“Bekleyen belasını da, mevlasını da bulur, demişler. Şiir ki hem beladır, hem mevla, o halde beklemeyi bileceksiniz! Yalnız, beklediğinizi çaktırmadan. Sözgelimi; Taksim Meydanı’nın (eskiden ama) ordaki saatin altında sevgilinizi bekler gibi, ortada dolana dolana, ıslık çala çala... hava alıyormuşsunuz sanki... Saatler saati beklersiniz, gelmez kafir... Ne yapalım, bu sefer olmadı, bidaha sefere...”
Can Yücel