Günce

Konu sahibi son olarak 995 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
3085BM
Miray'a fındık ışkınlarından yay ve ok yapmak üzere işe giriştim. Işkınları girebi ile usul usul soyarken, bir nevi zihnimi de soyuyordum.
Her vurgum da patates kokan köy çoçuklarını anımsadım. Nisan ayının sağanakları ardından; çuvallarca salyangoz toplayışımızı, heyecanla satmaya götürüşümüzü onun çocukça gülüşünde izledim.
Sevinç dolu bakışları, sabırsız halleri bi başka dinlendirici..
Sen burada ne kadar kalacaksın? sorusuna verdiğim 1 ay yanıtı ardından oleyy değişi kulaklarımda..

Sahi ben burada ne kadar kalacağım?

Amaan semaver de çay vardı, laflaya laflaya bi güzel içtik. Fark etmemişim ama sanırım rakım kaynaklı soğuk beni biraz hırpalamış.
Uykum gelir gibi, kafamın içi sözlerle dolup taşmış. Yazmak güçleşmiş ya da nazlanıyorum.
Elim kaleme alışkın, teknoyu yabancılıyor.
Kara ağacın altında biraz oturdum, vakti ile adımı kazımıştım.
Bizimkilerin de sana selamı var, görüşürüz günce..
 
Son düzenleme:
I538EC
Dikili onlarca ağacım arasında, 2 nolu gözdelik seviyesinde olanın dalı kırıldı.
Ah ah O dalın gölgesinde ne fındıklar kırmıştım.

Biriciğim, lûtufkârım sırf yaprakların okşadığı zeminden daha fazla haz alsın diye çatıyı değiştirmiştim.
Seni hınzır, fark etmiştin değil mi?

Yaşayan her şeyi yok etmeye hevesli karanlık zihinlerin, gövdeni kesmeyi konuştuklarını duydun da kendini feda ettin biliyorum.
Gece çıkan sesleri işittiğimde, meyvelerinle cilveleşmen sanıp gülümseyerek uykuya dalmıştım.
Oysa ki feryadınmış.. bilemedim.

Fedakârlığın boşa gitmeyecek; gövdeni kurtardım, meyvelerin ise bir ineğin yaşama tutunuşuna katkı sağladı. Cevizi merak etme O da güvende. Erik ise ikindi vakti hamağın iplerini gövdesinden salarak beni düşürdü. Bu ihanetinin elbet bi bedeli olacak, fakat kızgınlığım adaletimi etkilemesin diye bir süre bekleyeceğim.

Çim biçme makinasının yakıtını boşaltıp, bedeninde ki tüm yaraları sarıp sarmaladım.
Ahır da dinleniyor, 2 gün daha bizde misafir.

Akşam üzeri Pati geldi, boş bakışlarla etrafı gözlerken sanırım yokluğunu fark etti ki aniden oradan kaçtı.
Dağların doruklarına karabulutlar üşüştü, bu gece kimseler görmezken senin için göz yaşı dökecekler.

Aptal gibi yanımda sadece bir kitap getirmişim, canım sıkılıyor. Telefondan oku! ihmal etme diyeceğini biliyorum a keza gözlerimi yoruyor sen de bunu biliyorsun.

Yine akşam üzeri, annemle eşine çay demledim. Seni görmeye alışık olduğumuz yere bakıp içimiz buruk içtik. Erkanı aradım eve dönerken bana sigara getirmesi söyledim. İhtimal ki bir kaç gün daha çarşıya çıkmayıp ihtiyaçlarımı ona aldıracağım.

Ünzile hanım gillerin çocukları; ellerin de kaplarla çeşmeye doğru seyirtirken ardı dönüktü, seslerinden tanıdım. Senem hanım gillerin haylaz çocuğunun aksine bunları görmekten keyif alıyorum.
Yarın için bir gündemim yok, belki ateş yakıp çocukları marsmallow yemeye davet edebilirim.
Şimdilik kafam çok karışık, bazı aklı evveller ile münakaşadan kaçınmaya çalışıyorum. Fakat tarla fareleri misali öylesine her yerdeler ki başımı dönecek yer bulamıyorum.
Fare demişken anımsadım, yine öğle saatleri beyaz bir kedi belirdi suratıma tip tip bakıp gitti.
Kimin kedisi bilmiyorum, tekrar gelirse hızlı davranıp geh pisi pisi değip sırnaşacağım.

Gözlerim yoruldu, haz etmiyorum tekno yazmaktan hele ki telefondan hiççç.
Birkaç gün sonra kılcal dallarını semaver için yakarken anılarımızı tekrar yâd edeceğim.
Unutulmayacaksın..
 
Bazen bana sükrü erbas'ı animsatiyorsun sux.
acaba ölüm gercekten yitip gitmek mi, hiclik soz konusu olmadigi surece var olan sey yok olabilir mi yoksa dönüsür mü.
kafanin icindeki sevdigin bir imgeye dönüstügünü düsünelim agacinin. ve bu muzik ikinizin fotografi olsun.
 
FR 3717 SJ
Anneciğimin kahvaltı hazırlamaklığı sonrası, şu salonu bi süpür; her yere köpüşün tüyleri dökülmüş demesi üzere evi çektirmeye başladım. Kızlarının çenesiyle baş edemediği için her işi bana buyurma alışkanlığı edindi.
Diğer oğlanlar annelerinin oğluşu iken ben şarpasıyım :)

Gerçi ben de seviyorum yardım etmeyi, aheste aheste sofrayı toplamayı falan ama üst kattan alt katı arayıp istekler de bulunması saltanat ilanına girer oldu.

Başım ağrıyor biraz oyalanayım diye biçilen otları tırmıkla bir araya topladım. Güneşin süt gibi tenimi okşaması üzere terlemişim, kara ağacın gölgesine oturup dinlendiğim sürede Sultan arayıp 4 gün yağmur yağacakmış, çocukları getiriyorum oynasınlar demesi ardından minnoşlar geldi.
Miray'ın yay sevdası hiç bitmiyor, sanırım büyüyünce amazon kadını olacak. Aslında subaylık da yakışır. Yeni ok'lar için hummalı bir çalışma sürdürüyoruz.
Senem hanım gillerin sevimsiz çocuğunu kıskandıracağız nihahahah

İlkim, abla olarak biraz daha afilli, 12 yaşında olmasına rağmen hem modaya ayak uyduruyor hemde poğaça yapmak üzere hamur mayalıyor :)
Birlikte soğuk kahve yapıp kara ağacın altında laflayarak içtik. Cevizin şu an neden yeşil olduğunu, kahverengi kısmının nerede olduğunu uygulamalı olarak anlattım. Hayretle gözleri kocaman olarak izledi :)

12 yaşında ki kızların çok entirikalı bir yaşantısı varmış. Oğlanlar için büyük savaş veriyorlar. Uğruna savaştıkları da 12 yaşında sümüklü oğlan çocukları :D Her yaş kesimi ile dedikodu yapmaya bayılırım.

Simay ile Kutay bahçede koşuşturuyor, oğlan çocuklarından pek haz etmesem de bu oğlan sevimli, kız gibi büyüyor pek nazlı..

Köy imamı yeni tayin olduğunda dubleks olan evimizin üst katını ona tahsis etme konusu gündeme gelmiş, evin içten merdivenli olmaklığı üzere veto etmiştim. Henüz 14 yaşında iken dahi otoriteme karşı çıkılmıyordu. Bu nedenden ötürü imam ile aramız da bir husumet doğmuş, pek soğuk iletişim kuruyorduk. Babaannemin cenazesinde karşılaştığımız da bana sık sık laf atması üzere, biraz daha kaynaştık. Artık yetişkin olmama istinaden benden bihayli çekiniyor ve üslubuna çok dikkat ediyor. Bugün onunla da denk gelip ayak üstü laflamışlığımız dan dolayı maziye değindim.

Babamın amcasının hanımı akıl sağlığını dönem dönem yitirip tedaviye gidiyor. Şu sıralar yine yitirmek üzere, hergün sık sık yanıma geliyor "ben şimdi ne yapayım, oturayım mı yoksa eve gidip yatayım mı?" diye soruyor. Gözleri çakmak çakmak ışıldıyor fakat kafası çok karışık. Bugünkü gelişi beni daha da üzdü, galiba yine deliriyorum bana sahip çıkın, korkuyorum dedi.
Heyhat ki ne heyhat, yaşlanmak zor.

Pardayanları okumaya başlayacaktım ama kendim de o enerjiyi bulamadım. Belki yarın göz gezdirmeye takatim olur.

Ya madem köydeyiz ve kalabalığız, o halde ip atlamalıyız diye galyana gelip başladık zıplamaya. İstanbul da ancak sek sek oynayabiliyordum. Burada her oyuna eşlik edecek arkadaş var. :) Halam olsaydı, O da ceylan gibi sekerdi :D

Bu kalabalıklık ve çocuklar, kendi yeğenlerimin hasretini depreştirdi.
Arya'cığımın amcammm seni çok özledim çabuk dön demesi de kulaklarım da yankılanıyor. Neredeyde 3 aydır ancak 1 hafta birlikte olabildik. Gerçi O da babaannesinden görmüş olacak ki beni şarpası olarak kullanıyor.

Kalabalığı seviyorum, milyörlerim olsa da herkes malikânem de yaşasa keşke..

Kara bulutlar tüm gökyüzünü kapladı. Ağaçlar rüzgarın esintisiyle birbirlerine kavuşup şehveti doyasıya tadıyor. Kuşlar güvenli dallara dizildi. Ne zaman böyle hava olsa aklıma Enver Paşa gelir. Naciyeciğinin aşkıyla kavruluşu, yazacak kağıt bulamadığın da Subay defterinin tüm sayfalarını ona olan hasretiyle dolduruşu. Ahh Paşam ne seni anladılar ne de beni..
Talihimizi başka diyarlarda aramamız gerektiği bugün de aşikâr..


Başım çatlıyor, üstüne üstlük bir de Breaking Bad dizisinde ki Yıkık karakterden değil de "1932 yılı fizik nobel ödülüne layık görülen Alman fizikçi Werner Heisenberg" den esinlendiğini iddia edenlerle uğraşıyorum.

Hıııı bence de öyle..

Son sezonunu izlemeye tahamül gösterememiştim. Domates gibi yetişenlerce gelmiş geçmiş en iyi dizi olarak nitelendirilmesi de ayrı bi garabet.
GOT tayfasından tam kurtulduk derken bunlar türedi.
Ulan hiç mi gerçek kesit izlemediniz :D
Hiç mi linkteki şarkıyı kulaklıkla son ses dinlemediniz :D
Güzel olan şeylerden haberiniz yok.



Şu sınırlar açılsa da İrana gidip mollaların eteğini kaldırıp kaçsam. :D
Baküyü özledim, mahnılar eşliğin de Hazar'ın enginliğinde kaybolasım var.

Biriciğim günce, se yee..
 
555 HYBS
Gözlerimi, kulaklarımda yağmur tınısıyla açtım. Ayaklanacak takati bulduğum da balkon penceresinden karşı ki dağları seyre koyuldum. Zirveleri puslu, etekleri yeşilin karışık tonlarıyla bezenmiş. Aklıma Göksel konserine gittiğim gün geldi, yağmur yağıyor şakır şakır şakır yâ rabbi şükür şükür parçasını gülümseyerek dinlemiştim.
Yanım da geçmişin dahiliye, şimdinin hariciyecisi de vardı.

Öğk, istiklâl harbinden mi kaldım. Eski sevgilim vardı işte : )

İlerleyen saatler de iyiden iyiye sıkılıp bahçeye çıktım. Biraz ok atıp kendimi eğledim. Etraf ıssız, herkes evinde pinekliyor birkaç gün daha yağacak.

Yarın çarşıya gidip biraz kalabalığa karışacağım, bir kafede oturur yerel ağızla yapılan dedikoduları dinlerim değişiklik olur.

Bugün hiç birşey olmadı, bazen müzik dinledim bazen de anneciğimle lafladım.
Pazar günü de yaylaya gideceğiz ellam, halam yine kendi doğurmuş gibi bağrına basar :)

Ay ben şok, gün ortasında sigaram bitti. Geçen sene misafir ettiğim hatunun tütünü duruyordu ondan sarıp içtim. Amasyanın haşin kızı şükran, hastalanmış. Zaten bünyesi çok zayıf, bu sayede köyün tüm dedikodularını biriktirip daha sonra anlatacak :)

Günce'ciğim yazacak çok şey var da seni ilgilendirmiyor. Bu savaşa dahil olmanı istemiyorum.
Belki yakın zaman içinde seni yok edebilirim.
Sırt çantamla göz göze geliyoruz neden çadırı, tulumu getirmedin diyor. Ya üff sanane be slk : )

The Hewegies grubu 3 at alıp, karadeniz turuna çıkalım diyor. Umarım çok gaza gelmeyiz, hiç anahaber bültenlerinde tak-şak geçilip karizmayı çizdiresim yok.

Neyse işte böyle, görüşürüz günce.. heweggiiiii
 
99 ÇBDŞ 21
Şinanayda yavrum hopaşinanay

Bugün neşem yerinde, insan içine çıkmaklığım ruhuma iyi geldi. Annemle pazara giderek tezgah tezgah gezdim.
Köy ürünleri safsatasıyla biraz keklendik ama ses etmedim :)

Daha sonra üzerime biraz yorgunluk çöktü, mayışıp kaldım. Kaldım kalmasına da böyle de gün geçmez, siz akşam gelirsiniz ben köye yürüyeceğim değip koyuldum yola..

Asfalt yolda arabaların vızır vızır geçmesi hoşuma gitmedi, eski patika yola saptım.
Kâh fındık, kâh böğürtlen yiyerek devam ettim.
3 km'lik yolu 40 dakikada yürümüşüm, salına salına yürüyecektim yine gaza gelip yardırmışım.

Eve geldiğim de çay suyu koyup ocağı açmadan uyuya kalmışım.
Uyandığım da bizimkiler gelmek üzereydi, neşem yerinde yazasım yok.
Sonra şaaparız.
Hoşçakal günce..
 
96 REI 555
Sabahın ilk ışıklarında bitki çayı yapmak üzere mutfağa yöneldim, kapısından içeri girer girmez tezgahtan bir kelebek uçuşup parmağıma kondu. Dün de bakkalda arı konmuştu.

Kelebek bana mı sığınmıştı yoksa tesadüfmüydü bilemiyorum.
Dışarı da yağmur yağmaklığından çayımı bitirene dek ona kucak açtım.
Aklıma aç olabileceği geldi, ne yer ne içer bilmiyorum ki..

Mutfakta doğal ortamından emareler yoktu.
Dışarısı soğuk, içerisi kıtlık. Ne yapacağımı bir süre bilemedim, usul usul fısıltılarla balkona bıraktım.

Odama geçip uzandığımda pişman oldum, bensiz ne yapacak ki dışarıda. Ya üşürse ya yine yiyecek bulamazsa..
İçim cız etti, kendime kızdım ne olurdu biraz daha kalmasından yana olsaydım.
Bilgi güçtür diye boşa denmemiş, At değil ki küp şeker versem.
Kelebekler ancak uçar, ara sıra da konar.

Bizim köpüşün kapıdan çıkarken zeytin gözleriyle üzgün üzgün bakışı da hep içimi parçalıyor. Kaldıramıyorum böyle minik hüzünleri..
Komşunun köpeğini incitmişler sanırım, başını okşadığımda türlü şebeklikler yapıp gönlümü çalmıştı. Elime bastonu aldığımda ise korkup kaçtı, O'na da çok üzüldüm.


Kara ağacın altından kalkıp hamağa geçtim. Hamak daha rahat ama sırtımı üşütüyor.
The hewegies ekipman toparlıyor; yakında bize yol göründü, yağmurda ıslanıp çamurda batacağız. Hatta terlemeden sevişeceğiz : )

Kalsam kalasım yok, gitsem canım sıkılıyor.
Sayılı günlerim kaldı günce, belki de seni bugün terk ediyor da olabilirim.
Çarşıdan yazı defteri getirtip artık ona yazabilirim. Biraz da resim çizicem zaten sadece kendim bakıyorum. Benim için yani ahali beğensin diye değil.

Aşık olmak istiyorum! bayramlıklarımı giyip çirkin kızların korkulu rüyası mı olsam?
Ya da şişman kızların ne dersin?
Üşüdüm içeri geçiyorum, minnoş bedenim hassaslaştı.

Takip ettiğim radyolar burada çekmiyor, yerel yayınlarla idare ediyorum.
Hııı bi akıllı sensin, benim aklıma internetten dinlemek gelmiyor. Yerel radyoyu arayıp seviyorum ulennn diyesim var.
Ama dj kimi? diye sorarsa verecek cevabım yok. köylü çocukları gibi annemi diyecek halim yok yaa..

Forum da yazım dilim çok kişiselleşti, eleştirellikten çıkıp kendi sosyal ağ hesabım muamelesi yaptığımı fark ettim. Özgünlüğümden ödün veriyor, girdiğim kabın şeklini alıyorum. Tiksinç!
Derhal kendime çeki düzen vermeliyim.
Umursamaz tavrımın hastası olup, tüm çıplaklığımla kendimi aynada seyredeceğim.

Hayabusa gece keyfimi kaçırdı. Sanırım onu incittim ya da başka şeyler incitiyor. Kethumluğu hoşuma gitmiyor, gülsün istiyorum. İçten içe hırpalanmış, tedirgin ve şevkate muhtaç. Aslında bi süre küçük kaşık olsa ışıltısı yerine gelebilir. O'nu merak ediyorum.

For Hayabusa


Vuuu tu tu tu tu kıpss pısss trızz bızz bızz
Off bu sesi çok özledim.
Geçen yıl gidememiştim, umarım bu sene ralliyi kaçırmam. Nolur kaçırmayayım nolurrr :(

Geçmiş günler gelmeyecek Günce, seni özlemle anıyorum..
 
Hayabusa gece keyfimi kaçırdı. Sanırım onu incittim ya da başka şeyler incitiyor. Kethumluğu hoşuma gitmiyor, gülsün istiyorum. İçten içe hırpalanmış, tedirgin ve şevkate muhtaç. Aslında bi süre küçük kaşık olsa ışıltısı yerine gelebilir. O'nu merak ediyorum.

For Hayabusa


oh, bebek. bir konumda "varoluşsal sancılar karşısında domates gibi durmayı tercih ediyorum" demiştin. gerçekten de, kendi renginde eritiyorsun tüm sorgularını ve benlik kaygısızlığın dalından koparılacak kıvama gelecek bir gün. çocuk neşen, hoş kafan var ve tesirinde kaldığım yalnızca bu. benim bazı kayboluşlarım incinmişlikten değil. kendi kendimle dövüşüp, mağlup olan tarafı insan yüzüne çıkarıyorum.
tüm gün aşağıdakini dinledim, sesini ac cabuk.
"Cause it's gettin me high" o yeah .d

 
J6 LGAY 43/4

Tezatlıklar ülkesinde tezat olmamanın verdiği muzip olaylar ve eylemler silsilesi
Çeşitli şaklabanlıklarla öne çıkarmaya çalıştığım insanların, kendi var oluşlarıyla dünyamı ışıttıkları hissine kapılmaları sonrası gelişen cilveleşmeler.

Sorduğum sorular karşısında apışıp kalan insanların; dur buna hazır değilim! biraz düşünelim ona göre yanıtlarız demeçleri üzere gelişen mülakatların karşılığında işin bak nasılım? minvaline dönüşmesi ve bu ayıpları örtmekten yorulmaklığım.
Bana fikir verme bana balık olmayı öğret..

Defalarca değindiğim halde fikir ve emeğin önemli bir şey olduğunun düşünülmesi ıstırap verici.
İyi niyetlerle minare duvarına eklenen taşların manevi bir haz ortaya çıkarması olası olsa da, iş bilmezlikten kaynaklanan imece minarenin yıkılmasına neden oluyor.
Saçlarını ben örüyorum, söküklerini ben dikiyorum ama sen zaten güzeldin?
Harmanım baba nerde çarşafım.

Senelerdir üzerine düşünüyorum; binlerce yıldır aynı öğretilerle hareket eden Monk'lar nasıl yanılıyor olabilir? Erdem ve tevazu görülmedikçe son derece basit bir yer olan Acun içinden çıkılamaz hilkat garibesine dönüşüyor.
Çok tanrılı dinler tarihten silindikçe kendimi Yusuf'un kuyusuna hapsolmuş hissediyorum.

Aptallar da uçar..
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri