Garantili Ödeme Kapsamındaki projeler hakkında ne düşünüyorsunuz?

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
4DB56AB2-CDED-48E3-BE5B-E7CC015A9F1E.jpeg

Çok şükür bugün de şahlandık. Garanti geçiş ücretli bir köprü daha yapıldı. Üstelik her defasında “yerli” ve “milli” kavramlarını öne çıkaran hükümet, sözleşmeyi Euro üzerinden yaptı. Geçiş ücreti 15Euro + KDV.

Günlük 45.000 araç geçiş garantisi verilmiş.
Yaklaşık 15 saat boyunca sürekli araç geçtiği varsayıldığında; saatte 3 bin araç, dakikada ise 50 araç yapıyor. Yani, garanti edilen günlük 45 bin araç geçişi için köprüden her saniye araç geçmesi gerekiyor.

Önceki rakamlara göre boğazdan vapurla(tatil günler dahil) karşıya geçen maksimum araç sayısı 12.400. Arada kalan 33bine yakın araç geçmediği taktirde parası hazineden(yani milletin cebinden) müteahhite aktarılacak.

Vs vs…

Siyasi iktidarın sözcüleri “devlet kârlı çıkıyor” dese de diğer köprüler dahil her rakam onları yalanlıyor.

Geçiş garantili köprü, tünel, havaalanı vs olmalı mı?
İktidar neden böyle bir yol izliyor?
Sizce ne yapılabilir?
Bu konu hakkındaki genel görüşleriniz nelerdir?
 
Tek söyleyebileceğim şey; devletin bu köprüleri de tünelleri de yapacak gücünün olduğunu biliyorum. Makul bir geçiş ücretiyle de bunlara harcanan paranın çıkacağını biliyorum.
Gerçi zaten vergimizle yapılan köprüye tekrar neden ödüyoruz onu da aklım almıyor.
vergimizle yaptırdığımız köprüye tekrar para ödüyoruz. Bu enayilik.
garantili ödeme ise tamamen soygundur. Başka hiçbir şekilde açıklanamaz.
Biz buna itiraz ederken bir çok kör “yol, köprü yapılmasın mı” diyor.
yapılsın ama vatandaşa yük olmasın.
 
Cb’nin şöyle de bi açıklaması vardı; Devletin kasasından 1 KURUŞ dahi çıkmayacak! diye…

Sonra da şöyle açıklama yaptı garantili geçiş sağlanamazsa hazine karşılayacak.

Ülkemizde ekonomik yönetimin en kötü örneği YAP İŞLET SOYUL yöntemi.

Öncelikle bu köprünün maaliyeti ne kadar ve bu soygunculuk yöntemiyle kaça mâl oldu ona bakmak gerekiyor.

Bi arkadaşta güzel yazmış madem yerli ve milli neden euro üzerinden garanti veriliyor, anlamak güç.

Sırf kan emici çeteler kazansın diye bu kadar pervazsızca israf olamaz. Yazık günah.

Bi havalimanı vardı yolcu garantili, 7 bin kişinin kullandığı havalimanına 1 MİLYON yolcu garantisi verilmişti.
 
Hazineyi de kuruttular artık, beşli çetenin en büyük ortağı AKP olduğu için, geçiş garantisi verip bizim paraları ceplerine indiriyorlar. Milletin sırtına vergiyi yükleyip her şeye zam yapıp durumu toparlama içerisindeler ama soygun çok büyük, bu delik kapanmaz zam yapmak ve vergi toplamak ile..
İşin doğrusu yüzeysel yazıyorum çünkü küfürsüz ifade edilmesi zor bir şey. Zevk vermiyor böyle sıradan yorumlar.. ballandıra ballandıra konuşmak lazım bu tür konuları.
Daha önceleri de yazdım, bunlar iyi günler. Asıl tehlike bu haramiler gidince, daha büyük krizler gelecek. Bu boş hazine ile kimse ülke yönetemez, satılmadık bir şey kalmadı buna rağmen dış borçlanma korkunç düzeyde. Yazacak çok şey var da, ne diyelim yeterli bu kadar.
 
Şey gibi bir nevi; basıyorsun parayı son model bir konsol alıyorsun, yanına da on numara bir TV... Akşam esiyor takılacaksın ama oynamak için önce makineye ödeme yapman lazım yoksa ı ıh.

Cebimizden çıkan paralarla yapılan şeyler için "Adam yapoyor yiaa" demek cahillik dostlar. Yapsın diye veriyoruz o parayı.
Mc Donald's'a gidip bir menü satın aldığınızda kasiyere "Adam / kadın veriyor yiaaa!" diyor musunuz?
Pompacı aracınıza yakıt koyduğunda "Pompacı basıyor yiaaa!" falan?

Adam yapacak yaaa!!! Cebinden yapmıyor. Para veriyorsun, yapıyor sonra yaptığı için bir daha para istiyor. Vergilerini alıyor, ekstra geçiş ücreti de alıyor hem de o da +KDV. Bir de bizim adımıza söz falan veriyor. "Valla agam buradan günde 45 bin araç geçer." Ya geçmezse?

Geçmezsen de farkı senin cebinden ödüyor.

Bu ülkeden dün gece yurt dışına çıkmak için verdiğiniz "harAç" %200 zamlandı. Ülkeden çıkabilmen için tüm o uçak biletlerindeki KDV ye ek ekstradan bir de 150 TL vereceksin ki bi tane 10 kuruşluk pulu basacaklar pasaporta öyle çıkacaksın.

Brent petrolun değeri çıkar çıkmaz çaaat diye zam yaptık biz. E düştü neden zamlar çekilmiyor? "Bu gece de zamlanacakmış bu arada, ben demiyorum konu komşu diyor."
Değeri düşen şeylere ekstra değer katan nadir memleketlerdeniz.

Yani bu ülkeden köprülere yollara gelene kadar konuşulması geren daha çok şey var. Mesele dün öğlen arkadaşlarına; "Üzülme kardeşim, bugüne kadar verdiğin sevgi ve değer için çok teşekkür ederim. Ben artık bu hayattan çok sıkıldım, arkadaşımla şurada kendimizi öldüreceğiz. Seni seviyoruz." diye mesaj ve konum gönderip kendini asan iki liseli delikanlıyı konuşmalıyız.

Çocuğuna okul önlüğü alacak parası olmadığı için yol kenarındaki korkuluklara kendini asan babayı konuşmalıyız.

Bir tane götü boklu çakma rayban için komiseri tarafından haksız yere "HIRSIZ" yaftası yiyen ve gururuna yediremeyip kendini asan gencecik polis memurunu konuşmalıyız.

Özgecanları, Başakları, Cerenleri, Ayşeleri, Pınarları konuşmalıyız.

O köprülerin altından çok sular, yolların üzerinden çok "adam"lar geçti. Kimileri de ülkenin içinden geçti de;
"Adam yiyor ama yapıyor be usta!"
 
Yap işlet modelindeki GARANTİ olayı külliyen saçmalıktır.
Yol yapıyorlar garanti, hastane yapıyorlar garanti, köprü yapıyorlar garanti vs.vs.
Yahu 1 köprü yapıyoruz, garanti sayesinde yıllar içinde 4 köprü parası ödüyoruz, ayıptır günahtır.
Kaldı ki bu ülkenin TOKİ gibi bir kuruluşu var, ya arkadaş 3-5 holdingi zengin edeceğimize köprüleri, yolları, hastaneleri TOKİ niye yapmıyor?
AKP bu olayın vebalini asla ödeyemez.
 
Forumda sol zihniyetli arkadaşlar saldırı yaptığı için yorum yapmayacağım. Küfür ve hakaret hatta alaya alma kültürlerinden vazgeçerlerse tartışırız.
 
Şimdi şöyle.
Devlete iş yapıyorsun. Maliyet ve kârını hesapliyorsun 12.000 dolar diyelim. Anlaşıyorsunuz. 1 yıl vade veriyorsun devlete borcunu ödemesi için.
Aylık 1000 dolar verecek devlet.
Tabi bu yaptığın iş para kazandıran da bir iş. Misal o ay 800 dolar kazandırdı. Devlet 1000 dolar cebinden vermez. Eksik kalan 1000-800 = 200 dolar verir.

12000 doların 1 yıl sonunda cebindedir. Sen de işletmeyi devreder gidersin.

Yap işlet devret modelidir bu.

Neden anlamak istemiyorsunuz.
 
Şimdi şöyle.
Devlete iş yapıyorsun. Maliyet ve kârını hesapliyorsun 12.000 dolar diyelim. Anlaşıyorsunuz. 1 yıl vade veriyorsun devlete borcunu ödemesi için.
Aylık 1000 dolar verecek devlet.
Tabi bu yaptığın iş para kazandıran da bir iş. Misal o ay 800 dolar kazandırdı. Devlet 1000 dolar cebinden vermez. Eksik kalan 1000-800 = 200 dolar verir.

12000 doların 1 yıl sonunda cebindedir. Sen de işletmeyi devreder gidersin.

Yap işlet devret modelidir bu.

Neden anlamak istemiyorsunuz.
 
Bunun bir cözümü var sevgili No Pasaran beycigim.
Garantiyi kanitlamak icin,kendimiz dikilip gelip gecen araci sayacagiz.
 
Şimdi şöyle.
Devlete iş yapıyorsun. Maliyet ve kârını hesapliyorsun 12.000 dolar diyelim. Anlaşıyorsunuz. 1 yıl vade veriyorsun devlete borcunu ödemesi için.
Aylık 1000 dolar verecek devlet.
Tabi bu yaptığın iş para kazandıran da bir iş. Misal o ay 800 dolar kazandırdı. Devlet 1000 dolar cebinden vermez. Eksik kalan 1000-800 = 200 dolar verir.

12000 doların 1 yıl sonunda cebindedir. Sen de işletmeyi devreder gidersin.

Yap işlet devret modelidir bu.

Neden anlamak istemiyorsunuz.
Dediğin şey doğru ve mantıklı ancak bu yazdıkların ancak Bağımsız Hukuk Devletinde ve sözleşme şartları halka açık şekilde yapıldığında yap-işlet-devret modeli oluyor.

Bizde ise yap-işlet- KASAYI BOŞALT yöntemi...

İhale süreci nasıl gerçekleşti, kaç firma katıldı, hangisi en iyi teklifi verdi, maaliyeti ne kadar bunları bilmiyoruz.

Tek bildiğimiz akp gidip kendi yalaka firmalarından birine verdiği
 
@Thor hah tam da öyle hocam. Aslında sistem on numara. Sorun bizimkilerin münafık olması.
 
Geri