Firavun Neden Kölelerin Peşinden Gitti?

Konu sahibi son olarak 727 gün önce görüldü
Tevrat ve Kuran'da anlatıldığı kadarı ile,Firavun ilk etapta kölelere yani dönemin çoğunluk Yahudi'lerine ve dönemin Peygamberi Musa'ya,gidebilirsiniz tarzında bir cevaz veriyor.Ne kadar süre geçtiği hakkında kesin bir bilgi olmamasına karşın,Firavun'un adeta bir hafıza kaybına uğramış misali,Musa ve ümmetinin peşine koyulduğu sahih beyanlar ile bize malum olur.

Sair tarih kitaplarında Yahudilerin Firavun yurdundan ayrılırken,yanlarında Firavun için oldukça değerli bir eşyayı yanına aldıklarını beyan eder.Bu eşya gizemi binlerce yıldır çözülemeyen Ahid Sandığı'dır.Tevrat bize her ne kadar Ahid Sandığı'nın Mısır'dan kaçıştan sonra Sin-Ha dağın da Musa'ya yapılması için vahyedildiğini söylese de,müfessirler ve kadim tarihçilerin bu konuda farklı beyanları vardır.

Oluşumunu bir kenara bırakır ve mahiyet ve muhteva konularına gelecek olursak.Bu sandığın muhafazasını yıllarca Yahudi'ler sağlamış.Özellikle muhafaza ve sakınma şekli bana çok tanıdık geldi.Ahid Sandığı şehirden oldukça uzak bir alan da dururdu.Yanına özel giysili bir görevli girer,bu görevliye zil ve kalın bir halat eşlik eder,zillerden ses gelmediği zaman görevlinin büyük olasılıkla öldüğü düşünülür ve görevlinin beline bağlı olan halat yardımıyla cesedi dışarı çekilirdi.

Ahid Sandığı'na dokunanlar genelde iki şekilde ölürmüş.Birincisi büyük bir ışık çıkar,dokunan geriye doğru savrulur ve vücudun da ağır yanık izleri oluşur.İkincisi biraz daha uzun bir süreç şeklinde ilerler ve temas edenin vücudunda yaralar ve morluklar görülerek ölmesi biraz daha uzun olurmuş.Bu iki anlatım benim aklım da Elektrik Çarpması ve Yüksek Radyasyona maruz kalma gibi fikirleri getirdi.

Hatta Yahudi/Filistinliler arasında gelişen büyük bir savaşta Sandık Filistinlilerin eline geçer.Lakin Sandığın muhafazası hakkın da bilgisi olmayan Filistin halkı,yıllar içinde binlerce ölüme ve zehirlenmeye maruz kalınca,Sandığın lanetli olduğuna inanır ve bir at arabası sırtın da Yahudi topraklarına geri gönderir.

Sandık binlerce yıl Kudüs de muhafaza edilir.Günümüz de Ağlama Duvarı olarak bilinen duvar Sandığın korunduğu duvardan kalan son yapıdır.Tahmin edeceğiniz gibi Sandık uzun bir dönem Süleyman Peygamber'in sarayında/tapınağın da kalmış.Şu anda nerede,kim de olduğu bilinmiyor.Lakin bu sandığın her ne kadar ilgisiz görülüyor gibi bir intiba oluşturuluyor olsa da,özellikle başta Yahudiler olmak üzere bir çok dinden ve ırktan devlet tarafından arandığını belirtmekte yarar var.

Bu sandığın içindeki veya çalışma mekanizması her neyse,ben şahsen Pramit'ler ile doğrudan ilgili olduğunu düşünüyorum.Pramitler ile yakinen ilgili olan ve alternatif akımın mucidi,Nikola Tesla'nın bu sırrı kısmen çözdüğünü veya çözmeye yaklaştığını düşünüyorum.Daha da ilginci Tesla'nın Atatürk ile görüşmeyi çok istemesidir.Çünkü Türkiye'nin konumu Tesla'nın bulguların da önemli bir yer almaktadır.
 
Ayasofya'da olduğunu iddia eden var hatta Tarsus kazısı ile bağlantısı olduğunu söyleyen de oldu ve sandığın manyetik bir enerji alanı yayıp boyut kapılarını açtığı iddiası da mevcut.
 
Ayasofya'da olduğunu iddia eden var hatta Tarsus kazısı ile bağlantısı olduğunu söyleyen de oldu ve sandığın manyetik bir enerji alanı yayıp boyut kapılarını açtığı iddiası da mevcut.

Çok bilgi kirliliği var.Nerede olduğu hakkında tam bir bilgi olmaması ve bulunabilir mekana yaklaşılması aynı zamanda bir gizliliği getiriyor ahirinde.Mervi tefsirlerde bu sandığın aynı zaman da,sizin dediğiniz gibi farklı boyutlara geçiş sağlayan bir portal/kapı görevi gördüğü bilgisi de var.Daha da açacak olursak,kozmograflara göre evrendeki her yıldızın bir eşi vardır.Lakin Güneş'in eşi daha keşfedilmemiştir.Keşifin anahtarının Ahid sandığı olduğunu savunanlar var.

Mersin/Tarsus ve pek gündeme getirilmek istenmese de,Manisa civarın da yapılan kazılar,ülkemizin de bu konu da meraklı ve takipçi olduğunu gösteriyor.
 
Ee firavun neden kölelerin peşinden gitmiş

Çok rivayet var.Kuran bu konu da detay vermiyor.Tevrat ve Kitab-ı Mukaddes kısmen bahsediyor.Mervi ve israili tefsirlerde çok farklı iddialar var.Şahsen benim aklıma yatan,Musa ve kavmi Mısır'dan çıkarken,Piramitlerin sırrını ve kendi muhtevasında bir çok detayı barındıran Ahid sandığını da götürmelerinden dolayı,Firavun bunun farkına varıyor ve peşlerine düşüyor.

Zira kıssayı biraz hicvedecek olursak,bir anlaşma sağlanmış,iki taraf bu konuda mutabık olmuş.Firavun onları yakalamak istese Mısır'dan çıkmadan bunu yapardı,Mısır'dan çıkıp Kızıldenize kadar ilerleyen Musa ve Yahudileri takip etmek/yakalamak için bir nedeni olmalı.Ayrıca farsi kaynaklarda Sirius yıldızının,ahid sandığı ile doğrudan ilişkili olduğu hakkında düşünceler de var.

Ahid Sandığı,Hacerül Esved ve Sirius yıldızı,dinler ve mitlerde garip bir şekilde birbirini tamamlayan etmenler olarak çıkıyor karşımıza.
 
Çok rivayet var.Kuran bu konu da detay vermiyor.Tevrat ve Kitab-ı Mukaddes kısmen bahsediyor.Mervi ve israili tefsirlerde çok farklı iddialar var.Şahsen benim aklıma yatan,Musa ve kavmi Mısır'dan çıkarken,Piramitlerin sırrını ve kendi muhtevasında bir çok detayı barındıran Ahid sandığını da götürmelerinden dolayı,Firavun bunun farkına varıyor ve peşlerine düşüyor.

Zira kıssayı biraz hicvedecek olursak,bir anlaşma sağlanmış,iki taraf bu konuda mutabık olmuş.Firavun onları yakalamak istese Mısır'dan çıkmadan bunu yapardı,Mısır'dan çıkıp Kızıldenize kadar ilerleyen Musa ve Yahudileri takip etmek/yakalamak için bir nedeni olmalı.Ayrıca farsi kaynaklarda Sirius yıldızının,ahid sandığı ile doğrudan ilişkili olduğu hakkında düşünceler de var.

Ahid Sandığı,Hacerül Esved ve Sirius yıldızı,dinler ve mitlerde garip bir şekilde birbirini tamamlayan etmenler olarak çıkıyor karşımıza.
Keşke tarihte bazı şeylere tanık olabilsek
 
Musa için varolmadı diyenler komik.Hatta bunu diyenler komiklikten ziyade ahmakça bir misyon yüklenmiş durumda.Bu fikirleri için geçerli söylemleri bile olmadığına eminim.Yanlış anlama senin şahsına,zımnen bir gönderme değil o "haha" emojisi.

Niye komikler
 
Bir takım arkeologlar tarafindan oyle bir figur olabileceği idda edilirken, bir takim arkeologlarda oyle bir seye rastlamadigini belirtmekte. Ornegin misirin kendi kayitlarinda olmadigi konusuda var. Hal boyle olunca ister istemez kutsal kitaplara yonelenler harici kesin bir fikir ustunde durulamiyor.

Kizil denizin yarilmasi ile alakalı pek de akıl karı șeyler olmadığını goruyoruz.
Yetiskin iki adamın panayır misali atısmaları ve donemin yasayanlarının simdilerde yasayan halk gibi (ya musa iyisin hossun ama bizimde ekmegimizi veriyor firavun, adam caliyor ama yapiyorda) diyerekten yasamasıda cabası.

Ayrica firavunun bir hayli aptal olabilecegi konusu uzerinde duramadanda edemiyor insan.
Ustune ustuk yarilan deniz varsa bile tanrinin blofunu yemis ve "ulan istanbul sen mi buyuksun ben mi" misali yarilan denize dalması kendisini tanriya ve tarihe karsi madara etmistir.
Musa ile birlikte didișip turlu katekulli buyuler ve sihirlerlede halki canlarindan bezdirmislerdir.
Agzinda sigara ile kavgayi ayirmaya calisan dayilar "ya bari milletin onunde yapmayin yakisiyormu size" desede kaderden kacilamamistir.
Tabi sonraları kizil deniz gecilip musanin halktan tepki cekmesi ve bizi yerimizden yurdumuzdan ettin eee simdi ne yapacagiz diye sitem etmeside cabası.

Yani tanri kusura bakmasın ama forumlarda ve internet mecralarinda maximum seviye gizlilik ile lowlifeuser'lar gibi hayatini idame ettirmesi ustune bir kuru;
firavunun secde figuru ile olaya imza birakması kendisinin pinti oldugununda kanitidir.

Olayin neresinden tutarsak tutalim bugun hala gotelek bir milleti kurtaran musa, șreydır gibi dunyaya hukmedicem diyen firavun ve misir tanrilarindan hallice "Rab" 300 spartalı kadar hasılat rekoru kiramamistir.
Eger misir kayitları ile alakalı bir kaynak goren veya bulan olursa paylasırsa sevinirim.
Ben-Hur ile gelen olursa kufur ederim bak!
 
Bir takım arkeologlar tarafindan oyle bir figur olabileceği idda edilirken, bir takim arkeologlarda oyle bir seye rastlamadigini belirtmekte. Ornegin misirin kendi kayitlarinda olmadigi konusuda var. Hal boyle olunca ister istemez kutsal kitaplara yonelenler harici kesin bir fikir ustunde durulamiyor.

Kizil denizin yarilmasi ile alakalı pek de akıl karı șeyler olmadığını goruyoruz.
Yetiskin iki adamın panayır misali atısmaları ve donemin yasayanlarının simdilerde yasayan halk gibi (ya musa iyisin hossun ama bizimde ekmegimizi veriyor firavun, adam caliyor ama yapiyorda) diyerekten yasamasıda cabası.

