Günün Siiri

K
  • Kullanıcı Külkedisi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Günün Şiiri
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
BİR BİR ŞEHİT GELİYOR


Uyan millet uyan neden şimdi uyursun.
Siirt’te ve Bitlis Şehit ADİL geliyor.
Yetti arttık büyük baş neden şimdi uyursun.
İÇİN NİYE SIZLAMAZ BİR BİR ŞEHİT GELİYOR.
ŞEHİDİMİN ANASI HİÇ DURMADAN AĞLIYOR.

Hele bir şehidim nikah günde ölmüştü.
O güzel bedeni neden ŞEHİT düşmüştü.
Bilir misin milletim çünkü YEMİN etmişti.
İÇİN NİYE SIZLAMAZ BİR BİR ŞEHİT GELİYOR.
ŞEHİDİMİN ANASI YÜREKLERİ DAĞLIYOR.

Bu eşsiz yurdumda neden APO beslenir.
Beslenirse ülkem size kinlenir.
Bu bir oyundur bu hep sizce bilinir.
İÇİN NİYE SIZLAMAZ BİR BİR ŞEHİT GELİYOR.
ŞEHİDİMİN ANASI YÜREKLERİ DAĞLIYOR.

Yeter der ÇELİK yeter “”KARDEŞ”” kanı akıyor.
Neden bu milletim umursamaz yatıyor.
MEHMETÇİĞİM o kahpe kurşunla yatıyor.
İÇİN NİYE SIZLAMAZ BİR BİR ŞEHİT GELİYOR.
ŞEHİDİMİN ANASI YÜREKLERİ DAĞLIYOR.
 
Duydun mu Dün Gece

Duyurabildim mi dün gece sana sesimi, çok aradım
Sesini dün gece çok istedim duymayı.
Öyle ihtiyacım vardı ki, sana kelimelere sığdıramam.
Derin ela gözlerini aradım, ışık aradım karanlığın derinliklerinde.
Kokun sinmiş uzun saçlarıma,aradım seni, rakı kokan nefesimde , yüreğinin sıcaklığını aradım işte tam.... şuramda....
Sorma... öyle yalnızdım ki; hıçkırıklara boğularak ağladım sessiz gecede.
Odamın camları buğulandı, göremez oldum ela gözlerini,en iyi dost oldular bana sessiz damlalar.
Doğan güne birlikte merhaba dedik.
Gitti gelmeyecek artık dedim.
Onlar ise durmadan aktılar aşağılara, yanan yüreğime bir söz demeden.
Gitti dediler.
Öyle masum akıyorlardı ki,yüreğim her damla ile parçalanıyordu.
Ben seni çok özledim.
Bu gitmeler öncekiler gibi sessiz değil biliyor musun?
Zamansız oldu gelmelerin, gidişlerin gibi.
Sen ! Gelmedin.
Ben, seni dün gece çok özledim.
Hani gün olur, yolun düşerse, hele bir de gönlün aşk isterse
Kalbine bir damla acı düşer de, bir tutam teselli istersen!!
Omzuna dokunacak bir dost eli istersen,
O dayanamadığım ela gözlerine büyük aşkla bakacak, biri olmazsa ben buralardayım.
Hayır demem, dost değil miyiz artık, seni özlemle beklerim...
Sen yeter ki gelmeyi dene, ağla dilediğin kadar göğsümde !
İnan ki seni hep dinlerim, hiç sesimi çıkarmadan.
Ve yüreğimi ellerine verir, derdini ben alır çıkıp giderim.
Sen üzülme ela gözlüm,
Ben dün gece ikimiz için de üzüldüm zaten.
Baharla geldim ben bu gün, her bir yanım yeşile doymuş gibi,
ama bilemedim yeşilin tüm tonları, senin ellerinden..
Anlat bana hadi...Anlat ...yüreğimi alıp giden habersiz sevgili
Ah.Keşke başını göğsüme koyabilseydin, bir dinleseydin
yüreğimin sesini, senin için ne çok çarptığını,duyabilseydin.
Keşke, ben de gitmeden, bir kez izleseydim kolunda
güneşin batışını
 
Kadın sevdiği adama sorar:
' Neden Ağlıyorsun? ' Adam cevap verir:
' Seni sevemediğim için.'

İşte bu yüzden bir kez daha iyi ki varsın diyorum sana.

Senin de beni sevmeni elbette çok isterim.

Belki de inanmayacaksın ama, olmasa da olur.
Çünkü yıllarca sevgimin öyle çok düşmanı,
Öyle çok muhafızı vardı ki,
Ben seninle onları aştım,
İnan varolman bile yeterli
Ve seni seviyor olmak bile büyük bir nimet benim için.

Ve şunu bil ki

Bu sevgime asla çoklarının yaptığı gibi
Yeteneksizliklerimi, kusurlarımı, yalnızlık korkumu, başarısızlıklarımı yüklemiyorum.
Eğer öyle olsaydı
Yitirmekten ölesiye korkar, seni kör bir tutkuyla sahiplenirdim.
 
İÇİMDEKİ YABANCI YANLARIM

Şimdi yüzüm tenha bir sokak,
Kendim ile vuruşuyorum sokak ortasında,
Gözlerim çapraz bir ateş,
Dolu dolu yağıyorum kendime.
Üzerimde cehennem yangınları,
Ve bu savaşın tam ortasında sus pus bir çocuk yüreğim.
Zırhımdan soyundum,
Tövbelerim yamalı artık benim,
Kan kusuyorum yokluğuma,
Keşkeler üzerimde iniyor yumruk yumruğa,
Nedenler olay mahallinde yok,
Kendini aramaya çıkan ruhum çıkmazlarda,
Şimdi kaçışlarımın nedenleri olmalı,
Ama yoklar.
Tüm devrilen ağaçların çığlıkları üzerimde,
Var olan yanlarımın en tırmalayıcı sesleri kulaklarımda,
Masumiyetimin bileğini kestim,
Etraf kan revan içinde,
İçimdeki yabancı yanlarım bir darbe ile indiriyor beni kendimden,
Hiçliğimin kurşunları bir bir yağıyor üstüme,
Ve ben vuruluyorum kendimde; bir hiç yüzünden.

Supradyn
 
KORKARIM
Ay soluk soluğa
Yıldızlar akla ziyan bir irilikte
Uzaydan yanmış kibrit kokuları
Koklasam korkarım
Koklamasam
Gizli yılan ıslıklarıyla özsuyu zaptediyor
Henüz birer iskelet gibi çıplak
Aşağıdan yukarıya ağaçları
Çiçekleri uyandı uyanacak
Koparsam korkarım
Koparmasam
Öyle yoğun bir elektrikle
Çıtırdar ki saçları
Kim değse tutuşacak
Dokunsam korkarım
Dokunmasam
Gözleri bir yangın başlangıcıdır
Dudakları kırmızı alarm
Uğultusu şehre yayılır
Sokak sokak
Tutulsam korkarım
Tutulmasam

ATTİLA İLHAN
 
AŞK BAŞLAMADAN GÜZEL

Aşk başlamadan güzel,
Kalplerde heyecan
Bakışlarda korku olduğu zaman güzel...
Birbirimize sezdirmemek için çırpınış,
Başkaları görmesin diye çabalayış,
Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman...
Aşk başlamadan güzel....

Ümit Yaşar Oğuzcan
 
Aynanın Oyunu
Bir çocuk doğdu, bendim.
Sıraya girdim insanlar içinde.
Alay-bayrak büyüdüm
Odalar, sofalar içinde.

Bir ayna doğdu, gördüm.
Sıraya girdi aynalar içinde.
İsime geldi, aldım,
Çarşılar, pazarlar içinde.

Bunca yıl yüzüne baktım.
Kendisini aşmadı
Olanlar içinde.

Bir sabah uyandım,
Duruyordu karşımda
Düşmancasına,
Bir cam,
Aldanmış,
Kendini ayna sanmış..


Özdemir Asaf​
 
BEN SENİ SEVDİM Mİ?

Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini

Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu

Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim

Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Ömrümü değerli kılan bir şeydin
Sen benim bozbulanık gençliğimde

Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi? Sevdim, ya sen beni




Ümit Yaşar Oğuzcan
 
34 FN 346

geceyarıları
tenhadır buraları
ne in ne cin
kırmızı lambası
sanki kan damlası
demiryolu geçidinin

dağılmış su dumanı şimşekli bir karanlığa
yağmurun altında çınar
çınarın altında o karaltı
bırakılmış bir araba
34 FN 346
sağ arka lastiği yırtılmış
camlarında kurşun delikleri
içinde barut kokusu var
hala çalışıyor silecekleri
bir sola bir sağa
bir sola bir sağa

geceyarıları
tenhadır buraları
ne in ne cin
kırmızı lambası
sanki kan damlası
demiryolu geçidinin

şimşekler yaladıkça nikelajını
tırnak uçlarında çıtır çıtır
yoğun bir elektrik sokağa
bu araba mutlaka çalınmıştır
şüpheli ne zaman bulabilecekleri
dışarda unutmuş bir ayağını
bir genç direksiyona yıkılmıştır
kanı sımsıcak damlıyor
dirseklerinden koltuğa
roman çoktan bitmiş
yol bitmiş bitmiş kavga
hala çalışıyor silecekleri
bir sola bir sağa
bir sola bir sağa
bir sola bir sağa

geceyarıları
tenhadır buraları
ne in ne cin
kırmızı lambası
sanki kan damlası
demiryolu geçidinin

Atilla İlhan
 
Bu Vatana Nasıl Kıydılar

İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Onu didik didik didiklediler,
saçlarından tutup sürüklediler.
götürüp kâfire : "Buyur..." dediler.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Eli kolu zincirlere vurulmuş,
vatan çırılçıplak yere serilmiş.
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Günü gelir çarh düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur :
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Nazım Hikmet Ran
 

DUDAKLARIM MÜHÜRLÜ GECENİN BİR VAKTİ

Ay ve yıldızlar terketmiş gecemi..
Karanlığın ürküten sesi de yok..
Olan sadece;
Bir yırtılıp atılacak beyaz sayfam bir de bitmek üzere olan kurşun kalemim..
Yazıyorum...
Konuşamadıklarımı..
Yazıyorum...
Yüreğimdeki eğreti duruşunu..
Yazıyorum...
Adını,bana baktığın gözlerini..
İsmimin senden başka kimsenin dudağına yakışmadığını..
Avazım çıktığı kadar bağırdığım susuşlarımı nasılda boğazıma yumru gibi çizdiğini...
Karalanmış kağıt gibi buruşturup attığın yaşanmışlıkları..
Yazıyorum...
Damarlarımda dolaşanın "KAN" değil de "SEN" olduğunu..
Bir kesebilsem bileğimi..
Bir akıtabilsem içimden seni..
Tüm "Susuşlarım" bir son bulacak..
Yazıyorum...
Bir gün "SEN" kaybından öleceğimi..
Yazıyorum...
VE " yırt beni" diyen kağıdıma bakıyorum..


Yırt beni..

Yırt beni..
 
Aklım Çıkıyor

İçmeden resmine bakamıyorum
Kırılırsın diye aklım çıkıyor
İçince karşına çıkamıyorum
Darılırsın diye aklım çıkıyor...

Korkarım derdimi sana dökerken
Utanır gözümden yaşlar akarken
Uzunca yazamam belki okurken
Yorulursun diye aklım çıkıyor....

Yakasız gömleği giysem eğnime
Biricik resmini koysam koynuma
Nezaman geçirsem ipi boynuma
Sarılırsın diye aklım çıkıyor.....

Her beden bir candan sorumlu sanma
Hey ! Ruhu kalbimi saran muamma...!
Benim bir kurşunluk işim var amma!
Vurulursun diye aklım çıkıyor....

Cemal Safi
 
Sen ve Ben

İçme, ilk yudumda zehirler seni
Bahtın kadehime döktüğü şarap.
Her akşam koynunda uyutur beni,
Her sabah alnımdan öper ızdırap.
Sen, yirmi yaşında bir baharsın ki
Gölgende neş’enin rüzgârı eser.
Düşünen alnımda benim her çizgi
Baharı olmayan bir kışa benzer
Sana ufuklar “Gel! ” diye bağırır,
Ellerinde çiçek haykırarak
Seni gür sesiyle hayat çağırır,
Beni de çiğneyip geçtiğin toprak…

Ahmet Hamdi Tanpınar
 
Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,
Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,
Durup dururken rüya görüyorum bir otelde,holde,ayakta,
Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,
Durup dururken bir kurt oluyor aya karşı bahtsız,öfkeli,aç,
Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede,
salıncakta,
Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,
Durup dururken kafamda güneşli bir duman,
Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum
başladığım güne,
Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...
 
İki Kalp

İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.

Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde gösterisi zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

Kuşlar toplanmış göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya
 
Anne Bak Üşüyorum

Anne bak üşüyorum
Isınmak istiyorum
Kucağın nerde anne
Şefkatin nerde
Kucağın nerde anne
Şefkatin nerde
Ellerin nerde anne
Yalnız gecelerimde
Sokulduğum göğsün
Ve içimde gülümseyen
Yüzün nerde
Nerde anne
Rüyalarımın en güzel yanı
Yalnızlığım anne
Sensizliğim nerde
Neden ellerin donmuş
Neden gözlerin ölmüş
Fakat sen kimsin
Anne sen kimsin
Anne neredesin
Soruyorum bak anne
Korkuyorum
Şeker karamela istemiyorum
Çizgi film oyuncak istemiyorum
Anne sana geliyorum
Fakat ellerin donmuş
Fakat gözlerin ölmüş
Anne sen kimsin
Anne nerdesin
Soruyorum bak anne
Korkuyorum
Korkuyorum
Anne bak üşüyorum
Isınmak istiyorum
Kucağın nerde anne
Şefkatin nerde
Bu yaldızlar
Bu yapma kuşlar
Bu yalancı memeler
Bu naylon bebekler
Düşümde bir dağ görüyorum
Üstünde çiçekler
Anne bak ölüyorum
Anne ölüyorum
Anne
Ölüyorum..
 
Sakın Ağlama

Sakın ağlama sakın..
Sen olmadan da ben,ben olmadan da sen vardın önceden
Bitirmekle olur yeni başlangıçlar
Ne mutlu ki tüketmedik birbirimizi
Bir yerlerde unutulan bozuk para gibi
Buluruz belki birgün yine birbirimizi
Belki de o en çok ihtiyacımız olan zamanda
Ağlama
Gözlerin gülmeli
Büyüttük biz birbirimizi.
 
ÖZLEM

Özlem, söndürülmüş mumdur.
Özlem, yakılamayan mumdur.
Özlem, yanmayan mumdur.
Özlem, mumundur.
Özlem, mumumdur-
Ama, bir o kadar da: -
Özlem, hep yakılan mumdur.
Özlem, sürekli yanan mumdur.
Özlem, benim, mumundur-
Özlem, senin mumumdur.
 
SALLANIDA SALLANI

Yüreğimde yara var,ötede donuk mezar
Somsoğuk şu tabutta,garipce bir yatan var
Hancı birazdan yolcu,kalkıp gidecek havar
Ellerin omuzunda,sallanıda sallanı.

Mışıl mışıl uyumuş,benzi sararmış solmuş
Şu garipin başına,konu komşusu dolmuş
Çiğ düşer gözlerimden,bir ölüm kuşu konmuş
Bak gider omuzlarda,sallanıda sallanı.

Ecel kapıyı çalmış,artık her şey bahane
Ötesi yok ki bunun,ölüm gelmiş daha ne
Ağlayıp sızlasanda,onsuz kalır bu hane
Bak gider omuzlarda,sallanıda sallanı.
 
Hayat büyük
Senden daha büyük
Ve sen ben değilsin.


Gideceğim yolun uzunluğu,
Gözlerindeki mesafe kadar.
Olamaz! Sanırım fazla abarttım.
Susuyorum.​
Köşedeki benim.
Gece ışığındaki ben.
İnancımı kaybediyorum.
Seni kaybetmemeye çalışıyorum.
Ve yapabilir miyim bilmiyorum.​

Olamaz sanırım fazla kaçırdım,
Yeteri kadar konuşamadım.
Güldüğünü duydum sanki,
Şarkı söylediğini duydum sanki,
Denediğini gördüm sanki.​
Her fısıltı
Uyanma saatimdeki,
İtiraflarımı seçiyor.
Gözümü üzerinde tutmaya çalışıyorum,
Yaralı ve kayıp kör bir aptal gibi.​

Olamaz sanırım fazla abarttım.
Çekiliyorum.​
Düşün bunu.
Asrımız ipucu.
Düşün bunu.
Düştüğüm bir hata,
Beni diz çöktürdü.​

Tüm bu fantaziler,
Havada uçuşsa ne olurdu?
İşte şimdi fazla abarttım.​

Güldüğünü duydum sanki.
Şarkı söylediğini duydum sanki.
Benim için denediğini gördüm sanki.​
Ama hayallerimden ibaretti.​
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri