Kolay gibi görünen ancak bayağı bir emek isteyen "şey".Eğer insan muhattabıyla huzur içindeyse orada güvenden de söz edilebilir.Karşımızdaki insana bizim ölçütlerimizden ziyade onun ölçütleriylede muamele edebiliyorsak ilerleme kaydediyoruzdur.Kendine saygı duyan kişi, güvenin bununla paralel bir ölçüt olduğunu düşünebilir.Öyleki saygınlığımızı, itibarımızla güçlendiririz bu da karşımızdaki insan (ların) bizi ne derece muhattap aldığıyla bağlantılıdır.Eğer kendimize karşı özsaygımız varsa eylemlerimiz ona göre şekillenir ve bunun akabinde çevreden yansıyan itibar ve son olarak "emin" yani güvenilen insan olma yolunda olabiliriz.Güven, sadece insanın eylemleriyle de bağlantılı olmayabilir.Eylemleri çözen, onu anlamlandıran karşı kişinin bakış açısıylada alakalıdır.Eğer kişi hayatı boyu güven verici tavırlar sergilememişse ve bu tutumun doğruluğuna, çıkarları doğrultusunda, inanmışsa veya bu kişi güvenden yana bahtı kara ise karşısındaki insanın eylemlerini değerlendirmede aceleci davranabilir ya da onu kendi hayat felsefesi ile ölçütlendirebilir.Güven, söz ve eylem ikilisinin ahengi kadar kişinin bakış açısı ile de doğru orantılıdır diyebilirim.Güvenimizi kazanmak isteyen kişilere karşı olabildiğince objektif yaklaşmak gerektiğine inanıyorum. Ve olumsuz beklentilerimizi tölere ederek anlamaya çalışırsak iyi bir dost bile kazanabiliriz.Güven verici olmak için önce kendimize, sonra karşı tarafın kişilik haklarına saygı göstermelle başlayabiliriz.