Gattaca - 1997

Konu sahibi son olarak 718 gün önce görüldü
gt.jpg

Uzun zaman önce izlemiştim.Bugün tevafuk bir kez daha bir arkadaşımla izleme şansı buldum.1997 yapımı bir film olmasına karşın,senaryo öylesine titizlikle ve öngörüyle hazırlanmış ve nihayetinde filme aktarılmış ki,bilim kurgu dalında bana kalırsa çıktığı yılın zirvesinde yar almıştır bu film.Başrolde Uma Thurman,Ethan Hawke ve Jude Law var.Uma ablamız o dönemlerde genelde drama filmlerinde oynamayı tercih ediyor.Daha sonra sinemanın mutsuz çocuğu Quentin Tarantino'nun manitası olup,Kill Bill gibi bir aksiyon serisine adım atmış olsa bile,Gattaca'daki performansı da fena değil. Jude Law,henüz yeni sinemaya atıldığı dönemler olmasına karşın fena değilmiş..Fakat burada oyunculuk namına bize şölen yaşatan kişi Ethan Hawke .Tek kelimeyle yönetmen bu filmde Ethan Hawke'da oyunculuk namına ne varsa iliklerine kadar sömürmüş.Ayrıca yönetmen hakkında çok umutlanmayın,bu filmden sonraki yapıtları ne yazık ki Gattaca'nın üzerinde değil.

Filmin konusuna gelirsek film genetik mimariyi konu alıyor.İnsanlar doğmadan önce çocuklarının saç/göz/ten rengi,boy uzunluğu vb. biyolojik faktörlere dokunuşlar yaparak,çocuklarının kendilerince kusursuz olmasını sağlamaktadırlar.Tabi bu dokunuşlar toplumda üst sınıf/alt sınıf gibi ayrışımları üst seviyeye çıkarmıştır.İnsanoğlunun kendince oluşturduğu döngüde üst seviye doğan insanlar,en iyi yaşam standartlarında hayatını idame ettirirken,tam tersi istikamette doğanlar ise adeta yoksulluk ve ölüme terkedilmiştir.

Film bu şekilde ilerlerken müthiş bir klişe beynimizde şimşek gibi çakıyor "İnsanoğlunun gücü Kaderin üzerinde değildir" biyolojik ve hatta kronik etmenlere müdahale eden insanın gücünün yetmediği tek şey kader mefhumuydu.Zira doğduktan sonra insanın başına gelebileceklere insanın gücü yetmiyor ve böyle bir muktedirliği bulunmuyordu.Bu doğruyu neredeyse 25 yıl önce,teknoloji ve bilimle harmanlayıp izleyiciye sunan çok güzel bir film.İzlemenizi tavsiye edebilirim.
 
çook sevdiğim bir filmdir. guanin adenin timin timin adenin sitozin adenin :)

bir yazı okumuştum afili filintalar’da galiba. seneler seneler önce. afşin kum’undu. onun bir bölümünde bu filmden bahsederdi. buraya bırakayım:

“Meşhur Gattaca filminden bir sahne: Polis, bir cinayetin işlendiği uzay araştırmaları şirketinde soruşturma yürütüyor, şirketin görevlisi de polise bilgi veriyor; çalışanların potansiyellerini tespit edip ona uygun işlerde görevlendirdiklerini söylüyor. Polis soruyor:

– Peki ya biri potansiyelini aşarsa?

– Hiç kimse potansiyelini aşamaz.

– Ama ya aşarsa?

– O zaman en başta potansiyelini yanlış belirlemişiz demektir.

Filmin hikâyesi ve ana fikri, polisi haklı çıkarır nitelikte, müdür, filmin salağı pozisyonunda. Hikâye, genlerden her şeyin okunabildiği bir çağda, genetik olarak çok zayıf karakterin kendini aşması falan üzerine. Göz yaşartıcı başarı hikâyelerini herkes sever; hayatın ona çıkardığı bütün engellere karşı azimle, hiç vazgeçmeden, hiç tereddüt etmeden, koyduğu hedefe ulaşmak için her şeyi yapan ve sonunda başaran kahramanın hikâyesi… Halbuki bu aynı zamanda bir ruh hastasının profilidir. Hayatı sağlıklı ve huzurlu yaşamak isteyen birinin ilk öğrenmesi gereken şey şudur: Fazla kasmayacaksın. Olmuyorsa olmuyordur.

Neyse, asıl değinmek istediğim şey; bu tür hikâyelerde, sözcüklerin anlamını çarpıtarak oradan bir edebi sanat üretmek alışkanlığı. Şirketin müdürü haklıdır. Kimse potansiyelini aşamaz, çünkü potansiyelin tanımı budur. Eğer size potansiyelini aşıyor gibi görünüyorsa, potansiyelini yanlış tahmin etmişsiniz demektir. Böyle düşünmeyi severim. Sözcüklerin doğru kullanılmasını isterim, anlamları çarpıtıldığında kızarım (cidden). (…)”

afşin kum - aşk ve gurur
 
çook sevdiğim bir filmdir. guanin adenin timin timin adenin sitozin adenin :)

bir yazı okumuştum afili filintalar’da galiba. seneler seneler önce. afşin kum’undu. onun bir bölümünde bu filmden bahsederdi. buraya bırakayım:

“Meşhur Gattaca filminden bir sahne: Polis, bir cinayetin işlendiği uzay araştırmaları şirketinde soruşturma yürütüyor, şirketin görevlisi de polise bilgi veriyor; çalışanların potansiyellerini tespit edip ona uygun işlerde görevlendirdiklerini söylüyor. Polis soruyor:

– Peki ya biri potansiyelini aşarsa?

