Günlük Bahane !

Konu sahibi son olarak 4462 gün önce görüldü
Sevmek
Güzel meslek
Ama zor
Can dayanıyor
Dayanmasına
Ama yürek
Gitti gidecek...
 
“Ne iyi olurdu, herkesin,
…Ben yalan söyleyebilirim,
Ama sana değil…
Bir, sen’i olsaydı..
Ne iyi.

Şimdi herkesin bir sen’i var,
Yalan söylediği. “

Özdemir Asaf
 
''Umut verip,güven aşılayıpta yarı yolda bıraktığın
insanın gönül sadakasını iki dünyada da veremezsin..''

- Hz. Muhammed (s.a.v)
 
İnsan, gönlündeki hâle hâkim olabiliyorsa buna sevgi denir.
Ama gönlündeki hâl insana hâkim ise onun adı aşk olur..
 
“Ben seni seviyorum falan diyemem sana.
Uyurken sırtını ört, hız yapma, kavgaya karışma, çok
içme falan derim. Sen anla..”
 
521765_473285036072560_739554711_n.jpg











:kiss:​
 
İnsan kendini nasıl yalnız hissedebilir…
İki omuzunda iki melekle yaşıyor…
Kiramen katibin deniyor onlara…
Gündüz iki, akşam iki melek nöbetleşe omuz başımızda…
Neyi kimden gizliyorsunuz…
... İnsan bir günah işlerken ne büyük gaflette…
Allahü tealanın gördüğünü unutuyor…
Bu iki meleğin gördüğünü unutuyor…
Ahireti bilen bu melekler; bu kimse günah işlerken kim bilir nasıl üzülüyorlar…
Kim bilir neler söylüyorlar…
‘Ey mümin… Ne yapıyorsun… Bunun karşılığını bilsen yapmazdın… Bu ne gaflet…’ mi diyorlar acaba…
Sağdaki melek, soldaki meleğin amiridir…
Bir kimse bir günah işlediğinde sol omuzundaki sağ omuzdaki amirinden izin istiyor…
- Yazayım mı bu günahı…
- Yazma… Belki bir hayır işler, tevbe eder… Bekle, diyor
Merhamete bakınız…
***
Her ne olursa olsun… İki omuzumuzdaki meleğin varlığını unutmamaya alışmalıyız… Unutsak da oradalar onlar…
Yatağa uzandığımız zaman biri başımıza, biri ayak ucumuza geliyor… Ve bekliyorlar… Ne yaptığımızı takip ediyorlar…
Hayatımıza girmiyorlar… Vazifeleri kayıt… Sadece mahrem yerlerde (hela ve cima) kişinin yanınndan ayrılıyorlar... Burada bir günah işlenirse Allahü teala meleklere bildiriyor...
***
Biz beş kişilik bir arkadaş topluluğunda beş kişi değil, on beş kişiyiz aslında…
Veya iki arkadaş, oradan ayrılıp giden arkadaşlarının arkasından dedi kodu yaparken iki kişi değil, altı kişiler…
Az önce samimi konuştukları o arkadaşlarını çekiştirirken; bu meleklerin katında ne iğrenç bir duruma düşüyor bu insanlar…
Yalnız değiliz, değiliz…
Mahşer günü her şey ortaya çıkacak…
***
Bu melekler vazifeli oldukları kimsenin ölüm anında; gözlerinden perde kalktığında ona görünmeye başlarlar…
Ve yıl sonu karnesi gibi, yıllar içinde tuttukları defteri o kimseye gösterirler…
Nasıl ki başarılı bir öğrencinin yüksek notlu karnesi kendisine tebessümle verilir… İşte olgun bir müslümanın defterlerini de ona memnuniyetle gösterirler…
Bir büyük zat buyurmuş ki; ‘Kişi günah işlemeye niyetlendiği zaman kötü bir koku yayar. Kiramet katibin melekleri bu kokudan rahatsız olurlar… Onlar sizi rahatsız etmediği gibi siz de onları rahatsız etmeyin…’
Ne hakkımız var Allahın iki mübarek kulunu rahatsız etmeye....
 
İnandım sana
Yağmur duasına şemsiyesiyle çıkan bir adamın inancı kadar…

Güvendim sana
Kendisine ilaç diye şeker verilen bir müptezel kadar…
...
Sevindim sana
Pazarda kaybolan bir çocuğun annesinin sesiyle buluşması kadar…

Delirdim sana
Bayram arifesi cicileri başucuna bırakılan bir yetim kadar…

Çatladım sana
Toprakta kendinden geçip güneşleri öpen tohumlar kadar…

Tutuldum sana
Ayın güneşten vazgeçip dünyaya tutulması kadar…

Ve gücendim sana
Duasında amin denmemiş bir kul kadar...
 
Hiçbir bağışı hak etmediğin halde, seni içimde sessizce affediyorum. Sana bu iyiliği, layık olduğun için değil, o iyiliği yapmaya kendimi layık gördüğüm için yapıyorum.
 
Üç noktalar (...)
Soru işaretleri
Ünlemler (!)
Belki de sadece nokta (.)
Ardarda virgüller (,)
İç içe parantezler (())
Tırnak içinde konuşmalar (“”)
Açıklama yapmaya izin vermeyen iki noktalar ( :: )
Nedenleri açıklamaya çalışan noktalı virgüller ( ;; )
Kesme işaretleri ( ‘ )
... Büyük harfler
Küçük harfler
Şahıslar
Haller
Kısaltmalar
Vs vs vs’ler.....

Yazarken dikkat etmediğim imla kuralları hayatımın en uzun cümlesine gelip yerleşmişler.
Bunu seni düşündükçe anladım, senin hayatımın en uzun zamanına gelip yerleşmenle.

İşte o zaman koydum sonunu senin anlamanı istediğim cümlelerimin sonuna üç noktayı...
Sana soramadığım soruların sonuna soru işaretlerini?
Sevinçlerimin arkasına koyduğum ünlemleri, süprizlerine şaşırıp koymayı ne çok isterdim.
Sen konuşmalarının bitimine ise sadece nokta koydun.
Kendimi anlatırken virgülleri koydum,
Detaylarda parantezleri açtım,
Kendimi savunuşlarımda tırnakları.
İzin vermediğin açıklamalarımda iki noktayı sevgili yaptım,
Nedenleri sorduğumda noktayla virgülü koyamadın üst üste sen.
Ben her senin adını andığımda kesme işareti ile ayırdım adından kıskandığım ekleri.
SENİ SEVİYORUM yazdım büyük harflerle!
Küçük harfe bile razıydım “bende seni” deseydin?
Onlar, bunlar, şunlar ilgilendirmedi hiç beni
Sadece ben, sen, bizdik.
Senden önce ve senden sonraydı benim eklerim, senin -den halindi en çok sevdiğim
Cesaret edemeyip yırtık bir kağıda yazdığım ise sadece sçs idi. Kısalmak yakışmadı sevgimi ifade etmeye.
Ve sana olan herşeyi yine vs vs ile geçiştirdiğim bu yazıda hiç bir noktalama işaretine uymadım sadece sonuna koyabiliyorum noktayı, tıpkı senin söylemek isteyipte söyleyemediklerinde koyduğun nokta gibi.



güzelmiş..
 
Kırgınım…
Kime olduğunu, neye olduğunu bilmeden kırgınım…
Belki hayata, belki kendime kırgınım sadece…
Kırgınım…
Yüreğim bir yanardağ gibi kaynayarak yanarken,
Nasıl oluyor da bir buz dağı oluveriyorum bir anda…
Kırgınım…
İçim sevgi ile kavrulurken neden böyle yıkıcı,
Parçalayıcı oluyorum…
En çok sevdiğim varlıkları biranda kırıp,
... Un ufak ediyorum…
Kırgınım…
Öfkeme, tat almayan yüreğime,
Sevmenin, sevilmenin değerini bilmeyen
Kalbime…
Kırgınım…
Yeşilin huzurunu, mavinin derinliğini,Görmeyen gözlerime...
Kuşların nidasını işitmeyen kulaklarıma Kırgınım…
Kırgınım…
Mantığımla kalbimin arasında gidip gelen Benliğime…
Kırgınım…
Sonuçlandıramadığım sevgilerime,
Sarılmaya korktuğum sevgililerime…
Kırgınım çok kırgınım,
Beceriksizliğime, korkaklığıma,
Kırgınım… Beklide bir hayalden ibaret oluşuma..
 
Hayatı sil baştan yaşamak !
Peki içindeki illeti söküp atmak, herkesi, her şeyi unutmak !
Bu nasıl olacak ?
Yok sayabilecek misin yaşananları?
Yapabilecek misin?
Her şeyin içinde bir yerde mutlaka kalacağını bile bile gidebilecek misin?
KADERİMSE ÇEKERİM mi diyeceksin?
Peki hazırmısın şimdi gitmeye?
Ama dur şunu bir daha dinle;

GİDİŞLER ÇARE DEĞİLDİR YÜREĞİNDEKİNİ BİTİREMEDİKÇE !
 
Sele verdim şimdi tüm hayallerimi.... Okyanuslara saldım umutlarımı...
Vazgeçiyorum senden hayat...
Yüreğime dokundun...
 
Kendine bir şans daha ver,
Ne de olsa herkes yeni bir başlangıcı hak eder.
Tüm iyi yüreklilerin sağ omzuna şans meleği konsun ve oradan hiç gitmesin.
Herkese en kocamanından milyonlarca selam ve mutluluklar.
Hadi yakalayabilenin şansı bol olsun inşallah :)
 
günlük okuycaktım şiirleşen sözlerle karşılaştım olmadı!sil baştan yaz yeniden okuycam!
 
Hayat bir fotoğraf makinesi objektifi değil ! ne yazık ki her karesinde gülemiyorsun..
 
Bu satır satır yazdıklarıma bakıp yüreğimi kalabalık sanma
başka türlü olmuyor bir kağıt bir kalem anlıyor beni..
 
Geri