Bir zamanlar, büyük bir mezarlıkta gece yürüyüşü yapma adetine tutulmuştum. Kış vakti başlamıştım bu yürüyüşlere. El örmesi meşhur bir hırkam vardı ve dize kadar ördürmüştüm. Antika şeyleri de severim falan derken, elde baston, sırtımda hırka, kafada siyah bir börk. Sanırım evine giderken mezarlık yolunu kullanan bir adam beni görünce bayılmıştı. Sokak lambasının biraz uzağında, biraz yakınında, görünür görünmez bir noktada kesişmiştik. Elindeki telefonu falan düşürdü. Kendine geldiğinde tutuk bir dille konuşmuştu. Tatlı sitemler falan derken o hırkayı bir daha giymedim.