– Hiç kimse potansiyelini aşamaz.

– Ama ya aşarsa?

– O zaman en başta potansiyelini yanlış belirlemişiz demektir.

Filmin hikâyesi ve ana fikri, polisi haklı çıkarır nitelikte, müdür, filmin salağı pozisyonunda. Hikâye, genlerden her şeyin okunabildiği bir çağda, genetik olarak çok zayıf karakterin kendini aşması falan üzerine. Göz yaşartıcı başarı hikâyelerini herkes sever; hayatın ona çıkardığı bütün engellere karşı azimle, hiç vazgeçmeden, hiç tereddüt etmeden, koyduğu hedefe ulaşmak için her şeyi yapan ve sonunda başaran kahramanın hikâyesi… Halbuki bu aynı zamanda bir ruh hastasının profilidir. Hayatı sağlıklı ve huzurlu yaşamak isteyen birinin ilk öğrenmesi gereken şey şudur: Fazla kasmayacaksın. Olmuyorsa olmuyordur.

Neyse, asıl değinmek istediğim şey; bu tür hikâyelerde, sözcüklerin anlamını çarpıtarak oradan bir edebi sanat üretmek alışkanlığı. Şirketin müdürü haklıdır. Kimse potansiyelini aşamaz, çünkü potansiyelin tanımı budur. Eğer size potansiyelini aşıyor gibi görünüyorsa, potansiyelini yanlış tahmin etmişsiniz demektir. Böyle düşünmeyi severim. Sözcüklerin doğru kullanılmasını isterim, anlamları çarpıtıldığında kızarım (cidden). (…)”

afşin kum - aşk ve gurur

Teşekkür ederim katkınız için sevgili Larien.Ben esasen bu film için,daha derinlemesine bir analiz yazısı kaleme almayı düşünüyordum.Lakin hem üşengeçlik,hemde uzun yazıların okuyanı sıkmasından mütevellit yüzeysel değinmeyi tercih ettim.Filmi daha önce izlemiş ve beğenmiş olmanıza sevindim,gerçi mahiyet ve muhtevası sebebi ile beğenilmeyecek gibi değil. : )
 
Teşekkür ederim katkınız için sevgili Larien.Ben esasen bu film için,daha derinlemesine bir analiz yazısı kaleme almayı düşünüyordum.Lakin hem üşengeçlik,hemde uzun yazıların okuyanı sıkmasından mütevellit yüzeysel değinmeyi tercih ettim.Filmi daha önce izlemiş ve beğenmiş olmanıza sevindim,gerçi mahiyet ve muhtevası sebebi ile beğenilmeyecek gibi değil. : )

rica ederim.
kaleme alırsanız okuruz. uzun yazıların okuyucuları da var bu forumda. yazılanlara da bir katkı sağlarız belki.
 
rica ederim.
kaleme alırsanız okuruz. uzun yazıların okuyucuları da var bu forumda. yazılanlara da bir katkı sağlarız belki.
Bu ara Dr. Tezi hazırlıyorum hocam.Normal de uzun yazı veya cevap yazmaktan hiç çekinmeyen birisiyim lakin,şu dönemde 10 satırdan sonraki her kelime bana,zul oluyor.Kısmet inşallah ilerleyen dönemlerde detaylı bir analiz yazısı hem bu film için,hem başka filmler için yazmaya çalışalım.Teşekkür ederim...
 
Film çok iyiydi gerçekten.
Sadece genlere bağlı olarak potansiyeli anlaşılan ve buna göre seçilen bir yerde başkasının genlerini kullanarak hayallerine ulaşan bir kişi. Buradan ne sonuç çıkaralım? Hayallerine ulaşmak için her yol mübah mı? Nihayetinde her ne olursa olsun ben sonuç odaklı biri olarak hayallerine ulaşmış birini görüyorum. Filmde geçen “gen ırkçılığı” tabirine pek katılmıyorum. Milyon dolarların harcandığı bir yerde en iyi örneğin seçilmesi gayet anlaşılır.

Eleman kızı kendi haliyle, kendisi olarak elde etti. Bu bir yerde insanın “mükemmele ulaşma arzusunun” ne kadar boş olduğuna da ifade etti bana. Doktorun başından beri onun kim olduğunu biliyor olması ve bu oyunu oynamasına seyirci olmasına çok ama çok şaşırdım. Kahramanımıza “hadi işine git” demesine de çok sevindim. Ayrıca filmin müziği de harika.

Güzel bir öneriydi. Teşekkürler.
 
Begendiginize sevindim ustad.25 yil onceden bugunlere veya daha sonraki yillara atif yapan,belki de yon gosteren bir film.İsrail,Amerika,Çin,Rusya biz cig koftenin helal/haram tartismasini yaparken,adamlar genlerle yapboz oynar gibi deneyler yapiyor.

Doktorun duruma sessiz kalmasi belki de bunun bir parcasi olmasini kader mefhumuna bagliyorum ben.Mukederat denilen mefhum,nihayetin de herkes icin isliyor.Tanri belki de adaleti boyle sagliyordur.Kim bilir. : )

Aslinda film bir manada da totoliter rejmlere karsi sivil/bireysel itaatsizligin sinirinin nasil asilacagini,beyne zerk ediyor.İsan isterse ozgur iradesiyle yapabiliyor.Bu raddede insani gaza getiren bir film.Sizin persfektifiniz de cok guzel @No Pasaran hocam.Sanirim bu filmde en zayif halka veya yufka yurekli Doktor. : )

Bu ara da filmin muzikleri Michael Nyman'a ait.
 
Son düzenleme:
Geri