaya başladı. Yanına oturunca tuhaf bir hisse kapıldım. Sanki görülmeyen binlerce ip, senin bedeninle benim yüreğimi birbirine bağlıyordu...


1740639086543.jpeg
Sevgilinin Soğuk Elleri

Han Kang

Yazar H'ye bir gün tuhaf bir telefon geliyor. Daha önce sadece bir kez gördügü heykeltıraş Cang Unhyong, aniden sırra kadem basmış, bulunamıyor. Ondan geriye yalnızca tutkuyla yaptığı alçı heykeller ve maskelerle çevrili dünyadan aldığı yaraları anlatan günlüğü kalmış. Kayıp heykeltıraşın yazdıklarını okurken aslında geçmişimizin, unuttuklarımızın, kaybettiklerimizin peşine düşüyoruz. Bu sefer merkezde sınırsız güzellik baskısı ve gençliğe duyulan hastalıklı aşk var. Han Kang bir kez daha saf gerçekliğin çarpıcı etkisini kullanarak okuru bir duygu evrenine çağırıyor.

1740639094358.jpeg

Kanlı Ay

Jo Nesbo

Oslo'da kayıplara karışan iki genç kadının arasındaki tek bağlantı, ünlü bir emlak kralının verdiği bir partiye katılmış olmalarıdır. Kadınlardan birinin cesedi bulunduğunda, polis katilin imzası olduğunu düşündüğü izler görür; diğer kayıp kadının da aynı katil tarafından öldürüldüğü ihtimali güçlenmiştir. Efsane eski polis Harry Hole ise bu sırada Los Angeles'ta bir barda sürekli içki içerek kendini öldürmenin peşindedir. Harry bu vaka için Oslo'ya özel dedektif olarak çağrıldığında gitmesinin tek sebebi, başı dertte olan bir arkadaşının hayatını kurtarma umududur. Harry, Oslo'da eski dostlardan kurduğu bir ekiple zamana karşı yarışarak soruşturmaya girişir. Cinayetler çoğalırken katilin amacını anlamak ve onu durdurmak her zamankinden de zor olacaktır...
1740639103769.jpeg


Yedinin Nabzı

Gülben Sakar

Herkes için iki kelimeydi ancak onlar için yalnızca iki kelime olamayacak kadar büyük bir anlama sahipti.

"Kâğıthelva?"

Spor medyası şirketinde sosyal medya editörü olarak çalışmaya başlayan Lara Güneş Yazgan'ın tek amacı, geçmişin izlerini silerek kendi ayakları üzerinde dimdik durmaktır. Eski defterleri kapadığını sanmaktadır ancak o geçmişte hatırlanmayı bekleyen bir ışığı tekrar bulmasıyla hayatı tamamen değişecektir. Doğduğu andan itibaren kendisini futbol sevdalısı bir ailenin içinde bulan ve her daim hedefi bir gün çok başarılı bir futbolcu olmak olan Utku Deniz Has, tek başına tırmanmıştır kariyer basamaklarını. Yeni sezonda Galatasaray'a transfer olmasıyla o güne dek yaşadığı tüm zorluklardan daha fazlasını görecektir fakat o, tüm zorluklara tek başına göğüs gerip vazgeçmeyen bir adamdır. Üstelik artık tek başına da değildir. Çünkü güneş yıllar önce onun için doğmuştu, batsa dahi ışığını asla kaybetmemek üzere...
1740639121407.jpeg
 
1769077728462.png

ÖTEYER KİTABI
(China Miéville-Keanu Reeves)

