Geleneksel Din

Konu sahibi son olarak 77 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Komik ve üstünkörü yazılmış bir mesaj, islamı savunan hemen herkes gibi anlatmışsınız.

Nihat Hatipoğlu izleyicisi bu mesajınıza inanır da bilen insanlar yani şeriat hakkında bilgisi olan kişi şu mesajınıza inanın gülerdi. Çünkü gerçeklikle ve hatta islamla en ufak bir ilgisi bile yok.
İslamın doğum yeri olan Arabistan'da bile hala kadının insan olup olmadığı tartışılıyor. Kadınlara ehliyet ve sinemaya gitme gibi haklar verileli 1 sene bile olmadı.

Hocam sen şu forumsaldaki sagini solunu bilmeyen uyeydin değil mi. Hoş geldin.
 
"ve kadına en çok değer veren din İslam" sonrasını okumadım.

Yıl 2019 hala okuduğunu anlamayanlar var.

Senin değer yargılarına göre degisir. Sende su insanları oy verdiği partiye göre yargılayan tip degil misin? Demek ki senin inanisinda yada inkarinda bu var. Sen zaten okuma benim mesajlarımi.
 
Hocam sen şu forumsaldaki sagini solunu bilmeyen uyeydin değil mi. Hoş geldin.

Hoş buldum, teşekkür ederim.

İslam öncesi kadına değer verilmez derler ama peygamberin ilk eşinin Mekke'nin en zenginlerinden olduğunu ve peygamberden yaşlı olduğunu nedense unuturlar.

Gerçek islamda kadının yerini öğrenmek isterseniz, boş bir vaktinizde Ümmü Kırfe'yi araştırın. Bakın bakalım islam kadına ne kadar hoşgörülüymüş.

Hoşgörü dini islama başka bir örnek;
Amr Bin Hişam, islam öncesi mekkede bilgisi ve dürüstlüğüyle nam salmış birisidir. Son derece bilgili, kültürlü ve devrinin ileri gelenlerinden birisidir. İslamın ilk tebliğ edildiği insanlardandır ama kendisi bunu reddeder. Ona en bilge olan anlamına da gelen Ebû'l hakem'de derlerdi, Bu bilge adam bedir savaşı sırasında kuyuya atıldı ve mezarı bile yoktur. Bahsettiğim kişiyi başka bir isimle biliyorsunuz. Ona hoşgörü dininin ilk inananları cehaletin atası anlamına gelen Ebu Cehil dediler.
 
oy vermek ile bu konunun ne alakası var bağcıların cahili seni :D engelliyorum hemen forum değişince açık kalmışsın
 
Hoş buldum, teşekkür ederim.

İslam öncesi kadına değer verilmez derler ama peygamberin ilk eşinin Mekke'nin en zenginlerinden olduğunu ve peygamberden yaşlı olduğunu nedense unuturlar.

Gerçek islamda kadının yerini öğrenmek isterseniz, boş bir vaktinizde Ümmü Kırfe'yi araştırın. Bakın bakalım islam kadına ne kadar hoşgörülüymüş.

Hoşgörü dini islama başka bir örnek;
Amr Bin Hişam, islam öncesi mekkede bilgisi ve dürüstlüğüyle nam salmış birisidir. Son derece bilgili, kültürlü ve devrinin ileri gelenlerinden birisidir. İslamın ilk tebliğ edildiği insanlardandır ama kendisi bunu reddeder. Ona en bilge olan anlamına da gelen Ebû'l hakem'de derlerdi, Bu bilge adam bedir savaşı sırasında kuyuya atıldı ve mezarı bile yoktur. Bahsettiğim kişiyi başka bir isimle biliyorsunuz. Ona hoşgörü dininin ilk inananları cehaletin atası anlamına gelen Ebu Cehil dediler.

Üstad senden ricam senle su diğer kaniş majör benim mesajlarımi alintilamayin. Mümkünse engelleyin ya
 
Üstad senden ricam senle su diğer kaniş majör benim mesajlarımi alintilamayin. Mümkünse engelleyin ya

Ben birisini engellemeyi kabalık olarak görürüm. Her mesajın altında alıntı yap butonu olduğu sürece alıntı yapar ve düşüncemi nezaketle dile getiririm.
 
