Gelin Şiirle Dolalım, Şiire Doyalım

Konu sahibi son olarak 3632 gün önce görüldü
11021063_626552290809660_786342976133733943_n.jpg


Dünya dertlerinin içine düştük azizim,
şimdi bu çocuk bize mutluluğu öğretsin...

Emir Yakamoz / Dilefgâr Dergisi
 
İbrahimî bir ateş çekip nefesine;
rüzgâr diye üfleme yüreğime!
Yüreğim ki adın değdiğinden beri tellerine;
cenneti de bilir cehennemi de...

Emir Yakamoz / Dilefgâr Dergisi
 
Sokağın başında duruyordu
gölgesini yüreğinden saklayan bakışları...
Yalnızlığın göğsünü emiyordu
dudaklarındaki kurumuş düşleri.
Nabzının hıçkırıklar saklayan odasına dek
sinmişti hüznün kokusu...
A r t ı k ç ı p l a k t ı!
Artık üzerine giyindiği emanet,
korku desenli renkler de yoktu üzerinde.
Artık ölümün koynunda,
yaşamın gözlerine
yağa yağa kendini bulacaktı
kayıp şehirler haritasında...
Kendine koşmasının bedeli,
duvarlarına atılan taşların
yüreğine ektiği sızılar olacaktı.
A m a b i l i y o r d u!
Bedeller ağır oldukça
içindeki kelebeklerin de ömrü uzayacaktı...
Biliyordu,
anlaşılmazlığın şefkatli kollarında
bulacaktı mânânın özünü!
B i l i y o r d u...

Emir Yakamoz / Dilefgâr Dergisi
 
Uçurtmasının renklerini yalıyordu rüzgâr,
içindeki çalı çırpıları temizlemeyecekti artık.
Çünkü biliyordu ki onlar diz kapaklarını,
avuç içlerini, çehresini çizip kanattıkça
yüreğindeki pamuk ipliğine bağlı köprü
ya yıkılacak ya da göğün gerdanına tecrübe olarak dizilecekti.
Yaralı yanlarına öfkeli bir çınarın
şefkatli büyüsünü sarsa da onu anlayacak olanın,
onu onaracak olanın sadece kendisi olduğunu bilecek kadar da yorgundu.
Sahi neden hep sevdiklerimize kendimizi anlatmak zorunda kalıyoruz ki!
Kendimizi anlatmak zorunda kaldıklarımız,
aslında bizde olmayanlar değil midir?

Emir Yakamoz
 
Gece herkes uykudayken yıldızın koynundan bir ses geldi.
Kirpiklerim gelen misafirin dokunuşunda ıslaklığını kaybetti.
Gözlerimi açtığımda bir ateş böceğinin,
cebimde sakladığım mavi bilyeme dokunmak istediğini gördüm.
Sebebini sorduğumda aldığım cevap oldukça şaşırtıcıydı:
"Bilyenin içinde hapsolan seni çıkartacağım oradan
ve kirpiğin artık hiç ıslanmayacak!" demişti.
Ama o bilmiyordu ki ben gönüllü mahkûmuydum mavinin.
Ama o bilmiyordu ki ben kirpiğimdeki ıslaklığın,
beni yakan hüznünde asıl gurbetime hazırlıyorum ruhumu...

Emir Yakamoz / Dilefgâr Dergisi
 
Kalbimin duvarlarında gezinen,
ölüm zincirini kıramayan yanımın
aciz saçlarını doladım pencereme...
Buğularımı silen parmakların şimdi kıyametimin sözlüsü oldu,
biliyor musun?

Emir Yakamoz / Dilefgâr Dergisi
 
Harman yeri şu an ruhum,
sözcüklerimin her biri bir yere dağılmış.
En çok da, sarı yalnızlığımın
mavi yazmasına saklanmış cesareti olmayan sözcüklerim.
Birkaçı da gölgemi güneşine kavuşturacak olan
kelebeğimin kanadına sığınmış.
En akıllıları şiir bahçemin çitlerinde oynaşıyor…
Bir tanesi evvet!
Bir tanesi sinmiş bir köşeye.
Ssus pus ve her bir harfinin dudakları büzülmüş!
Yoksa bana k ü s t ü n m ü ?
diyor yol arkadaşına…

Emir Yakamoz / Dilefgâr Dergisi
 
Gecelerimin kirpiğinde bir masal yanıyor.
Akşamdan kalma ağrının avlusunda,
avurtları çökmüş bir gölgeyi emiyor yalnızlığım.
Kuş seslerinin bakirliğine kınasına kan saran kırılmalar eşlik ediyor.
Bir şiir sükunetinin kanına girdikçe endişe dikenleri,
huzurun duvağı kendi kendini imha ediyor...
Uf oldu ruhumun diz kapakları be hayat! Öp de geçsin, hadi!

Emir Yakamoz / Dilefgâr Dergisi
 
Son yeşil yaprağı da almıştı yerden serçenin minik gagası.
Taşıdığı yer gönlümün sarı yalnızlığındaki kıraç hıçkırıklar toprağıydı!
Bunu yapmasına ne gerek vardı?
Herkes gibi o da benden göç etmeyi düşünebilirdi...

Emir Yakamoz / Dilefgâr Dergisi
 
Adsız topraklara ektim yeşermeye istekli umutlarımı,
başka aşıklara çiçek açsın diye...

Emir Yakamoz / Dilefgâr Dergisi
 
Geri