
bunu cehalet veya bilgi seviyesi olarak değerlendirmek yanlış. 1500 sene önce gölgenin hareketini iskenderiyede takip eden bilim adamından, galileo ya, Einstein'a kadar bir süreçtir insanın evreni yorumlaması ve hala da devam etmektedir. Şu anda sahip olduğumuz bilgiyi popular science gibi dergilerden yada TED konuşmalardan takip ettiğiniz de bile hayret içinde kalabiliyorken modern bir çok bilimin temelleri atılmamışken hangi literatürde ve nasıl anlatmayı başaracaksınız?
Konu hakkında *Tim Urban in anlatımı daha net olmuş aslında. Aşağıda bir kısmını paylaşıyorum.
Bir zaman makinesine binip 1750'ye döndüğünüzü düşünün — dünyada elektriğin olmadığı, uzun mesafe iletişimin ya yüksek sesle bağırmak, ya da havaya top ateşlemek anlamına geldiği, ve tüm ulaşımın saman üzerinden gerçekleştiği bir zaman. Oraya vardığınızda, rastgele birini alıp 2015'e getiriyorsunuz ve etrafı gezdirip her şeye tepki göstermesini izliyorsunuz. Otobanda yarışan parlak*kapsüller görmenin, okyanusun diğer tarafında bulunan biriyle konuşmanın, 1000 kilometre uzakta oynanan*sporları izlemenin, 50 yıl önce gerçekleştirilen bir müzikal performansı dinlemenin, ve gerçek hayattan bir görüntü yakalayabileceği, yaşanan bir anı kaydedebileceği, nerede olduğunu gösteren hareketli doğaüstü mavi bir noktanın bulunduğu bir harita yaratabileceği, ülkenin diğer ucunda olsa bile biriyle yüz yüze konuşabileceği ve daha dünya dolusu sihir yapabileceği büyülü dikdörtgen kutumu kullanmanın onun için nasıl bir şey olduğunu anlamamız imkansız. Bunların hepsi ona interneti göstermenizden, ya da Uluslararası Uzay İstasyonu'nu, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nı, nükleer silahları veya genel görelilik gibi şeyleri açıklamadan önce hem de.
Onun için bu tecrübe şaşırtıcı veya şok edici veya dudak uçuklatıcı olmazdı—bu kelimeler yeterince büyük değil. Ölebilirdi bile.