Canis Major un birine cahil demesi.
Hayatta her şey var.
 
Bilgi amaçlı:
Sorulan sorular;

- Ebu Cehil’e neden hakem ismi verilmiştir?
- Neden Kuran’ın ilk zamanları direk onunla ilgilidir?
- Kalem suresi 2. inen suredir, yani Kur’an daha inmeye başlamadan Ebu Cehil'le uğraşmaktadır.
- 6. Surede de Ebu Leheb'le.
- Kalem Suresi 15. Ayeti şöyle der:
“Ayetlerimiz ona okunduğunda şöyle der: Bunlar daha öncekilerin masalları.”
- Ebu Cehil böyle bir laf etmiş olabilir mi? Kalem suresinden önce gelen sadece 1 sure var Alak Suresi, onun da 19 tane ayeti var ve o ayetler eskilerle falan ilgili değil.

Cevaplar;
a) Ebu Cahil’in asıl adı Amr (b. Hişam)’dır. Kendi kabilesi arasında önceleri fikrine itibar edilen bir kimseydi. Kuvvetli ihtimalle bu özelliğinden dolayı kendisine “hikmetin/bilgeliğin babası” manasına gelen ”Ebu’l-Hakem” künyesi verilmiştir.

Ancak zaman içinde çokça cehaleti ortaya çıktığı için, Velid b. Müğire tarafından kendisine “Ebu Cehil” lakabı takılmıştır. (Arapça Vikipedi)

Bazı rivayetlere göre ise, bu lakabı Hz. Peygamber ona takmıştır. (bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Ebu Cehil md.; Arapça Vekipidi; Mevduu İkra)

İkrime adındaki oğlunun, babasının fikirlerini terk etmesi ve İslam dinine girmesi, onun gerçekten “Ebu Cehil/cehaletin babası” lakabını hakkettiğinin göstergesidir.

b) Önce ayette söz konusu edilen hususlar genel olarak o günkü inkârcı müşrikleri hedeflemiştir.

“Sakın hakkı yalanlayanların sözlerine uyma.” (Kalem, 68/8) mealindeki 8. ayet ile ardından gelen 9. ayette açıkça çoğul olan bazı inkârcılara hitap edilmiştir.

Ardından gelen 10. ayetin üslubu değiştirilmiş ve “çoğul/cemaat”ler lafız itibariyle müfret/tekil gibi görünen “külle” (her biri, hepsi) kelimesi kullanılmıştır.

Örneğin 10. ayeti: “Yemin eden hiç bir kimseye itaat etme!” şeklinde tercüme edilebilir.

Demek ki ayetlerin geneli belli bir şahıstan ziyade inkârcılık yapan ve indiği ilk günden itibaren “Eskilerin masalları” diyerek karşı çıkanlara hitaptır.

b) Bu ayetlerde belli bir kişiden ziyade mevcut inkârcı zihniyetin hedef alındığını gösteren delillerden biri, ayetlerin hedefi olduğu bildirilen şahısların farklı kimlikleridir.

Tefsirlerde bunlar, Velid b. Muğire, Ebu Cehil, Esved b. Abdi yağus, Ahnes b. Şerîk olarak ifade edilmiştir. (bk. Taberi, Maverdi, Razi, Beydavî, ilgili ayetlerin tefsiri)

Bununla beraber, müfessirlerin büyük çoğunluğuna göre, burada asıl muhatap Velid b. Muğiredir. Bu vasıflar en çok da ona uyuyor. (bk. Kurtubi, ilgili ayetlerin tefsiri)

c) Alak suresinden sonra vahyin kesilmesi süreci denilen “vahyin fetret dönemi” en meşhur olan görüşe göre üç yıl devam etmiştir. Ardından Müddessir suresi inmiştir. (bk. İbn hacer, Fethu’l-Bari, 1/27)

Kalem suresinin ikinci sırada indiğine dair bilgiler -alternatifsiz- kesinlikte değildir.

