Gerçek İslam?

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
Bir hikaye üzerinden gideyim... Size göre hangisi veya farklı bir düşünceniz varsa nedir? Sizce aynı dine mensup kişiler arasındaki bakış açısı neden bu kadar farklılık arz edebiliyor :

...Kısa bir sessizlik sonrası, Cennet'e gitmeden önce hesap vermesi gerekeceğini ve tüm imanlı yaşamına rağmen onu sonsuz barış ve yaşamdan mahrum bırakacak bir günahının hesabını veremeyeceğini söylüyor... Bir suç?.. Bir cinayet?.. Hristiyanların deyimi ile ölümcül bir günah?.. Evet, arabasının tekerleri altında can vermiş bir çakalın günahı... Abdullah arabayı hızla sürüyormuş ve bir far ışığının kilometrelerce öteden fark edildiği çöl yollarında hız sınırlamasına uymamış! Hayvanın geldiğini fark etmemiş bile, alacakaranlıkta birden önüne fırlayıvermiş ve iki saniye sonra arabasının şasisi altında can çekiyormuş çakal.

Eğer trafik kurallarına uysaymış bu günahı işlememiş olacakmış: beslenme gerekliliği olmadan bir hayvanı öldürmek...

Çakal uzun zaman geceleri dadandı, birçok kez onun uykularını kaçırdı, onu rüyalarında sıkça cennete giden yolun girişini ona yasaklarken görüyor, ondan bahsederken yeniden telaşlanıyordu...

Bu ahiret mutluluğu özlemi içindeki insanı 11 Eylül pilotları ile aynı dini paylaşması size garip gelebilir! O talihsiz bir şekilde köpekler mozolesine gönderilmiş bir çakalın yükünü üstünde taşırken, diğerleri ise öldürebilecekleri kadar masum insanı öldürdükleri için kıvanç duyuyordu. Abdullah leş avcısı çakalı leş haline çevirdiği için Cennet'e gitmesinin zor olacağını düşünürken, kamikazeler belki aralarında Müslümanların da olduğu binlerce insanın yaşamını yok ettikleri için ahiret mutluluğunun hakları olduğunu düşünüyor... Aynı kutsal kitap bu iki insanı da doğruluyor: Bir tanesi azizliğe yönelirken, diğerleri barbarlığı gerçekleştiriyor.(Ateist Manifesto-sf23-24)
 
Kısaca ne düşündüğümü ifade edeyim;

Teoloji yani inanışlar müsbet değildir.. Dolayısıyla herhangi bir laboratuvar ortamında deneyip kati sonuç alınacak bir şey değildir.. Bu durumda işin içine yorumlama girer.. Aynı bilgilerin birden fazla yorumunun olması ve bu yorumların değişik şekillerde kendisini göstermesinin temel sebebidir bu.. Dolayısıyla insanın kendi fikirleri dışındaki yorumları "Bu gerçek islam değil" olarak nitelendirmesi gayet doğal... Çok fazla uzatmadan Cemal Süreya'nın Türkü adlı şiirinin son kıtasıyla fikrimi beyan etmiş olayım;

Sanmasınlar inanmıyorum
Elbet inanıyorum tanrıya
Herkesin bir tanrısı var
Sen ölünce ölüyor oda...

Durum bundan ibaret..
 
''Sizce aynı dine mensup kişiler arasındaki bakış açısı neden bu kadar farklılık arz edebiliyor?''

Mezhep farkliligi var mesela. Yada muslumanim diyip, dinini fazla bilmeyen, tanimayan yada pek ilgilenmeyen var. Muslumanim diyip, farz-sunnetlere dikkat etmeye ve yapmaya calisan var. Birde her ulkenin, milletin kendisine has kulturu vardir din disinda. Bazilari hem kulturunu, hem dinini yasiyor. Bazilari kulturunu degil, sadece dinini yasiyor. Bundan dolayidir bence.
 
Önce sorulacak soru şu:

11 Eylül bir kesimin inancına göre Amerika senaryosudur ve bu olayı yaratan kişi Amerika'nın ta kendisidir.

11 Eylül saldırısının bir Müslüman kesim tarafından yapıldığını kabul etmiş olsak bile; kutsal kitabın bunu doğruladığını, bu kutsal kitabın hangi maddelerinden yola çıkarak anlıyoruz?
 
Önce sorulacak soru şu:

11 Eylül bir kesimin inancına göre Amerika senaryosudur ve bu olayı yaratan kişi Amerika'nın ta kendisidir.

11 Eylül saldırısının bir Müslüman kesim tarafından yapıldığını kabul etmiş olsak bile; kutsal kitabın bunu doğruladığını, bu kutsal kitabın hangi maddelerinden yola çıkarak anlıyoruz?

Lutfen uyarmama izin ver, konu 11 eylul saldirisi degil ve cevabi genis sorular sormak.


Konu hakkinda ki yorumum ;
Dunyadan ziyade ulkemizde insanlarimiz dindar ve dinci tanimlarini bilmiyor. Dindar insana saygim sonsuz ama dincilerden nefret ederim. Dinci kendi halinde dinini yasadigi sanila aslinda baskalrinin inanci uzerinden prim yapan kisidir.
Ne acidir ki insanlarimiz israrla dincilerin pesine takiliyor.

Sorun tamamen dinciler ve onlarin yorumlamasidir.
 
11 eylülde hiçbir yahudinin ölmemesine ne demeli :p

terör örgütleri cinayet işliyor ve islamın adını kullanıyor.
bir taşla iki kuş.
yani bunu anlamak çok zor değil arkadaşlar.
asırlardır bu dini yaşayan bu milletin "gerçek islam bu olamaz" demesi için şeyhülislam olmasına gerek yok.

yani sıkıcı olmaya başladı artık "gerçek islam bu değil" cümlesiyle dalga geçilmesi.
uyduruk bir çakal hikayesini kerteriz alıp 11 eylül ile karalama yapmak, ne bileyim.
kurallara uymak, kazayı garantiye mi alıyor?
çakal bu adamı o kadar rahatsız ediyor da ayağıyla ezdiği karıncalar etmiyor mu?
"aaa ben bilemem ki karıncayı ezip ezmediğimi" diyecek.
e yürürken dikkat etseydin o zaman, geç cehenneme.
yok böyle bir dünya. iğne ile inşaat dikilmez.

şu dindar dinci kavramlarından da sıkıldık artık kardeşim.
bu memleket kadar dinini dah güzel yaşayan bir memleket yoktur.
üç-beş haber okuduk diye koca bir toplumu dinci yapamayız.
şuna deli oluyorum mesela.
dincilerden bir örnek verecek ya adam...
"mesela bak benim annem/ananem/babanem de kapalı ama şunu şöyle yapıyor. fakat dinciler ise böyle."
lan oğlum herkesin annesi senin annen gibi işte?
herkes annesi için böyle düşünüyor?
nasıl olcak?
hepimiz yobazız lan o zaman? yada bu millet islamı az çok yaşayabiliyor.
dindar dinci ayrımı deniyor ama herkes dincilikle suçlanıyor.
2 günlük ışid gerçek islamı temsil ediyormuş da, 1400 senelik bir toplum bunu bilmiyormuş.
ya sen islamı karalıyorum desene açık açık, vallahi daha kabuldür.

şu pkk marksist komünist çizgisinden çıkıp islam adına kürek çekiyorum dese ne iyi olur.
bakalım o zaman ne denecek.
 
bunların sorumlusu kutsal kitapların güncellenmiyor oluşu :T: her insan okuduğunu farklı şekilde yorumluyor. birisi iyilik çıkartırken başka biri kötülük çıkarabiliyor sözkonusu yazıdan.
 
Yazının kaynağı ''Ateist manifesto'' olunca bu gibi yorum farklılıklarının (ki böyle bir farklılık yok) çok yüzeysel incelenmesini onlar açısından gayet makul görüyorum.

Tarih boyunca çok ironiktir ki bütün semavi dinler kitleleri belli amaçlar dahilinde kotarmada kullanılmıştır. Bu yüzyılda bunu İslam ile yapıyorlar, fakat orta çağa baktığınız zaman kilisenin halka uyguladığı zulmü rahatlıkla görebiliriz (Bkz.Engizisyon mahkemeleri). Burada ki temel sorun yine aynı. Orta çağdaki engizisyon mantığının merkezinde tahrip edilmiş incil vardı. Buna bağlı olarak siyaset dinciliği ve elbette nemalanan iktidarlar. Bugünkü duruma baktığınızda da Kur'an dan uzaklaştırılan kitleler. Suudiler de dahil olmak üzere, hiçbir müslüman ülke yoktur ki Kur'an ın getirdiği küresel değerler ile yönetiliyor olsun. Bu değerler ile yönetilmek şeriat yönetimini gerektirmez ki bu apayrı bir konudur. Asıl konumuza dönecek olursak, ortak melanet uydurulan dine maruz bırakılan kitlelerin varlığıdır. Böyle toplumlarda elbette bu gibi görüşler, inkarlar ve düşmanlıklar ortaya çıkacaktır. Fakat şunu iyi bilmemiz gerekiyor: Yorum farklılıkları elbette olacaktır ki zaten Kur'an bunu da vermiştir. O nokta da bir sıkıntı yok. Lakin bu yorum farklılıkları Kur'an a göre yapıldığı sürece geçerlidir, ve Kur'an ın içinde bugün tanık olduğumuz gibi bir cihat kavramı yoktur.

Bugün bize anlatılan gibi cihat tanımını araştırdığınız zaman, kaynakların %90 ının ''hadis'' adı altında kimin uydurduğu belli olmayan kaynaklar olduğunu görürsünüz. Kur'an ın dininde bugün tanık olduğumuz gibi bir cihat kavramı yoktur.

Aynı kutsal kitap bu iki insanı da doğruluyor: Bir tanesi azizliğe yönelirken, diğerleri barbarlığı gerçekleştiriyor.(Ateist Manifesto-sf23-24)

Barbarlığı doğrulayan kutsal metin neymiş merak ettim doğrusu.
 
Yazının kaynağı ''Ateist manifesto'' olunca bu gibi yorum farklılıklarının (ki böyle bir farklılık yok) çok yüzeysel incelenmesini onlar açısından gayet makul görüyorum.

Tarih boyunca çok ironiktir ki bütün semavi dinler kitleleri belli amaçlar dahilinde kotarmada kullanılmıştır. Bu yüzyılda bunu İslam ile yapıyorlar, fakat orta çağa baktığınız zaman kilisenin halka uyguladığı zulmü rahatlıkla görebiliriz (Bkz.Engizisyon mahkemeleri). Burada ki temel sorun yine aynı. Orta çağdaki engizisyon mantığının merkezinde tahrip edilmiş incil vardı. Buna bağlı olarak siyaset dinciliği ve elbette nemalanan iktidarlar. Bugünkü duruma baktığınızda da Kur'an dan uzaklaştırılan kitleler. Suudiler de dahil olmak üzere, hiçbir müslüman ülke yoktur ki Kur'an ın getirdiği küresel değerler ile yönetiliyor olsun. Bu değerler ile yönetilmek şeriat yönetimini gerektirmez ki bu apayrı bir konudur. Asıl konumuza dönecek olursak, ortak melanet uydurulan dine maruz bırakılan kitlelerin varlığıdır. Böyle toplumlarda elbette bu gibi görüşler, inkarlar ve düşmanlıklar ortaya çıkacaktır. Fakat şunu iyi bilmemiz gerekiyor: Yorum farklılıkları elbette olacaktır ki zaten Kur'an bunu da vermiştir. O nokta da bir sıkıntı yok. Lakin bu yorum farklılıkları Kur'an a göre yapıldığı sürece geçerlidir, ve Kur'an ın içinde bugün tanık olduğumuz gibi bir cihat kavramı yoktur.

Bugün bize anlatılan gibi cihat tanımını araştırdığınız zaman, kaynakların %90 ının ''hadis'' adı altında kimin uydurduğu belli olmayan kaynaklar olduğunu görürsünüz. Kur'an ın dininde bugün tanık olduğumuz gibi bir cihat kavramı yoktur.



Barbarlığı doğrulayan kutsal metin neymiş merak ettim doğrusu.

Talkan savasin da daha dogrusu "talkan katliaminda" kuranda mi tahrif edilmisti ?
 


Talkan savasin da daha dogrusu "talkan katliaminda" kuranda mi tahrif edilmisti ?

Şu Kutaybe bin Müslim'in öncülüğünü çektiği savaş di mi ? Horosan valisi ve Emevi devletinin en önemli komutanlarından biri.. Şunu bilmeni isterim dostum: Emevi devleti ki, Hz.Peygamber'in akrabasını dahi gözünü kırpmadan katleden, aynı şekilde Hz.Ali'yi ve İmam-ı Azam'ı da kendileri tarafında olmamasını sebep bilerek katleden vahşi bir devlet idi. Zaten günümüzde bize ''hadis'' diye getirilen rivayetlerin büyük bir çoğunluğu da bu dönemde uyduruldu. Bu konuda dilersen bir kaç kaynak önerebilirim. Bu olayın Kur'an ile bir bağlantısı yoktur.

Ayrıca konuya tekrar dönecek olursak, Kur'an da katliam ya da bugün bize gösterilen anlamıyla bir cihat anlayışı yoktur. Var diyen varsa buyursun göstersin.
 
Şu Kutaybe bin Müslim'in öncülüğünü çektiği savaş di mi ? Horosan valisi ve Emevi devletinin en önemli komutanlarından biri.. Şunu bilmeni isterim dostum: Emevi devleti ki, Hz.Peygamber'in akrabasını dahi gözünü kırpmadan katleden, aynı şekilde Hz.Ali'yi ve İmam-ı Azam'ı da kendileri tarafında olmamasını sebep bilerek katleden vahşi bir devlet idi. Zaten günümüzde bize ''hadis'' diye getirilen rivayetlerin büyük bir çoğunluğu da bu dönemde uyduruldu. Bu konuda dilersen bir kaç kaynak önerebilirim. Bu olayın Kur'an ile bir bağlantısı yoktur.

Ayrıca konuya tekrar dönecek olursak, Kur'an da katliam ya da bugün bize gösterilen anlamıyla bir cihat anlayışı yoktur. Var diyen varsa buyursun göstersin.

Soruma cevap alabilir miyim ?
Tahrif edilmismiydi edilmemismiydi ?
 


Soruma cevap alabilir miyim ?
Tahrif edilmismiydi edilmemismiydi ?

Zaten vermiştim ama tekrar vereyim. Hayır edilmemişti. Kur'an da tahrif söz konusu değildir. Ona uyduğunu iddia ederek ona en büyük hainliği yapanların yozlaştırması ve bizatihi kendi tahrifleri söz konusudur. Öyleyse bende sorayım ; Bahsettiğin katliamın Kur'an a dayanan mazereti nedir söyler misin bana ?
 
Zaten vermiştim ama tekrar vereyim. Hayır edilmemişti. Kur'an da tahrif söz konusu değildir. Öyleyse bende sorayım ; Bahsettiğin katliamın Kur'an a dayanan mazereti nedir söyler misin bana ?

Onu bana sormayacaksin.
Turk cocuklarini esir edenlere kanlariyla nehri kizila boyayip cesetlerini yol boyunca asanlara soracaksin.
Burada tahrif edilmedigini soyleyen ben degilim sensin o yuzden soruyu bana degil kendine soracaksin.

Ayrica kuran ilk kez Hz. Osman zamaninda kitap haline getirilidi. O zamana kadar cogu hafizlarda geri kalani parsomenlerde saklandi. Kitap haline gelene kadar degismedigini mi dusunuyorsun ?
Eger degismedigini dusunuyorsan ilk kitap haline getirildiginde nasil duzenlendigini bana aciklar misin ?
 


Onu bana sormayacaksin.
Turk cocuklarini esir edenlere kanlariyla nehri kizila boyayip cesetlerini yol boyunca asanlara soracaksin.
Burada tahrif edilmedigini soyleyen ben degilim sensin o yuzden soruyu bana degil kendine soracaksin.

Ayrica kuran ilk kez Hz. Osman zamaninda kitap haline getirilidi. O zamana kadar cogu hafizlarda geri kalani parsomenlerde saklandi. Kitap haline gelene kadar degismedigini mi dusunuyorsun ?
Eger degismedigini dusunuyorsan ilk kitap haline getirildiginde nasil duzenlendigini bana aciklar misin ?

Öncelikle Hz.Osman değil, Halife Osman. İkinci olarak onun zamanında kitap haline getirildiğini nereden çıkardın ? Halife Osman'ın yaptığı şudur: Sahabeden herkes kendi kafasına göre bir tertip yapıyordu, hepsinin elinde ayrı bir tertip vardı. Halife Osman sadece bunlardan bir tanesini baz alıp onu kabul etmiştir. Tertip farklı bir şeydir. Burada Kur'an ın özgün metninin değiştirilmesi diye bir şey söz konusu değildir. Ha sen inanmıyorsundur, o beni ilgilendirmez.

Son olarak, o katliamı yapanlara soracağım hiçbir şey yok. Ben Kur'an a zaten sürekli danışıyorum, dolayısı ile cevabı biliyorum. Ben sadece bunu iddia edenlere soruyorum ki acaba benim kaçırdığım bir şey mi var, beni aydınlatsınlar diye. Zira ''hayat boyu öğrenme'' felsefesini benimsemiş biriyim.
 
Öncelikle Hz.Osman değil, Halife Osman. İkinci olarak onun zamanında kitap haline getirildiğini nereden çıkardın ? Halife Osman'ın yaptığı şudur: Sahabeden herkes kendi kafasına göre bir tertip yapıyordu, hepsinin elinde ayrı bir tertip vardı. Halife Osman sadece bunlardan bir tanesini baz alıp onu kabul etmiştir. Tertip farklı bir şeydir. Burada Kur'an ın özgün metninin değiştirilmesi diye bir şey söz konusu değildir. Ha sen inanmıyorsundur, o beni ilgilendirmez.

Son olarak, o katliamı yapanlara soracağım hiçbir şey yok. Ben Kur'an a zaten sürekli danışıyorum, dolayısı ile cevabı biliyorum. Ben sadece bunu iddia edenlere soruyorum ki acaba benim kaçırdığım bir şey mi var, beni aydınlatsınlar diye. Zira ''hayat boyu öğrenme'' felsefesini benimsemiş biriyim.

Hz. Yani hazret bir saygi ifadesidir kaldi ki halife olmadan oncesi icin sadece osman mi diyelim ya da Bilal-i habesiye sadece bilal peygamberin eslerine de ayse ve hatica diyelim. Lutfen dusunerek yazalim.

Herkes kafasina gore tertip ediyorsa ve Hz Osmanda birini sectiyse demekki ortalikta farkli dizimlerde kuranlarda vardi. Senin deyimine gore ise bu % 100 hecesi hecesine dogruydu. Peki bunu kim belirledi Hz osmansa kuran peygambere verilenle birbir ayni degil. Yok aynisiysa ortalikta farkli kuranlarin ne isi vardi ?

Bir de kendini ovmemeni rica ediyorum.
Cem yilmazin dedigi gibi "sundan cok biliyorum ondan cok biliyorum" sabaha kadar gider. Konumuz sen degilsin kuran
 
Geri