Ey halkım! Aklını başına topla.Uyan!

Konu sahibi son olarak 3641 gün önce görüldü
Senin halkının sana ters görüşte kısmı bu topçu kışlasını istemiyor sen niye diretiyorsun...
Senin halkın krizde sen 13-14 yılı devirmişsin kötüye gidiyor ekonomi sen alakasız yerlere vuruyorsun...
 
mertkaanhakanture_1333218446162.jpg


BU FOTOĞRAFI HATIRLADINIZ MI???

“Dindar nesil yetiştireceğiz” diye yeri göğü inletenler Türkiye Cumhuriyetinin yıkım senedinin altına 29 Ekim 2004’te imza attılar.
Aynı isimler, 29 Ekim 2011’de de Cumhuriyet Bayramı törenlerini iptal ettiler.
Sonrasını tekrar tekrar saymaya gerek var mı? Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül’ün önünde boyun eğdikleri Papa 10. İnnocenzo kim?
İmza attıkları yıkım anayasasının içinde ne var?

Tarih: 29 Ekim 2004
Yer: Roma
Avrupa Birliği’nin ilk anayasasının imza töreni.
O günün haberini hafızalarınızda tazeleyelim:
“Avrupa Birliği’nin (AB) ilk anayasası, 25 üye ülkenin liderlerinin katıldığı bir törenle İtalya’nın başkenti Roma’da imzalandı. Türkiye’yi temsilen Roma’ya giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül , nihai senede imza attılar.

İmza işlemi, Papa X. Innocenzo’nun heykeli altına yerleştirilen bir masada gerçekleştirildi.


*

Yıl 1856 30 Paris Antlaşması.

Biz 148 yıl önce böyle bir salonda Avrupalı olmuş, sonra yıkılmıştık

Tahtta Sultan Abdülmecid vardı ve Türkiye o günlerde de aynen şimdiki gibi Avrupalı olabilmek için yoğun şekilde çalışmaktaydı. 1839’da bu maksatla Tanzimat Fermanı ilán edilmiş, ‘gávura gávur denmeyeceği’ ve memlekette herşeyin artık çok başka olacağı söylenmişti.

Tanzimat memlekette birçok şeyi, özellikle düşünce yapısını ve günlük yaşayışı etkilemişti. Entarinin yahut kaftanın yerini ceketle pantolon alıyor, şehirliler yemeklerini artık masada yemeye başlıyor, hatta çatal-bıçak bile kullanıyorlardı.

25 Şubat’ta başlayıp 30 Mart’taki imza merasimiyle sona eren Paris Konferansı’nda batı dünyası Türkiye’nin ‘Avrupalı’ olduğunu ilán etti. O devrin AB’si sayılan ‘Avrupa Devletleri Konseyi’ne de alındık ve resmen ‘Avrupalı’ olduk. Anlaşmayı Türkiye adına Sadrazam Áli Paşa ile Paris elçimiz Mehmed Cemil Bey imzaladılar.

**148 yıl sonra geldiğimiz duruma bakalım:

Sistematik bir sivil darbe durumu ile karşı karşıyayız. Elbette ortada tank top yoktur. Ama görünüyor ki demokrasi mekanizmaları, devre dışıdır. Ne hesap sorma, ne hesap vermenin, ne hukukun, ne demokrasinin gerekleri yerine getirilmektedir.


45 kişi hayatını kaybettiği, 236 kişinin de yaralandığı,saldırıdan sonra ilk işleri istifa etmek olan sorumlular objektiflerin karşısına geçip pişkin,pişkin sorumsuz beyanatlarda bulunabiliyorlar.

Erdoğan'ın başdanışmanı Yiğit Bulut: Bir ülkede bir bomba patladıktan sonra bunun üç beş dakika haberini yapmak bu haberi abartmak size zevk mi veriyor? Patlama haberi yapmak boyunuzu mu büyütüyor?

Diye olayı milletten gizlemek,suçu başkalarına atmak istediklerini yetkili ağızdan açıklıyorlar.

Türkiye'de bu gün tam anlamı ile gerçekleştirilmiş bir sivil darbe diktatörlüğü vardır.
 
Geri