Nitekim, az önce de ifade edildiği üzere, İbn Hacer’in verdiği bilgiye göre bazı alimler, Alak’dan sonra inen sure Müddesir suresi olduğunu bildirmişlerdir.

Yine bazı alimlere göre Kalem suresi, Alak, Muddesir, Müzzemmil surelerinden sonra dördüncü sırada inmiştir. (bk. Taktavi, et-Tefsiru’l-Vesit, Kalem suresinin tefsiri)

İster ikinci sırada, ister dördüncü sırada inmiş olsun, Kalem suresinin yaklaşık bi’setin 4. yılında indiğini söyleyebiliriz.

Buna göre, daha önce Kur’an’a şiddetli muaraza eden müşriklerin inkârcılıkları için her türlü bahane ve iftirayı kullandıklarında şüphe yoktur. Yani “Bu Kur’an eskilerin masallarıdır.” sözünü bir defa değil belki yüz defa kullanmışlardır.
 
Bilgi amaçlı:
Sorulan sorular;

- Ebu Cehil’e neden hakem ismi verilmiştir?
- Neden Kuran’ın ilk zamanları direk onunla ilgilidir?
- Kalem suresi 2. inen suredir, yani Kur’an daha inmeye başlamadan Ebu Cehil'le uğraşmaktadır.
- 6. Surede de Ebu Leheb'le.
- Kalem Suresi 15. Ayeti şöyle der:
“Ayetlerimiz ona okunduğunda şöyle der: Bunlar daha öncekilerin masalları.”
- Ebu Cehil böyle bir laf etmiş olabilir mi? Kalem suresinden önce gelen sadece 1 sure var Alak Suresi, onun da 19 tane ayeti var ve o ayetler eskilerle falan ilgili değil.

Cevaplar;
a) Ebu Cahil’in asıl adı Amr (b. Hişam)’dır. Kendi kabilesi arasında önceleri fikrine itibar edilen bir kimseydi. Kuvvetli ihtimalle bu özelliğinden dolayı kendisine “hikmetin/bilgeliğin babası” manasına gelen ”Ebu’l-Hakem” künyesi verilmiştir.

Ancak zaman içinde çokça cehaleti ortaya çıktığı için, Velid b. Müğire tarafından kendisine “Ebu Cehil” lakabı takılmıştır. (Arapça Vikipedi)

Bazı rivayetlere göre ise, bu lakabı Hz. Peygamber ona takmıştır. (bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Ebu Cehil md.; Arapça Vekipidi; Mevduu İkra)

İkrime adındaki oğlunun, babasının fikirlerini terk etmesi ve İslam dinine girmesi, onun gerçekten “Ebu Cehil/cehaletin babası” lakabını hakkettiğinin göstergesidir.

b) Önce ayette söz konusu edilen hususlar genel olarak o günkü inkârcı müşrikleri hedeflemiştir.

“Sakın hakkı yalanlayanların sözlerine uyma.” (Kalem, 68/8) mealindeki 8. ayet ile ardından gelen 9. ayette açıkça çoğul olan bazı inkârcılara hitap edilmiştir.

Ardından gelen 10. ayetin üslubu değiştirilmiş ve “çoğul/cemaat”ler lafız itibariyle müfret/tekil gibi görünen “külle” (her biri, hepsi) kelimesi kullanılmıştır.

Örneğin 10. ayeti: “Yemin eden hiç bir kimseye itaat etme!” şeklinde tercüme edilebilir.

Demek ki ayetlerin geneli belli bir şahıstan ziyade inkârcılık yapan ve indiği ilk günden itibaren “Eskilerin masalları” diyerek karşı çıkanlara hitaptır.

b) Bu ayetlerde belli bir kişiden ziyade mevcut inkârcı zihniyetin hedef alındığını gösteren delillerden biri, ayetlerin hedefi olduğu bildirilen şahısların farklı kimlikleridir.