Ayrica firavunun bir hayli aptal olabilecegi konusu uzerinde duramadanda edemiyor insan.
Ustune ustuk yarilan deniz varsa bile tanrinin blofunu yemis ve "ulan istanbul sen mi buyuksun ben mi" misali yarilan denize dalması kendisini tanriya ve tarihe karsi madara etmistir.
Musa ile birlikte didișip turlu katekulli buyuler ve sihirlerlede halki canlarindan bezdirmislerdir.
Agzinda sigara ile kavgayi ayirmaya calisan dayilar "ya bari milletin onunde yapmayin yakisiyormu size" desede kaderden kacilamamistir.
Tabi sonraları kizil deniz gecilip musanin halktan tepki cekmesi ve bizi yerimizden yurdumuzdan ettin eee simdi ne yapacagiz diye sitem etmeside cabası.

Yani tanri kusura bakmasın ama forumlarda ve internet mecralarinda maximum seviye gizlilik ile lowlifeuser'lar gibi hayatini idame ettirmesi ustune bir kuru;
firavunun secde figuru ile olaya imza birakması kendisinin pinti oldugununda kanitidir.

Olayin neresinden tutarsak tutalim bugun hala gotelek bir milleti kurtaran musa, șreydır gibi dunyaya hukmedicem diyen firavun ve misir tanrilarindan hallice "Rab" 300 spartalı kadar hasılat rekoru kiramamistir.
Eger misir kayitları ile alakalı bir kaynak goren veya bulan olursa paylasırsa sevinirim.
Ben-Hur ile gelen olursa kufur ederim bak!

Merhaba Abi,nasılsınız iyisinizdir umarım.Yeni yılınızı kutlayıp mukabelede bulunalım inşallah.Söylediklerin kendi fikrin saygı duyarım ve bunları usturuplu bir şekilde belirttiğin için sevinirim.Ancak cevabın bir şeyin,hiç olmadığını/bir rivayetten öteye geçmediğini kabul etmek için çok yetersiz.Ben size bilimsel olarak kabul görmüş bir araştırma ve ötesinde bir kitap tavsiye edeceğim.

Buyrun Mısır Kayıtlarında Musa ve daha da ötesi:

 
Son düzenleme:
Merhaba Abi,nasılsınız iyisinizdir umarım.Yeni yılınızı kutlayıp mukabelede bulunalım inşallah.Söylediklerin kendi fikrin saygı duyarım ve bunları usturuplu bir şekilde belirttiğin için sevinirim.Ancak cevabın bir şeyin,hiç olmadığını/bir rivayetten geçmediğini kabul etmek için çok yetersiz.Ben size bilimsel olarak kabul görmüş bir araştırma ve ötesinde bir kitap tavsiye edeceğim.

Buyrun Mısır Kayıtlarında Musa ve daha da ötesi:

Yahu ne abisi dostum ayip sana. Iyiyim calisiyoruz ne yapalim. Sen nasilsin?

Konuya gelirsek
Bu yuzden olabilitesi olsada olay örgüsü insanı biraz șüpheye dusuruyor dostum.
O donemin anlatimi ile simdi ki donemin anlatimi insanlarin yaklasimi vs

Kendi kayitlarinda var olsa bile ki iki yonde de iddalar oldugu gercegini goz ardi edemeyiz. Ya gayba iman misali olayi akisina birakicaz ya da bizim tarafta oldugu gibi bize faydasi ya da zarari olmadigi halde kafamizi o konuyla mesgul edicez.

Bir de ister istemez insan yasadigi doneme uygun olarak bir senaryo devreye sokar. Hayalgucune karsi biri de degilim. Ancak dinlerin kendi peygamberleri olmadigi halde bir takim seyleri kendilerine yontmalarinida gormezden gelemiyorsun.

Yazı șu kısıma kadar iyi gidiyordu;

"Bu sebeple birinin resmi kayıtlarda ismiyle anılmamış ya da hiç anılmamış olması onun hiç yaşamadığını göstermez"

Ben de buna istinaden yukarıda yazdığım yazıda dedim zaten
Eger olmussa, olası senaryoda kimin nasıl bir konumda gozuktugunu soyledim. Tarihi olarak varliklarini kabul etmeyi kabul edip gormezden gelsem bile bir takim seyleri..
vuku bulan olaylar istemsizce insanin tebessum etmesine sebep oluyor.
 
Yahu ne abisi dostum ayip sana. Iyiyim calisiyoruz ne yapalim. Sen nasilsin?

Konuya gelirsek
Bu yuzden olabilitesi olsada olay örgüsü insanı biraz șüpheye dusuruyor dostum.
O donemin anlatimi ile simdi ki donemin anlatimi insanlarin yaklasimi vs

Kendi kayitlarinda var olsa bile ki iki yonde de iddalar oldugu gercegini goz ardi edemeyiz. Ya gayba iman misali olayi akisina birakicaz ya da bizim tarafta oldugu gibi bize faydasi ya da zarari olmadigi halde kafamizi o konuyla mesgul edicez.

Bir de ister istemez insan yasadigi doneme uygun olarak bir senaryo devreye sokar. Hayalgucune karsi biri de degilim. Ancak dinlerin kendi peygamberleri olmadigi halde bir takim seyleri kendilerine yontmalarinida gormezden gelemiyorsun.

Yazı șu kısıma kadar iyi gidiyordu;

"Bu sebeple birinin resmi kayıtlarda ismiyle anılmamış ya da hiç anılmamış olması onun hiç yaşamadığını göstermez"

Ben de buna istinaden yukarıda yazdığım yazıda dedim zaten
Eger olmussa, olası senaryoda kimin nasıl bir konumda gozuktugunu soyledim. Tarihi olarak varliklarini kabul etmeyi kabul edip gormezden gelsem bile bir takim seyleri..
vuku bulan olaylar istemsizce insanin tebessum etmesine sebep oluyor.

Daim olsun iyi olmanız ala.

Bu tür kadim hikayeler biliyorsunuz bizlere aktarılırken,çok farklı anlamlar yükleniyor.Kimi zamanda terminolojik değişimlere maruz kalabiliyor.Örneğin yakın zaman da göbeklitepe kazasını gösterebiliriz.Bölge halkı o tepenin aynı zamanda doğurganlığa neden olduğu kanısındaydı ve halk arasında kısır,yani çocuğu olmayan çiftler o tepeyi ziyaret edip,dertlerine derman arıyordu.Yıllar sonra göbeklitepe kazısın da bulunan bir eserde doğum yapan bir kadın sureti tasvir edilmişti.Her ne kadar günümüze zayıf bir söylentiyle gelmiş olsa da,tepenin bir şekilde doğum yapan kadınlara ait bir tapınak olduğu,binlerce yıl dilden dile dolaşıp ta günümüze ulaşmış.Musa hikayesi de böyle,Kuran çok detay vermez,lakin yaşadığı ve mucizeleri sabit.Nitekim benim inancım bu yönde.

Keza bir örnek daha vermem gerekirse,Mekke de bulunan hacerül esved taşı.Bu taşın cennetten indiğini düşünenler var.Lakin işin aslı öyle değildir,taşın onbinlerce yıllık bir geçmişi var,hatta detayına indiğimiz de Tanrıların anası olarak addilen Kibele'ye kadar gidiyor,ve namaz ibadetine yön tayin edilen Kıble'nin bu mitle doğrudan alakalı olduğunu görüyoruz.Ne yazık ki,avam kesim hala bu taşın cenetten indiğine ve renginin günahkar ellerin değmesiyle siyaha döndüğüne inanmış durumda.Buna benzer ben size onlarca,hatta yüzlerce hurafe sayabilirim.Etrafım da yaşayanlar sözüm ona dindar geçinenler,araştırmak ve okumayı yeğleyen kişiler değil.Saf bilgi yerine,başkalarının nefesiyle yaşayarak suni teneffüse muhtaç olmayı tercih ediyor.

İslam tarihine bakıyoruz sorgulayan,zamanın ruhunun dışında ve ötesinde söylemleri olanları bir şekilde afaroz edilmiş.İbn-i Arabi,Hallac-ı Mansur,Farabi,El Cahiz bu gibi alimler,günümüzde dinsizlik olarak addedilen evrimi ve Tanrı mefhumunu farklı yorumladıkları için idam edilmiştir.İslam ve Allah mefhumu günümüzde çocuk istismarı,tecavüz,kafa kesme vs. suçlar ile anılmaya başladı.Size şunu temin edebilirim ki,ilk kaynaklardan islamiyeti okumuş olsaydınız,günümüz de kafasında sarık,sırtın da cübbe olan,camiden çıkmayıp arka planda her haltı kendine meşru kılan kişilerin yüzüne tükürürdünüz.

Peygamberleri,dinleri ve dahi insanlığı reddetmek mümkün.Yani buna inanmak bir tercih meselesidir.Ancak yaratıcı bir gücü kabul etmenin,insanın ve eşyanın tabiatına uygun olduğu kanısındayım.
 
Hz.Musa diye biri hiç varolmadi diyenler de var senin düşüncen ne bu konuda canım @Süreyya
Musa nin adi Amun Mesesa idi diye sarsilmaz kaynaklar var.
O dönemin Firavun Babasina (ikinci Sethos) karsi gelen, Etiyopya da (atanmis) krallik yapan asil bir gencti.
Ikinci Ramses in torunu da olan bu Mesesa,firavuna ve misira karsi bir isyan cikattirmistir.Amaci misira da krallik yapmak.
Buna bagli olan savasi kayipederek, sürülmüstür.
Sürgününde kimi kendimle götürürsem kâr diyerek, asi olanlari, kanunsuzlari vb kisileri birliginde toplayarak Kenan topraklarina göcmüstür.Yani bir nevi taht kavgasi. (M.ö.1200)
bunlar kaynaklarda var.
Ama denizi yardi mi yarmadi mi, o konu hakkinda bir yazi yok..kutsal kitaplar disinda.
Dipnot; Firavunun piramitlerini insa edenler aksine köle degil, misir vilayetlerinin oradan buradan gelen iscilerdi.

Musa hikayesi m.ö. 530 babil sürgününde yahvist yazarlar tarafindan yazilmaya baslanmis.

Bilimsel kaynaklar böyle.
 
Çok bilgi kirliliği var.Nerede olduğu hakkında tam bir bilgi olmaması ve bulunabilir mekana yaklaşılması aynı zamanda bir gizliliği getiriyor ahirinde.Mervi tefsirlerde bu sandığın aynı zaman da,sizin dediğiniz gibi farklı boyutlara geçiş sağlayan bir portal/kapı görevi gördüğü bilgisi de var.Daha da açacak olursak,kozmograflara göre evrendeki her yıldızın bir eşi vardır.Lakin Güneş'in eşi daha keşfedilmemiştir.Keşifin anahtarının Ahid sandığı olduğunu savunanlar var.

Mersin/Tarsus ve pek gündeme getirilmek istenmese de,Manisa civarın da yapılan kazılar,ülkemizin de bu konu da meraklı ve takipçi olduğunu gösteriyor.
Hristiyanlığın doğuşunu sağlayan Aziz Pavlus aynı zamanda Yahudi bir rahip ve Tarsus'ta yaşadı.

Kleopatra bir süre Tarsus'ta yaşadı.

Danyal Peygamber, Yahudiler tarafından da Hristiyanlar tarafından da kabul gören Yahudi bir peygamber olup mezarı yine Tarsus'tadır.

Tarsus Müzesi, Kleopatra Kapısı ve Tarsus kazısının yapıldığı yerde, yeraltı şehirleri mevcut ancak birbiri ile bağlandıkları noktalar ve nereye kadar ulaştıkları henüz bilinmiyor.

Tarsus kazısı da Göbekli Tepe kazıları da bu yüzden çok önemli ve üzerinde titizlikle araştırma yapılması gereken konulardır. Göbekli Tepe zaten devam ediyor ve Tarsus kazısının da yeniden başlayacağı söyleniyor.

Basında son dönem çıkan bazı haber linklerini de ekliyorum. Bu konularda araştırmalar sonuçlanmadan net bir görüş bildirmek şu aşamada maalesef mümkün değil. Son kazıda görüntü alınmaması için her yer kapatılmıştı ve çok sayıda üstü kapalı büyük araç bu bölgeye gelip gitmişti.

***
Mersin Tarsus ilçesinde 2016 yılında bir evin altında gerçekleştirilen gizemli kazı, yıllardan bu yana gündemden düşmüyor. Son olarak kazı hakkında konuşan bir profesörün sözleri sosyal medyada yeniden gündem oldu.

Adını vermek istemeyen profesör, Özdil'e yaptığı açıklamada kazıdan kesinlikle Barnabas İncili ya da Ahit Sandığı gibi şeylerin çıktığına inanmadığını söyledi. Çünkü kazıda çıkan şey, bölge halkını tedirgin eden sinyal kesintileriyle de ilgiliydi.

Profesörün iddiasına göre evin altındaki şey aslında dünya dışı yaşama ait bir araçtı. Çok yoğun sinyal veren bu araç nedeniyle bölgedeki kesintilerin meydana geldiğini iddia etti. Toprağın altına biri tarafından gömüldüğü ya da oraya düştüğü iddia edilen bu araç, yoğun bir sinyal yayıyordu.

Profesör ayrıca Göbeklitepe'den de örnek vererek, "Orası genetik bir test yeriydi ve insanlar tarafından gömüldü. Kendi kendine gömülmedi orası. Orayı gömenler yeniden dönüp açamadılar. Tarsus'taki evin altına gömülen araç da bununla ilgili olabilir" ifadelerini kullandı.

Kaynak

***

Tarsus kazısı yeniden başlıyor: Yerin altındaki hedef bu kez Ahit Sandığı değil

Meşhur Tarsus kazısına ilişkin açıklamalarıyla zaman zaman gündeme gelen araştırmacı-yazar Kürşad Berkkan, Ahit Sandığı'nın bulunup çıkarıldığı iddia edilen bölgede yeni kazılara yakında başlanacağını ileri sürdü.

Kazıya katılan ekiplerin kendisine bir görüntü izlettiğini, o görüntüde Hz. Yuşa'nın kabri gibi uzun bir lahitin göründüğünü söyleyen Berkkan, 2016-2017 döneminde kazı bölgesinden özel malzemelerle birtakım unsurlar çıkarılmış olsa da yerin altındaki dev lahitin hâlâ Tarsus'ta durduğuna inandığını söyledi.

Kimine göre Hz. Musa'nın kabri olduğuna inanılan lahit ve kadim Tarsus Kütüphanesi için kazıların yeniden başlayacağı belirtiliyor. Bir Youtube yayınına katılan Berkkan, 82 Evler Mahallesi'nde yerin altındaki tünellerin Donuktaş mabedine dek uzandığını ve kazıların geniş bir bölgeyi kapsayacağına inandığını kaydetti. Kaynaklarından aldığı bilgileri aktaran Bekkan şunları söyledi:

Tarsus'taki ilk kazıda tüneller bulundu ama ileriye bir nebze gidilebildi çünkü lahit ararken çok başka bir şeyle karşılaştı devletimiz. Bu nedenle o bölgede yeni bir kazı çalışması yapılacak ve Tarsus'ta yeniden 'gizemli bir kazıya' ya da devletin kontrolündeki bir kazıya şahit olacağız.

Kaynak
 
Geri