Evren akıllı tasarım ürünü müdür?

Konu sahibi son olarak 19 gün önce görüldü
evreni açıklayabilmek için neden bi tanrı kavramına ihtiyaç duyulurki
oysaki bizler tasarlanabilen bi evrende yaşamıyoruz
kendi kendini var etme potansiyeli olan muazzam büyüklükteki bi evrende yaşıyoruz
evrenin kendisi tanrı iddiasını gereksiz kılıyor
her geçen saniye evren genişliyor büyüyor.
zamanı geriye sararsanız galaksilerin herşeyin bir noktada, atomdan küçük bir noktada birleştiğini görürdünüz.
13,7 milyar yıl önce büyük patlama olağanüstü bişeyede sebep olmuştur; zamanı başlatmıştır, zamanı oluşturmuştur.
büyük patlamadan önce zaman diye bişey yoktur,zaman evrenle var olmuştur.
zamanın olmadığı biyerde (ki öyle bir yerde yok) evreni varetmekten sözedemeyiz.
evren yaratılamaz, tasarlanamaz.

ayrıca atomun etrafında dönen elektronlar bazen yokolup başka biyerde ortaya çıkabiliyorlar, buda bi zamanlar atomdan bile küçük olan evrenin fizik kurallarına ters düşmeden yok iken kendini varedebileceği anlamına gelir.. elektron nasıl yokluktan var oluyosa evren neden olmasın?

düzensizliğin ve şansın sayesinde belirli bi düzene sahip ama çoğu yerinde kaos hakim olan bi evrende yaşıyoruz.
bir sürü düzensizlik söz konusudur, bunlara örnek vermek gerekirse;

#kara delikler uzayda başı boş dolaşır ve önüne çıkan herşeyi yokederler.
#aranızdan kim dünyamıza gelecekte marmara bölgesi kadar büyük bi meteor çarpmayacağının garantisini verebilir? sadece güneş sistemimizin kuiper kuşağında bu büyüklükte milyonlarca göktaşı varolduğu bilinmektedir,
meteorların dost canlısı olmadığını teleskop alıp ay'daki kraterlerin büyüklüğüne ve sayısının fazlalığına bakarak anlayabilirsiniz (marsta meteorlarla hırpalanmıştır)
#evrenin heryerindeki tüm yıldızlar, yakıtları olan helyum bittiğinde etrafındaki gezegenleri ve onlardaki hayatları yokederek patlamaktadırlar.
#milyarlarca yıldır milyarlarca devasa galaksi birbirine çarpıp duruyor
#evrenin genişlemesinin bigün durabileceği ve herşeyi yokederek geriye doğru küçüleceği teorileri astronomi dünyasında itibar görmektedir.
ve benzeri sayısız düzensizlik mevcuttur.

içinde bulunduğumuz bu kadim evren, hem kendini varedebilir hem içindekileri edebilir..
fizik kanunların varettiği ve olasılığın hükmettiği tehditlerlede yokedebilir, garanti yoktur.
tanrıya ise ihtiyaç yoktur.

üstteki yazdıklarımın tam tersini savunanların görüşlerini bekliyorum..


hakaret , küfür, aşağılayıcı cümleler kurmayarak, karşılıklı saygı çerçevesinde tartışalım lütfen!
 
Ciddi anlamda hiç bir soruya cevap verebilecek bilgiye sahip değilim. Maalesef utanç verici bir durum.

Ama kesin bir yargıya bağlanmışta olsa her zaman toplumların ve bireylerin gelişmişliğini tartıştıkları konular üzerinden değerlendirmek gerektiğine inanırım.

Umarım bilgi bakımından tatmin edici bir tartışma olur.
 
doğruyu arayan kişinin bulacağına eminim
en başta bir patlama olduğu doğrudur ama bunun kendi kendine oluştuğunu düşünmek akla mantığa pek sığmaz
olayı şöyle örnekliyeyim tarihi baş yapıtlara bakınız yağmurun karın doğa olaylarının kendi kendine olduğu açıktır ama tarihi yapıların kendiliğinden oluştuğunu kime inandırabilirsiniz
dünya öyle bir sistem içine kuruludurki insanın düşündükçe düşünesi araştırdıkça araştırası gelir
dünya boyutu mükemmel tasarlanmış dünyanın boyutu ve yer çekimi oksijen ve nitrojen gazlarından oluşan ince bir tabaka vardır bu tabaka yerden 80 km yüksektedir eğer dünya daha küçük olsaydı atmosferi özgür nitrojen içerecekti bilindiği üzere dünya insan hayvan bitkiyi yaşatabilen doğru karışımdan oluşmuş tek gezegendir dünyanın güneşe biraz daha yakın biraz daha uzak olduğunu varsaysak dünya yaşanılmaz ve hayat tükenirdi ayın boyutu ve dünyaya uzaklığı mükemmel yer çekimini sağlar yer çekimine rağmen bitkiler kavak ağacını ele alalım en uç tepe noktasına kadar suyu emer
 
Sevgili Nicomedes konu oldukça geniş...
Tüm sorularını tek tek tane tane kaleme alacağım. Ama kusuruma bakmazssan bunu kağıt ve kalem ile yapmak sonra buraya resm etmek istiyorum. Telefonda bukadar uzun süre yazamam. Hem bilgi kayboluyor hemde bunaltıyor.

Bu yüzden kusurumu bağışla...
Bilgisayarımın olmayışından dolayı bu yönteme baş vuracağım. İş yerindeki bilgisayarımda foruma girmiyor.

Konuyu kaleme almadan önce konunun Altına yaptığınız uyarıya kısaca değinecek olursak. Galşba bunu İman edenlere yönelik bşr uyarı olmuş. Benim gördüğüm sizin ifade ettiğinizin tam tersi burada hakarete uğrayan ve alaya alınan genelde iman edenler oluyor. Neden böyle bir uyarı yaptınız onuda anlamış değilim. Burası bir düşü ce platformu olmaya adım adım gitmektedir inşallah. Böyle bir endişeniz olmasın. İman edenler böyle bşr hakarete girişirlerse sizden ve yönetimden önce karşılarında beni bulurlar. Elbetteki biz burada düşünceleri masaya yatıracağız, onaylanır yada onaylanmaz...

Tekrardan kusura bakmayın birazdan kaleme almaya başlarım. Bitincede burada sunarım inşallah...



Tevhid - Adalet - Özgürlük
 
Din konusunda çok bilgili olmasam da ben de birşeyler yazmak istiyorum.*
Evrenin genişlemesi Kur'an'da geçer:
''Göğü kendi kudretimizle biz bina ettik ve biz elbette genişleticiyiz. (Zariyat Suresi-47)

Yaklaşık 1400 yıl önce indirilmiş bir kitapta, insanlar evren hakkında şimdiki kadar bilgi sahibi değilken, bunu kim yazmış olabilir? Bana göre onu inşa eden, yani Allah..
 
Din konusunda çok bilgili olmasam da ben de birşeyler yazmak istiyorum.*
Evrenin genişlemesi Kur'an'da geçer:
''Göğü kendi kudretimizle biz bina ettik ve biz elbette genişleticiyiz. (Zariyat Suresi-47)

Yaklaşık 1400 yıl önce indirilmiş bir kitapta, insanlar evren hakkında şimdiki kadar bilgi sahibi değilken, bunu kim yazmış olabilir? Bana göre onu inşa eden, yani Allah..

Benden önce davranmışsın idrakına sağlık .. Tartışma bitmiştir ..
 
Bu alanda paleontologların görüşleri:

Geçiş Formlarıyla İlgili Genel Değerlendirme

Canlıların yeryüzüne gelişlerini Evrim Teorisi, “kademeli ortaya çıkış”la açıklamaktadır. Basitten yüksek yapılılara doğru canlı organizmalar zaman içerisinde yavaş yavaş meydana gelmiş olmalıdır. Bunun da delili, fosiller olacaktır. 1850’li yıllarda bu teori ortaya atıldığı zaman genel düşünce bu yönde idi. Ancak geçen zaman içerisinde bu görüşü doğrulayacak fosil materyallerin bulunamaması, evrimcilerin teorinin bu görüşünü eleştirmelerine sebep olmaktadır.

Ünlü İngiliz paleontoloğu Derek, bu hususta şöyle der:

“Fosil kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde, kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz” 46.

Evrimci Carlton da benzer görüşü dile getirir:

“Yeryüzünde hayat zaman içinde, yavaş yavaş ve kademe kademe mi gelişti? Fosil kayıtlarının bu soruya cevabı ‘hayır’dır” 47.

Oxford Üniversitesi’nden Tom, türlerin birbirine geçişini gösteren fosilin olmadığını belirterek şöyle der:

“Fosil kayıtlarına göre, pek çok tür, birdenbire ortaya çıkar, hiç değişime uğramadan birkaç milyon yıl kalır ve birdenbire kaybolur. Bir nesilden diğerine türlerin geçişini gösteren tek bir fosil örneği yoktur” 48-49.

Steven da kademeli evrimi doğrulayacak fosil delilinin bulunmadığına dikkati çeker ve şunu belirtir:

“Bilinen fosil kayıtları, kademeli evrimin geçerli olabileceğine dair hiçbir fosil örneği sunamadı” 50.

Adler, ara form bulma hususunda araştırıcıların elde ettikleri karşısında hayal kırıklığı içerisinde kaldıklarına dikkati çeker:

“Türler arası formları ne kadar fazla sayıda bilim adamı ararsa, o kadar fazla hayal kırıklığına uğruyor” 51.

Evrimci Mark, türlerin aniden ortaya çıkıp yine aniden kaybolduğunu dile getirir:

“Türler aniden oluşurlar ve yine aniden yok olurlar. Bu durum, türlerin Allah tarafından yaratıldığını savunan yaratılışçılara destek sağlamaktadır” 52.

Harvard Üniversitesi’nden evrimci Gould, evrim soy ağacının, fosil kayıtlarına değil, evrimcilerin hayaline dayanılarak çizildiğini belirterek şu görüşü sarf eder:

“Kitaplarımızda yer alan evrim soy ağaçları, fosil kayıtlarına değil, bizim tasarımlarımıza dayalıdır” 53.

Yeryüzünde jeolojik devirler boyunca farklı organizmalar, değişik canlı tipleri ortaya çıkmış, bunların bir kısmı hiç değişiklik geçirmeden, bir kısmı da ufak tefek değişikliklerle günümüze kadar gelmiştir. Bazısı da belirli bir devre yaşayıp ortadan kalkmıştır. Burada dikkati çeken bir husus, zamana bağlı olarak, yüksek yapılı organizmaların yavaş yavaş yeryüzünde görünmeleridir. Bunun tek açıklaması olabilir. O da, kademe kademe iyileşen yeryüzü şartlarına uygun canlıların gelmesidir. Bir başka ifadeyle, koyun, çimenler ve otlar hasıl edildikten sonra yaratılmıştır. Ara form veya geçiş formu olarak ileri sürülen fosiller hem çok az hem de bunların ara form olma özelliği yoktur.

“Şimdiye kadarki fosillerin yeterli ve güvenli bir materyal olmadığı” artık genel bir kanaat hâline gelmiştir. Günümüzdeki binlerce çeşit türün geçmişi hakkında böyle mahiyeti meçhul üç-beş fosile dayanarak verilen kesin hüküm, her zaman tartışmaya açık olacaktır.

Prof.Dr.Adem Tatlı

46. Derek, A. The Nature of the Fosil Record. Proceedings of British Geological Association. Cilt 87, 1976, s.133. 47. Carlton, B. Statis:The Life in the Balcance. Geotimes, vol. 40, Mart 1995, s.18.
48. Tom, S.K. A Fresh Look At The Fosil Record. New Scientist, vol. 108, 1985, s. 66.
49. Tom, S.K. Mammal-Like Reptiles and the Origin of Mammals. New York American Pres, 1982, s.363.
50. Steven, M. S. Macroevolution: Pattern and Processs. San Francisco. W.H. Freeman and C., 1979, s.39.
51. Adler, J. Who Doubts Evolution? New Scientist, sayı 90,1981, s.831.
52. Mark C. The Revial of the Creationist Crusade. Maclen’s, 19 Ocak, 1981, s.56.
53. Gould, S., J. Evrimin Düzensiz Adımları. Naturel History. Mayıs,1977, s.13.
 
Bu alanda paleontologların görüşleri:

Geçiş Formlarıyla İlgili Genel Değerlendirme

Canlıların yeryüzüne gelişlerini Evrim Teorisi, “kademeli ortaya çıkış”la açıklamaktadır. Basitten yüksek yapılılara doğru canlı organizmalar zaman içerisinde yavaş yavaş meydana gelmiş olmalıdır. Bunun da delili, fosiller olacaktır. 1850’li yıllarda bu teori ortaya atıldığı zaman genel düşünce bu yönde idi. Ancak geçen zaman içerisinde bu görüşü doğrulayacak fosil materyallerin bulunamaması, evrimcilerin teorinin bu görüşünü eleştirmelerine sebep olmaktadır.

Ünlü İngiliz paleontoloğu Derek, bu hususta şöyle der:

“Fosil kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde, kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz” 46.

Evrimci Carlton da benzer görüşü dile getirir:

“Yeryüzünde hayat zaman içinde, yavaş yavaş ve kademe kademe mi gelişti? Fosil kayıtlarının bu soruya cevabı ‘hayır’dır” 47.

Oxford Üniversitesi’nden Tom, türlerin birbirine geçişini gösteren fosilin olmadığını belirterek şöyle der:

“Fosil kayıtlarına göre, pek çok tür, birdenbire ortaya çıkar, hiç değişime uğramadan birkaç milyon yıl kalır ve birdenbire kaybolur. Bir nesilden diğerine türlerin geçişini gösteren tek bir fosil örneği yoktur” 48-49.

Steven da kademeli evrimi doğrulayacak fosil delilinin bulunmadığına dikkati çeker ve şunu belirtir:

“Bilinen fosil kayıtları, kademeli evrimin geçerli olabileceğine dair hiçbir fosil örneği sunamadı” 50.

Adler, ara form bulma hususunda araştırıcıların elde ettikleri karşısında hayal kırıklığı içerisinde kaldıklarına dikkati çeker:

“Türler arası formları ne kadar fazla sayıda bilim adamı ararsa, o kadar fazla hayal kırıklığına uğruyor” 51.

Evrimci Mark, türlerin aniden ortaya çıkıp yine aniden kaybolduğunu dile getirir:

“Türler aniden oluşurlar ve yine aniden yok olurlar. Bu durum, türlerin Allah tarafından yaratıldığını savunan yaratılışçılara destek sağlamaktadır” 52.

Harvard Üniversitesi’nden evrimci Gould, evrim soy ağacının, fosil kayıtlarına değil, evrimcilerin hayaline dayanılarak çizildiğini belirterek şu görüşü sarf eder:

“Kitaplarımızda yer alan evrim soy ağaçları, fosil kayıtlarına değil, bizim tasarımlarımıza dayalıdır” 53.

Yeryüzünde jeolojik devirler boyunca farklı organizmalar, değişik canlı tipleri ortaya çıkmış, bunların bir kısmı hiç değişiklik geçirmeden, bir kısmı da ufak tefek değişikliklerle günümüze kadar gelmiştir. Bazısı da belirli bir devre yaşayıp ortadan kalkmıştır. Burada dikkati çeken bir husus, zamana bağlı olarak, yüksek yapılı organizmaların yavaş yavaş yeryüzünde görünmeleridir. Bunun tek açıklaması olabilir. O da, kademe kademe iyileşen yeryüzü şartlarına uygun canlıların gelmesidir. Bir başka ifadeyle, koyun, çimenler ve otlar hasıl edildikten sonra yaratılmıştır. Ara form veya geçiş formu olarak ileri sürülen fosiller hem çok az hem de bunların ara form olma özelliği yoktur.

“Şimdiye kadarki fosillerin yeterli ve güvenli bir materyal olmadığı” artık genel bir kanaat hâline gelmiştir. Günümüzdeki binlerce çeşit türün geçmişi hakkında böyle mahiyeti meçhul üç-beş fosile dayanarak verilen kesin hüküm, her zaman tartışmaya açık olacaktır.

Prof.Dr.Adem Tatlı

46. Derek, A. The Nature of the Fosil Record. Proceedings of British Geological Association. Cilt 87, 1976, s.133. 47. Carlton, B. Statis:The Life in the Balcance. Geotimes, vol. 40, Mart 1995, s.18.
48. Tom, S.K. A Fresh Look At The Fosil Record. New Scientist, vol. 108, 1985, s. 66.
49. Tom, S.K. Mammal-Like Reptiles and the Origin of Mammals. New York American Pres, 1982, s.363.
50. Steven, M. S. Macroevolution: Pattern and Processs. San Francisco. W.H. Freeman and C., 1979, s.39.
51. Adler, J. Who Doubts Evolution? New Scientist, sayı 90,1981, s.831.
52. Mark C. The Revial of the Creationist Crusade. Maclen’s, 19 Ocak, 1981, s.56.
53. Gould, S., J. Evrimin Düzensiz Adımları. Naturel History. Mayıs,1977, s.13.

önbilgi:
dünya 4,5 milyar yaşında
tek hücreli ilk yaşam bundan 4 milyar yıl önce ortaya çıktı
karaya ilk ayak basan canlılar 360 milyon önce yaşadı
milyonlarca dinozor türü 150 milyon yıl boyunca dünyaya hakimdi
insan evrimi 5 milyon yıllık bi süreç
homo sapiens yani günümüzdeki insan türü 200 bin yıl önce şekillenmeye başladı


tüm dünya tarihini bir duvar saati olarak düşünün, insanın ortaya çıkışı 24 saat içindeki 1 dakikalık bir dilimdir.
geriye kalan 23 saat 59 dakikalık dilimdeki, milyarlarca türün yaşaması ve evrime maruz kalmasına ne diyeceksiniz?
bizden önce neden 150 milyon yıl dinozorlar yaşadı?
bilinen dinozor türlerine bi bakın
ne kadar birbirlerine benzediklerine bakın
karadaki havadaki ve sudaki dinozor türleri birbirinden evrimleşmiştir
sauropod ve trex akrabadır veya uçan bir dinozor türü




sevgili çavlan üstte verdiğiniz evrimci diye tanıttığınız insanlara gelirsek,
google'a ingilizce 'fosiller evrimi yalanlıyor' diye yazarsam sizden daha fazla örnek getirelim buraya:cici:

sonuçta 7 milyar nufüsa sahip bir dünyada yaşıyoruz..

herhangi bir dini kuruluşla bağlantıları olan kendisine bilim insanı, arkeolog diyen ama aslında olmayan insanlarında olabileceği bi dünya:cici:

ne demek istediğimi anladınız :)

ara geçiş formu yok demek komiktir.. dinozorlar tamamen ara geçiş formudur.. :)

üstte yazdığınız ve doğruluğu bile şüpheli olan yazıdaki şahıslar dinozor fosillerine hiç mi bakmadı yahu?

o şahıslar gerçek kişilerse ve gerçek beyanatlarıysa (ki hiç zannetmiyorum) emin olun onlar %0,5lik kesimi bile oluşturacak sayıya sahip değiller..

%99,5lik dünya arkeologları bu tür söylemlere kaale bile almıyor, itibar etmiyor aşırı komik buluyor :)
 
doğruyu arayan kişinin bulacağına eminim
en başta bir patlama olduğu doğrudur ama bunun kendi kendine oluştuğunu düşünmek akla mantığa pek sığmaz
olayı şöyle örnekliyeyim tarihi baş yapıtlara bakınız yağmurun karın doğa olaylarının kendi kendine olduğu açıktır ama tarihi yapıların kendiliğinden oluştuğunu kime inandırabilirsiniz
dünya öyle bir sistem içine kuruludurki insanın düşündükçe düşünesi araştırdıkça araştırası gelir
dünya boyutu mükemmel tasarlanmış dünyanın boyutu ve yer çekimi oksijen ve nitrojen gazlarından oluşan ince bir tabaka vardır bu tabaka yerden 80 km yüksektedir eğer dünya daha küçük olsaydı atmosferi özgür nitrojen içerecekti bilindiği üzere dünya insan hayvan bitkiyi yaşatabilen doğru karışımdan oluşmuş tek gezegendir dünyanın güneşe biraz daha yakın biraz daha uzak olduğunu varsaysak dünya yaşanılmaz ve hayat tükenirdi ayın boyutu ve dünyaya uzaklığı mükemmel yer çekimini sağlar yer çekimine rağmen bitkiler kavak ağacını ele alalım en uç tepe noktasına kadar suyu emer


söyle düşünün,

ya çok sayıda evren varsa

ve bu evrenlerin bazılarında belki yıldızlar oluşamadan patlayıp yokolmuş ve tabi hayatta yoksa!
bazı evrenlerde yerçekimi oluşamamışsa ve tabi yine hayatta yoksa!
bazılarında ise yerçekimi ve yıldızlar oluşabilmiş ve hayatta varsa! (bizim evrenimiz gibi)

biz kendimizi bu evrende ve belirli bi düzen içinde bulduk diye illa herşeyin tasarlanmış ve bize özel olması gerekmez..

ya tamamen olasılıklar söz konusuysa..

daha iyi anlayın diye örnek veriyim;

kumsaldaki siyah kum tanesinin üzerindeki, siyah bir renkli minik bi canlı;
- 'bu kum tanesi, benim kamufle olmam için özel olarak siyah yaratıldı' diyebilir
ama o kumsalda milyarlaca başka siyah kum tanesi daha vardır : )
 
söyle düşünün,

ya çok sayıda evren varsa

ve bu evrenlerin bazılarında belki yıldızlar oluşamadan patlayıp yokolmuş ve tabi hayatta yoksa!
bazı evrenlerde yerçekimi oluşamamışsa ve tabi yine hayatta yoksa!
bazılarında ise yerçekimi ve yıldızlar oluşabilmiş ve hayatta varsa! (bizim evrenimiz gibi)

biz kendimizi bu evrende ve belirli bi düzen içinde bulduk diye illa herşeyin tasarlanmış ve bize özel olması gerekmez..

ya tamamen olasılıklar söz konusuysa..

daha iyi anlayın diye örnek veriyim;

kumsaldaki siyah kum tanesinin üzerindeki, siyah bir renkli minik bi canlı;
- 'bu kum tanesi, benim kamufle olmam için özel olarak siyah yaratıldı' diyebilir
ama o kumsalda milyarlaca başka siyah kum tanesi daha vardır : )

olasılıktan kastın tesadüf değildir umarım evrenin içinde ayrı bir evrende olabilir mesala Kuranı Kerimde 18 bin alem geçer belkide şuanki birdiğimiz evren sadece bunlardan biri olabilir hiç bir canlı ve cansızın tesadüf olarak dünyada var olduğunu sanmıyorum dünyadaki her canlıya bahşedilen bir güç var bir yırtıcı kuşun çok yüksekten bir fareyi seçebilmesi gibi bir karıncanın ağırlığının bilmem kaç katını kaldırıabilmesi gibi
herşeyi geç akılın neden sadece insanda olduğunu kim açıklıyabilir ki
sans olasılık tesadüf bunlar yeterli bir açıklama değildir
 
Sonsuz olan bir evren hiç genişler mi? Bence yanlış anlamışsınız.
 
Evet Nicomedes cevaplarına ve sorularına göre gerek duyarsam devam edeceğim...

Dediğim gibi cevabımı kalem ve kağıtla dile getirdim...

9c686e13167d69e8cf616c513fc2b30f.jpg


4261092e6c5acc3684da393fd5e68228.jpg


2654d5743c0712fb0c8e3e1bc0b4cd18.jpg


4baf2f839ec49393b7a462ea8c56fbf5.jpg



e50b269f4a2827b5f3f54e762ca1b2bd.jpg

Tevhid - Adalet - Özgürlük
 

sevgili qasem
vaktim olmadığı için şimdilik sadece ilk sayfayı yanıtladım,
daha sonra diğer sayfalarıda yanıtlayacam..

#sayfa 1'e yanıt ;

aslında kendi kendinize cevap vermişsiniz,

evrene, bir tanrının yarattığına inanarak bakarsanız, aslında orada olmayan tanrıyı göreceksinizdir.
evreni dogmatik düşüncelerden kurtularak tarafsız bi şekilde incelerseniz, aslında onun kendi kendini varedebilecek bi yapıya sahip olduğunu ve tesadüfen oluşmuş fizik kurallarına sahip olduğunu göreceksinizdir...
ayrıca robotlar,gökdelenler ve elektrikli cihazları örnek vermişsiniz
bunlar insan tasarımı ürünlerdir
bunlara bakarak bizde tasarlandık diyemeyiz
çünkü bizler robot değiliz
biyolojik doğa ürünü canlılarız
kendilğinden oluşabilecek bir ilk hücreden,
karmaşık kompleks canılara kadar varan evrimin şekillendirdiği canlılarız.
doğayı teknoloji ürünleriyle kıyaslamak çok ama çok vahim ibretlik bi yanlıştır
 
sevgili qasem
vaktim olmadığı için şimdilik sadece ilk sayfayı yanıtladım,
daha sonra diğer sayfalarıda yanıtlayacam..

#sayfa 1'e yanıt ;

aslında kendi kendinize cevap vermişsiniz,

evrene, bir tanrının yarattığına inanarak bakarsanız, aslında orada olmayan tanrıyı göreceksinizdir.
evreni dogmatik düşüncelerden kurtularak tarafsız bi şekilde incelerseniz, aslında onun kendi kendini varedebilecek bi yapıya sahip olduğunu ve tesadüfen oluşmuş fizik kurallarına sahip olduğunu göreceksinizdir...
ayrıca robotlar,gökdelenler ve elektrikli cihazları örnek vermişsiniz
bunlar insan tasarımı ürünlerdir
bunlara bakarak bizde tasarlandık diyemeyiz
çünkü bizler robot değiliz
biyolojik doğa ürünü canlılarız
kendilğinden oluşabilecek bir ilk hücreden,
karmaşık kompleks canılara kadar varan evrimin şekillendirdiği canlılarız.
doğayı teknoloji ürünleriyle kıyaslamak çok ama çok vahim ibretlik bi yanlıştır
Sevgili nicomedes ister teknolojik olsun ister biyolojşk olsun hemen herşey dedim zaten... Her şey bir tasarımcıya ihtiyaç duyar... Yada yöneltilmeye... Ben evtim teorisini red etmiyorum zaten... İleriki sayfada bu site üzerinde bellitttiğim makalelerimizde zaten evrimi konuşmuştuk biz..

Ayrıca yalnış.düşündüğünğzü düşünüyorum... Ben Ateist biri olarak hayatımınsürdürdüm, tanrıyla buluşmam 2010 a denk gelir... Dediğinşz aksine evrim mutasyon genler arası geçişler karmaşık kompleks mikro organizmalar vs vs evrenin yaradılışı ile ilgili araştırmalar ve ilahi yasalar beni.Allahı bulmaya götürdü... Yazının devamında zaten neden Evereni.Allah ile düşündüğümü açıkladım. Yazıyı bütün olarak almanı isterim.

Acelemiz yok okudukça yazışırız inşallah...

Allahı red etmek için değil aksine onun gücünü daha iyi anlamak için evren doğa ve biyolojik okumalar yapıyorum. Hayatım boyunca hiç bir alanda tesadüfe ve mucizeye denk gelmedim. İslam diye bşze yutturulan geleneksel din anlayışı kadar meteryalist anlayışında karşısındayım... Allahın melek dediğine siz sadece doğa güçleri.diyorsunuz yada yasalar... Bu anlamda Seyid ahmed han a bakmanız yeterli olur...

Gerekli her çapraz okumayı geçmişte yaptığım gibi hala yapıyorum...

İnşallah daha uzun uzun devam edeceğiz...

Tevhid - Adalet - Özgürlük
 

Okunmayan varsa söyle tekrardan çekip atarım :) sayfa no söyle yeter üstadım
..

Tevhid - Adalet - Özgürlük

Sizin yazdıklarınız okunmaya değer ve hep okunur üstadım.Çünkü sizde muhakeminin fikri hakikati var.Saygılar:cici:
 
#sayfa 2ye cevap;
sayfada üç kere mühendislik kelimesi geçiyor yalnız yazı genel itibariyle, bakın şu doğaya bunu tanrı yarattı işte mühendislik sanat budur! demekten öteye gitmemiştir.. yine kanıt yok tabi...

#sayfa 3e cevap;
bana nasıl olurda durup dururken, bir noktada bir patlama olur ve evren kendiliğinden oluşur diye sormuşsunuz;
bende size bir soru sorayım ardından açıklıyayım :)
hadi diyelim evrenin kendini varetmesinin nedenini bulamadık, bu hemen zihnimizde ilahi bir yaratıcı var ederek bunu ona bağlamamızı ve tapmamızı mı gerektirir? (ki evrenin nedenini aramak anlamsızdır)

şöyle söyliyim;

eğer büyük patlama gibi en büyük soruları anlayama çalışıyorsak biraz daha zekice düşünmeliyiz..
bir elmanın dalından toprağa düşmesinin nedeni vardır;
basit, yerçekimi..
ama herşeyin içinde varolduğu evren farklıdır ona elma gibi bakamazsın, elmadaki kural onda geçerli değildir, elmadaki kuralı vareden odur, elmayı ve o kuralı içinde barındıran odur...
evrenin başlangıcından önce zaman yoktur, yani evrenin varlığının bi nedeni olamaz
bunu sorgulamak anlamsızdır..
dünyanın köşesini aramak gibi bişeydir bu..
neden kavramı için zamana ihtiyaç vardır..
evrenden önce zaman yoktur..
zaman evrene ait, evrenin içindeki bi kavramdır..
evrenin kendisi için kullanılamaz..
evrenin neden oluştuğu sorusu gereksiz ve anlamsızdır, asıl soru evren nasıl oluşmuştur?
bknz :sicim teorisi

el yazısı okumayı sevmeyen biriyim ve ilk üç sayfayı okuyarak zaten sınırlarımı zorlamış oldum
diğer sayfaları özetleyerek buraya tekrar yazarsanız, onlarada cevabım olur
iyi günler :)
 
Bildiğim bütün patlamalar düzen bozan, yakıp yıkan patlamalar iken, bir patlama olacak tesadüfen ve kainat oluşacak rastgele !!!
 
Geri