Tefsirlerde bunlar, Velid b. Muğire, Ebu Cehil, Esved b. Abdi yağus, Ahnes b. Şerîk olarak ifade edilmiştir. (bk. Taberi, Maverdi, Razi, Beydavî, ilgili ayetlerin tefsiri)

Bununla beraber, müfessirlerin büyük çoğunluğuna göre, burada asıl muhatap Velid b. Muğiredir. Bu vasıflar en çok da ona uyuyor. (bk. Kurtubi, ilgili ayetlerin tefsiri)

c) Alak suresinden sonra vahyin kesilmesi süreci denilen “vahyin fetret dönemi” en meşhur olan görüşe göre üç yıl devam etmiştir. Ardından Müddessir suresi inmiştir. (bk. İbn hacer, Fethu’l-Bari, 1/27)

Kalem suresinin ikinci sırada indiğine dair bilgiler -alternatifsiz- kesinlikte değildir.

Nitekim, az önce de ifade edildiği üzere, İbn Hacer’in verdiği bilgiye göre bazı alimler, Alak’dan sonra inen sure Müddesir suresi olduğunu bildirmişlerdir.

Yine bazı alimlere göre Kalem suresi, Alak, Muddesir, Müzzemmil surelerinden sonra dördüncü sırada inmiştir. (bk. Taktavi, et-Tefsiru’l-Vesit, Kalem suresinin tefsiri)

İster ikinci sırada, ister dördüncü sırada inmiş olsun, Kalem suresinin yaklaşık bi’setin 4. yılında indiğini söyleyebiliriz.

Buna göre, daha önce Kur’an’a şiddetli muaraza eden müşriklerin inkârcılıkları için her türlü bahane ve iftirayı kullandıklarında şüphe yoktur. Yani “Bu Kur’an eskilerin masallarıdır.” sözünü bir defa değil belki yüz defa kullanmışlardır.

Zahmetiniz için teşekkür ederim ama bir yerden alıntı yapınca alıntı işaretini kullanmanız gerekir yoksa insanlar sizin yazdığınızı düşünebilir.

Mesajın orijinli: https://sorularlaislamiyet.com/ebu-...tir-ve-kurana-eskilerin-masallari-demis-midir

Kendiniz okuyup yorumlama yaptığınızda zevkle tartışabilirim.

İyi akşamlar.
 
Bilgi amaçlı:
Sorulan sorular;

- Ebu Cehil’e neden hakem ismi verilmiştir?
- Neden Kuran’ın ilk zamanları direk onunla ilgilidir?
- Kalem suresi 2. inen suredir, yani Kur’an daha inmeye başlamadan Ebu Cehil'le uğraşmaktadır.
- 6. Surede de Ebu Leheb'le.
- Kalem Suresi 15. Ayeti şöyle der:
“Ayetlerimiz ona okunduğunda şöyle der: Bunlar daha öncekilerin masalları.”
- Ebu Cehil böyle bir laf etmiş olabilir mi? Kalem suresinden önce gelen sadece 1 sure var Alak Suresi, onun da 19 tane ayeti var ve o ayetler eskilerle falan ilgili değil.

Cevaplar;
a) Ebu Cahil’in asıl adı Amr (b. Hişam)’dır. Kendi kabilesi arasında önceleri fikrine itibar edilen bir kimseydi. Kuvvetli ihtimalle bu özelliğinden dolayı kendisine “hikmetin/bilgeliğin babası” manasına gelen ”Ebu’l-Hakem” künyesi verilmiştir.

Ancak zaman içinde çokça cehaleti ortaya çıktığı için, Velid b. Müğire tarafından kendisine “Ebu Cehil” lakabı takılmıştır. (Arapça Vikipedi)

Bazı rivayetlere göre ise, bu lakabı Hz. Peygamber ona takmıştır. (bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Ebu Cehil md.; Arapça Vekipidi; Mevduu İkra)

İkrime adındaki oğlunun, babasının fikirlerini terk etmesi ve İslam dinine girmesi, onun gerçekten “Ebu Cehil/cehaletin babası” lakabını hakkettiğinin göstergesidir.

b) Önce ayette söz konusu edilen hususlar genel olarak o günkü inkârcı müşrikleri hedeflemiştir.

