Haftanın Kitap Önerileri

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
İki arkadaş ve âşık oldukları iki kadın üzerine

Nikolay Gogol'dan Neva Bulvarı. Kitap, yazarı Rus edebiyatının mihenk taşı kabul edilen Petersburg Öyküleri adlı derlemesindeki diğer öyküler gibi Küçük Adam'ın yazgısını anlatır. Çarlık Rusya’sında yaşanan sosyal sınıf çatışmasını, biri ressam diğeri subay iki arkadaş ve onların âşık oldukları iki kadın üzerinden anlatan öykünün bir diğer karakteri Petersburg yaşamının bütün ihtişamı ve sefaletiyle akıp gittiği Neva Bulvarı’dır. “Gogol tuhaf bir yaratıktı, ama zaten deha hep tuhaftır.” -Vladimir Nabokov. (Can Yayınları)

Düşündürücü ve sıra dışı bir öykü

Yüce Yöney'den Karanlıkta Zikzak. Metnin ve illüstrasyonların yaratıcı şekilde bir araya geldiği, düşüncelere dalmanın ve ayrıntılarında kaybolmanın kitabı. Yazar ve Turgut Yüksel'den gölgeler, fikirler, anahtarlar üzerine düşündürücü ve sıra dışı bir öykü. Zikzak, kendini rüyaların kucağına bırakmaya başlarken duyduğu belli belirsiz sesle gözlerini açtı. Kimseyi göremedi. Bu bir ses miydi, değil miydi? Bu sorunun cevabı için ışığı açıp kitabı okumanızı öneriyoruz. Çünkü o, sadece ışıkla var oluyor. (Çınar Yayınları)

İnsan hayatı bir mucize

Bülent Gardiyanoğlu'ndan Kendini Ertelemekten Vazgeç. Mutlu, sağlıklı, huzurlu ve başarılı bir hayata ulaşmanın anahtarı, hayalleri ertelememektir… İnsan hayatı, başlı başına bir mucize… “Ömür” denen kısıtlı zamanı hakkıyla değerlendirmekse insanın boynunun borcu… Peki ama nasıl? İnsanın zihinsel, bedensel ve ruhsal gelişiminin önüne engeller koyan korkular, kaygılar, güvensizlikler ve çekirdek inançların temeli çocukluk döneminde atılıyor ve ömür süresini olduğu gibi esareti altına almayı başarabiliyor. Ta ki kişi, gelişiminin önünde duran engellerin farkına varıp bunları aşmaya karar verinceye kadar. İlahi sistem, tekâmülü gerçekleştirmeye kapılar açan, fırsatlar sunan bir sistemdir. İş ki ilham dolu bu kapılardan geçmeye karar vermiş olun. (Destek Yayınları)

Cesaretini topla ve daveti bekle

Göktuğ Canbaba'dan Hayaller Tarlasına Davet. Defne’nin aklı annesinin ona anlattığı Hatıralar Ağacı efsanesinde kalmıştı. Efsaneye göre hatıralarımız yıldızlardı ve gökteki tüm yıldızlar parıldayan iplerle Hayaller Tarlası’nın derinliklerinde yaşayan Hatıralar Ağacı’nın dallarına bağlıydı. Defne’nin bu ağaca ulaşmak için çok önemli bir sebebi vardı ama yola çıkmadan önce tarlanın özel davetine ve bolca cesarete ihtiyacı olacaktı. Prenses, Ejderha, Kara Kanat, Konuşan Saman Beyefendi, Sufle Şövalyesi ve atı Kremşanti… Hayaller Tarlası’nda yaşayanlar hem gizemli hem de eğlenceli. Bu yolculuğa çıkmak istiyorsan sen de cesaretini topla ve daveti bekle! (Doğan ve Egmont Yayıncılık)

Yürek fısıltılarının sesini yükseliyor

Nuran Taşhan'dan Zemra. Yazarın kitabını okurken büyük olaylar, çözülmesi gereken esrarengiz konular bekleyen okurun hayallerinin yıkılması kaçınılmaz, yıkılacak çünkü daha büyük hayallere yer açılıyor. Yazar, ilk insandan bu yana çözülememiş bir esrarın peşine düşüyor, duymak istemediğimiz yürek fısıltılarının sesini yükseltiyor. Bir kadının Londra'dan İstanbul'a, İstanbul'dan Bodrum'a, Bodrum'dan yine İstanbul'a, nihayet kendisine uzanan hikâyesi bu… Biz sadece bir roman okumuyoruz aslında, insanın karmaşık ruh yapısıyla, dünyanın karmaşık düzeninde yol almaya çabalıyoruz. Her ikisine de hem esir olup hem isyan ederek hüzünle mizah arasında mekik dokuyoruz. (Edebiyatist Yayınevi)

Değişen hayatın anlayışı

Ahmet Telli'den Dinlersen Anlatırım. Günümüzde yazılan Türkçe şiir, zamanın ruhuna bel bağlamadan, belleğin biriktirdiği gelenekselden arınarak kendine dair bir “ben” oluşturuyor. Egemen estetik beğeniye, anlatıya, lirizme karşı durarak modern şiiri yeni bir evreye taşıyor. Buna yeni bir kuşak oluşumu değil, bir kopuş denemesinin poetik duruşu diyebiliriz diye düşünüyorum. Belki de, geleceğin yelesini bugünden avuçlarına alma isteği. Şiirdeki bu değişim düz bir zeminde ilerleyişle değil, hayatın hız ile edindiği sıçramalarla anlaşılabilir. Çünkü değişen hayatın anlayışını bir önceki estetik salınım karşılamıyor. (Everest Yayınları)

Antarktika keşif günlükleri

Barkın Özdemir'den Antarktika Herkesin Antarktika Kimsenin. Günlüğün anlamı; kendi düşüncelerimizi, zihin akışımızı, yaşadıklarımızı ya hayallerimizi kimsenin görmesini istemediğimiz defterlere aktarmak olsa da, içten içe “biri okursa” endişesi taşıyabiliriz. Yazar, her ne kadar en başta yazdıklarının kitaplaştırılacağını hayal bile edemese de ilerleyen sayfalarda yaşadıklarını gerçekten aktarabilmenin tutkusuna kapılarak yazıyor. Zaman zaman korksa ve bazen olumsuzluğa kapılsa da bir hayali gerçekleştirmek için insanın neleri göze alabileceğinin bir kanıtı o. Ertelediğiniz hayalleri, kendinize koyduğunuz engelleri bir kez daha düşünmenize sebep olacak kıpır kıpır, yerinde durmayan; anlatmak, aktarmak ve paylaşmak isteyen yazarı ve onun gözünden aktarmak ve paylaşmak isteyen Barkın’ı ve onun gözünden Antarktika’yı tanımalısınız. (Epsilon Yayınevi)

Fedakârlık yapmaktan korkmayan kişi

Jan Patocka'dan Sorunsallıkta Yaşamak. Yazara göre filozof, ruhunu beslemeye, öğrenmeye, bütünü anlamaya çalışan kişidir. O, fedakârlık yapmanın anlamını ve önemini kavradığı için fedakârlık yapmaktan korkmayan kişidir. Filozof, sürekli olarak olumsuzlukta ve sorunsallıkta yaşayan kişidir. Bu yüzden de eksikliklerini yüzüne vurduğu toplumla zorunlu ve sürekli bir çatışma hâlindedir. Yine de filozofun görevi, bu uyanışı yaymak ve geliştirmektir. Felsefenin amacı, sorunsallıkta yaşayan felsefi kahramanlar ortaya çıkarmaktır. Bu kitapta yazar, bir kahramanlık felsefesi, felsefi bir kahramanlık çağrısında bulunmaktadır. (Fol Kitap)

Kendi gerçekleriyle yüzleşme hikâyeleri

Füsun Çetinel'den Olmayan Şeyler-Öyküler. Genç yaşamların türlü hallerine ayna tutan 15 kısa öykü, yazarın gözlem gücü ve ince ayrıntılarla zenginleşen gerçekçi anlatımıyla derinleşiyor. Samatya’dan Pera’ya, Berlin’den Prag’a, bazen bir trende, bazen bir otobüste, bazense insanın büyüme serüveninde kendi iç dünyasına doğru çıktığı yolculuklarda… Geleceği şekillendirecek gençlerin, toplum baskısı, önyargılar, iletişimsizlik, göç, eğitim sistemi, sevgi ve şiddetle biçimlenen dünyaya tutunma ve kendi gerçekleriyle yüzleşme hikâyeleri. Okurun gündelik yaşamın içinde kendi izdüşümlerini yakalamasına olanak tanıyan; gençlerin hayata dört elle sarılmasının değerini duyumsatan öyküler. (Günışığı Kitaplığı)

Trump halen ortalığı toza dumana boğabiliyor

Yascha Mounk'tan Demokrasinin Halkla İmtihanı: Liberal Demokrasinin Krizi – Otoriter Popülizmin Yükselişi. Otoriter popülizm dünyanın her yerinde yükselişte! Liderler halka oynuyor, halk da onlara göz kırpıyor. Dünyanın hoşgörü abidesi Hollanda’da aşırı sağcı Özgürlük Partisi sürekli artan bir destek görüyor, Marine Le Pen Fransa’da başa güreşiyor, en gelişmiş sosyal demokrasilere örnek gösterilen İsveç, Danimarka gibi ülkelerde yabancı düşmanı partiler çok güçlü bir destek alabiliyor. Aşırılar değilse de bir beden küçükleri çoktandır iktidarda. Rusya’da Putin, Hindistan’da Modi, Polonya’da Kaczynski, Filipinler’de Duterte, Macaristan’da Orban, Amerika’da Trump dört yılın ardından düşmüş olsa da halen ortalığı toza dumana boğabiliyor. (h2o Kitap)

Efendi-köle ilişkisine psikolojik bakış

Zülfü Livaneli'den Engereğin Gözü. “Bu roman hem karanlığın hem de aydınlığın, umudun romanıdır.” Yaşar Kemal. Harem-i Hümayun’dan taht oyunlarına açılan ve erk istencinin karanlık dehlizlerinde kaybolup insanı, insan doğasının en aşağılık yönleriyle yüzleştirirken bir umut ışığı yakmayı da ihmal etmeyen büyülü bir anlatı. Efendi–köle ilişkisine psikolojik bir bakış. Yazarın “İstediğimi yapmaya en çok yaklaştığım kitap” dediği 1997 Balkan Edebiyat Ödüllü ilk romanı, küçük yaşta hadım edilip Haremağası yapılmış zenci bir kölenin, Habeş Süleyman’ın gözünden iktidar – birey ilişkisini anlatıyor. Süleyman, “biricik” efendisinin tahtla ölüm arasında gidip gelen kaderinin ellerinde bocalarken yeni sultana “Padişahım çok yaşa!” diye haykırmaktan da geri duramıyor. (İnkılap Kitabevi)

Dönemin adalet sistemi, rüşvet ve kayırmacılığı

Ahmet Mithat Efendi'den Esrar-ı Cinayat. Yazarın polisiye romanı, olayların akışındaki kurgu ustalığı ve karakterlerinin güçlü bir şekilde canlandırılmış olmasıyla yazarın övgüyü hak eden eserleri arasına girmiştir. Bir genç kızın cesedinin bulunmasıyla başlayan roman, intihar süsü verilerek öldürülmüş ikinci bir kişinin bulunmasıyla sürükleyici şekilde devam ederken, polis şefi Osman Sabri ile Muharrir Efendi'nin iş birliği ve dikkatli takipleri sonucu bambaşka bir hale bürünür. Dönemin adalet sistemini, yargılama usullerini rüşvet ve kayırmacılığı gözler önüne sererek eleştiren roman, yazarın usta işi üslubunu da yansıtarak şaşırtıcı bir sonla biter. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Unutulmayacak bir kitap

Mizgin Bulut'tan Yokuş Aksanı. Geçiyoruz. Hem de acelemiz varmış gibi, kimsenin bizi beklemediği, kimseye merhem olamayacağımız yerlere doğru geçiyoruz. Bu geçişte ne ışıltı ne görkem, ne umut ne de gayret var. Bu geçiş yara almayı da yara açmayı da öğrendiğimiz, önce süte sonra kana özendiğimiz ve toprağa bile yettiğimiz bir geçiş. Bir de geride kalanlar var. Bu geçişin sağalmak olmadığını bilenler. Tıpkı kabuk bağlamış bir yaraya bakar gibi geçişimize bakıp ‘Sen bu yaranın kabuğusun, kaşırsam kanarım, düşersen ne âlâ,’ diyenler. Yazar kitabında öykülerle okuru şaşırtmayı ve oyun oynamayı seven bir yazar olduğunu müjdeliyor bize. Bireyi, aileyi ve toplumu ele alışındaki sahicilik, kendi sesini gizleyip karakterleri işitmemizi sağlayan dil mahareti ve sıradan görüneni tuhaflaştırmaktaki yeteneği ilk bakışta fark ediliyor. Kitap, uzun süre sizinle gezecek ve unutulmayacak bir kitap. (İthaki Yayınları)

Dil vermez derinlerin uğultusu

Bülent Güldal'dan Yağmur Salkımları. Dil vermez derinlerin uğultusu. Sığ sularda kulaç atana. Kayıkçıları severim de. Derin deniz kaptanlığıdır işim. (Kafe Kültür Yayıncılık)

Yeni cesur, asi ve öncü kadınların yetişmesi için

Doğan Satmış'tan Türkiye Tarihini Değiştiren 110 Kadın. Bazı kadınlar idealisttir, engel tanımazlar. Yaptıkları iş farklı olabilir ancak amaçları tektir. Onlar için önemli olan tek şey hedefleridir. Hedeflerine ulaşmak için her şeyi feda ederler. Gözleri başka şeyi görmez ve istediklerini yaparlar. Yaşam öykülerine bakınca şaşırırsınız. Çünkü bu öyküler baş döndürücüdür. “Uğruna ölmeye değmeyecek bir hayat, yaşamaya değmez”derler. Dışlanmak, sürülmek, kapatılmak onları durduramaz… Gazeteci-yazar, Türkiye'de siyasetten girişimciliğe, spordan sinemaya yaptıklarıyla kitleleri peşinden sürükleyen 110 kadının hikâyesini anlatıyor. Onlardan ilham alan yeni cesur, asi ve öncü kadınların yetişmesi için bir katkı sunuyor. (Karakarga Yayınları)

Eğitime ve iyiliklere adanmış yaşam

Müjdat Gezen'den Çocukluğumu Bindirdim Tramvaya O Gitti Ben Kaldım Yaya. “Müjdat'la Fatih'te doğduk, Karagümrük Ortaokulu ve Vefa Lisesi'nde okuduk. Bu nedenle birçok ortak arkadaşımız oldu. Geçenlerde bunlardan biri olan Ataman'la (Dilgin) konuşuyorduk. Söz döndü dolaştı, her zaman olduğu gibi Müjdat'a geldi. Onun tiyatroya, öğrenci yetiştirmeye, eğitime ve iyiliklere adanmış yaşamından söz ederken, nasıl oldu anlamadım, ikimiz de aynı anda “Müjdat adamdır. Hem de çok iyi bir adamdır” dedik. TRT'de çalışırken Tunceli Ovacık'a gitmiştik. Bizi Munzur Nehri'nin kırk gözeden adeta süt gibi, bembeyaz köpükler saçarak doğduğu yere götürdüler. Eğilip kana kana içtiğim çok soğuk ve berrak suyun tadını hâlâ damağımda hissederim. Ben Müjdat'ın hayatını, o kaynaktaki gibi hiçbir kirin karışmadığı bir akarsuya benzetirim. Kitabı okurken gürül gürül akmaya devam eden bu tertemiz sudan, siz de bir yudum alacak ve tadına doyamayacaksınız…” Uğur Dündar. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Bulgura sahip çıkmak

Asuman Kerkez'den Anadolu’dan Dünyaya Armağan Bulgur. Kitap, üç yıllık emeğin sonucunda ortaya çıkan arşiv niteliğinde bir çalışma. Uzun ve geniş alan araştırması, bin kişiyle gerçekleştirilen anket sonuçları, incelikle işlenen akademik altyapı ve her tarif için dikkatle oluşturulan tariflendirme sürecinin meyvesidir. Mezopotamya'dan Anadolu'ya, Hititlerden Selçuklulara, yağmur duası geleneklerinden anılara, sağlıklı beslenmeden nasıl markalaşacağına kadar çok geniş bir pencereden bulguru anlatır. Bir tabak pilavdan, bir sıkım köfteden ibaret olmayan, binlerce yıllık eşsiz kültürü ifade eden, dünyada her geçen gün daha da önem kazanan bulgura sahip çıkmak, hak ettiği değeri kazandırmak ve gelecek nesillere bırakmak en büyük amacım. (Libros Kitap)

Ben annemi bile hoşnut edemiyorum

Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan Cadı – Klasik Maceraperestler. Mesela, farz ediniz ki benim sekiz-on göbekten beri olan büyük annelerim tekrar dünyayı özleyerek hayata geri dönmüşler. (…) Ben bir annemi bile hoşnut edemiyorum. Allah saklasın öyle bir düzine çenesi düşük koca karıyla sonra ne yaparım? (…) Ölü mezarında gerek. Oradan çıkmaları ne kendileri ne de bizim için iyi değildir. Sonra seçimlere karışırlar. Parlamentoya girerler. Dünyadan namusuyla, şerefiyle gitmiş olan edebiyatçıları, bilgeleri buraya milletvekili gönderirler. O biçarelerin de benzerleri gibi iftiraya uğrayarak adları kirlenir. Bir zamanlar nasılsa kazanmış oldukları ünleri bozulur. (…) Bizim Binnaz'ın açtığı bu çığır iyi bir şey olmaz. (Maceraperest Kitaplar)

Tarihin en etkili köpekleri

Sam Stall'den Uygarlığı Değiştiren 100 Köpek – Tarihin En Etkili Köpekleri. Tek bir köpeğin, tarihin akışını değiştiremeyeceğini sanıyorsanız, belli ki Peritas’ı duymamışsınız; Büyük İskender’i bir filin ayakları altında ezilmekten kurtaran köpeği. Ya da Fransa ile Rusya arasında savaş çıkmasına yol açan İtalyan tazısı Biche’i. Papa VII. Clemens’i ısırıp İngiltere’nin Katolik Kilisesi’nden kopmasına neden olan Urian’ı. Richard Wagner’e operalarını bestelerken yardım eden Peps ile Fips’i… Bunlar, Uygarlığı Değiştiren 100 Köpek’in kahramanlarından sadece birkaçı. (Mundi Kitap)

Çarpıcı şirket yapılanma önerisi

Daniş Navaro'dan Şirket: Quo Vadis? Deneyimli CEO’dan çarpıcı şirket yapılanması önerisi… Bu eserin baş kahramanı Şirket… Ve Şirket hasta! Neoliberal anlayış, iş dünyasını çökertti. İş dünyasının çivisi çıkmış durumda! EO’lar, büyüme, kâr, EBITDA, performans diye diye, asıl konuyu, insanı, çalışanı, örgütü, ürünü, kaliteyi, kısacası şirketin kendisini ve “işin özü”nü unuttular. Bu çalışmada, yazar, çoğu aktif CEO’lukla geçen iş hayatındaki deneyimlerinden yola çıkarak, bakış açısını akademik ve kuramsal olarak da temellendirerek, günümüzdeki neoliberal modern şirketin, “iyi şirket – kötü şirket” ayrımındaki örtük gerçekliklerini ve daha iyi, daha etkin ve daha mutlu bir şirket alternatifinin nasıl mümkün olabileceğini ortaya koyuyor. (Remzi Kitabevi)

Bilim felsefesinin temel sorunları

Cengiz İskender Özkan'dan Bilim Felsefesi. Elinizdeki kitap bilim felsefesinin temel sorunlarına ve kavramlarına bir açıklama getirmekte, bilimsel ilerlemenin ve akılcı bir yaklaşımın, günümüz bilim felsefesindeki sorunların çözümünde önemini göstermeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla yirminci yüz yıl bilim felsefesinin önemli düşünürlerinin görüşlerini ele alarak bilimsel gelişmenin olanağının hangi bakış açısından görülebilir olduğu, bilim tarihinin sürekli bir gelişim çizgisi gösterip göstermediği, bilimsel olan ile sahte-bilimsel olan arasında metodolojik bir ayrım yapılabilip yapılamayacağı gibi meselelerin açıklığa kavuşturulması hedeflenmektedir. (Say Yayınları)

Beklenmedik bir karar alır

Stefan Zweig'ten Yakan Sır. Annesiyle birlikte bir dağ kasabasına giden on iki yaşındaki Edgar, otelde kalan genç ve yakışıklı bir baronla arkadaş olur. Yakışıklı olduğu kadar çapkındır da bu baron ve Edgar’la arkadaşlık kurmasındaki amaç çocuğun annesiyle yakınlaşmaktır. Geçirdiği hastalıktan yeni kalkmış, ergenliğin eşiğindeki Edgar barona duyduğu hayranlıkla onun peşinden ayrılmaz, baron ise çocuğu amacına ulaşmasının önünde engel olarak görmeye başlamıştır. Bir süre sonra büyük bir sır paylaştıklarına inandığı bu iki yetişkinden kuşkulanan Edgar, ihanete uğradığına inanır ve beklenmedik bir karar alır. (Sia Kitap)

Tüm sorularınıza bir çırpıda cevap için

Adnan Bağrıaçık'tan Doktor Ağrım Var. Bu kitabı hazırlarken; herhangi bir ağrınız olduğunda, hemen aklınıza gelen tüm sorularınızı bir çırpıda cevaplayacak bir başvuru kaynağı olmasını hedefledik. Her evde mutlaka bulunmalı diye düşündük. Yanlışları önlesin, doğruları göstersin istedik. Tam 28 farklı ağrıyı inceledik. Bu ağrıları yaşamamak için alacağınız önlemleri, o ağrıya yönelik nasıl beslenmeniz gerektiğine de değindik. Evde sizin kendi kendinize yapabileceğiniz basit çözümlerden, modern tıbbın tedavi yöntemlerine uzandık. Akupunkturdan osteopatiye, homeopatiden ozon terapiye tam 28 tamamlayıcı tıp yönteminden bahsettik. Hangi ağrıda hangi bitki sorusunu tüm ağrılarda ayrı ayrı cevapladık. Ve her ağrıda sporun, egzersizin şifa verici yönünden söz ettik… (Sözcü Kitabevi)

Aşkın birleştirici gücüne övgü

Alain Badiou, Nicolas Truong'tan Aşka Övgü. Çevrim içi flörtün risksiz romantizm vaat ettiği, sevginin ise çoğu zaman sadece arzu ve hedonizmin bir çeşidi olarak görüldüğü tüketimcilikle dolu bir dünyada Alain Badiou, aşkın tehdit altında olduğuna inanıyor. Rimbaud’nun ünlü “Aşkı yeniden icat etmeli, besbelli” sözünü özümseyen kitap; Kierkegaard, Platon, de Beauvoir ve Proust gibi isimlerin de eşlik ettiği, 21. yüzyıl modernliği karşısında yeni bir aşk anlatısı. Aşkı varoluşsal bir proje, sürekli gelişen bir hakikat arayışı olarak ele alan yazarın antikapitalist aşkın birleştirici gücüne övgüsü bizi ondan korkmamaya, başkalarını keşfetmeye ve kendimize olan saplantımızdan uzaklaşmaya sevk eden muhteşem bir girişim. (Tellekt Yayınları)

Üç kız kardeşin hikâyesi

Jokha Alharthi'den Dolunay Kadınları. Umman’ın bir köyünden üç kız kardeşin hikâyesi bu: Kırık bir kalple evlenen Meyye, bir görevi yerine getirircesine evlenen Esma, her şeye rağmen sevdiği adamla evlenmeyi seçen Havle… Bu üç kadın ve ailelerinin hikâyeleri üzerinden hızla değişen Umman'ı, en zengininden en fakirine servet dağılımının alaşağı ettiği hayatları da okurla buluşturuyor Jokha Alharthi. Üç kız kardeşin aynı kader dokusundaki hikâyesi, farklı yollara doğru ilerlerken bu döngüyü kırmak için bambaşka hayatlar kurmaya çalışan çocukları, aynı göbek bağıyla bağlanmış gibi çemberi yeni baştan döndürüyor. (Timaş Yayınları)

Çekilen çilelerin sırrını açığa vurmayan yolculuklar

Metin And'tan Kırk Gün Kırk Gece: Osmanlı Düğünleri – Şenlikleri – Geçit Alayları. Güzel bir kitap adı olmakla birlikte sözel kültürün zirveleri olan masallardan da izler taşır. Masal kahramanlarının ayrıntısı bilinmeyen düğünleri ve çekilen çilelerin sırrını açığa vurmayan yolculukları kırk gün kırk gece sürer, geriye dönülüp bakıldığında dün gibi gelen, bir arpa boyu yol alınmamış gibi anlatılan masalların gücüyle zenginleşen şenlikler, bize gerçek bir uygarlık hikâyesi de anlatır. Kitap, Osmanlı şenliklerine bir sanat bileşkesi olarak bakan yazarın tespitleri, yorumları, erken ve yönlendirici önerileri sanat tarihi için de iyi niyetli değinmeler içeriyor. Gösterim sanatlarının bu dalında hedefe giden yolun başlarında ve ortalarında onun olağanüstü gayret ve sezgiyle açtığı çığır ve bıraktığı izler var. (Yapı Kredi Yayınları)
1614498285483.png

1614498298154.png

1614498313075.png

1614498331331.png
1614498342220.png
1614498369249.png

alıntı​
 
Türkiye’yi güldüren adam üzerine bir sözlük denemesi

Taşkın Su’dan Kemal Sunal Filmlerinde Küfür ve Argo. Türkiye’de ilk kez usta bir aktörün filmleri bir sözlük çalışmasına konu oldu. Türkiye’yi güldüren adam Kemal Sunal’ın filmlerini izleyip, sahne sahne metne döken gazeteci yazar, usta oyuncunun yıllardır küfürlü diye “Tu kaka” edilmek istenen filmlerini argo süzgecinden geçiriyor. Binlerce monolog ve repliği inceleyen yazar, filmlerde sokak dilinin ne denli başarılı kullanıldığını örnekleriyle ortaya koyuyor. “Kafatası profesörü”, “Langırt köy sandığına”, “Şano pano”, “Çorbacı”, “Fındıkçı”, “Otobüs”… Kimi rahmetli, kimi sağ; Sadık Şendil, Natuk Baytan, Erdoğan Tünaş, Osman F. Seden, Umur Bugay, İhsan Yüce, Kartal Tibet, Orhan Aksoy gibi senaristleri de anan yazar, Yeşilçam emektarlarının, küfür ve argonun sosunu film senaryolarına ustalıkla yedirmelerini de gözler önüne seriyor. (Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık)

Çölün gizemlerini ortaya çıkarmak

Antoine de Saint-Exupery'den İnsanların Dünyası. Kitap, yazarın, geride kalmış mutlu çocukluluğuna teşekkür etmek, pilotluk mesleğinin zorluklarını gözler önüne sermek, uçuşlar sırasında kaybettiği meslektaşlarına saygı duruşunda bulunmak, kuşbakışı gördüğü dünyayı herkese gösterebilmek, teknisyeniyle geçirdiği korkunç kazayı anlatmak ve çölün gizemlerini ortaya çıkarmak için yazdığı, insana ve insanın yaşadığı dünyaya dair en felsefi romanı. Bu romanın satırlarında Küçük Prens'in tilkisini bulacak ve tıpkı gezegeninden sıkılıp yeni dünyalar keşfetmeye çıkmış o küçük çocuk gibi kendi dünyanızın bilinmezlerini keşfedeceksiniz. (Alfa Yayıncılık)

Kafalar karışıktı, tartışmalar sürüyor

Cazim Gürbüz'den Mustafa Suphi Olayı ve Edebiyata Yansımaları. Mustafa Suphi ve Onbeşlerin vahşice katledilmelerinin üzerinden 100 yıl geçti. Bu yüz yılda Mustafa Suphi ve yoldaşlarının yaşam ve savaşım öyküleri bağlamında çok yazılar ve kitaplar yazıldı. Yazıldı, yazıldıkça kafalar karıştı. Aynı olay ya da ayrıntı, yedi sekiz türlü anlatılabiliyordu ve bu anlatımı yapanların çoğu da olayların içinde ve Suphi'nin yanında bir vesile ya da süre ile bulunmuş kimselerdi. Bu siyasal toplu öldürümün kim ya da kimler tarafından yapılıp/yaptırıldığı konusunda da kafalar karışıktı, tartışmalar sürüp duruyordu. Yazar, Mustafa Suphi ve yoldaşlarına ilişkin tüm yazılanları didik didik etti, karşılaştırdı; yanlışları eledi, eksikleri giderdi, karanlık noktaları aydınlattı. (Berfin Yayınları)

Herakleitos ve Sokrates'i peş peşe okuyacaksınız

Turgut Özgüney'den Herakleitos ve Sokrates – Büyük Düşünürlerden Yaşam Bilgeliği. Antikçağ Yunan felsefesinin iki büyük düşünürü Herakleitos ve Sokrates gökyüzünde birer yıldız gibi parlamış, içinde yaşadıkları toplumlara düşünce ve eylemleriyle ışık saçmış, felsefi düşünceleriyle tüm dünyada derin ve silinmez izler bırakmışlardır. Bu kitapta Herakleitos ve Sokrates'i peş peşe okuyacaksınız. Herakleitos ezoterik felsefeyi temsil ederken, Sokrates ise egzoterik zihinsel felsefeyi temsil eder. Evrende var olan her şey kendi karşıtı ile var olur. Gece ve gündüz gibi, sıcak ve soğuk gibi… (Beyaz Baykuş)

Örgüte kafa tutan ütopik bir karakter

Özgün Doğan'dan Sevgili Katilim. Tarih boyunca dünya düzenini şekillendirmeye, toplumları kendi çıkarları doğrultusunda işlemeye çalışan kişi ve kurumlar eksik olmamıştır. Devletin karanlık işlerini yürüten gayri resmi örgüt, ülke içinde birbiri ardına yaşanan kadın cinnetlerinin küresel güçlerin işi olabileceği şüphesiyle konuyu irdelemeye başlar. Ancak karşısında örgüte kafa tutan ütopik bir karakter bulur. Varlığından kimsenin haberdar olmadığı, kadınların zihinlerini ve duygularını ele geçiren bu şahsı(!) bulmak için soruşturma derinleştirilir. Lakin bu karakter tarih öncesi dönemde hüküm süren lanetli bir kavmin, insanüstü güçlerle bezenmiş son temsilcisidir. Ölüm ile yaşamın bir arada ne kadar dengeli olduğunu anımsatırken ölümsüzlüğe meydan okuyor. (Bilgi Yayınevi)

Yokluk üzerine bir düşünüm

Ali Sait Sadıkoğlu'ndan Meontoloji – Mesnevi'nin Engin Denizinde. Batı uzun zamandır varlığı mesele ededursun, yedi yüzyıldır Rûmî bize yokluğu anlatıyor. Mesnevi'nin dalga seslerine kulak verdiğimiz anda kendimizi yokluk üzerine bir tefekkürün içinde buluruz. Bu kitabı mümkün kılan da onu çerçeveleyen de yokluk üzerine bir düşünüm, Yunanca ismiyle meontoloji. Ulaştığı yer ise Batı düşüncesi içinde teşekkül eden varlık felsefelerinin sunduğundan farklı bir varlık ve dolayısıyla yokluk tasavvuru. Yokluk düşüncesini çağdaş koordinatlarıyla ele alan kitap beş denemeden oluşuyor. Bu denemelerin her biri yokluk düşüncesinin bir boyutunu açıyor. Bu açılmayla beraber hayal, arzu, aşk, inanç, iştiyak, doğa, yer, zaman ve adalet kavramaları da yeni bir boyut kazanıyor. (Kopernik Kitap)

Ölüm geldiğinde hiçbir şeyin anlamı kalmayacak

Ertan Güleç'ten Kelebekler ve Sinekler – Sineklerin Dansı. Başarılı bir avukat, Levent. Ortağı Ali'nin ölümü onu sarsıyor. Çamurdan yapılmış eski bir köy evinde yavaş yavaş ölüyor. Ölürken de işlediği cinayetleri anlatıyor. Hem de okura öfkelenerek. Levent'e kızdıkça onu anlamaya başlıyorsunuz. Kelebeklerle sineklerin ayrı sınıflar olduğunu, feda edileceklerin değiştiğini, duyguların farklılaştığını görüyorsunuz. Kullandığı farklı üslupla gerçekleri doğrudan suratınıza çarpan Levent'in kansere yakalanan eşi Merva'yı hayatta tutma mücadelesinde kaybettiklerini gördükçe onu sevmeye başlıyorsunuz. Sevmeyin! Ölüm geldiğinde başka hiçbir şeyin anlamı kalmayacak. (Dağhan Külegeç Yayınları)

Deniz Mağarası'nı bulmaya kararlıydı

Catherine Doyle'den Fırtına Koruyucusunun Adası. Fionn Boyle, Arranmore Adası'na ayak bastığı anda, ada ayaklarının altında kıpırdanmaya başladı… Arranmore Adası her nesilde bir kez, gücünü kullanması ve sihrini düşmanlardan koruması için yeni bir Fırtına Koruyucusu seçiyordu. Beasley Ailesi'nin genç üyesi Bartley Beasley de bu görevi elde etmek için, sadece bir kişinin dileğini gerçekleştirecek olan Deniz Mağarası'nı bulmaya kararlıydı. Mağarayı ondan önce bulmak isteyen Fionn Boyle'un ise henüz adaya ve sihrine dair bilmediği pek çok şey vardı. (İthaki Çocuk)

Adaletin ve intikamın romanı

Elçin Poyrazlar'dan Ecel Çiçekleri. Kitap suçlulara cezalarını vermeye, güçsüzleri ayağa kaldırmaya geldiler… İstanbul'da birbiri ardına işlenen kanlı cinayetleri çözmeye kararlıdır Suat Komiser. Vahşice öldürülen ama ölüme direnmemiş görünen erkekleri birbirine bağlayan nedir? Katil, cesetlerin yanına neden beyaz kasımpatıları bırakır? Kitap cezasız kalan vahşetin, adaletin ve intikamın romanı… (Doğan Kitap)

Hayallerimizi süsleyen dilekler

Nehir Yarar'dan Tavan Arası Sırları. Önünden gelip geçenlerin Perili Köşk adını taktığı eski bir evde yaşayan Yiğit mutsuzdur. Bu evde yaşadığı bilinmesin diye tek kişilik bir saklambaç oyununun içine hapsolan kahramanımızın en büyük dileği eski evden kurtulmaktır. Bazen dileklerimiz hiç beklemediğimiz bir anda gerçekleşiverir, tam da hayallerimizi süsleyen dileklerimizden vazgeçtiğimiz sırada… Yıllarca hayalini kurduğu masum dileğinin gerçekleşmek üzere olduğunu anlayan Yiğit büyük bir pişmanlık içindedir. Umutlara ve arkadaşlığa dair, kalpleri ısıtan sürükleyici bir macera sizleri bekliyor. Tavan arası sırlarını çözmeye hazır mısınız? (Altın Kitaplar)

Bu romandaki tüm olaylar yaşandı

Kemal Sinan Özmen'den Göklerden Gelen Umut – Döngü Bir insanlık Üçlemesi. “Işık karanlıkta, karanlık ışıkta doğdu. Ve ışık bizleri zamanın dalgalarıyla evrene taşıdı. Kim, ne ve nerede olursan ol, ışık her dem seninledir. Tüm limanlardan sonra ulaşacağın en son menzil, asıl evindir.” Lale'nin omuzlarına binen ağır sorumluluk sadece kendi geçmişini ve geleceğini aydınlatması adına taşıması gereken bir yük değildi. Onun umut ve umutsuzluk arasında yapacağı tercih, milyarlarca insanın yaşamını da etkileyecekti. Tam 526.431 yıl önce alınan yanlış bir karar, 29 yaşındaki bu genç kadının alın çizgilerinde insanoğlunun kutlu yolculuğunu belirleyecekti. Bu romandaki tüm olaylar yaşandı, yaşanıyor ve yaşanacak; az önce veya az sonra. (Bilgi Yayınevi)

Bir baba oğul hikâyesi

Yekta Kopan'dan Sarmaşık. Kaybolan bir kedi. Onun peşinden giden bir yazar. Esrarengiz Yeşil Ev’in bahçesinde beklenmedik bir karşılaşma. Düş ile gerçeğin, geçmiş ile şimdinin kesiştiği yerde yaşanan, esaslı bir hesaplaşma. “Dur,” dedim, “nereye gidiyorsun?” Gitmesini istemiyordum. Arka bahçede zaman dursun istiyordum. Bir daha gitmesine, birinin daha gitmesine dayanamazdım ki? Güçlü değildim ben, hiç olmamıştım. “Gitme baba!” (Can Yayınları)

Sizi mutsuz kılan 53 düşünce

Feza Karakaş'tan Mutluluk Projesi – Mutluluğa 53 Adım. Mutlu musunuz? Mutlu olmak için nelere ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz? Şimdi size tüm bu düşüncelerin saçma olduğunu söylesem bana inanmayacaksınız. Ancak açıkladığımda ve içinize yılan gibi çöreklenmiş yanlış hikâyelerin ürünü olan inançlarınızdan sizi kurtardığımda bana hak vereceksiniz. Bu kitap mutluluk ve mutlu olmak hakkında… Sizi mutsuz kılan 53 düşünce ve inanç kalıbını fark ederek kırdığınızda hep hayalini kurduğunuz dingin ve özden gelen mutluluğa kavuşacaksınız. Tek yapmanız gereken The Work yöntemine kendinizi bırakmak ve kitaptaki alıştırmaları yapmak. Çözüm bu kadar kolay! (Destek Yayınları)

Mahalleyi denetlemeye bayılırdı

Tunç Balaban'dan Çokbilmiş Sarı Zorbalığa Karşı. Mahalledeki herkes ona Sarı derdi. Arkadaşlarıyla maç yapmaya, bisikletiyle tur atmaya, kitaplara, kedilere, kız kardeşine, maket uçaklarına ve arada sırada mahalleyi denetlemeye bayılırdı. Aslında çok sakin ve uyumluydu. Sadece bazen inatçı, dediğim dedik biri olurdu ve tuttuğu ipin ucunu asla bırakmazdı. Hele haksızlıklara hiç tahammül edemez, zorbalığın her türüne karşı harekete geçmeden duramazdı. Sarı’nın mahallesinde, okulunda ve apartmanında yaşanan sorunlarla mücadelesini keyifle okuyacak, onun kararlılığından ilham alacaksınız. (Doğan ve Egmont Yayıncılık)

Bize sırları fısıldayıp çekiliyor


Nuran Taşhan'dan Yaşadığım En Güzel Dün. Kitaptaki öykülerde insanın az önce doğmuşçasına, henüz kirletilmemiş hâliyle feleğin çemberinden geçmiş hâlini bir arada buluyoruz. Yazarın kalemi insanın zaaflarına yine anlayışlı, o zaafları örtme çabasına yine acımasız. Asla karakterleri yargılamıyor, bize sırları fısıldayıp çekiliyor. Bir yanıyla hep alaycı, hep mizah dolu… Öyküler, en mutsuz günlerimizin en mutlu günlerimizden doğduğunu inatla hatırlatıyor bize. (Edebiyatist Yayınevi)

Renkli, parlak, akışkan, her yere girebilen bir şey

Ebru Ojen'den Lojman. “Karnımızdan, gövdemizden aşıp hayata bulaşan bir şey var! Renkli, parlak, akışkan, her yere girebilen bir şey. Kulaklarımızı çınlatan dedikodular yok, sürüp giden uğultular var. Fırtınaların biriktirdiği kum tepeleri, çöl çiçekleri ve satranç… Bunlar yok. Tuvaletler var, sidikler, cam güzelleri, kemirgenler, kazıcılar, didikleyenler, salınanlar, cıva var. Kalbim yok, gırtlağım var. Fizik yok, alegori var. Ritim yok, atış var. Hap var, satanik bir kavga var. Silahlı kumpas var. Patlayan tabanlar, düğünler ve elektro bağlama var. Biz yokuz, tolerans var, mezarlıklar var. Sayfalar, ulu camiler, gözeler yok. Cyberpunk var, pornpolitik var, hicret var. Sıcak su kabarcıkları, volkanik, tektonik kayaçlar yok. Düğümlenmeler, acılı serumlar, metan gazı ve sitrik asit yok. İslimler ve kükürt var.” (Everest Yayınları)

Deniz gücünün hikâyesi

James Stavridis'ten Deniz Gücü: Okyanusların Tarihi ve Jeopolitik Önemi. Soğuk Savaş’ı başından sonuna kadar denizlerde yaşamış, okyanuslarda Sovyetlerle köşe kapmaca oynamış ve NATO Ortak Kuvvetler Amirali olarak görev almış yazar, dünyanın en önemli su kütlelerinde olağanüstü bir yolculuk yaparak insanlık tarihinin itici gücü ve mevcut jeopolitik yolumuzun çok önemli bir unsuru olan deniz gücünün hikâyesini anlatıyor. Yazar, nesnel gözlemleri bireysel tecrübeleriyle renklendirerek, Salamis ve İnebahtı Deniz Muharebelerinden Trafalgar’a, Atlantik Savaşı’na ve Soğuk Savaş’ın denizaltı çatışmalarına kadar büyük deniz savaşları hakkında verdiği bilgilerle kitabı sıradan bir siyaset ve strateji kitabı olmaktan çıkarıyor. (Epsilon Yayınevi)

Çağının sosyal, ekonomik ve hukuki hayatı hakkında

Ksenophon’dan İktisat Üzerine – Oikonomikos – Hasan Ali Yücel Klasikler. Atinalı yazar, tarihçi, komutan. Peloponnesos Savaşı'nda kentinin yenilgisini demokrasiden kaynaklanan disiplin eksikliğine bağlayarak demokratik yönetime karşı tavır aldı. MÖ 394'teki Koroneia Savaşı'nda Sparta saflarında Atinalılara karşı savaştı. Bunun üzerine ihanetle suçlanarak sürgün edildi ve bütün mal varlığına el kondu. Sokrates'in öğrencisi olan Ksenophon ilk eserini haksız ölümü üzerine hocasını savunmak için yazmıştır. En tanınmış eseri Pers prensi Kyros'un iktidar mücadelesinde yer alan Yunan askerlerin yurda dönüş macerası Anabasis – On Binler'in Dönüşü'dür. Ksenophon bu eserinde çağının sosyal, ekonomik ve hukuki hayatı hakkında değerli bilgiler aktarır, mutluluk ve refah içinde yaşamanın yollarını öğretir. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Tanrı adına peşindeyim

Halil Gökhan'dan Yaz. Dünya tek bir kelimeden yapılmıştı: Oseus ve gölgesi. İki kelimenin tek bir kelime ettiği pazardaki köhne çadır. Ve bütün sevdiklerimin ortasındaki fahişenin ötesi. Tanrı Oseus’a “Cilveli bir kız al ve bu kızdan bir erkek evlat yap” dedi. Tanrı adına peşindeyim bazı günler bendeki erkeğe bir evlat için

Kimi günler Penelope’nin yüz erkeğinden biriyim ve bazı günlerse. Hâlâ dönmeyen Odysseus. (Kafe Kültür Yayıncılık)

Mahallenin kadınlarının hikâyesi

Sinem Sal'dan Bizim Zamanımız. Yazar, kitabında, hüzünden ve neşeden beslenerek, sizi doksanlı yılların sıradan bir mahallesinde geçen sıradan olmayan bir maceraya davet ediyor. Kitap, doğduğu sokaktan çıkamayanların, sadece gülerek acıyla baş edebilenlerin, milenyuma girmeyi dört gözle bekleyenlerin, şarkılardan ve büyülerden medet umanların, televizyondakiler dışında “Bugün nasılsınız?” diyeni olmayanların, âşık olunca geçer sananların, kendi enkazına sahip çıkanların, küçük bir tuhafiye dükkânını ayakta tutmaya çalışırken ayağa kalkan bir anne kızın ve tanıdık bir mahallenin kadınlarının hikâyesi. (Karakarga Yayınları)

FETÖ firarisini kim, nasıl korudu?

MUurat Ağırel'den Parsel Parsel. Melih Gökçek başbakan olabilmek için neler yaptı? AKP kurulmadan önce ABD ziyaretinde neler yaşandı? 30 yıl boyunca nasıl “örgüt” gibi hareket etti? A Takımında kimler vardı? Fenerbahçe'ye neden başkan olmak istedi? Genelev patronları Ankara'da neler yaptı? Gözaltına alındığında kim kurtardı? Trafik kavgasında neden silah kullanıldı? Turgut Özal kime ve neden “dangalak” dedi? İlk “parsel parsel” satış ne zaman gerçekleşti? ANKAPARK ihalesinin ucu hangi mafya liderine uzandı? Osman Gökçek ölen çete lideriyle ne konuştu? Zekeriya Öz'ü Dubai'de ağırlayan kişinin Melih Gökçek ile ne ilişkisi vardı? FETÖ firarisini kim, nasıl korudu? 17-25 Aralık'tan sonra FETÖ'ye imar rantı sağlandı mı? 15 Temmuz'dan sonra FETÖ'cü isme parsel verildi mi? Parsel Parsel, bunlar ve daha onlarca sorunun yanıtını veriyor… (Kırmızı Kedi Yayınları)

Polisiye öykü yazmak tabutta röveşata gibidir

Armağan Tunaboylu'dan Cinai Tuhaflıklar. “Yazar bu sefer de hikâyeleriyle karşımızda… Gene iyi bildiği, nasıl bu kadar iyi bildiğini bilemediğimiz karakterlerle. Ama sonuç olarak Metin Çakır’ı yaratmış adamdan söz ediyoruz. Kitabın ilk hikâyesinde Ay Katili’ne yakalanmadan kapağı eve atmaya çalışıyoruz. Kendisi “intikam”dan söz ediyor ama aslında mesele “adaleti bizzat tecelli ettirme” meselesiymiş gibi geldi bana… Nasıl der eskiler? Pek leziz!” Sevin Okyay. “Tabutta röveşata gibidir polisiye öykü yazmak. Yazar bu sınırlı ve dar alanda her biri suçu anlatan öykülerini karakterleriyle, atmosferiyle, gizemiyle ve kurgusuyla diriltmeyi başarmış ve âdeta onlara nefes aldırmış.” Ahmet Ümit. (Maceraperest Kitaplar)

Süslü imajlardan kaçınan akım

Orhan Veli Kanık'tan Şiirler. Orhan Veli Kanık 1941'de Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat'la ortak çıkardığı Garip kitabıyla Türk şiirinde yeni bir akımı başlattı. Şiirde sadeliğe, gündelik hayata önem veren ve süslü imajlardan kaçınan bu akım geniş çevreler tarafından beğeniyle karşılandı. Orhan Veli'nin kendi şiir anlayışını açıkladığı bir önsözle başlayan bu derleme, şairin yayınlanmış beş kitabına aldığı tüm şiirleri ve bunların dışındakilerden geniş bir seçmeyi içeriyor. (Remzi Kitabevi)

Kendimizi korumaktan başka bir şey düşünmeyiz

Julia Shaw'dan Kötülük. Kötülük neden insanlara bu kadar korkutucu ama bir o kadar da ilgi uyandırıcı gelir? Örneğin neden seri katillerin hayatlarına ve yaptıklarına merak duyarız? Ya da neden gerçek hayatta karşılaştığımızda kendimizi korumaktan başka bir şey düşünmezken, filmlerde ve dizilerde şiddeti bu kadar ön plana çıkarır, hatta bazen adeta yüceltiriz? Gelmiş geçmiş en kötü insanlardan biri olmasına rağmen Hitler neden hâlâ en popüler tarihi kişiliklerden biridir? Peki ya siz geçmişe gidebilseydiniz, bebek Hitler’i öldürür müydünüz? (Say Yayınları)

Devletin kısa anlatımı gibi

Bekir Coşkun'dan Dövlet. ‘Döv' ve ‘Yönet'… Ülkeyi yönetenlerin sayesinde, devletin kısa anlatımı gibi gelmiyor mu size? Bana öyle geliyor… İnsanların insan yerine konulmadığı… Buna karşı çıkanların da çeşitli baskılarla sessizleştirildiği bir yönetim biçimine ‘devlet'ten çok ‘dövlet' adı yakışıyor bence… Bekir Coşkun. (Sözcü Kitabevi)

Kısa dizelerle, özdeyişli söyleyişi

Robert Creeley'den Aşk İçin. Şairinin deyişiyle “kazara girişilen şiirler”den oluşan Aşk İçin Creeley'nin Türkçede yayımlanan ilk kitabı. II. Dünya Savaşı sonrası Amerikan edebiyatının önde gelen şairlerinden; şiirin yanı sıra roman, kısa öykü, deneme gibi farklı edebi türlerde altmıştan fazla eser vermiş yazar (1926-2005) Charles Olson, Robert Duncan, Denise Levertov ile birlikte Black Mountain Şiir Ekolü'nün fikir mimarlarındandır. İlk kez 1962'de yayımlandığında yazarın tanınmasını sağlamış; şairin özellikle dil ve insan ilişkileri odağında dertlerini temsil eden Aşk İçin'de yer alan şiirlerin “az ve öz” prensibine bağlılığıyla duygusal derinliği yazarın şiirinin karakteristiğini de tanımlar. İlkin dışarıda bıraktıkları ile tanınan bu şiir kurallı ölçü kullanmadan ve neredeyse hiç metafora başvurmadan genellikle kısa dizelerle, özdeyişli bir söyleyişi benimser. (Yapı Kredi Yayınları)
1615102651644.png
1615102662393.png
1615102672277.png
1615102682029.png
1615102694258.png
1615102707762.png
1615102720212.png
1615102729151.png
1615102753418.png
1615102761775.png
alıntı​
 
Şeytan, kitabın en renkli, en cazip karakteri

John Milton'dan Yitirilen Cennet. Kitap, Tanrı’ya isyan ederek onunla savaşa tutuşan, sonradan Şeytan adını alacak baş melek Lucifer ve onun isyanına katılmış olan meleklerin atıldığı Cehennem çukurunda başlar… Şeytan, kitabın en renkli, en cazip karakteridir; genel olarak eserde okurlara en fazla zevk veren bölümler, Şeytan'a dair anlatıların geçtiği bölümlerdir. Milton'ın destanında Şeytan kahramanlığın sınırlarında gezinir. Şeytan'ın Tanrı'ya pervasızca kafa tutuşu, boyun eğmezliği, okurda hayranlık uyandıran niteliktedir… William Empson gibi bazı çağdaş yazarlar daha ileri giderek, Milton'ın eserini Hıristiyanlığa kendi içinden yapılmış bir saldırı ve şairin kendi iç çelişkilerini, hatta Hıristiyanlığın içsel çelişkilerini ortaya koyan bir metin olarak değerlendirirler. Yazarın yalnızca teolojinin sorunlarıyla değil, klasik Yunan ve Roma, Ortaçağ ve kendi döneminin edebiyat diliyle de boğuştuğu büyük mücadelenin ardından, eserin sonundaki unutulmaz dizelerde Âdem ile Havva’nın “el ele, kararsız ve yavaş adımlarla”, Cennet’i terk etmek üzere tenha bir yolda yürüdüklerine tanık oluruz: Önlerindeydi tekmil âlem. (İthaki Yayınları)

Beklemenin anlamı yoktu

Hikmet Hükümenoğlu'ndan Atmaca. Saat ikiyi on dört geçiyordu. Daha fazla beklemenin anlamı yoktu artık. Ayağa kalkmak için sandalyemi ittiğimde çıkan gıcırtı sınıfta yankılandı. Sami Hoca tahtaya dönmüş bir şeyler yazıyordu, bir tek o duymadı. Huzursuzca kıpırdananlar, öksürenler oldu. Arkamdakilerin gözlerini ensemde hissettim. Midemde ufak çapta bir fırtına kopuyordu. Neden bilmiyorum ama ceketimin önünü ilikledim. Kapıya vardığımda Sami Hoca bana dönüp, “Evladım, gelirken yan sınıftan tebeşir de ister misin sana zahmet” dedi. “Bu düdük kadar kalmış, parmağımdan kayıyor.” (Can Yayınları)

Beş gencin ürkütücü yolculuğu

Mary Beth Leatherdale'den Fırtınalı Denizler – Genç Mültecilerin Hikayeleri. İkinci Dünya Savaşı’nın öncesinden bugünün Kuzey Afrika’sına, ülkelerinden kaçan ve başka bir yere sığınabilmek için açık denizlerde hayatlarını tehlikeye atan beş gencin ürkütücü yolculuklarının hikâyesi. Her biri, huzur ve güvenlik bulmak için bildikleri her şeyi nasıl geride bırakmak zorunda kaldıklarını yürek yakan ayrıntılarla anlatıyor. Beş çocuğun, muazzam bir cesaret ve olağanüstü bir dirençle, korkunç engelleri nasıl aştıklarının ve umut bulduklarının hikâyesi. (Çınar Yayınları)

Yazarın yaşamından kesitler ön plana çıkıyor

Ece Onural'den Yaşar Kemal Kitabı. Kitap, Yaşar Kemal romanlarının yapısal özellikleriyle birlikte tema, zihniyet, dil ve anlatım özelliklerini irdeleyen bir eserdir. Yedi yıllık bir araştırmanın sonucu olan eser, göstergebilim ve yorum bilimin birlikte kullanıldığı karma bir inceleme yöntemine sahiptir. Yaşar Kemal'in bir hikâye anlatıcısı olarak kimliğinin ortaya koyulmasında, yazarın yaşamından kesitler ön plana çıkmaktadır. Hemen her romanında hayatının izleri üzerinden okura seslenen Yaşar Kemal'in hayatı ve bu hayatın eserlerdeki izdüşümleri, eserin en dikkat çekici malzemelerindendir. Kitap resmi, bu eser için özel olarak tasarlanmış ve ressam-heykeltıraş Mustafa Kemal Pehlivan'ın fırçasından, “Anadolu'nun Tüm Renkleri” adıyla hayat bulmuştur. (Umuttepe Yayınları)

Çocukluk travmalarının insan yaşamına etkisini


Sevde Tuba Özsaygın'dan Kurtlu Kuyu. Otuzlu yaşlarında, güzel, eğitimli bir kadın Eda. Türkiye, Hollanda ve Amerika'ya savrulan yaşamı boyunca parçalanmış ailesinden ona kalanları topluyor. Duygusal boşluklarını doldurmaya çabalarken okur, Eda'nın dilinden aile kavramını, çocukluk travmalarının insan yaşamına etkisini, tutkulu aşkları, hezeyanları, hasta bir zihnin kıvrımlarından geçerek öğreniyor. Kitap, kurtulmaya çalışırken karanlığa çeken, rahatsız eden, sarsıcı bir roman. Finale doğru giderken, o huzursuz soruya da dikkat çekiyor: Aslında ne yaşıyoruz? (Dağhan Külegeç Yayınları)

Korkuyla düşünce arasındaki bağlar


Guy Finley'den Korkusuzca Yaşayabilmek. Korkunun tarifini çok katmanlı bir bakış açısıyla yeniden zihin süzgecinden geçiren yazar, korkuyla düşünce arasındaki bağların nasıl baştan kurgulanması gerektiğine örnek hikâyelerle ve önerdiği etkili uygulamalarla birlikte dikkat çekiyor. Daha düne kadar uykularını kaçıran şeyin ne olduğunu hatırla mesela. Önceleri çok istediğin, önemsediğin, kafana taktığın, üzerinde çok düşünüp kaygılandığın, belki çok istediğin, uğruna çok şeyi gözden çıkardığın, vakit harcadığın şeyleri düşün. Çok değil kısa zaman önce, her biri yaşam kaliteni etkileyecek kadar önemliyken, sende korku ve kaygı hislerine neden olurken, bugün hiçbir şey değişmediği halde güçlerini nasıl kaybettiler peki? Neden eskisi kadar korkutup kaygılandırmıyorlar seni? (Destek Yayınları)

Usta şairin bilinmeyen merakları


Seray Şahinler'den Ağabeyim Orhan Veli. Gazeteci yazar, hayatı boyunca ağabeyine kardeşlikten öte yoldaşlık, dostluk, sırdaşlık etmiş Füruzan Yolyapan'ın tanıklığıyla çıktığı benzersiz yolculukta, usta şairin ilk şiirlerine, aile ilişkilerine, bilinmeyen meraklarına, yazar ve şairlerle atışmalarına, omuz omuza verdiği dostlarıyla sürdürdüğü yaşam mücadelesine, maddi sıkıntılara rağmen büyük bir dirençle hayata tutunduğu “yalnız” zamanlarına, kitaplarına, Yaprak yıllarına ışık tutarak olağanüstü bir “Orhan Veli portresi” sunuyor. (Doğan Kitap)

Mitolojik hikâyeler şaşırtmaya devam ediyor

Sennur Karanlık'tan Bir de Ben Anlatayım – Çocuklar İçin Mitoloji. Zeytin ağacının hikâyesini ilk kim anlatmış acaba ya da “yerin kulağı vardır” sözünü ilk kim söylemiş? Umut, insanlar arasında nasıl yayılmış veya İstanbul nasıl şehir olmuş? Çok çok eskiden insanlar doğa olaylarını, dünyayı ve evreni anlamak, ortak değerlerini geleceğe aktarmak için hikâyeler anlatırlarmış. İşte bu mitolojik hikâyeler hâlâ insanları şaşırtmaya, heyecanlandırmaya ve düşündürmeye devam ediyor. Peki, bugüne kadar hep başkalarından dinlediğin bu hikâyeleri kahramanların kendi ağızlarından dinlemeye ne dersin? (Doğan ve Egmont Yayıncılık)

Tükenmek bilmeyen bekleyiş

Michel Schneider'den Proust ve Annesi. Kayıp Zamanın İzinde en nihayetinde Anne’ye asla söylenemeyeceklerin, onun yokluğunda, ona yönelerek dile gelmesidir; çünkü edebiyat her şeyden önce Proust’la Anne arasındaki derin ve kopmaz bağdır. Proust için yazmak, Anne’yi capcanlı ve sıcacık biçimde yanında tutma, ona eskiden söylediği sözleri yeniden söyleme girişimi olacaktır: Yazıda egemenlik altına alınan varlık, o eksikliğin yerini alan, geri dönen –aslında, anımsanan– öpücük. Ardından, tüm kayıp zamanın izinde, o kayıp öpücüğü, Anne’den ayrılmayı, adeta ölü bir çocuğun ayaklarına benzeyen soğuk ayaklarını Anne gelip ısıtana dek oğulun yaşadığı bitmek tükenmek bilmeyen bekleyişi içerir. (Everest Yayınları)

Stresin vücuda zarar vermesi

Nadine Burke Harris'ten En Derin Kuyu. Olumsuz deneyimler ve travmalar fiziksel sağlığı nasıl etkiler? Hangi hastalıkların riskini yükseltirler? Stresin türleri nelerdir? Vücut, stresin ve olumsuz deneyimlerin etkisindeyken nasıl çalışır? Stresin vücuda zarar vermesinin önüne nasıl geçilir? Çocukluk travmalarının etkileri yetişkinlikte nasıl silinir? Travma yaşamış çocukların ebeveynlerine düşen görevler nelerdir? Olumsuz Çocukluk Deneyimi (OÇD) puanınız nedir? Savunmasız çocuklara yönelik özel bakım sağlayan bir hastanede çalışan yazar, savaşçı ve araştırmacı bir doktor olarak uzun yıllardır tanınıyordu. Ama onu toksik stres ve ömür boyu sürecek hastalıklar arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmaya iten, bir cinsel saldırıdan sonra büyümesi duran Diego ismindeki hastası oldu. (Epsilon Yayınevi)

Felaketler karşısındaki kaçma ve saklanma

Yaron Ayalon'dan Osmanlı İmparatorluğu’nda Doğal Afetler. Müslümanlar ile gayrimüslimler arasındaki sınırların Osmanlı toplumu için sanıldığı kadar katı olmadığını ve dönemine göre değiştiğini savunuyor. Tarihsel veriler ile toplumsal psikoloji ve toplumbilim çalışmalarını harmanlayan yazar, felaketler karşısındaki kaçma, saklanma veya tevekkül gibi çeşitli davranış kalıplarına yeni bir ışık tutuyor. Çevresel ve toplumsal tarih ile felaket psikolojisini birlikte kullanan Ayalon, Osmanlı devletinin kuruluşunda Kara Veba'nın da önemli bir etken olduğunu ileri sürerken, bu tür felaketlerle mücadelenin Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde de taşıdığı öneme dikkat çekiyor. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Kolera gören gözler iflah olmazmış

Genco Berkin'den Batık Hüzünler Sahili. Evet, Şiirler en güzel kafiyelerini takınmış geçse de ruhumuzun yakarışları arasından, bilin ki kolera gören gözler iflah olmazmış… Evet, Dinlesek de duyamazmışız çalan sessizlik makamını çünkü melodilerin haram olduğu yerdeysek, bir veda hutbesi düşermiş aklımıza! Batık hüzünler sahili; ezber bozan, tedirgin eden, emek isteyen bir okuma vaadi ve yazarın kelimeleri; günahı, sevabı ve aforizma tadında şiir esvabıyla karşınızda. (İki Nokta Kitabevi)

Ya da kaybolsun, ya bütünleşsin

Yeni Öyküler… Edebiyatın söylemini yazardan okur odağına taşıyan bu türün en özgür ve ele avuca sığmaz tür olduğunu okur bilmeli ki az sonra yapacağı öykü yolculuğunda satırlar arasında ve satır aralarında kaybolmasın. Ya da kaybolsun ve edebiyatın büyüsüyle bütünleşsin ve var olmanın en temel hazlarından birisiyle söz sanatıyla birleşsin zihni, dolayısıyla da hayatı. (Kafe Kültür Yayıncılık)

Nelerden korktular neye tutundular?

