-
- Katılım
- Kasım 28, 2013
-
- Mesajlar
- 955
-
- Tepkime puanı
- 5
-
- Puanları
- 268
-
- Yaş
- 33
babam hakkında
üzerinden 10 yıldan fazla geçti. ak parti'nin henüz yeni iktidar olduğu yıllardı. bir kaç ak partili milletvekilinin bize yemeğe gelmesiyle başladı her şey.
benim yaşıma yakın yaşlarda evlatlarıyla gelen vekillerin çocuklarına hoş vakit geçirmek de bana düşmüştü. o zamanlar mahallede benim gözümle iki çeşit arkadaş grubu vardı. bir grup orta ve zengin düzeyde ailelerin çocuklarıydı ki bunlar akşam yedi'de eve giden, annelerinin izni olmadan sokağa çıkamayan, aileleriden aşırı şefkat görmüş parlak gelecekli çocuklardı.
diğer grup ise gariban ailelerin çocuklarından oluşuyordu. yorgunluktan bayılıncaya dek top peşinde koşardık. camiden su içip komşuların ağaçlarına dadanırdık.
benim için ailemden değerli olan bu gruba vekillerimizin çocukları bir türlü ısınamadılar. e tabi benim umrumda mı?
babamla ilk siyasi kavgamızın başlangıcını bu olay görüyorum ben. ilk kez o çocuklar gibi olmak istemediği hatta onları bir daha görmek istemediğimi belirttim çocuk aklımla. tam 14 yıldır kurtulamadım kendilerinden.
babamın siyasi görüşlerinden ötürü sürekli iç içe yaşadığım bu gruba hiçbir zaman dahil olmadım. 'din' adı altında kurdukları hükümetin pek çok üyesiyle karşılaşma fırsatı buldum bu süreçte. bu yüzden siyasi seçimlerimi çok erken yaşta yapmaya başladım.
fikirlerimin uyuştuğu görüş yüzünden hep kavga ettim babamla. çocukluğum babama olan nefretimle geçti. çoğu zaman benden utandığını hatta muhalefet olmamam için arkadaşlarından saklamaya çalıştığını hissettim. yine de onların görüşüne saygı duydum. biri çıkıp türk ırkı yoktur dedi, diğeri milliyetçilik ayaklarımızın altında dedi. hiçbir şey diyemedim.
...
artık babamın yanında kalmıyordum. onunla kavga da etmiyordum. 'bir ihtiyacın var mı', 'bayramın kutlu olsun', 'annemi versene', ' gelcem ama sınavlardan fırsat bulamıyorum' muhabbetlerinden fazlası yoktu artık aramızda.
bir sonbahar sabahı öğlene doğru uyandım. bir insanı babasından mahrum edecek kadar 'dindar' olanların rüşvet skandalına karıştıkları haberlerini gördüm. benim gibi milliyetçi olan ve sol görüşlü iki ev arkadaşımın gülümseyen bir ifadeyle 'ehehe biz diyorduk da inanmıyolardı' dediklerini duydum. belli ki benden de bekliyorlardı aynı tepkiyi.
istesem bile veremedim. yalandan bir gülümseme atıp odama geçtim geri. koltuğa oturup geçen onca yılı düşündüm. babamın büyük bir aşk ile bana anlattığı adamlar, artık rüşvet skandalıyla yaftalanmışlardı. insan aldatılıp ihanete uğrayınca göğsünde bir ağırlık hisseder ya, bende ondan çok fazlası oldu. bu adamlar beni değil, babamı aldatmışlardı.
üzerinden 10 yıldan fazla geçti. ak parti'nin henüz yeni iktidar olduğu yıllardı. bir kaç ak partili milletvekilinin bize yemeğe gelmesiyle başladı her şey.
benim yaşıma yakın yaşlarda evlatlarıyla gelen vekillerin çocuklarına hoş vakit geçirmek de bana düşmüştü. o zamanlar mahallede benim gözümle iki çeşit arkadaş grubu vardı. bir grup orta ve zengin düzeyde ailelerin çocuklarıydı ki bunlar akşam yedi'de eve giden, annelerinin izni olmadan sokağa çıkamayan, aileleriden aşırı şefkat görmüş parlak gelecekli çocuklardı.
diğer grup ise gariban ailelerin çocuklarından oluşuyordu. yorgunluktan bayılıncaya dek top peşinde koşardık. camiden su içip komşuların ağaçlarına dadanırdık.
benim için ailemden değerli olan bu gruba vekillerimizin çocukları bir türlü ısınamadılar. e tabi benim umrumda mı?
babamla ilk siyasi kavgamızın başlangıcını bu olay görüyorum ben. ilk kez o çocuklar gibi olmak istemediği hatta onları bir daha görmek istemediğimi belirttim çocuk aklımla. tam 14 yıldır kurtulamadım kendilerinden.
babamın siyasi görüşlerinden ötürü sürekli iç içe yaşadığım bu gruba hiçbir zaman dahil olmadım. 'din' adı altında kurdukları hükümetin pek çok üyesiyle karşılaşma fırsatı buldum bu süreçte. bu yüzden siyasi seçimlerimi çok erken yaşta yapmaya başladım.
fikirlerimin uyuştuğu görüş yüzünden hep kavga ettim babamla. çocukluğum babama olan nefretimle geçti. çoğu zaman benden utandığını hatta muhalefet olmamam için arkadaşlarından saklamaya çalıştığını hissettim. yine de onların görüşüne saygı duydum. biri çıkıp türk ırkı yoktur dedi, diğeri milliyetçilik ayaklarımızın altında dedi. hiçbir şey diyemedim.
...
artık babamın yanında kalmıyordum. onunla kavga da etmiyordum. 'bir ihtiyacın var mı', 'bayramın kutlu olsun', 'annemi versene', ' gelcem ama sınavlardan fırsat bulamıyorum' muhabbetlerinden fazlası yoktu artık aramızda.
bir sonbahar sabahı öğlene doğru uyandım. bir insanı babasından mahrum edecek kadar 'dindar' olanların rüşvet skandalına karıştıkları haberlerini gördüm. benim gibi milliyetçi olan ve sol görüşlü iki ev arkadaşımın gülümseyen bir ifadeyle 'ehehe biz diyorduk da inanmıyolardı' dediklerini duydum. belli ki benden de bekliyorlardı aynı tepkiyi.
istesem bile veremedim. yalandan bir gülümseme atıp odama geçtim geri. koltuğa oturup geçen onca yılı düşündüm. babamın büyük bir aşk ile bana anlattığı adamlar, artık rüşvet skandalıyla yaftalanmışlardı. insan aldatılıp ihanete uğrayınca göğsünde bir ağırlık hisseder ya, bende ondan çok fazlası oldu. bu adamlar beni değil, babamı aldatmışlardı.