“Sakın hakkı yalanlayanların sözlerine uyma.” (Kalem, 68/8) mealindeki 8. ayet ile ardından gelen 9. ayette açıkça çoğul olan bazı inkârcılara hitap edilmiştir.

Ardından gelen 10. ayetin üslubu değiştirilmiş ve “çoğul/cemaat”ler lafız itibariyle müfret/tekil gibi görünen “külle” (her biri, hepsi) kelimesi kullanılmıştır.

Örneğin 10. ayeti: “Yemin eden hiç bir kimseye itaat etme!” şeklinde tercüme edilebilir.

Demek ki ayetlerin geneli belli bir şahıstan ziyade inkârcılık yapan ve indiği ilk günden itibaren “Eskilerin masalları” diyerek karşı çıkanlara hitaptır.

b) Bu ayetlerde belli bir kişiden ziyade mevcut inkârcı zihniyetin hedef alındığını gösteren delillerden biri, ayetlerin hedefi olduğu bildirilen şahısların farklı kimlikleridir.

Tefsirlerde bunlar, Velid b. Muğire, Ebu Cehil, Esved b. Abdi yağus, Ahnes b. Şerîk olarak ifade edilmiştir. (bk. Taberi, Maverdi, Razi, Beydavî, ilgili ayetlerin tefsiri)

Bununla beraber, müfessirlerin büyük çoğunluğuna göre, burada asıl muhatap Velid b. Muğiredir. Bu vasıflar en çok da ona uyuyor. (bk. Kurtubi, ilgili ayetlerin tefsiri)

c) Alak suresinden sonra vahyin kesilmesi süreci denilen “vahyin fetret dönemi” en meşhur olan görüşe göre üç yıl devam etmiştir. Ardından Müddessir suresi inmiştir. (bk. İbn hacer, Fethu’l-Bari, 1/27)

Kalem suresinin ikinci sırada indiğine dair bilgiler -alternatifsiz- kesinlikte değildir.

Nitekim, az önce de ifade edildiği üzere, İbn Hacer’in verdiği bilgiye göre bazı alimler, Alak’dan sonra inen sure Müddesir suresi olduğunu bildirmişlerdir.

Yine bazı alimlere göre Kalem suresi, Alak, Muddesir, Müzzemmil surelerinden sonra dördüncü sırada inmiştir. (bk. Taktavi, et-Tefsiru’l-Vesit, Kalem suresinin tefsiri)

İster ikinci sırada, ister dördüncü sırada inmiş olsun, Kalem suresinin yaklaşık bi’setin 4. yılında indiğini söyleyebiliriz.

Buna göre, daha önce Kur’an’a şiddetli muaraza eden müşriklerin inkârcılıkları için her türlü bahane ve iftirayı kullandıklarında şüphe yoktur. Yani “Bu Kur’an eskilerin masallarıdır.” sözünü bir defa değil belki yüz defa kullanmışlardır.

hadis müslümanlarının en derin handikaplarından biri. ayetler üzerinden tez savunmak "bende kutsal döküman var sen de yok" olur. olmaz arkadaşım olmaz kuran'ın değiştiğine dair rivayetler aktaran buhari bir tarafta, kuran'ın allah korumasında olduğunu söyleyen allah bir tarafta. ters mıknatıslanma yapar bu.
 
Zahmetiniz için teşekkür ederim ama bir yerden alıntı yapınca alıntı işaretini kullanmanız gerekir yoksa insanlar sizin yazdığınızı düşünebilir.

Mesajın orijinli: https://sorularlaislamiyet.com/ebu-...tir-ve-kurana-eskilerin-masallari-demis-midir

Kendiniz okuyup yorumlama yaptığınızda zevkle tartışabilirim.

İyi akşamlar.

Kaynak belirtmem gerekiyordu haklısınız lakin, çoğu kişinin alıntı olduğunu anladığını umuyorum. Bakın, en basiti bile oğlu dahi babasının yolunu seçmez ve islam’ı seçer -ki Müslüman’lara yönelik yaptığı zulmü anlatmaya gerek olduğunu dahi sanmıyorum veya şöyle;

“Peygamber efendimizle aynı yaşlarda olan Ebû Cehil, ilk anlarından itibâren İslâm'a hep karşı çıkmış, Peygamber efendimize ve özellikle güçsüz müslümanlara var gücüyle düşmanlık gösterip ezâ ve cefâlarda bulunmuştur. İslâm'ın ilk iki şehidinden biri olan Ammâr b. Yâsir*'in annesi Sümeyye, İslâm düşmanı Ebû Cehil tarafından hunharca öldürülmüştür. Hayatı boyunca İslâm'a karşı tüm faâliyetlerde başı çeken Ebû Cehil, müslümanların açlıktan dolayı ölümle karşı karşıya kaldıkları boykot uygulamasını şiddetle takip etmiş, boykotun kaldırılmasına karşı çıkmış; Hz. Peygamber'in hicretinden kısa bir süre önce Dâru'n-Nedve* 'de yapılan müzâkerede her sülaleden seçilecek birer temsilcinin oluşturduğu bir fedâi grubu tarafından Peygamber efendimizin öldürülmesini teklif etmiştir.”
İlgili kısım bile bakış açınızı değiştirir mi bilmem ama benim için yeterlidir.

Kaynak: https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/ebu-cehil
Teşekkürler.

hadis müslümanlarının en derin handikaplarından biri. ayetler üzerinden tez savunmak "bende kutsal döküman var sen de yok" olur. olmaz arkadaşım olmaz kuran'ın değiştiğine dair rivayetler aktaran buhari bir tarafta, kuran'ın allah korumasında olduğunu söyleyen allah bir tarafta. ters mıknatıslanma yapar bu.

Benim kendi düşüncelerimin Arş’ın sahibinin Ayet’lerinin huzurunda bir hardal tanesi kadar önemi yok, gerçek olan ne ise onu paylaştım, tesir eder veya etmez bilgi bilgidir, handikap değildir hele ki hadis veya ayetler asla.
 
Kaynak belirtmem gerekiyordu haklısınız lakin, çoğu kişinin alıntı olduğunu anladığını umuyorum. Bakın, en basiti bile oğlu dahi babasının yolunu seçmez ve islam’ı seçer -ki Müslüman’lara yönelik yaptığı zulmü anlatmaya gerek olduğunu dahi sanmıyorum veya şöyle;
“Peygamber efendimizle aynı yaşlarda olan Ebû Cehil, ilk anlarından itibâren İslâm'a hep karşı çıkmış, Peygamber efendimize ve özellikle güçsüz müslümanlara var gücüyle düşmanlık gösterip ezâ ve cefâlarda bulunmuştur. İslâm'ın ilk iki şehidinden biri olan Ammâr b. Yâsir*'in annesi Sümeyye, İslâm düşmanı Ebû Cehil tarafından hunharca öldürülmüştür. Hayatı boyunca İslâm'a karşı tüm faâliyetlerde başı çeken Ebû Cehil, müslümanların açlıktan dolayı ölümle karşı karşıya kaldıkları boykot uygulamasını şiddetle takip etmiş, boykotun kaldırılmasına karşı çıkmış; Hz. Peygamber'in hicretinden kısa bir süre önce Dâru'n-Nedve* 'de yapılan müzâkerede her sülaleden seçilecek birer temsilcinin oluşturduğu bir fedâi grubu tarafından Peygamber efendimizin öldürülmesini teklif etmiştir.”
İlgili kısım bile bakış açınızı değiştirir mi bilmem ama benim için yeterlidir.
Kaynak: https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/ebu-cehil




Benim kendi düşüncelerimin Arş’ın sahibinin Ayet’lerinin huzurunda bir hardal tanesi kadar önemi yok, gerçek olan ne ise onu paylaştım, tesir eder veya etmez bilgi bilgidir, handikap değildir.

Paylaşmanıza değil de daha çok paylaşılana ithafen söyledim , sorun yok.
 