Orhan Tüleylioğlu'ndan Gerçeği Söylemek. Gerçeğe karşı neden bu kadar tutkululardı? Vazgeçilmez olan neydi? Vazgeçenler bizlere hangi mesajı bıraktı? Hayalleri için ne yaptılar? Nelerden korktular, neye tutundular? Onları farklı kılan neydi? Farklı olmak neler getirdi? Yazar, farklı alanlarda tanınmış isimlerin hayat hikâyelerinden kesitler sunduğu kitabında gerçeği söylemenin tek bir yolunun olmadığını, gerçek üzerine ısrarcı olmanın ise dünyanın hemen her yerinde ortak bir kader yaşattığını anlatıyor. Kitap, kimi zaman sırf merakları için, kimi zaman yüksek idealleri uğruna, kimi zaman ise sadece daha mutlu olabilmek için harekete geçenlerin ve değişim yaratanların yol haritasını çıkarıyor. (Karakarga Yayınları)

Oktarcılar hepimizi nasıl dinledi?

Hakan Erol'dan Turnike. Adnan Oktar'ın en çok korktuğu neydi? Cemaate silah dağıtan vali kimdi? Operasyon günü Süleyman Soylu'ya ardı ardına ne mesajlar atıldı? Bir zamanlar Oktarcı olan ve ona yakın duran ünlü isimler kimlerdi? Oktar, “Bunun kafa iyice uçmuş” lafıyla hangi lideri kastediyordu? “Kediciklerin” yarı çıplak fotoğraf paylaşmasının altındaki “sır” neydi? Başsavcının istifasının perde arkasında ne yatıyordu? Oktarcılar hepimizi nasıl dinledi? Doktorlar ve hâkimler ne şekilde fişlendi? Oktarcılara “dualarınızı eksik etmeyin” diyen saraydaki kritik isim kimdi? O önemli toplantıda Oktarcı tercümanın ne işi vardı? Oktar, Acun Ilıcalı'yı neden cezalandırmıştı? Hangi ünlü şovmen hasta yatağında Oktar'la görüşmek isteyip, ayağına kadar gitti? (Kırmızı Kedi Yayınları)

Boyu ve gölgesi bir dev heybeti taşıyordu

Kerime Nadir'den Dehşet Gecesi. (…) Ruzihayâl olduğuna yüz bin şahit isteyen en çirkin ve en iğrenç bir cadı ayağa kalkmış, ortadaki taş basamağa kadar gelmişti. Boyu ve gölgesi bir dev heybeti taşıyordu. Orada dikili durdu. Ağzı taze kana bulanmıştı. Saçları darmadağındı. Dişleriyse, bir kurdunki gibi sivri ve keskin bir biçimde parlıyordu. Nihayet gözleri… Tanrım! Bu gözler, beni aşk ve arzuyla kendimden geçiren o şahane gözler miydi? Evet, bu cadının, yahut Ruzihayâl hortlağının gözleri şimdi birer melanet kuyusu, tüyler ürperten birer hareketli yuvarlaktan ibaretti. (Maceraperest Kitaplar)

Kahvenin küresel tarihi hakkında

Jonathan Morris'den Çekirdekten Fincana Kahve. Kahve küresel bir içecektir. Örneğin Antarktikalı bilim insanları kahvelerini sever. Uluslararası uzay istasyonlarında bile İtalyan espresso makineleri vardır. Kahvenin yolculuğu, Etiyopya ormanlarından Latin Amerika çiftliklerine; Osmanlı kahvehanelerinden günümüzün üçüncü dalga kafelerine; kahve cezvelerinden kapsül makinelerine dek süregelmiştir. Kitap, kahvenin küresel tarihi hakkında profesyonel bir tarihçi tarafından yazılan ilk kitaptır. Yazar, dünyada kahvenin zamanla damaklarda nasıl tat bulduğunu; dünyanın değişik bölgelerinde bu tadın ne kadar farklılık gösterdiğini; kahveyi kimin, neden ve nerede içtiği; nasıl hazırlandığı ve tadının neye benzediği konularını açıklıyor. (Mona Kitap)

Köyde kimse paylaşmayı bilmezdi


Judith Malika Liberman'dan Taş Çorbası. Bahçelerinden bereket taşan bir köy vardı. Fakat bu köyde her evin etrafı kalın duvarlarla çevriliydi, kimse paylaşmayı bilmezdi. Derken köye bir gezgin geldi. Cebinden bir taş çıkardı, meydanda ateş yaktı, başladı çorbasını pişirmeye. Köylüler yavaş yavaş toplandılar kazanın başına, lezzet kattılar çorbaya… Yazar “Şarkılı Masallar” serisinde geleneksel masalları yeniden yorumluyor. Yazarın anlatımı ve şarkıları ile YouTube ve SoundCloud platformlarından dinleyebilir, böylece masal anlatımı konusunda rehberliğinden ilham alabilirsiniz. (Redhouse Kidz Yayınları)

Dünya üç süper-devlet arasında bölüşüldü

George Orwell'den 1984. Totaliter yönetimlerin iç yüzünü sergileyen ünlü roman… Yazarın 1948 yılında yazdığı bu roman, 1984 yılında, hayali bir gelecekte geçmektedir. Bu gelecekte dünya totaliter olarak yönetilen üç süper-devlet arasında bölüşülmüştür. Roman, bu devletlerden biri olan Okyanusya’da geçer. Okyanusya’nın başında hiç kimsenin görmediği ve nerede olduğunu bilmediği Büyük Birader bulunmaktadır. Yurttaşların İç Parti, Dış Parti ve Proleterler olarak üç sınıfa ayrıldığı ülkede, çok etkili bir gözlem gücü olan ve en ufak bir karşıt düşünceyi eyleme geçmeden önleyen Düşünce Polisi görev yapar. (Remzi Kitabevi)

Bilim-siyaset-askerlik üçgeninde zihinsel şölen

Carl Sagan'dan Nükleer Kış. Bugün devletler doğrudan çatışmak yerine “vekiller” kullanarak örtülü şekilde savaşıyorlar. İki devlet bir çatışma bölgesinde “dost” gibi davranırken bir başka çatışma bölgesinde “düşman” gibi davranabiliyor. Dost ile düşmanın böyle birbirine karışmasına büyük ölçüde nükleer silahların caydırıcılığı yol açtı. Ama nükleer silahların asıl caydırıcılığı bilginlerin siyasetçileri nükleer silahların dönüp dolaşıp kendi halklarını vuracağına ikna etmesinden ileri geliyor. Yazar, okurlarını bilim-siyaset-askerlik üçgeninde zihinsel bir şölene davet ediyor. (Say Yayınları)

Bu kitap gelecek yılların da öğreticisi

Bilal Ak'tan Gerçekleri Arşiv Yazar – Türkiye'nin Karanlık Yılları ve Sözcü Kumpası. Bu kitap sadece günümüzün değil, gelecek yılların da öğreticisidir. 10 yıl, 50 yıl, belki 100 yıl sonra okuyanlar bile “Demek ki Türkiye’de o zaman işler böyle yürüyormuş” diye hayrete kapılacaktır. Bu ibret belgesini okuyunuz, kumpasla ilgili çok şey öğreneceksiniz ve belleğiniz tazelenmiş olacak. Türkiye’de bazı konuların nasıl kotarıldığını, medyanın durumunu, bazı gazeteci geçinenlerin yüzsüzlüğünü ve yalanlarını belgelerden göreceksiniz. Ellerine sağlık Bilal Ak. Emin Çölaşan. (Sözcü Kitabevi)

Pandemi, ortaya ağır bir bilanço çıkardı

Şehram Zayer'den Girişimciye Mektup-Finansal Okuryazarlık ve Altın Tavsiyeler. 2020 yılı hepimiz için ağır bir deneyim oldu. Pandemi, ortaya ağır bir bilanço çıkardı. İnsanlığın bu pandemiyi yeneceğine olan inancım sonsuz. Hastalığı yenmek için yeni tedaviler ve aşıların sunulmasına az bir zaman kaldı. Şirketler ve ekonomik aktiviteler de yeni düzende tekrar başarıya ulaşacaklar; bu da ancak bilim, inovasyon ve yeni durumlara hızlı adaptasyonla başarılacaktır. Başarmak isteyenleri, benimle beraber bu kitapla bir yolculuğa davet ediyorum. Çalışma hayatımdaki yirmi beş yılımdan süzdüğüm bilgileri ve tavsiyeleri paylaşmanın, işletmelerin uzun vadede başarılı olmasına az veya çok katkıda bulunabileceğini düşündüm. (TK Yayınevi)

Umutsuzluğun neşesini yaratıyor

Orhan Duru'dan Denge Uzmanı. Kitap, klasik öykünün kalıplarını bozarak yeni bir anlatı dili geliştiren 1950 Kuşağı'nın ele avuca sığmaz yazarın ikinci kitabı. Biçemiyle, kurgusuyla ne ölçüde yenilikçi, seçkin, öncü bir kitap olduğu bugün de apaçık ortada. Yazar, sözü kırk parçaya bölerek düşün gerçeğini, saçmanın anlamını, umutsuzluğun neşesini yaratıyor. (Yapı Kredi Yayınları)

İç mekân tasarımı yapanlara

Genco Berkin'den İç Mimarlıkta Malzeme ve Detay. Yazar, tasarımcılara, detay ve malzeme ekseninde, tasarım sürecini destekleyecek eksiksiz bir donanım kazandırma hedefiyle (örneğin mobilya tasarlayabilmek için gerekli donanımları; ergonomi, malzeme, konstrüksiyon, mensucat, yüzey işlemleri, renk bilgisi) tüm veriler yalın ve kolay anlaşılabilir bir biçimde aktarıyor. Kitapta tasarımcılar için gerekli olan tüm tasarım parametreleri ele alınmıştır. Örneğin mobilya tasarlayabilmek için gerekli donanımlar; ergonomi bilgisi, malzeme bilgisi, konstrüksiyon bilgisi, mensucat bilgisi, yüzey işlemleri bilgisi ve renk bilgisi. Tüm bunlara ek olarak, mobilya tarihi de konuların içine yerleştirilmiştir. Kitabın içeriği, iç mekân tasarımı yapanlara, detay ve malzeme ekseninde, tasarım sürecini destekleyecek ve eksiksiz bir donanım kazandıracak şekilde hazırlanmıştır. (YEM Yayınları)

Geleceği mi, yoksa geçmişi mi görmek zor?


Alper Canıgüz'den Kan ve Gül Bir Kara Dejavu. Kitap fantastik bir polisiye. Rengini kandan, kokusunu gülden alan bir roman. Epey hareketli, ziyadesiyle hazin, hayli komik. Aşk romanları çevirmeni Aziz, bir yangında küle dönüşmek üzereyken, zamanda yolculuk yaparak yirmi yıl öncesine döner. Üstelik yirmi yaş gençleşmiş bir halde. Henüz işlenmemiş bir cinayeti çözmek üzere harekete…
geçmesi pekâlâ mümkündür. Karizmatik sosyopat Abdül'ün hayatını kurtarması… Galiba iyi olacaktır.

Mazi tesisatını tamir edebilirse, hayatı, istikbal musluklarından temiz ve tazyikli bir su gibi akacaktır. Biricik aşkı Nergis'ten hiç ayrılmayacak, kızı Zeynep'e hakkıyla babalık edecektir. Peki, bu amatör dedektif, kaderin hükmünü değiştirebilecek midir? Geleceği görmek mi daha zordur yoksa geçmişi mi? (Alfa Yayıncılık)

Anlayış Nedir ve Nasıl Anlayışlı Olunur?

Akif Manaf'tan Anlayış Nedir ve Nasıl Anlayışlı Olunur? Yazar bu kitapta evrensel bilgileri kapsamlı bir şekilde, gerekli tüm detaylarıyla birlikte ele almıştır. Bu eşsiz eser hem derin teorik bilgilere hem de çok boyutlu pratik deneyimlere dayanmaktadır. Bu kitabı okuyan insan, anlayış konusundaki bütün sorularına cevap bulacaktır! Anlayış nedir? Anlayış fenomeni nedir? Anlayış dinamikleri nedir? Anlayış gizemi nedir? Anlayış zirvesi nedir? Anlayış sıçraması nedir? Anlayış göstermek nedir? Anlayış mucizesi nedir? Anlayış patlaması nedir? Anlayış deneyimi nedir? Anlayış kaynağı nedir? Bu ve bunun gibi sorular artık cevapsız kalmayacak! Bu şaheserde verilen bilgilere sahip olan ve yaşamını bu bilgiler ışığında şekillendiren herkes fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığını sonuna kadar koruyabilecek. (Az Kitap)
1615722731573.png
1615722741854.png
1615722755671.png
1615722765371.png
alıntı​
 
Mizah dolu bir aşk hikâyesi

Ege’den Kedice Bir Sevda. Şimdi koy patini önüne düşün, bir şansın daha var, sana tekrar kalbini açmasını sağlayabilecek misin, bir de balkonun kapısını? İsyan ve Asil Dede'nin Düğünü romanlarıyla okuru iklimler, renkler, denizler, insanlar ve saf hislerle buluşturan yazar, bu kez mizah dolu bir aşk hikâyesiyle hayattaki kararlarımız, hatalarımız ve telafi çabalarımız üzerine düşündürüyor. Samimi dili, ömürlük aşkı ve bir kedinin olaylara pati koymasıyla fantastik bir macera. (Alfa Yayıncılık)

Polisiye tadında yazılmış bir kitap

Ayla Önal’dan Siranuş'un Mızıkası. “Az önce seni çocukluğuna götüren bir zaman makinesinin önünde durdun. İlerleyemeyişinin tek suçlusu oydu. Acılarının da… Hep yeni şeylerden söz ediyorsun ama aslında yalan!.. Geçmiş bugününün yularını sıkıca tutuyor. Acıyı iliklerine kadar enjekte etmiş bir geçmişten söz ediyorum. Böyle bir geçmişin sana umutlu gelecekten söz etmesi o kadar imkânsız ki. Bazen yelelerini savurarak geçen özgür siyah atlar gelir gözlerimin önüne. Ben o atlardan biriyim işte. Sense köklerine sımsıkı bağlı bir çınarsın. Bir gün mutlaka dönecektin toprağına. Bir ağacın varlığını duyumsaması için toprak gerekir.” Toplumsal gerçekçi öğeleri büyülü gerçekçilikle harmanlayan polisiye tadında yazılmış kitap, içimizden uğurlayamadıklarımıza bir sesleniş. (Bilgi Yayınevi)

Gezegende işler karışıyor

Emre Şimşek'ten Pibalu Gezegeni’ne Dönüş. Birkaç milenyum sonrasına ait Pibalu Gezegeni’nde işler karışıyor. Eray’ın gezegendeki arkadaşı Pırıltı ondan yardım isteyince Eray yeniden gezegene gidiyor ve üç farklı sorunla karşılaşıyor. Acaba Eray, gezegen sakinlerinin bu sorunları çözmesine yardım edebilecek mi? Kitap, ekran bağımlılığı, emek harcamak, bağ kurmak gibi temalara odaklanan maceralı bir öykü sunuyor okurlara. (Redhouse Kidz Yayınları)

Tüm sorunların üstesinden gelir

Erhan Candan'dan Nadir–X. Bizi biz yapan farklılıklarımız gökkuşağının sekizinci rengi olabilir mi? Nadir yanlarımızın bizi güçlü kıldığına inanıyoruz. Nadir-X’te neler mi anlatılıyor? Nadir gücü tuza hükmetmek olan Kistik Fibrozis hastası Tuz Çocuk’tan üstün koku alma gücüyle tüm sorunların üstesinden gelmeyi başaran Sistinozis hastası Biber Kız’a ve geleceğin teknolojisiyle donatılmış Duchenne Musküler Distrofi hastası Robot Çocuk’a kadar üç farklı kahramanın birbirinden keyifli maceraları sizleri bekliyor. Çizer Erhan Candan’ın kalemi ve yine onun çizimleri Nadir-X’i hayata geçirdi. (Altın Kitaplar)

100 buluş, 100 öykü!

Süleyman Bulut'tan Ben Buldum. Telefonun bulunuş öyküsü sözgelimi; çoğumuz biliriz, ama cep telefonunun bulunuş öyküsünü hiç duyduk mu acaba? Buna bilgisayarın, internetin, e-postanın, Facebook'un, WhatsApp'ın bulunuş öykülerini de ekleyebiliriz; elektriğin, oksijenin, DNA'nın, aspirinin, röntgenin bulunuş öykülerini de… Dünya'mızın yuvarlak olduğunu, döndüğünü ilk kim, nasıl buldu? Yaşını kim, çevresini kim hesapladı? Yine Dünya'mızın ilk oluşumu, yani doğuşu nasıl oldu? Ya küresel ısınmanın, sera gazlarının, ilk hava tahmininin öyküleri? Pek çoğunu ilk kez okuyacağınız 100 buluşun 100 kısa öyküsü kitapta. (Can Yayınları)

Bir özgüven fırtınası

Dilek Özipek Donduran'dan Labirent Bul Beni. İçine konulduğu fanusta ilk büyük yarasını alan Aslı, toplumsal kodların oluşturduğu şemsiyenin gölgesinde yanlış bir karar verir, sevemediği birisiyle evlenir. Hayal kırıklıklarının da etkilediği bu karar büyük bir özgüven fırtınasına dönüşür. Maruz kaldığı psikolojik şiddet, toplumsal normları sorgularken diğer yandan da teslimiyetine zemin hazırlar. İçine düştüğü labirentte yazdığı yazılarla labirenti kendisinin kurduğunu fark ederse kişi? Ve karşılaştığı kişiler kendisine kendisinden daha çok benziyorsa? O zaman is, labirentin kendisine düşer. (Dağhan Külegeç Yayınları)

Kendiniz ve sevdikleriniz için

Selim Yuhay'dan Psikomekan. Mutlu bir ailede herkesin kendine ait bir köşesi olmalı ama nasıl? Bir evin doğru yerleşimi nasıl yapılmalıdır? Doğayı yaşam alanlarına nasıl entegre etmek gerekir? Dekorasyonda modanın ve renklerin önemi ne? Bu kitap, kendinizi huzurlu ve mutlu hissettiğiniz, içinde hem dinlendiğiniz, hem eğlendiğiniz, enerjisi yüksek, atmosferi güçlü, sizinle birlikte yaşayan ve yaşlanan yaşam alanlarınızı kolaylıkla oluşturabilmeniz için yazıldı. Yaşam alanlarınızın gizli şifrelerini çözdüğünüzde, kendiniz ve sevdikleriniz için en güvenli, en huzurlu ve en mutlu yuvayı da kurmuş olacaksınız. (Destek Yayınları)

Kaçan balık büyük olur

Hurihan Yıldırım Kurtaran'dan Ne Demiş Atalarımız. Ayağını Yorganına Göre Uzat Fatma Teyze, Bugünkü İşini Yarına Bırakma Ödev, Damlaya Damlaya Göl Olur Kumbara, Öfke İle Kalkan Zararla Oturur Öfkeli Çiftçi, Eğilen Baş Kesilmez Bakkalın Şakası, Kaçan Balık Büyük Olur Güvercin Yuvası, Gün Doğmadan Neler Doğar Mıstık’ın Bilyeleri, Ne Oldum Dememeli Ne Olacağım Demeli Zengin Adam, Pilavdan Dönenin Kaşığı Kırılsın Bayram Harçlığı, Tatlı Dil Yılanı Deliğinden Çıkarır, Dişten Artar Parasını Biriktiremeyen Çocuk Duvarı Nem, İnsanı Gam Yıkar Gamlı Dede İki Cambaz Bir İpte Oynamaz Karagöz’ün Hacivat’a Oyunu. (Doğan ve Egmont Yayıncılık)

Avrupa'da gerçekleşen büyük değişim

Joseph Roth'den 1002. Gece Öyküsü. Kitap, İran Şahı'nın, rahatsızlığı sebebiyle, hava değişimi için bir gemi yolculuğuna çıkarak Habsburg İmparatorluğu'nun başkentini ziyaret edişini anlatıyor. Hafif süvari bölüğünden Yüzbaşı Baron Taittinger ve talihsiz kadın Mizzi Schinagl'ın başından geçenler ve 1930'lu yıllarda Avrupa'da gerçekleşen büyük değişim de romanın arka planını oluşturuyor. Şah'ın ziyaretiyle Viyana'daki birçok kişinin hayatı farklı yollara sapıyor; bu değişim, aynı zamanda Avrupa'nın tamamına yansıyan dönüşümün de bir örneği. Kitap, elde etmeyi başardıkları zenginlik, statü ve emniyeti sürdürmeye yönelik ümitsiz davranışlar ve açgözlülük içinde yıkıma doğru sürüklenen kahramanların acı anlatısı… (Everest Yayınları)

Davranış değişikliği önerileri

Kadir Özdel'den Sosyal Fobiden Hayata Yolculuk: Kendi Kendine Yardım Kitabı – Hayatı Anlamak Serisi 2. Bireyin kendine nasıl yardım edebileceğine yoğunlaşan bu serinin ana rengi, psikolojik bozuklukların nedenleri ve çözümlerini anlamak için iletişime dayalı bilimsel yöntemi esas alan yazar, sosyal fobinin sebeplerini bilimsel yöntemlerle incelerken kaygının azaltılması için hayati çözüm önerileri getiriyor. • Kendinizi insanlara doğru ifade ettiğinizden emin olamıyor musunuz? • İnsanların yanında sebepsiz yere huzursuz ve kaygılı mı hissediyorsunuz? • Sosyal ortamlar ya da kendinizi göstereceğiniz durumlar sizi bunaltıyor mu? • İnsanlarla birlikte olmak istediğinizden emin değil misiniz? • Özgüvensiz olduğunuzu ya da öyle göründüğünüzü mü düşünüyorsunuz? Bu kitapta bulunan davranış değişikliği önerilerini yazarın rehberliğinde uyguladığınızda yaşayacağınız değişime gerçekten şaşıracaksınız. (Epsilon Yayınevi)

Henüz bir çocukken çalışmaya başladı

Mine Pöge'den Olmadık İşler Araştırma Merkezi. İstanbul'da doğan ve olağanüstü bir öğrenme yeteneğine sahip olan Ahmet, yaşıtlarından çok ama çok farklıydı. Daha üç aylıkken konuşmayı sökmüştü, beş yaşında babasının tamirhanesindeki bütün cihazları söküp tekrar yerlerine takabiliyordu. Birinci sınıfa başladıktan dört gün sonra okuma-yazmayı, ikinci sınıfı bitirdiğinde İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Japonca, Çince, Arapça ve Rusça dillerini öğrenmişti. Kısa sürede onun varlığından haberdar olan Dünya Profesörleri ve Bilim İnsanları Yetiştirme Üniversitesi sayesinde henüz bir çocukken çalışmaya başlayan Ahmet, bambaşka bir dünyayla tanışacaktı. (İthaki Çocuk)

Korona virüs salgını bir travma yarattı mı?

Ece Öztan, Özgün Biçer'den İşte Hayat! Zor Zamanlarda Kesişen Yaşamlar. Korona virüs salgını bir travma yarattı mı? Zaten onlarca sorunla mücadele etmekte olan ev kadınları, ev işçileri, çalışan kadınlar, anneler, evden çalışan babalar, çalışan ve/veya okuyan gençler, yaşlılar, öğrenciler, LGBTİ+ bireyler; pandeminin yarattığı yıkımla nasıl başa çıkıyor? Kırılgan dengeler ve büyük özverilerle zordan yürütülmeye çalışılan hayatlar, bu süreçte en çok neresinden yaralanıyor? Özgün Biçer ve Ece Öztan, nokta vuruşu röportajlarla pandeminin derinden sarstığı hayatlarla buluşuyor, sarsılan dengelere mercek tutuyor ve soruyor: Hayat Eve Sığdı Mı? (Karakarga Yayınları)

Hayal, hüzün ve ıstırap dolu bir hikâye

Murat Koç'tan Kırık Kalemli Kadınlar. Başta, Nigâr Hanım’ın hayal, hüzün ve ıstırap dolu hikâyesi… Yanında, Makbule Leman, Fatma Aliye, Emine Semiye gibi ilk kahramanlar, ilk yazı öncüleri. Onların 19. yüzyıl İstanbul’unda geçen renkli hayatları… Kadın hareketinin ilk kıpırtıları… Kitap, belgeler ışığında kurgusal bir bakışla ilerliyor. Toplumsal değişim ve dönüşüm sürecinde kadın yazarların neler yaşadığı, kalem yoluyla hangi mücadeleleri verdiği ve sorunlara hangi çözüm önerilerini getirdiği üzerinde yoğunlaşıyor. Yazar biyografik romanın sınırlarında gezinirken, yazı ile hayatın geriliminden bambaşka tecrübeler sunuyor. (Kapı Yayınları)

Yolu şiirden geçen yazılar

Ahmet Erhan'dan Ankara-İstanbul Karatreni. Yaşantının getirdiklerinden hareket eden, yolu şiirden geçen yazılar. Manzarası buğulu… Ankara-İstanbul arası seyreden, Mersin’e uğrayıp önce memleketin doğu yakasına ve oradan batı yakasına kavuşan, alkol yakıcılığında denemeler. At yarışından alkol bağımlılığına, Galatasaraylılığından bir kış gecesi doğan oğluna, kendi hayatından duraklar. Ve illa ki şiir, şair üzerine sigara molaları. Ankara’dan kalkıp İstanbul’a varan kara, kapkara bir trenin kompartımanından yazılmış yazılar. Her cümlesinden tek sonuç çıkıyor: Şairin düzyazısı şiire dahil! (Kırmızı Kedi Yayınları)

İki cinayetin birbirine bağlantısı

AHMED Midhat Efendi'den Esrar-ı Cinayat. “Öreke Taşı’nda bir Osmanlı kızı ile iki Kefalonyalı’nın cesetleri bulundu. Beyoğlu’nda bir adam kendi yatak odası içinde asıldı. Bu iki cinayetin birbirine kesin ve yakın bağlantıları ise ortada mevcut eşya ile sabittir. Sözü edilen eşya anılan cinayetlerin daha nerelere kadar uzanacağını da gösteriyor. Eğer Osman Sabri Efendi kazandığı ün kadar usta bir adli zabıta memuru ise bu sırları meydana çıkarmaya çalışıp çabalamalıdır.” (Maceraperest Kitaplar)

Yaşamları uğruna bedeller ödeyecekler

Feyiz Erdoğan'dan Eylül Fırtınası. Yazar yakın tarihimizin en şiddetli dönemlerinden birini, bir grup gencin hikâyesi üzerinden cesur bir dille yazdı. Sağcı bir gence âşık olan Ankaralı bürokrat bir ailenin kızı Suna; Ankara Hukuk Fakültesi'nin de hâkim olmak için okuyan genç subay Nazmi; idealist bir gençken kendini büyük bir siyasi oyunun içinde bulan Fatih; ODTÜ'de okurken cezaevine düşen Utku ve diğerleri… Ülkede kör dövüşü sürüp giderken onlar, hem demokrasi hem de kendi yaşamları uğruna büyük bedeller ödeyeceklerdi! (Mona Kitap)

Nasrettin Hoca'dan 70 manzum hikâye

Orhan Veli Kanık'tan Nasreddin Hoca. Yazarın özgün yorumuyla Nasrettin Hoca'dan 70 manzum hikâye… “Mademki Hoca'yı halk icat etmiş, halka benzeyecektir. Hoca'ya ait hikâyelerin, yüzyıllardır, hiç eskimeden yaşaması, onun bir halk kahramanı olmasından ileri geliyor. Hoca, gerçekten, zaafları, sıkıntıları, kusurları, korkuları, kısacası her şeyiyle, tam bir halk adamıdır.” Orhan Veli Kanık. (Remzi Kitabevi)

Yalnız olmaktan bıktım artık

Jean Louis Fournier’den Tek Yalnız Ben Değilim. Kitap yazarın en melankolik, en hüzünlü ve belki de en vurucu anlatılarından biri. “Yalnız olmaktan bıktım artık, bıktım her geçen gün daha yalnız, daha yaşlı, daha çirkin olmaktan. Bunların başıma geleceğini bilseydim hiç yaşlanmazdım. Yazın en sıcak günleri, boğuluyorum sıcaktan, hükümetin yaptığı sert uyarılara rağmen yakınlarım –artık yakınım değil de uzaktan tanıdıklarım oldular– arayıp yeterli miktarda su içip içmediğimi sormuyorlar. Herkes beni terk etti, on yıl önce karım Sylvie, kısa bir süre önce de küçük kedim Salomé, bir başka deyişle hayatımı sürdürmeme yardımcı olan herkes beni terk etti. Evim artık benim için fazla büyük ve karşı komşularımın panjurları da sürekli kapalı.” (Yapı Kredi Yayınları)

Rejimin içerden konuşan sesi

Pınar Aydoğan'dan Yunus Nadi – Kemalizmin Muhafazakar Yorumu. Nadi 1924 yılında “rejimin sesi” olma misyonuyla Cumhuriyet gazetesini kurar. Her konuda yazılarını sık sık Mustafa Kemal'in dikte ettirdiği iddiası unutulmadan– Mustafa Kemal'in istekleri doğrultusunda “rejimin içerden konuşan sesi” olmuş, rejimin kurumsallaştığı ve Kemalizmi ideolojileştirme çabalarının olduğu dönemde kalemini, toplumda ortaya çıkan her muhalif hareket ve düşüncenin karşısında konumlandırmış ve rejimi halka anlatma misyonunu üstlenmiştir. Kemalist düşüncenin içinde barındırdığı eklektik yapı, sahip olduğu muğlaklık ve muhafazakâr yönelimler, Nadi'nin yazılarından da okunabilmektedir. (Alfa Yayıncılık)

Bu kulübenin sırrını çözecekler

Zehra Ünüvar'dan Kulübenin Gizemi. Çocuklar merak içinde! Kulübe, her gün biraz daha dikkatlerini çekiyor. Üfürseniz yıkılacak kadar bakımsız bu küçük evde, bir ışık dolaşıyor. Bazı geceler, binicisiz bir at dörtnala gelip sonra sır oluyor. O atın yükü ne acaba? Korkunç bakışları, saldırmaya hazır köpeğiyle gelip giden adam kim? Uzaktan kulübeyi gözlüyorlar. Merakları her geçen büyüyor. Büyükler sessiz kalsa da çocuklar kararlı! Bu kulübenin sırrını çözecekler! (Bilgi Yayınevi)

Uzaktan bakmak şartıyla

Cemal Süreya'dan Beni Öp Sonra Doğur Beni. Bir kilise tadı taşıyor Dolmabahçe camiinin pencereleri. Uzaktan bakmak şartıyla ve aydınlık oluşunu saymazsak. Ve denizin gişesinde oturan kısa boylu saat kulesi. Yakasının içine kaydırmış hafifçe basınç-ölçerini. Kitap, kanla yıkanmış kelimelerden sevda sözlerine, kimsenin dokunamayacağı suçsuz coğrafyalardan bir çay bahçesinden manzaralara yazarın geniş dünyasını ustaca resmettiği bir panorama. (Can Yayınları)

Heyecan verici bir deneyim

Dolores Cannon'dan Nostradamus ile Konuşmalar – 1. Bu kitap bir yorum kitabı değildir. Kitap dünyanın en ünlü “geçmiş hayat regresyonisti” yazarın kaleminden, bizzat Michel de Nostredame'ın anlattıklarıyla yazılmıştır. Nostradamus yazdığı dörtlükler hakkında yapılan yorumların yanlışlığından dolayı, yazar ile aracılar vasıtasıyla 16. yüzyıldan bağlantı kurar ve dörtlüklerinde ne demek istediğini kendisi açıklar. O bize ne anlatmak istiyordu? Anlamamızı sağlamakta başarılı olacak mıydı? Dik kafalı insanlık dinleyecek miydi? Bu çok merak uyandırıcı bir muamma ve heyecan verici bir deneyimdi. (Dağhan Külegeç Yayınları)

İnsanlar arasındaki sosyal farklılıklar

Ahmet Turhan Altıner'den Sıriga'nın Üç Günü. Soykırım iddialarına karşı özgün argümanları olan kasabalı Türkçü tarih öğretmeni bir gün dehşet içinde Ermeni olduğunu öğrenir ve bu gerçeği kabullenemez. Durumdan habersiz oğlu Bozkurt ilk kez geldiği İstanbul'dan çok etkilenir. Buradaki değişim sürecinde babasından hayli farklı fikirlere sahip Marksist bir sendikacı olan amcası Cemal'i yanında bulacaktır. 1980'lerde Turgut Özal'ın yarattığı liberal umut döneminde kasabayla şehir arasındaki ilişkiyi, insanlar arasındaki sosyal ve zihinsel farklılıkları ve buna karşılık farklı etnik kökenden olmalarına rağmen yaşadıkları ruhsal benzerlikleri epik bir anlatımla ustaca aktarıyor roman. (Destek Yayınları)

Dünyaya neler oluyordu?

Begüm Çalımlı'dan Nanuk ve Pati Sonatı. Kanuk Adası, geceleri büyüleyici kuzey ışıkları, gündüzleri ise buzullardan yansıyan güneş ışınlarıyla parıldardı. Adadaki tüm canlılar burada mutlu ve huzurlu bir hayat sürerlerdi. Fakat Nanuk o sabah uyandığında ters giden bir şeyler olduğunu fark etti: Ne arkadaşı Nino ne de diğer hayvan dostları etrafta görünmüyordu. Sevimli Nanuk endişeyle arkadaşlarını ararken bir anda dengesini kaybedip, eriyen buzulların arasından denize yuvarlanı verdi. Kanuk Adası’ndan çok uzaklara sürüklenen Nanuk, sonunda kirli gökyüzü ve bulanık deniziyle iç karartıcı bir şehre ulaştı. İyi ama dünyaya neler oluyordu? Nino neredeydi? İnsanların şehirleri neden bu kadar kirliydi? (Doğan ve Egmont Yayıncılık)

Askerden sonra derbeder hayat yaşadı

Pierre Drieu La Rochelle'den Hayalet Işık. Fransız edebiyatının esrarengiz isimlerinden yazar, otuz yaşında intihar eden dertli arkadaşı Jacques Rigaut'dan etkilenerek, arkadaşının ölümünden bir yıl sonra kitabı kaleme alır. Rigaut'nun son günleri yazarın kitabının kahramanı Alain'e esin kaynağı olur. Kitap, askerlik hizmetinden döndükten sonra derbeder bir hayat yaşamış, kadınlara ve paraya düşkün, uyuşturucuya bağımlı hale gelmiş Alain'in ışığıdır. Bağımlılığı için tedavi gördüğü kliniğin doktoru onun artık iyileştiğinden, klinikte kalmasına gerek olmadığından emindir. Doktorla aynı fikri paylaşmayan Alain, Paris'teki eski arkadaşlarını ziyaret etmeye karar verir. Arkadaşları hayatla arasındaki bağı onarabilecek, ona yardım edebilecek midir? (Everest Yayınları)

Tüm baş ağrıları migrenin farklı biçimi

David Buchholz'dan Baş Ağrısı ile Baş Etmek. Migren aslında nedir? Başım neden diğer insanlara göre daha çok ağrıyor? Potansiyel tetikleyici gıdalar arasında en büyük suçlular hangileri? Yaşlandıkça baş ağrılarımın şiddeti azalacak mı? Hava durumundaki değişiklikler neden başımı ağrıtıyor? Ağrı kesici kullanmayı bırakınca başlayan geri tepme baş ağrıları ne kadar sürer? Çocuklarım da baş ağrısı çekecek mi? Neden her sabah baş ağrısıyla uyanıyorum? Hemen hemen tüm baş ağrıları migrenin farklı biçimleridir. Migren ise bir baş ağrısı tipi değil, bu ağrıları (ve sinüs doluluğu, ışığa uyarlılık gibi diğer semptomları) oluşturan biyolojik mekanizmanın adı. Yazar, çığır açan bu yeni anlayışa dayanan dönüştürücü programıyla sürekli baş ağrısı şikâyeti olanlara hayatlarının kontrolünü tekrar ele alma fırsatını sunuyor. (Epsilon Yayınevi).”
1616313168214.png
1616313179544.png
1616313196324.png
1616313208464.png
1616313220568.png
alıntı​
 
50 yıl boyunca gözlemlenen notlar

Günther Anders'ten Umutsuzsam Bana Ne! Değilmişim Gibi Devam! Herdem Belen ve Hüseyin Ertürk çevirisiyle raflardaki yerini aldı. Yazar, elli yıl boyunca hep başkaları için gözlemlediğini, aldığı notları asla kendisi için yontmadığını vurgular. Bu bakış açısının sansürünü atlatmış, farklı tema başlıkları altında destelenmiş, Hollywood'da temizlik işçiliği yaptığı dönemle başlayan, yirmi beş yılı kapsayan paragraflardan oluşan günlükler, özneliğe meraksız, kendini önemsemeyen, “Dünya'nın haline direnme düşüncesinin açık sözlü oksijeni” bir filozofun, sürgün yıllarından başlayıp elinin ayağının tutmadığı morukluk günlerine dek devam eden zarif nezaketsizlikleridir bir anlamda. Yayımlamaya değer bulduğu Hiroşima / Nagasaki notları, Vietnam Savaşı'na ilişkin yazılar, “Kâfirlikler” ve “Eskiden Aşk” diğer derlemeleridir. 1933'te baltalanan normal seyrine bir daha dönememiş, on yedi yılı uzak, geri kalanı yakın sürgünde, lakin asla sızlanma barındırmayan, savaş sonrası hiçbir tavize yaslanmamış, mülkün – bir büyük burjuva ailenin torunudur Anders – ya da akademik kariyerin sözünün geçmediği, dolayısıyla rahatlıktan nasibini almamış bir yaşam. Özeti: “Salona biletsiz girdin. Gösterinin sıkıcı olduğunu da iddia edemezsin. Hal böyle iken gösteri sırasında biri karşına dikilip yoksulluk, yoksunluk ve hastalık şeklinde bir bedel talep ederse, rezalet çıkarma, sökül. Dünya'ya gelmiş olmak her şeye değer.” (İthaki Yayınları)

Yayınlanmamış belgelere dayalı

Murat Bardakçı'dan Sizi Serbest Bırakmayı Muvafık Bularak Tatlik Ettim – Mustafa Kemal Paşa ile Latife Hanım’ın Boşanmaları. “Tatlîk etmek”, “boşamak”; “tatlîk ettim” de “boşadım” demektir… Türkiye'de Medenî Kanunun bulunmadığı devirlerde yürürlükte olan fıkıh temelli uygulamaya göre, koca, karısını bir talâkname, yani boş kâğıdı yazarak boşayabilir ve evlilik birkaç kelimeden ibaret bu boş kâğıdı ile son bulurdu… Kitabın ismi, İslâm fıkhının kocaya tanıdığı boşama hakkını kullanan Mustafa Kemal Paşa'nın eşi Lâtife Hanım'a 5 Ağustos 1925'te gönderdiği talâknamedeki kendi ifadeleridir ve 2 sene 6 ay 8 gün, yani sadece 920 gün devam edebilen evlilikleri, bu talâkname ile son bulmuştur… Bu kitap, Mustafa Kemal Paşa ile Lâtife Hanım'ın boşanmaları hakkında başta Cumhurbaşkanlığı Arşivi olmak üzere diğer resmî arşivlerde bulunan yayınlanmamış belgelere dayanılarak yapılmış ilk yayındır ve Paşa'nın hayatının şimdiye kadar meçhul kalmış bir dönemi bu yayınla aydınlığa kavuşmaktadır. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Karmaşık ve karanlık ilişkiler

Canan Al'dan Aşka Doğru. Yazar romanında polisiye kurguyu ete kemiğe büründürüp ona psikolojik bir derinlik kazandırıyor. Kişilerinin ağzından birinci kişili anlatımının sisli gölgeli gözlemleriyle ilerleyen roman, okuru bir adım sonrasına yüreği ağzında sürüklüyor. Yabancı bir işadamı arkadaşı ile hastası arasındaki köprüde aşk rüzgârıyla sallanan, bu sallantıda ailesinin tertemiz geçmişini koruyarak hayata güçlü bir sevgiyle bağlanmak isteyen Psikiyatrist Yaz’ın, içindeki kadınsı dürtüleriyle sürüklendiği karmaşık ve karanlık ilişkiler… (Kora Yayın)

Zihninizdeki yeni düşünceyi harekete geçirecek

Kemal Sayar'dan Şimdi Şehir için Kalp Zamanı. Yazar şehir insanının gönül yorgunluklarını, ruhların gizli yaralarını ilaçlardan önce kelimelerin sağaltacağına inanan, yeri geldiğinde “reçeteye şiir yazan” bir psikiyatrist. Her kitabında, her söyleşisinde bize daima “kalbin zamanını” hatırlatıyor. Hele de şimdi, dünyanın görülmemiş bir “felaket” yaşadığı şu dönemde hissettiğimiz yalnızlaşma ve endişe üzerine söyleyecek çok sözü var. Söyleşilerden derlenmiş, güncellenerek zenginleştirilmiş bu kitap, zihninizde rüşeym halinde bekleyen pek çok yeni düşünceyi harekete geçirecek. (Kapı Yayınları)

Mutluluk göründüğü gibi midir?

Orhan Tüleylioğlu'ndan 50 Maddede Mutluluk. Mutlu son var mıdır? Peki ya mutlu aşk? İlk ansiklopedideki mutluluk maddesini kim yazdı? Mutsuzluğu tanımadan mutlu olmak mümkün müdür? Mutluluk göründüğü gibi midir? Kişisel gelişim kitaplarıyla mutluluğu bulmak mümkün müdür? Sahi mutluluğun herkes için geçerli bir formülü var mıdır? Yazar tüm dünyadan dönemine damgasını vurmuş felsefecilerin, sanatçıların ve yazarların ışığında “mutluluk” kavramının peşine düşüyor. Tarih boyunca yaşamış en parlak akıllar mutluluğu nasıl tanımladı, nasıl deneyimledi ve eserlerinde nasıl ele aldı… Kitap, bu kavrama farklı dönemlerden bambaşka isimlerin bakışıyla kendi “mutluluk” tanımınıza hiç olmadığınız kadar yaklaşmanızı sağlayacak. (Karakarga Yayınları)

Nefret karışımı duygularla çentikledi

Mithat Önal'dan Büyük Kırmızı Papağan. Kapının karşı sağ köşesinde alt ranzada yatan adam, kırmızı bir papağan düşledi siyah kirpiklerini irice gözlerinin üzerine düşürürken. Beyaz badanalı küçük odanın duvarları çentiklerle kaplıydı. Sayılamayacak kadar çizilmiş çivili çentikler. Sabah gün ağarırken kalkan kadın hiç erinmeden, yüksünmeden bu çentikleri atıyordu. Dışarda yağan lapa lapa kara aldırış etmeden, pencereye vuran yağmurun sesini duymaksızın pencerenin kenarında duran paslı çiviyi eline alıyor beyaz badanalı duvarı içindeki özlem ve nefret karışımı duygularla çentikliyordu. Beyaz badanalı duvarın çentiksiz tarafında paslı bir çiviye asılı fotoğraf duruyor. Bir adam kırmızı bir kamyonete sırtını yaslamış fotoğrafı çekene karşı gülümsüyor. (Kavim Yayıncılık)

Toplumsal değişim nasıl paralel ilerliyor

Cüneyt Ülsever'den Cinayet Polisi Dedemin Evrak-1 Metkuresi. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, toplumun her kesimini yakından ilgilendiren FETÖ ve bu örgüte yönelik operasyonlar, polisiye romanlara önemli bir kaynak teşkil edecek gibi duruyor. Türkiye’de bu malzemeden ilk yararlananlardan birisi de yazar oldu. Türkiye’de daha önce pek denenmemiş siyasi polisiye tarzında romanlar kaleme alan yazar, son romanında da 17/25 Aralık sürecinden bu yana yaşanan gelişmeleri bireyinin rolünü de yok saymadan ele alıyor. Kitap, Türkiye’de orta halli bir bireyin değişimiyle, toplumsal değişimin nasıl paralel ilerlediğini okuyucuya akıcı ve çarpıcı bir biçimde sunuyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Pencerenin önünden çekilmek istedim

Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan Gulyabani – Klasik Maceraperestler. “Ölümü beklemek sabırsızlığıma ve korkusuz bulunmak için vermiş olduğum metanet kararına rağmen bütün damarlarıma büyük bir korku yayılmaya başladı. Pencerenin önünden çekilmek istedim. Fakat nereye kaçacaktım? (…) Şimdi artık ay ışığının yardımıyla biçiminin bütün ayrıntılarını seçebiliyordum. Kazan büyüklüğünde bir baş… Üzerinde o ürkütücü büyüklüğüne uygun beyaz sarıklı bir kavuk… Birer lombar deliği sanılacak bir çift müthiş göz… Ortası tümsek yarım endaze azman bir burun… Sekiz-on beyaz atın kuyruklarından yapılmışa benzeyen, göğüse kadar inmiş bir aksakal… Bol yenli, topuklara kadar varan morumsu cüppe, bir elinde çektirme direği büyüklüğünde bir asa… Diğerinde taneleri kaba soğan iriliğinde bir tespih…” (Maceraperest Kitaplar)

İki insanın sıra dışı aşk hikâyesi

Mine Sultan Ünver'den Çürük. Yaralı bir kadındır Benan; kaçmayı sever. Bağımlısı olmuştur kendine yarattığı özgürlüğün. Farklı kişiler farklı zamanlarda onunla yaşanmış hatıralara sahiptir ama hepsi de şaibelidir. Melek veya şeytan hatta aynı anda ikisi de olabilir Benan… Balkan ise onu tanıdıktan sonra hayatının dengesini kaybetmiş bir erkektir, “Labirentte kaybolmuş bir fareyim artık ben” diye tanımlar kendini… Fakat kararlıdır; bu güzel kadının geride bıraktıklarının izini sürerek onu bulacaktır. Yazar romanında, iki insanın sıra dışı aşk hikâyesi üzerinden hayatın bilinmezlerini sorguluyor. Tıpkı kahramanı Benan’ın dediği gibi; hayatın ne zaman mükemmel bir şekilde düzene gireceğini asla bilemeyiz! Ve bir sırrın bizi geleceğimize götüreceğini… (Mona Kitap)

Mağazacılık için vazgeçilmez bir rehber

Suat Soysal'dan Mağazacılık – Mükemmel Müşteri Hizmeti ve Etkili Satış Teknikleri. Bu kitapta neler bulacaksınız? Mağazacılığın tüm sektörlerinde, satıştan yönetime tüm kadrolar için mükemmel hizmet ve etkili satışın yolları, hazır giyim, gıda, gıda dışı, kategori mağazacılığı ve yeme içme sektörü için örnek satış ve hizmet diyalogları e-ticaretin mağazacılığa etkileri kötü hizmetin verdiği zararların boyutları, 35 yılı aşkın mağazacılık deneyimiyle pratik öneriler, satışın tüm aşamaları için etkili teknikler, ilk karşılaşma anında satışı garantiye almanın yolları, ürünün faydalarını sunmaya örnekler, mağazacılıkta satışı gerçekleştiren soru örnekleri, ürünü denetmenin pratik yolları, müşterilerin sık rastlanan itirazlarına cevap örnekleri, zor durumlarda müşterilerle diyalog örnekleri, satışı sonuçlandırmanın ve ilave ürün satmanın denenmiş yolları, satışta doğru beden dili… (Remzi Kitabevi)

Yapay zekâ kıyameti gerçek olacak mı?

Düşünen Makineler – Yaklaşan Yapay Zeka Çağı Ve İnsanlığın Geleceği. Yapay zekâ ve robotlar hakkında neler biliyoruz? 1997'de IBM'in Deep Blue bilgisayarı, 1985'ten beri namağlup dünya şampiyonu Garry Kasparov'u satrançta yenince, yapay zekâ halkın gözünde bambaşka bir görüntüye büründü. Acaba Isaac Asimov'un yıllar önce belirlediği üç robot yasası tersine dönebilir miydi? Evet, bu yenilgi insanlık için büyük bir olaydı ama acaba Alan Turing bilgisayarların bir gün insanlar gibi düşünebileceklerini söylerken ne kastediyordu? Yapay zekâlı robotların istilasına o kadar yakın mıydık gerçekten? Aslına bakılırsa hayır. Ama Kasparov'un yenilgisinden bu yana komplo teorilerinin ardı arkası kesilmedi: Katil robotlar ve yapay zekâ kıyameti gerçek olacak mı? Yapay zekâlı otonom silah sistemleri savaşlarda sivillerle savaşanları ayırt edebilir mi? Bir de işin insani boyutu vardı: Yapay zekâ bilinçlenebilir, hatta acı çekebilir mi? (Say Yayınları)

Okuyanın imgelemini besleyici bir şiir

Turgay Bostan'tan Gidilmemiş Bir Yol. “Yazarın şiiri yol açıcı, okuyanın imgelemini besleyici bir şiirdir. Bu şiirin sahip olduğu imgesel derinlik, şairinin dünyaya ve söze bakışının sonucudur. Dünyanın söze dönüştüğü sayfaların yanı sıra, sözün de yeni dünyalar yarattığına tanıklık eder okuyucu. Bunu yakalayabilen şiir, şimdiden zamanın mermerine derinlemesine kazınmış demektir.” Baki Asiltürk. (Sia Kitap)

Bu onun son yolculuğu

Robert Seethaler'den Son Senfoni. Gustav Mahler, New York'tan Avrupa'ya giden bir geminin güvertesinde oturuyor. Dünyanın en ünlü, en büyük müzisyeni, ama vücudu artık dünyanın yükünü taşıyacak güçte değil, ağrıları her zamankinden de güçlü şimdi. Mürettebat onun el üstünde tutmaya çalışırken, o kendini bir ömrün hatıralarına teslim ediyor: Son yıllardan kalanlar, dağlardaki yazlar, hayaline düşen kızı Maria'nın ölümü, New York Filarmoni macerası, onu bekleyen diğer kızı Anna, besteleri, hastalıkları, onu çılgına çeviren hayatının aşkı Alma… Herkes, her şey, hem burada onunla, ama aslında bir o kadar da uzakta: Bu onun son yolculuğu.

Son Senfoni, geçmişle yüzleşen yorgun bir sanatçının, kristal berraklığındaki dokunaklı portresi. (Timaş Yayınları)

Olağanüstü kadınların hayatları

Jenni Murray'dan Dünya Tarihinde İz Bırakan 21 Kadın. Başkaları sadece izlerken, onlar liderlik yaptılar. Ayağa kalktılar ve kimsenin tek söz söyleyemediği zamanlarda konuştular. Bilim, sanat, edebiyat ve müzikte kalıpları kırdılar. Devlet yönetimi ve politika gibi erkek egemen alanlarda söz sahibi oldular. Her biri değişim için kendi yöntemleriyle savaştı. Geçmişten günümüze sanatçıları, politikacıları, aktivistleri, muhabirleri, imparatoriçeleri ve devlet başkanlarını kapsayan kitabında yer alan, dünyamızın şekillenmesinde derin etkisi olan bu olağanüstü kadınların hayatlarını, mücadelelerini ve başarılarını okurken hayranlık ve gıpta duymamak neredeyse imkânsız. (Totem Yayınları)

İnsanların veba ve aşklarının hikâyesi

Orhan Pamuk'tan Veba Geceleri. Yazarın 5 yıldır çalıştığı kitap, 1901 yılında 3. Veba Pandemisi döneminde Osmanlı'nın 29. Vilayeti Minger adasında geçiyor. 1901 baharında Osmanlı İmparatorluğu'nun 29. vilayeti Minger Adası'nda veba salgını baş gösterince Sultan Abdülhamit önce Sağlık Başmüfettişi kimyager Bonkowski Paşa'yı, onun arkasından da genç ve başarılı Doktor Nuri'yi salgını durdurması için adaya gönderir. Padişah kısa bir süre önce genç doktoru, sarayda hapis hayatı yaşattığı ağabeyi önceki padişah V. Murat'ın kızı Pakize Sultan ile evlendirmiştir ve Pakize Sultan da bu yolculukta kocasına eşlik etmektedir. Adada ise genç ve milliyetçi Osmanlı subayı Kolağası Kâmil, onun âşık olduğu adalı Zeynep ve her şeye yetişmeye çalışan Vali Sami Paşa ile güzel sevgilisi Marika vardır. Karantina yasaklarına itaat edilmesi için çaba harcayan bu insanların vebayla, adadaki geleneklerle ve sonunda birbirleriyle ve ölüm tehditleriyle savaşının ve yaşadıkları aşkların hikâyesidir kitap. (Yapı Kredi Yayınları)

Ümitsizlikler tatlı bir ümide bağlanıyor

Özge Uzun'dan Kırmızı Sarı ve Gergedan. “Kendi kederinin ağırlığı altında ezilmeyen bu yürek, hiçbir şeyi biriktirmeyen aynalar gibi korkusuzca ve yargılamadan, tüm sırlarını paylaşıyor bizimle… Elinizde tuttuğunuz bu kitap, bir mücevher değerinde ve her satırı da tıpkı ona ruhunu üfleyen yazarı gibi umut ve ilham verici…” Berrak Yurdakul. Kitapta ayrılıklar kavuşmaya, mutsuzluklar mutluluğa, ümitsizlikler tatlı bir ümide bağlanıyor. Gazeteci, sunucu ve yazar kendi hayatının muhasebesini aşk, evlilik, dostluk, ilişkiler ve iş ekseninde yaparken kendisi için kullandığı şifa notlarını da okuyucusuyla paylaşıyor. Bu kitapta kendi hayatınızda yaşadığınız çelişkilerin, çıkmazların, kavga ve küsmelerin nasıl olumluya dönüşebileceğini kolaylıkla bulabileceksiniz. (Nemesis Kitap)

Ecevit, Fetullah Gülen hakkında neler söyledi?

Mehmet Bican'dan Adım Adım İrtica… Kitap içeriğinde neler var? Dinin politik araç olarak kullanılması, Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile hangi siyasetçi döneminde yasaklandı? “Türk milleti, Atatürk, Latin harflerinin kullanılması mecburiyetini getirince, Arapça Harflerle yazılan tarih kitaplarını okuyamadığı için mi cahil kaldı?” Hangi siyasetçi İstanbul'u İslam Dünyasının İkinci Mekke'si, Eyüp Sultan'ı da İkinci Kâbe'si yapmak üzere kolları sıvadı? Semra Özal, eşi Turgut Özal hakkında hangi yorumda bulundu? MGK Toplantısında komutanların görüşlerine karşı çıkan Bülent Ecevit, Fetullah Gülen hakkında neler söyledi? Vizyonunu, “Laik TC'nin ve Atatürk Sevgisinin nesilden nesile bayrak olarak aktarılması” cümlesiyle açıklayan Tansu Çiller döneminde neler yaşandı? 12 Eylül Darbesinin lideri Kenan Evren, anı defterine müfredata konulan din dersleri ile ilgili ne yazdı? Ya Erbakan, Süleyman Demirel dönemleri? (Galeati Yayıncılık)

Gerçek suçluyu bulmak zorunda

Alper Canıgüz'den Oğullar ve Rencide Ruhlar. Dünyanın en küçük dedektifi, 5 yaşındaki Alper Kamu iş başında… Sherlock Holmes'tan tek eksiği yaşı. Sahi! Bir de hiçbir suçluyu alt edecek fiziksel güce sahip değil. Alper Kamu'nun sermayesi zeka, bilgi ve sezgiden mürekkep.

Ve şimdi… Hicabi Bey'i Deli Ertan'ın öldürmediğini ispat edebilmek için gerçek suçluyu bulmak zorunda. Kitap, başta Fransa olmak üzere birçok ülkede “modern polisiyenin parlak bir örneği” olarak selamlandı. Daha ilk cümlede okuru yakalayan; samimi bir mizah, şefkatli bir eleştirellik ve afallatıcı tespitlerle donanmış, soluksuz bir serüven. Türk romanının olağanüstü karakterlerinden biriyle tanışacak ve kendinizi sık sık, “Hayreti mucip!” demekten alamayacaksınız. (Alfa Yayıncılık)

Dikkat kesip beklemeye başladık

Nurettin Baydur'dan Bir Korumanın Anıları. “Vakit, gece yarısından sonra 02.00 civarı idi ki, uzaklardan nal sesleri gelmeye başladı. Henüz çok uzaklarda olmalarına rağmen gecenin ıssızlığında bu sesler çok net bir şekilde duyuluyordu. Sayılarının da oldukça fazla olduğu anlaşılıyordu. Dikkat kesip beklemeye başladık. Sesler Kavaklıdere tarafından geliyordu ve gittikçe yaklaşıyorlardı. Gelenler, Meclis Süvari taburu askerleri olmalıydı. “Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nü teslim almaya geliyorlar olmalılar” diye düşünüyorduk. Yaptığım konuşmadan sonra arkadaşlar oldukça rahatlamış görünüyorlardı, fakat yine de erlerden biri dayanamayıp sordu: “Ne yapacağız ağabey?” “Ne yapacağımızı söyledim. Rahat vaziyette bekleyeceksiniz., heyecanlanmak yok” dedi…” (Ata Ofset Matbaacılık)

Viking dönemi ve İskandinav tarihi

Kerim Elyaz'dan Viking Tarihine Yolculuk. Bu kitap; arkeoloji, tarih, filoloji, dinler tarihi ve karşılaştırılması ve kültürel coğrafya gibi pek çok araştırmayı bir araya getiren kitap olma özelliği taşımaktadır. Bu geniş kapsamlı araştırma tarih kitabı, Vikinglerin savaşlarını, inançlarını, Avrupa'ya yolculuklarını, Orta Çağ ve Hristiyan Avrupa'yla olan ilişkilerini, Dünya tarihinde yarattıkları etkilerine kadar geniş bir alana yayılan pek çok ilginç konuları içermektedir. Vikinglerin araştırılması konusunda da önemli bir yere sahiptir. Çok sayıda resim, harita ve tabloyla desteklenen bu kitap Viking dönemi ve İskandinav tarihiyle ister akademik anlamda olsun ister meraklı bir okur olarak olsun, ilgilenen herkesin okuması ve kütüphanesinde yer alması gerektiğini düşünerek yazdığım bir kitaptır. Bu kitabın özelliği ise hem araştırmacılara yönelik araştırılmış ve kaynaklı bilgileri kapsaması, hem de Vikinglerle ilgilenen okurlara ilgi çekici ve heyecanlı bir tarzda Vikingleri anlatmasıdır. (Bassaray Yayınları)

Karanlık noktalar aydınlatıldı

Cazım Gürbüz'den Mustafa Suphi Olayı ve Edebiyata Yansımaları. Mustafa Suphi ve Onbeşlerin vahşice katledilmelerinin üzerinden 100 yıl geçti. Bu yüz yılda Mustafa Suphi ve yoldaşlarının yaşam ve savaşım öyküleri bağlamında çok yazılar ve kitaplar yazıldı. Yazıldı, yazıldıkça kafalar karıştı. Aynı olay ya da ayrıntı, yedi sekiz türlü anlatılabiliyordu ve bu anlatımı yapanların çoğu da olayların içinde ve Suphi'nin yanında bir vesile ya da süre ile bulunmuş kimselerdi. Bu siyasal toplu öldürümün kim ya da kimler tarafından yapılıp/yaptırıldığı konusunda da kafalar karışıktı, tartışmalar sürüp duruyordu. Yazar, Mustafa Suphi ve yoldaşlarına ilişkin tüm yazılanları didik didik etti, karşılaştırdı; yanlışları eledi, eksikleri giderdi, karanlık noktaları aydınlattı. (Berfin Yayınları)

Herkes için kozmik bir macera

Cristopher Edge'den Jamie Drake Denklemi. Fırlatılan roketler, sıfır yerçekimi ve uzayda bir süper kahraman gibi uçmak! Jamie Drake'in babası Dünya'nın yörüngesindeki Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaydı. Jamie bunu havalı bulmalıydı aslında ama babasını çok özlüyordu… Yerel gözlemevinde vakit geçirirken Jamie'nin telefonu tuhaf bir sinyal alıverdi. Uzaylılar, Jamie'nin gezegenine gittikçe yaklaşıyor gibiydi. Ama uzay tehlikeli bir yerdi ve babasının görevinde bir şeyler ters gittiğinde Jamie, kendisinin de bir kahraman olduğunu kanıtlayabilecek miydi? Hayatında bir kez bile yıldızlara bakmış herkes için kozmik bir macera. (Bilgi Yayınevi)

Talihsizlikler ve maceralar

Jerome K. Jerome'den Bir Kayıkta Üç Kafadar. Sürüsüne bereket hastalıktan mustarip (hisseden) üç İngiliz beyefendisi (ve bir de köpek), hava değişiminin kendilerine iyi geleceğini düşünüp günlük hayatın koşuşturmacasından biraz uzaklaşmak isteyince kayık kiralayıp Thames Nehri’nde iki haftalık, dinlendirici bir gezintiye çıkmaya karar verirler. Fakat bu gezi planladıkları kadar dinlendirici olmayacak, abartmaktan hiç tasarruf etmeyen balıkçılar, kendini beğenmiş buharlı tekneler, güvenilmez hava tahminleri, bir türlü açılmayan konserveler, çeşitli talihsizlikler ve maceralarla karşı karşıya geleceklerdir. (Can Yayınları)

Onu durdurmanın bir yolu olmalı

Marie Francine Hebert'ten Uyumsuz Çoraplar. Farklı olma hakkına ve dayanışmaya dair akıllardan çıkmayacak bir hikâye. Güneş̧ ve Yağmur yakın arkadaşlar. Su birikintilerini, öpücükleri, kelebekleri, gıdıklanmayı, şarkı söylemeyi, dans etmeyi ve kahkahalarla gülmeyi severler. Zamanını yaramazlık yaparak geçiren Bora ise koca gözlerini bir an bile üzerlerinden ayırmaz. Yetişkinler arkalarını döndükleri anda Güneş’i ve Yağmur’u rahatsız etmek için her şeyi yapar. Onu durdurmanın bir yolu olmalı mutlaka. Ne yapmalı da barışı sağlamalı? (Çınar Yayınları)

Kışkırtılmaya ve direnmeye hazır olun!

Deniz Gökkaya'dan Oda. 3000'li yıllarda dünyanın tek bir kent olarak varlığını sürdürdüğü bir distopyanın içindeyiz. Geçerli olan tek silah güç, o da bir kişinin elinde. Peki ya silah doğru kişinin elinde değilse, güç dengeleri nasıl değişir? Asıl zalim, masum kılığında dolaşmaya başladığında adalet yerini bulabilir mi? Genç yazar ilk romanında, okuru gelecekte loş bir yolculuğa çıkarıyor. Bir başka bedenin içinde inandıkları uğruna savaşmayı seçen ruhlar, saklandıkları yerde günlerini bekleyen gerçekler ve yaratılan sanal dünyaya hapsedilmiş genç bir kız… Şaşırmaya, kışkırtılmaya ve direnmeye hazır olun! (Dağhan Külegeç Yayınları)

Öğretmenleriyle sorunlar yaşıyor

Birsen Ekim Özen'den Katpatuka. “Dünyayı değiştirebileceğime emin değildim ama kendimi değiştirmek gibi zorlu bir işe giriştiğimin farkındaydım.” Teoman yeni başladığı yatılı okulda sıkılıyor, öğretmenleriyle sorunlar yaşıyor, evde ise babasıyla bir türlü iletişim kuramıyordu. Okulda geçirmek zorunda kaldığı sürpriz bir kar tatilinin hayatını sonsuza dek değiştireceğinden habersizdi. Her şey ilk kar tanesinin düştüğü gün başladı… (Doğan ve Egmont Yayıncılık)
1616931556497.png
1616931579275.png
1616931615114.png
1616931630285.png
1616931640878.png

1616931659175.png
1616931671028.png
alıntı​
 
Sonsuza kadar sürmez

Kemal Aslan'dan Barbarlar Çağı… Yakıp-yıkar, korkudan barbarlar, hiçbir iz olmasın ister, geçmişe dair, tanığı çoktur, açtıkları derin yaraların, şahittir tarihi kavimlerin, halklar yaralarını sarar, sonsuza kadar sürmez, geldikleri gibi, gider barbarlar. (Artshop Yayıncılık)

Acı dolu ve sarsıcı bir olay

Mukhtar Mai'den Namus Adına-Pakistan’dan Yükselen Adalet Sesi. Yayımlandığı yıl Fransa'da en çok okunan üç kitaptan biri olan ve yirmi üç dile çevrilen kitap, TIME tarafından “Dünyanın En Etkili Kişileri” listesine seçilen yazarın sarsıcı hikâyesi. Yazar, Haziran 2002’de acı dolu ve sarsıcı bir olay yaşadı. Pakistan’ın Meerwala köyünde hayatının beklenmedik şekilde değişeceğinden habersiz ailesiyle birlikte sessiz, sakin bir hayat sürmekteyken, erkek kardeşine yöneltilen suçlar için sorumlu tutuldu. Namus meselesi yüzünden, çarpık bir aşiret sisteminin mağduru oldu. Kadınlığını geri dönüşü olmayacak şekilde yaralayan bir grup erkek karşısında, kendisini bilinmeyenlerle dolu bir adalet denklemi içinde buldu. Yine de yaşadığı onur kırıcı trajedi karşısında pes etmemeyi seçti ve köyünde aynı çarpık sistemden muzdarip diğer genç kadınların sesi olmak üzere, adalet mücadelesine başladı. (Epsilon Yayınevi)

Tanrı’yı arzu etmek

Simone Weil'den Tanrı’yı Beklerken. Bu kitap, Fransız filozof ve toplumbilimci yazarın en önemli eserlerinden biridir. Yazarın Tanrı sevgisi üzerine kaleme almış olduğu denemeler ve mektuplarından oluşmaktadır. Adı rastgele seçilmiş değildir. Onun bekleyişi, efendinin dönüşünü bekleyen hizmetçinin uyanık durumunu gösterir; onun içini kemiren ‘tamamlanmamış’ bir karakteri ifade eder. Yazar için Tanrı’nın son derecede uçsuz bucaksız sevgisi, zamanın ve mekânın sonsuzluğu üstünden gelir bulur bizi. Bizim bekleyişimizden azadedir O’nun gelişi; ama zamanında gelir o… İnsan, iyiliği beklemek ve kötülüğü uzaklaştırmaktan başka şey yapmamalı. Sadece kötülük tarafından sarsılmamak için kas gücünü kullanmalıdır. Tanrı’yı arzu etmek ve geri kalan her şeyden vazgeçmek, selamete erdiren budur sadece. (Fol Kitap)

Aile içinde rollerin değişmesi

Maite Carranza'dan Hayatımın Rolü. Olivia, oyuncu annesinin bunalıma girmesi ve hastaneye kaldırılmasıyla, olan bitenden habersiz küçük kardeşi Tim’i oyalamak ve hayata yeniden tutunmak için bir film oyunu kurgular. Yeni taşındıkları mahallede onları yeni renkler, yüzleşmeler, kimlikler ve roller beklemektedir. “Hepimizin başına gelebilir” duygusundan “Hayat sürprizlerle doludur” duygusuna usta işi bir kurguyla sürükleyen roman, her yaştan okura “tanıdık” gelecek ve umudu yüceltecek nitelikte. Aile içinde rollerin değişmesi, erken yaşta ağır sorumluluklar üstlenmek, yoksullukla baş etmek gibi zorlu süreçleri naif bir üslupla kaleme alan yazardan etkileyici bir kitap. (Günışığı Kitaplığı)

Şiirlerini taşlara yazdı

Doğumunun 100. yılında Enver Gökçe’ye Armağan. Erzincan’ın Çit Köyü’nde doğdu. O zamanlar, oralarda dutluktu geçim. Çocukluğuna yaşadı, çocukluğunu göremedi; bir gözünden oldu. Türkülerle büyüdü, türküleri büyüttü. Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’ne girdi. Pertev Naili Boratav’ın öğrencisiydi, Eğin Türküleri bitirme tezi. Şair oldu, komünist oldu. Belki de komünist oldu, şair oldu. Ahmet Kutsi Tecer kötüledi şiirini; o, daha “kötüsünü” de yazdı. Başkaları da beğenmedi. Sansaryan Han’a koydular, çok çektirdiler; kalemiyle ifade vermek yerine taşlara yazdı şiirlerini. Arkadaşı İlhan Başgöz ezberledi duvarlardaki umudu; azat etti, buzat etti. Mehmed Kemal ile Mehmet Seyda ile hapis yattı. Çoktu arkadaşı, yoldaşı. Azdı işi, aç gezdi; boyun eğmedi.

Aziz Nesin “şiirlerini basayım” dedi, o ise “hayır” dedi: “Ben yerine Neruda’yı bas, işte çevirdiklerim.” (h2o Kitap)

Suki'nin hiç şansı yok gibiydi

Zeynep Alpaslan'dan Suki'nin Yoga Stüdyosu. Boz ayı Suki'nin Sardunya Kasabası'ndaki küçük, küçücük yoga stüdyosu onun her şeyiydi. Suki'ye göre yoga kendini sevmek, hem bedenini hem de ruhunu esnek tutmak, kalbini tüm dünyaya açmak demekti. Fakat bir gün yoga stüdyosunun karşısında başlayan bir inşaat, Suki'nin hayatında korkunç bir sorun yaratmak üzereydi. “Narin Lotus Çiçeği'nin Yoga Stüdyosu” gösterişli, kocaman binası ve iddialı sözleriyle Suki'ye rakip olmaya hazırlanıyordu! Suki'nin hiç şansı yok gibiydi… Acaba Suki, havalı Narin Lotusçiçeği'nin karşısında durma gücünü kendinde bulabilecek miydi? (İthaki Çocuk)

Çocuk cinselliği üzerine

Sigmund Freud'tan Küçük Hans-Beş Yaşında Bir Oğlanın Fobi Analizi – Hasan Ali Yücel Klasikler. Freud (1856-1939): Psikanaliz tarihinin en önemli vaka öykülerinden biri sayılan bu eser beş yaşındaki Küçük Hans’ın fobilerinin aile ilişkileri içinde nasıl şekillendiğini ortaya koyarken bir yandan da Freud’un çocuk cinselliği üzerine o dönemde çokça yadırganan fikirlerinin doğrulandığı bir örnek sunar. (İş Bankası Kültür Yayınları)

33 yıl sürmüş bir hükümranlık

Tahsin Paşa'dan 2. Abdülhamid ve Yıldız Hatıraları. Sultan 2. Abdülhamid… 33 yıl sürmüş bir hükümranlık.

Çok yönlü bir padişah olmasının yanında bir o kadar da eleştirilen bir insan. Hakkında serinkanlı değerlendirmeler yapmak ise oldukça güç. Bir yandan kutsanırken bir yandan kıyasıya eleştiriliyor bugün bile. Kızıl Sultan ile Ulu Hakan sıfatları arasında parlayan bir ‘yıldız’ o. Ve Tahsin Paşa, 1894-1908 yılları arasında Yıldız Sarayı’nda Mâbeyn Başkâtipliği görevinde bulunmuş, Osmanlı son döneminin en önemli bürokratlarından ve Sultan 2. Abdülhamid’e en yakın isimlerden biridir. (Kapı Yayınları)

Geçmişin üzerine kapanan kapı

Jean Michel Palmier'den Bir Gölge Göstericinin Düşleri. Avrupa'nın tarihinde, 20. yüzyılda meydana gelen büyük felaketin dehşeti, geçmişin üzerine kapanan kapıyı yeniden açmaya kalktığımız her an karşımıza çıkan, hiçlik ile hayalin birbirine karıştığı, endişeyle karışık bir kurtuluş duygusuyla çoğu zaman seyre daldığımız o boşlukta aranmalı. Yazar, büyük felaketin hemen öncesi, tutkuyla bağlandığı Weimar Cumhuriyeti'nin düşünce ve sanat dünyası üzerine yazdığı bu kısa otobiyografik denemelerde, gerçekle arasına sürekli hayali engeller döşeyerek, gölgelerin ve suretlerin peşinde, kaybolan eşsiz bir duyarlılığın izini sürüyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Yuvarlağa birkaç defa dolanmış patiska

Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan Kesik Baş-Klasik Maceraperestler. Polisler derhal çıkının düğümünü çözdüler. Feneri Yaklaştırdılar. İçinden Ermenice bir gazeteye sarılı, lahana gibi yuvarlak bir şey çıktı. Kâğıdın birkaç yerinde koyu lekeler görünüyordu, gazeteyi açtılar. Kenarı kroşe örmesi baklava dantelalı, kurumuş kanla lekelenmiş bir patiska parçasının içinde, yine aynı yuvarlak şekil beliriyordu. Yuvarlağa birkaç defa dolanmış olan bu patiskayı da açtılar. Kirpiklerinin arasından kesik koyun kelleleri gibi karaları kaymış, süzgün bakan bir insan kafası çıktı. Bu kesik baş, kulaklarına kadar bir ressam paleti gibi türlü renge boyanarak yüz tanınmaz bir hâle getirilmişti. (Maceraperest Kitaplar)

Uzun metrajlı film senaryosu yazma tekniği

Mustafa Altıoklar'dan Senaryo: Karakterin Yolculuğu. Yazardan klasik uzun metrajlı film senaryosu yazma tekniği ve karakter yaratma sanatının ortaklıkları üzerine yoğunlaşmış bir kitap. Kitapta örnek filmler üzerinden sekiz perdeli plot yapısına, sanat filmlerinin kurgusundan karakter motivasyonuna, ark dönümüne, merkezi dramatik çatışmadan senaryo kurgusu ve manifestosuna, astroloji arketiplerinden Jungien arketiplere, sinemada olay kavramından peripeteia, anagnorisis, zaman baskısı, dramatik ironi, sekans, logline, sinopsis, plot ve tretman tanımlarına kadar senaryo yazarlığının sırlarını bulacaksınız. (Mona Kitap)

Meliha'nın akrabasına olan tutkuya dönüşmüş aşkı

Hasan Öztoprak'tan Senin, Meliha.1943 yılının Haziran ayında Adapazarı büyük bir depremle yıkıldı. İkinci Dünya Savaşı'nın bütün ülkede yol açtığı sıkıntıların üzerine gelen deprem, halkın dertlerini artırmakla kalmadı, ruhsal dengesini de altüst etti. Böyle bir atmosfer içinde geçen roman, şehrin ileri gelenlerinden Akyüz ailesinin kızı Meliha'nın akrabası Ahmet'e olan tutkuya dönüşmüş aşkını anlatıyor. Meliha'nın İstanbul'da yaşayan sevgilisine olan aşkını ona yazdığı mektuplar aracılığıyla izlerken, günlük yaşamın gelgitlerine de tanık oluyoruz. (Remzi Kitabevi)

Göç alan bölgelerin halkları etkileniyor

Johannes Krause, Thomas Trappe'den Genlerimizin Yolculuğu – Bize ve Atalarımıza Dair Bir Öykü. Atalarımızın kemikleri üzerinde yapılan DNA analizleri geçmişe ışık tutuyor. Göç ve pandemi bugün dünyayı sarsıyor. Kitap göç ve pandeminin insanlık tarihi kadar eski ve birbirleriyle ilişkili olduğunu öğreniyoruz. Göç eden halklar beraberlerinde yeni genler, yeni diller, yeni teknolojiler ve yeni salgınlar getiriyor. Göç alan bölgelerin halkları bu yeni konuklardan çok etkileniyor. Yazarlara göre pandemiler de göçlerle birlikte devam edecek, bu olaylar ırkçılık ve milliyetçilik gibi teorik yapıları zorlayıp aşındıracak, aşınan ve zorlanan teorilerin savunucuları da gitgide saldırganlaşacak. (Say Yayınları)

Eşit ve ücretsiz almamız gereken hizmetler

Ozan Bingöl'den Kontrolsüz Güç – Vergilerimiz Nerede? Sadece son on beş yılda 5.58 trilyon lira vergi ödedik. Bu kadar vergi ödeyip; Geçsek de geçmesek de yola-köprüye tekrar para ödüyorsak, İzlemediğimiz bir televizyon kanalını bizler finanse ediyorsak, Muayene katkı payı ödemeye devam ediyorsak, Devletin okuluna kayıt yaptırırken kayıt parası ödemek zorunda kalıyorsak,
Sokağımızdaki asfalta katılım payı ödüyorsak, Garantili hastaneleri biz yükleniyorsak, Harcını ödediğimiz hizmete bir de döner sermaye bedeli ödüyorsak, İşsizlik maaşına bile damga vergisi ödüyorsak, İsmini dahi bilmediğimiz nice paylar, fonlar, hizmet bedelleri ile karşılaşıyorsak ve bir sosyal devlette eşit ve ücretsiz almamız gereken neredeyse tüm hizmetlere tekrar bu kadar para ödüyorsak; o zaman soru şu: Vergilerimiz Nerede? (Sia Kitap)

Sıra dışı kadınların yaşamlarını ve başarıları

Hossein Kamaly’den İslam Tarihinde İz Bırakan 21 Kadın. Kitap, on yedinci yüzyıl Mekke ve Medine’sinde başlayıp, on birinci yüzyıl Yemen ve Horasan’ına uzanır. Sonra on altıncı yüzyıl İspanya’sını, İstanbul’unu ve Hindistan’ını inceler. Oradan da, bugünün Avrupa ve Amerika’sına varmadan önce, on dokuzuncu yüzyıl İran’ını, Afrika çayırlarını dolaşarak, yirminci yüzyılın Rusya’sına, Türkiye’sine, Mısır’ına ve Irak’ına kadar uzanarak bize dünyayı gezdirir. Hossein Kamaly, Hazreti Muhammed’in eşi Hatice’den ve İslam dininin yayılma yıllarına tanıklık eden kadınlardan başlayarak, yirmi birinci yüzyıldaki ödüllü mimar Zaha Hadid’e kadar, İslam tarihindeki bu sıra dışı kadınların yaşamlarını ve çığır açan başarılarını anlatıyor. (Totem Yayınları)

Gerçeğe ulaşma imkânı kalmayınca

Amin Maalouf'tan Empedokles'in Dostları. Atlas Okyanusu kıyısındaki küçük Antioche adasının yalnızca iki sakini vardır: Orta yaşın verdiği olgunlukla sessiz bir hayat sürmek isteyen Alec ile yazdığı ilk romanının yakaladığı başarı sonrası her şeyi ardında bırakan esrarengiz Ève. Birbirlerinden uzakta, kırılgan yalnızlıklarının tadını çıkaran bu iki insanın yolu bir gün elektriğin, telefonların, televizyon yayınlarının, internetin, kısacası her türlü iletişim aracının etkisiz hale gelmesiyle kesişir. Gerçeğe ulaşma imkânı kalmayınca fısıltı gazetesi işlemeye başlar: Gezegen bir nükleer felaketin eşiğindedir, Amerika küresel ölçekte bir terör saldırısına maruz kalmıştır, insanlığın hayatını kolaylaştıran teknolojik gelişmeler artık insanlığın sonunu getirmiştir… (Yapı Kredi Yayınları)

Hastalıktan şifa bulmak

Soren Kierkegaard'tan Ölüme Götüren Hastalık. “Umutsuzluk bir meziyet midir yoksa bir kusur mudur? Salt diyalektik anlamda her ikisidir. Eğer umutsuzluk düşüncesi soyut olarak, herhangi bir umutsuzluk akla gelmeksizin düşünülmek istenirse, şöyle denebilir: O muazzam bir üstünlüktür. Bu hastalık olasılığı insanın hayvan karşısındaki üstünlüğüdür ve bu üstünlük ona iki ayak üzerinde dik yürümekten bambaşka bir nitelik sağlar; zira sonsuz dimdikliğe veya yüceliğe, insanın tin olduğuna delalet eder. Bu hastalık olasılığı insanın hayvan karşısındaki üstünlüğüdür: Bu hastalığın farkında olmak Hıristiyanın doğal insan karşısındaki üstünlüğüdür; bu hastalıktan şifa bulmak Hıristiyanın yüce kutluluğudur.” (Alfa Yayıncılık)

Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti

Nurettin Baydur'dan İlk başkentlerimiz Yenişehir ve Bursa. Yazar “Beylikten devlete geçişte Osmanlı Devleti’nin ilk başkentliğini yapmış olan Yenişehir’in başkentliği çok kısa sürmüştür (1302-1326). Çünkü o tarihlerde de önemli bir şehir olan Bursa’nın alınmasıyla başkentlik Yenişehir’den Bursa’ya geçmiştir. Son kitabımda İlk başkentlerimiz olan Yenişehir ve Bursa’yı anlatıyorum” dedi. (Ata Ofset Matbaacılık)

Amansız bir mücadele içindeler

Fikret Dağlı Tüzemen'den Afrika’dan Türkiye’ye Kadın Sünneti. Dünyada 30 ülkede “Kadın Sünneti-KGM” yapılmakta; bu vahşi cinayeti yok etmek, ortadan kaldırmak için her yıl Dünya Sağlık Örgütü 1.4 milyar dolar harcamaktadır. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü, UNICEF gibi kuruluşlar KGM ile amansız bir mücadele içindedir. Tarihte bazı bölgelerdeki dini liderler tarafından kadınların sünnet işlemine mahkûm edildiği bilinmektedir. Günümüzde ise Afrika başta olmak üzere pek çok ülkede uygulanmaktadır. “Cahiliye dönemi” Arap âdetleri İslami bir kılıfla ülkemizde de yaşatılmaya çalışılmaktadır. “Kadın Sünneti”nin İslam dinine göre zorunlu bir uygulama olduğunu savunan anlı şanlı, profesör unvanlı kişiler ortalıkta boy gösterme cesaretini bulmaya başlamışlardır. (Berfin Yayınları)

Etkileyici bir hikâye

Ayşen Bozkuş'tan Yüksekten Korkan Tırtıl. Minik bir tırtıl olan Pırtıl, bir gün kelebeğe dönüşeceği için çok endişeliydi. Çünkü halinden memnundu ve bir de yüksekten çok korkuyordu! İçinde ona hep, “Ya uçamayıp düşersen? Ya bir yerini incitirsen? Ya arkadaşlarına rezil olursan?” diyen bir ses vardı. Pırtıl onu tanıyordu: Bu, korkusunun sesiydi… Pırtıl'ınsa artık onu dinlemeye niyeti yoktu! Buna bir son vermenin zamanı gelmişti! Ağacın dalından yukarı, en yukarı tırmanacak ve korkusunu sonsuza dek susturacaktı. Fakat tam o sırada… İçimizdeki korkuları yenmenin göründüğü kadar zor olmadığını gösteren, etkileyici bir hikâye… (İthaki Çocuk)

Duygusal ve asi

Jose Mauro De Vasconcelos'den Delifişek. Zeze artık bir delikanlı. Yetişkinlerin dünyasından kaçıp hayal dünyasına sığınabilen, orada edindiği dostlarda hayatında aradığı sevgiyi ve şefkati bulabilen biri değil. Ancak küçüklüğündeki gibi duygusal ve asi. Bu yüzden de ilk aşk hikâyesi, ondan beklediğimiz kadar tutkulu ve fırtınalı. Yazar, Zeze'nin iç dünyasına bizi son kez davet ettiği kitapta, onun yetişmesini takip eden bizlere gençliğe ve özgürlüğe dair aklımızdan çıkmayacak bir hayat dersi sunuyor. (Can Yayınları)

Hayatta kalmak sadece cesur olanların hakkı

Irmak Ülcan'dan Peperitten Sonra: Firari. Kıyametten sonra bir hayatta kalma yarışı… Genleri özel olarak kodlanmış seçilmişler, yaşamı sürdürebilmek için verilen mücadele ve çıkarlar savaşı… Ancak bu sadece sonun başlangıcı… Zaman daralırken sırlar saklanmaya devam ediyor. Yazar, serinin ilk kitabı olma özelliğinin yanı sıra okuru incelikle örülmüş fantastik bir dünyada yolculuğa davet ediyor. Asit yağmurlarının arasında su üzerinde kalmış beş adadan başka gidecek yeriniz yoksa hâlâ gelecek hayalleri kurmanız mümkün olur muydu? Korkulardan, endişelerden firar edin; hayatta kalmak sadece cesur olanların hakkı! (Dağhan Külegeç Yayınları)

Tepkileri daha iyi yönetebilmek

Mehmet Z. Sungur'dan Belirsizlikle Barışmak – Kaygı ve Endişeyi Yönetmek. Elinizdeki kitap yalnızca küresel bir salgına bağlı ortaya çıkan duygusal ve davranışsal tepkileri daha iyi yönetebilmek için yazılmadı. Temel amaç koronavirüs salgını üzerinden insan yaşamının kaçınılmazları olan kaygı ve endişeyi nasıl daha iyi yöneteceğimiz ve belirsizlikle nasıl daha barışık yaşayabileceğimiz konusunda bilgi aktarmak oldu. Farkındalık, günümüz insanının yaşamında karşılanmamış bir ihtiyaç ve koronavirüs bu farkındalığı sağlamak bağlamında önemli bir fırsat olarak düşünülebilir. Bir virüs gelir ve teknolojik araçlarla bağlanmanın “bağ kurmak” zannedildiği bir dünyada sevdiklerimize sarılabilmenin ne büyük bir nimet olduğunu fark etmemizi sağlar. (Destek Yayınları)

Kaybedenlerin hikâyeleri

Nazlı Akçura'dan Kesi Yeri. Yazar kitabında, hayata dair inancını, sevdiklerini, mevcut düzenini, geleceğini, bedenine olan hükmünü ve ilişkiler içerisinde kendini kaybedenlerin hikâyeleriyle “merhaba” diyor okuruna. Tüm karakterlerini sessiz bir ortaklığın sahibi kılan yazar, hayallerinden, yaşama sevincinden, her şeyin eskisi gibi olması dileğinden, henüz yaşanmamış o güzel günlerden umudunu kesmek istemeyenlerle; kırılanların, vazgeçmeye meyledenlerin, sessiz bir isyanın paydaşlarıyla içten içe yanmaya devam edenlerin hikâyelerini anlatıyor bizlere. Kitap, iç dünyamızda sığındığımız yuvanın ve çocuk saflığımızın aldığı yaraları usulca önümüze sererken hislerimize dokunuyor ve dokunduğu yerde hüzünlü bir iz bırakıyor. (Everest Yayınları)

Mozart'ın gerçek yaşam öyküsü


Marie Lu'dan Sırt Krallığı. Wolfgang Amadeus Mozart ve hayatı boyunca ilham aldığı, kendisi de müzisyen olan ablası Marianne Nannerl'ın gerçek dünyadan bir kaçış yolu bulmak için düşlediği ve Sırt Krallığı olarak adlandırdığı hayali diyar, yazarın ilk tarihi kurgu eserinde büyülü bir maceraya ev sahipliği yapıyor. Bu macerayı ilgi çekici kılan ise her şeyin iki kardeşe sırtını döndüğü bu dünyanın, Mozart'ın gerçek yaşam öyküsünde de yer alması. Wolfgang Amadeus Mozart ve Marianne Nannerl birlikte Avrupa'yı dolaşıp konserler verir. Fakat Nannerl Mozart'ın beğeni toplayan bir bestekâr olacağına dair umudu oldukça azdır. (Epsilon Yayınevi)

Cesur davranması ve becerilerini kullanması

Dave Lowe'dan Annişkosal Mücadele. Holly'nin annesinin canına tak etmişti! Holly'ye, babasına (ve köpekleri Oates'a) bir mücadele teklif eder: Beş gün boyunca ormanda ekransız-hatta elektriksiz!- yaşamak! Holly bununla başa çıkabileceğinden şüphelidir… Ta ki Zeb'le tanışana kadar. O andan sonra işler daha heyecan verici-ve çok daha tehlikeli-bir hal almaya başlar. Tıpkı annesinin istediği gibi… En büyük sorunu artık babasının onu utandıran davranışları değildir. Günü kurtarmak için hiç olmadığı kadar cesur davranması ve becerilerini kullanması gerekecektir. (Bilgi Yayınevi)
 
Hala elimde seyir adlı bir kitap var, bitireceğim umuyorum ki öyle bahsedildiği gibi hayat değiştiren bir kitap değil.
 
Son düzenleme:
ZAMANIMIZIN BİR RESSAMI
(John Berger)

'Zamanımızın Bir Ressamı', ressam, sanat eleştirmeni, şair ve Booker ödüllü yazar John Berger'in ilk romanı. Berger, sosyalist siyasi eğiliminin belirginleştiği bir dönemde yazdığı bu romanını, dönemin anti-komünist atmosferinde geri çekmek zorunda kalmıştı. Sia Kitap'tan çıkan romanda Soğuk Savaş'ın başlangıç döneminde, Londra'da yaşayan bir Macar ressamın zihninden iki farklı sanatçı anlayışını karşılaştıran, devlet sanatıyla burjuva sanatı arasında sıkışmış Janos Lavin'in hikâyesini anlatan yazar, sanatçının değerlerini de sorguluyor.

KARAVAN
(Ebru Oğuz)

Ebru Oğuz, Antares Yayınları'ndan çıkan kitabından merhum bir babanın vasiyeti üzerine karavanla bir yolculuğa çıkan dört kişinin öyküsünü anlatıyor. Ülkenin en zengin ailelerinden birinin veliahtlarıyken bir günde her şeylerini kayden ve gerçek hayatın içinde kelimenin tam anlamıyla sudan çıkmış balığa dönen bu dört kişi yolun kendilerini nereye götüreceğini kimse tahmin bile edemezdi...

KENDİ KOPYASININ ARDINDA
(Jean-Pierre Duprey)

Ve Yayınevi'nden çıkan 'Kendi Kopyasının Ardında', "kara güneş" olarak nitelendirilen sıradışı sanatçı ve şair Jean-Pierre Duprey'in seçilmiş şiir ve metinlerinden oluşuyor. Kısa bir yaşam süren (1930-1959),ardında sarsıcı yapıtlar bırakan Duprey için André Breton şunları yazdığında henüz on dokuz yaşındaydı: "Sen kesinlikle harika bir şairsin, benim ilgimi çeken bir başkasıyla birlikte. Aydınlatmanız olağanüstü "

AYRILIĞIN İLK GÜNÜ
(Aslı Perker)

Sevilen yazar Aslı Perker, hüzünle kara mizahı harmanladığı yeni romanı ile Epsilon Yayınevi’ne “Merhaba” diyor! Âşık olduğu adamdan ayrılmış bir kadının kalp ağrılarıyla dolu ilk gününü saat saat, ustalıkla kaleme aldığı romanında Perker okurlarını, aşka ve ilişkilere dair büyük bir hesaplaşmaya sürüklüyor. Alt metninde güçlü feminist argümanlar taşıyan popüler kültür göndermeleriyle ise gülümsetiyor. Kadınlığın içsesiyle aşkın evrensel sancılarını buluşturan Ayrılığın İlk Günü, zamana karşı yarışan ama zamana yenik düşmeyecek bir roman.

HİÇ TANIMADIĞIM BİRİ
(Bilge Aygün)

İleriye doğru giden bir trende, yanlış seçilmiş bir koltukta, ters oturuyordu kadın. Geçmişe, geleceğe, göğe ve hiç tanımadığı birine bakıyordu pencereden. Bilge Aygün, Epsilon Yayınevi'nden çıkan ilk kurgu kitabında, benzer pencerelerde kimbilir kaç kez karşılaşıp tanışmayı ihmal ettiklerimizi hatırlatıyor.
1618038625687.png
1618038639051.png
1618038653460.png
1618038665139.png
1618038676254.png
alıntı​
 
Satış mesleğine merak duyanlara

Zafer Özcivan'dan Satışın Temelleri. Bu kitap, satış mesleğine gönül verenler ve satışı merak edenler için bir el kitabı niteliği taşıyor. Yazar, 50 yılı aşkın satış deneyimi üzerine; herkesin anlayabileceği bir dilde, kolay okunabilecek ve kısa kısa notlar halindeki bu ilk kitabında ; “Ben deneyimsizken satış ile ilgili neleri bilmek isterdim?” sorusuyla yola çıkıyor. Satış mesleğine merak duyanlara, mesleğe yeni başlayacaklara, özellikle de gençlere katkıda bulunmayı amaçlıyor. Kolayca okuyabileceğiniz bu kitapla birlikte hem satış hem de iş dünyasına dair ipuçlarına ulaşabileceksiniz. (KDY Yayınları)

Hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiye

Mümin Sekman'dan Şampiyon Sözleri. Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu unvan maçlarına çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO'lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler bulacak. (Alfa Yayıncılık)

Maceralar yaşayan bir gezgin

Dave Lowe'dan Babişkomel Macera. Bazen en harika maceralar evimizin iki adım uzağındadır… Holly, annesi, küçük kardeşi ve köpekleriyle evde tıkılıp kalırken babası dünyanın dört yanında maceralar yaşayan bir gezgin! Şimdiyse yeni bir geziye çıkmıştır ve Holly'nin onuncu yaş gününü kaçıracaktır. Holly bu durumdan hiç memnun değildir… Ta ki babasının kendisine özel hazırladığı olağanüstü hazine avını öğrenene kadar. Kimi saçma, kimi zorlu, kimiyse büsbütün korkunç on görevi tamamlamak için on günü vardır. Evde hayat o kadar da sıkıcı değildir belki de. (Bilgi Yayınevi)

Günlük hayatla şiirin zamansız âlemi

Cemal Süreya'dan Göçebe. Tek şövalye bırakıp kendinden üstün. Yazıldı yalnızlığın yuvarlak masasına. Mızrağını geçirdi içinden bir flütün. 1965 tarihli kitabında yazar eski uygarlıklardan Ortaçağ’a ve modern çağlara uzanıyor, günlük hayatla şiirin zamansız âlemi arasında dolaşıyor. (Can Yayınları)

Genç bir kadının kişilik mücadelesi

Fikret Yıldırım'dan Bir Narsisin Gölgesinde On İki Ay. Üstün meziyetlere sahip olduğuna inanan bir adam… Her şeyin en iyisine layık buluyor kendini… Bir güç abidesi adeta… Hayran olunası, çekici ve cazibeli… Dışarıdan bakınca belki de birçok kadının sahip olmak isteyeceği bir erkek… Ne var ki bu güçlü narsis karakterin gölgesinde yaşamaya mahkûm âşık bir kadının kendi gibi kalabilmesi mümkün değil. Hayatındaki insanların kişiliklerini, değerlerini, özgünlüklerini ve varlıklarını öğütüp yok eden narsis bir adamın cenderesinde sıkışıp kalan ve giderek gücünü yitirmekte olan genç bir kadının kişilik mücadelesinin romanıdır kitap… (Destek Yayınları)

Acılar her zaman mutluluğa gebedir

Tunahan Kafa'dan İntihardan Bir Gün Sonra. Bazı hikâyeler vardır, tabutun içinden çıkar yaşam ve sen ona sarılır, yaşamla kucaklaşırsın. Acılar mutluluğa gebedir, mutluluk ise umut ile sevgilidir bu hikâyelerde. Bu kitapta acılardan mutluluğa, dönüştürücü bir serüvene tanıklık edecek, çokça kendinle karşılaşacaksın. Uzun zaman önce kaybettiğin kendinle. Sıra dışı bir ilk roman, sıra dışı bir yazar. Yazar kitabında en dibe ulaşmadan fark edemediğimiz bir yaşam umudunu anlatıyor. (Doğan Solibri Yayınları)

Dünyanın işleyişi ve fiziki yapısı

Eray Çaylı'dan İklimin Estetiği. Başta iklim değişikliği olmak üzere, ekolojinin politikası tartışılırken son yıllarda sıkça kulağımıza çalınan bir terim Antroposen. İnsan Çağı olarak da tercüme edebileceğimiz bu terim, içinde bulunduğumuz jeolojik devirde, dünyanın işleyişi ve fiziki yapısı üzerindeki en belirleyici etkenin insanlık olduğunu ima ediyor. Peki, Antroposen’de bahsi geçen insan ve insanlık tam olarak kimdir? Kitap, bu soruyu politik ve etik boyutlarıyla ele alırken, politikanın ve etiğin ete kemiğe büründüğü mecralar olan yapılı çevre ve sanatsal üretime odaklanıyor. Kitap İnsan Çağı'na girildiğine yönelik söylemlerin, apolitik bir insanlık tahayyülüne meylettiğine dikkat çekiyor. Bu eğilimin, ekolojinin politikasına dair tartışılması gereken asıl çelişki ve yarılmaları gizlediğini savunuyor. (Everest Yayınları)

Hayatlarını tehlikeye atacak soruşturma

Javier Castillo'dan Aklımızı Yitirdiğimiz Gün. 24 Aralık, Boston şehir merkezi. Bir kadının gövdesinden ayrılmış başını elinde taşıyan çırılçıplak bir adam. Ve gölgelerin arasından gün ışığına çıkan kanlar içindeki silueti… Bu korkunç sahnenin başrolündeki şüpheli, psikolojik analiz için psikiyatri kliniğine nakledilir. Analizi yapacak olan FBI ajanı Stella Hyden ile kliniğin müdürü Doktor Jenkis, hayatları boyunca bu anı beklediklerinden habersizlerdir. Akli dengesinin yerinde olmadığı düşünülen şüpheli onların aklını sınayacak ve yalan söylediğini düşünenleri gerçeklerle bir bir yüzleştirecektir. Ajan Hyden ve Doktor Jenkins, kendilerini, hayatlarını tehlikeye atacak ve akıl sağlıklarını uçurumun kıyısına taşıyacak bir soruşturmanın ortasında bulurlar. Kader onları seçmiştir ve gösteri vakti gelmiştir! (Epsilon Yayınevi)

Yaşamın içinde kesişen yeni yolları

Hacer Kılcıoğlu'ndan İyi Günler Eczanesi. Mizahi üslubuyla tanınan yazar, başka çevrelerde ve bambaşka kültürlerde büyüyen, içi içine sığmaz çocukları bir araya getiriyor. Renkli karakterlerle neşeli bir aileyi, ikinci baharı yakalayanları ve bir kediyle kargayı buluşturuyor. Okurlarını, içten duyguların paylaşıldığı, İzmir’in çok renkli semtlerinden birine davet ediyor. Bir eczanenin ve mahallenin özelinde, yaşamın içinde kesişen yeni yolların ve arkadaşlıkların hayata kattığı anlamı yüceltiyor. Vefanın, paylaşmanın ve samimiyetin değerini duyumsatan roman, her yaştan okura keyifli bir okuma deneyimi sunuyor. (Günışığı Kitaplığı)

Öğretmenlik yolunda ilerliyor

Kemal Ateş'ten Sessiz Şampiyon. Yıl 1937, eski Amerikan Koleji binasında kurulan Kızılçullu Köy Enstitüsü… Bu ‘Taş mektep'in girişinden süzülen ahşap bavullu gölgelerin en sessizidir Ahmet Bilek. Manisa Kula’dan gelmiştir ve 1960 Roma Yaz Olimpiyatları’nda güreşeceği Maxentius Bazilikası’na giden yolun en başındadır henüz. Müfredatında sporun besin kadar önemli olduğu belirtilen bu kurumda heves ettiği güreş, Yaşar Doğu’nun ziyaretinden sonra bir tutkuya dönüşecek; öğretmenden mühendise her meslekten erbabın, sanatçı ve edebiyatçıların yetiştiği Köy Enstitüleri’nden mezun ilk ve tek olimpiyat şampiyonu olacaktır. Ders ve idmanlarla geçen eğitimi hasat zamanı köyüne dönüp ailesine yardım zorunluluğuyla bölünse de yılmaz, öğretmenlik yolunda ilerler. Siyasal ve toplumsal dönüşümlerin ortasında okulu değişir, düşünceleri dönüşür, dünyayı tanıması hızlanır. (h2o Kitap)

Kendini üstün gören bir roketin hikâyesi

Oscar Wilde'den Mutlu Prens ve Diğer Hikâyeler. 19. yüzyılın en önemli biri olan yazarın kitabı; iyilik, mutluluk, paylaşmak, bencillik, kibir, merhamet gibi önemli pek çok duyguya yer veren beş öyküden oluşuyor. Şiirsel bir dille ve sihirle parıldayan, küçük-büyük herkesin ilgiyle okuyacağı bu kusursuz derlemede; şahit olduğu yoksulluk ve kötülükler karşısında hiç de mutlu olamayan Mutlu Prens'in, aşk uğruna hayatını hiçe sayan Bülbül'ün, bahçesini küçük çocuklardan esirgeyen Bencil Dev'in, arkadaşlığın yüceliğine her şeyden çok inanan fedakâr Hans'ın ve kendini diğer herkesten üstün gören bir roketin hikâyesi sizleri bekliyor. (İthaki Çocuk)

Kırklareli’de halkın günlük yaşantısı

V. Türkan Doğruöz'den Milli Mücadele Yıllarında Kırklareli 1918 – 1922. Milli Mücadele döneminde, 25 Temmuz 1920-10 Kasım 1922 tarihleri arasında Yunan işgali altında kalan Kırklareli’de halkın günlük yaşantısı, toplumsal yapısı, sosyal ve kültürel hayatı ile ekonomik durumu bugüne kadar incelenmemiş bir konudur. Trakya’nın Yunanlılar tarafından işgalini önlemek amacıyla Edirne’de kurulmuş olan Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyelerinin, işgallerin başlaması üzerine çalışmalarına Bulgaristan’da devam etme kararı Kırklareli’nin, siyasi ve coğrafi önemini artırmıştır. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Kulluk ve dervişlik psikolojisi

İbn Ataullah El-İskenderi'den Hikemü’l Ataiyye – Ölümsüz Klasikler Serisi. Eserde kulluk ve dervişlik psikolojisinin son derece güçlü bir üslûpla özetlenmesi sebebiyle daha sonraki yüzyıllarda sûfîler arasında, “Namazda Kur'ân'dan başka bir kitap okumak câiz olsaydı el-Hikem okunurdu” sözü yaygınlık kazanmıştır. Eser, tasavvufî yorum ve hikmetleri yüksek edebî bir üslûp ile işlemesi sebebiyle yüzyıllardır okunmaya, şerh edilmeye ve defalarca farklı çevirilerle farklı dillerde yayınlanmaya devam eder. Osmanlı son döneminde pek çok görev üstlenmiş ve Meclis-i Meşâyih reisliği makamında oturmuş olan Saffet Yetkin'in tercümesi, benzerlerinden bir adım öndedir. Aldığı tasavvufî terbiye, kemâlat ve medrese ilimlerini birleştiren ve entelektüel bir kişilik olan Yetkin, bu eseri vefatından hemen önce, 1950 yılında bitirmiş ve yayınlamıştır. (Kapı Yayınları)

Avrupa'ya özgü kent anlayışı

Le Corbusier Türkiye’de: İzmir Nazım Planı 1939 – 1949. Elinizdeki kitap, sergi kapsamında Fransızca olarak yayımlanan Le Corbusier Türkiye'de ‒ İzmir Nâzım Planı (1939-1949) adlı kitabın gözden geçirilmiş ve geliştirilmiş Türkçe baskısı. Anekdotlarla iyice belirginleştirilmiş tanıklıklar eşliğinde, tarihsel ve duygusal yönleriyle ele alarak İzmir projesinin, Le Corbusier'nin şehircilik külliyatındaki ve 20. yüzyılın ilk yarısında Avrupa'ya özgü kent anlayışı etrafında gelişen tartışmalardaki yerini gözden geçiriyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Saçlar hakkında pek çok ayrıntı

Aziz Aksöz'den Değişime Baştan Başla. Bu kitabın son cümlesini okuyup sayfayı çevirdiğinizde, saçlar hakkında pek çok ayrıntıyı öğrenmiş olacaksınız. Kitap, en değerli varlığımız olan beynimizi çevreleyen yapısıyla saçlarımızı anlatıyor. Saçların kişilik, çekicilik, başarı, sağlık, sosyal statü hatta aile geleneklerini bile barındıran pek çok unsuru nasıl tanımladığına, bazen nasıl bir delil olduğuna, bazen de imparatorları bile zorlayan bu minyatür organın kudretine şahitlik edeceksiniz. Bilimin ışığından ayrılmadan, dökülen, cansız saçlar, kellik sorunu, saç ekimi, diğer saç tedavileri, saç bakımı gibi pek çok farklı konu, gerçek hasta hikâyeleriyle birlikte bu kitapta sizlerle buluşuyor. (Nemesis Kitap)

Her maktul masum mudur?

Elif Gümüş'ten Sessiz. Eril bir dünyada cesareti, çalışkanlığı ve zekâsıyla yükselen bir kadın başkomiser; Sonay Taşer. Arka arkaya işlenen gizemli cinayetler. İpuçlarının peşinde nefes kesen bir kovalamaca. Sessiz, akıcı kurgusuyla okuru içine çeken, şifreleri çözerken merak ve heyecanı diri tutan nitelikli bir polisiye roman. Erkeklerin hakimiyetindeki bir meslekte her gün yeniden kendini ispatlamaya çalışırken duygusal dünyasında geçmiş acılarını, kadın kimliğini bastıran Başkomiser Sonay, seri bir katilin peşinde adalet kavramını da sorguluyor. Her katil suçludur. Fakat her maktul masum mudur? (Dağhan Külegeç Yayınları)

Ciddi bir edebî yeteneğin ürünü

Lisa Brennan Jobs'tan Gençlik Hatası: Steve Jobs'ın Öteki Kızı Olmak. Bir çiftlikte doğan ve annesi Chrisann Brennan ile babası Steve Jobs'ın bir tarlada isim verdiği Lisa Brennan-Jobs, ilk gençlik adımlarını hızla değişime uğrayan Silikon Vadisi'nde atar. Hayatında nadiren yer alan babası onun için mitolojik bir karakter gibidir. İleriki yıllarda kızıyla daha fazla ilgilenmeye başlayan yazarı malikâneler, lüks tatiller ve özel okullarla dolu bir dünyaya sürükleyecektir. Gösterdiği ilgiyle Lisa'nın başını döndürmesine rağmen mesafeli, eleştirel ve öngörülemez biridir. Lisedeyken annesiyle arası giderek bozulan Lisa babasının yanına taşınmaya karar verir ve her zaman hayallerini süsleyen babaya sonunda kavuşacağını umut eder. İfşa niteliğinde. Entertainment Weekly. Hayranlık uyandırdığı kadar hayrete de düşürüyor… Ciddi bir edebî yeteneğin ürünü. The New Yorker. (Mundi Kitap)

Pütürlü yazılar ve melodiler

Dodan Özer'den Balıklar da Öpüşmüyor Artık. Balıklar da öpüşmüyor artık, Belgeseller de değişmiş, Eski çekimler dışında, İzlenecek pek bir şey yok. Kızıla bürünmüş düşünceler… İçimden bir iklimi daha kopardı bu serinlik.

Diz çöktü yeni yarın, Belli eşleşmeler içinde koca bir yanılsama, Pütürlü yazılar ve melodiler… Hangi birimiz yakalayabiliriz şu semayı, Şematik bir bağışıklığın ötesinde olan şeyleri? İçimde bir iklim daha sürüklendi şimdi… Kim bilir ya da bilebilir, Fark edilmeden yaşamayı? Kalabalık değilken daha tazeydi gün, Bir resme bakar gibi bakıyor insan artık yarına. Ne yazan anlıyor belki, Ne de resmeden kişi, Döşteki şeyi. Ve koptu mevsimler, dağılmadan yitti. (Mona Kitap)

Çınarın dalları köşkün çatısına zarar verir

Simla Sunay'dan Yürüyen Çınar. Yürüyen Köşk'ü duymuş muydunuz? Yalova'da, denize bakan bir müze şimdi… Atatürk sahilde görüp çok etkilendiği ulu bir çınar ağacının yanına bir köşk yaptırır. Fakat bir süre sonra çınarın dalları köşkün çatısına zarar verir. (Redhouse Kidz Yayınları)

Mitoloji konusuna etkili bir yaklaşım

David Adams Leeming'ten Mitoloji: Kahramanın Yolculuğu. Kitap, birçok kültürün mitlerindeki evrensel temalara vurgu yaparak mitoloji konusuna farklı ve etkili bir yaklaşım sunuyor. James Frazer, C. G. Jung, Karl Kerényi ve alanın önde gelen isimlerinin, mitlerin evrensel anlam arayışımızda bütün toplumlara nasıl hizmet ettiğini gösteren metinlerine yer veren bu antoloji, kahramanın doğumundan sınav ve arayışlarına, düşüş ve yükselişine, ölümüne ve yeniden doğumuna uzanan geniş kapsamlı bir mit araştırmasıdır. (Say Yayınları)

Ortaçağdan modern çağa İslam kültürü

Prof. Dr. Hasan Aydın'dan İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu. Bir kültürde aydınlanmanın gerçekleşmesi, o kültür içerisinde yetişen bireylerin, kendi köklerine ilgi duyması ve onları eleştiri süzgecinden geçirmesiyle mümkündür. Bu ise kültür köklerine yönelik, tutucu, hamasi, anakronik ve yüceltici söylemler değil, bilimsel olarak yapılmış eleştirel çözümlemeleri gerektirir. İşte bu kitap, ortaçağdan modern çağa İslam kültüründe ortaya çıkmış felsefe hareketlerine yönelik hem özlü tanıtıcı bilgiler hem de felsefenin yaşadığı krize dönük eleştirel çözümlemeler içermektedir. Yazarı bu kitabı değiş yerindeyse, felsefenin İslam kültür ortamındaki yazgısını, temel yapısal sorunlarını da dikkate alarak tarihsel-eleştirel yöntemle irdelemekte; tarihsel süreç içerisinde gözlemlenen felsefeye yönelik çatışma ve gerilim hatlarını eleştirel bir perspektifle ortaya koymakta ve onları yapı söküme uğratmaktadır. (Sentez Yayınları)

Denizlerimize gereken özeni gösteriyor muyuz?

Özgür Emek İnanmaz'dan Mavi Dünya. Ülkemizin üç yanı denizlerle çevrili. Ama biz denizlerimizi ve denizlerde yaşayan canlıları ne kadar tanıyoruz, denizlerimize gereken özeni gösteriyor muyuz ve onlardan ne kadar yararlanıyoruz, denizlerimize zarar veriyor muyuz?

Dünyanın en büyük hayvanının da en küçük hayvanının da denizlerde yaşadığını biliyor musunuz? Ya deniz canlılarının nasıl beslendiğini, nasıl çoğaldığını, kaç yıl yaşadığını ve birbirleriyle nasıl bir ilişki içinde olduklarını? Kafadanbacaklılar diye bir deniz hayvanı olduğunu biliyor musunuz, ya da planktonların dünyanın oksijen kaynağı olduğunu? İşte bütün bunların ve daha pek çok sorunun yanıtını bu kitapta bulacaksınız. (Sia Kitap)

Yazılamayan bazı önemli olaylar

Erol Manisalı'dan Yazamadıklarımı Şimdi Yazdım. Bu kitap, yazarın bugüne kadar bazı nedenlerle yazamadıklarını içermektedir. Bazen dostlar gücenmesin diye saklanan, hatta eskiden sakıncalı bulunup da yazılamayan bazı önemli olaylar bulunmaktadır. – Kimi eski dostlarının sonraları Erol Manisalı’yı nasıl şaşırttıklarını, – Erol Manisalı’yı üniversitedeki odasında bile tehdide kalkışan kimi “garip” insanları içermektedir. Genelde Türkiye’nin bugün geldiği noktaya kadar Erol Manisalı’nın yolunun kesiştiği kimi insanlar ve olaylar var. İç kavgaların dış kaynakların iç içe nasıl geçtiği kitapta yer alıyor… (Tarihçi Kitabevi)

İnsan birey nedir? Bizler neyiz?

David Quammen'den Kördüğüm Evrim Ağacı: Yepyeni Bir Yaşam Tarihi. Canlı organizmalarda bulunan protein moleküllerindeki çeşitliliğe bakarak yaşamın derin tarihini okuyabilir miyiz? Yazar, moleküler filogenetikteki son keşiflerin evrim anlayışımızı ve yaşamı nasıl değiştirebildiğini, insan sağlığı ve insan doğası için ne tür çıkarımları olabileceğini bilim tarihinde iz bırakan araştırmacıların yaşamları üzerinden anlatıyor: Arkeleri keşfeden Carl Woese, endosimbiyotik teorinin mimarı Lynn Margulis, yatay gen transferinin şaşırtıcı sonuçlarını ortaya koyan Tsutomu Watanabe ve diğerleri… İnsan birey nedir? Bizler neyiz? Bu keşifler insanın kimliğine, bireyselliğine ve tarihine dair ne gibi etkiler taşıyor? Canlılar arası evrimsel bağlantıların atalarından kalma doğası ve her bir organizmanın iç içe geçme derecesine ışık tutan kitap biyolojideki en büyük hikâyelerden birini ele alıyor. (Tellekt Yayınları)

Ticaret, seyahat ve iletişim çöker

Tim Maughan'dan Sonsuz Ayrıntı. Öncesi: Bristol’ün merkezinde, dünyanın geri kalanını pençesine alan her tür gözetimden, büyük veri bağımlılığından ve şirketler tarafından desteklenen, küresel egemenliğe yönelik tutkulardan uzakta kalmayı başaran, dijital anlamda hiç kimseye ait olmayan topraklar olan Croft yer alıyordu. Croft son on yıl içinde, yaratıcı karşı kültürün merkezi haline gelmişti ama sınırlarından başlayarak yıpranıyordu. Sonrası: Anonim bir siber-terör saldırısı internetin tamamen kapanmasına neden olur. Küresel ticaret, seyahat ve iletişim çöker, modern yaşamı tanımlayan lüksler artık az bulunur hale gelir. Croft’ta, kayıpları ile bağlantı kurmayı uman yaslı aileler, öldüğü varsayılan kişilerle ilgili görülere sahip olan Mary’yi aramaktadırlar. Peki, Mary gerçekten böylesine bir “görü” yeteneğine sahip midir yoksa Croft’un karaborsasını kendi çöplüğü gibi işleten Grids gibi sadece hayatta kalmaya mı çalışmaktadır? (The Roman)

Turgutlu ile ilgili makaleler

Prof. Dr. Salih Özbaran'dan Kasaba Yazıları. Aslen Turgutlulu olan ve Osmanlı tarihi alanında önemli çalışmalara imza atan yazar kitabında, son yıllarda çeşitli süreli yayınlarda okurla buluşan Turgutlu ile ilgili makaleleri bir araya getirildi. (Turgutlu Belediyesi Kültür Yayınları)
1618125072500.png
1618125089236.png
1618125109668.png
1618125116972.png

1618125130909.png
1618125145742.png
1618125163487.png
alıntı​
 
ASPERN'İN MEKTUPLARI
(Henry James)

Henry James, eskiden beri bir cazibe merkezi olan İtalya’da geçen bu küçük romanında okuru Venedik’te sıra dışı bir yolculuğa çıkarıyor. Karakterlerinin içsel yaşamını ortaya koyması nedeniyle bilinçakışı akımının öncüsü olarak görülen ve yapıtlarında genellikle sanatçıların hayatlarını irdeleyen James bu ilk iddialı novellasını, romantik şairler Byron ve Shelley’nin esiniyle yazmıştı. Sia Yayınevi'nden çıkan kitap geçtiğimiz yıllarda başrolünde Jonathan Rhys-Meyers ve Vanessa Redgrave’in oynadığı büyüleyici bir sinema uyarlaması da vizyona girmişti.

DÜNYA ÇOCUKLARINA GÜNAYDIN
(Esma Ertel-Mehmet Güleryüz)

Çağdaş Türk resminin duayenlerinden Mehmet Güleryüz’ün 1968 yılında çizdiği, o zamandan beri Türkiye’nin önde gelen grafik sanatçısı Mengü Ertel’in çekmecesinde, “Dostun Çekmecesi”nde bekleyen resimler, dostluğu yücelten sıcacık bir öyküye ilham veriyor. Esma Ertel’in kaleme aldığı öyküde Bedia Hanım, devesi Moku ve horozu Bırbır ile 7 kıtayı gezerek farklı kültürlerle tanışıyor, bambaşka diller işitiyor ve yeni arkadaşlar ediniyor. Doğan ve Egmont Yayıncılık'tan çıkan eserde kâşifler, gittikleri her kıtada güneşe farklı bir dilde “Günaydın” ve “Merhaba” diyor, her kıtada tanıştıkları farklı bir horozun ötüşüyle yeni günü selamlıyorlar.

KURTARMA MESAFESİ
(Samanta Schweblin)

Latin Amerika edebiyatının yükselen temsilcilerinden Samanta Schweblin'in bu ilk romanı 2017 Man Booker Ödülü finalistleri arasındaydı. Arjantin taşrasında, tarlalar arasında bir kasaba... Kasabanın kıyısında yeşil renkli, gizemli bir ev... Huzurlu bir tatil hayaliyle kasabaya gelen Amanda ve küçük kızı Nina... Tek amacı kızını korumak olan Amanda'nın önce ona ulaşması lazım, ulaşmak içinse olayları tetikleyen o ânı bulması. Can Yayınları'nın okurla buluşturduğu Kurtarma Mesafesi'ndeki gerilimler ruh ve bireyle olduğu kadar toplum ve çevreyle de alakalı.

BILDIRCIN KARI-DAĞ GÜNLÜKLERİ
(Paolo Cognetti)

İlk otobiyografik romanı Sekiz Dağ ile pek çok ödülü kucaklayan Paolo Cognetti, Kafka Kitap logosuyla raflarda yerini alan Bıldırcın Karı–Dağ Günlükleri’nde öyküsünü anlatmaya devam ediyor! Yelda Gürlek’in İtalyanca aslından dilimize kazandırdığı Bıldırcın Karı, Cognetti’nin İtalyan Alpleri’nde geçirdiği çocukluğuna bir saygı duruşu niteliğinde… Şehirdeki yaşamının sıradanlığından bunalan ve bir zamanlar olduğu ‘vahşi çocuğu’ yeniden keşfetmek için kendini yeniden bir dağ evine atan Cognetti, lirik anlatımı ve etkileyici betimlemeleriyle doğanın gücünü, sürekli sorgulayan bir aklın gerekliliğini ve insan ruhunun direncini âdeta anıtlaştırıyor.

SESSİZLİĞİN TARİHİ
(Alain Corbin)

Fransa’nın yaşayan en önemli tarihçilerinden biri kabul edilen Alain Corbin gürültünün mekândan uzaya her yeri işgal ettiği bu çağdan hareketle, sessizliğe eğitici bir değer atfedilen, konuşmanın nadide görüldüğü çağlara bakıyor. Sessizlik sesin yokluğu değil de meditasyonun bir koşulu olarak çıkıyor karşımıza, tefekkür ve derin düşünüş olarak; sözün tezahür ettiği içsel bir yer olarak... Cambridge Üniversitesi'nden Robert Tombs, "Alain Corbin tarih yazımını yeni alanlara genişletmekte dünyaca ünlü. Sessizliğin Tarihi’nde bunu daha da ileri götürüyor: Tarif edilmesi güç, çok yönlü bir kavramın tarihini anlatmakla kalmıyor, onun felsefesi, teolojisi ve edebiyatına da giriyor” diyor Kolektif Kitap'tan çıkan eser için.
1618647869294.png
1618647880055.png
1618647890156.png

1618647901585.png
1618647915054.png
 
Özgür ve adil bir düzen kurma yolculuğu

George Orwell'den Hayvan Çiftliği. İngiltere'de bir çiftlikte, yıllardır durmadan çalıştırılıp zulüm gören hayvanlar bir gün birlik olup efendileri olan insanları alt eder, yönetimi ele geçirirler. Ancak “Bütün hayvanlar eşittir” sloganıyla çıktıkları özgür ve adil bir düzen kurma yolculuğu, aralarından bazılarının iktidarın cazibesine kapılmasıyla beraber hedefinden uzaklaşmaya başlayacaktır. Yazar kitabını Sovyet devrimini hicvetmek amacıyla yazmıştı, ancak bu keskin siyasi taşlama okunduğu her ülkede, her yeni nesille birlikte yeni bir anlam kazandı, evrensel bir niteliğe kavuştu. Kitap, yetişkinler için bir masal; başkaldırıya, kolektif düşler uğruna feda edilen özgürlüklere, boşa giden ideallere dair ölümsüz bir klasik. (Yapı Kredi Yayınları)

Bilincin altını üstüne getiren bir komedi

Alper Canıgüz'den Tatlı Rüyalar. Gazetedeki “Satılık hayat” ilanını gören Hector Berlioz, aradığı adamı bulmuştur. Peki, her gece rüyasında başka bir adam olarak uyanıp ikinci bir hayat sürdüren Şevket Hakan Tunçel'in sorunu nasıl çözülecektir? Görünüşe bakılırsa, rüyalar âlemine girip, hayatını çalan bu yabancıyla yüzleşmekten başka çaresi yoktur. Bu konudaki tek umudu, bıkkın psikoloji profesörü Olcayto Fişek'tir. Hector Berlioz neyin peşindedir? Olcayto Fişek, rüya-gerçek bulmacasını çözebilecek midir? Para dolu bir çantanın peşindeki gangsterlerin bütün bu olup bitenlerle alakası nedir? Ya da mahzun bestekâr Hüseyin Bey'in? Tüm bu soruların yanıtı, yüzyılın son güneş tutulması esnasında açığa çıkacaktır. (Alfa Yayıncılık)

Yapı sanatına ilişkin zengin bir sözlük

Vahap Candan'dan Köy Yapı Sanatı Sözlüğü. “Spor ya da kültür amaçlı gezilerim sırasında mimarlık alanında daha önce duymadığım Türkçe ifadeler, köy yapılarına daha dikkatle bakmama neden oldu. Yapı sanatına ilişkin zengin bir söz varlığına sahip olduğumuzu seziyordum. Eski kaynaklara bakınca o sözcüklerin, zaman tünelinde bizi geziye götüren birer rehber olduklarını fark etmeye başladım. Eski kaynaklarda doğrudan doğruya köy yapı sanatına ilişkin bir çalışmaya rastlayamadım. Köye ilgi, İkinci Meşrutiyet Devri’nde Türkçü aydınlar tarafından başladı; Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk’ün Türk dili, tarihi ve kültür tarihi araştırmalarını özellikle teşvik etmesiyle hızlandı. Ben de Atatürk’ün buyruk ve teşvikleriyle dönemin aydınlarınca halkın ağzından, arının bal topladığı gibi derlenen derleme sözlüklerini taradım” diyor yazar. (Atlas Akademi Yayınları)

Afacan ekip yine iş başında

Aşkın Güngör'den Beş Benzemez – Dinozorlar Şehri. Bak sen şu işe! Mahallenin tatlı Adile Teyzesinin Beş Benzemez adını taktığı afacan ekip yine iş başında. Üstelik bu kez üstlendikleri görev çok daha tuhaf ve çok daha kahkaha dolu. Mahallede işler iyice karıştı. Çeçe, Zırzır, Tontiş, Çatçut ve Okyes'ten oluşan Beş Benzemez'in tanıdığı herkes dinozora dünüşüyor. Öğretmenleri, manav amca, komşu teyze ve hatta aile bireyleri. Ancak bildiğiniz dinozor değil bunlar. Konuşan, yürüyen, işe giden, televizyonda haber sunan, insan gibi davranan dinozorlar hepsi. (Bilgi Yayınevi)

Rengârenk bir serüven

Jose Mauro De Vasconcelos'dan Güneşi Uyandıralım. Çocukluk dostu şeker portakalı fidanı yerine çok sevdiği kurbağası ona yoldaşlık ediyor artık. Zengin ve katı bir ailenin evlatlığı olan Zezé sevdiklerinden uzak ama hâlâ birkaç dostu var: aşçı Dadada, öğretmeni Fayolle, ona yol arkadaşı olan kurbağa ve babası gibi gördüğü Fransız şarkıcı Maurice Chevalier. Kitap, içine düştüğü dünyaya hiçbir zaman sığamamış Zezé'nin tüm yalnız çocukların yüreklerine seslendiği hüzünlü ama rengârenk bir serüven. (Can Yayınları)

Özgürlüğünü aramanın zorlukları

Ezgi Çağatay Kozanlı'dan Takdir. Takdir, Adana'da kendisinden önce doğan ve ölen kardeşlerinin adaklısıydı. Saç örgülerine bağlanmıştı kaderi. Takdir'in üzerine biçilen her türlü elbiseyi çıkarma çabası etrafına bir duvar inşa etmesine neden oldu. Kaçtıkları, bir biçimde karsısına çıktı. Geçmişle yüzleştikçe inşa ettiği duvarın kendi üzerine yıkıldığını fark etti. Çıktığı yolculukta kendisinden kaçabilecek miydi yoksa nereye giderse gitsin kaçtıklarını yanında mı götürecekti? Takdir, ötekileştirmenin, ötekileştirirken yabancılaştırmanın romanı. Çoğunluğun çizdiği çemberin içinde kalıp özgürlüğünü aramanın zorluklarını anlatıyor. (Dağhan Külegeç Yayınları)

Çok katmanlı ve sarsıcı bir roman

Melissa P.'den İlk Acı. Yazarın “annelik” olgusu üzerine derinlikli, çok katmanlı ve sarsıcı bir roman… Kitabı 30 dilde 41 ülkede basılan, hatta bazı ülkelerde dağıtımı bile yasaklanan İtalyan yazar, kitabıyla birbirine hiç benzemeyen iki farklı kadının hikâyesini, güçlü ve ortak bir paydada, sağlam bir duygu örüntüsüyle birleştiriyor. Annelik! Uzun yıllardır annesiyle görüşmeyen, ancak kısa süre sonra anne olmaya hazırlanan Rosa, kendi annesinde deneyimlediği soğuk ve tutarsız annelik figüründen uzak olmanın katiyeti içinde, karnında taşıdığı bebeği sevgiyle beklerken; gelişmemiş vücudu, tamamlanmamış karakteriyle Agata da doğurmaktan pek emin olamadığı bir bebeği hayata getirmeye hazırlanıyordu. (Destek Yayınları)

Yeniden kuruluyor köprüler

Banu Özyürek'ten Bir Günü Bitirme Sanatı. Kitapta dünyayla arasında kurduğu köprüleri her defasında kendi yıkan kadınlar var. Yazar günlük hayatın sıradan olayları üzerine öyle bir mercek tutuyor ki küçük bir izin, anlamın karnında derin bir yarık olduğu anlaşılıyor; insan hayattaki güvenli yerini kaybediyor. Bir şüphe beraberinde başka şüpheleri getirirken hiçbir nesnenin, duygunun, düşüncenin eski halini korumadığı, yeniden başlamanın mümkün olmadığı bu öykü dünyasında en iyi şey bir günü bitirmek. Ama günler günleri kovalıyor ve yeniden kuruluyor köprüler. Yeniden yıkılmak üzere elbette. Semra’yla buluşmamız benim için çok büyük bir anlam taşıyordu (anlamı kendisini aşan tüm şeyler gibi ayağıma dolanacağını seziyor ve göbeğimi daha çok içime çekiyordum). Bir çeşit yeterlilik sınavıydı bu iş artık (ne kadar insansınız?). Gurur meselesiydi (korkarım sizi kabul edemeyeceğiz). (Everest Yayınları)

Yürek burkan, büyüleyici bir hikâye

Ishmael Beah'ten Bir Çocuk Askerin Anıları. Bir çocuk askerin gözünden savaş nasıl bir şeydir? İnsan bir katile nasıl dönüşür? Sonrasında hayatına nasıl devam eder? “Yürek burkan, büyüleyici bir hikâye. Beah’nın inanılmaz destanı, ince ruhlu insanların iyilik ve cesaretin yanında muazzam bir vahşete de muktedir olduğu dersini veriyor. Okurken soluğunuz kesilecek.” -Walter Isaacson, Steve Jobs ve Leonardo da Vinci biyografilerinin yazarı. “Olağanüstü… Sıradan çocukların nasıl birer profesyonel katile dönüşebildiğine dair acımasız ve karanlık bir anlatım.” -The Guardian UK. (Epsilon Yayınevi)

Feminizme, satranca, bağımlıklara dair

Walter Tevis'ten Vezir Gambiti. Kitap, feminizme, satranca, bağımlıklara dair hem bir yetişkinliğe adım romanı hem bir gerilim hikâyesi hem de bir spor macerası. Farklı türlere dokunan ve birçok konuya dair söyleyecek sözleri olan bu roman, bilimkurguyu da suç hikâyeleri kadar rahatlıkla yazabilen, çok yönlü bir akla sahip yazarın kaleminden çıkabilirdi sadece. Sekiz yaşında ve hayatta yapayalnız kalmış Beth Harmon diğerleri arasında göze batmayan, sıradan bir çocuktu, ta ki ilk gördüğü andan itibaren aklını çelen bu garip oyunla tanışana kadar. Bu altmış dört karelik tahta üzerinde bambaşka bir gelecekle karşılaşan Beth adım adım, her hamlesinde didinip çabalayarak kadınlara kapalı satranç camiasının zirvesini hedeflemekte. Her oyunda rakibinin yanı sıra koca bir geleneğe karşı da hamle yapıyor. Durumu tartıyor, geleceği öngörüyor, rakibinin aklını okumaya çalışıyor ve taşları yerinden oynatıyor. Satrancın siyah beyaz dünyasında zirve dâhilere her zaman açık olsa da gerçekte işler bundan biraz farklı işliyor. (İthaki Yayınları)

İnsana özgü zayıflık ve kusurlar

Euripides'ten Orestes – Hasan Ali Yücel Klasikler. Euripides (MÖ y.484-406): Atina’nın yetiştirdiği üç büyük tragedya şairi arasında en fazla eseri günümüze ulaşan sanatçı olarak özel bir yeri vardır. Bu özelliği şenliklerde Aiskhylos ve Sophokles kadar birincilik ödülü kazanmamış olsa da halk arasında daha çok beğenilen bir şair olmasına bağlanır. Euripides’in kahramanları insana özgü zayıflık ve kusurları taşırlar, yaşadıkları tragedyalar da bu kusurları ile vazgeçemedikleri tutkularından kaynaklanır. Euripides çağdaş tiyatroya en yakın eserler veren klasik ozan veya modern ozanların ilki sayılabilir. Orestes MÖ 408 yılı civarında Atina’da sahnelenen son tragedyasıdır. Konusu Aiskhylos’un Eumenides oyununun konusuyla hemen hemen aynıdır. Ancak her şey daha gerçekçidir. İnsanüstü güçlerle donatılmış mükemmel kahramanların Euripides’in eserlerinde yeri yoktur. İdealleri savunma kararlılığı hayatta kalma mücadelesine dönüşmüştür. Kahramanlar arasındaki keskin zıtlaşmalar karakterlerini olduğu kadar dönemin ahlak değerlerini de gözler önüne serer. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Kitap mini bir rehber özelliği taşıyor

Neslihan Perker'den Anadolu Feng Shui. Geceleri neden aynanın üzerini örtmemiz gerekir? Kedilerin uyuyacağımız odayla ilgisi ne? Şahperi Sofrası'nı yedi sene üst üste kurduğumuzda ne olur? Evlerimizde neden demir bulunmalıdır? Gül kokusu ne işe yarar? Hangi bitkiler tılsımlıdır? Yaşam alanlarımızda bolluk-bereket için ne yapmalıyız? Bu soruların cevapları, binlerce yıl öncesine dayanan Anadolu ritüellerinde saklı. Gazeteci-yazar, kendi deneyimlerinden yola çıkarak yaşanılan mekânlarda yaşam enerjisini harekete geçirme pratiklerini araştırıyor. Kitap, yaşadığımız topraklara özgü binlerce yıllık ritüelleri uygulamanız için mini bir rehber özelliği taşıyor. (Karakarga Yayınları)

Adeta “evrenin gözbebeği” idi

Haldun Hürel'den İstanbul – Çirkin Kraliçe. “İstanbul”, renkleri, sesleri, sosyal hayatı ve her tür güzellik ve yaşama inceliğiyle örülmüş, dünyanın başşehriydi bir zamanlar, diğer bütün şehirlerin lideriydi… Kıskandıran, şanlı bir tarihi vardı. Yenilmezdi; bütün üstünlük yarışlarında, yanına yaklaşılamaz bir şehirdi… Çok güçlüydü; doğal konumunun güzelliği ve zengin tarihiyle, sadece dünyanın değil, adeta “evrenin gözbebeği” idi… Kim derdi ki bir devir gelecek ve karşısına korkunç bir rakip çıkıp onu perişan edecek; şanını, güzelliğini, inanılmaz çekiciliğini mahvedecek, onu yorgun bir savaşçıya dönüştürecek, “çirkin bir kraliçeye” benzetip boynu bükük, üzgün ve süzgün bir hale sokacak diye… Nereden bilecekti ki o güçlü canavarların “biçimsiz beton yığınları” olacağını… (Kapı Yayınları)

Kardeş kıskançlığı, aile bağları

Tülin Kozikoğlu'ndan Aman Nazar Değmesin. Bizim evdekiler nazarlıklarla doldurdu kardeşimin dört bir yanını. Herkesin dilinde aynı söz: “Yavrumuza da bakın! Ah, o minik burnu, o minik ağzı… Aman, ne tatlı! Nazar değmesin sakın!” Neymiş bu nazar, şu mavi boncukla ne ilgisi var? Lütfen, biri bana açıklasın! Yazar, insanlığın binlerce yıllık kültürel simgesi nazar boncuğunu bir çocuğun gözünden anlatıyor. Kardeş kıskançlığı, aile bağları ve doğum günü gibi temalarla zenginleşen bu neşeli öykü, Deniz Üçbaşaran'ın özgün desenleriyle derinleşiyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Kendimizi anlamamızın yolu nereden geçer?

Göksel Bekmezci'den Sözün Büyüsü-1.Kitap. Düşündüğümüz, söylemek istediğimiz, söylediğimizi sandığımız, söylediğimiz, karşımızdakinin duymak istediği, duyduğu, anlamak istediği, anladığını sandığı ve anladığı… Birbirimizi yanlış anlamamız için en az dokuz ihtimali sıralar. Sylviane Herpin. Belki de bu sebeple anlaşılmanın bir lüks olduğunu dile getirir. R. Waldo Emerson. Peki, kendimizi anlamamızın yolu nereden geçer? Kelimeler birer organdır. Yaşamla bağ kurmamızı sağlar. Konuşurken ağzımızdan çıkarlar, fakat gitmezler. Dünyamızı kelimelerle ifade eder, kelimelerle tanımlarız. (Nemesis Kitap)

İsfahan âşıklarına sahip çıkacak mı?

Shahzadeh N. İgual'dan İsfahan’ın Gözyaşları. Sohrab, kızın başından aşağı doğru kaymaya başlamış saks mavisi örtüsüne, leylak renkli paltosuna ve dizinin altında biten siyah çizmelerine bakıyordu. Ely'nin tedirgin halini, iri gözlerinden alev alev çıkan telaşını, uçuk pembe parlatıcı sürdüğü dudaklarını yiyişini sevmişti. Böyle gülenine, gülümseyenine rastlamamıştı hiç. Her geçen dakikada bilmediği bir yere yaklaştırıyordu onu yüreği. Oysa yorgundu Ely… Herkesten, her şeyden, tüm şehirlerden, trenlerden… Bitkindi maksatsız gitmelerden. İşte şimdi birlikte çay içtikleri bu meydanda, gelenekler tam üç yüz yirmi sene evvel bir aşkı öldürmüştü! Yazar, yeni romanında, Ely ve Sohrab'ın tanışmalarıyla başlayan öyküde okurunu İran'da unutulmaz bir yolculuğa çıkarırken, şu soruyu da sormayı ihmal etmiyor; İsfahan bu kez âşıklarına sahip çıkacak mıdır? (Mona Kitap)

Karanlık madde ve karanlık enerji

Brian Clegg'ten Karanlık Madde ve Karanlık Enerji – Evrenin Gizemli 95’i Üzerine. Karanlık madde ve karanlık enerji, evrenin bilim insanlarına sorduğu en zor ve en tuhaf bilmecelerden biri. Gördüğümüz ve ölçebildiğimiz şeyler evrenin yalnızca %5'ini oluşturuyor. Geri kalan %95'in varlığını sadece etkilerinden dolayı, sadece matematiksel hesaplamalar yoluyla anlayabiliyoruz. Bilim insanları evrenin bu anlaşılamayan, kayıp, gizemli kısmına “karanlık madde” ve “karanlık enerji” adlarını veriyor. Yazar bu kitabı yalnızca karanlık madde ve karanlık enerji konusuna değil, astronomi ile modern fiziğin belli başlı konularına oldukça aydınlatıcı bir ışık tutuyor. Kaçırmayın. (Say Yayınları)

Tarih ve kültür şehrinin hikâyesi

Osman Özbek'ten Bir Ankara Hikâyesi: Tarih Toprak ve Bir Çocuk. Ankara'ya gönül vermiş, hayatını Ankara için çalışarak geçirmiş olanların bile heyecan ve merakla okuyacağı bir Ankara hikâyesi… Milli Mücadele'nin zor günlerinde Mustafa Kemal Atatürk'e ev sahipliği yapmış bir şehrin, genç Cumhuriyet'in kuruluşunun ve yükselişinin başkentinin hikâyesi… Pek çok uygarlığın mirasıyla Mustafa Kemal Cumhuriyeti'nin atılımlarının harmanlanmasından doğan bir tarih ve kültür şehrinin hikâyesi… Yazar kitabında isimli bu eseriyle bir Cumhuriyet aydını olarak, giderek kimliğini yitiren bir başkentin kimliğini geri kazanması ve Mustafa Kemal Atatürk'ün başkentine yakışır bir şehir olması adına sorumluluğunu yerine getiriyor. (Sia Kitap)

İnsan refahında nefes kesici ilerlemeler

Jamie Metzl'den Darwin Hack’leniyor: Genetik Mühendislik ve İnsanlığın Geleceği. Genetik devrimin şafağında, DNA'mız tıpkı bilgi teknolojimiz gibi okunabilir, yazılabilir ve hack'lenebilir hale geliyor. Ancak insanlık olarak kendi genetik kodumuzu yeniden düzenlemeye başladığımızda; insan refahında nefes kesici ilerlemeleri gerçekleştirmek ile tehlikeli ve potansiyel olarak ölümcül bir genetik silahlanma yarışına inmek arasındaki farkı belirleyen, bugün yaptığımız seçimler olacak. Bilim insanlarının bilimkurguyu gerçeğe dönüştürdüğü laboratuvarlara girin. En derin inançların, etiğin ve politikanın daha önce hiç olmadığı kadar zorlandığı ve insan olmanın ne anlama geldiğinin sorgulandığı bir geleceğe bakın. Çocuklarımızı tasarlayabilecek, ömürlerimizi büyük ölçüde uzatabilecek, hayatı yeniden sıfırdan inşa edebilecek, bitki ve hayvan dünyasını yeniden yaratabilecek mühendisliğe eriştiğimiz zaman geriye tek bir soru kalacak: Tüm bunları gerçekten yapmalı mıyız? (Tellekt Yayınları)

Tanrılara yönelik bir çağrıyla başladı

Homerosçu İlahiler – Kazım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi… Homerosçu İlahiler Yunan tanrılarına yönelik heksametron veznindeki otuz üç hymnos’tan (ilahi/neşide) oluşan bir külliyattır. Bu külliyatın böyle bir başlıkla anılmasının sebebi İlahiler’in Antikçağ’da Homeros’a, yani Ilias ve Odysseia’nın bestecisi olduğu varsayılan kişiye atfedilmesidir. Homerosçu İlahiler külliyatını oluşturan bu kitaptaki metinler matbu olarak ilk defa Erken Modern Avrupa’nın en etkili hümanistlerinden biri olan Demetrius Chalcondyles tarafından 1488 yılında yayımlanmıştır. Hepsi tanrılara yönelik bir çağrıyla başlayan ve bir elvedayla tanrıyı uğurlayarak sonlanan Homerosçu İlahiler icracının farklı yaklaşımlarından kaynaklanan stratejileriyle Eski Yunan dini ve mitolojisi kadar, mitsel coğrafya tasavvuruna, Homeros çağından itibaren sürdürülen ve belirli açılardan bütünüyle korunan icra geleneğine dair kilit nitelikte bilgiler sunar. (Yapı Kredi Yayınları)

Baştan çıkarıcı olasılıklar

Allen Everett'ten Zaman Yolculuğu ve Işıktan Hızlı Sürüşler. Zamanda ileri geri seyahat etmek ya da yıldızlar arasında kestirme yollardan gitmek gerçekten mümkün olabilir mi? Günümüzün fiziği bu sorulara henüz yanıt veremese de bize bazı baştan çıkarıcı olasılıklar sunuyor. Lise cebirinin ötesinde matematik kullanmaksızın Einstein'ın özel göreliliğinin açıklamasını sergileyen yazarlar, zamanda ışık hızından daha hızlı olarak ileri ve geri yolculuklar arasındaki farklara değinip, zamanda geriye gidiş ve ışıktan daha hızlı seyahat etme arasındaki şaşırtıcı kuramsal ilişkiye değiniyorlar. Her ne zaman biri bana zaman yolculuğunun ya da ışıktan hızlı sürüşler aracılığıyla yıldızlararası seyahatin mümkün olup olmadığını sorsa, onu bu kitaba yollarım. Uzman olmayanların ulaşabilecekleri cevapların. “en iyi kaynağı bu kitaptır.” – Kip Thorne, 2017 Fizik Nobel Ödülü. (Alfa Yayıncılık)

Çok uzaklardan gelen bir tekne, gizemli bir kedi

Mavisel Yener'den Mucize Kasabası 2 – Uçan Kitaplık. Yazar, Mucize Kasabası serisinde umudun, sevginin şifrelerini veriyor. Çok uzaklardan gelen gizemli bir uçan kitaplık, tuhaf bir görev, yepyeni keşifler… Meraklı okurlar bu şölene davetli. Mucize Kasabası’nda her şey mümkün. Kediler konuşur, yıldızlar yüzer, kuşlar okula gider, bilgisayarlar uçar… (Bilgi Yayınevi)

Melankolik güz havasını

Cemal Süreya'dan Güz Bitigi. Merdivenlerin oraya koşuyorum, Beklemek gövde kazanması zamanın; Çok erken gelmişim seni bulamıyorum, Bir şeyin provası yapılıyor sanki. Sıcak Nal’dan bir gün sonra yayımlanan kitap, o kitabın melankolik güz havasını kışa tamamlar. Düzyazıdan şiire, beyite ve şarkıya birçok ifadeyi birleştiren kitap aslında tek bir şiirdir, Cemal Süreya’nın son ve evrensel şarkısıdır. (Can Yayınları)

Farklı bakış açılarına açık meseleler

Aylin Güney'den Teyel. Yaşadığı yere uyum sağlayamamış, sadece kilerden devşirme kütüphanesinde huzur bulan yalnız bir kadın, kendisiyle ilgili yeni keşifler yapan bir erkek, görüşmediği babasının cenazesi için huzurevine giden üniversite öğretim görevlisi, disiplin cezası olarak kitap okutulan liseli bir genç kız, eski aşkı için eşini ve çocuğunu terk eden bir adam, geceleri seyyar arabasıyla sokaklarda dolaşan bir nohut pilavcı, yalnız yaşayan bir edebiyat öğretmeni ve Bakü'den Ankara'ya mal taşıyan uzun yol kamyon şoförü ile âşık olduğu Gürcü kadın… Bütün bu karakterleri birbirine teyelleyen turuncu kapaklı bir kitap üzerinden fark etmek, dinlemek ve farklı bakış açılarına açık olmak meseleleri ele alınıyor. (Dağhan Külegeç Yayınları)

Her şey bitti sandım ama asıl hikâye burada başladı

Demet Işıl Yılmaz'dan Mecburiyetsiz. Bir gecede hayat değişir mi? Değişir! Kemoterapiler peş peşe geldi, çürük kokusu artık beni ve yatağımı geçip tüm evi sardı. Her şeyimi kaybettim; saçlarımı, kaşlarımı, tırnaklarımı ve hatta kirpiklerimi… En son ne zaman içtenlikle söylenmiş bir “Nasılsın?” sorusu duydunuz? Ben meğer duymuşum ama hiç gerçek bir cevap vermemişim. Çok yorgunmuşum ama durmasını hiç bilememişim. Toplantıyla, kıyafetle ve olmam gereken kişiyle o kadar ilgiliymişim ki kanser olduğumu anlamamış, nasılsa benim başıma gelmez sanmışım. Geldi ama… Hem de en ağır haliyle geldi.
Otuz bir yaşındaydım. Oğlumsa iki buçuk… Evimize bir bomba düştü. Özel parfümü bile olan, bakım sırlarını başkalarına dağıttığım güzelim saçlarımı ve senelerce pilates stüdyolarında yarattığım bedenimi kaybettim.

Her şey bitti sandım ama asıl hikâye burada başladı. Kazanmanın sırrı yaptıklarınla değil, yapmadıklarınla ilgiliymiş… Yani “Mecburiyetsiz” olduklarında gizliymiş… Şimdi anladım. (Destek Yayınları)

Cesaret madalyası beklemiyor asla

Ferat Emen'den Hüsniye Hanım'ın Ağzı. Yazar bazı imkânsız gerçekleri-makul olmayan kimlikleri sivri ve ısıran diliyle, iştahla muhatapların yüzüne çarpıyor. Anlatılmayanı anlattığı için cesaret madalyası beklemiyor asla. Verdiği rahatsızlıktan ötürü pişman ya da üzgün değil. Mizacı böyle. Böyle olması gerektiği için böyle. At çarpması, Naim Süleymanoğlu, bekârlığa veda partisi, kaçakçılar, Aya Leyla'nın peygamberliği ve müritleri, geyik avı şöleni… Buraya ölmeye geldim. Geçen çarşamba ilk denememde başarıyordum az kalsın. Kendimi boğuyordum. Suda. İyi yüzerim. Bu engel oldu. İyi yüzmem, irademin önüne geçti. Uzun süredir düşünüyorum. Ölmeyi. (Everest Yayınları)
1618731047937.png
1618731059994.png
1618731070086.png
1618731083631.png
1618731095863.png
1618731112827.png
1618731126165.png
1618731156822.png

alıntı​
 
Şiddet dolu bir dünyanın hikâyesi

Robert Fisk'ten Büyük Medeniyet Savaşı-Ortadoğu’nun Fethi. İlk elden gazetecilik ve tarihin, yazarın Ortadoğu'da yaşanan trajedi ve ihaneti anlatan destansı hikâyesinden daha güçlü bir şekilde birleştiği ender görülmüştür. Onun Irak, Afganistan, Cezayir, İran, İsrail, Filistin ve diğer savaş alanlarındaki kan banyosu ve zulme, 11 Eylül 2001 katliamına ve Saddam Hüseyin'in acımasız rejiminin devrilmesine dair anlattığı hikâyeler, yeni ve korkutucu anlamlar kazanarak gözler önüne seriliyor. Usame Bin Ladin ile üç kez görüşen yazar, 1976 yılından bu yana Ortadoğu'daki çatışmaların ön cephesinde yer alıyor ve insanların çektiği acılar hakkında yazdıkları bugün dünyanın dört bir köşesinde okunuyor. Ve yazarın 1980'lerde İran-Irak Savaşı’nın ön cephelerinde geçirdiği günlerden, babası Teğmen Bill Fisk'in 1918'de Somme siperlerinde yaşadığı tecrübelere uzanan son derece kişisel bir hatırat. Hayatlarımızı –ve geleceğimizi– şekillendiren şiddet dolu bir dünyanın hikâyesi. (İthaki Yayınları)

Özgürlüğe uzanan ilham verici bir öykü

Erol Hızarcı'dan Ahbap Ferdinand – Bir Dananın Sonsuz Yolculuğu. Kurban bayramında hayvan pazarından kaçarak kesilmemek için soluğu denizde alan, dört gün boyunca yüzen, tekrar yakalandıktan sonra Ahbap Platformu tarafından kurtarılarak özgürlüğüne kavuşturulan Ferdinand'ın hikâyesini herkes biliyor. Peki ama Ferdinand'ın macerasının iç yüzünü gerçekten biliyor musunuz? Ahbap Ferdinand, hikâyesini Ferdinand'ın iç dünyasından dillendiren büyükler için bir masal. Bildiğimiz hikâyeyi ters yüz ediyor ve bize madalyonun diğer tarafını da gösteriyor. Zira Ferdinand'ın yolculuğu şapşiklikten esarete, esaretten kurban pazarına, kurban pazarından denize ve oradan da özgürlüğe uzanan ilham verici bir öykü. (Karakarga Yayınları)

Bir delikanlının ilginç öyküsü

Herman Melville'den Billy Budd. Başta Moby Dick ve Kâtip Bartleby gibi eserleriyle daha çok tanınan yazarın kaleme aldığı son eseridir. Kitapta, güçlü kuvvetli, son derece yakışıklı, saflık derecesinde temiz yürekli, genç bir gemicinin, doğallığın simgesi olan bir delikanlının öyküsünü anlatıyor yazar. Bunu yaparken, Kutsal Kitap ve mitolojiye ilişkin unsurları da dahil ederek girift bir esere imza atıyor. Böylece iyi ile kötü, uygarlık ile barbarlık, hatta toplum ile birey arasında süre gelen ezeli çatışmayı içeren bir epos meydana getiriyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Küçük bir çocuğun iradesi ve kararlığı

Dursun Akçam'dan Kafdağının Ardı. İnsanlık dışı koşullarda, küçük bir çocuğun okumak, açlıktan kurtulmak, soğuktan korunmak, ailesine yardım etmek için atıldığı çetrefil serüven, aynı zamanda Türkiye'nin ayıbı. Kafdağı'nı aşmak kadar mucizevî olan bu serüven, küçük çocuğun iradesi, kararlılığı ve direnciyle düşlerini süsleyen “Cılavuz Köy Enstitüsü” ile sonlanıyor… (Literatür Yayıncılık)

Selin'in hayali de biraz farklı ve zordu

Ece Aytulun'dan Baba Ben Fenomen Oluyorum. Üniversiteden yeni mezun Selin Mermer, kariyeri için hayaller kurmaktadır. Çoğu arkadaşı iş bulmaları yetmezmiş gibi nispet yaparcasına Facebook'ta çalıştıkları şirketleri etiketlemiş, bu paylaşımlarının altı yüzlerce tebrik mesajıyla dolmuş ve ofiste ilk gün hediyelerini Instagram'da sergilemişlerdir. Gözümüz yok ama bizim Selin'e, çikolata kaplı çilekler, renkli tebrik kartları ve kutuların içine özenle dizilmiş güller ne zaman gelecekti? Laf aramızda Selin'in hayali de biraz farklı ve zordu. Formatını kendisinin hazırladığı bir televizyon programının sunucusu olmak istiyordu. Selin Mermer'in ekran kariyeri uğruna yaşadıkları yetmezmiş gibi, en olmadık yerlerde karşısına çıkan karizmatik ve yakışıklı bir erkekle tanışması da fenomenlik girişimine tuz biber ekecekti. (Mona Kitap)

Aşk, tutku ve kavga, bu ailenin yazgısı

Coşkun Irmak'tan Öyle Bir Geçer Zaman Ki. Kitap, Türkiye'nin siyasi ve ekonomik gelişmeleri zemininde, orta sınıf bir ailenin çalkantılı ilişkilerini yansıtır. Aşk, tutku ve kavga, bu ailenin yazgısıdır. Ailenin her bir bireyi, hayat mücadelesinde var olmak ve sahip olduğuna inandığı değerleri savunmak için savaşır. Bu savaş, birbirleriyle olduğu kadar, kendi ruhlarında da olanca şiddetiyle sürer. Bu bireysel varoluş mücadelesi, ailenin en küçük bireyi Osman tarafından gözlenir, dönemin toplumsal koşullarıyla harmanlanır ve onun ağzından anlatılır. Hikâye içinde altı yaşında bir çocuk olarak tanıdığımız Osman, elli yaşlarındaki yetişkin halinin sesiyle, zaman ötesinden yorumlar katar anımsadığı çocukluğunun hikâyesine. (Nemesis Kitap)

Futbol sevdası yüzünden başına gelenler

Ayfer Gürdal Ünal'dan Tırtıl Osman’ın Bir Günü. Çocuk olmak kolay mı, her gün ayrı bir macera. Tırtıl Osman bizimle dertleşiyor, tam bir gününü, sabahtan gece uykusuna kadar olan biteni içtenlikle anlatıyor. Okulda yaşadıkları, futbol sevdası yüzünden başına gelenler, içini döktüğü günlüğü…Osman'ın bir günlük macerası hem sahici hem eğlenceli. Hadi şimdi ona kulak verelim de çocuğun psikolojisini bozmayalım! Akademisyen yazarın muzip kalemi ve Doğan Gençsoy’un neşeli çizimleriyle Tırtıl Osman’ın Bir Günü, sıradan günlerde saklı maceraları öne çıkarırken çocukların sesine de kulak veriyor. (Redhouse Kidz Yayınları)

İnsan ihtirası dizginlenemez

Lev Nikolayeviç Tolstoy'den Efendi ve Uşak. Kitap, tüm zamanların en büyük yazarlarından biri sayılan yazarın 1885'te yazdığı bir uzun öyküdür. Bu öyküde Vasili Andreyiç Brihunov adlı bir tüccarın soğuk bir kış günü uşağı Nikita ile birlikte kızakla yaptığı yolculuk anlatılır. Yolculuğun amacı yöredeki bir toprak sahibini ziyaret edip uzun zamandır pazarlığı yapılan bir koruyu satın almaktır. Vasili Andreyiç'in bu konuda acelesi vardır; aynı yeri satın almak isteyen başka tüccarlar da olduğu için koruyu onlara kaptırmak istememektedir. Bu nedenle, Rusya'nın sert kış koşullarına rağmen, yardımcısı Uşak Nikita ile yola çıkar. Kitap, insan ihtirasının ne denli dizginlenemez bir şey olduğunu gözlerimiz önüne serer. (Remzi Kitabevi)

Bilimsel dünya görüşü nasıl bir şeydir?

Gregory N. Derry'den Bilim Nedir Nasıl Yapılır? Bilim insanları karşılarına çıkan sorunları nasıl çözer? Bilimsel keşifler nasıl gerçekleşir? Soğuk füzyon gibi teoriler ve parapsikoloji gibi disiplinler neden tam olarak bilimsel sayılmaz? Bilimsel dünya görüşü nasıl bir şeydir? Yazar okura bilimsel düşünmeyi tanıtırken bu tür soruları yanıtlıyor. X-ışınları, yarı iletkenler, levha tektoniği ve çiçek aşısı gibi önemli keşif ve buluşları özetleyerek bilimsel çalışmanın dürüst gözlem, eleştirel akıl yürütme ve bazen de safi şans ile nasıl meyve verdiğini açıklıyor.
Yazar bilimin hem gücünü hem de sınırlarını ortaya koyarak bilim ile din, etik ve felsefe arasındaki ilişkileri de ele alıyor. Kitap, okura bir bilim insanı gibi düşünmeye başlamak için mükemmel bir başlangıç noktası sunuyor. (Say Yayınları)

Yaşama ve sanata bakış

John Berger'den Zamanımızın Bir Ressamı. Yetenekli ve ayrıksı Macar ressam Janos Lavin, Macaristan'da Sovyet destekli rejime karşı yaşanan halk ayaklanması sonunda sürüklendiği Londra'da mülteci de olsa yeni bir hayat kurmuştur. Dostlarının da gayretiyle Londra'nın gösterişli sanat ortamında ilk kişisel sergisini açar, ama aynı günlerde ortadan kaybolur. Yakın dostlarından biri, Lavin'in stüdyosunda onun günlüğünü bulunca ressamın sanat, sosyalizm ve yoldaşlık, siyaset hakkındaki düşüncelerini, iç hesaplaşmalarını, yaşama ve sanata bakışını öğrenerek bu kayboluşu aydınlatmaya çalışır. (Sia Kitap)

İnsanlığa karşı en büyük tehdit

Brian Azzarello'dan Luthor. Lex luthor… Bir kahraman mı? Superman'e yıllar boyunca birçok ad takılmıştır, Çelik Adam'dan Büyük Mavi İzci'ye kadar. Şimdiyse en eski ve en zeki düşmanı sayesinde yepyeni bir lakabı olmak üzere: İnsanlığa Karşı En Büyük Tehdit. Büyük hayran kitlesi olan yazar brian azzarello ve çizer lee barmejo'nun sunduğu luthor, krypton'un son evladı'nı dc'nin en efsanevi kötülerinden birinin gözünden inceliyor ve yaşayan en büyük deha olan lex luthor'un neden bu kadar uzun zamandır superman'in başına bela olabildiğini açığa çıkarıyor. “Azzarello, insanlığın başarısından duyduğu gururdan beslenen bir canavarı derinliklerinde saklayan adanmış bir hümanistin karmaşık portresini çiziyor. Barmejo'nun gölgeler ve açılarla oynayarak çizimlerinde yarattığı sert gerçekçilik bir süper haini bir insanoğluna, süper insan bir kurtarıcıyı ise uzaylı bir canavara çeviriyor.” (Yapı Kredi Yayınları)

Barış özlemini dillendiren roman

Cihangir Akşit'ten Yolcu 1854 – Kırım Demir Misket. İstanbul, 1854… Dünya savaşlarının atası sayılan Kırım Savaşı'nda, Sivastopol cephesi yolcusu iki zabit… Şımarık ve faide odaklı yalı çocuğu Osman Efendi ile fedakâr, idealist ve reayadan Ertuğrul Efendi… Harbiye'den beri arkadaş olan bu iki mülazım ahlakları, hayatları ve kaygılarıyla da sanki iki ayrı dünyaya aittir. Ve bu dünyaların ortasında hem bir İngiliz yarbayın karısı olan Evelyn'e aşkları, hem üstlendikleri çetin vazife, hem de Batı'nın hasta adamı koskoca bir imparatorluk durmaktadır. Unutulmuş ruhların çığlığını bugüne taşıyan, günümüze gölgesi düşen geçmişin çelişkilerini irdeleyen ve tüm savaşları sorgulayarak barış özlemini dillendiren bir roman! (Alfa Yayıncılık)

Hastalıklar nasıl ortaya çıktı?

Dr Michael Greger'den Pandemi – Salgında Hayatta Kalma Rehberi. Hastalıklar nasıl ortaya çıktı? Salgınlara neden olan virüslerin ortaya çıkmasını ilk etapta nasıl durdurabiliriz? Hastalıkların ülkemize, evlerimize ve bedenlerimize ölümcül saldırılarını durdurmak için neler yapabiliriz? Uluslararası tanınmış bir uzman olan yazar, kitabında dünyanın gördüğü en ölümcül patojenlerin bazılarının kökenlerini araştırıyor. Geçmişten bugüne evrimlerinin izini süren yazar, bu patojenlerin nereden kaynaklandığını incelerken, ölümcül etkilerini küresel düzeylere taşıyan insan rolüne dikkat çekiyor. Tüberkülozdan kuş gribine, HIV’den koronavirüse kadar bulaşıcı hastalıklar ortak bir hikâye paylaşıyor: hayvan ve insan etkileşimi. (Altın Kitaplar)

Tek hayali, annesine yeniden kavuşmak

Zeynep Bugay'dan Proti Adası’nın Esrarı. Prens Adaları'nın sihrini ve gizemini sadece onun ruhunu anlayabilenlerle paylaşan Proti Adası, büyük sırlara ev sahipliği yapıyordu. Ada sakinlerinden Mırmır, annesi onu terk ettiğinden beri son bir yıldır sokaklardaydı. Açlıktan, soğuktan, en çok da yalnızlıktan yorulan kedi, sonunda tüm tehlikeleri göze alıp Ada'nın kraliçesinden yardım istemeye karar verdi. Tek hayali, annesine yeniden kavuşmaktı. Cebinde, onu bilinmez bir yolculuğa ve hiç hayal edemeyeceği bir maceraya çıkaracak nar çiçeği anahtarlarıyla yola koyuldu. Ancak bu yolculukta zekâsının, iyi niyetinin, sabrının, cesaretinin ve cömertliğinin, canı pahasına sınanması gerekecekti. Neyse ki Mırmır bir insan değil de bir kediydi ve kendi ihtiyaçları ne kadar önemli olursa olsun, zor durumda olan başka hiç kimseyi nankörlük edip yarı yolda bırakmazdı. (Artemis Yayınları)

Bir doğaseverin arıların yaşamına tutkulu yaklaşımı

Brigit Strawbridge Howard'tan Arılarla Dans – Bir Doğaya Dönüş Yolculuğu. Gezegenimizin geleceğini umursayan herkes bu şarkıya kulak vermeli… Bir doğaseverin arıların yaşamına ve doğal dünyaya tutkulu yaklaşımı… Nasıl olur da kozasından yeni çıkmış bir arı hangi çiçeğin kendisi için en iyi polen kaynağına sahip olduğunu bilebilir? Hangi çiçeklerin çoktan ziyaret edildiğini ve hangilerinin halen daha sunacağı hediyeler olduğunu söyleyebilir? Stratejileri var mıdır? Evrimleşmemizde nasıl bir rol oynarlar? Dahası arılar olmasaydı dünyamıza ne olurdu? Arı savunucusu, yaban hayat bahçıvanı ve doğa bilimci yazar kitabında, bizleri danslarıyla ekosisteme hayat veren arıların ve güzel bitkilerin görmezden gelinen büyülü ve zengin dünyasına davet ediyor. (Beyaz Baykuş Yayınları)

Anadolu'da cinayetler, ihanetler, saldırılar

Rana Erol'dan Gölgedeki Sırlar. Öldürdüğünü düşündüğü genç kızın hayalini kendine yakın arkadaş edinen Sirap, sırlarla dolu olduğunu keşfettiği hayatına tutunmaya çabalar. Özlemle beklediği ilk bebeğinin doğumuna iki hafta kalmıştır. İnsanların karanlık yüzünü ısrarla görmezden gelen Sirap, sırlar açığa çıktıkça yumduğu gözlerini aralamak zorunda kalır. Lanetli olduğuna inanan genç adam, gerçekleri öğrendiğinde bu karanlığın içinden çıkabilecek midir? 1800'lü yılların sonuna doğru Anadolu'da cinayetler, ihanetler, saldırılar arasında sıkışan cesur insanların sevgiye ve dostluğa olan tutkusunu, birbirlerine düşmanlaştırılmaya çalışılan farklı kültürlerden insanların aralarındaki güçlü bağları tarihsel olaylarla dayandırarak aktaran kitap, kahramanlarının gülümsemelerindeki acıyı başarıyla resmediyor. (Bilgi Yayınevi)

Köklü bir ailenin çöküşü

ANndre Gide'den Isabelle. Gérard'ın araştırma yapmak için geldiği Quartfourche Şatosu, genç adamı romantik bir serüvene davet eder. Şatonun küçük sakini Casimir, geçmişe açılan bir kapının anahtarıdır. Gérard, çocuğun annesinin portresine tutkuyla âşık olur ve bu kadının evden ayrılışının ardındaki sır perdesini aralamaya girişir. Görünüşe aldanan hayalperestlerin bazı perdeleri açmaması gerektiğini öğrenecektir. Kitap, köklü bir ailenin ve köklü bir şatonun çöküşlerini paralel olarak anlatan bir kısa roman. (Can Yayınları)

Büyük bir dönüşüm yaşamak

Şebnem Özbay Yavuz'dan Uç Dedi Yüreğim. Modern dünyanın dayattıklarına direnmeye çalışan Miray yorgun düşmüştür. Hayatını paylaştığı Emre'nin bu dayatılanları yaşamın doğal bir parçası olarak kabul etmesi, koyduğu hedeflere hırsla koşması Miray'ı yalnızlaştırmıştır. Aralarındaki uçurumun derinleşmesinden sonra büyük bir dönüşüm yaşamak üzere yola çıkar. Urfa'nın kışkırtıcı güzellikleri ve doğal insanları arasında yaşadıkları Miray'ı iç hesaplaşmalara sürükler. Kariyer sahibi olmanın, ideal eşi bulmanın, yüksek gelire ulaşmanın yüceltildiği bir dünyada başka hedefler konulabilir mi? (Dağhan Külegeç Yayınları)

Güçlü bir gözlem ve analiz eşliğinde en karmaşık konular

Yalın Alpay'dan Yapıtsöküm. Resim, heykel, klasik müzik, edebiyat, çizgi roman ve sinema yazılarından oluşan kitap, sanat eserlerinin işaret ettiği, vurguladığı, indirgediği, soyutladığı, örttüğü, betimlediği, kavramsallaştırdığı bileşenleri yalınlıkla deşifre ediyor. Sanat yapıtlarının estetik ve felsefi yapılarını rasyonel fakat duygulu bir dilde söküyor. “Keşke elinizdeki kitabı ben yazmış olsaydım, bu cümleyi de Yalın Alpay kursaydı.” Murat Menteş. “Yalın Alpay eline kalemi alıp, resim, müzik, edebiyat hakkında yazdığında, Roland Barthes'ın metin hazzı dediği hazzı yaşatır okuruna. Güçlü bir gözlem ve analiz eşliğinde en karmaşık konular, Alpay'ın kaleminden çıkan tümcelerde en sarih biçimini bulur. Bakışı öylesine yetkinleşmiştir ki tüm bir yaşamı ya da eseri o tanık olduğu parçasından yakalar ve gerçeğini olanca açıklığıyla dile getirir. Sanatın farklı dallarına dair değinilerinin olduğu bu kitapta, berrak bir dil, duru ve eylemde bir zihinle karşılaşacaksınız.” Prof. Dr. Nilgün Tutal, Galatasaray Üniversitesi. (Destek Yayınları)

Kurumdaki bazı sırlar açığa çıkıyor

Abdullah Ataşçı'dan Ben Buranın Yabancısıyım. Kitapta liyakatin gözetilmediği, tarikat mensuplarının devlet kademelerinde önemli yerlere geldiği bir ülke olan Âlem'de gerçekleşen bir takım olaylar anlatılıyor. Neş adlı bonobonun ülkenin en mühim kurumlarından Yüksek Terbiye Kurumu'na müdür olarak atanması, kurumdaki bazı sırların açığa çıkması ve Neş'in karakterinin yavaş yavaş çözülmesi Âlem'deki çürümüşlüğü gözler önüne seriyor. Yazar daha önce Selim Adanır adıyla yayınladığı bu alegorik romanda, yabancılık hissini kendisinin dahi ait olmadığı soğuk ve mesafeli bir yapı üzerine kuruyor; inşa ettiği kimlik ve üslupla yakın geçmişin, bugünün fotoğraflarını çekip negatifleri ayıklıyor: “Bu hikâyedeki gerçek hayvanların insanlarla hiçbir ilgisi yoktur.” (Everest Yayınları)

İnsan eliyle talan edilen doğal yaşam

Saliha Nilüfer'den Gümüşsu Zamanı. Başka bir yaşam düzeninde, bambaşka bir gezegende, dış dünyayla bağlantısını koparmış bir şehirde yaşayan meraklı bir çocuğun izinde, insanın ve dünyanın geleceğine dair çarpıcı bir serüvene çıkarıyor. İnsan eliyle talan edilen doğal yaşamın ve yitirilen güzelliklerin izini süren Minnu’nun masalsı macerası, dünyayı yeniden kurmak için cesaret ve umutla yola çıkmanın, belleği sahiplenmenin ilham veren gücünü duyumsatıyor. Doğa ve insan ilişkisinin değiştirici gücünü yalın bir anlatımla dillendiren kitap, geleceğin dünyasından bugüne ayna tutuyor. Elif Deneç’in desenleriyle renklenen roman, evimiz Dünya’nın ve eşsiz doğasının değerini düşündürüyor. (Günışığı Kitaplığı)

23 kadından pavyon öyküleri…

Şehir Söner Biz Yanarız-Pavyon Öyküleri… Bir masa, diğerlerinden farksız; loş ışıklar altında gizlisiz saklısız. Bir erkek kadınsız, bir kadın erkeksiz; bir masa… Bir mekân burası herkesin herkesi dışarıda bıraktığı, kimsesizliğin sohbete kavuşturulduğu. Kahkahanın tasaya çerez, müziğin efkâra meze olduğu bir mekân. Bir âlem burası. Geceleri yaşanan bir âlem. Gündüz insan gece yalan olanların âlemi. Erkeklerin gerçek olamayacak kadar dost, sevgili, koca olduğu; kadınların evdeki eş olamayacakları kadar gerçek oldukları bir âlem. Bir sahne burası. Müşterilerinden konsomatrislerine herkesin rol kestiği bir sahne. Her gece başroldekilerin baştan çıkarma oyunu sergiledikleri bir sahne. Vaatlerin Keşan, rüyaların pavyon dublesinde boğulduğu bir sahne. 23 kadından Pavyon Öyküleri… (h2o Kitap)

Merhametsiz bir gelecek

Nana Kwame Adjei Brenyah'ten Cuma Karası. Katil beyazları koruyan ve katledilen siyahları vahşete terk eden bir adalet sistemi. Irkçılığın spora dönüştüğü eğlence alanları. Kara Cuma sırasında insanlıktan çıkan kalabalıklar. Yalanın bir kenara atıldığı, kendine güvenin ilaçlarla sağlandığı merhametsiz bir gelecek. Okullarda silahlı saldırılar. Tekrar tekrar eden günler. Yazar kitabındaki öyküler, delirtici gündemin bir acayip yansıması, çoğunluğun azınlığı yok etmek istediği dünyaya karşı öfkeli bir kahkaha. “Heyecan verici, şaşırtıcı: tuhaf, çılgın, güncel ve komik. Yine de kapitalizmin sapkınlıkları ve kalpsiz sistemlerin içinde kendini göstermekte zorlanan sevgi gibi inatçı insani sorunlarla yüzleşmesinde geleneğe bağlı.” –George Saunders. (İthaki Yayınları)

Döneminin çok ötesinde bir roman

Salime Servet Seyfi'den Bir Hatıra-i Pejmürde. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde, II. Meşrutiyet'in oluşturduğu atmosferde ilk kez çocuk yaşta evlilik, esirlik, annelik ve dönemin sosyal statüleri gibi kavramlara değinen; baş role genç bir kadını koyan ve tüm bu konuları iç burkan bir anlatıyla okuyucuyla buluşturan özel bir eser. Edebiyat tarihimizin unutulmuş ismi Salime Servet Seyfi'nin kaleminden çıkan, döneminin çok ötesinde bir roman. Kitap, karakterlerin ruh hallerini betimlemedeki sadeliği ve vuruculuğuyla göz dolduran, kayıp bir yazarın kaleminden çıkmış gizli bir hazine. (Karakarga Yayınları)

Demokratik despotizm terimi


Alexis De Tocqueville'den Demokratik Despotizm. 1848 Devrimi sonrası İkinci Cumhuriyet’in anayasasını yazan, ama budala olarak gördüğü Louis-Napoléon Bonaparte’ın önce cumhurbaşkanı seçilmesi ve ardından da darbe yapmasıyla siyaset hayatından tamamen çekilen bir siyasetçi. Liberal siyasetin olduğu kadar bir sosyologlar zincirinin de Comte, Marx, Weber kadar önemli halkalarından biri. Amerika’da Demokrasi adlı dört ciltlik çalışmasının bu son bölümünde, demokratik despotizm teriminin hiç de bir oksimoron olmadığını ortaya koyuyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Bir sıçramayla yazılır hikâyesi

Ebru Çaloğlu'ndan Arkabahçe – Dünya Edebiyatına Yön Vermiş Eserlerin Perde Arkası. Klasikler henüz yaşama acemisi olan bizlere büyük keşiflerin kapılarını açan yapıtlardır. Kahramanıyla tek yürek; heyecanla, öfkeyle, acıyla, sevinçle, umutla yol alırken taraf olup, yargılayıp, hak verip, nihayetinde edenin bulacağı o anı dört gözle beklediğimiz bir serüvendir deneyimlediğimiz. Bazen okuruna yaşattığının bir benzeri gelir bir yapıtın başına. Yaratım sürecinde bir sıçramayla yazılı verilir tüm hikâyesi. Bazen de ilginç bir ayrıntıda gizlidir kaderi. Bir klasiğin yaratıcısına ilham olan ayrıntıyı öğrenmekse bir klasikle tanışmanın, onu farklı bir gözle yeniden okumanın fitilini ateşleyebilir. (Remzi Kitabevi)
1619380167041.png
1619380181104.png
1619380191812.png
1619380205517.png
1619380225410.png

alıntı​
 
Bütün veriler gerçekten doğru muydu?

Susannah Cahalan'dan Deliler Arasında Akıllı Olmak. “Rosenhan, psikiyatrik tanılar koymadaki yöntemlerimizin ve bilgi birikimimizin ne kadar zayıf ve hataya açık olduğunu çok çarpıcı ve etkili biçimde ortaya koyuyor.” Jeffrey A. Lieberman. 1973'te psikolog David Rosenhan normal insanların deli taklidi yaparak akıl hastanelerine girip giremeyeceğini, girseler bile kendilerine nasıl bir tanı konulacağını araştırmak üzere bir deneye girişti. Rosenhan ve yedi sahte hasta, sahte kimlikler ve sahte hastalıklarla çeşitli akıl hastanelerine girdiler. Acaba doktorlar, sağlıklı insanlara akıl hastası teşhisi koyacak kadar yetersiz miydiler? Ya akıl sağlığı sistemi, hastalara nasıl bir ortam ve tedavi imkânı sunuyordu? Araştırmanın sonuçları kısa bir zaman içinde psikiyatrinin seyrini değiştirdi. Psikiyatrlar kendilerine göre tanı koymayı bırakıp bir akıl hastalıkları rehberi olan DSM'yi geliştirerek bilimsel kriterlere göre tanı koymaya yöneldiler. Fakat önemli bir sorun vardı: Rosenhan'ın bütün verileri gerçekten doğru muydu? (Say Yayınları)

Okyanuslarda ve karada yaşam başladı

Merve Topçuoğlu'ndan Su Damlası Dünya'yı Keşfediyor. Kitaptaki küçücük su damlasının adı Şıpşıp. Sevimli, meraklı, sabırsız, kıpır kıpır bir su damlası o. Dünya'mıza milyonlarca yıl önce, daha yeryüzünde yaşam yokken, uzayın derinliklerinden gelen gök taşlarıyla birlikte ulaştı. Gelir gelmez de çevresinde neler var diyerek, merak etmeye başladı. Ama henüz pek bir şey yoktu oralarda. Sonra yavaş yavaş, Şıpşıp ve diğer su damlası arkadaşları okyanusları oluşturdular, dünya bir ısındı, bir soğudu ve sonunda Şıpşıp, upuzun yüzyıllar boyunca, pek çok şeyle tanıştı: Kıtalar oluştu, ırmaklar doğdu, sular bütün dünyada dolaştı, elbette Şıpşıp da birlikte. Okyanuslarda ve karada yaşam başladı. Kocaman Dünya'mızın nasıl geliştiğini, suyun ne kadar önemli olduğunu, Dünya'daki ilk bitkinin, ilk hayvanın adını ve çok daha fazlasını bu meraklı su damlasının gözünden okumak istemez misiniz? (Sia Kitap)

Umutsuzluğun neşesini yaratıyor

Orhan Duru'dan Ağır İşçiler. Kitap, klasik öykünün kalıplarını bozarak başka bir anlatı dili geliştiren 1950 Kuşağı’nın ele avuca sığmaz yazarın ayrıksı kitaplarından biri. Yazar, 1960’lardan itibaren gelişen toplumsal bilinci, siyasal ve tarihsel gelişmeleri kendine özgü yaklaşımlarla öyküleştiriyor. Yazar, sözü kırk parçaya bölerek düşün gerçeğini, saçmanın anlamını, umutsuzluğun neşesini yaratıyor. “Bu sırada çok önemli bir olay ortaya çıktı sol kolum üzerinde. Saatli olan sol kolum belki de saatlerce kalmıştı aynı biçimde yastığımın üzerinde ve başımın altında, bu yüzden uyuşmuştu ve kendinde değildi ve daha bilinçlenmemiş ve sınıf bilincine ulaşmamıştı.” (Yapı Kredi Yayınları)

Kötülük ve ateş tanrısının dışında portre

Klas Öztergren'den Kasırga Partisi. Yazar, iklim felaketi ve salgın hastalıkların hüküm sürdüğü, her yönden çökmüş bir toplumun var olmak için inat ettiği, dehşet verici distopik bir gelecekte geçen bu İskandinav suç romanını yazarken İskandinav mitolojisindeki kötülük ve ateş tanrısı Loki'nin alışılmışın dışında bir portresini çiziyor. İskandinav mitolojisindeki kötülük ve ateş tanrısı Loki, kurnazlığı ve şekil değiştirmesiyle bilinir. Diğer tanrılarla ilişkisi karmaşıktır; Odin ve Thor'a yardım ettiği de olmuştur, onları zor duruma düşürerek çileden çıkardığı da. (Alfa Yayıncılık)

Yaratıcılığınızın önündeki gizem perdesi kalkacak

James Webb Young'tan 5 Adımda En İyi Fikri Bulmak. Elinizdeki kitap, yayınlandığından beri, binlerce reklamcıya, zihinlerinin içindeki bariyerleri aşıp yaratıcılıklarını açığa çıkarmaları için yol gösterdi. Şairlerden ressamlara, bilim insanlarından mühendislere kadar birçok profesyonel heyecan verici fikirler üretebilmek için bu özlü ve güçlü kitaptan faydalandı. Reklamcılığın büyük ustalarından yazarın benzersiz tecrübe ve zekâsı, içinizdeki o büyük, bir türlü ulaşamadığınız fikirleri keşfetmenize yardım edecek, yaratıcılığınızın önündeki gizem perdesini sonsuza kadar kaldıracak. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)

Film teorisinin geneline felsefi bir soruşturma

Cem Çınar'dan Gerçekçi Sinemanın Fenomenolojisi. Kitap, iki temel amaç üzerine kendini kuruyor: Fenomenolojik yaklaşımın temel kavramları ve düşünme prosedürü zemininde gerçekçi sinemanın kavramsal dayanaklarını ve nasıl işlediğini ortaya koyarak, film estetiği ile fenomenolojinin birlikte çalışmasına yönelik bir strateji geliştiriyor. Kitap, gerçekçi sinema teorisinin film estetiği için ‘kilit taşı’ olduğu savını dayanak alıyor ve film teorisinin geneline yayılan felsefi bir soruşturma sürdürüyor. Husserl’in transendental fenomenolojisinden, Heidegger’in hermeneutik fenomenolojisine ve Gadamer’in felsefi hermeneutiğine kadar fenomenolojik yaklaşımdan kapsamlı bir biçimde yararlanılan bu soruşturma, film estetiğiyle fenomenolojik yaklaşım arasındaki ilişkinin daha sağlam bir hal alması yönünde stratejik bir çaba niteliğinde. (Çizgi Kitabevi)

İlgi ölümcül de olabilir kurtarıcı da…

Adil Yasin Özben'den Dedektif. Sıradan görünen ama alışılagelmişin dışında bir polis ve hızla çoğalan kurbanlar. Bağımlılıkları ve rutinleriyle hayatı gevşek biçimde kavramış Dedektif’in kalın kabuğu farklı kişilerin dikkatini çekmiştir. Ama bu, kabuğun ardında aynı şeyi gördükleri anlamına gelmez. İlgi ölümcül de olabilir kurtarıcı da. Benzerlik insanları farklı yollara sürükleyebilir. Yolculuk hem fiziksel hem psikolojik olarak yıpratıcıdır. Kurtuluş için gereken mesafe muammadır. (Bilgi Yayınevi)

Arayışı asla sona ermez

Patrick Modiano'dan Karanlık Dükkanlar Sokağı. Gizemli bir kaza sonucunda hafızasını kaybeden ve geçmişini ardında bırakıp özel dedektiflik yapmaya başlayan Guy Roland, on yıl sonra geçmişiyle yüzleşmeye, gerçek kimliğini keşfetmeye karar verir. Bu arayışta karşısına bazı ipuçları, birtakım insanlar, eski fotoğraflar, kilitli kapılar, adresler ve telefon numaraları çıkar. Belleğinin karanlık dehlizlerinde el yordamıyla ilerleyen dedektif, bazı gerçeklere ulaştığını düşündüğü anda çıkmaz sokaklara sapar. Ancak arayışı asla sona ermez, anı kırıntıları bu yolda ona ışık tutan işaret fişekleridir. (Can Yayınları)

Kurmaca dünyasına girmek isteyen herkese

Zümrüt Bıyıklıoğlu'ndan Bir Hayal Nasıl Romana Dönüşür? İlk kez 2015 yılında yayımlanan kitap çıktığı günden itibaren lise ve üniversitelerde senaryo ve yazı derslerine kaynak olarak önerilmiş, acemi yazar adaylarının başucu kitabı haline gelmiştir. Şimdi ise düzenlenmiş ve genişletilmiş baskısıyla yeniden okurun huzuruna çıkıyor. Siz de nereden başlayacağını bilmeyenlerdenseniz, kendinizi geliştirmek için bir okuma listesine ihtiyaç duyuyorsanız ve fazla hırpalanmadan acemiliğinizi atlatmak istiyorsanız bu kitapla doğru bir başlangıç yapıyorsunuz demektir. Kurmaca dünyasına girmek isteyen herkes, basit ve temel tekniklerin anlatıldığı bu kitaptan bir yazı atölyesi gibi yararlanabilir. (Destek Yayınları)

Irkçılığın güncelliği

Roni Margulies'ten Türk’ün Hizmetçisi – Türkiye’de Azınlık Olmak. “Bu yazılarda anlatılan bazı olayların, olaylara gösterilen tepkilerin, söylenen sözlerin üzerinden epey zaman geçti, ama hiçbiri eski değil, hepsi güncel; hepsi bugün tekrarlanabilir, tekrarlanıyor. Irkçılığın güncelliği, kalıcılığı bazen, evet, iç karartıcı olabiliyor, ama gösterilmesi gereken tepkinin susmamak, göz yummamak, hep ses çıkarmak, hep itiraz etmek olması gerektiğine inanıyorum. İnsanların değişebileceğine, dünyanın değiştirilebileceğine inandığım için.” “C.H. Fırkası’ndanım, çünkü bu fırka bugüne kadar yaptıkları ile esasen efendi olan Türk milletine mevkiini iade etti. Benim fikrim, kanaatim şudur ki, dost da düşman da bilsin ki bu memleketin efendisi Türktür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır.” Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt. 18 Eylül 1930. (Everest Yayınları)

Güncel sorunlara parmak basıyor

Ayhan Koç'tan Cümle Göğün Mavisi. Bir yolsuzluk dosyasını kamuoyuna duyuran gazeteci – yazar Fevzi Durukan, her an gözaltına alınmayı beklerken aynı zamanda karısının kendisini aldattığı gerçeğiyle de mücadele etmektedir. Hayat akışındaki bu yarılma, Fevzi'yi annesinin intiharındaki rolünden babasıyla ilişkisine, dostluklarından düşlerine, edebiyat camiasından ülkenin durumuna, en çok da kendisiyle yüzleştirecektir. Yazar büyük bir titizlikle kurguladığı, postmodern edebi tekniklerle beslediği son romanında bıçak sırtında ilerliyor. Bir yandan KHK'lılar, mülteci problemi, basın özgürlüğü, muhafazakârlaşma, Kürt meselesi gibi güncel politik olaylar çerçevesinde hâkim ideolojiyi yererken, diğer yandan muhalif olma iddiasındaki çevreleri de sert bir şekilde hicvediyor. Tüm yakıcılığına rağmen çağdaş edebiyatın mesafeli kalmayı tercih ettiği güncel soru ve sorunlara parmak basıyor, elini taşın altına koymaktan çekinmiyor, öz sansüre karşı kuvvetli bir çığlık yükseltiyor. (İthaki Yayınları)

Geçmişin insanları zamanın trafiğini değiştiriyor

Barış Pirhasan'dan Büyük Atlas Küçük Canlılar. Geçmişin insanları zamanın trafiğini değiştiriyor; yakalanan anlarla birlikte her şey arayışların ve kaçışların, ertelemelerin ve kavuşmaların tesadüfi dizilimiyle Berlin'de, gece sessiz olunması gereken bir balkona taşınıyor. Yazar, zihin çekmecesini karıştırırken yoksulluklara kendi giden aşıklardan hastane odalarındaki arkadaşlara kadar hayatının tüm insanlarını kendi gölgeleri gibi uzatıp kısaltıyor. Kıpırtısını ve heyecanını muhafaza eden şiirler, bu kez biraz daha yüksek bir sesle okunuyor. (Karakarga Yayınları)

Ruhundan vazgeçen bir karakter

Oscar Wilde'den Dorian Gray'in Portresi. Edebiyat tarihinin en sarsıcı metinlerinden biri olan kitap, yazıldığı dönemde okurların ve eleştirmenlerin hedefi olmuş, büyük tepki çekmiştir. Yazarın tek romanı olan kitap, genç ve yakışıklı Dorian Gray'in öyküsünü anlatır. Ressam Basil Hallward tarafından portresi yapılan bu genç adam kendisi yerine portresinin yaşlanmasını diler. Ebedi gençlik karşılığında ruhundan vazgeçen Dorian Gray, insanı insan yapan değerlerden giderek uzaklaşacaktır. Yazar, güzelliğini korumak uğruna vicdanından, ruhundan vazgeçen bir karakteri anlatırken bir başyapıta imza atıyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)

9 yıllık serüvenini tek tek anımsar

Dursun Akçam'dan Dağların Sultanı. Bir zamanlar dağları inleten, beş kişiyi kurşuna dizen ancak şimdi yaşamak için anlaşmalı evlilikler düzenleyip komisyon almakta olan Şito’ya aşiretin büyüğü amcası Halo Mirza’dan mektup vardır. Memleketinde artık gözden düşmüş olan Şito, mektubu bekleme süresinde gerildikçe gerilir; yazılanları iyice merak etmektedir. Bu sırada da geçmişe gider; sevdalandığı kızı, dağları, çatışmaları, Almanya’ya gelişini, başından geçen olayları, hapishaneyi, birlikte olduğu kadınları, dokuz yıllık serüvenini tek tek anımsar. (Literatür Yayıncılık)

Zararlı bitki ve hayvan türleriyle mücadele

Nessa Carey'den Yaşamın Şifresini Değiştirmek – Gen Düzenleme Geleceğimizi Nasıl. Biz insanlar binlerce yıl önce bazı bitki ve hayvan türlerini evcilleştirmeye girişerek uygarlığın temelini attık. Evcilleştirirken aslında bu canlı türlerinin genleriyle oynadık. Önce uygun bireyleri seçip çiftleştirerek, daha çok tane veren buğday başakları, daha çok süt veren koyunlar elde ettik, kurdu köpeğe dönüştürdük. Daha sonra modern bilim sayesinde bu canlıların genetik şifrelerine doğrudan müdahale etmeye başladık. Bugünse insan sağlığına zararlı olabilecek bu genetiği değiştirme tekniklerinin yerine gen düzenleme adı verilen güvenilir tekniği kullanıyoruz. Bu teknik sayesinde, besin kaynağımız olan bitki ve hayvan türlerini ıslah ediyor; genetik hastalıkları iyileştiriyor; zararlı bitki ve hayvan türleriyle mücadele ediyoruz. (Say Yayınları)

Siyahlı-beyazlı tüyleri karman çorman olmuş

Berrak Beşikçi'den Lokum ile Pasaklı Kedi. Lokum, rahat bir evin, karnı her zaman tok, keyfi hep yerinde olan sarman kedisiydi. Sıcacık bir yaz sabahı, biraz güneşlenmek için balkon camının önüne gitti. Cama yaklaştığında, siyahlı-beyazlı tüyleri karman çorman olmuş, ağzı burnu yara bere içinde, tüyleri kir ve çamurla kaplı bir kedinin kendi evlerine doğru baktığını gördü. Eğer evin annesi o pasaklı kediyle ilgilenmeseydi Lokum'un hayatı eskisi gibi devam edecekti. Ama öyle olmadı. (Sia Kitap)

Her şeyi anlaya anlaya yaşamak mümkün değil

Makbule Aras Eivazi'den Sonun Bacakları. Kitap, gündelik yaşamın, serin öğlen uykularının, yön değiştiren rüzgârların tekinsiz ikliminde geziniyor. Gizlenmiş kederlerle, sokakta, evde, balkonda kalan izlerle, her şeye hakkı olanlarla değil de hakkına ancak bir oyalı tülbent düşenlerle buluşturuyor bizi. Yazar, bir başka bakış, bir fısıltı daha var diyor ve onun diliyle kuruyor öykülerini. “İnsan neyi kaybedeceğini, nasıl kaybedeceğini bilir mi? Belki de bunun bir önemi yok. Asıl mesele şu ki insan, hiç yalnız kaybetmiyordu ve bunu çok geç anlıyordu. İki kişilik bir yükü tek başına sırtlanmanın mümkün olmadığını da. İnsan ne çok şeyi sonradan anlıyordu. Ve belki de bu, çok daha iyiydi. Her şeyi anlaya anlaya yaşamak mümkün değildir belki de. Anlamak, bazı duyguları yok ediyordu.” (Yapı Kredi Yayınları)

Modern şehirdeki günlük yaşam

Giorgio Agamben'den Çocukluk ve Tarih-Deneyimin Yıkımı Üzerine Bir Deneme. Walter Benjamin'e göre, deneyim yoksulluğu Birinci Dünya Savaşının sebep olduğu yıkımın bir sonucu olarak moderniteden kaynaklanmaktaydı. Benjamin'in tüm eserlerinin İtalyan editörü yazara göre ise, deneyimin yıkılması için artık bir felakete gerek yoktur: Herhangi bir modern şehirdeki günlük yaşam bunun için yeterli olacaktır. Yazar dil, çocukluk ve günlük yaşam üzerine derin ve esaslı bir araştırma olan kitapta Kant, Hegel, Husserl ve Benveniste'in yolundan giderek deneyim kavramlarını takip eder ve çağdaş düşüncede bir dizi ana temaya yeni bir yorum katan bir çocukluk teorisi geliştirir. (Alfa Yayıncılık)

Dünya üç büyük devletin elinde

George Orwell'dan 1984. Özgürlük, iki artı iki dört eder diyebilmektir. Eğer buna izin verilirse, gerisi gelir. Sene 1984. Her hareketi izleyen tele-ekranların ve her düşünceyi okuyabilen totaliter düzenin devri… Yıllarca süren savaşların sonunda dünya üç büyük devletin elinde. Okyanusya vatandaşı Winston Smith, insanlığın baskıyla kontrol altında tutulduğu, çocukların ailesini bile ihbar ettiği bir korku toplumunda yaşayan uyumsuz biridir. Bu uyumsuzluk onu sorgulamaya iterken aynı zamanda geri döndürülemez bir yola sokacaktır. 1984, dünya var oldukça güncelliğinden hiçbir şey yitirmeyecek, 20. yüzyılın en önemli romanlarından biri. (Altın Kitaplar)

Suikastların başarıları ve başarısızlıkları

Rronen Bergman'dan Kalk ve Önce Sen Öldür- İsrail Suikastlarının Gizli Tarihi. Yahudi halkını korumak için her türlü tedbiri almak, 1948’deki devletleşme sürecinin en başından bu yana İsrail’in DNA’sına işlemiştir. Bu kitap, hem büyük hem küçük düşmanlara karşı kimi zaman İsraillilere yönelik saldırılara cevaben, kimi zamansa önleyici mahiyette sayısız kez kullanılan hedefli suikastlara ilişkin sürükleyici bir anlatımdır. Kitap, bu suikastların başarılarını, başarısızlıklarını anlatırken aynı zamanda İsrail ulusunu, Ortadoğu’yu ve tüm dünyayı şekillendiren bu operasyonların, bu görevleri yerine getiren kişilere dayattığı ahlaki ve siyasi bedelleri de konu edinmektedir. (Bilgi Yayınevi)

İnsan merkezli yaklaşımlar

Jack London'dan Kızıl Veba. Yazar, romanında, 2013'te patlak veren dünya çapında bir salgının insan ırkının neredeyse tamamını yeryüzünden sildiği, ilkel yaşamın geri döndüğü, gerçekleşmesi son derece muhtemel bir yeni dünya tasavvur eder. Salgın sürecinde izolasyonun önemini, nüfus yoğunluğunun, özellikle de dünya nüfusunun salgınlardaki rolünü, insanların son derece kritik durumlarda kapıldığı bencilliği, kolektivizm ve bireyciliğin karşı karşıya gelişini, bilim insanlarının özverisini son derece gerçekçi biçimde işler. Bundan 108 yıl önce, şu an deneyimlemekte olduğumuz meselelere kitabında yer veren yazarın yazdıkları şimdilerde, seyircisi değil bizzat aktörü olduğumuz en derin krizin öngörülemez, diğer bir deyişle siyah kuğu vakası olmadığını, insan merkezli yaklaşımların dünyayı anlamamıza yetmediğini kanıtlar nitelikte. (Can Yayınları)

Vahşi hayvan beslemek zenginlik göstergesi olur

Mustafa Kocaibiş'ten Zula. 15. yüzyıl İstanbul'u dünyanın önemli ticaret merkezlerindendir. Bu durum her alanda çeşitli etkiler yaratır. Afrika'dan getirilen vahşi hayvanları, özellikle de maymunları beslemek giderek zenginlik göstergesi olur. Bu durum bazı rahatsızlıklar doğurur. Yeni atanan Rumeli Kazaskeri fetva çıkartılmasını sağlayarak toplu bir maymun katliamına neden olur. Kapalıçarşı'da tüccarlık yapan Ahmet çok sevdiği maymununu kurtarmaya çalışır. 1955'teki 67 Eylül olaylarında ise Kapalıçarşı'da çalışan Rum genci Niko'nun olaylar esnasında sığındığı dükkânda bulacağı zula, yüzyıllar geçmesine rağmen olayların kesişmesini sağlar. (Dağhan Külegeç Yayınları)

Şöhreti ve şovu hayatı boyunca reddetti

Şehnaz Tuna'dan Anna Freud – Bakire Ölen Bir Anne. Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un altı çocuğunun arasından tahtını devredeceği tek vârisi olarak gördüğü kişiydi Anna Freud, öyle de oldu. Anna Freud, babasından devraldığı tacın hakkını sonuna kadar verdi. Hayatını babası Freud’a ve onun öğretilerine adadı. Psikanalizi ölümsüzleştirmeye adeta ant içmiş bu genç kadın Çocuk Psikanalizi ve Benlik Psikolojisi dallarının kurucusu oldu. Hiç evlenmedi ama hem çok sevdi hem de çok sevildi. Şöhreti ve şovu hayatı boyunca reddetti. Bu yüzden ismi çok anılmadığı halde günümüzde bile halen çocuk ruh sağlığına dair yapılan tüm çalışmalarda onun dokunuşları vardır. Dünyaya geldiğinden beri başkalarının sevgisini kazanmak için uğraşan, babasına âşık, çocuklardan ve hayvanlardan hiç vazgeçmeyen, erkeklerden uzak yaşamış bir bilim kadınının hikâyesini okuyacaksınız bu kitapta… (Destek Yayınları)

Zaman ve kader unsurları

Julio Cortazar'den Edebiyat Dersleri – Berkeley 1980. Sekiz dersten oluşan kitapta, fantastik öyküdeki zaman ve kader unsurlarından gerçekçi öykünün sınırlarına, edebiyattaki müzikalite, mizah, oyun ve erotizm gibi başlıklardan Seksek’in yazımına kadar birçok ayrıntı, ipucu ve dilin tuzaklarından kaçma yöntemleri ilk ağızdan aktarılıyor. 1980 sonbaharında, Kaliforniya Üniversitesi’nde verdiği derslerin bu on üç saatlik dökümünü okurken şunu düşünebilirsiniz: Dünyanın en az bilgiçlik taslayan hocası… (Everest Yayınları)

Eşsiz bir bilim kurgu benzersiz çizimler

Simon Stalenhag'tan Döngü'den Hikâyeler. 1954 yılında İsveç hükümeti dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısının inşası için girişimlere başladı. Tesisler 1969 yılında tamamlandı. Araştırma istasyonu, kırsal bir bölge olan Mälaröarna'nın derinliklerine konuşlanmıştı. Yerel halk, bu teknolojik mucizeye Döngü diyordu. Yazarın, İsveç'in 1980'ler banliyölerini olağanüstü makineler ve sıra dışı yaratıklarla süslediği çizimleri internette ilk kez görücüye çıktığı andan itibaren büyük bir ilgiyle karşılandı. Anlattığı çocukluk maceralarındaki eski model arabaların ve işçi tulumlarının oluşturduğu arka plan çizimlerine eklediği gizem dolu makineler ise hem tanıdık hem de bir o kadar farklı bir atmosfer yarattı. Bu kitapta yazar olağanüstü çizimlerine, yıllardır bu makinelerin gölgesinde yaşayan yerli halkın tuhaf öyküleri de eşlik ediyor. (İthaki Yayınları)

Shakespeare'in en uzun oyunu

William Shakespeare'den Hamlet. Yalnızca Shakespeare'in oyunları arasında değil, belki de bütün bir Batı kanonu içinde, doğrudan ya da dolaylı olarak hakkında en çok yorum yapılmış, bilimsel çalışmalara konu edilmiş, felsefe ve sanatın en bereketli düşünce uğraklarından biri olmuş, olmaya da devam eden bir klasik. Shakespeare'in en uzun oyunu. Üstelik üç ayrı çeşitlemesi, onların da farklı baskıları var. Oyunun kendi belirsizlikleri, çelişkileri ve gedikleriyle celp ettiği sonu gelmez yorumlama çabası da buna eklenince ortaya gerek metin gerek çeviri gerekse sahneleme açısından muazzam bir külliyat, repertuar, arşiv, enikonu işleyen, gelişen bir mekanizma çıkıyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)

1619946800190.png
1619946814813.png
1619946825174.png
1619946835415.png1619946846326.png
1619946861046.png
 
Yalınlık nasıl yakalanabilir?

Ali Saydam’dan Algılama Yönetimi. Karmaşık toplumsal tutumların sergilendiği Türkiye gibi inanılmaz dinamik bir ülkenin insanı karşısında yalınlık nasıl yakalanabilir? Öyle bir yalınlık ki üretim, ilişki biçimleri, anlama, kavrama kapasiteleri, kültürel yapı taşları birbirlerinden tamamen farklı üç dalga insanının (tarım, sanayi, bilgi toplumu) ortak algı tanjantlarına değsin ve algılama yönetimine kapı açabilsin! Bir dönem elitizm horlandı ve aşağılandı. Eğitim sistemi de siyasileştirildiği ve popülarize edildiği için, her türden ürün ya da hizmetin üretim kültürüne yüzeysellik ve bir tür sığlık egemen oldu. Derinlik giderek azaldı, önemini yitirdi. Derinleşmeyi elden bırakmak istemeyenler ise ‘entel-dantel' olmakla suçlandılar. (Remzi Kitabevi)

Yıkılmadan önce son bir isteği var

Ozan Kırıcı'dan Akl-ı Selim Apartmanı. Yüksek bina yığınının ortasında kalakalmış Akl-ı Selim Apartmanı, içinde barındırdığı on daireyle birlikte yok olmanın eşiğindedir. Deniz manzarası önüne çekilen binaların ardında kalmış bu apartmanın, yıkılmadan önce son bir isteği vardır: Apartman sakinlerinden birinin ruhunu yanına almak. Apartmanın yaratıcısı Selim Bey'i yıllardır gören olmamıştır ve en üst kattaki dairesinin kapısı da o ortadan yok olduğundan beri kapalıdır. Elektriklerin gidip geldiği, katran benzeri kanın apartman sahanlığına sızdığı o gece, akıllarını yitirmenin eşiğindeki apartman sakinleri bir şeylerin ters gittiğini anlasalar da Selim Bey'in planını ve olacakları tahmin edemezler. Çünkü onun varlığı bu apartmanın demirine, çimentosuna ve borularına kadar işlemiştir. (Kanes Yayınları)

İnsan olmanın anlamı

Antoine de Saint-Exupery'ten Savaş Pilotu. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Fransız Hava Kuvvetleri Keşif Grubu 2/33’te görevli Yüzbaşı Saint-Éx ve mürettebatı imkânsız bir göreve gönderilir. Savaşın çoktan kaybedildiğini ve toplayacakları istihbaratın kimsenin işine yaramayacağını bilmelerine rağmen askeri hiyerarşinin emirlerine uymak durumundadırlar. Alman tanklarının yerini bulmakla görevlendirilmiş pilotlar, savaş denen, duygudan yoksun bu makinenin çarklarının arasına sıkışmış sivillerin yıkımdan kaçışına tanık oldukça insanlığın kaderini ve insan olmanın anlamını sorgulamaya başlar. (Alfa Yayıncılık)

İnsanın aşk ve onurunu korumak için

Ahmet Ümit'ten Başkomser Nevzat 3 – Davulcu Davut'u Kim Öldürdü? Komiser Ali ve Kriminolog Zeynep’le beraber İstanbul’un kadim semtlerinden farklı toplumsal yaşantıların dünyasına, insanın aşk ve onurunu korumak için neler yapabileceği ile yüz yüze getiriyor. Ne garip değil mi polis? Ben sahte peygamberlerden medet umdum, satanist kardeşim şeytandan medet. (Yapı Kredi Yayınları)

Dünyanın sesini duymaya ihtiyacı var

Peter H. Reynolds'tan Bir Şey Söyle! Dünyanın senin sesini duymaya ihtiyacı var. Bir şey söyle! Kelimelerinle, sanatınla, müziğinle, şiirinle, cesaretinle ya da sadece varlığınla! Ve unutma, yürekten olduğu sürece söylediklerin mükemmel olmak zorunda değil! Çocukluğun Ozanı yazar yine ilham veriyor, iyileştiriyor, değiştiriyor, dönüştürüyor… (Altın Kitaplar)

Bir eğitimcinin kapsamlı bakış açısı

Ayşe Sarızeybek'ten Tek Gerçek Sensin. Geleneksel eğitim sisteminden kalıpları yıkan, yıkmak zorunda olduğumuzu hatırlatan, kendini aramadan bulamayacağını sunan çok etkileyici bir kitap. Sisteme öğrenci yetiştiren saygın eğitim kurumlarında, yönetici olarak yıllarca emek vermiş bir eğitimci olan yazar, kendini bulma ve hayatı anlamlandırma kitabını yazarak, içimizdeki gerçek potansiyeli açığa çıkarmanın tekniklerini hikâyelerle sunuyor. Bilinç evriminin kıyısında olduğumuz bu günlerde, bu ruhani yolculuğu hayatını eğitime adamış bir eğitimcinin kapsamlı bakış açısından dinlemek hepimize iyi gelecek! Kitap, her şeyden önce bunu fark etmelisin! (Artemis Yayınları)

Baba, iki çocuğu arasında nasıl seçim yapar

Larry Tremblay'dan Portakal Bahçesi. İkiz kardeşler, Amed ile Aziz… Etrafı dağlarla çevrelenmiş, savaşın tam ortasındaki isimsiz bir ülkede anne babalarıyla yaşayan iki çocuk. Dağların öte tarafında köpekler yaşıyor, yani düşmanları. Bölgenin savaşçı liderlerinden biri bir gün babalarını ziyaret eder ve kana kanla yanıt vermek için çocuklarından birini savaşta feda etmesini ister. Baba Zohal çıkışı olmayan bir ikileme düşer. Anne Tamara ise bu isteği kabullenemez. Üstüne üstlük Aziz kanser hastasıdır. Zaten ölüme mahkûmdur. Baba, biri hasta diğeri sağlıklı iki çocuğu arasında nasıl seçim yapar? Akıldan geçirilmesi bile mümkün olmayan böyle bir isteği nasıl kabul eder? (Bilgi Yayınevi)

Sıradanlığın içindeki ironinin romanı

Burcu B. Bilgin'den Alo Anne Benim Ben. Kedisi Kafka ile Cihangir'deki Huzur Apartmanı'nda yaşayan gazeteci Demiray Aydemir'in karnavalesk hikâyesi. Yönetici emekli albay, tuhaf bir apartman görevlisinin tuhaf ailesi, maço bir futbol antrenörü, bir transseksüel, eski bir Yeşilçam yıldızı ve asla bir araya gelemeyeceğini düşündüğünüz birçok insan, hiç akıllarına gelemeyecek bir yerde, hiç düşünmedikleri bir anda buluşuyor. Tesadüfün planlanmış olabilme ihtimalini aklınızdan çıkarmamanız gerektiğini görüyorsunuz. Kitap, uyumsuzluktan doğan uyumun, kaosun güzelliğinin, sıradanlığın içindeki ironinin romanı. (Dağhan Külegeç Yayınları)

Coco Chanel'in yaşam öyküsü

E. Yeliz Rüzgar'dan Mana Ruhun DNA'sı Hiçbir Şey Tesadüf Değil Bu Bir İşaret. “Bazı insanlar lüksün fakirliğin karşıtı olduğunu düşünüyor. Oysa lüks, bayağılığın karşıtıdır.” Coco Chanel. Talihsizliklerle başladığı hayatına gösterişli, ışıltılı ve kalabalık bir dünyada devam etti Coco Chanel… Elinden hiç düşürmediği makasıyla modaya, kadına ve özgürlüğe yön verdi. Kıyafette ve 20. yüzyıl kadın stilinde bir devrim yarattı. Onun hedefi sıradan bir terzi olmak değil yüzyıllarca adını taşıyacak ve özgür kadın imajına hitap edecek bir marka yaratmaktı. Bunu başarmak için verdiği mücadelede hiç pes etmedi, hiç yorulmadı, sadece çalıştı. Coco Chanel'in ilham veren çalkantılı ve moda tarihini değiştiren kararlara imza attığı yaşam öyküsünü soluksuz okuyacaksınız. (Destek Yayınları)

Tarihsel hikâyenin Osmanlı kısmı inceleniyor

Ayşe Nükhet Adıyeke'den Osmanlı Dönemi Kısa Girit Tarihi. Girit kültürü kendine özgüdür. İçinde, eski dönemlerden Miken, Minos, Roma, Hellen, Bizans ve biraz da Arap kültürü barındırır. Ortaçağ ve hemen sonrasında, bu kadim kültürün üstüne kalın bir Venedik kültürü katmanı eklenmiştir. Bu senteze son olarak da Osmanlı kültürü katıldı. Bütün bunlar Akdeniz mirasının özgün bir parçası haline gelen Girit kültürünü oluşturdu. Akademisyenler Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke'nin otuz yıllık Girit tarihi çalışmalarının son ürünü olan kitapta, bu derin tarihsel hikâyenin Osmanlı kısmı ayrıntılı olarak inceleniyor. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Kadın gelişiminin öyküsü

Anais Nin'den Dört Odalı Kalp. Yazar, serinin üçüncü kitabında Perulu şair Gonzalo Moré ile ilişkisinden ilham aldığı bir aşkı yazıyor. Rango bakır tenli, gözleri kömür karası bir gitarist. Müziği damıtıyor sanki bu adam. Aşıkların içtiği iksiri başkaları değil, kendileri hazırlar. Djuna kapılıp gidiyor Rango'nun müziğine. Kiralık bir tekne oluyor aşk yuvaları. Ancak adamın eşi Zora var bir yanda, üstelik kadın hasta. Rango ile Djuna'nın arasındaki çekim ise kaçınılmaz bir kaza âdeta. (İthaki Yayınları)

Nişanlılık kadar güzel ne var

Haydar Ergülen'den Nişanlılar İçin Şarkılı Alfabe. Yazar kitabında; A’dan Z’ye, Aşk’tan Devrim’e, Cumartesi Anneleri’nden Neşet’e, Nar’dan Üzüm’e ve Zeytin’e, Eskişehir’den Napoli’ye, Üç Fidan’dan Gezi’ye, Karantina’dan Göçmen’lere… Otuz iki kısım tekmili birden bildiğimiz (i sandığımız) bütün kavram ve kelimelere yazarca karşılıklar veriyor. Şiirden yola çıkan, hatıralarda duraklayan, günceli kuşatan yepyeni bir lügatçe. Nişanlılık kadar güzel ne var? (Kırmızı Kedi Yayınları)

Sinemanın içinde yer alıyor

Metin Belgin'den Renkli-Türkçe SineMasal. İlk kez, 1971 yılında sahneye çıkan yazar, o tarihten beri oyuncu ve yönetmen olarak tiyatronun içinde. Yanı sıra, kırk yıldır da seslendirme yapıyor, dizilerde oynuyor; oyuncu, yapımcı ve senaryo yazarı olarak da sinemanın içinde yer alıyor. İşte bu kırk yıllık anılar, kitapta modern bir meddahın kaleminden dile geliyor… Sonunda kendimi mikrofonun karşısında buluyorum. Şu arkadaki adam sensin diyor yönetmen. Ben miyim? Titrediğimi belli etmemeye çalışarak perdedeki Şu adamı arıyorum, heyecandan adamın yüzünü bile göremeden, kim olduğunu anlayamadan sahne bitiyor, yine ters görüntü, amors dedikleri… (Literatür Yayıncılık)

Ne ararsanız vardı rengârenk sokaklarda

İrem Altuğ'dan San Francisco Kafası. İrem ve Burcu, 2000 senesinde ceplerinde topu topu 300 dolar ile dünyanın öbür ucunda bir şehre gitmeye karar verdiler. Ne kalacak yerleri, ne de tanıdıkları vardı; iki kişilik bir yalnızlıkla yola çıkmışlardı. Kente vardıklarında, masmavi gökyüzüne uzanmak için yarışa girmiş ihtişamlı gökdelenler onları karşıladı. Her yaştan, her ırktan, her tipten ve her tuhaflıktan insana kapılarını açmıştı San Francisco. Takım elbisesinin altında pembe topuklu ayakkabılarıyla yürüyen amca mı, vücudunda dövdürecek yer kalmayınca, yüzüne dövme yaptıran genç kız mı, çıplak bedenine file bir elbise geçirmiş gezen abi mi? Ne ararsanız vardı rengârenk sokaklarında. Ancak hayallerini gerçekleştirmek için geldikleri bu çılgın şehir öyle herkesi hemen kucaklamıyordu. Direnmek, çalışmak ve bazen de San Francisco'yu kafaya almak lazımdı! (Mona Kitap)

Eski düşmanlıklar, katliamlar, ihanetler

Yeşim Aslan'dan İsli Çocuklar: Maya. Yazar, kitapta kıyamet sonrası hayatta kalmış insanların suyla, toprakla ve havayla kurdukları etkileşim sonucu birbirlerinden ayrışmasını ve aralarındaki ezelî-ebedî savaşı kimi zaman fantastik, kimi zaman distopik öğeler kullanarak anlatıyor.

Maya'nın dünyayı yeniden yaşanılabilir kılan gücü, Dualık adlı büyücü okulunun ulusu Şah Bilge'nin elindedir fakat tılsım söner ve kıtlık baş gösterir. Doğu İmparatorluğu'nun koruyucusu Dualık ve Şah Bilge'ye olan güven sarsılır, yerine kardeşi Deli Bakır'ın geçmesi beklenir. Ta ki Şah Bilge genç bir kızı işaret edene kadar… Eski düşmanlıklar, katliamlar, ihanetler… İnsanın kadim zamanlardan bu yana doğayı tarumar edişi ve bitmez tükenmez, arzu dolu iktidar hırsı… (Mundi Kitap)

Travmalarınızı ve ruhunuzu iyileştirmeye çağırıyor

Ayten Zara'dan Ruhu İyileştirmek. Yaşam ve ölüm, kendini gerçekleştirme yolculuğu, hayatın anlamı, özgürlük ve yalnızlık, sevgi özlemi ve şiddetin sonuçları insanlığın en derin sorunlarıdır. Yazar, okuyucuyu kendisinden ya da hayatından memnun hissetmediği zamanların sebepleri üzerine düşünmeye davet ediyor. Üşüdüğünüzde veya yapayalnız hissettiğinizde bunun tek bir nedenden kaynaklanmadığını; yokluk, yoksunluk, sevgisizlik, nefret ve şiddet kaynaklı olabileceğini kişisel ve akademik tecrübelerinden yola çıkarak anlatıyor. Sizi, travmalarınızı ve ruhunuzu iyileştirmeye çağırıyor. (Nemesis Kitap)

Gönüllerin ve akılların karışacağı bir macera

Henry James'tan Aspern'in Mektupları. Yazar, eskiden beri bir cazibe merkezi olan İtalya'da geçen bu küçük romanında okuru Venedik'te sıra dışı bir yolculuğa çıkarıyor. Amerikan edebiyatının en önemli ozanlarından birinin hayatına merak salan bir editör, inzivada yaşayan ama gençliğinde ozanla büyük bir gönül macerası yaşadığına inanılan bir hanımefendiyi kandırıp elindeki büyük ustaya ait mektupları almaya niyetlenir. Kendisini zengin bir kiracı olarak göstererek, bu hanımefendinin evine giren genç adamın aslında bir başka kadını daha etkilemesi gerekmektedir. Böylece sıcak Akdeniz güneşi altında, aheste yaz mevsimi boyunca, Venedik kanallarında, meydanlarında ve görkemli saraylarında yaşanan, kimin kimi kandıracağının belli olmadığı, gönüllerin ve akılların karışacağı bir macera ortaya çıkar. (Sia Kitap)

Kapitalizm nasıl sona erecek?

Wolfgang Streeck'ten Kapitalizm Nasıl Sona Erecek? Aksayan Bir Sistem Üzerine Yazılar. Çağdaş siyaset ve ekonomi uzmanı yazara göre dünya değişmek üzere: İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde bir araya gelen demokrasi ile kapitalizm yavaş yavaş ayrılıyor. Bir zamanlar finans sektörünün aşırılıklarını kısıtlayan düzenleyici kurumlar çöktü ve Soğuk Savaş sonrası kapitalizmin nihai zaferinin ardından, piyasaların liberalleşmesini geri alabilecek hiçbir siyasi kurum yok. Kapitalizm artık kritik bir durumda. Büyüme yerini durgunluğa bıraktı; eşitsizlik istikrarsızlığa yol açtı ve para ekonomisine olan güven neredeyse tamamen ortadan kalktı. Dünya azalan büyüme, oligarşik yönetim, küçülen bir kamusal alan, kurumsal yozlaşma ve uluslararası anarşiyle tanımlanır hale geldi ve bu hastalıkların tedavisi yok. Peki, kapitalizm nasıl sona erecek? Bir patlamayla mı yoksa bir inlemeyle mi? (Tellekt Yayınları)

Bir suçluyu daha yakalamak

Ahmet Ümit'ten Başkomser Nevzat 1 – Çiçekçinin Ölümü. Yazar okurlarının zihinlerinde canlandırdığı dünyası bu kez çizgi dünyamızın iki ustası İsmail Gülgeç’le Aptülika’nın kareleriyle hayat buluyor. Yazarın polisiye roman ve öykülerinin efsanevi kahramanı Başkomser Nevzat, bizi bu üç çarpıcı macerada, yardımcıları Komiser Ali ve Kriminolog Zeynep’le beraber İstanbul’un kadim semtlerinden farklı toplumsal yaşantıların dünyasına, insanın aşk ve onurunu korumak için neler yapabileceği ile yüz yüze getiriyor. Her katilin bir hikâyesi vardır. O hikâye ki size insanı anlatır. Bir suçluyu daha yakalamak… Bataklıkta sivrisinek avladığının farkındaydı… Polisliğin insan öğüten bir meslek olduğunu çoktan fark etmişti…

İyi de polislik gerçek anlamda bir iş mi? Başkomser Nevzat. (Yapı Kredi Yayınları)

Hatay’ı geri alma süreci

Serhan Ada'dan Türk – Fransız İlişkilerinde Hatay Sorunu 1918 – 1939. “20. yüzyılın ilk yarısında yaşanan dünya savaşlarını aslında 21 yıllık bir mütarekenin böldüğü tek bir büyük savaş saymak doğru olur. Yenilen devletlerin çoğu eskiden egemen oldukları ülkeleri geri almak istediler. Türkiye ise Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte bütün Yakındoğu topraklarını yitirdiği halde, bunların üstünde hiçbir iddia ve talepte bulunmadı; Misak-ı Millî’yle tanımlandığını öne sürdüğü ülke sınırlarıyla yetindi. 1936-1939 döneminde Fransız mandası altında kalan Hatay’ı alması ise olağanüstü koşullarda gerçekleşen istisnai bir olaydır. Yazar bu gelişmeyi genel olarak, dünya savaşları arasındaki yılların Türk-Fransız ilişkileri bağlamında bütün ayrıntılarıyla inceliyor. Şunu da eklemeliyim ki, Hatay’ı geri alma süreci, yalnızca bir dış politika sorunu olarak değil, o dönem Türkiye’sinin genel yönetim anlayışı bakımından da büyük önem taşımaktadır.” –Mete Tunçay. (Alfa Yayıncılık)

Planlar yapar, hileli yollara sapardı

Miyase Sertbarut'tan Karne Hediyesi At Kestanesi. Babası, Suphi'ye her dönem sonunda karne hediyesi olarak at kestanesi toplardı. Anlayacağınız biraz tuhaf bir adamdı. Ama Suphi de pek normal sayılmazdı, çalışmadığı hâlde sınavdan en yüksek notu alacağını umardı. Her sınav öncesi kurnazca planlar yapar, hileli yollara sapardı. Bu nedenle başı beladan hiç kurtulmazdı. Taaa ki okul müdürü onu odasına çağırana dek… Suphi'yi seveceksiniz çünkü Suphi sizden biri, ya önünüzdeki sırada oturuyor ya arkanızdaki. Aman dikkat, yanınızda oturuyorsa işte o zaman yandığınızın resmi! (Altın Kitaplar)

Dokunaklı hikâye sevenler için

Gizem Hacımuto'dan Sofraya Bir Tabak Daha Koy. Eski bir apartmana bir şehrin kaç farklı sesini sığdırabilirsiniz? Kaç rengini? Kaç hatırasını? Reçeli bir türlü tutturamayan Aysel, çorba içemeyen Melih, mücver yapamayan Erol, pilav pişirmekten kaçan Zeliha, köklü bir ailenin kızı sıfatıyla mutfağa hiç girmemiş ama günü geldiğinde kendisini yapayalnız bulmuş Şara Hanım, hiçbir tadı ayırt edemeyen Sinan, hiçbir kekin tarifini istediği gibi hayata geçiremeyen Nilgün, herkesin matemine helva yetiştirirken yeteneklerini acısı karşısında kaybeden Necibe… İlginç, değil mi? Ama mesele çok daha derinlerde. Dokunaklı hikâyeleri sevenleri bu kitapta duygu yüklü bir yolculuk bekliyor… (Bilgi Yayınevi)

Mistisizmle örülü bir aşk hikâyesi

İvan Turgenyev'den Klara Miliç. Döneminin Avrupalı bakış açısına sahip tek Rus yazarı olarak anılan yazarın önce “Ölümden Sonra” ismiyle yayımlamayı düşündüğü ancak ispritizma suçlamalarına maruz kalacağını düşünerek ismini değiştirdiği öyküsü kitap yazarın son dönem eserlerinden biridir. Sabahattin Ali’nin de Kürk Mantolu Madonna romanında atıfta bulunduğu kitap, başka bir deyişle ölümden sonra başlayan, mistisizmle örülü bir aşkın hikâyesidir. (Can Yayınları)

Kariyer, sağlık, aile ve hayat hakkında

Maye Musk'tan Bir Kadın Plan Yaparsa. Hayatta tüm olan biteni kontrol edemezsiniz, ama hayalini kurduğunuz yaşama her yaşta sahip olabilirsiniz. Tek yapmanız gereken şey, iyi bir plan… Yazar çarpıcı ve sıkı örülmüş bir aile ve arkadaş çevresine sahip, şık, büyüleyici, uluslararası bir süper model… Ve 71 yaşında. Ama hayat onun için her zaman kolay ve ışıltılı değildi. 31 yaşındaki bekâr anne, üç çocuğunu yoksulluk içinde geçindirmeye çalışırken, büyük beden mankeni olarak kilo sorunlarıyla başa çıktı, modellik endüstrisindeki yaş ayrımcılığının üstesinden geldi ve yaşamı boyunca saygın bir diyetisyenlik kariyeri sürdürdü. Bu kitap hayatınızın belirli dönemlerinde yaptığınız seçimlerin ilerleyen yıllarda nasıl da şaşırtıcı ve heyecan verici şekillerde size birer mükâfat olarak geri döneceği konusunda zihninizi aydınlatacaktır. İçtenlikle kaleme alınmış kullanışlı bir rehber sayılabilecek bu kitap, kariyer, sağlık, aile ve hayat hakkında tavsiyelerle dolu… (Destek Yayınları)

İkimizden ibaret bir dünya

Bilgehan Uçak'tan Akşamlar Artık Serin. Bu serseriyle alıp başımı gitmek istiyorum! Küçücük bir sahil kasabası belki, beyaz sıvalı bir ev. Belki romanlardaki gibi, kış günü yaz otelleri. Kalorifersiz. Birkaç parça eşya, duvarlarda tablolar. Dolapta battaniyeler. Herkes dedikodumuzu yapacak: Aramızdaki yaş farkı, küçümseyen bakışlar, bıyık altında gülümsemeler… Biz meydan okuyacağız. Elinde iki demet çiçekle gelecek! Sahir Kırtay konuşacağız yatakta, kimse anlamayacak bizi. Bazı geceler, o korkunç yalnızlığımızdan bir an olsun kurtulmak için sevişeceğiz. Sonra, beraberken bile aşılması mümkün olmayan o yalnızlık kuşatacak. İkimizden ibaret bir dünya. (Everest Yayınları)

Yaşamın yolunda menzile yürürken

Aydın Baykara'dan Aynasız İnsan. Yazar'ın, insanın zihinsel ve toplumsal yaşamı üzerine yayımlanmış iki kitabı var. Kitap ile bu defa yazar, bireyin davranış ve istencini tutsak alan içsel olguları konu alıyor. İnsanın, yüzeyin altındaki gerçek dürtüleri ile yüzleşmemesini öz eleştirel bir üslupla hicvediyor. Yaşamın yolunda menzile doğru yürürken nasıl tek yönlü kulvara sokulduğumuzu şiirle anlatıyor. Bu kitapta teması (Yunus Emre'nin deyişiyle) insanın kendini tanıması, bilmesi olan ikinci tür (didaktik-eleştirel) şiirler ağırlıktadır. Kitap, bunların yanında lirik şiirler ve deneme olarak, gülümseteceğini umduğum, alışılmadık türden beyitler, dörtlükler de içermektedir. (KDY)
1620584444137.png
1620584461326.png
1620584485680.png
1620584505543.png
1620584517861.png
1620584526252.png
alıntı​
 
Kulaktan dolma bilgiler

Priscus’tan Atilla Ve Bizans Tarihi. Avrupa Hun tarihinin yazılı kaynakları arasında en önemli yeri işgal eden yazarın, Türk tarihi ve tarihçiliği açısından önemi her tür tartışmanın ötesindedir. Yazar yaşadığı dönemin olaylarını sadece kulaktan dolma bilgilerle yazmış bir tarihçi değildir. Bir elçilik heyeti dahilinde Hunlar arasında bir süre bulunması ve dahası Attila'nın sofrasında da yer almış olması, dolayısıyla anlattıklarının birinci el gözlemlere dayanması onu istisnai kılmaktadır. Attila'yı görebilen tek yazar olması ve eserinde yaptığı Attila tasviri bu bakımdan eşsizdir. “Attila ve sarayı üzerine yazdığı uzun bölüm, Priscus'un bir anlatı ustası ve Ammianus Marcellinus ile Procopius arasındaki en yetenekli tarihçi olduğunu gösteriyor.” –J.B. Bury, History of the Later Roman Empire. (Alfa Yayıncılık)

Tek amacı vardı verdiği sözü tutmak

Brendan Kiely'den Son Gerçek Aşk. Yaşamın Amacı Nasıl Seveceğini Öğrenmektir! Corrina müzisyen olmak için evden kaçma hayalleri kuran genç bir kızdır. Hendrix ise kendi halinde, şair ruhlu bir genç. Baba gibi gördüğü büyükbabasının Alzheimer olmasıyla hayatı bir anda değişir. Şimdi tek amacı vardır; büyükbabasına verdiği sözü tutmak. Onu, hastalık bütün anılarını yok etmeden karısını ilk öptüğü yere götürmeye karar veren Hendrix, tesadüfen yollarının kesiştiği Corrina'yla birlikte uzun bir yolculuğa çıkar. İki gencin de bu yolculukta öğreneceği tek şey vardır; unutulmayan yalnızca aşk hikâyeleridir. (Altın Kitaplar)

20. yüzyıl panoraması

Katherine Mansfield'ten Bahçe Partisi. Kitap, 15 öyküden oluşuyor. Bilhassa kahramanları aracılığıyla, doğrudan veya dolaylı, birbiriyle ilintili öykülerde yazar, Yeni Zelanda ve Avustralya'dan İngiltere'ye uzanan bir coğrafyada 20. yüzyıl başının panoramasını çiziyor. Derinlikli anlatıma sahip ve titizlikle işlediği kahramanlarının psikolojik çatışmalarının ön planda olduğu, tek kelimeyle iyi öyküler toplamı, Şadan Karadeniz çevirisiyle… (Kırmızı Kedi Yayınevi)

Çalışmalarımız tecrübelerle alakalı

Jodi Kantor, Megan Twohey'den Kadın Dedi ki. Önsöz’den bir bölüm: “Bu geçmiş, onu yaşayan hepimize ait: Kilit altındaki hükümet ve şirket sırlarıyla ilgilenen araştırmacı gazetecilikten farklı olarak, bizim çalışmamız, çoğumuzun okullardan, ailemizden, işyerlerimizden ve bizzat kendi hayatlarımızdan aşina olduğumuz tecrübelerle alakalı. Fakat bu kitabı sıfır noktasına mümkün olduğunca daha yakın olabilmeniz için yazdık. Yaşananları elverdiğince doğrudan ve güvenilir biçimde aktarabilmek için röportajların, e-postaların ve diğer birincil dokümanların nüshalarını bu kitaba dahil ettik. Kitapta, Weinstein’le ilgili film yıldızlarıyla yaptığımız ilk sohbetlerden notlar, Bob Weinstein’in kardeşine yazdığı sorgulayıcı mektup, Ford’un mesajlarından alıntılar ve diğer pek çok ilk elden kaynak yer alıyor. Paylaştıklarımızın bir kısmı aslında kayıt dışı görüşmelerdi fakat olaylarda yer alan taraflarla tekrar görüşüp ek haberler yaparak onları da buraya dahil edebildik.” (Bilgi Yayınevi)

Kariyer ve özgürlük

Sophie Mackintosh'tan Mavi Bilet. Calla kura sisteminin nasıl işlediğini biliyor. Herkes gibi… İlk kanamanda bunu kura merkezine bildirip nasıl bir kadın olacağını öğreniyorsun. Beyaz bilet sana evlilik ve çocuk kazandırıyor. Mavi biletse kariyer ve özgürlük… Böylece seçme yükümlülüğünden kurtulmuş oluyorsun. Ve bir kez biletin kesildi mi, artık geri dönemiyorsun. Ancak ya sana uygun görülen yanlış bir hayatsa? Mavi biletli Calla kaderini sorgulamaya başladığında kaçıp gitmek zorunda kalır. Ancak hayatta kalması kura merkezinin ve sistemin toplum dışına attığı kadınlardaki nitelikleri benimsemesine bağlı olacaktır. Karnında büyümekte olan bebeğiyle umutsuzluk içinde kaçan Calla, bir yandan da merkezdekilerin onu kendisinden daha iyi tanıyıp tanımadığı düşüncesiyle mücadele edip tehlike içinde anneliğe hazırlanmaktadır. (Can Yayınları)

Kültür etkinliklerine adamış bir yaşam

Cihan Baydur'dan Pelikülden Dijitale Yolculuğum… Bir Dönüşüm Öyküsü. Yazarın yolu, yetmişli yıllardan itibaren Türkiye'de ticaret, reklam/iletişim ve sinema dünyasından pek çok kişiyle kesişti. Yazar, kendi alanlarında öne çıkmış Galib San, İlhan Arakon, Ömer Lütfi Akad, Zihni Küçümen, Üstün Barışta, Ali Tara, Umur Bugay, Metin Erksan, Halit Refiğ, Erdoğan Gönül, Eli Acıman, Ömer Vargı, Müjdat Gezen, Uğur Dündar gibi ünlülerle doğru iletişimler kurarak kimi zaman da yaşanan olumsuzluklardan ders alarak önüne çıkan fırsatları değerlendirmeyi başardı. Bu kitap onun renkli yaşamında adım adım belirlediği kilometre taşlarını ve girişimci bir ruhla gerçekleştirdiği “dönüşüm öyküsü”nü özetliyor. (Remzi Kitabevi)

Bağımlılık bir insanın zafiyetidir

Akif Manaf'tan Bağımlılık Psikolojisi – Varoluşsal Bilgelik Serisi 11. Bağımlılık konusundaki en tehlikeli ifade: “Bir kereden bir şey olmaz!” cümlesidir. Gerçek hayatta bir kibrit bir binayı, bir kurşun bir yaşamı, bir bomba bir köyü, bir darbe bir devleti, bir madde de bir insanı bitirebilir. Birey, insan olma yolculuğunda yaşam okyanusunun kıyısına vardığında serinlemek için bir avuç okyanus suyu alır. O su parmaklarının arasından akıp gider. Bağımlılık bir insanın zafiyetidir. Bu sorun bireyin iradesi ve kararlılığı ile çözülebilir. Ama görünen şu ki kimse destek almadan bağımlılıktan gerçekten kurtulamıyor. İşte bağımlılıktan kurtulmanın en etkili yolu Değişim Sanatıdır. (Az Kitap)

Dönenlerin kalbindeki pişmanlığa

Nevşah Karamehmet'ten Nefs. İnsan ölmek için değil, tanrısallaşmak için tekâmül eder. Tanrısallaşmak, tekâmülün amacıdır. Unutulmayana ve unutanın zihnindeki kaçışa. Geçmeyene ve geçen her şeyin ardında bıraktığı kasıtlı izlere. Sonsuza ve sonsuzun içindeki hakikate. Gidene, geri dönmeyene ve dönenlerin kalbindeki pişmanlığa. Olmakla olmamak arasındaki dengeye. Yokluğun varlığı inkâr edemeyişine. Yarının yazgısını inşa eden şimdiye. Sana, bana, bize ve her şeye Aklın içinde, TİN'in gizeminde ve TÖZ'ün üzerindeki iradeye. Nefse, nefese ve sese dair… Ölümlü insanoğlu, ölümsüzlüğüne uyanacaktır bir gün. (Destek Yayınları)

Bir çağ yangınının romanı

Mario Levi'den Karanlık Çökerken Neredeydiniz. Hikâyeleri bu şehrin hikâyesiydi… İzak, Necmi, Şebnem, Niso, Yorgo ve Şeli… Yılların akışında farklı ülkelere gitmek zorunda kalmışlardı. Masumiyetini ve saflığını kaybedememiş o son romantik kuşaktan bilmişlerdi kendilerini. Otuz yıl aradan sonra bir araya gelip, gençlik oyunlarını yeniden sahneye koymak istemişlerdi. Aşkları ve henüz tüketemedikleri heyecanları vardı. Kırgınlıkları ve yaraları da… Oyunun adı ‘İstanbul Hayatım'dı… Başarabilecekler miydi? Kitap bir çağ yangınının romanı… (Everest Yayınları)

İngilizlerin isteği üzerine tutuklandılar

Ahmet Ağaoğlu'dan Malta Sürgünlüğünden Gözümün Nurlarına Mektuplar. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İttihad ve Terakki’nin önde gelen asker, siyasetçi ve fikir insanları İngilizlerin isteği üzerine İstanbul Hükümeti tarafından tutuklanır. Tutuklandıktan bir süre sonra İngilizlere teslim edilen bu insanlar, 1919’da Malta Adası’na sürgüne gönderilir. 28 Mayıs gecesi İstanbul’dan Malta’ya yola çıkan Princess Ena gemisindeki 78 sürgünden birisi de Ahmet Ağaoğlu’dur. Azerbaycan’ın bağımsızlığının tanınması için Paris Barış Konferansı’na gidecek heyette yer alan Ağaoğlu, heyetle birlikte Bakü’den İstanbul’a geldikten iki ay sonra, 15 Mart’ta tutuklanıp Bekirağa Bölüğü’ne götürülür. 30 Nisan 1921’e kadar süren sürgün yaşamı Mondros’ta başlayıp Malta Adası’nda devam eder. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Dünyayla konuşmayı ilk öğrenenler

Mehmet Fırat Pürselim'den Sakarmeke. Kuşlar boşuna değil, göğe kanat çırpmak için doğmuşlar. Gök de elbet kuşlar için var. Dalın da suyun da emeği üstlerinde. Hızı ve yükselişi okşaya okşaya büyüten kuşlar, narin ama tılsımlılar. Yeri de yedi kat üstünü de en iyi bilenler, kafese hür kanatlarla giren, dünyayla konuşmayı ilk öğrenenler… Yazar, adını, göçmeyi unutmuş, denizi mesken bellemiş bir tatlı su kuşundan alan kitabında; aidiyet, yuva, uyumsuzluk, göç gibi konuları incelikle ele alıyor. Kuşların da içi sıkılır mı anne? Sıkılmaz mı kuzum? Sıkılmasa neden başlarını alıp oraya buraya gitsinler? Geçer mi sonra? Geçer elbet. Hani yükselirler, yükselirler sonra süzülmeye başlarlar ya… İşte o zaman bil ki ferahlamışlardır. (İthaki Yayınları)

Kapadokya'daki perilerin sakin hayatı

Pınar Göçer'den Kapadokya Perileri: Efsanevi Yerler Serisi-1. Kapadokya'da yaşayan Kumru Peri, dünyadaki tüm perilerin lideridir. Sadece liderlere bahşedilen beş yüz yıllık ömrü bitmek üzeredir. Bütün perilerin katılımıyla yeni bir oylama yapılır ve oğlu Neptün Peri, yeni peri lideri seçilir. Ancak bu seçim, beklenmedik düşmanları ortaya çıkarır. Kumru'nun ikiz kardeşi Hilal Peri, bundan tam 480 yıl önce yapılan seçimin adil olmadığını, peri liderliğinin kendisinin hakkı olduğunu iddia etmişti. Kumru'yu hile yapmakla suçlamış ve bu yüzden Kapadokya'dan ayrılıp Güney Amerika'ya yerleşmişti. Bir gün Hilal'in soyundan gelen Bulut Peri, konuşmak için Neptün'ü And Dağları'na davet eder. Kumru Peri, oğlunu bunun bir tuzak olduğuna ikna etmeye çalışsa da elinden bir şey gelmez. İşte o günden sonra Kapadokya'daki perilerin sakin hayatı, tam anlamıyla bir maceraya dönüşür. (İthaki Çocuk)

Gönlünü kocasının yeğeni kaptırır

Halit Ziya Uşaklıgil'den Aşk-ı Memnu. Konusunu bugün herkesin bildiği, Bihter ile Behlül'ün yasak aşkının anlatıldığı kitap, Uşaklıgil'in her dönem ilgi gören romanlarından. Varlıklı, kibar Adnan Bey, Göksu gezintilerinden birinde tanıştığı Firdevs Hanım'ın kızı Bihter'le evlenir. Adnan Bey'in zenginliğini düşünerek bu evliliği yapan Bihter, bir süre sonra, zengin kocasının yaşlılığını göz ardı edemez. Gönlünü kocasının uçarı yeğeni Behlül'e kaptırır. Oysa Behlül, kuzeni ve Bihter'in üvey kızı Nihal ile nişanlıdır… (Kırmızı Kedi Yayınevi)

Rakibe karşı alınacak önlem

Sun Tzu'dan Savaş Sanatı. Sun Zi tarafından MÖ 6. yüzyılda yazılan kitap insanlık tarihinin en eski ve üzerinde en fazla araştırma ve tartışma yapılmış strateji eseridir. Eserin kaleme alınmasının üzerinden geçen binlerce yıla rağmen günümüzde hâlâ değerini koruyan ve en çok okunan kitaplardan biri olmasının nedeni zamanında, yerinde, dozunda ve sağduyuyla uygulanan taktikleri anlatmasıdır. İlk askerî metin olarak kabul edilmesinin yanı sıra, liderlerin, işi insanlarının başvuru kitaplarından biri olan bu kült eser rakibe karşı alınacak önlemleri ve mücadele yöntemlerini ayrıntılarıyla anlatır. (Can Yayınları)

Kötülük, kurtuluş insan ilişkileri

Rav. P. S. Berg'ten Zoharın Temel Öğretisi. İçimizdeki potansiyelden tam anlamıyla faydalanmak istiyorsak, gündelik bilinçle içsel dönüştürücü güçler arasında bir tür köprüye gereksinim duyduğumuzu söyler Kabala. Zohar tam da bu köprüdür işte. Binlerce yıldır hiçbir kitap, Zohar’dan daha fazla gizem barındırmamış ve yine hiçbir kitap insanlığa daha büyük bir bilgelik sunmamıştır. Seçkin kabalistlerden yazar bu kitapta kötülük, kurtuluş, insan ilişkileri, zenginlik, yoksulluk ve diğer temel meseleler hakkındaki öğretilere hem pratik hem de çağdaş bir bakış açısıyla yaklaşıyor. (Destek Yayınları)

Yaşamının ele alındığı öyküler

Dursun Akçam'dan Maral. Yazar kitapta, Doğu Anadolu köylüsünün tüyler ürpertici yaşamının ele alındığı öyküler yer alıyor. Akşam namazı epeyce geçmişti. Çıralı odun evi aydınlatıyordu. Çorbasını içen çocuklar, yere serili hasırın üstünde yatıştılar. Maral'ın son dünyası Memet, anasını yatırmadan kessen yatmazdı. Ocağın önünde kedinin kulaklarını çekiyordu. Kedi de maskaralık yapıyor, Memet'le oynuyordu. Büyük kız Fatma, çay kıyısında bulduğu boncukları bir ipe geçirmeye çalışıyordu. Çocuk hevesi işte! Yarın güneş ışığında dizip sonra da takıp takıştırsaydı olmaz mıydı? (Literatür Yayıncılık)

Çok yönlü müzik adamının şair yönü

Nadir Göktürk'ten Evde Kalmış – Şiirler. Yazar, kendine özgü müziğiyle pek çoğumuzu etkilemiş, şarkılarının çoğu belleğimize kazınmış Ezginin Günlüğü'nün kurucularından, besteleriyle gruba haklı bir şöhret kazandıran ustalardan. Besteci, söz yazarı, müzisyen kimliğiyle pek çok unutulmaza imza atan yazar bu kez bir şiir kitabıyla çıkıyor sevenlerinin karşısına. Kitaptaki şiirlerin kimi, kitap adının taşıdığı anlama uygun: Evde tutmuş onları yıllardır, saklamış, paylaşmamış. Yıllardır başka şiirler eklemiş dağarcığına. Kimi ise son dönem şiirleri. Bu çok yönlü müzik adamını bir de şair yönüyle tanımak isteyenler için hoş bir sürpriz. (Sia Kitap)

Koalisyonlarla dolu çalkantılı bir dönemde siyaset

Ekrem Alican'dan Günlükler 1956 – 1966. Bu kitap yazarın 1956-1966 yılları arasında tuttuğu günlüklerinden oluşmaktadır. Politikaya Demokrat Parti saflarında başlayan, Menderes'in baskıcı politikalarına karşı çıkarak DP'den ayrılıp Hürriyet Partisi'ni ve daha sonra Yeni Türkiye Partisi'ni kurup Maliye Bakanlığı, başbakanlık yardımcılığı yapan Alican Çok Partili Türk siyasi hayatının ilginç kişilerinden biridir. Askeri darbeler, darbe girişimleri, seçim ittifakları, koalisyonlarla dolu çalkantılı bir dönemde siyaset yapmış ilkeli bir siyasetçinin her ne pahasına olursa olsun inandığı fikirlerden taviz vermeden nasıl mücadele ettiğini bu günlükte okuyacaksınız. (Yapı Kredi Yayınları)

Muhammed Ali'nin büyüleyici hikâyesi

Leigh Montville'den Muhammed Ali/Amerika’ya Karşı 1966 – 1971. Muhammed Ali, 1960'ların sonlarında genç, başarılı, atılgan ve hayranlık duyulan biriydi, ancak bazı çekinceler vardı. Çok az insanın açık konuşabildiği bir dönemde cesur bir Afro-Amerikan genciydi. Köle ismi olduğu için Cassius Clay'i reddetti ve Müslüman olup Muhammed Ali ismini aldı. 1966'da askere çağrıldığında dini ve vicdani nedenlerle orduya katılmayı reddetti ve ringdeki tüm karşılaşmalarından daha büyük bir kavgayı tetikledi. Muhammed Ali okun ucuydu, vicdani ret hareketinin somutlaşmış hali oldu. Haziran 2016'da Muhammed Ali'nin ölümüyle birlikte dünya bir kahramanı, bir ağır sıklet şampiyonunu, bir Olimpiyat madalyasını, bir ikonu ve Amerika'nın büyüklüğünü temsil eden bir adamı hatırladı. New York Times'ın çok satan yazarı Leigh Montville, Muhammed Ali Amerika'ya Karşı'da derinlere gömülmüş bir hikâyenin büyüleyici tarihçesini anlatıyor. (Alfa Yayıncılık)

Sıcacık bir gençlik romanı

Kristin Mahoney'den Annie’nin Hayat Listesi. Yeni bir okula başlamanın, yanlış bir şey söylemenin, utançtan ölmenin ya da sevdiği bir arkadaşından ayrı düşmenin kaygısını taşıyanlar ancak Annie’yi anlayabilir. Peki Annie nasıl biri? Başına dert olacak kadar güçlü bir hafızası var. İnanılmaz utangaç ve buna rağmen yazar olmak istiyor. Eski okulundaki arkadaşlarından birini çok seviyor ve yeni okulunda da yeni arkadaşlar edinmeye çalışıyor. Bir de başını belaya sokmamak için çaba sarf ediyor. Bunun için de her şeyin bir listesini tutuyor. Size çok saçma gelebilir ama evet, Annie’de her şeyin bir listesi var. Kitap kendini tanımak, sesini duyurmak, arkadaş edinmek, kaybetmek, yeni çevreler ve hayatlar kazanmak üzerine yazılmış sıcacık bir gençlik romanı… (Altın Kitaplar)

Tamamen gri bir kitap

Lindsay Ward'dan Bu Kitap Gri. Gri’nin tek istediği, diğer renklerle birlikte olmakmış. Ama diğer renkler onu hiç bir zaman aralarına almıyorlarmış. Böylece Gri de kendi projesini yaratmaya karar vermiş: Tamamen gri bir kitap. Gri, “bir varmış bir yokmuş, bir kurt, bir yavru kedi ve bir suaygırı…” diye başlayan kitabının mükemmel olacağını biliyormuş. Ama birbiri ardına sayfalarını resimlerken ana ve ara renkler çıkagelmişler… Ve pek de mutlu değillermiş. (Bilgi Yayınevi)

İşsiz genç bir kızın bir günü

Osamu Dazai'dan Öğrenci Kız. Bir okurunun kendisine gönderdiği günlüklerden esinlenerek yazdığı kitabında yazar bir Tokyo banliyösünde yaşayan isimsiz bir genç kızın bir gününü anlatıyor. Aklına takılan şarkıları, yolda düşündüğü ve gördüklerini, günlük yaşama dair ayrıntıları ve içten içe duyduğu hüznü büyük bir başarıyla ve empatiyle resmetmeyi başarıyor. Yaşama hep çarpıcı bir dürüstlükle bakmış Dazai'nin bir gün kadar kısa romanı, gençlerin sesini ve düşüncelerini çekinmeden aktaran ilk modern yapıtlardan biri. (Can Yayınları)

Her zaman bir yerin eksik kalır

Çağla Ural'dan Sultanla Son Dans. İkinci Dünya Savaşı tüm şiddetiyle devam ederken, New York'taki kardeşinin yanına giden üniversite öğrencisi Sofia Moretti, orada ilk görüşte aşkının tutsağı haline geleceği bir delikanlıyla tanışır. Hayatından bir daha çıkaramayacağı bu delikanlı sürgüne yollanmış Osmanlı şehzadesi Cem'den başkası değildir. Savaşçı ruhlu ve yakışıklı Osmanlı şehzadesi Cem ile İtalyan mafya liderinin dünyalar güzeli kızı Sofia imkânsız bir aşkın içinde bulurlar kendilerini. New York'tan Kuzey Afrika'ya, Paris'ten İstanbul'a uzanan bu aşk hikâyesinde çözmeleri gereken iki büyük sorunları vardır: Mafyanın acımasız kuralları ve Cem'in kayıp bir şehzade olarak verdiği kimlik savaşı… (Destek Yayınları)

Adım attığı karanlık yolu anlatıyor

Javier Cercas'tan Işığın Hızı. Yazar kitabında, yazar olmak isteyen bir gencin -bu Cercas olmalı!- bir teklifi değerlendirerek Amerika'ya gitmesini, Illinois Üniversitesi İspanyolca bölümünde asistanlık bursuyla günlerini geçirirken tanıdığı Rodney Falk'ı ve onun hikâyesiyle adım attığı karanlık yolu anlatıyor. Vietnam gazisi Rodney Falk, savaşta kaybettiklerinin telafisi olmadığının farkındadır. Kardeşi Bob'u yitirmiştir. Katliamlarda rol oynamış, masumları öldürmüş, kendi de bir otobüs durağında patlayan bombadan kıl payı kurtulmuştur. Falk'ın cezası hayatta kalmak, vicdanıyla mücadele etmektir. Romandaki yazar olmak isteyen gençle -bu Cercas'ın ta kendisi!- dostluğu, Falk'ın içedönük ve bir başına geçirdiği yaşamına yeni bir anlam katar. (Everest Yayınları)

Yağmayla dolu hayatın sürükleyici hikâyesi

Daniel Defoe'den Kaptan Singleton – Hasan Ali Yücel Klasikler. Yazar (1660-1731): Londra'da varlıklı bir ailede dünyaya geldi. İyi bir akademik eğitimin ardından ticarete atıldı. Çetin ve macera dolu bir ticaret hayatından sonra siyasi yergilerle yazarlığa başladı. Gözüpek bir gazetecilik kariyeri ve pek beğenilen didaktik eserlerinin akabinde, 1719 yılında onu dünya edebiyatının başköşelerinden birine yerleştiren Robinson Crusoe romanını yazdı. Kaptan Singleton 1720 yılında, Robinson Crusoe'dan bir yıl sonra yazılmıştır. Ailesini hiç tanımamış bir çocuğun korsan olarak yağma yoluyla zenginleşmesini, bu korsanlıklar sırasında edinilen bir dostun yardımıyla pişman olup bu hayattan vazgeçmesini anlatır. Gemilerde geçen, talan ve yağmayla dolu bir hayatın sürükleyici hikâyesi olduğu kadar doğru yerden gelen rehberlikle kurtuluşa kavuşan bir ruhun portresidir. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Tekinsizlikler âleminde tüm kâbuslar mümkün

Charles Beaumont'tan Tut ki Bir Rüya Gördün – Karanlık Kitaplık. Otuz sekiz yaşında kanser sebebiyle hayatını kaybeden yazar, ismini Alacakaranlık Kuşağı için yazdığı senaryolarla duyurmuştu. Dizinin belki de en popüler bölümlerinin senaryolarında, fikirlerinde onun da imzası vardı. Kitap korku, bilimkurgu, kara polisiye, fantazi gibi birçok türde eserler kaleme alan yazarın en iyi öykülerinden bazılarının toplandığı tuhaf mı tuhaf bir seçki. Yazar hayal gücüyle kurduğu tekinsizlikler âleminde tüm kâbuslar mümkün. Kitaptaki öykülerde aslanlar dolaşıyor, uzay gemileri başınızın üzerinde süzülüyor ve sihirbazlar, vampirler, canavarlar, uzaylılar, robotlar hiç beklemediğiniz biçimlerde çıkıyor gölgelerin arasından. Ve Şeytan bile aralarında olabilir. (İthaki Yayınları)
1621147576833.png

1621147604008.png
1621147634408.png
1621147651488.png
1621147663803.png
1621147684393.png
alıntı​
 
Acı çeken insanların yaşadığı bir dünya

Philip K. Dick’ten Yüksek Şatodaki Adam. İkinci Dünya Savaşı’nı Almanlar ve Japonlar kazansaydı… Eğer Almanlar ve Japonlar, biri batıdan diğeri doğudan ABD’yi işgal etselerdi. Ortaya çıkan, Nazi vahşetinin ve muhafazakâr Japon imparatorluğu şiddetinin hüküm sürdüğü bir kâbus mu olurdu, yoksa bugünküne çok benzeyen, içinde yaşayan, seven, para kazanmaya çalışan, acı çeken insanların yaşadığı bir dünya mı? Yazar, bize böyle bir dünyayı “işgalci” bir Japonun gözünden anlatıyor… (Alfa Yayıncılık)

Kahvaltı sofralarınız için lezzetli tarifler

Nathalie Stoyanof Suda'dan Kahvaltı & Brunch/Beyaz Fırın'ın Tarif Defterinden. İki asırlık pastane Beyaz Fırın'ın beşinci kuşak temsilcisi Nathalie'den, kahvaltı sofralarınız için lezzetli tarifler… Beyaz Fırın lezzetleriyle hazırlanan bu kahvaltı kitabında damak tadına hitap eden bolt çeşitli mönüler yer alıyor. İşte bunlardan bazıları: Yumurtalar & Krepler. Poğaçalar, Börekler, Çörekler & Tartlar. Ana Yemekler, Tatlılar, Reçeller & Ekmekler. (Remzi Kitabevi)

İki kadın iki ayrı yol

Elfriede Jelinek'ten Aşık Kadınlar. Feminist şair, oyun yazarı, çevirmen ve romancı, kalabalık korkusu ve sosyal fobisi nedeniyle 2004 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü almaya bizzat gidememiş ama törende gösterilmesi için kaydedilen videoda, nota sehpasından okuduğu konuşmasında “Lisan bazen kazara bulur yolunu ama yoldan çıkmaz” demişti. Yazar, kitabında da anlatacağı hikâyeye hizmet eden özel bir üslup kullanarak kadınlığı ve evlilik kurumunun ekonomik güvenceyle ilişkisini irdeliyor. Alplerde bir kadın iç çamaşırı fabrikası. Mutluluk peşinde iki kadın işçi. Brigitte ile Paula. İçinde bulundukları ekonomik sınıfı terk ettikleri, eşleri ve çocuklarıyla mutlu mesut yaşadıkları bir gelecek var hayallerinde. Bu hayale ulaşmaksa fabrikadaki çalışma şartları kadar zor. İki kadın, iki ayrı yol. Bir iyi, bir de kötü örnek. (İthaki Yayınları)

Bütün hayvanlar eşittir, ama bazıları daha eşittir

George Orwell'dan Hayvan Çiftliği. Hayatları boyunca köle olarak yaşayan hayvanlar, nihayet kendi kendilerinin efendileri olmaya karar verip isyan bayrağını çekerek insanları alt ederler. Artık düşledikleri dünyayı yaratma şansı onlardadır. Fakat kendi kendilerine yetecekleri adil bir sistem kurma hayalleriyle çıktıkları bu yolda insanların hatalarını tekrarlamaktan ve yozlaşmadan kaçamayacaklardır. Yazar, bu unutulmaz eserinde otoriter ve totaliter rejimlerin tehlikelerini gözler önüne sererek, geçmişteki ve günümüzdeki toplumların işleyiş mekanizmalarını büyük bir ustalıkla eleştirir. (Altın Kitaplar)

Doğanın güzellikleri

Thomas Hegbrook'tan Doğa-Dünyadan Öyküler. Bu sessiz kitapta doğanın güzelliklerini ve mucizelerini keşfedin, bırakın hayal gücünüz her şeyi canlandırsın! Nefes kesici çizimler, doğumdan ölüme, kıştan sonbahara zamanın akışında çeşitli hayvanların ve böceklerin doğal ortamlarındaki yaşamlarını ve yaşadıkları değişimleri yansıtıyor. (Bilgi Yayınevi)

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm

Cemal Süreya'dan Sevda Sözleri. Biliyorum sana giden yollar kapalı. Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni. Ne kadar yakın ve arada uçurum; İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi. Uyandım uyandım, hep seni düşündüm. Yalnız seni, yalnız senin gözlerini. Kitap yazarın öğrencilik yıllarında başlayan ve ölümüne kadar devam eden şiir hayatında yayımladığı tüm eserlerin yanı sıra, dergilerde ve mektuplarda kalmış, bazısı adsız ve yarım bırakılmış şiirleri de bir araya getiriyor. (Can Yayınları)

Duygu karışıklıkları hayal kırıklıkları

Zeynep Çelik'ten Yaşamadığım Bir Gün. Tuna çukur açmayı seviyor. Toprakla bağı dedesinden geliyor. Çukur açmayı ondan öğreniyor. Önce çiçeklere sonra insanlara. Bir mezar kazıcı olarak açtığı her çukur içine doğru giden bir kuyuyu daha da derinleştiriyor. Kendisini kazıyor Tuna. Duygu karışıklıkları hayal kırıklıklarına sürüklüyor. Ama çukur açmayı bırakmıyor. Kişi önce çocukluğunu sonra geleceğini terk ederse kendisi olabilir mi? Yüzeysel bir hayattaki planlı ilişkilerin içinde topluma tutunamazsa varoluşunun anlamını hayatta olmayanlarda bulabilir mi? (Dağhan Külegeç Yayınları)

Hikâyelerde umudun ve aşkla yazmanın izleri var

Bir Tabu Meselesi-Tabu ve Affetmek Temalı Öyküler… “Yazarlar için tabular, her zaman üzerine gidilmesi gereken konular olmuştur. Toplumun sessiz kabulü illa ki doğruyu yansıtmaz. İşte o zaman bir yazara düşen görev, vicdanın sesi olmaktır. Bu kitap da yazarlık okulu katılımcılarımızın çıkardıkları ortak bir ses olarak ayrı bir öneme sahip.” Gülşah Elikbank. “Bu hikâyelerde umudun ve aşkla yazmanın izleri var. Yeni sorular sordurtma heyecanı da… Görmek ve duymak gerekiyor.” Mario Levi. “Tabular, bize düşünmememiz salık verilen mor inekler gibi… İstemsizce meşgul ediyorlar zihnimizi. Üzerlerine düşünüp bir şeyler yazdığımızda ise onları adeta tasnif edip paketleyerek raflarına koymuşuz misali terk ediyorlar gündemimizi. Affetmek, başkasından çok kendimize yaptığımız bir iyilik… İyileşme sürecimizin bir aşaması. Bu iki temanın harmanlandığı hikâyelerin tadını düşünebiliyor musunuz?” Selda Terek. (Destek Yayınları)

Gelgitlerle dolu bir aşk

Gerhart Hauptmann'dan Sevgili Wanda. Kitap, heykeltıraş Paul Haake ile bir sirk kızı olan Wanda arasındaki gelgitlerle dolu aşkın üzerine kuruludur. Sanatında emin adımlarla ilerleyen yetenekli heykeltıraş Haake, genç Wanda’ya büyük bir tutkuyla bağlanır. Meslek hayatını riske atmak pahasına; zenginliği, şöhreti ve unvanı elinin tersiyle itip Wanda’nın çalıştığı sirkin peşine takılır, hatta bu uğurda ölümü göze alır. Aşkın Wanda cephesindeyse durum son derece karışıktır. Kitap, sevilip sevilmediğini ömrünün sonuna dek anlayamayan bir adamın, parmaklarıyla soğuk heykeller yontan bir sanatçının, aşkın o beyaz körlüğünün hikâyesi. (Everest Yayınları)

Toprak ilk Akdeniz halklarının kültürel temeliydi

James H. S. McGregor'den Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa-Kriz Çağına Nasıl Geldik? Toprak ilk Akdeniz halklarının kültürel temeliydi; toprağa bağlı ve yakın olduklarını kabul ediyor, doğayı çeşitli şekillerde işlenen kırsal dünya içerisinden kavrıyorlardı. Sahip oldukları bu doğa imgesi, ticaretten sosyal yaşama, dini ritüellerden tarım etkinliklerine kadar hayatın her alanına nüfuz etmişti. Binlerce yıl boyunca insanlık ile ona ev sahipliği yapan toprak arasında keskin bir ayrım yoktu. Doğayla büyük ölçüde uyumlu bir ilişkinin var olduğunu kabul eden yaygın bir uzlaşı vardı. Antik Akdeniz'de geleneksel tarım, doğal ekosistemlerin temel özelliklerine aykırı değildi. Zengindi, karmaşıktı, kendi kendini düzenliyordu ve esnekti. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Bir dönemin önemli geleneği

Selçuk Karakılıç'tan Jübile-Edebiyatın Renkli Dünyasına Uzun Bir Seyahat. Bir zamanlar böyle bir şey vardı. Başarının toplu veda töreniydi. Bir gönül borcu ve saygı duruşu olarak kendisine has bir kültür bile yaratmıştı. Herkes alkışlardı jübilesi geleni. Geçmişin takdiriydi aynı zamanda. Seçkin bütün meslek gruplarında düzenlenen, özel merasimlerdendi. Şimdi unutuldu. Bazı şöhretli sporcular için yapılıyor eski sıklıkta olmasa da. Yazar, özellikle 1930- 1970 arasında esen bu jübile rüzgârının matbuat âlemindeki yansımaları arasında dolaşıyor, çarpıcı haberler içinden devşirdiği ilginç anekdotlarla bir dönemin bu önemli geleneğine ışık tutuyor. Detaylar ve olaylar kadar şahıslar da edebiyat ve kültür tarihimizin unutulmuş bir güzelliğini önümüze seriyor. (Kapı Yayınları)

Flört etme sanatında başarılı olmak için

Adil Yıldırım'dan Flört Etme Sanatı. Flört bir sanattır ve inceliklerini bilirseniz hayatınıza renk katan bir oyun haline gelir. Flört etme sanatında başarılı olmak için birtakım becerilere sahip olmanız gerekir ve o noktaya geldiğinizde bu oyundan en çok keyif alan siz olursunuz. İlişki koçu ve yazar kitabında Türk toplumunun kadim yarasına dokunuyor. Dünyaca ünlü James Bond filmlerinden örnek flört sahneleri veriyor, sırtlan erkeklerden avcı kadınlara uzanan geniş yelpazeyi anlatıyor ve en gizemli flört taktiklerini ilk defa açıklıyor: Neden flört edemiyoruz? Flörtün altın kuralı nedir? Flörtü kim başlatır? Flörtün amacı nedir? Flört etme sanatında nasıl başarılı olabilirsiniz? (Karakarga Yayınları)

11 öyküden oluşan kitap

Mihail Afansyeviç Bulgakov'tan Şeytani. Rus edebiyatının en özgün ve sıra dışı ustalarından biri yazar. Eserlerinde fantezi ve gerçeküstücülüğü, gerçekçilik ile bu kadar ustaca bir araya getirebilen başka bir yazar saymak oldukça zordur. Birbirini takip eden 11 öyküden oluşan kitap bunun en güzel örneklerinden. Kibrit Malzemeleri Genel Tedarik Merkezi'nde çalışan Korotkov'un serüveninde Bulgakov, bir yandan bürokratik hantallığı üzerinden Sovyet rejimini eleştirirken diğer yandan her kelimesinde kalemin kılıçtan daha keskin olduğunu ispatlıyor. (Kırmızı Kedi Yayınevi)

Çeşmir köyü amansız kuraklığı

Dursun Akçam'dan Kanlıdere’nin Kurtları. Demirkırat’ın iyice sertleştiği yıllardır; Doğu Anadolu’nun ücra köşesindeki Çeşmir köyü amansız kuraklığın altında ezilmektedir. Bey, kasabadaki partili yandaşlarına sırt dayıyarak köylüye zulüm ederken kesesini de dolduracak kirli oyunlar çevirir. Öte yandan Muhtar, İmam, köyün ileri gelenleri, Bey ile işbirliği içinde olup gidişata izleyici kaldıkları gibi kendi çıkarlarının peşindedir. Yiyecek bulamayan köylü, aynı zamanda vergilerin altında inim inim inlerken köyün delikanlısı Merdan ile arkadaşları, Bey’e başkaldırıp sömürü ve zulüm düzenini yıkmak ister… (Literatür Yayıncılık)

Bilim, günlük hayatımızı değiştiriyor

Daniel H. Pink'ten Augmented – Artırılmış Gerçeklik. “Bilim, günlük hayatımızı radikal bir biçimde değiştiriyor. İnsanlar geleceğe genelde ümitsizlikle bakıyor ancak kitap, geleceğe dair iyimser bir anlayış sunuyor ve bence de imkânlar sonsuz…” Tory Belleci, Mythbusters programının sunucusu. “Geçtiğimiz birkaç on yılda yapılan inovasyonları görmüş biri olarak, değişime neden bu kadar direnildiğini anlayamıyorum. Yazarların bu kitapta tarif ettikleri dünyada, yaşamlarımızı kökten değiştirecek eli kulağında gelişmeler var. Augmented, gerçekten de soluk kesici bir eser.” Nolan Bushnell, Atari'nin kurucusu. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)

Eşitlik prensibine vurgu yapılıyor

Odeabank’tan, ‘Eşit Masallar’ projesine 2 yeni kitap ile devam ediyor. Seriye eklenen “Kurbağa Prens” ile “Pamuk Kalpli Prens ve Yedi Cüceler” kitapları, çocuklarda toplumsal rollerle ilgili eşitlikçi algının yerleşmesini ve kız çocuklarının gelişmesini desteklemeyi hedefliyor. Can Yayınları ve Odeabank iş birliğiyle, psikolog Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk'un içerik danışmanlığında; modern edebiyat yazarları Fadime Uslu ve Hikmet Hükmenoğlu imzasıyla eşitlik prensibine vurgu yapılarak yeniden yorumlanan iki kitabın illüstrasyonlarını Mert Tugen ve Sibel Açıkalın yaptı.

Açık havada farklı şeylerle uğraşmak

Elvin Öven'den Fırat'ın Uzay Problemi. Alp ile Irmak ikiz kardeşler, ikizler ama dış görünüşleri tamamıyla farklı. Fırat teknoloji meraklısı, çok sevdiği bir de kuzeni var: Alp. Onunla bir araya geldiklerinde tabletlerinde oyun oynamaktan başka bir şey yapmıyorlar. Saatlerce tablet başında kalmaları, gözlerinin başka bir şey görmemesi elbette anne-babalarının hoşuna gitmiyor. Onların biraz da dış dünyayla, insanlarla, doğayla ilgilenmelerini, açık havada farklı şeylerle uğraşmalarını sağlamak için müthiş bir plan hazırlıyorlar. Çocukları alıp tatile çıkıyorlar ama daha deniz kenarındaki köye varır varmaz işleri çıktığı için çocukları orada bırakıp kente dönüyorlar. Köyde kalan üç kafadar ise nasıl bir oyunun içine itildiklerini anlamıyorlar. (Sia Kitap)

Farklı toplumsal yaşantıların dünyası

Ahmet Ümit'ten Başkomser Nevzat 2-Tapınak Fahişeleri. Yazarın polisiye roman ve öykülerinin efsanevi kahramanı Başkomser Nevzat, bizi bu üç çarpıcı macerada, yardımcıları Komiser Ali ve Kriminolog Zeynep’le beraber İstanbul’un kadim semtlerinden farklı toplumsal yaşantıların dünyasına, insanın aşk ve onurunu korumak için neler yapabileceği ile yüz yüze getiriyor. Ne garip değil mi polis? Ben sahte peygamberlerden medet umdum, satanist kardeşim şeytandan medet. (Yapı Kredi Yayınları)

Ötesi olmayan en yüce yapı

Dante Alighieri'den İlahi Komedya–Cennet. Kitap, Dante’nin Cennet’e yaptığı yolculuğun öyküsüdür.

Cennet, ilk yedi katı iç içe geçmiş yedi gökten oluşan, on katlı, kâinatın tümünü saran, ötesi olmayan en yüce yapıdır. Maddeden tamamen arıdır. Yalnızca duyularla algılanır, çünkü saf ışığın sarıp sarmaladığı, zaman mefhumunun olmadığı bir dünyadır. Dante’ye Cennet yolculuğunda Araf’ın tepesinde Vergilius’un yerini alan Beatrice eşlik eder. Şair ilk yedi katı geçip de sekizinci ve dokuzuncu katlara geldiğinde bu yolculuk boyunca neden sürekli olarak tarihi şahsiyetleri gördüğünü öğrenir. Bu tanrısal bir sırdır ve ancak ahlak ve erdem sahibi inanlı kimselere bahşedilmiş ruhsal bir taçlandırmadır. (Alfa Yayınları)

Hayal kurmanın hayalini kuralım

Dallas Clayton'dan Harika Hayaller. Çocukluğun rengidir hayaller; sınırsız, koşulsuz, rengârenk, yaratıcı…

Kitap, düşünmek ve düşlemek sahip olduğumuz en değerli şeylerdir diyor. Tüm ümidini ve planlarını evlere, arabalara hatta mobilyalara dönüştürenler onları kaybettiğinde yollarına devam edebilecekler mi acaba? Oysa zihnimiz bize durmaksızın hayal kurmamızı söylüyor. Düşünsenize, onlar asla kaybolmaz, eskimez, bozulmazlar… Haydi, hayal kuralım, hatta hayal kurmanın da hayalini kuralım! Yazar, kitabıyla çocuk dünyasını, hayal kurmanın güzelliğini, farklılıkların değerini ve asla vazgeçmemek gerektiğini sıcacık bir dille anlatırken hepimize müthiş bir evrenin kapısını aralıyor. (Altın Kitaplar)

Dizelerdeki melankolik

Cemal Süreya'dan Sıcak Nal. Ağzı ağzına dolu telefonlardan. Gözleri bozuk paralardan. Saplantılı duvar saatlerinden. İçkilerin giderek küçülmesinden. Belli, iyi şeyler olmayacak. Bu kitaptaki şiirler yazarın güz mevsimine ait. Erken kaybettiği dostları Edip Cansever ve Turgut Uyar’dan söz eden, türbeleri dolaşan ve “Yaşadım, Tanrım” diye hayatının muhasebesini yapan şairin kitaptaki tüm dizelerinde aynı melankolik hava esiyor. (Can Yayınları)

Sevginin ne olduğu, düşündüren bir hikâye

Geraldo Valerio'dan Gölde. Booklist 2019'un En İyi 10 Sessiz Kitabı Listesi'ne giren kitap için bazı yorumlar:

“Her yaştan okuru sevginin ne olduğu, onu kazanmak ve sürdürebilmek için neler gerektiği üzerine düşündüren önemli bir hikâye.” (School Library Journal) “Geraldo, 3 ile 7 yaş arasındaki tüm çocukların keyif alacağı, güzel bir şekilde ifade edilmiş bu yeni eserinde gerçek dostluğun ve sevginin doğasını araştırıyor. Ailelerin kitaplıklarının, kreşlerin, anaokullarının, ilkokulların, kütüphanelerin ve resimli kitap seçkilerinin kıymetli bir parçası olacak.” (Midwest Book Review) “Empatiyle doğanın kesişiminde sessiz bir başyapıt.” (Let's Talk Picture Books Blog'u) (Bilgi Yayınevi)

İsteklerinin gerçekleşmesi için neler yapıyorsun?

Anette Inselberg'ten Gerçekten İstiyor musun? Rüzgârın yönünü değiştiremezsin ama yelkenini hedefine doğru çevirebilirsin… XSENTIUS. Bir işin olsun istiyorsun. Bir eşin olsun istiyorsun. Çocuğun olsun istiyorsun. Evin, araban olsun istiyorsun. Dileklerin gerçek olsun istiyorsun. Tabii ki mutlu olmak istiyorsun. Peki, bütün bu isteklerinin gerçekleşmesi için neler yapıyorsun? Mutsuzluğunu, yoğunluğunu, çaresizliğini ve yalnızlığını bahane ederek bir köşede oturuyor, her birinin sana kendiliğinden gelmesini mi bekliyorsun? Gerçekleşmeyen isteklerin yüzünden kendini daha mutsuz ve daha ümitsiz mi hissediyorsun? Oysa isteklerin öyle büyük ve gerçekleşmesi zor şeyler değil üstelik… Madem öyle neden olmuyor diyorsun değil mi? (Destek Yayınları)

Anlatımıyla dahi sarsıcı

Huşeng Golşiri'den Şehzade İhticab. Yazarın kitabı 1920’lerin İranı’nda, bir taşra kasabasında, virane bir evde yaşamını sürdüren devrik bir şehzadenin yaşamını konu alır. Şehzade İhticab veremden ölmek üzeredir. Atalarının ihtişamlı geçmişi, eski günlerin görkemi ve puslu hatıralarında teselli arar. Hatıraların yetmediği yerde hayal gücüne sarılır. 1974 yılında İranlı yönetmen Behmen Fermenara tarafından filme de uyarlanan Şehzade İhticab, seslerin ve görüntülerin birbirine karıştığı, hatırlamanın yorgunluğundan mustarip bir şehzadenin enkazı. “Golşiri’nin çizdiği resimden anlam çıkarmak için Farsça ve İran tarihi bilmenize hiç gerek yok… Son zamanlarda okuduğum en rahatsız edici kitaplardan… Anlatımıyla dahi sarsıcı.” Glasgow Herald. (Everest Yayınları)

Döneminin en çok okunan yazarı

Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan Günümüz Türkçesiyle Şıpsevdi – Türk Edebiyatı Klasikleri 55. 1901'de “Alafranga” adıyla tefrika edilirken sansürün hışmına uğrayarak yarım kalan roman, 1909'da Şıpsevdi adıyla yeniden doğar. Hüseyin Rahmi Batı özentisi tiplerin en meşhurlarından birini, Meftun'u yaratmış, üslubundaki yüksek mizahı ve felsefeyi bugünün okuruna tattırmayı bilmiştir. Şıpsevdi zamansız bir eserdir. Yazar (1864-1944) Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza “mahalli renk” ilk kez onunla girer. Yazarlık yaşamına 1883'te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896'da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri tefrika edilirken üne kavuşur. Döneminin en çok okunan yazarı olur. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Hareme ait bilinmeyen ve saray entrikaları

Suat Derviş'ten Bir Haremağasının Hatıraları. Kitap, 2. Abdülhamit saltanatının son birkaç yılı içerisinde Yıldız Sarayı'nda geçen ve bu dönemi Hayrettin adlı bir haremağasının gözünden tüm ayrıntılarıyla anlatan bir tarihi roman. Ancak yazar sadece hareme ait bilinmeyenleri, saray entrikalarını anlatırken değil, hadım edilen, köleleştirilen bir erkeğin psikolojisini tasvir ederken de ustalığını gösteriyor. Bu romanı okurken Osmanlı sarayının gelmiş geçmiş tüm haremağalarını, bu insanların çocuk yaşta vatanlarından koparılışlarını, âdetini, dilini bilmedikleri bir coğrafyada kuma gömülerek etleri dağlanırken hissettikleri acıyı düşünün. Köle olarak satılığa çıkarılışlarını, hayatları boyunca tüm kaderlerinin bir başkasının iki dudağının arasında oluşunu aklınıza getirin. (İthaki Yayınları)
1621752655867.png

1621752670507.png
1621752684341.png
1621752694655.png
1621752711463.png
1621752721292.png
 
Güncel ekonomi sorunlara yanıtlar

Asaf Savaş Akat'tan Vitaminli Ekonomiks. Ege Cansen ve Asaf Savaş Akat'ın ekonomiye dair güncel tespitlerini toplayan bu kitap; Cari açık meselesinden büyümeye, kamu borcundan işsizliğe kadar Türkiye ekonomisine dair birçok temel ekonomik kavramı ele alıyor. Enflasyon-faiz sarmalı ile döviz kuruna ilişkin gelişmelere ve Türkiye ekonomisindeki çıkmazlara dair yanıtlara yer veriyor. Salgın sürecindeki küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkileri ve ekonomi yönetimindeki görev değişimlerinin sonuçları üzerinden tarihi bir döneme tanıklık ediyor. Dr. Barış Esen'in editörlüğünde hazırlanan bu kitaba Asaf Savaş Akat'ın akademik, teorik birikimiyle Ege Cansen'in tecrübeleri ve esprili anlatımı eşlik ediyor. (Remzi Kitabevi)

Azap çekmeyi gerektirmeyen günahlar

Dante Alighieri'den İlahi Komedya – Araf. Kitap, Dante’nin Araf’a yaptığı yolculuğun öyküsüdür. Araf, Cennet ile Cehennem arasında, her katında yedi ölümcül günahı işleyenlerin arınarak Cennet’e gitmek için ıstırap çektikleri yedi katlı bir dağdır. Bu günahlar Cehennem’de azap çekmeyi gerektirmeyen günahlardır ve yukarıya çıkıldıkça çekilen ıstırabın derecesi azalırken, uhrevi arınma bir kerte daha artarak gerçekleşir. Dante’ye bu yolculuğunda Vergilius’un yanında büyük Latin şairi Statius da eşlik eder. Araf aydınlık bir yerdir ve umudu, pişmanlığı, kefareti ve en önemlisi ise metamorfozu temsil eder. O sebepledir ki Dante sürekli olarak Vergilius’un Metamorfoz’undan alıntılar yaparak eserinin mistik dokusunu lirik ve mitolojik öğelerle besler. Alıntı yaptığı her dize düşülen bir ikilemin açıklamasıdır ve Araf’ın her katında bir muamma vardır. Çözümü ise analitik bir zekânın edebi dehayla dokuduğu örüntünün altında saklıdır. (Alfa Yayınları)

Heyecan, gizem ve psikolojik gerilim dozunda

Clare Mackintosh'tan Seni Görüyorum. Her gün aynı şeyi yapıyorsun. Nereye gittiğini çok iyi biliyorsun. Ama unutma, bunu bilen sadece sen değilsin. Zoe Walker bir gazetenin ilanlar bölümünde kendi fotoğrafını görünce çok şaşırır ve fotoğrafının nasıl olup da orada yayınlandığını bulmak için araştırmaya başlar. İlanda hiçbir açıklama yoktur; sadece çözünürlüğü düşük bir fotoğraf, bir internet adresi ve bir telefon numarası. Zoe gazeteyi ailesine gösterir, ancak onlar fotoğrafın Zoe’ya benzeyen başka birine ait olduğunu düşünürler. Fakat ertesi gün ilanda başka bir kadının fotoğrafı yayınlanır, ertesi gün ise bir başkasının. Bu bir yanlışlık mıdır? Belki de bir tesadüf? Yoksa attıkları her adımı izleyen birileri mi vardır? Seni Görüyorum, heyecan, gizem ve psikolojik gerilimin dozunun büyük bir hassasiyetle dengelendiği soluk soluğa bir roman… (Altın Kitaplar)

Sevgi dolu bir masal

Mevisel Yener'den Havlamak İsteyen Köpekbalığı. Havhav adlı bir köpekbalığı yaşıyormuş derin denizlerin birinde. Adıyla başı dertte. Korkunç geliyormuş herkese. Bakınca görünüşüne, uğramıyorlarmış yanına yöresine. Havhav’ın hayali gerçek olsa… Diğer balıklar onunla oynasa… Çocuk edebiyatımızın usta kalemi yazardan sevgi dolu bir masal. (Bilgi Yayınevi)

Bu fidan onun sırdaşı olacak

Jose Mauro De Vasconcelos'dan Şeker Portakalı. Çevresindeki yoksulluğa hayalleriyle meydan okuyan afacan Zezé, ailesi maddi imkânsızlıklar nedeniyle yeni bir eve taşındığı zaman orada karşılaştığı ilk canlıyı bir şeker portakalı fidanını arkadaş edinmeyi başarır. Bu fidan onun sırdaşı ve yoldaşı olacaktır. Brezilyalı yazarın, “Yirmi yıl içimde taşıdım” dediği ve on iki günde yazdığı kitap, okuyan herkese saflık, şefkat ve acı konusunda dersler vermeye devam eden bir klasik, gençlik edebiyatının yapıtaşlarından biri. (Can Yayınları)

Kadınla erkeğin doğası birbirine hiç benzemez

Esra Ezmeci'den Kadınlar Sıcak Erkekler Soğuk Sever. İlişkilerin doğası karmaşıktır. İnişleri çıkışları vardır. Kadınla erkek arasında işler her zaman yolunda gitmeyebilir, tıpkı hayat gibi… İlişkiler bazen sıcaktır, içinizi ısıtır, bazen soğuktur ürpertir. Her ilişkinin kendince bir ritmi vardır ve hep değişkendir. Kadınla erkeğin doğası birbirine hiç benzemez. Problem çözme becerileri, yalnızlıkla başa çıkma yolları, ilişkiden beklentileri, iletişim modelleri, cinselliğe bakışları ve motivasyonları çok farklıdır. Bir kadını elde etmenin yolu ondan uzak durmak yerine ona ilgi göstermekken, bir erkeği elde etmek için dozu iyi ayarlanmış mesafelere ihtiyaç vardır. (Destek Yayınları)

Bir yapbozun, acıyan bir ülkenin gerçeği

İrfan Saruhan'dan Herkesin Bir Hikâyesi Vardır! 2020 Everest İlk Roman Ödülü'nü kazanan romanda olaylar 1980 yılı mayıs ayının üç gününde geçmesine karşın 80'li yılların panoraması tüm siyah beyaz renkleriyle ve karmaşasıyla gözler önüne seriliyor. Yazar, İstanbul genelevi ile Sinop Kapalı Cezaevi'nde özgürlükleri kısıtlanmış insanları dönüşümlü olarak anlatırken onların hikâyelerini de bir kesişme noktasına doğru, her adımda tempoyu artırarak yaklaştırıyor. Ustalıkla kurgulanmış karakterlerin son derece canlı ve doğal çizildiği romanda Güzelce ve Artiz’in zor aşkına, Şükrü Efendi ile Bilal’in baba-oğul ilişkisine, Ali’nin, Binnaz’ın ve Hamza’nın birbirinden çetin hayatlarına şahit olacaksınız. Kitap, tamamlanamayacağı bilinen bir yapbozun, acıyan bir ülkenin gerçeği. (Everest Yayınları)

Biyologların bilimsel başarıları ve yaşam öyküleri

Ioan James'tan Büyük Biyologlar Ray’den Hamilton’a – Bilim 5. Oxford Üniversitesi matematik profesörlüğünden emekli olan Ioan James bu önemli çalışmasında, günümüzden 400 yıl geriye uzanarak otuz sekiz büyük biyoloğun biyografilerini kaleme alıyor. Kitap, biyologların bilimsel başarılarının yanı sıra her biri oldukça merak uyandırıcı yaşam öyküleri üzerinde de titizlikle duruyor. Kronolojik olarak düzenlenmiş biyografilerle, biyolojinin yıllar içinde hangi toplumsal koşullarda geliştiğine dair çarpıcı bir tablo sunuluyor. Bilimsel ve biyolojik teknik ayrıntıları asgaride tutan kitap, konuya ilgi duyan bütün okurları modern gelişmeleri kolayca izlemeye davet ediyor. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Bir efsanenin eşsiz biyografisi

Andrew Downie'den Doktor Socrates – Futbolcu Filizof Efsane. Sócrates her zaman farklı biriydi. Ortalamanın çok üzerinde, nadir görülen bir zekâya sahipti, bu özelliğiyle hem oldukça özveri gerektiren bir bölümde okudu ve doktor olarak çalıştı hem de futbolun en önemli isimlerinden biri oldu. Saha dışında ise benzeri yoktu. Siyaset ve toplumsal davalarda tarihte onun kadar öne çıkan bir futbolcu hiç olmadı. Corinthians Demokrasisi adını verdiği projesiyle malzemecisinden başkanına herkesin eşit söz sahibi olduğu bir yönetim biçimi sunmuştu kulübüne. Brezilya o dönemde diktayla yönetilirken Sócrates'in attığı her adım tam manasıyla devrimciydi. Sócrates'in ailesi, yakın çevresi ve eski takım arkadaşlarıyla yapılan röportajların çekirdeğini oluşturduğu kitap, bedeli ne olursa olsun her zaman inandıklarının arkasında duran bir efsanenin eşsiz biyografisi. (İthaki Yayınları)

Bazen olaylar içinden çıkılamaz bir hale geliyor

Hamdi Akyol'dan Kurt Gölgesi. 1968 yılının soğuk kış günlerinde, görevi Bulgaristan’daki gizli askeri tesisleri belirleyip fotoğraflarını çekmek olan bir Türk casusu… Kahramanımızın, kendisinden istendiği gibi sessizce hareket etmesi, varlığını kimseye sezdirmemesi gerekiyor ama gelişen kimi olaylar onu silahlı çarpışmaların, cinayetlerin, polis soruşturmalarının tam ortasına atıyor. O hem görevini yerine getirmeli hem de karşılaştığı bu beklenmedik olaylardan bir şekilde sıyrılmalı. Öte yandan bütün bu olayların aktörleri, yakın tarihin derinliklerine kadar uzanan bir bağ ile birbirine bağlı. Okur, romanda sadece bir casusluk savaşını değil, romandaki karakterlerin bulundukları noktaya nasıl geldiklerini anlatan geçmiş hikâyelerini de okuyor; bazen olaylar içinden çıkılamaz bir hale geliyor, bazen çözülüyor. (Kapı Yayınları)

Dayanma gücü veren aşk öyküsü

Dursun Akçam'dan Ucu Ucuna Yaşam. Yurtdışına çıkmak zorunda kalan bir aydının iç çatışmasını, sürgündeki yalnızlığını ve yabancılaşmasını, ülkede kalan yakınlarının faşizm koşullarındaki güç durumunu okuruz. Öte yandan, tüm güçlüklerin yanı sıra dayanma gücü veren bir aşk öyküsü de romanın eksentemasıdır. Tek sözcük Sevgi ile sesleniyorum sana. Pekiştirme sıfatları cılız kalır bendeki sevgi yanında, Sevgi'nin sevgisi uzun. İşin oyanı, sonraya kalsın! Ben burada yalnız sevgi ve sevda üstünde dolaşmak istiyorum. Bir yaban ülkede beni sevgiye, sevdaya götüren etkenler var doğal ki. İçinde yaşadığımız çağdaş uygarlık, bir yanıyla kuru, çorak ve katı bir acımasızlık içinde. Sözde insan için yaratılmış bu uygarlık, insanı insan eden kimi değerleri de gözünü kırpmadan öğütmektedir. (…) (Literatür Yayıncılık)

Stresle başa çıkmanın yolu

Ulrich Sollmann'dan Beden Yönetimi. Elinizdeki kitap stresle başa çıkmanın yolu olan biyoenerjetiği konu alıyor. Biyoenerjetik sayesinde bedensel hislerimiz ile eylemlerimiz arasında gerçekleşen etkileşim anlaşılır hale gelir. Kişisel stres profili, bireyi stresle başa çıkmanın çözümünü aramaya iter. Bireyin çözüm olarak gittiği yol ise bireyin iç dünyası hakkında birtakım ipuçları sunar. Kitapta stres yaratan faktörlerin nedenleri ve bunların nasıl dönüştürüleceği yazar tarafından inceden inceye hazırlanmış bir eğitim konsepti ve somut egzersiz yönergeleri ile gösteriliyor. Bu şekilde hepimiz sükûnet dolu bir günlük yaşamın kapılarını aralayabiliriz. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)

Yaşadığımız değişimi anlatmaya çalışıyor

Alessandro Baricco'dan The Game – Oyun. Yazar, 21. yüzyılın dijital koşullarını, bugün yaşadığımız muazzam değişimi haritalamaya ve bize anlatmaya çalışıyor: 20. yüzyılın yıkımlarına şahit olanların torunlarının yarattığı, dünyadaki hemen her şeyin maddesellikten arınıp bilgi olarak başka bir dünyaya aktarıldığı, elimizdeki cihazlarla ulaşıp çifte dünyada yaşamaya başladığımız andan sonra en sıradan kişinin bile hiper insana dönüştüğü bir devrim bu. Baricco korkularımızın izini sürüp, bize olup biteni açıkladıkça, biz de kum saatinin darboğazından geçip yeni dünyayı kabullenip kucaklayabiliriz. “Baricco, The Game ile 21. yüzyılda insanın başarısı üzerine bahis oynuyor. Tezleri oldukça cesur ve parlak. Açık açık tartışılmayı hak ediyor.” La Repubblica. (Sia Kitap)

Ortaçağın mistik ve şiirsel bir sentezi

Dante Alighieri'den İlahi Komedya–Cehennem. Kitap, Dante’nin Cehennem’e yaptığı yolculuğun öyküsüdür.

Cehennem, iç içe geçmiş ve gittikçe daralan dokuz sarmal daireden oluşmaktadır. Bu dairelerde, günahkârlıklarıyla nam salmış olan pek çok tarihi kişiliğin yanı sıra, sıradan insanların çektikleri azap görülmemiş bir gerçeklikle, Dante’den önce örneğine rastlanmamış alegorik bir dille betimlenirken, aynı zamanda ortaçağın mistik ve şiirsel bir sentezi gözler önüne serilir. Özellikle ünlü Latin şairi Vergilius’un rehberliğinde ve ölüler diyarının kayıkçısı Kharon’un kılavuzluğunda yeraltı ırmağı Akheron’un kapkara sularında yapılan, bütün kutsal metinlerde bahsi geçen ama asla tam olarak tarif edilmemiş olan yolculuk çoğu eleştirmence edebiyat tarihinin en etkileyici tasviri ve sınırsız bir hayal gücünün insanlığa sunduğu en yetkin edebi armağan olarak kabul edilir. (Alfa Yayınları)

Karakolda günlerce masumiyetini haykırır

Melih Esen Cengiz'den Bir Kadın Bir Cinayet. 1977 Mayıs’ı… İstanbul kâbuslar içinde bir cehennemden diğerine geçmektedir. 1 Mayıs katliamı sonrası şehir gençlerin ölümleriyle sarsılırken Kralların Treni Orient Ekspress tarihinde son defa Sirkeci Garı’na gelir. İki gün sonra bir Orient Ekspress yolcusu Gülhane Parkı’nda ölü bulunurken bir başka yolcu, yaşlı Alman kadın Gisela cinayet zanlısı olarak Sultanahmet Karakolu’nda gözaltına alınır. İttihat ve Terakki’nin güçlü önderi Talat Paşa’nın eski konağı olan karakolda günlerce masumiyetini haykırır Gisela. Onun mu acısı ve pişmanlığı büyüktür, kuruntu ve düşlerin sık sık yokladığı komiser Attila’nın mı yoksa gencecik bedenlerle dolup taşan morgun müdürü Taylan’ın mı? (Altın Kitaplar)

Tek bir şey düşünüyor milyoner olmak!

Charlotte Habersack'tan Sakın Açma Yapışır! Nemo'ya gelen gizemli paketin üzerinde Sakın Açma! yazıyordur. Ama Nemo elbette paketi açar… Nemo'nun kapısının önünde yeni bir paket vardır. Paketi açar açmaz Nemo'yla arkadaşları şunları görürler: 1. İçinde hemencecik gıdıklanı veren, yeşil renkli ve konuşan bir slime vardır. 2. Dışarıda yağmur –hem de vıcık vıcık bir yağmur!– yağmaya başlamıştır. 3. Eğer Cıvıkçık'ın slime'ını cildinize sürerseniz mucizevi şeyler olur… Çok geçmeden Nemo'yla Fred artık tek bir şey düşünmektedir: Cıvıkçık'ın yardımıyla milyoner olmak! Ama o zaman Cıvıkçık evine nasıl dönebilir ki? (Bilgi Yayınevi)

Genç bir şairin ilk kitabı

Cemal Süreya'dan Üvercinka. Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek. İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar. Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar. Zaten bizi her gün sabahtan akşama kurşuna diziyorlar. Bütün kara parçalarında. Afrika dahil. Üvercinka, Türkiye’de modern şiirin ifadesine yeni bir soluk getirecek olan genç bir şairin 1958 tarihli ilk kitabı; İkinci Yeni’nin kırılma noktalarından biri. (Can Yayınları)

Genç bir kızın içine düştüğü bir yolculuk

Fikret Yıldırım'dan Kendine Yabancılaşan İnsan. Herkes kendi yarattığı hapishanenin anahtarı elinde yaşar. Kalabalıkların içinde yalnız, kendi hayatına yabancı, olan biten her şeyden huzursuz bir insan için zamanla her şeyi unutmaya başlamak, belki de bir lütuftu aslında… Gittikçe hafızasını kaybeden yaşlı bir adamla, aralarındaki derin yalnızlığı aşk sanan genç bir kızın içine düştüğü bir yolculuk, toplumun dayattığı düşünce ve inanç biçimleri yüzünden kocaman bir yalnızlığa ve yabancılaşmaya dönüşür giderek. (Destek Yayınları)

Değerlerini unutabilecek insanların panoraması

Gulam Hüseyin Saedi'den Korku ve Titreme. Yazar bütünü gözeterek parça parça kurduğu, birbirini doğrusal akışla takip eden öykülerden oluşturduğu bir roman.

Yabancılaşmanın o soğuk ateşi ve hurafelerin katlanılması güç yaptırımları yer yer tüyler ürpertirken karakterlerin basit ve gündelik kaygıları da bir o kadar tebessüm ettiriyor. Saedi'nin metne mesafesi, duygu durumları ortadan kaldırması ve roman kişilerini okurlarla tanıştırırken diyalogları araç olarak kullanması romanı bir belgeselin atmosferine sürüklüyor. Kitap, geçimini denizle ve balık avlayarak sağlayan köylülerin, yoksullukla ve açlıkla sınandığında her türlü kötülüğü, gaddarlığı yapabilecek, değerlerini kolayca unutabilecek insanların panoramasını çiziyor. (Everest Yayınları)

Nasırlaşmış önyargıları sorgulayan bir proje

Zafer Toprak'tan Cumhuriyet ve Antropoloji. Kitap, Tanzimat sonrası yüz yılı kapsayan bir bilim tarihi. 1930’lu yıllarda gerçekleştirilen bilimsel ve kültürel devrimin geri planında yer alan birikime odaklanıyor. Tarihçilerce katastrofik ve karanlık bir evre diye nitelenen iki dünya savaşı arası dönem, Türkiye’nin kendi yeni insanını inşa ettiği yıllar oldu. Çağdaş bilim ve eğitim anlayışının temelleri uluslaşmanın ilk evrelerine özgü romantik özlemlerle 1930’lu yıllarda atıldı. Harf devrimi ertesi 1928-1938 evresi bilim anlayışında milat sayıldı. İlköğretimden yükseköğretime antropolojik verilerle yüklü bir geçmiş vurgulandı. Süreç tarih, coğrafya, dilbilim, mantık, jeoloji, biyoloji başta olmak üzere geniş bir bilim yelpazesini kuşattı. Kültür devrimi ise Anadolu insanı üzerine Batı’daki nasırlaşmış önyargıları sorgulayan bir projeye dönüştü. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Distopya edebiyatının en önemli klasikleri

Kara Dörtleme: Biz – Cesur Yeni Dünya-1984 Fahrenheit 451. Distopya edebiyatının en önemli klasikleri bu setle bir araya geliyor. Zamyatin’in Tek Devlet’çi Biz’i, Huxley’nin mutluluğu zorunlu tutan Cesur Yeni Dünya’sı, Orwell’in totaliter 1984’ü ve Bradbury’nin kitap yakılan anlatısı Fahrenheit 451’i bu yeni setle birlikte distopyanın kare asını tamamlıyor. (İthaki Yayınları)

Şaşırtıcı gerçek açığa çıkıyor

Jean-Claude Schmitt'ten Doğum Gününün İcadı. Doğum gününü ne zamandan beri kutluyoruz? Bu çalışma, uzun süre yanıtsız bırakılan bu soruya yanıt verirken şaşırtıcı bir gerçeği açığa çıkarıyor: Bugün kutladığımız şekliyle doğum günü doğrusu çok yeni bir buluş. Gelgelelim oluşumu uzun bir süreye yayılıyor. Yazar, Goethe'nin 1802'de kutladığı 53. yaş günü kutlamasını varış noktası olarak kabul ederken, çapasını geçmişe doğru fırlattığında çok ilginç bir yapıtla karşılaşıyor: 16. yüzyılın başında, bir ticaret şirketinin maliye müdürü olan Augsburglu burjuva Matthäus Schwarz'ın 23. doğum gününden itibaren tutmaya başladığı resimli Kıyafetname. (Kırmızı Kedi Yayınları)

İçimde karışık bir duygu

Dursun Akçam'dan Ölü Ekmeği. Açlıktan ölmemek için ot yemek zorunda kalan çocuklar, kadınlar… İçimde karışık bir duygu. İyi olurdu Ali'nin ölmesi, ben de istiyordum! Başsağlığına gelen komşular ekmek getirirlerdi, yumuşak yumuşak buğday ekmeği! Bir yutuşta inerdi boğazımdan aşağı. Pişi de getirirlerdi, ortası delik kırmızı pişiler. Fatmanın kızı Güsi görürdü, ona hiçbir lokma vermeyecektim, inadına gözünün önünde yiyecektim! O da bana vermemişti. Anası öldüğü zaman onlara da pişi getirmişlerdi. Güsi pişiyi eline alarak çöplüğün başına çıkmıştı, sevincinden hopur hopur oynuyordu, Anam öldü bize pişi getirdiler! diyor, bize inat olsun diye gözümüzün önünde yiyordu. (Literatür Yayıncılık)

Nörobilim, medya psikolojisi

Christophe Morin'den Beyindeki İkna Kodu. Bilim insanları, akademisyenler ve araştırmacılar bugüne dek ikna başlığında sayısız teori geliştirdi. Ancak dikkat çekemeyen, insanları harekete geçiremeyen, tüketiciyi motive edemeyen reklam kampanyalarına hâlâ büyük kaynaklar harcanıyor. Yazar ve Patrick Renvoise, elinizdeki kitapta nörobilim, medya psikolojisi ve davranış ekonomisi alanlarındaki en yeni araştırmalara dayalı ilk kapsamlı ikna modelini sunuyor. Nobel ödüllü iktisatçılar Daniel Kahneman ve Richard Thaler'in açtığı yolda ilerleyen yazarlar, insanlara verdiğimiz mesajların ikna sürecinde hâkim rol oynayan ilkel beyne ulaşması gerektiğini ortaya koyuyor. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)

Kendim için yazmak zorundayım

Harold Pinter'dan Seçme Oyunlar. “Eğer dünyaya söyleyecek bir şeyiniz varsa, o halde oyununuzu sadece birkaç bin kişinin izleyebilecek olması sizi üzer. Öyleyse başka bir şey yapmalısınız. Bir din öğretmeni olmalısınız, ya da belki bir siyasetçi. Fakat eğer dünyaya belli bir mesajı doğrudan ve açık seçik biçimde vermek istemiyorsanız, sadece yazmaya devam edersiniz ve bu size pekâlâ yeter. Birinin sırf benim oyunlarımı izlemek için kalkıp gelmesi beni hep şaşırttı, çünkü o oyunları yazmak çok öznel bir işti. Kendi yararıma yazdım ve yazmaya da devam ediyorum; bir başkasının gelip dahil olması tamamen bir tesadüf. İlk ve son olarak, en başından beri, yazıyorum çünkü yazmak istediğim, yazmak zorunda olduğum bir şey var. Kendim için.” Harold Pinter. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Hiç dinmeyen New York tutkusu

Henry James'dan Bir Başyapıtın Öyküsü. 19. yüzyıl Amerikan edebiyatının en seçkin yazarlarından, uzun yıllar Avrupa'nın çeşitli kentlerinde yaşamış, sonra İngiliz uyruğuna geçmiş olmasına karşın, çocukluk ve ilk gençlik çağlarının geçtiği New York kentini her zaman belleğinde ve yapıtlarında yaşatmıştır. Sunduğumuz dört öyküsü de, James'in hiç dinmeyen New York tutkusuyla doludur. New York, Henry James'in bambaşka duygularla dile getirdiği bir kenttir. Bu duyguların en baskını da öfkedir. Çocukluğunu geçirdiği kenti yok eden ve elinden alan ticaretin ve maddeci yaşam tarzının gelişimine duyulan öfke. Yalnızca güzelliklerin ve anılarda yaşayan bildik dünyanın yok edilmesine değil, aynı zamanda bir yaşam tarzının altüst edilmesine duyulan öfke. (Can Yayınları)
1622352975852.png
1622352990489.png
1622353000378.png
1622353013288.png
1622353027071.png
1622353058907.png

alıntı​
 
İstanbul’un vebadan kavrulduğu zamanlar

Necva G. Esen'den Karanlık Zamanlar – Vebanın Gölgesindeki İstanbul. Tekinsiz bir malikânede yaşamakta olan tuhaf bir hekim, İstanbul’un korkutucu sokaklarında kol gezen hastalıkla mücadele etmektedir. Hekimin on bir yaşındaki kızı Dilara, annesinin doğum sırasında ölmesi nedeniyle hem babası hem de hiç sevgi görmediği halası tarafından sürekli dışlanmaktadır. Annesi hakkında konuşmak Dilara ve malikânedekiler için âdeta bir tabudur. Küçük kızın tek dostu, biricik kedisi Aristo’dur. Babasının katı kurallarına daima uyum gösteren Dilara’nın bir kez olsun aklının köşesinden bu kurallara karşı koymak geçmemiştir. Fakat bir gün annesiyle ilgili sır perdesi hiç ummadığı bir şekilde aralanır. Dilara bunun üzerine tüm kuralları unutup gerçeğin peşine düşer. Artık geri dönüş yoktur… (Altın Kitaplar)

Hegel'in genel spekülatif felsefesi

Martin Heidegger'den Hegel’in Tinin Fenomenolojisi. Yazarın 1930/31 akademik yılı güz döneminde Freiburg Üniversitesi'nde verdiği Hegel'in Tinin Fenomenolojisi dersi, Hegel'in ölümünün 100'üncü yıl dönümüne denk gelmişti. Bu çeviri ise Hegel'in doğumunun 250'nci yıl dönümü vesilesiyle yayınlanıyor. Yazarın burada uyguladığı yorumlama yöntemi sayesinde, Hegel'in genel olarak spekülatif felsefesi, özel olarak kitabındaki diyalektik yöntemi berrak biçimde ortaya konulmuştur. (Alfa Yayıncılık)

Hem lezzetli beslen, hem de bolca kilo ver

Hürriyet Turnalı'dan Mutfaktaki Mucize. Kitapta okuyacağınız bu iki hikâyenin kahramanı olan iki kadın; yaşadıkları sarsıcı deneyimler sonucunda kendi bedenleriyle yüzleşerek hayatlarının dizginlerini ellerine alıp, en olmaz denilecek noktalarda mucize bir başarıya erişip kendilerine ikinci bir şans verdiler. Çokça motivasyonla birlikte sağlık yaşam önerileri, metabolizmanı hızlandırarak kalıcı bir şekilde kilo kaybetmene yardımcı olacak diyet listeleri, kilo kaybederken vücudunu güçlendirip şekillendirecek egzersiz önerileri, bağışıklığını güçlendirecek beslenme önerileri ve hem sofrana hem ruhuna renk katacak onlarca lezzetli tarife ulaşabileceğin harika bir kaynak artık seninle. Mutlu olmak artık senin ellerinde, sen yeter ki iste. (Az Kitap)

Yakın tarihimizin en büyük eğitim atılımı

MUustafa Gazalcı'dan 21 Köy Enstitüsü – Çınarlar Anlatıyor. Türkiye'de eğitim niteliksiz, fırsat ve olanak eşitliğinin uzağında sürdürülürken, yoksunluklarla boğuşan köy çocuklarını birer eğitim meşalesine dönüştüren Köy Enstitüleri, yakın tarihimizin en büyük eğitim atılımı olarak her geçen gün daha da parıldıyor. Köy Enstitüleri üzerine uzun yıllardır araştırmalarını sürdüren eğitimci Mustafa Gazalcı, 81. yıldönümünde 21 Köy Enstitüsünün tarihçesini, sistemin can alıcı yanlarını, enstitülerden çıkan 81 çınarın anlattıklarıyla sonsuzluğa taşıyor. Çınarların tanıklığıyla Köy Enstitülerine yönelik karalamalar bir bir çürüyor, bu aydınlanmacı eğitim devrimini karartanların amaçları su yüzüne çıkıyor. (Bilgi Yayınevi)

Yabancı dil öğrenmenin ideal yaş aralığı var mıdır?

Prof. Dr. Cem Balçıkanlı'dan 50 Soruda Dil Öğrenme. Yazar dil öğrenme ve öğretme deneyimlerini kuramsal bilgilerle harmanlayarak merak edilen pek çok soruya yanıt veriyor. Dil öğrenme/öğretmeyi isteyen herkese olduğu kadar çocuğunun dil öğrenmesini arzulayan anne babalara da rehberlik edecek kitapta ele alınan kimi sorular şöyle: Çocuklar en fazla kaç dili aynı anda edinebilir? Bir yabancı dil öğrenildikten sonra yeni bir dil daha mı kolay öğrenilir? Yabancı dil öğrenmenin ideal yaş aralığı var mıdır? Günümüzde kullanılan en etkili dil öğretim yöntemi hangisidir? “Anlıyorum ama konuşamıyorum” söylemi doğru mudur? Yabancı dil öğrenirken Türkçe düşünmek ne demektir? (Bilim ve Gelecek)

Atatürk'ün hayatını pullarla anlatmak

Pullarla Atatürk: Hayatı ve Mücadelesi (1881-1938). Posta pulları bugün kimimiz için geçmişte kalmış silik bir anı, kimimiz için, “Bir zamanlar mektup yazardık” diye biraz da hüzünle hatırladığımız bir nostalji kimimiz için de çok değerli koleksiyon parçalarıdır… Tarihçiler ve devletler içinse pullar, kültürel ve toplumsal anlamları olan, değerli, tarihî belgelerdir. Bu küçük ama değerli basılı kâğıtlar, sadece mektupları yerine ulaştırmakla kalmazlar; aynı zamanda, dönemin siyasal, sosyal ve kültürel işaretlerini de üzerlerinde taşırlar. Bu kitap, pulların bu özelliğinden yararlanarak, Atatürk'ün hayatını bir de pullarla anlatma çalışmasıdır. Çalışmada Osmanlı dönemi (1863-1919), ara dönem (1920-1922) ve Cumhuriyet döneminde (1923- 2020) basılan yüzlerce posta pulundan yararlanıldı. (Can Yayınları)

Savaş mağduru asi çocuklar üzgündü

Onur Ataç'tan On İki Öfkeli Sanatçıyla Dadaizm. “Temiz fikirleriniz olsun istiyorsanız, onları gömlekleriniz kadar sık değiştirin.” -Francis Picabia. Hayal kırıklığı içinde on iki öfkeli sanatçı… On iki Dadaist! Yaşadıkları dünyaya, savaşa, topluma, yokluğa, sanata ve çaresizliğe tepkililer. Tanık oldukları hatta kendilerinin de katılmak zorunda kaldıkları dünya savaşlarının sadece mal ve can kaybına yol açmadığını, geride kalanlar üzerinde de büyük ekonomik ve ruhsal yıkımlara neden olduğunu görüp yaşayan on iki anarşist… Savaş mağduru bu asi çocuklar, yaşananlardan dolayı kırgındılar, üzgündüler. Yeteneklerini büyük bir öfkeyle sergilemek için bir araya gelmeye karar verdiler sonunda. (Genç Destek)

Aşka dair büyük bir hesaplaşma

Aslı Perker'den Ayrılığın İlk Günü. Hemen her kadının hayatına pranga gibi bir aşk girmiştir; biri, o bir adam, bir türlü çıkmaz hayatınızdan. Çıkaramazsınız. Size eziyet eder, sizi hırpalar, sevmez, aldatır, kandırır, bütün benliğinizi altüst eder, ama onu yine de gönderemezsiniz. Gözlerinden anlarsınız yalanlarını, susarsınız, sırf bitmesin diye. Ama bir gün gelir, emin olursunuz: Sizi sevmiyor, sizinle oynuyor. Başka kadınların yatağından çıkıp sizinkine giriyor. Onun sevmemesi bir yana, artık siz de sevmezsiniz kendinizi. Gitsin o zaman. Bırakın, gitsin. Çok sevmiş her kadın gibi bu kitabın başkahramanını da zor bir gün bekliyor. Tutkuyla bağlandığı, yıkıcı bir ilişkiden kendi isteğiyle, dün ayrıldı. Her ânı kalp ağrıları ve sert dalgalarla dolu, kazasız belasız atlatılması gereken yirmi dört saat var önünde. Nereden baksanız sıra dışı bir yirmi dört saat… İçsesinin rehberliğinde büyük bir macerayı göğüsleyecek; kalbinin derinliklerine, geçmişine, kadınlığına ve yalnızlık korkusuna doğru, tehlikeli bir yolculuk. Aşka dair büyük bir hesaplaşma. (Epsilon Yayınevi)

Karmaşık aile ilişkileri

Zeynep Göğüş'ten Yok Çünkü Telafisi. Brüksel bitpazarında bir tezgâhta, üzerinde saksı izi olan, cilasız, eski bir sehpa. Gazeteci Murat Bora’nın hayatı, satın aldığı bu mobilyanın Abülhamit’in yaptığı bir tıraş sehpası olduğunu öğrenmesiyle değişir. Vaktiyle Pera’da müzayedeye çıkmış bu kıymetli eser nasıl olup da Brüksel’e gelmiş, bitpazarına düşmüştür? Sehpanın hikâyesini araştırmaya başlayan Murat, kendini bir keşif serüveninin içinde bulur: Tarihin karanlığına gömülmüş karmaşık aile ilişkileri, polisiye bir vaka, bizzat kendi geçmişi ve sonunda tutkulu bir aşk! (Everest Yayınları)

Zekâ ve cesaret dolu bir macera

Doris Pilkington'ten Çit. Çocuk yaştaki Molly, Gracie ve Daisy, 1931 yılında Avustralya Hükümeti'nin asimilasyon politikası gereği beyazlara hizmetkâr olarak yetiştirilmek üzere bir merkeze götürülür. Bu yarı melez Aborijin teyze çocukları gördükleri karşısında dehşete kapılır: kurtlu yemekler, asma kilitler, parmaklıklı pencereler, sert ve soğuk yataklar… Ailelerinden koparılarak getirildikleri Moore Nehri Yerli Yerleşiminden, en küçüğü sekiz yaşında olan Molly, Gracie ve Daisy dokuz hafta süren bir yolculukla, ülkeyi kuzeyden güneye bölen iki bin kilometrelik çit boyunca yalınayak yürüyerek ailelerine kavuşurlar… “Zekâ ve cesaret dolu bir macera. Bu yolculuğa katılmak demek Avustralyalıların ruhundaki yaraları görmek demek.” Tony Stephens, Age. (Flamingo Yayınları)

Eğitim, beynin anlama gücünü yükseltme sanatıdır

Dr. Bilge Pirondini, Uzm. Eğitimci Sema Topçular, Uzm. Pedagog Funda Kocaarslan'dan Düşünme Yıldızları/ Holistik Eğitim Metodu. Eğitim, beynin idrak ve anlama gücünü yükseltme sanatıdır. Beyin dediğimiz cevher holografik bir yapıda işlediği için bizler de eğitimi bu yapıyla uyumlu holografik bir sistemle kurgulamak durumundayız. Kitap böyle bir sistem sunuyor ve kurduğu alt yapıyla çocuk beynini çocuk ruhuyla uyumlu bütünsel düşünmeye hazırlıyor. (Gar Yayınları)

Edebiyatımızın anı biriktiricisi

Salim Şengil'den Anılarda Kalan Portreler. Sabahattin Ali, Sadri Ertem gibi büyüklerine ilk öyküsünü beğendiren ve CHP’nin açtığı yarışmada birinciliği kazanan öyküsünün yine aynı parti tarafından “sosyalist” olarak görülüp Falih Rıfkı Atay ve Reşat Nuri Güntekin’in soruşturmasıyla “aklandığı” bir öykücü. Seçilmiş Hikâyeler Dergisi ve ardından Dost dergisiyle yayımcıya dönüşen bir öykücü. Edebiyatımızın pek çok isminin ilk yayımcısı, parasızlıktan kıvranan edebiyatçıların telif kapısı. İlhan Berk’ten Can Yücel’e, Mehmed Kemal’den Suphi Taşhan’a, Hasan Hüseyin Korkmazgil’den Yılmaz Güney’e, Memduh Şevket Esendal’dan Sait Faik’e edebiyatımızın anı biriktiricisi.

Anıların biriktiği Üç Nal, Karpiç, Şükran gibi lokantaların, Kürdün, Lefter’in meyhanelerinin, Piknik gibi edebiyat mekânlarının anlatıcısı. (h2o Kitap)

Sihir ve heyecan dolu bir macera

Pınar Göçer'den Göbeklitepe Perileri. Periler dünyasındaki güç savaşları devam ediyor! Bolivya'da yaşayan kötü kalpli Bulut Peri ve kızı Eva, yalnızca peri liderlerinin kullanabildiği beş yüz yıllık ömür tozunun peşindedir. Amaçlarına ulaşmak için büyüledikleri Gülizar Peri, farkında olmadan kendini Göbeklitepe'de bulur. Göbeklitepe Perilerinin Gülizar Peri'den bir isteği vardır: Diğer peri dostlarının ve anne-babasının yardımıyla Gülizar Peri'nin, beş yüz yıllık peri tozunu, Bulut Peri'den önce bulması gerekmektedir. Efsanelere konu olmuş Göbeklitepe, Nemrut Dağı, Balıklıgöl gibi pek çok önemli tarihi yapının etrafında şekillenen, sihir ve heyecan dolu bir macera… (İthaki Çocuk)

Yaşamı yeniden keşfetmeye koyulur

Paolo Cognetti'den Bıldırcın Karı-Dağ Günlükleri. Şehirdeki yaşam iyiden iyiye bunaltıcı gelince İtalyan Alpleri'ne kaçmaya karar veren yazar, on yıllık bir aranın ardından döndüğü dağ evi sayesinde yaşamı yeniden keşfetmeye koyulur. Hiçliğin ortasında edinilen dostlar, yabani yaşam, durmaksızın yağan kar ve yalnızlığın kesif sessizliği… Kitap, yazarın lirik anlatımıyla doğanın gücünü, sürekli sorgulayan bir aklın gerekliliğini ve insan ruhunun direncini kısacık bir kitapta anıtlaştırıyor. Tıpkı ona ismini veren kar türü gibi, yalnızca birkaç saat sürse de olanca gücüyle bastırıp mevsimi değiştirmeye yetiyor. (Kafka Kitap)

Fantastik edebiyatın en önemli yapıtı

Jan Potocki'den Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması. Hayat hikâyesi romanlarla yarışabilecek, para basma makinesinin mucidi, Jan Potocki'nin 1815'teki intiharından önce tamamladığı tek romanı. Önce unutulmaya terk edilen, ancak yıllar sonra (1958'de) yeniden keşfedilen roman, o gün bugündür fantastik edebiyatın en önemli yapıtları arasında yer alıyor. Onurlu, soylu, sözüne sadık Alphonse von Worden'in yaşamından on dört günün anlatıldığı romanda; deyim yerindeyse kahramanını ölümcül bir labirentin içinde dolaştırıp duruyor yazar. Bunu yaparken, Kabalist öğretilerden Doğu metinlerine, şövalye anlatılarından ‘binbir gece masalları'na pek çok unsuru harmanlayarak erken modern bir romana imza atıyor. (Kırmızı Kedi Yayınevi)

Bir derleme ve araştırma kitabı

Müslüm Abacıoğlu'ndan Evliyalar, Enbiyalar ve Şanlıurfa. Yazarımız bu derleme ve araştırma kitabı ile; Şanlıurfa'da doğmuş, yaşamış, adı geçmiş Peygamberlerin kısaca hayatlarını ve İslâmiyet'in başlangıcından yakın zamana gelinceye kadar, muhtelif asırlarda ve değişik coğrafî bölgelerde, bilhassa bugünkü Anadolu topraklarında yaşayan ilim, irfân, ahlâk ve fazîlet sâhibi âlim ve velîler ile Harrân’da yetişen evliyânın büyüklerinden, âriflerin ileri gelenlerinden Hayât bin Kays bin Kahhâl bin Sultan El-Ensârî El-Harrânî Hazretlerini de anlatmaya çalışmıştır. Bu kitabı bölgesinde çıkarılmış diğer kitaplardan faklı kılan yazarın Şanlıurfa'da gazetecilik mesleğini yıllarca icra etmesi nedeni ile görsellerin kendi fotoğrafladığı doğal görüntüler olmasıdır. (Suçek Medya Yayınları)

Fikirlerini etkili iletmek isteyenler için

Alan Barker'den Etkili İletişim: Doğru Bağlantılar Kurmak, İkna Etmek ve Anlaşılmak için Stratejiler. 2017'de ABD'de yapılan bir anket, iletişim eksikliğinin işyerinde gerginliği artırmanın ve moral bozmanın yanı sıra, projelerin ertelenmesi ve satışların azalması gibi sonuçlara da yol açtığını ortaya çıkarmıştır. Zaman zaman iletmek istediğiniz mesaj anlaşılmıyormuş gibi mi hissediyorsunuz? Anlatmak istediklerinizi aktarırken önemli detaylar dikkatten kaçıyor mu? Gerginliklerin hiç gereksiz yere tırmandığı oldu mu? Peki ya birkaç basit beceri iş hayatınızı kökten değiştirebilseydi? “Fikirlerini daha etkili bir şekilde iletmek isteyenler için önemli bir rehber.” – Midwest Book Review. (Nova Kitap)

Topraklanma mucizesi

Clinton Ober'den Topraklanma – Doğadan Gelen Şifa. Giderek yaygınlaşan modern dünya hastalıklarının nedeni olarak kabul edilen kronik iltihaplanmanın çözümü ve ihtiyacımız olan şifa kaynağı, dünya var olduğundan beri bizimleydi desek ne düşünürsünüz? Çığır açan araştırmalar, bilimsel veriler ve gerçek hayattan referanslarla dolu, daha önce hiç anlatılmamış bu hikâye, küresel çapta bir sağlık devrimi yaratma potansiyeli taşıyor. Yazar kitabında toprak ile yeniden bağ kurmanın önemini hatırlayacak ve topraklanma mucizesinin insanları nasıl iyileştirdiğine tanıklık edeceksiniz. (Omega Yayınları)

Galata ticaret ve finans dünyasının merkezi oldu

Turan Akıncı'dan Galata/ İstanbul'un 700 Yıllık Kara Kutusu. İstanbul'un kadim semtlerinden biri olan Galata, Bizans İmparatoru tarafından 1267 yılında Cenevizlilere tahsis edildi. Galata'nın bu özel konumu İstanbul'un fethinden sonra da devam etti. Fatih Sultan Mehmet, fethin hemen ertesi günü 1 Haziran 1453'te bir ahitname ile Galata'nın özerkliğini tanımış oldu. “Magnifica Comunita di Pera” adlı bu oluşum 350 yıl devam etti. Çeşitli dinlerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı bu bölge, aynı zamanda ticaret ve finans dünyasının da merkezi oldu. Fetihten tam 400 yıl sonra Osmanlı yönetiminin borçlanma ihtiyacı duymasıyla birlikte Galata bankerleri devreye girdi. Borçlanmalar Galata Dersaadet Tahvil Borsası üzerinden yapıldı. Bu durum Osmanlı devletinin 1875 yılında borçlarını ödeyemeyip iflas etmesine kadar sürdü. (Remzi Kitabevi)

Antik Yunan felsefesi üzerine

Francis Macdonald Cornford'tan Bilgeliğin Başlangıcı – Eski Yunanda Felsefi Düşüncenin Kökleri. Antik Yunan felsefesi üzerine yapılmış pek çok çalışma, yazılmış pek çok kitap ve makale bulunur, ancak bütün bunların belki de tek bir ortak noktası vardır: Hepsinde mutlaka yazarın ismi geçer, çünkü onun kitaplarını okumadan Antik Yunan felsefesini bütüncül ve sağlıklı olarak yorumlamak mümkün değildir. Önemli bir Platon çevirmeni ve yorumcusu olarak Cornford'un çalışmaları hâlâ son derece saygı gören eserlerdir. Eski Yunan tarihinde felsefenin doğuşu konusundaki iki önemli eseri Dinden Felsefeye ve Bilgeliğin Başlangıcı'nın literatürdeki etkisi hâlâ son derece güçlüdür. (Say Yayınları)

Cinayetin çözülmesi için farklı bir bakış açısı gerekiyordu

Selim Yenel'den Uzaklardaki Cinayet. Siores adlı gezegende birini öldürmek ve işlenen cinayetten paçayı sıyırmak imkansızdır, bu yüzden bir değil iki cinayet işlendiğinde durum daha da karmaşık hale gelmiştir. Elinde hiçbir ipucu olmayan Güvenlik Kurulu cinayetleri araştırmak için bir acil durum toplantı yapmaya karar verdi. Ancak cinayetin çözülmesi için farklı bir bakış açısı gerekiyordu, yani başka bir gezegenden bir dedektif getirilmesi… Remi Strand, dünyadaki en iyi dedektiflerden biridir ve üç yüzyıldır kimsenin öldürülmediği gezegendeki gizemi çözmek için bir iş teklifi alır. Remi davayı kabul edince, farklı bir gezegene doğru bir yolculuğa çıkması gerekir… Remi, ardında hiç iz bırakmamış bir katilin peşine düşer. (Siyah Beyaz Yayınları)

Bağımsızlığına kavuşan Moldova'nın tarihi

Ender Arat'tan Moldova – Gagauziya Anıları. Emekli Büyükelçi Ender Arat'ın, Moldova'da Türkiye'nin ilk temsilciliğini açma anılarını yazdığı bu kitapta özellikle şu noktalar vurgulanmaktadır: 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığına kavuşan Moldova'nın tarihi… Türk soyundan gelen ve asırlardır bu topraklarda yaşayan Gagauzlar'ın nasıl keşfedildiği…

Uzun süre unutulduktan sonra nasıl kucaklaşıldığı ve çeşitli zorluklara rağmen, Türkiye'nin barışcı politikası sonucu, Gagauzların kan dökülmeden nasıl özerklik kazandıkları… (Tarihçi Kitabevi)

Büyük salgınların tıbbi ve sosyal tarihi

Frank M. Snowden'den Salgınlar ve Toplum: Kara Ölüm’den Günümüze. Kara Ölüm’den bugüne kitlesel salgınların toplumu nasıl şekillendirdiğini inceleyen yazar, açık bir üslupla, hastalıkların tıp bilimini ve halk sağlığını etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda sanatı, dini, entelektüel tarihi ve savaşı da dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Büyük salgınların tıbbi ve sosyal tarihinin multidisipliner ve karşılaştırmalı bir incelemesi olan kitap, tıbbi tedavinin evrimi, veba literatürü, yoksulluk, çevre ve kitlesel histeri gibi temalara değiniyor. Yazar, çiçek hastalığı, kolera ve tüberküloz gibi hastalıklar hakkında tarihsel bir perspektif sağlamanın yanı sıra, HIV/AIDS, SARS, Ebola ve Covid-19 gibi salgınların sonuçlarını ve dünyanın gelecek nesil hastalıklara hazır olup olmadığı sorusuna yanıt arıyor. (Tellekt Yayınları)

Uzak ihtimallerin yakınlığı üzerine, bir hikâye

Selja Ahava'dan Gökten Düşen Şeyler. Gökten düşen bir buz bloğu küçük Saara’nın annesinin canına mal olur.

Bir kadın art arda iki kez piyango ikramiyesini kazanır.

Bir adama beş kez yıldırım çarpar. Bütün bunların bir insanın başına gelme olasılığı nedir ki şu hayatta? İşte tam da bu nedenle hayatları altüst olan bu insanlar, kaderleriyle yüzleşmenin bir yolunu bulmak adına bu rastgele olaylar için bir açıklama arıyorlar. Bu kitap, mümkün imkânsızlıkların ve uzak ihtimallerin yakınlığı üzerine, hayata dair bir hikâye; zaman, sevginin gücü ve değişimin kaçınılmazlığı üzerine uzun soluklu bir düşünce. Finlandiya’nın en sevilen yazarlarından yazarın Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü sahibi romanı Gökten Düşen Şeyler, dünyanın dört bir yanında okurların kalplerine dokunuyor. (Timaş Yayınları)

Haşimoto tetikleyicilerine uyarlanmış gıdalar

Izabella Wentz'ten Haşimoto Protokolü. Bugün 35 milyondan fazla Amerikalı, tiroid bezini etkileyen ve vücudun kendi hücrelerine saldırmasına neden olan otoimmün hastalık Haşimoto'dan mustariptir. Günümüzde bu sayı bütün dünyada misliyle artmış durumdadır. Kronik öksürük, asit reflü, IBS, alerjiler, kronik ağrı, saç dökülmesi, beyin sisi ve unutkanlık gibi semptomları hafifletmek için hastalara genellikle çok sayıda yaşamı değiştiren yan etkileri olan sentetik hormonlar reçete edilir. Ama daha iyi bir yol var! 27 yaşında Haşimoto teşhisi konulan yazar hastalığın etkilerini, ilacın değerini ve sınırlamalarını iyi tanır. İlk adım, yemek, yiyecekleri ve kaçınılması gereken enflamatuar yiyecekleri karaciğeri desteklemek için takviyeler konusunda tavsiyelerde bulunmayı ve adrenal kurtarma planını içeren iki haftalık bir detoksifikasyon. Daha sonra okuyucular, kitapta yer alan kendi kendilerine uygulayabilecekleri testlerle vücutlarının benzersiz haşimoto tetikleyicilerine uyarlanmış gıdalar, takviyeler ve diğer yaşam tarzı müdahalaler ile kişiselleştirilmiş bir plan oluştururlar. (Totem Yayınları)

Artık biçim veren benim

Katrine Engberg'ten Kiracı-Kopenhag Serisi 1. Beni kâbus fabrikasının battaniyesine sarınmış insanlar biçimlendirdi. Yokluklarıyla biçimlendirdiler beni. Ama artık biçim veren benim. Ben, bıçakçı. Hikâyeyi ben yazıyorum. Kendi hikâyemi. Genç bir kadının kendi dairesinde vahşice öldürüldüğü ortaya çıktığında, davaya Kopenhag polis dedektifleri Jeppe Kørner ve Anette Werner atanır. Dedektifler, kurban Julie ile içkiye biraz fazla düşkün olan ve sanatçı arkadaşlarıyla partiler düzenleyen ev sahibesi Esther arasında bir bağlantı kurar. Esther aynı zamanda roman yazarı olmaya çalışmaktadır ve Julie, henüz bitmemiş kitabında bir cinayet kurbanı olarak ortaya çıktığında, kurgu ile gerçek hayat arasındaki bağlantı daha tehlikeli hale gelir. (The Roman)
1622968657354.png
1622968678718.png
1622968687225.png
1622968700014.png
1622968712393.png
alıntı
 
Mutluluk bir eylemdir

Eleanor H. Porter'den Pollyanna. Çevirmenliğini Zeynep Bilgin'in yaptığı kitap raflarda. 1913 yılında yayımlandığından beri pek çok dilde milyonlar satan ve defalarca sinemaya da uyarlanan Pollyanna, tarifi giderek güçleşen mutluluk kavramıyla bir kez daha yüzleştiriyor okuru. Pollyanna'nın kederle dolu yaşamının ayrılmaz bir parçası olan Mutluluk Oyunu'na daha yakından bakmanın tam zamanı… Mutluluk Oyunu, her olumsuz deneyimin içinde mutlu hissettirecek bir şeyler bulabilme becerisi değildir sadece. Mutluluğun emekle ve çabayla mümkün olabileceğinin farkında olmaktır aynı zamanda… Mutluluk, koşulsuz ve çabasız olan değildir. Mutluluk bir eylemdir. (Genç Destek)

Kozmik Oda'dan çıkan belgeler ne oldu?

Erkan Yılmaz Büyükköprü'den Kozmik Albay – Kozmik Oda Operasyonu. “Arınç'a suikast” tezgahıyla başlayan ve Albay'ın adres yazılı kâğıdı yutmaya çalıştığı yalanıyla süren Kozmik Oda operasyonu, kumpasların en sinsisiydi… Bir yanı hep sis perdesinin arkasında kalan bu tarihi olayı ilk defa tüm ayrıntılarıyla okuyacaksınız: Operasyonda kimler, hangi rolleri aldılar? Kozmik Oda'ya ısrarla telefonuyla giren Hâkim'in iletişimini hangi komutan “jammer” getirterek önledi? Hâkim ve Tümgeneral'in haftalar süren sinir harbi ve karşılıklı tutulan tutanaklar… Kozmik Oda'daki gizli bilgileri kimler korudu, kimler daha sonra teslim etti? Kozmik Oda'dan çıkan belgeler ne oldu? Kozmik Oda operasyonunu başlatacak telefon ihbarının yapıldığı yerden, önce hangi asker arandı? O asker, Kozmik Oda belgelerinin tesliminde ve ardından 15 Temmuz darbe girişiminde hangi rolleri aldı? (Kırmızı Kedi Yayınevi)

Berlin'den Bergama'ya uzanan bir macera

Ahmet Ümit'ten Kayıp Tanrılar Ülkesi. Yazardan polisiyeyi arkeoloji ve mitolojiyle harmanlayan usta işi bir roman. Berlin Emniyet Müdürlüğü'nün cevval baş komiseri Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker, göçmenlerin, işgal evlerinin ve sokak sanatçılarının renklendirdiği Berlin sokaklarından Bergama'ya uzanan bir macerada, hayatı ve insanları yok etmeye muktedir sırların peşinde bir seri cinayetler dizisini çözmeye çalışıyor. Soruşturmanın Türkiye ayağında sürpriz bir ismin olaya dahil olmasıyla heyecanın dozu gitgide artıyor. Kitap Zeus Altarı ve Pergamon Tapınağı'nın gölgesinde mitlere günümüzde yeniden hayat verirken, suçun çağlar ve kültürler boyu değişmeyen doğasını bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. (Yapı Kredi Yayınları)

Karia kültür izlerinde yol almak

Umut M. Doğan'dan Karia-Tarih Öncesinden Yakın Çağlara Uzanan Miras. Tarihin Babası Herodot, kendi soydaşı Karialıların Girit’ten Anadolu’ya göç ettiği söylencelerini anlattıktan sonra onların bu düşünceyi kabul etmediğini, göçmenliği reddedip bu toprakların kadim sahibi olduklarına dair düşüncelerini aktarır. Karialıların bu kararlı sahiplenişi, Anadolu yurdunun bin yıllara yaslanan derin kültür belleği ve ayrıcalıklı, eşsiz doğasından kaynaklanmış olmalıdır. Karia, kendine has kültürel geçmişi, dünyaca ünlü, özgün anıtları ve tüm bunları koynunda saklayan bakir coğrafyasıyla büyük bir açık hava müzesidir. Bölgenin kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına, yol alan gezginlerin her kilometrede yepyeni bir kültürel zenginlikle karşılaşmaya hazır olması gerekir. Karia yollarında, eşsiz anıtları barındıran kentleri, yüreği serinleten dağ yamaçları, insanı sarıp sarmalayan yeşil dokusu, teni, ruhu serinleten Ege ve Akdeniz suları gezginlere her daim eşlik eder. Anadolu’nun derinliklerine kök salmış binlerce yıllık Karia kültür izlerinde yol almak ayrıcalıklı bir deneyimdir. (Uranus Yayınları)

İdealist bir insanın duygusal hikâyesi

Bülent Ersan'dan Noktalar Arasında Kalan. Yaşamınız sırasında yürüyüp giderken, bazı dönemler sizi öylesine derinden etkiler ki, sonlarına birer nokta koyup onları aştığınızı sanırsınız. Oysa aslında o noktaların arasında takılıp kalmışsınızdır. Bu romanı; birisi 12 Eylül 1980 askeri darbesine, diğeri 1988 dünya ekonomik krizine rastlayan iki ayrı dönemde yaşadıklarımdan yararlanarak yazdım. Amacım, bu ülkenin siyasi ve ekonomik gelişmelerinin etkisi altında; çalışan, seven ve kendisini gerçekleştirmeye çalışan ‘idealist' bir insanın, düşünsel ve duygusal hikâyesini anlatmaya çalışmaktı. Güzel ülkemin güzel insanlarına ve hikâyemi paylaşabildiğim herkese, yüreğimden kopup gelen içten sevgilerimi iletiyorum. (KDY)

Yaşantıların harmanlanması

Mustafa Tokgöz'den Ağıldaki Kızılcık. Yazarın bu öykülerinde geçmişin geleceğe etkisi anlatılıyor. Psikoloji ile gerçek hayatın karşılıklı ilişkisinin öğrencilik dönemlerinden kalan iç hesaplaşmalar da eklenerek ortaya çıkardığı dramatik sonuçlar vurgulanıyor. Yaşantıların harmanlanması ve düşüncelerin derinliğine doğru çıkılan yolculuklar karşılıklı diyaloglarla veriliyor. Etki bırakan sözlerin peşine takılıp sürükleme, yaşlılık ve yalnızlığın insan davranışlarına etkisi anlatılırken, insan ilişkilerinde istenilen düzeye ulaşamama, insanın kendini ifade edememesinden kaynaklanan can sıkıntısı ve hayıflanma gözler önüne seriliyor. Özellikle çocuklukta ekilen tohumların yetişkinlik dönemlerinde çizdiği yönler, psikolojik ve yoğun bir dil ile sunulmaktadır. (Kora Yayın)

Öğretmenin gerilimli kaçak günleri

Mehmet Başaran'dan Eylülün Kızgın Soluğu. Yazar ülke tarihinde kara bir leke olan 12 Eylül dönemini, Giz Kokan Suskunluk’ta olduğu gibi bir kez daha, belgelerden ve yaşanmışlıklardan yola çıkarak romana taşıyor; okuyana, kitaba düşman gerici bir zihniyeti eleştirel olarak sergilerken faşizmin bıraktığı yaraları, derin izleri de gündeme getiriyor. Kitap, gözdağı vermek için açılan düzmece Ceylanköy davasına bir elebaşı olarak dahil edilen Mehmet Can öğretmenin gerimli kaçak günlerini, korkularını, endişelerini, tinsel dünyasını; dostlarını, düşmanlarını, ailesine yapılan baskıları yazara özgü şiirsel biçemle okuyoruz… (Literatür Yayıncılık)

Çözüm odaklı teklif ve beklentiler

Dijital Dönüşüm… Dijital teknolojilerin gelişimiyle farklılaşan pazar koşulları, müşteriyi dijital dönüşüme ayak uyduran işletmelere yönlendiriyor. Dijitalleşme aynı zamanda müşterileri daha hızlı, daha farklı, çözüm odaklı teklif ve beklentileri olan dijital bireyler haline de getiriyor. İşletmeler bu gibi değişimlere uyum sağlama yönünde kendilerini büyük bir baskı altında hissediyor. Bu yüzden dijital dönüşüm işletmelerin kendilerini bu dinamik ortama adapte edebilmeleri için en önemli unsurlardan biri haline geldi. İş dünyasında yaşanan dijital dönüşümü endüstrilerden bağımsız olarak değerlendiren ve uygulama örnekleriyle bu alandaki gelişim ve uyum süreçleri üzerinde duran elinizdeki kitap; olayın hem teknik hem de sosyal boyutuna değiniyor. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)

Yazar hayata bakmaya çağırıyor sizleri

Meliha Akay'dan Doğu İstanbul'un Batısı. Zor değildi. Çok şey istemedim ki ben. Ruhum, dışarıdaki dünyanın çamuruna bulanmasın istedim, onu kirletemesinler istedim. Özümü görmek, onunla kalmak istedim. Sakinleşmek, düşleyebilmek istedim. Yeniden güçlenebilmek için kendimle kalmak istedim. Olmuyor. Hayat bırakmıyor! Ben kaçtıkça inadına kolumdan hoyratça çekip ‘Gidemezsin, bu düzenin bir parçasısın!' diyor. Sonra da uyumsuz oluyorum öyle mi? Uyum dediğiniz nedir, hiç öğrenemedim. Hiç! Yaşadığımız yüzyıl insanının korkularını, yalnızlığını, umutlarını, değişime ayak uydurma çabalarını, hayatı yakalama telaşlarını, aşklarını, yanılgılarını, beklentilerini ve trajikomik hallerini anlatan bu macera romanında yazar yüreğinizin en ücra köşesindeki gökkuşağının üzerinden hayata bakmaya çağırıyor sizleri. Belki de daha önce hiç bakmadığınız gibi… (Mavi Nefes)

Farklı konularda yol gösteriyor

Merdümgiriz: Dönüş-Yenilen-İyileş. Aşkım Kapışmak. “Sevgili Merdümgiriz! Dönüşebilir, yenilenebilir ve iyileşebilirsin. Aşkta, parada, sevgide, mutlulukta istediğin yaşamı gerçek kılabilirsin. Kendine karşı samimiyetle ve şefkatle yaklaştığında yenilenip iyileştiğine şahit olabilirsin. Bunu gerçekten başarabilirsin.” Aşkım Kapışmak, Merdümgiriz'de okurların çıkmaza giren duygularıyla yüzleşmelerini sağlıyor. Kayıtsızlık, sevme becerisi, olumsuz düşünme, vazgeçme bilgeliği gibi farklı konularda yol göstererek kılavuzluk yapıyor. Merdümgiriz hayata yeni bir bakış açısıyla bakmak, dönüşmek, yenilenmek ve iyileşmek isteyenler için bir yol haritası niteliğinde… (Nemesis Kitap)

Aile kavramını sorguluyor, okura sarsıcı keşifler sunuyor

Luigi Ballerini'den Adı Sıfır. İnsanın kalbine, dünyanın geleceğine dron uçuşu… Dış dünyadan habersiz yaşayan bir genç. Ekranlardan ve bilgisayarlardan oluşan steril bir dünyada, kimseyle temas etmeden tek başına büyüyen biri. Tek bir canlıya dokunmadan, yağmura, kara maruz kalmadan. Bu sanal hayattan gerçek dünyaya adım attığı o gün, on altı yıldır bildikleri işine yaramaz olur… Çağdaş İtalyan edebiyatının ödüllü yazarı, bilimkurguyla distopyayı ustaca harmanlıyor. Teknolojiyle biçimlenen dünyanın geleceğine “dronlar eşliğinde” bakıyor, aile kavramını sorguluyor, okura sarsıcı keşifler sunuyor. Günlük yaşamın her ânını ele geçiren teknolojinin etik sınırlarını ve kullanım amaçlarını sorgulayan roman dünyanın geleceğini düşünenleri, insanın en temel duygularında keşfe çıkarıyor. (On8 Kitap)

Heyecan verici… Bir özgürlük çağrısı

Pauline Harmange'de Erkeklerden Nefret Ediyorum. Kadınlar, bilhassa da feministler uzun zamandan beri erkek düşmanlığıyla suçlanıyor. Kadınlarsa bu iddiayı içgüdüsel olarak reddediyor, ne de olsa geçmişte bundan çok daha azı yüzünden kazıklarda yakıldılar. Peki ya erkeklere güvenmemek, onlardan hoşlanmamak –ve evet, belki de nefret etmek– cinsiyetçiliğe karşı etkili bir cevapsa? “Erkekleri sevmeme hakkımız olmalı” diyen yazar bu kitapta, kişisel düzeyde değil de genel anlamda kadınların erkeklerden hoşlanmama ve onlara güvenmeme hakkına sahip olması gerektiğini savunurken, kadın dayanışmasına yönelik modern tavırları sorguluyor. Heyecan verici… Bir özgürlük çağrısı. Yazarın yazını kadınlara ve onların yeteneklerine sarsılmaz bir inançla dolup taşıyor. The Independent. (Mundi Kitap)

Anaokuluna gitmek ne büyük maceraydı

Marianne Dubuc'tan Haydi Okula. Pom bir sonraki sene anaokuluna başlayacaktı. Öyle hevesliydi ki şimdiden arkadaşlarının okullarını ziyaret etmeye karar verdi. Minik Zıpla Okulu’nda tavşancıklar harfleri ve sayıları öğreniyordu. Yeşil Sazlık Okulu’nda kurbağalar birbirinden güzel resimler yapıyordu. Evvel Zaman Okulu’nda kurtlar kütüphanede toplanmış kitap okuyordu. Acaba Pom’un hayalindeki okul da bütün bunların bir karışımı olabilir miydi? Anaokuluna gitmek ne büyük maceraydı! Ödüllü çizer ve yazar çocukları neşeli, ayrıntılarla bezeli bir keşfe çıkarıyor. Yuvaların, anasınıflarının sıcacık rutinlerinin anlatıldığı sayfalar küçük okurları okula hazırlayacak, okula gidenlere ise tanıdık detaylar üzerinden kendi deneyimlerine bakma fırsatı sunacak. (Redhouse Kidz Yayınları)

Mülakata katılacak adaylar için yol gösterici

Tolga Erdinç'ten Mülakata Giderken. İş görüşmeleri için farklı bir rehber… Uzun yıllar yurt dışında ve yurt içinde mülakatlar gerçekleştirmiş bir yönetici olarak öğrendiklerimden ve değerli yöneticilerimin deneyimlerinden yararlanarak hazırlamış olduğum bu kitap, hem mülakatı gerçekleştiren uzmanların başvurabileceği bir soru kaynağı hem de mülakata katılacak adaylar için bir yol gösterici olarak hazırlandı. Başarılarınıza başarı katması dileğiyle… (Remzi Kitabevi)

Rönesans düşünce ve sanatı üzerine

Frances Yates'ten Giordano Bruno ve Hermetik Gelenek. Yıl 1460: İstanbul’un fethinden yedi yıl sonra, Bizanslı ulemanın beraberinde getirdiği elyazmaları Floransa Sarayı’nda antikçağ felsefesi üzerine hummalı bir çalışma başlatır. Tam bu sırada, Makedonya’dan ulaşan Yunanca bir elyazmasıyla akan sular durur. Bu metin, Rönesans düşünce ve sanatı üzerinde kuvvetli bir tesir bırakacak olan Hermetik Külliyattır. Hafiye romanlarını aratmayacak bir merak duygusunun önderlik ettiği bu araştırmada yazar, “Din Savaşları” döneminde Avrupa’da ilahiyat, felsefe ve büyü arasında yeniden çizilmekte olan sınırları Hermetik geleneğin en önde gelen temsilcisi Giordano Bruno’nun İtalya’dan başlayıp Paris, Londra, Almanya, hatta Prag’a uzanan ve Venedik’te son bulan serüveni üzerinden irdeliyor. (Say Yayınları)

Okunması gereken bir kitap

James Ball'dan Sistem-Dünyayı Ele Geçiren İnternet Aslında Kimin Elinde. İnternet, temelde kablolar ve bağlantılardan oluşan bir ağdır; dünyayı sarıp sarmalayan, veri merkezlerini birbirine ve nihayetinde bize bağlayan teller ağıdır. Peki, tüm bu ağların sahibi, finansörü, denetleyicisi kim? Bu devasa sistem nasıl gelişti? Ekonomi ve politikayı kullanarak toplumu nasıl şekillendirdi? Yazar, bilgisayar bilimcilerden kablolu yayıncılara, milyarder yatırımcılardan reklamcılara, aktivistlerden istihbarat kurumlarına kadar pek çok kişiyle röportaj yaparak internetin keşfedildiği ilk günden günümüze kadarki dönüşümünün kısa tarihini yazıyor. “Tam da bu zamanda okunması gereken bir kitap.” ―Spectator. (Timaş Yayınları)

Yeryüzünün büyük güçleri

Stanislaw Lem'den Dünya'da Barış. Uzay gezgini Ijon Tichy'nin akıl almaz maceraları tam gaz devam ediyor. Bu defa Ay Bürosunun verdiği gizli bir görevle, yeryüzünün büyük güçlerinin devasa cephaneliğine ve savaş oyunu meydanına dönmüş Ay'a iniyor. Burada uğradığı görünmez saldırıyla korpus kallozumu kesiliyor. O da mı ne? Beynin sağ ve sol yarımkürelerinin bağlantısını kesen bir musibet. Bu saldırıyla ikileşen kahramanımızın, sol yanıyla iletişim kurmak ve neler olduğunu bölük pörçük de olsa hatırlamak için hem Dünya'da hem de hafızasında atıldığı, mizah dozu yüksek bir eğlenceye hazır olun. (Alfa Yayınları)

İstersen her şeyi yapabilme gücün var

Elif Kiraz'dan Şifanın Gücü. Kendi gücünün farkına var. İstersen her şeyi yapabilme gücün var; sıkıntılardan, sağlık sorunlarından, hayatındaki tüm negatif olaylardan kurtulmak ve muhteşem kapıları açmak! İşte hayatına açılan bu muhteşem kapıların anahtarı sende. Kendinizin farkına varıp, Yaradan'ın bahşettiği gücün sizin olduğunu anlayıp, hayatınızı değiştirebileceğinizi bu kitap vasıtasıyla sizlere sunuyorum. Hadi gelin hep beraber muhteşem değişimin kapıların bu sihirli kitap ile açalım. Sahip olduğun yetenekler sana bahşedilenlerdir. Korkma, yolunu bulamayan şifacı, yalnız değilsin; kocaman bir ailen var, yüreğimde yerin var. “Bul beni” demiştim zamanda sana seslenerek. “Bul beni ve yak kandilleri.” Kutlu olsun buldun beni! Artık bizim zamanımız başladı… (Az Kitap)

Yoga dönüştürme gücüne sahiptir

Peter H. Reynolds'tan Ben Yogayım. Çok büyük bir dünyada kendimi küçük hissettiğimde zihnimi, bedenimi ve nefesimi sakinleştiririm. Hayal edebilir ve yaratıcılığımı sergilerim. Ben Yogayım. Bulutların arasına yükselen bir kartal veya gece gökyüzünde parıldayan bir yıldız… Çölde bir deve veya denize yelken açan bir tekne… Yoga dönüştürme gücüne sahiptir. Yalnızca bedeni güçlendirip zihni sakinleştirmekle kalmaz, aynı zamanda biraz hayal gücü ile bize her şeyin mümkün olabileceğini gösterir. Kitap, çocukları yogayı keşfetmeleri ve onun ötesindeki dünyaya yüreklerinde yer açmaları için cesaretlendiriyor. (Altın Kitaplar)

İkisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı

İclal Aydın'dan Söylenmemiş Sözler. Üzüm ve zeytinin, yağ, bal ve şarap küplerinin, kadırgaların, bin bir şifalı otun en eski vatanı Urla. Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları, dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası. Bir zamanların efsane gazetecisi, dünyaya küskün Oktay Onur Yortan'ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi. Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman. Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş, kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık. Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı. (Artemis Yayınları)

Gecenin sessizliğini yırtan bir çığlık

Tayfun Karadeniz'den Gönül Devrimi. Gecenin sessizliğini yırtan bir çığlık sesi gibi yankılandı ani frenle bir anda kilitlenen beyaz yanaklı lastiklerin, kaliteli asfaltta ortaya çıkan ses… İstanbul vardı bugün ayaklarının altında. Gümüş balığı kaplıydı sanki Marmara Denizi… “Gönlün gönlümün mabedidir Sevgili; günde yüz bin vakit tavaf döndüğüm…” (Ateş Yayınları)

Eskiyle savaşmak yerine yeniyi yaratmak

Ceni İpekoğlu'ndan Hayatımın Efendisiyim. Mutsuzlukların mutluluğa dönüşmesini, sıkıntıların yaşama sevincine, endişe ve kaygıların sevgiye, yaşam amacını bulup o yolda gitmeye, içindeki gerçek ‘sen'i tanıyıp özünle buluşmaya, hedeflerine başarıyla yol almana, kim olduğunu, neden bu yaşamda olduğunu kendini fark ederek gerçek mucizelerini yaşamaya, hayatının senin elinde olduğunu anlamaya, içindeki sonsuz gücüne uyanmaya, tek ve biricik olduğunu bilmeye, her şeyin şifasının sende olduğunu öğrenmeye, her anını keyifle ve coşkuyla geçirmeye seni davet ediyorum… “Olası en kötü şeyin başınıza gelmesinden korkmak yerine, olası en iyi şeyin beklentisi içinde olun.” Değişimin sırrı: Tüm enerjini eskiyle savaşmak yerine yeniyi yaratmak için odaklamandır… (Başlık Yayın Grubu)

Farklı kuşakları anlatan bir roman

Esme Weijun Wang'tan Cennetin Sınırı. 2017’de Granta’nın, En İyi Genç Amerikalı Romancılar arasında gösterdiği yazar, büyük yankı uyandıran ilk romanında aşka, aileye, göçmenliğe ve akıl sağlığına dair son derece etkileyici, ezberleri bozan bir hikâyeyi ustalıklı bir kurguyla anlatıyor. “Evliliğin anlamı, dilin sınırları ve zihnin kaçınılmaz ıssızlığı üzerine nefes kesici bir roman. Yazarın kalemi sizi büyüleyecek, etkisinden uzun süre çıkamayacaksınız.” Jennifer Dubois, Cartwheel kitabının yazarı. “Farklı kuşakları anlatan, ustalıkla kurgulanmış, akıl hastalığına dürüstlükle yaklaşan bir roman.” Barbara Hoffert, Library Journal (Bilgi Yayınevi)

Farklı yaşanan tek bir hayatın yolculuğu

Jenny Erpenbeck'ten Bütün Günlerin Akşamı. İnsan kaç kere ölebilir? Ölüm ânı gelip çattığında kimdir? Kitap, küçük tesadüflerle başka zamanlara, başka mekânlara sürüklenen, bir yanıyla hep aynı ama aslında farklı yaşanan tek bir hayatın yolculuğu. Bir ömür seyri. Çünkü bir kez başlayan bir hayat için günün sonu hep akşam ve orada ölüm var. Yazar bizi 20. yüzyıl boyunca Galiçya’dan Viyana’ya, Moskova’dan Berlin’e uzanan farklı kültürel coğrafyalarda, farklı siyasal iklimlerde, tek bir ömrün kucaklayabileceği olası hayatlarda dolaştırıyor. “Erpenbeck, çağımızın en iyi ve en kışkırtıcı yazarlarından biri.” Michel Faber, The Guardian. (Can Yayınları)

Yaşadığı çağda zulüm gören yazardan

Oscar Wilde'den Dorian Gray’ın Portresi. Nicholas Frankel’ın editörlüğünü yaptığı bu baskıda, kitabın 1890’da dergiye teslim edilen sansürsüz nüshası esas alındı ve eser açıklamalı notlarla zenginleştirildi. Böylece Dorian Gray’in hikâyesi, “düzelti” adı altında hoyratça yapılan budamalardan, “ahlaksızca” olduğu düşüncesiyle “yumuşatılmış” ifadelerden arındırılmış, ilk defa yazarın asıl kurguladığı biçimiyle hayat bulmuş oluyor. Yazar, kendini romandaki Basil Hallward, dünyanınsa onu Lord Henry sandığını, oysa Dorian olmak istediğini söylemiş, “Belki başka çağlarda” diye de eklemiştir. Yaşadığı çağda zulüm gören ve “ahlak bozukluğundan” hapse atılan yazarın kendiyle böylesine özdeşleştirdiği romanı, bugün nihayet özgün hali ve Ülker İnce’nin yetkin çevirisiyle okurlarının karşısına çıkıyor. (Everest Yayınları)

Bu kitap bir yolcunun günlüğü

Bilen Güneş'ten Mayas Hochzeit-Mayanın Düğünü. Malum; hayat bir yolculuk… Kimi zaman yolların, kimi zaman koşulların değiştiği ama yolu yürüyenin değişmediği “İki kapılı bir han.” Bu kitap bir yolcunun günlüğü; yaşadıklarının, hissettiklerinin bazen yazıya bazen de çizgiye döküldüğü bir günlük. Bu kitap aynı zamanda bir armağan; bir güzele adanan… İyi ki doğdun Maya. (Hayykitap)

1624165902719.png
1624165915117.png
1624165925377.png
1624165937601.png
1624165949078.png
alıntı
 
Yoğun bakımda ihale pazarlığı

Saygı Öztürk'ten Vali Bey. Okul, tebeşir, tahta bilmedikleri köyde o gün köy bekçisi neyin müjdesini veriyordu? Ünlü bir karikatüristken niçin Yozgat'ın Sarıkaya ilçesine yerleşti? Yoğun bakım odasında niçin ihale pazarlığına girişti? İçişleri Bakanlığı'nda valiler toplantısına neden alınmadı? Tüm doktorlara gönderdiği mektupta neler istedi, sonunda neler oldu? Makam otomobiline niçin binmiyor, yolculuklarını niçin otobüsle yapıyordu? Polis minibüste kimlik kontrolü yaparken validen niçin şüphelendi? “Niğde'de yiyecek ekmeğimiz bu kadarmış” deyince neler oldu? On yılda yapılacak işi, on kuruş harcamadan nasıl bir yılda bitirdi? O, niçin bolluk içindeyken kıtlık içinde gibi yaşamayı seviyordu? “Tutumlu vali” geliştirdiği modelle nasıl işsizliği bitirdi ve modeli örnek oldu? Bu soruların cevapları Türkiye'nin “efsane vali”si Refik Arslan Öztürk'ün yaşamında gizli. (Doğan Kitap)

Sonucu sembollerle ifade ederiz

Ian Stewart'tan Önemli Matematikçiler. Bilimin bütün dallarının tarihine bakarsak, çoğu konuda artık bunun yanlış olduğunu biliyoruz ya da bu doğru yoldaydı, ama bugünkü görüş farklıdır deriz. Aristoteles’in hareketle ilgili fikirleri Galileo ve Newton tarafından ters yüz edildi. Oysa matematik farklıdır; kalıcıdır. Eski Babilliler dört bin yıl önce ikinci dereceden denklemleri çözmeyi öğrendiklerinde buldukları sonuç asla geçerliliğini yitirmedi. Doğruydu ve nedenini biliyorlardı, bugün de hâlâ doğrudur. Biz sonucu sembollerle ifade ederiz, ama akıl yürütme aynıdır. (Alfa Yayıncılık)

Bir iz bırakacak kadar derinlemesine gezmek

Seymen Bozaslan'dan Ölmeden Önce Türkiye’de Görülmesi Gereken Yerler – 81 Şehirde 270 Destinasyon. Çok kişiye gezmeyi, daha çok gezmeyi tavsiye etmişimdir. Önce yaşadığın kenti, doğup büyüdüğün coğrafyayı, ülkeyi, ardından bize emanet edilen ancak ihanet edip yok etmeye başladığımız bu muhteşem gezegeni gezmek… Tabii ki bizlerden önce bırakılan izleri sürerek, okuyarak, araştırarak gezmek. Hatta bir iz bırakacak kadar derinlemesine gezmek. Doğasından, insan yüzlerine nakşolmuş kültürleri tanıyarak, belgeleyerek gezmek. Bu görkemli yaşamı bir misyon gibi gören insanların sayısı az. Bu kitabıyla gezginlerin dünyasına en güzel izlerden birini bıraktı. Coşkun Aral Savaş Fotoğrafçısı, Gazeteci, Gezgin, Belgesel Yapımcısı. (Altın Kitaplar)

Kendi yaşamınızın baş kahramanı olacaksınız

Nalan Miri Sözer'den Levla-Zahir ve Batın Rapsodi. Başınıza gelen iyi ya da kötü her olay nihayetine erdirmediğiniz sürece karmaşık bir vaka olarak bir sonraki dönemin ön hazırlığı… Size frekans atlatacak; çözülmeyi bekleyen bir bulmacanın ipucu… Levlâ, kendine dair düğümleri çözmeye koyulduğu bu yolculukta bir yandan ilişki, sadakat, özgüven ve farkındalığa dair yeni tanımlar bulurken diğer yandan aşkı, güvensizliği, insanın kendi olmasının anlamını sorguluyor. Yaşamın tüm şifreleri yolunuzun üzerinde kıyıda köşede gizli. Ya kendinizi ıskalayarak öylesine yaşayıp gideceksiniz ya da kendi yaşamınızın baş kahramanı olacaksınız. (Artemis Yayınları)

Doğaseverin doğal dünyaya yaklaşımı

Brigit Strawbridge Howard'tan Arılarla Dans-Bir Doğaya Dönüş Yolculuğu. Gezegenimizin geleceğini umursayan herkes bu şarkıya kulak vermeli… Bir doğaseverin arıların yaşamına ve doğal dünyaya tutkulu yaklaşımı… Nasıl olur da kozasından yeni çıkmış bir arı hangi çiçeğin kendisi için en iyi polen kaynağına sahip olduğunu bilebilir? Hangi çiçeklerin çoktan ziyaret edildiğini ve hangilerinin halen daha sunacağı hediyeler olduğunu söyleyebilir? Stratejileri var mıdır? Evrimleşmemizde nasıl bir rol oynarlar? Dahası arılar olmasaydı dünyamıza ne olurdu? (Beyaz Baykuş)

Büyülü bir dünyanın gerçek dışılığı

E.T.A. Hoffmann'dan Altın Çanak – Kısa Klasikler 31. Üniversiteli Anselmus, elma satan yaşlı bir kadının sepetini devirince bir anda hayatı değişir ve kendini bambaşka bir dünyada bulur. Giderek gündelik yaşamın gerçekliği ile büyülü bir dünyanın gerçek dışılığı arasındaki sınır çizgisinde yaşamaya başlayan Anselmus, bir mürver ağacında gördüğü minik bir yılanın mavi gözlerine vurulur; oysa gerçek dünyada genç ve ihtiraslı Veronika, Anselmus’a âşıktır ve onunla ilgili başka planları vardır. Yazarın geleneksel masal unsurlarını antik mistisizmin öğeleriyle harmanladığı kitap, Alman Romantizmi’nin simge metinlerinden biridir. (Can Yayınları)

Kübizm'e giden yolda Picasso üzerindeki etkisi

Umberto Arte'den Umberto Arte ile Sanat 3: Sanatçılar – Resim İncelemeleri – Sanat Akımları. “Sanata gerçek gücünü veren şey, sıradan olanı en yüce duyguyla ele almaktır.” Jean-FrançoIs Millet. Barbizon Ekolü'nün öncü ismi Millet'nin zorlu yaşam mücadelesi. Devrimlerle çalkalanan Avrupa'nın karışık siyasi ortamı ve Barbizon Ekolü'nün kuruluş hikâyesi. Modern resmin babası Cézanne'ın Émile Zola ile olan arkadaşlığı, Kübizm'e giden yolda Picasso üzerindeki etkisi ve Camille Pissarro gibi Empresyonistlerle olan derin bağı. Resimlerindeki modern resmi tetikleyen geometrik formlar. Paul Signac ve Charles Gleyre gibi sanatçıların eserleri ve sanatlarının püf noktaları da bu kitapta. (Destek Yayınları)

Virüs mü daha kötü, yoksulluk mu?

Zadie Smith'ten Yapacak Bir Şey Yok. Pandemiyle birlikte kendimize döndüğümüz bu zamanlarda, derinlere gömdüğümüz hangi taraflarımızla yeniden tanışıyoruz? Ayrıcalıklarımızı hangi noktaya kadar koruyabileceğiz? Bir anda ortaya çıkan devasa boş zamanlarla ne yapacağız? Bu yepyeni koşullarda doğan ilişki biçimleri bize neler öğretiyor? Çektiğimiz sıkıntıları başkalarıyla karşılaştırmanın bir anlamı var mı? Virüs mü daha kötü, yoksulluk mu yoksa ırkçılık mı? Eski biz olabilecek miyiz? Bol ödüllü yazar, kitabında, tüm dünyanın hazırlıksız yakalandığı küresel salgının ilk dönemlerinde hemen herkesin aklını kurcalayan sorulara yanıt arıyor. (Everest Yayınları)

Pavyonda çalışan bir kadının hayat öyküsü

Banu Yüksel'den Kimse Fahişe Doğmaz. Yazar ikinci yüksek lisansına ait tezinde yer verdiği pavyon hayatını tüm gerçekliğiyle aktarıyor. Çarpıcı içeriği ve özellikle finaliyle dikkat çeken kitap pavyonda çalışan bir kadının hayat öyküsünden yola çıkarak, insanların zaman içinde nasıl birer ruh fahişesine dönüştüğü anlatılıyor. (Fraksiyon Yayınları)

Çocukluğun sınırsız gücü

Dilek Emir'den Burası Bizim Evimizmiş Şimdi! Usta sanatçı Huban Korman'ın desenleriyle görsel bir şölene dönüşüyor. Aynı apartmanda yaşayan dört çocuğu bir evcilik oyununda buluşturan neşeli öykü, çocukluğun sınırsız hayal gücünü yüceltiyor. Hayatı öğrenmenin ilk adımı olan çocuk oyunlarının yaratıcılıkla kuşatılmış büyüleyici evrenine odaklanıyor. Ortak okumalar için ideal olan bu çok renkli kitap, arkadaşlığın, birlikte düşünmenin, paylaşmanın, yardımlaşmanın ve iyiliğin kapılarını aralıyor. Ayça, Selin, Gökçe ve Can… Komşu dört arkadaş, apartmanın bahçesinde evcilik oynarlar. Yemeği kimin yapacağı, işe kimin gideceği, hasta çocuğa kimin bakacağı, çorbaya konacak kurbağayı kimin yakalayacağı gibi önemli görevleri bölüşmeleri gerekir. (Günışığı Kitaplığı)

Zevkli, kaliteli, kibarlık örneği…

Bircan Usallı Silan'dan Hayatın Provası Yok – Filiz Akın. Film yıldızı olmak ilginç bir deneyim. Kim bilir kaç insanın hayalini süslüyorsun, kim bilir kaç bin duvarda resmin asılı, kim bilir kaç genç kız sana benzemeye çalışıyor. İşte bütün bunlara rağmen sahici, yalın, dost bir insan kalabilmek için Filiz Akın olmak gerekiyor. Zülfü Livaneli. Adını duyunca içimin titrediği Filiz; narin, duygusal, zarif kişiliğinin yanı sıra her olayı metanetle karşılayan çok güçlü bir yanı da olan arkadaşım… En umutsuz anda bile, bir umut ışığı yakalar. Hayatımda olduğu için kendimi şanslı hissediyorum. Sinemanın efsane ismi, sarışın güzeli, herkesin kalbine girmiş Filiz Akın'ım. Türkan Şoray. Filiz Akın… Bana hayat veren insan. Zevkli, kaliteli, kibarlık örneği… Kanseri bile nazikçe karşılayan hayat öğretmenim. Beni hep şaşırtmayı başaran, benim en iyi arkadaşım, annem. İlker İnanoğlu. (İnkılap Kitabevi)

Anne ile oğlu arasındaki çatışma

Fazlı Necip'ten Ah Anne. Roman takıntılı, mazide yaşayan bir anne ile yüzü geleceğe dönük oğlu arasındaki çatışmayı konu edinir. İstanbul'un kalburüstü ailelerinden birine mensup olan Nedim, anne baskısı altında, neredeyse kimseyle görüştürülmeksizin eski usullerle büyütülmektedir. Fakat Nedim'in hayalleri büsbütün başkadır, o Batılı bir eğitim almak ister. Sonunda kazananlar oğullarını kendilerine saklayan, kendi mutluluklarından başka bir şey düşünmeyen anneler mi yoksa yenilik yanlısı sevdalılar mı olacak? Kendi kararlarını verebilen kadınlar mı yoksa evinden çıkmayarak boyun eğenler mi? (İş Bankası Kültür Yayınları)

Akıldan taşan insanların hikâyeleri

Ömer İzgeç'ten Karakambur. Başka insanlar da var. Bilmediğimiz için öteki ilan edemediğimiz, yakın, uzak, büyülü, karanlık ama gerçek insanlar. Herkesinki gibi değil elbet onların hikâyeleri. Yanı başımızda vuku bulan, bize değen, işittiğimiz, tekinsiz hikâyeler bunlar. Dünü şimdiyle, şimdiyi yarınla karan, akılla savaşan, kimi akla sığan ama kimi de akıldan taşan insanların hikâyeleri. Yazar kitabındaki öykülerle yeni bir kapı açıp başka dünyalara davet ediyor okuru. Masalsı anlatımın, kadim söylencelerin elinden tutup, özenli bir dille zenginleştirerek yanımıza getiriyor. Kitap, atmosferi ve karakterleriyle uzun süre akıldan çıkmayacak bir kitap. (İthaki Yayınları)

Uygarlıkların Körfezinde 3500 Yıl

Sinan Kahyaoğlu'ndan Edremit Tarihi – Uygarlıkların Körfezinde 3500 Yıl. Edremit Uygarlıklar Körfezi Türkiye'nin tarihi, coğrafyası ve yarınlarında saklı bir yurt… Kuzey Ege'den Anadolu kıtasına mavi bir kısrak yelesi misali uzanan Edremit Körfezi'nin tam ortasında yer alıyor Edremit. Edremit Tarihi, aynı zamanda dünya geçmişinin bu en uygar bölgesinde Anadolu'nun ve Türklerin de tarihi. Yazar, kültürün ve felsefenin yerel coğrafyalarında eşine az rastlanan, ulusal soluklu, ama mütevazı yazar ve araştırmacılardan birisi. Uzun yıllar önce tamamladığı ve son zamanlarda büyük bir gayretle güncellediği Edremit Tarihi ilk kez yayımlanırken, Türk kültürü piramidinin de üst basamaklarını zorluyor, çok yakında çıkacak olan coğrafyadan felsefeye, folklordan inanç kültürlerine kadar birçok eseriyle… (Kafe Kültür Yayıncılık)

Narsist kişilikleri, narsisizm vakaları

Anne Manne'den Ben Hakkında Bir Kitap – Yeni Narsisizm Kültürü. Anders Behring Breivik, 2011 yılında yakın Norveç tarihinin en acımasız katliamlarından birini gerçekleştirdikten sonra, öldürdüğü insanların cesetleri başındayken, polise parmağının ucundaki yarayı gösterip canının çok yandığını ve yara bandına ihtiyacı olduğunu söyler. Breivik, herkesin kendini “çok önemli” hissettiği zamanlarda yaşayan narsistlerden yalnızca biri. Kitap narsist kişilikleri, narsisizm vakalarını ve bu kültürü psikolojik gerilim tadında anlatıyor. Sosyal medyanın sıradanlığında, ünlü kültlerinin tam ortasında, ultra rekabetçi tüketim kültüründe narsisizm. (Kaplumbaa Kitap)

Çalış, üret, üretmezsen toplumda yerin yok

Paul Lafargue'dan Tembellik Hakkı – Cevher Klasikler. Çalışmak, üretmek, daha çok çalışmak, daha çok üretmek… Erken kalkmak. İşe gitmek. Mesai yapmak. Öğle arası vermek. Mesai yapmak. Emekli olmak. Para biriktirmek. Borçlanmak. Borç ödemek. Çalışmak. Sonuna kadar çalışmak. Daha… Daha… İnsanoğlunun icat ettiği ve sonunda kendisini kaptırdığı döngü. “Çalış, üret, çalışmazsan aç kalırsın, üretmezsen toplumda yerin yok…” Varsa bir büyük ideal çalışmaktır o anlayışı. Bugün dünya, her insanın durmaksızın üretmesini, çalışmasını istiyor. Neredeyse elden ayaktan düşünceye kadar çalışa-mayanlar, dışlanıyor, çaresiz bırakılıyor. Çalışma kutsanıyor. Diğer yollar adeta lanetleniyor. (Kapı Yayınları)

Avrupa'da yaşanan yönetimsel değişimler

Michel Foucault'tan – 21. Yüzyılın Ezber Bozan Düşünürü. Gilles Deleuze, yazar için “Çalışmaları ufuk açıcı” ifadesini kullanıyor. Yazar, ufkumuzu açıyor, dünyaya bakış açımızı değiştiriyor. Bu kitapta yazarın, on yedinci yüzyıl sonrasında Avrupa'da yaşanan yönetimsel ve toplumsal değişimleri ve oluşturulan modern kurumları nasıl eleştirdiğini okuyacaksınız. Ünlü düşünür, okulun hapishaneden, fabrikanın hastaneden bir farkı olmadığına herkesi inandırırken, modern Batı toplumlarına dair efsaneleri temelinden sarsıyor. Modernleşmenin ilerleme anlamına gelmediğini, ortaçağdan bugüne iktidarın sadece şekil değiştirdiğini anlatıyor. (Karakarga Yayınları)

Telif ve çeviri hikâyeler

Orhan Veli Kanık'tan Hikâyeler-İlk Nesirler Çeviri Hikâyeler. Külliyatın bu cildi, İlk Nesirler, Çeviri Hikâyeler, yazarın ilk nesir örneklerinden, telif ve çeviri hikâyelerinden oluşuyor. Necati Tonga ve Tahsin Yıldırım'ın hazırladığı kitabın ilk bölümünde şairin gençlik döneminde kaleme aldığı biri piyes denemesi olmak üzere düzyazı formundaki dört yazısı yer alıyor ve bu metinler ilk defa kitaplaşıyor. İkinci bölümü Orhan Veli'nin daha önce çeşitli adlarla kitaplaştırılan hikâyelerinden, üçüncü bölüm ise biri –yine ilk defa kitaplaşan– Stendhal'den diğeri William Saroyan'dan olmak üzere iki çeviri hikâyeden oluşuyor. (Kırmızı Kedi Yayınları)

Kadınların başarısını baltalayabilecek alışkanlık

Marshall Goldsmith'ten Kadınlar Nasıl Güçlenir? Liderlik koçları Sally Helgesen ve Marshall Goldsmith, uzun yıllardır yaptıkları çalışmalarda, kadınların meslek hayatında ilerledikçe erkeklerin karşılaştığı sorunlardan farklı sorunlarla yüz yüze geldiğini gördü. İlginçtir ki, ilk yıllarda kadınların gelişimine yardımcı olan kimi alışkanlıklar, daha sonraki yıllarda önlerine bir engel olarak çıkıyordu: Detaycılık iyidir, ama zamanla kimi işleri başkalarına devretmeyi öğrenmek şartıyla… İyi bir takım oyuncusu olmak gibisi yoktur, ancak iltifat kabul edebilmek de bir meziyettir. Güçlü sosyal bağlar kurabilmek yaşamı zenginleştirir, ama insan ilişkilerini ustalıkla yürütmek beceri gerektirir. Çalışmalarının sonunda, kadınların başarısını baltalayabilecek 12 alışkanlık tespit eden yazarlar, söz konusu alışkanlıkları her yönüyle inceleyerek, alternatif çözümler sunuyor. (Maltepe Üniversitesi Kitapları)

Akıl, hayatta kalmak için bazen yolunu kaybeder

Arda Karani'den Masumlar Mezatı. Bazen bulunduğu yerden kaçmak, bazen hayatta kalmak için aklını kaçırmaktır delilik. Bazen de hayata tutunmaktır belki. Kalbin taşıyamadığını aklın kaldıramamasıdır. Bu yüzden akıl, hayatta kalmak için bazen yolunu kaybeder. Cevdet hayatta kalabilmek için buna mecburdu. Aksi halde yaşama tutunamazdı. Belki de delirerek hayatta kaldı Cevdet. Yüreğinin tasdik edemediği yeri aklı da kabul etmedi ve terk etti kendisini. Herkes bunu yakalayamasa da delilik hepimizin hakkıdır. Delilik Cevdet'in ise en tabii hakkıydı. (Mona Kitap)

Hepimizin narsisist eğilimleri vardır

Sandy Hotchkiss'ten Narsisistik Bir Dünyada Hayatta Kalma Rehberi. Her şey neden hep seninle ilgili? Kitapta klinik sosyal hizmet uzmanı ve psikoterapist yazar, sağlıklı bir ilişkinin devamlılığını sağlayan temel kişisel alışverişten âciz, kontrolcü ve bencil insanlarla nasıl başa çıkacağınızı gösteriyor. Hepimizin narsisist eğilimleri vardır ve bunların bazıları tamamen normaldir. Bununla birlikte, kendimizi başkalarının sağlıksız narsisizminin tuzağından kurtarmamız gerekir. İşte bu kitapta yazar, bireylerin bu kusura nasıl sahip olduklarını, neden onların tehlikeli yörüngelerine çekildiğimizi ve özgür kalmak için neler yapabileceğimizi anlatıyor. Bu kitap, söz konusu narsisist ister bir iş arkadaşı ister eş, ebeveyn veya çocuk olsun, sağlıksız narsisizmin yedi ölümcül günahını tanımanızı ve bunların ortaya çıkışında hem ebeveynlerin hem de kültürün oynadığı rolleri anlamanızı sağlayacak. (Nova Kitap)

İyi yaşam üzerine düşünmek isteyenlere

Claus-Steffen Mahnkopf'tan Orgazmın Felsefesi. Orgazm basit bir mesele değildir. Biyolojik ve kültürel, bedensel ve ruhsal, duygusal ve semboliktir. Kadına ve erkeğe özgü olmasının yanı sıra derin bir şekilde insanidir. Yazar, orgazmın felsefi derinliklerine inerken sanatı, bilimi, edebiyatı, filmi, müziği, entelektüel söylemi günlük deneyimle; politik olanı ise tutkulu ve tatmin edici bir mutluluk ütopyasıyla birleştiriyor. Kitap mutluluk, özgür bir toplum ve iyi yaşam üzerine düşünmek isteyenler için kapsamlı bir çalışma. (Tellekt Yayınları)

Psikolojik düşünceye yapılan katkılar

Viktor Emil Frankl'den Anlam İstenci – Logoterapinin Temelleri ve Logoterapi Uygulamaları. Logoterapinin kurucusu ve psikiyatri alanındaki en önemli otoritelerden biri olan yazar, Nazi soykırımından kurtulan ender kişilerden biridir. Okuru kendisiyle birlikte anlamın anlamı üzerine düşünmeye çağıran yazara göre, insani varoluşun ayırt edici özelliği mutluluk veya haz peşinde koşmak değil, bir anlama sahip olup onu gerçekleştirmeye çalışmaktır. Ve de varoluşsal boşluk çağı dediği günümüzde, anlamla birlikte haz ve mutluluk da sonuç olarak, hiç peşinde koşulmadan gelecektir. Kitabın ilk bölümü yazarın kurucusu olduğu ve sonraları ‘logoterapi' diye adlandırılan psikoterapi yönteminin teorik temellerine ayrılmış. İkinci bölümü logoterapi uygulamalarından söz ediyor. Burada yazar kendi hekimlik deneyimlerinde karşılaştığı vakaların analizlerinden bolca örnek sunuyor. (Totem Yayınları)

13 yaşında çocuk gelin olmaya mahkum edildi

Zeynep Tepe'den Zeynep'in Öyküsü. “Seni Ömer'e verdik'' dedi Nuriye. Zeynep, henüz 11'ini doldurmamıştı bile, Ömer'e verdik' sözünün ne anlama geldiğini de idrak edememişti. Ömer kimdi? Beyninde tanıdığı bütün Ömerleri tarıyordu. Onu bulsa bile vermek kelimesinin ne demek olduğunu anlayamıyordu. Kendi hayatı hakkında tek bir kelime etme hakkı dahi verilmemişti. Ve bir Perşembe sabahı Zeynep, hayalleri ve umutlarıyla 13 yaşında çocuk gelin olmaya mahkum edilmişti. Kitap ekinde Hacettepe Üniversitesi tarafından hazırlanmış Birleşmiş Milletler Ortak Programı -Türkiye'de Çocuk Yaşta, Erken ve Zorla Evlilikler araştırma dosyası bulunmaktadır. (TT Yayıncılık)

Kendi rotasını çizen sarsıcı bir ilk roman

Jens Rehn'den Görünürde Hiçbir Şey Yok. Yıl 1943. Orta Atlantik'te sürüklenen bir şişme botta, savaş alanındaki çarpışmadan hayatta kalan iki asker: Batan Alman denizaltısının deniz eri “Öteki” ile düşen Amerikan askeri uçağının pilotu “Tek Kollu.” Az öncesine dek düşman olan bu iki adam okyanusun ortasında kader ortağına dönüşür. Ağır yaralı pilot üçüncü günde ölür; Alman deniz eri susuzluktan ölmek üzeredir. Duygusallıktan ve yalancı coşkudan arındırılmış, nesnel bir yazını ve yalınlığı pusula edinen Gruppe der Zwölf'ün (On İkiler Grubu) ilkelerine bağlı kalarak “buz gibi” bir gerçekçiliğe ulaşan bu varoluşçu mesel, Jens Rehn'in II. Dünya Savaşı'nda denizaltı subayı olarak yaşadığı olayı merkezine alıyor. (Yapı Kredi Yayınları)

Bencil insanın sosyolojik bir vizyonu yok

Akif Manaf'tan Bencillik Psikolojisi. Her insanın hayatında şu iki gün çok önemlidir: Rahimden kurtulup bencil olduğu gün ve bencillikten kurtulup özgür olduğu gün. Bu önemli günlerden birincisi herkes için geçerli fakat ikincisi yalnızca aydınlanmış insan için geçerlidir. Yüz insanın yaptığını bir insan yapamaz ama gel de bunu bencillik içinde debelenen kişilere anlat – anlatamazsın. Neden acaba? Çünkü bencil insanın sosyolojik bir vizyonu yok. O, toplumsal açıdan körlüğe mahkûmdur çünkü başkalarıyla ilgilenmez sadece kendini düşünür. Senin bedeninde bencillik bir saltanat kurar ve tahta oturur. Bencillik o tahttan sana emirler yağdırarak senin de bir taht edinmeni ister: Servet, şöhret, kudret vs. tahtı. İnsan bütün hayatını bu tahtlara oturmak için harcar ama sonuç olarak kendisini mezarda bulur. Ne hüzün dolu bir sonuç! (AZ Kitap)
1630856629994.png

1630856650735.png
1630856689557.png
1630856699287.png
1630856708953.png
alıntı​
 
Geri