silistre
Üye
- Katılım
- Mart 5, 2016
- Mesajlar
- 2,369
- Tepkime puanı
- 28
- Puanları
- 303
- Yaş
- 54
Güneydoğumuzda uygulanan cinayetler ise yasalarımıza (töremize) uygun olmadığından buna Ortaçağ karanlığından kalma insanlık dışı çarpık zihniyetlerin dışa vurumu dersek daha mantıklı olur kanaatindeyim. Bir kız evladımızın rızası olmadan zorla evlendirilmesi Türk töresine göre de suçtur.
Türk ailesinde baba korkusu yada baba baskısı yoktu. Aile arasında ilişkiyi sevgi ve saygı tanzim ediyordu.
Dede Korjut Hikayelerinde kocaya:
''Beri gelgil başım bahtı, evim tahtı, han babamın güveyisi, kadın anamın sevgisi, atam anam verdiği göz açuben gördüğüm, gönül verip sevdiğim a dirse han (...) Vay al duvağım iyesi, alnım başım umudu, vay şah yiğidim, vay şahbaz yiğidim. Göz açuben gördüğüm gönül ile sevdiğim, bir yastıkta baş koyduğum, yolunda öldüğüm kurban olduğum (...) Senden sonra bir yiğidi sevip varsam bile yatsam, ala yılan olsun beni soksun''
Markopolo Seyehatnamesi cilt I S: 150 de:
''Ailede büyüklere karşı karşı büyük sevgi var. Küçükler anne ve babalarına hürmet ediyorlar. Ve bu hürmeti de isteyerek yerine getiriyorlar. İtaat küçükler için en mukaddes vazife sayılıyor. Eğer bir çocuk anne ve babasının dediklerini yerine getirmezse, veya onların istediği gibi hareket etmeyip, ebeveyni üzerse, anne- baba çocuğu, doğru hükümetin tayin ettiği bir mürebbiyeye götürüyor.
Bu mürebbiyenin görevi, coçuğa gerektiği zaman bir ceza vermek tabii önce çocuğu ve tarafları dinliyor. Eğer kusur ve hata çocukta ise ona ceza veriyor. Yoksa anne ve baba çocuğu o yola itmişlerse o zaman çocuğa ceza vermiyor. Bu mürebbiyenin başka bir görevi de anne ve babayı dolaylı biçimde kontrol altına almak. O da şöyle oluyor:
Eğer anne ve baba ile çocuklar arasında, ciddi bir uçurum meydana gelmişse ve çocuklar ebeveynini dinlemiyorsa o zaman kusurun hangi tarafta olduğu araştırılıyor. Yani, sadece çocuğa ceza verilmiyor. Kusurlu, iyi terbiye vermemiş anne ve babaya da ceza veriliyor''
Günümüz Türkiye'sinde bile böyle bir devlet sistemimiz yoktur. okullarımızın önü uyuşturucu tacirleri ile dolu. Genç kızlarımız uyuşturucu ve kadın tacirlerinin elinde inim inim inlemekte. Anne ve babalarımız iş bulabilmek için günlerce, aylarca hatta yıllarca o kapı senin bu kapı benim dolaşıp sonunda pes etmekte. ''Töre cinayeti'' deyip bu gerçeği gizleyemeyiz; o da Ağalık ve şeyhlik düzenidir.
İslamı kendi ihtirasları için araç yapanlar, Enver ören misali ''iaşesini verdiğim kadın cariyemdir'' diyorsa buna şaşırmamamız gerekir. Aynı Enver Ören'in İhlas mağdurlarının paralarıyla, Sibel Can ve Gülben Ergen gibilere boğazda lüks Villalar alıyorsa asıl bu sorgulanmalıdır. Asıl cinayet buralarda işlenmektedir.
Din adına işlenmektedir.
Türk Milletinin Töresini (Yasa) ''töre cinayetleri'' diyerek sulandırmak yerine din tacirlerinin başımıza açtığı musibetleri tartışalım.
Türk ailesinde baba korkusu yada baba baskısı yoktu. Aile arasında ilişkiyi sevgi ve saygı tanzim ediyordu.
Dede Korjut Hikayelerinde kocaya:
''Beri gelgil başım bahtı, evim tahtı, han babamın güveyisi, kadın anamın sevgisi, atam anam verdiği göz açuben gördüğüm, gönül verip sevdiğim a dirse han (...) Vay al duvağım iyesi, alnım başım umudu, vay şah yiğidim, vay şahbaz yiğidim. Göz açuben gördüğüm gönül ile sevdiğim, bir yastıkta baş koyduğum, yolunda öldüğüm kurban olduğum (...) Senden sonra bir yiğidi sevip varsam bile yatsam, ala yılan olsun beni soksun''
Markopolo Seyehatnamesi cilt I S: 150 de:
''Ailede büyüklere karşı karşı büyük sevgi var. Küçükler anne ve babalarına hürmet ediyorlar. Ve bu hürmeti de isteyerek yerine getiriyorlar. İtaat küçükler için en mukaddes vazife sayılıyor. Eğer bir çocuk anne ve babasının dediklerini yerine getirmezse, veya onların istediği gibi hareket etmeyip, ebeveyni üzerse, anne- baba çocuğu, doğru hükümetin tayin ettiği bir mürebbiyeye götürüyor.
Bu mürebbiyenin görevi, coçuğa gerektiği zaman bir ceza vermek tabii önce çocuğu ve tarafları dinliyor. Eğer kusur ve hata çocukta ise ona ceza veriyor. Yoksa anne ve baba çocuğu o yola itmişlerse o zaman çocuğa ceza vermiyor. Bu mürebbiyenin başka bir görevi de anne ve babayı dolaylı biçimde kontrol altına almak. O da şöyle oluyor:
Eğer anne ve baba ile çocuklar arasında, ciddi bir uçurum meydana gelmişse ve çocuklar ebeveynini dinlemiyorsa o zaman kusurun hangi tarafta olduğu araştırılıyor. Yani, sadece çocuğa ceza verilmiyor. Kusurlu, iyi terbiye vermemiş anne ve babaya da ceza veriliyor''
Günümüz Türkiye'sinde bile böyle bir devlet sistemimiz yoktur. okullarımızın önü uyuşturucu tacirleri ile dolu. Genç kızlarımız uyuşturucu ve kadın tacirlerinin elinde inim inim inlemekte. Anne ve babalarımız iş bulabilmek için günlerce, aylarca hatta yıllarca o kapı senin bu kapı benim dolaşıp sonunda pes etmekte. ''Töre cinayeti'' deyip bu gerçeği gizleyemeyiz; o da Ağalık ve şeyhlik düzenidir.
İslamı kendi ihtirasları için araç yapanlar, Enver ören misali ''iaşesini verdiğim kadın cariyemdir'' diyorsa buna şaşırmamamız gerekir. Aynı Enver Ören'in İhlas mağdurlarının paralarıyla, Sibel Can ve Gülben Ergen gibilere boğazda lüks Villalar alıyorsa asıl bu sorgulanmalıdır. Asıl cinayet buralarda işlenmektedir.
Din adına işlenmektedir.
Türk Milletinin Töresini (Yasa) ''töre cinayetleri'' diyerek sulandırmak yerine din tacirlerinin başımıza açtığı musibetleri tartışalım.