Kaynak belirtmem gerekiyordu haklısınız lakin, çoğu kişinin alıntı olduğunu anladığını umuyorum. Bakın, en basiti bile oğlu dahi babasının yolunu seçmez ve islam’ı seçer -ki Müslüman’lara yönelik yaptığı zulmü anlatmaya gerek olduğunu dahi sanmıyorum veya şöyle;

“Peygamber efendimizle aynı yaşlarda olan Ebû Cehil, ilk anlarından itibâren İslâm'a hep karşı çıkmış, Peygamber efendimize ve özellikle güçsüz müslümanlara var gücüyle düşmanlık gösterip ezâ ve cefâlarda bulunmuştur. İslâm'ın ilk iki şehidinden biri olan Ammâr b. Yâsir*'in annesi Sümeyye, İslâm düşmanı Ebû Cehil tarafından hunharca öldürülmüştür. Hayatı boyunca İslâm'a karşı tüm faâliyetlerde başı çeken Ebû Cehil, müslümanların açlıktan dolayı ölümle karşı karşıya kaldıkları boykot uygulamasını şiddetle takip etmiş, boykotun kaldırılmasına karşı çıkmış; Hz. Peygamber'in hicretinden kısa bir süre önce Dâru'n-Nedve* 'de yapılan müzâkerede her sülaleden seçilecek birer temsilcinin oluşturduğu bir fedâi grubu tarafından Peygamber efendimizin öldürülmesini teklif etmiştir.”
İlgili kısım bile bakış açınızı değiştirir mi bilmem ama benim için yeterlidir.

Kaynak: https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/ebu-cehil
Teşekkürler.

Benim kendi düşüncelerimin Arş’ın sahibinin Ayet’lerinin huzurunda bir hardal tanesi kadar önemi yok, gerçek olan ne ise onu paylaştım, tesir eder veya etmez bilgi bilgidir, handikap değildir.

Taraftar toplamanın en etkili yolu propaganda yapmaktır. Bu durum bugün bile değişmemiştir, islamiyet daima mağduriyet ile prim yapar.

Anlatıma bakarsanız bedir savaşında müslümanlar artık başka çareleri kalmadığı için savaştığını söylerler, doğrusu ise bedir savaşı kervanlar için yapılmıştır. Ne yazık ki bilginiz tek kaynak üzerinden yürüyor. Tarafsız kaynaklardan bakmanız gerekiyor ve rica ediyorum benim yaptığım gibi kendi yorumlarınızla katılın.
 
Taraftar toplamanın en etkili yolu propaganda yapmaktır. Bu durum bugün bile değişmemiştir, islamiyet daima mağduriyet ile prim yapar.

Anlatıma bakarsanız bedir savaşında müslümanlar artık başka çareleri kalmadığı için savaştığını söylerler, doğrusu ise bedir savaşı kervanlar için yapılmıştır. Ne yazık ki bilginiz tek kaynak üzerinden yürüyor. Tarafsız kaynaklardan bakmanız gerekiyor ve rica ediyorum benim yaptığım gibi kendi yorumlarınızla katılın.

Evet Müslümanlar kervanlar için savaşmıştır. Müşrikler müslümanlara mekke de ticaret yaptırtmayacaklar dahası yetmeyecek şehirden sürecekler ve hatta gariban olanlarını öldürecekler. Bunları yapan müşrikler mazlum ama onların kervanına saldıran Müslümanlar zalim öyle mi :) islam düşmanlığı mantığınını da kör etmiş ..
Bedir mazlumun zalime baş kaldırışırıdır. Müslümanların " elimiz armut toplamıyor " deyişinin ilanıdır ve Bedir İslam nehrinin bir kaynak gibi fışkırdığı su kuyusudur. Boğdukları da bu ulvi kuyuyu kapatmak isteyen şerefsizlerden başkası olmamıştır.
 
Geleneksel din ne yavrum ya?
Bir de aciklamaya calismis.
Komedidram.
 
Açıklarım ama miden bulanır

Ala bu evrimsel gelişimini tebessümle izliyorum. Umut verici bir gelişim bu ama dengeyi unutma. Hala sapla samanı karıştırdığın yerler var ama müdahele etmeyeceğim sana. Yaşayarak öğreneceksin zaten. İdrakın daim olsun.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri