Garip Ama Gerçek.

  • Kullanıcı xLee
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Konu sahibi son olarak 4871 gün önce görüldü
O sezon finalleri neydi be abi.

Behzat ç , suskunlar , kuzey güney.​



525919_335033773241609_1553057879_n.jpg


 
Ne olurdu sanki bir kerede insanlık moda olsa.​
 
o değilde bütün cips isimleri neden 'S' ile bitiyo anlamış değilim.​
 
Sadece senin olmak istedim şu dünyada,sadece sana ait olmak.​
 
Sıkıntı ve buhran anında, erkeğe ihtiyaç duymayan kadın güçlü kadındır.

Ne konuda olursa olsun bu sıkıntı. Bu benim görüşüm ve tespitimdir. Bir kadının duygularını tam bilemeyeceğim için yanılıyor da olabilirim.​
 
Tek başıma yapmaya üşendiğim şeyleri beraber yapabileceğim birisi olmalı.​
 
Ben hep Yeşilçam filmlerindeki gibi bir aşk yaşamak istedim. Tarık Akan kadar karizmatik değildim ama Sadri Alışık kadar çok sevmeyi bildim. Filmlerde sevmek yetiyordu mutlu olmak için. Bir süre acı çekiyor, sonrasında sonsuz bir mutluluğa erişiyordun. Üstelik para pul da önemli değildi.

Ben hep Yeşilçam filmlerindeki gibi bir aşk yaşamak istedim. Bu yüzden bir çok filmde başrol oyuncusu oldum. Ne Türkan Şoray’lar, ne Filiz Akın’lar gördüm. Bazen Cüneyt Arkın kadar yürekli olup koştum peşinden, bazen Erol Taş kadar gaddar olup acı verdim. Filmlerin sonu değişmiyordu. Zaten ben de sevmiyordum filmlerdeki kadar.

Bi’keresinde Sadri Alışık kadar çok sevmiştim. Çocukça, saf, temiz. Karşılıklı dengesizliklerimiz yüzünden filmin sonunda birbirimize doğru koşup sarılamadık. Başaklarına sarıldık ve buruk bir sonla bitti film. En azından benim için öyleydi. Ben hep yerine sevmeyi denedim. Olmadı ama denedim. Zaten olmadığını farkedince de uzatmadım bu oyunu ve inzivaya çekildim.

Ben hep Yeşilçam filmlerindeki gibi bir aşk yaşamak istedim. Bu yüzden herkesi sevemedim. Filmlerdeki gibi değilmiş herşey! Sevmek yetmiyor ve mucizeler kavuşturmuyormuş. Yine de ben hep Yeşilçam filmlerindeki gibi bir aşk yaşamak istedim.

Belki yıllar sonra bir yerde karşılaşırız ve birbirimize doğru koşup sarılırız. Biz mutlu oluruz, SON yazar izleyenlerin ekranında titreyen karıncalı bir yazıyla. Olmaz ama hayal kurmadan da olmaz. Hayaller geçici de olsa iliştiriyor suratıma en masum tebessümü. Ve geçiyor sonra. Yerini rakı sofrasındaki yüz ifadesine bırakıyor.

Yine de ben hep Yeşilçam filmlerindeki gibi bir aşk yaşamak istedim. Belki dedim.. Hani belki.. Olmaz ama, belki bir gün severiz birbirimizi. Çünkü ben hep Yeşilçam filmlerindeki gibi bir aşk yaşamak istedim.

SON
 
İçimi dökemiyorum artık. Sığmıyor kelimelere. Oysa sadece ne kadar çok özlediğimi yazmak istiyorum ama birleştiremiyorum harfleri. Yetersiz kalıyor “çok özledim”ler. İyi misin onu bile bilmiyorum. Belki sesini duysam geçerdi bu içimdeki anlamsız hüzün..

Olması gerekenden kısa mı sürer en güzel şeyler? Mutluluk ne kadar fazlaysa o kadar kısa mıdır? Mutluydum eskiden hatırlıyorum.. Kısa süren çok güzel bir mutluluğum vardı. Rüya mıydı, yoksa gerçek mi bilmiyorum. Ama mutluydum eskiden.

Aslında çok zor olmuyor artık. Kalabalıklarda unutuyorum özlediğimi. Kafamı sürekli meşgul ediyorum özlememek için. Saçmalıyorum çoğu zaman. Gereksiz ve boş insanların saçma eylemlerine ortak oluyorum. Yine de etraf sessizleşince seninle doluyor içim. Çıldırıyorum. Gecenin hüznüyle birleşince yokluğun, baş edilemez bir özlem çekiyorum.

Özleyip özlemediğini bilmiyor olmak o kadar acıtıyor ki canımı tahmin bile edemezsin. Keşke bununla sınırlı kalsaydı. Kim olduğunu bile bilmiyorum senin. Hatırlayamıyorum..

Kim olduğunu unuttum ama sevmekten vazgeçemedim sanırım. Özlemek istemiyorum artık seni. Canımı yakıyorsun.

Tanımadığım bir kadın yüzünden acı çekiyorum ve delirircesine özlüyorum. İçince geçiyor oysa. Anlaşılan bu gece fazla çekmemişim. Gidiyorum. Biraz içip unutacağım seni tekrar.

Ve tekrar ayılacağım ve tekrar gece olacak ve özleyeceğim. Ve bu hep böyle gitmeyecek. Bir gün seni özlediğimi bile unutacağım.

SON
 
…Sonuç olarak yaşıyoruz hâlâ. Ölmedik ama ölsek de en fazla bu kadar yaşardık. Duyguları ölünce boşa yaşıyor insan. En değer verdiği şeyi kaybedince, diğer kaybedişler koymuyor..
Keraneye döndü hayatım, giren çıkan belli değil. Or__spu kaynıyor etraf. Bir de uçkuruna düşkün aciz zevk köleleri. Ve pezevenkler, çıkar avcıları. Umrumda değil hiçbiri. Ben erken pes ettim, çabuk çektim bayrağı. Ölümü bekliyorum usulca. Size kolay gelsin.


Ha unutmadan, yalnız yürümeyi severim ama bu yolda yalnız yürümek istemiyorum. Bikaç kişiyi yanımda götürmemin mahsuru yoktur umarım?

SON.
 
Tükendim artık son noktaya geldik tükendi bitti herşey bitti sadece bitti .​
 
Velev ki bir deniz kıyısında kurmuşuz masayı. Velev ki sarhoşuz. Arkada inceden inceden Zeki Müren çalıyor. Yıldızlar aydınlatıyor masamızı, bir de küçük küçük mumlar dizilmiş yanyana.
Yıllar geçmiş ama sevgimiz geçmemiş. Ayrılmışız ama aşkımız bitmemiş. Rahmetli bulamazsın, bulamazsın, benim gibi seveni derken ben gözlerine bakıyorum, sanki sana söyler gibi…
Mutlu değiliz ama birlikte de değiliz. Hayatlarımızdaki insanları aldatan küçük bir kaçamakla küllerinden doğurmuşuz aşkımızı kısa bir süre.. Seviyeyi elden bırakmıyoruz ama gözlerimizin içinden fışkırıyor ‘seni seviyorum’lar, ‘seni çok özledim’ler..
Ve sonra kalkıyoruz usulca. Tam hayatlarımızdan sonsuza dek çıkmaya dair sözler vermişken birbirimize, son darbeyi indiriyor rahmetli. Unutamam seni, unutamam seni, unutamam seni..


Ellerim ellerine gidiyor önce. Susuyoruz.
Sonra gidiyorsun sen.
Susuyoruz.
Biz hep susuyoruz..


SON
 
Kadın üzgündü. O kocaman yüreğindeki izleri muhteşem gülüşünün arkasında saklamak istiyordu ama yemiyordum.
Baktığı ben değildim sanki. Başkasını hayal ediyordu.
Belli ki kafa dağıtmaya ihtiyacı vardı
ve kurban olarak beni seçmişti kendine o gece.
Çabuk çaktım durumu. Farklı değildik çünkü.
Bu kocaman yüreğimdeki izleri muhteşem olmayan gülüşümün arkasına saklamak istiyordum.
Baktığım o değildi sanki ve kafa dağıtmaya ihtiyacım vardı benim de.
Dokunuşlardaki ve bakışlardaki samimiyeti içten yaşıyorduk.
Onun dışındaki herşey sahteydi. Çünkü hayal kuruyorduk ikimiz de ve ben değildim onun öptüğü ve o değildi sarıldığım.
Uzun sürmedi bu oyun.
Alkol etkisini iyice göstermeye başladığında kurduğum hayaller haddini aştı ve ağzımdan dökülen harfler onun değil; kurduğum hayaldeki başkahramanın adını oluşturuyordu.
Kestiik!
Oyuncular normal hayatlarına dönmüştü.
Utanıyordum kalbini kırdığım için.
Bir şey diyemedim, çaresizce baktım yüzüne.
“Önemli değil” dedi sadece.
Gerçekten de önemli olmadığını hissettirdi bakışlarıyla.
Hoş, benim için de değildi.
Oyun bitti ve ayrıldık vedalaşmadan.
Özlemeye devam ettik ayrı zamanlarda ayrı kişileri.
Özlemeye devam ettik aklına bile gelmediğimiz kişileri.


SON
 
Evet görüldüğü üzere ben yine özledim. Dün de özlemiştim. Ben hep özlüyorum yaa. Her gece biraz daha fazla özlüyorum. “N’oolcak böyle boolum?” diye soruyorum kendime, sonra yine özlüyorum. Feridun Düzağaç dinlerken de özlüyorum, Sezen Aksu dinlerken de özlüyorum. Hep özlüyorum. Öznesi olmayan “çok özledim”li cümlelerim yüzünden bazen kendimi şizofren gibi hissediyorum, geçiyor sonra. Yine özlüyorum.
SON.

X
 
Bağıran insanlar duyuyorum içimde. İnce ve tiz çığlıkları ürkütücü.
Sanki karanlık bir boşluktan ellerini uzatıp yardım istiyorlar ve merhamet dileniyorlar. Tanıdık sesler duyuyorum aralarında.
Ve sonra aslında onların öldürdüğüm insanlar olduklarını farkediyorum. Derinliklerde bir mezarlığa çevirmişim kalbimi sanki.
Pişmanlık barındırmayan bir ses tonuyla “susun” diye karşılık veriyorum onlara ve duymamazlıktan geliyorum.
Aslına bakarsanız canımı yakıyor kulak tırmalayan haykırışları.
Özlediğimi hissediyorum fakat dönüş yollarının hepsini kendi ellerimle yaktığımı hatırlıyorum.
Susuyorlar sonra.
Çaresizliğimize üzülüyoruz beraber.
Ve her gece kendini tekrarlıyor bu lanet durum.

SON. - X
 
Güzel kadınlar kötü adamlara aşık olmuş ve biz onları kaybetmişiz.


Hikayeler genelde aynıdır. Kadın güzeldir; erkek kötü. Güzel kadınların kötü erkekleri sevme gibi bir zayıflığı var. Kadın mutludur ama erkek gider. Ve o kadın asla kendine gelemez. Güçlü gözükür ama değildir. Sevdiği(sever gibi yaptığı)/seviştiği bedenlerde ‘o kötü adam’ı arar durur.
Sonra o kadına iyi bir erkek aşık olur. Erkeklerin zayıflığı da budur; gider başkasını seven kadına tutulur. Belki birlikte olurlar. Kadın, iyi niyetini sever ama aşık olamaz o adama. Erkek ise başkasını sevdiğini bilir ama kaçamaz o kadından; aşıktır çünkü.
İkisi de mükemmel bir çift olma potansiyelini ‘kötü adam’ yüzünden rafa kaldırmıştır. Çok geçtir artık ve ikisi de rol yapmaya mahkumdur…

Kötü adam mı? O kötü adam ‘iyi adam’dı aslında.. Kadın ona yeni yeni aşık olmaya başlamışken erkek tükenip gitmiştir. Artık bir ‘kötü adam’ olmuştur ve güzel kadınların hayatını sikmeye adamıştır kendini;
istese de, istemese de…


SON.
 
O satırlar bu geceden önceki son satırlardı bunu biliyorum tükeniyorum artık bitiyor yavaş yavaş herşey bitiyor.​
 
Bi’keresinde çok özlemiştim. Yine aynı böyle bir geceydi. Tek başıma oturmuş Cohen dinliyordum. Elvis de olabilir, tam hatırlamıyorum. Kültablasında sigaramı söndürecek kadar bile boş yer kalmadığını farkettim. Müziği kapatıp dışarı çıkmıştım. Biraz yürüdüm, sigaramı söndürecek bir çok yer vardı. Ama sigara içmiyordum, ellerim cebimdeydi. Gökyüzüne kaldırıp kafamı ‘ne güzelsiniz’ diye geçirip içimden, yıldızlara bakıp gülümsemiştim. Göz kırpar gibiydiler. İsmini vermedim hiçbirine. Sen daha güzeldin. Onların çocuklarımız olduklarını düşünüp yine gülümsemiştim. Bi’keresinde çok özlemiştim. En az bu kadar. Çok özlemiştim. Sigaramı söndürebileceğim yerler kadar. Yıldızlar kadar özlemiştim.


 
Geri