Binlerce yıl. Sayısız savaş. Sayısız isim. Tanrılarla yapılmış eski bir anlaşmanın bedelini hâlâ ödeyen bir savaşçı. Kimi ona Unite der, kimi Yıldırımın Çocuğu, kimi de Ölüm. Bugünlerdeyse ona kısaca “B” deniyor. Medeniyetler yıkılırken ayakta kalan, çağlar boyunca silah olarak kullanılan bir efsane o. Oysa artık dünya değişti. Savaşlar daha sessiz, silahlar daha akıllı, vaatler daha kirli. Gizli bir askeri birlik, B’ye imkânsızı teklif ediyor: Ölümü. Karşılığında son bir görev. Belki de akacak son kan. Ama ölüler geri döndüğünde, bu anlaşmanın bedelinin ölümden bile ağır olduğu anlaşılıyor. B, kendisinden bile eski, kendisinden bile acımasız bir gücün planının parçası olduğunu fark ediyor. İthaki Yayınları'ndan çıkan Öteyer Kítabı, kadim lanetlerle modern şiddetin çarpıştığı, nefes kesen bir intikam destanı. China Miéville’in karanlık hayal gücüyle Keanu Reeves’in soğukkanlı, sert anlatımı birleşiyor; ortaya, durdurulamayan bir adamın son kez durmak isteyişinin hikâyesi çıkıyor.
1769077712462.png

ZİLLİ ZARFİE
(Haldun Taner)

Haldun Taner tiyatrosunun ikinci dönem oyunlarından Zilli Zarife, yazılışından altmış yıl sonra, yazarın eşi Demet Taner tarafından hazırlandı ve Yapı Kredi Yayınları tarafından kitap halinde ilk kez yayımlandı. Taner’in, "1962’den bu yana özü, biçimi, üslubu yüzde yüz bizim olan bir halk tiyatrosu peşindeyim. Zilli Zarife bu yolda dördüncü direnişim" dediği iki perdelik müzikal oyun ilk kez Gülriz Sururi-Engin Cezzar Topluluğu tarafından Mehmet Akan rejisiyle sahneye konulmuştu. Din sömürücülüğünü ahlak ikiyüzlülüğünü gülünçleştirip daha duru, daha dürüst bir ortamın kurulması için karınca kararınca yararlı olmak. Bunu da ukalaca değil, güldürerek yapmak amacıyla kaleme alınan Zilli Zarife yıllar içinde defalarca sahnelendi ve Taner’in belli başlı oyunları arasında yerini aldı.
1769077699559.png

ÇOCUKLUK DENEYİMİ
(Hermann Hesse)

1946 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Alman yazar Hermann Hesse’den Çocukluk Deneyimi - Toplu Öyküler 1 ve Temmuz - Toplu Öyküler 2, Can Yayınları’ndan çıktı. Yazarın toplu öykülerinin ilk cildi Çocukluk Deneyimi, geleceğin büyük yazarının toplumdan uzaklaşma ve kendine yönelme arayışı, sessiz ama derin bir iç konuşma. Çocukluk Deneyimi’nde Hesse, bir yazar olarak henüz kendi sesini ararken iç dünyasını da keşfediyor.Romantik bir duygusallıktan daha ölçülü bir gözleme geçişin habercisi olan ikinci cilt Temmuz ise bireysel duyarlılığın yerini yavaş yavaş dış dünyaya dönük bir dikkate bırakan bir köprü. Hesse’nin toplu öykülerinin ilk iki cildi Çocukluk Deneyimi ve Temmuz,yazarın erken dönem öykülerini kronolojik sırayla bir araya getirerek, çocukluktan gençliğe uzanan kendini bulma yolculuğunu yalın bir dille aktarıyor.
1769077685132.png

İLİŞKİLER
(John Heil)

VakıfBank Kültür Yayınları, John Heil’in kaleme aldığı “İlişkiler” adlı eseri okurlarla buluşturuyor. Metafizik Bugün serisinin yeni kitabı olan çalışmada Heil, felsefede çoğu zaman “tali meseleler” olarak görülen ilişkilerin, aslında dil, düşünce ve varlık üzerine yürütülen tartışmaların merkezinde yer aldığını ortaya koyuyor. Bir şey başka bir şeyle nasıl ilişki kurar? İlişkilerin ontolojik statüsü nedir? Onlara bağımsız bir gerçeklik atfetmeli miyiz, yoksa yalnızca kendinde var olduğunu düşündüğümüz şeylere göreli olarak mı ele almalıyız? Yazar, bu sorular etrafında “ilişki” kavramının doğasını, türlerini ve felsefi anlamını kapsamlı biçimde tartışıyor. Bu çerçevede, özellikle önemli bulduğu F. H. Bradley’nin görüşlerini mercek altına alarak bu düşüncelerin günümüz metafiziği açısından taşıdığı önemi değerlendiriyor.

1769077674277.png
ERGENLİK DÖNEMİM
(Yukio Mişima)

"Elbette ben de bazılarına karşı duygu kırıntıları hissettim, baştan sona aşk acısı çektiğim oldu ama tüm hayatımı ele geçirecek türde bir aşk yaşamadım. Adeta büyümüş de küçülmüş bir çocuktum, yetişkinlerin gülünç hallerinden mümkün olduğunca uzak durmak istedim hep..." Yukio Mişima’nın 1957 yılında Myojo dergisine dikte ettirdiği anılarından oluşan Ergenlik Dönemim, yazarın çocukluk yıllarından itibaren Japon eğitim sistemine, savaş yıllarının toplum ve birey üzerindeki yıkıcı etkilerine, edebiyatla ve sinemayla kurduğu kişisel bağlara ışık tutuyor. Üstelik geçmişini anlatmakla kalmıyor; düşünsel dünyasını şekillendiren kırılma anlarını, eserlerine yön veren kaynakları ve ölümle yaşam arasındaki gerilimi son derece içten bir dille aktarıyor. Can Yayınları'ndan çıkan ve Japonca dışında başka bir dilde ilk kez yayımlanan bu kısa ve yoğun otobiyografik metin, Mişima’nın yüzüncü doğum yılında okurla buluşuyor.
1769077661271.png

İMPARATORLUK ÇAĞI'NIN BÜYÜK KOMUTANLARI
(Andrew Roberts)

Büyük Friedrich disiplinli ordusuyla Prusya’yı bir askerî güce nasıl dönüştürdü? Kutuzov geri çekilmeyi bir stratejiye çevirerek Napoléon’u nasıl yıprattı? Marlborough Dükü Avrupa’yı sarsan savaşlarda ittifakları hangi hamlelerle ayakta tuttu? Napoléon hız ve kararlılıkla imparatorlukları dize getiren sistemi nasıl kurdu? Wellington Dükü savunmayı bir silaha nasıl dönüştürdü? Clausewitz savaşın doğasını hangi tecrübelerden süzerek kurama dönüştürdü? Bolivar bir kıtayı özgürlüğe götüren mücadeleyi hangi stratejik kararlılıkla yürüttü? Grant ve Sherman modern savaşın yıkıcı temposunu nasıl belirledi? Kronik Kitap'tan çıkan İmparatorluklar Çağı’nın Büyük Komutanları, bu sorulara ve daha fazlasına yanıt arıyor. Kitap, 16. yüzyılın sonlarından 19. yüzyıl ortalarına uzanan dönemde (1583-1865) dünya tarihine yön veren büyük komutanları kronolojik bir bakışla ele alıyor.

1769077646691.png
UYKU YOK
(Sarah Pinborouah)

Emma Averell başarılı bir avukattı, iki çocuğu ve harika bir eşi vardı ancak hayatı her zaman bu kadar kusursuz olmamıştı. Henüz beş yaşındayken, annesiyle yaşadığı dehşet verici bir olay yüzünden ablasıyla birlikte koruyucu aileye verilmişti. Ablası, annesinin sevgi dolu ve “normal” olduğu zamanları hatırlasa da Emma onu yalnızca tek bir şey olarak hatırlıyordu: Bir canavar. Ve o canavar, annelerinin içinden kırkıncı yaş gününde ortaya çıkmıştı; yani tam da Emma’nın yaklaşmakta olduğu yaşta. Emma, çocukluk travmalarını herkesten gizlemişti. Fakat uykuları kaçmaya ve tıpkı annesi gibi gün içinde zaman boşlukları yaşamaya başladığında işler değişti. Emma, onu tüketen uykusuzluğunun, tıpkı geçmişte bırakmak için yıllarca çabaladığı annesi gibi, yavaş yavaş aklını kaybettiğinin bir işareti olmasından korkuyordu. Bu bulanık ve dengesiz hâlinin sebebi ne olabilirdi? Yoksa gerçekten de aklını yitirmeye mi başlamıştı? Yabancı Yayınları'ndan sürükleyici bir gerilim romanı...
1769077634194.png

1868 SOFYA VE CİHANGİR'İN KİTABI
(Halil İbrahim İzgi)

Bütün İstanbullar kurmacadır. Ve bazen en gerçek İstanbul’u, bir kedi anlatır. 1868 yılı… İstanbul’un camiler, tekkeler, gizli geçitler, kütüphaneler ve karanlık sokaklarla örülü günleri. İşte bu kentin sırlarını, bir kedi çözmeye başlar. Cihangir, ailesinden gelen gölgeli mirasın, kayıp kardeşi Korkut’un ve babasının sustuğu geçmişin izlerini sürerken kendini hiç tahmin etmediği bir dünyanın içinde bulur. Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’nin duvarlarında saklı fısıltılar, Üsküdar sokaklarına dağılmış kediler arasında örgütlü gizemli bir yapı ve tarihte ilk kez oluşturulmaya çalışılan kedi alfabesi… Timaş Yayınları'ndan çıkan 1868 Sofya ve Cihangir’in Kitabı; aşkı, gizemi, İstanbul’un tarihle yoğrulmuş ruhunu ve bir kedinin dünyayı değiştirme ihtimalini aynı potada eriten benzersiz bir anlatı.

1769077587270.png
HİŞT HİŞT
(Fuat Sevimay)

Fuat Sevimay’ın Hişt Hişt ve Hayal Kurmak Bedava kitapları Mundi Çocuk etiketiyle raflardaki yerini aldı. Her sayfası İstanbul’un sesleri, renkleri ve hayal gücüyle dolu Hişt Hişt’te sanatın, edebiyatın ve tarihin canlılığına tanık olan çocuklar, Hayal Kurmak Bedava kitabında da insanın kendi sınırlarını hayal gücüyle nasıl aşabileceğe dair eğlenceli bir keşfe çıkıyor. Hişt Hişt, okurları İstanbul’un büyülü sokaklarında bir keşif yolculuğuna çağırıyor. Sait Faik’in sesine kulak verenler için kitaplar konuşuyor, şehir canlanıyor ve hayal gücü sınır tanımıyor. Altıyol’dan Haydar Paşa’nın evine, Sultanahmet’ten Ayasofya’ya uzanan bu macera, İstanbul’un sesleri, renkleri ve ritmiyle örülü. Hişt Hişt, çocukları şehirle, edebiyatla ve hayal kurmanın gücüyle buluşturuyor.
 
PARA GÜRÜLTÜSÜ
(Latife Tekin)

Çağdaş Türk edebiyatının en güçlü kalemlerinden Latife Tekin’in yeni romanı Para Gürültüsü, Can Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor. Grafikler, algoritmalar ve finans dili arasında insanın hâlâ konuşabildiğini hatırlatan romanda Latife Tekin, her şeyin izlenme sayılarıyla ölçüldüğü bir çağda genç bir kuşağın kaybolan geleceğini anlatıyor. Para Gürültüsü, paranın bir ses değil, bir baskı rejimi olduğu çağımıza yazılmış yakıcı bir roman. Grafiklerin, algoritmaların ve finans dilinin hayatı kuşattığı bir dünyada Tekin, geleceğin çoktan konuşulmuş, paylaşılmış ve zenginlere terk edilmiş olduğunu gösteriyor. Özel jetlerle geleceğe kaçabilenlerin ardından geride kalanlar için yaşam ıslak, paslı ve zor. Yapay zekâya merhamet öğretmeye çalışan bir çağda, insan insana yabancılaşırken Para Gürültüsü’nün içinde kelimeler sınanıyor: Ya siliniyorlar ya da yanarak var oluyorlar. Para Gürültüsü, dijital çağın enkazında insan ruhunun hâlâ bir sesi olduğunu hatırlatan, sert, öfkeli ve şiirsel bir Latife Tekin romanı.
1773049564467.png

SHAKESPEARE OYUNLARI HAKKINDA HER ŞEY
(Marjorie Garber)

Harvard Üniversitesi Beşeri Bölümler Merkezi direktörü ve İngilizce profesörü Marjorie Garber, bu kitabıyla okura, Yale ve Harvard’da son otuz yıldır verdiği son derece popüler derslere dayanan yetkin bir çalışma sunuyor. Veronalı İki Centilmen’den İki Soylu Akraba’ya, Shakespeare’in 38 oyununu kronolojik bir yöntemle ele alan yazar, tutkulu ve açıklayıcı okumalarıyla büyük edebiyatçının dünyasına yepyeni kapılar aralıyor. Tüm zamanların en ünlü yazarının yaşamına ve dönemine hasredilmiş kapsamlı bir giriş yazısının da eşlik ettiği bu çalışma, Shakespeare’in izleyiciyi bağlantı kurmaya davet eden o büyülü jestine cevap veren ve “her çağın kendi Shakespeare’ini yarattığını” belirten saygın bir hocanın bu çağa en büyük armağanı. Alfa Yayınları'ndan çıkan kitap, oyunları incelerken okura imgeleri, sahneleme tekniklerini ve dil kullanımının gelişmini de aktarıyor.
1773049675753.png

NE ÇOK EŞYA
(Chip Colwell)

Arkeolog Chip Colwell, İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan kitabında insan türünün nesnelerle kurduğu ilişkinin derin tarihine iniyor. Eşyayı yalnızca tüketim başlığına sıkıştırmıyor; çünkü eşya aynı zamanda aidiyetin, ritüelin, statünün ve güvenliğin –kısacası anlamın– taşıyıcısıdır. Ancak modern toplumlarda bu ilişki, olağan bir hızlanmadan çok, kontrolden çıkmış bir çoğalmaya dönüşüyor. Fazlalık artık bir yan etki değil, sistemin işleyiş biçimi. Bunun bedeli plastik yığınlarında, çöp dağlarında, tükenen kaynaklarda ve giderek daralan bir gelecek ufkunda görünür hale geliyor. Taş aletlerden inanç nesnelerine, koleksiyonculuktan reklamın incelikli iknalarına uzanan Ne Çok Eşya, çözüm reçetesi sunmuyor, minimalizm vaazı vermiyor. 21. yüzyılın ekolojik ve siyasal krizlerini, büyük kavramlarla değil, gündelik hayatın içine yerleşmiş fazlalık üzerinden okuyor. Maddi bolluğun ardında yatan dizginsiz tüketim ritmini görünür kılıyor...
1773049718685.png

YARA ATLASI
(Hediye Demet Akan)

Yara Atlası, insanın içindeki kırık yerleri tek tek işaretleyen; acıyı saklamadan, ama onu bir iyileşme imkânına dönüştürerek anlatan güçlü bir içsel yolculuk kitabı. Anlatıcının terapi odasından gündelik hayata, çocukluğun yaralarından bugünün sıkışmışlığına uzanan sesi; okuru hem kendisiyle yüzleştiriyor hem de “yeniden ayağa kalkma” fikrine yaklaştırıyor. Metin, iç konuşmalar, hatırlayışlar ve yoğun duygulanımlar üzerinden ilerlerken, okurda uzun süre kalan bir samimiyet duygusu yaratıyor. Dili yer yer şiirsel, yer yer sarsıcı bir açıklıkta; teması ise tanıdık: anlaşılma ihtiyacı, yalnızlık, kayıp, sabır ve yeniden kurulan umut. Tasavvufi göndermelerle derinleşen anlatı, modern hayatın gürültüsünde kendine bir “güvenli yer” arayan herkes için bir eşlik metni niteliğinde. Timaş Yayınları'ndan çıkan Yara Atlası, mağlup hissedenlere, yorgunlara ve içindeki çocuğa geç kalmış gibi düşünenlere iyi gelecek bir kitap.

1773049740726.png
KIRKİKİNDİLER BİTTİĞİNDE
(Ethem Baran)

“Bu bir masal değildi. Çünkü masallar, gerçeklerle çoğu zaman örtüşmezdi. Bir masalın iç yüzüydü kaleme aldıkları. Sevdiği için delice kavgalar veren, dünyadan devşirebildiği bütün güzellikleri sevdiğine sunan birisi vardı bu masal olmayan masalda. Sırf sevdiği mutlu olsun diye onun doyumsuz heveslerine göz yuman; ekmeğini, beş kuruşunu bir çocuk sevinciyle paylaşan, yediği nice darbe sonrasında bile gururunu hiçe sayıp gözyaşlarını saklayarak ayakta durmaya çalışan biri...” İletişim Yayınları'ndan çıkan Kırkikindiler Bittiğinde, sevgiye aç bir adamın umarsız yalnızlığının, hüsranla biten aşklarının, babasıyla bir ömür süren husumetinin, edebiyata olan tutkusunun, evini paylaştığı kedilerinin anlatıldığı, yükte hafif pahada ağır bir roman. Ethem Baran, yalnızca bir gün içerisinde geçen, hatırlayışlarla ve geriye dönüşlerle genişleyip büyüyen, fonda Ankara’nın akıp giden kent manzaralarıyla ve seksenli-doksanlı yılların kendine özgü atmosferiyle derinleşen hüzünlü bir hikâye anlatıyor.
1773049757076.png

METAFİZİĞİN GÜZELLİĞİ
(Jean Grondin)

VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), çağdaş felsefenin önemli isimlerinden Jean Grondin’in kaleme aldığı “Metafiziğin Güzelliği” adlı eseri okurla buluşturuyor. Metafizik ile hermenötiği birlikte ele alan eser, metafiziğin özü itibarıyla varlığı anlama ve yorumlama çabası olduğunu; hermenötiğin ise varlığın anlaşılabilirliğine dair temel bir metafizik varsayıma dayandığını savunuyor. Bu yaklaşım, yazarın çarpıcı ifadesiyle özetleniyor: “Hermenötiksiz metafizik kör, metafiziksiz hermenötik boştur.” Metafiziğin Güzelliği, dünyanın anlamlı ve akıllı bir ilkenin eseri olduğuna dair en güçlü kanıt olarak gördüğü “güzellik” kavramını açığa çıkarırken, sonunun geldiği iddia edilen metafiziğin güzelliğinin hâlâ baki olduğunu ileri sürüyor. Grondin, modern düşüncenin faydacı, nominalist ve materyalist eğilimlerine karşı metafiziğin kurucu rolünü ve kalıcı değerini savunarak okuru düşünsel bir meydan okumaya davet ediyor.

1773049378103.png
ÖLÜLER
(Christian Kracht)

Christian Kracht tarafından kaleme alınan Ölüler çağının ruhunu yakalamak isteyen bir yönetmenle, büyük bir ittifakın peşinde koşan bir yapımcının hikâyesi üzerinden, güzelliğe duyulan özlemle bastırılamayan şiddet arasındaki gerilimi anlatıyor. Kracht, kamera kayıtlarını andıran anlatımıyla, iki dünya savaşı arasına sıkışmış bir anda aşkı, yası ve toplumsal çöküşü tek bir kadrajda buluşturuyor. Can Yayınları'ndan çıkan romanda İsviçreli yönetmen Emil Nägeli, çağının ruhunu bütünüyle yakalayacak bir film çekmek ister. Birlikte iş yaptıkları Japon yapımcı Amakasu ise bu film sayesinde büyük bir Alman-Japon ortaklığının kurulacağına ve Hollywood’un tekelinin kırılacağına inanır. Gizemli üslubuyla bu roman, her şeyi görmüş olduğunu düşünen iki insanın hikâyesini anlatır. Christian Kracht, zayıfların ve kararsızların Nazi rejimi tarafından amansızca ezilip geçildiği bir zamanı anlatıyor...
1773049355308.png

ANNELER. BABALAR. ERKEKLER. SINIF SAVAŞLARI
(Margit Schreiner)

Margit Schreiner otobiyografik romanlarının ilki olan Baba. Anne. Çocuk. Savaş İlanları’ndan sonra Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan Anneler. Babalar. Erkekler. Sınıf Savaşları’nda ergenlik dönemindeki Margit’i lafı çok uzatmadan, büyük bir empatiyle hatırlıyor: Genç Margit ortaöğretime başlar, yeni arkadaşlar edinir, flörtü olur, cinsellikle tanışır; 68 Gençlik Hareketi’nin Batı dünyasını etkilediği o dönemde Linz’te faal solcu üniversite öğrencilerinin takıldığı kafeye gitmeye başlamasıyla politikleşir: Kapital çalışma grubuna katılır, kadının özgürleşmesi hakkında konuşur, annesiyle babasını kapitalizmdeki rolleri konusunda aydınlatmaya çalışır… "68 Hareketi’nin sloganı ‘özel olan her şey politiktir’ benim durumuma tastamam uyuyor gibiydi. Bir anda gözümün önündeki perde kalktı: Babam annemle, annemin kendi işgücünü babamın işgücünün yeniden üretimini sağlamak amacıyla babama sunması için evlenmişti. Bunun için babamın da annemi besleyerek annemin işgücünün devamlılığını sağlaması gerekiyordu. Ama buna daha sonra döneriz…"

1773049312850.png
ANEMONLAR
(Zeynep Kesler Özdoğan)

Modern hayatın getirdiği toplumsal kalıplar, bireyin kendi özgürlüğünü ve iç sesini çoğu zaman derin bir sessizliğe mahkûm ediyor. Ancak bu sessizlik, bazen küçük bir çocuğun çığlığında, bazen de bir kadının kaçışında patlama noktasına ulaşıyor. Zeynep Kesler Özdoğan’ın kaleme aldığı ve Ceres Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan Anemonlar, okuyucuyu tam da bu kırılma anına davet ediyor. “İçindeki sesi dinlemeye cesareti olanlara...” ithafıyla başlayan eser, toplumsal baskıların birey üzerindeki görünmez etkilerini ve bu baskıdan kurtulma çabasını korku, aidiyet ve özgürleşme temaları üzerinden aktarıyor. Farklı zaman dilimleri arasında gidip gelen kurgusuyla eser, okuru geçmişin gölgesi ile bugünün gerçekliği arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Özdoğan, sıradan görünen hayatların içinde büyüyen çatlakları görünür kılarak
1773049294605.png
PARÇALI BULUTLU
(Tuğçe Isıyel)

Tuğçe Isıyel ile dünyayı Parçalı Bulutlu'nun merceğinden görüyoruz: Isıyel doğaya, insana, eşyaya, fotoğraflara bakıyor; renklere, müziklere, haritalara, kitaplara, günlüklere, filmlere, yollara ve "ada"ya da. Acıya, ateşe, toprağa, ağaçlara bakıyor. Ve kitabını "kurda, kuşa, aşa" ithaf ediyor. Everest Yayınları'ndan çıkan Parçalı Bulutlu ile Vedat Günyol Jüri Özel Ödülü'nü alan Tuğçe Isıyel, deneme yolunda kendine özel bir kulvar açıyor. Parçalı bulutlu duygular, okuruyla fotoğraflar ve müzikler eşliğinde buluşuyor. Biliyorum ki kelimeler kendi zamanlarını çok iyi bilirler. Onlara kimse hükmedemez. Hükmettiğini sanır en fazla. Sabır, varoluşun en büyük imtihanı. Böyle zamanlarda yavrusunu ağzında yumuşattığı yemle beslemeye çalışan anne kuşlar geliyor aklıma. Biri benim de kelimelerimi alsa, ağzında yumuşatsa ve sonra tekrar bana geri verse diyorum. Çünkü diğer türlüsü çok sert, çok ağır, çok can acıtıcı...
 
Geri