Erkeklerin evlenme korkusu

Konu sahibi son olarak 2 gün önce görüldü
Bende korkuyorum ne güzel birlikte korkarız.
 
Günümüz şartlarında evlilik hem cesaret istiyor hem de devamlılığını sağlamak adına uygun koşullar çünkü eskiden olduğu gibi, iki gönül bir olunca samanlık seyran olmuyor maalesef.

Erkeğin sorumlulukları kadına oranla biraz daha zorlayıcı olduğu için, çoğu erkek tam koşullar oluşmadan evlilik kararı almak istemiyor ki bence çok da haksız değiller.
 
Yakın çevremdeki çoğu erkek arkadaşımın eşi yabancı çünkü Türk kadının taleplerini aşırı buluyorlardı.
Senin söylediğin de mantıklı.

Ben Daha cok mental konuya degindim.
Ama olabilir senin dedigin de mantikli.
Bilemiyorum.
 
Belki korkmuyorlardir.
Belki böyle iyiler:D

Gelecek cevaplarla strateji belirliyor da olabilirler.:) En iyisi fazla tüyo vermemek.

Abim asla evlenmeyeceğim diye 38 yaşına kadar direnip en sonunda pes etmişti çünkü hem çocuk sahibi olma duygusu ağır bastı hem de kafasına uygun birine denk geldi yani biraz da tam hayal ettikleri gibi biri olmadan adım atmak istemiyorlar diye düşünüyorum.
 
Her gün aynı aşçıdan aynı yemeği istemeyi sevmeyen ''bazı''erkeklerdir.
 
Evlilik konusu, her birey için farklılık gösterebilecek bir konu. Bazı erkekler evlenmekten korkabilirken bazıları için evlenmek hayatlarında önemli bir hedef olabilir. Evlenmekten korkma durumu kişisel deneyimlere, geçmiş ilişkilere, toplumsal ve kültürel etkilere, mali duruma ve gelecek planlarına bağlı olarak değişebilir. Bağımsızlık korkusu, maddi kaygılar, geçmişte yaşamış olduğu ilişkilerindeki deneyimleri ve toplumsal baskılar erkeklerin evlenmek istememesinin sebeplerinden bir kaçı olabilir.

Yukarıda saydığım kriterlerin bir çoğu eskiden dikkate alınmıyordu. Mesela; geçmişte toplumsal ve kültürel durumlar evliliklerin uzun ömürlü olmasını teşvik ediyordu. Boşanma sosyal olarak kabul edilmeyen bir durumdu ve birçok çift ilişkilerinde zorluklarla karşılaştıklarında bile evliliklerini sürdürmek için çaba gösteriyordu. Ama günümüzde bu durum söz konusu değil. En küçük zorluk yaşanma durumunda boşanmalar gerçekleşiyor.

Ayrıca geçmişte aile ve toplum desteği evliliklerin sürdürülebilirliğine katkıda bulunuyordu. Aile üyeleri ve yakın çevre çiftlerin ilişkilerinde karşılaştıkları sorunları çözmelerine yardımcı olur ve destek sağlarlardı. Bu, çiftlerin evliliklerini sürdürme konusunda motivasyonlarını artırıyordu. Peki günümüz de bu var mı, hayır yok. Herkes ailesiyle bireyselleşti. Anne, baba, ve ailesinden soyutlanmaya çalıştığı için -erkeklerin en büyük korkusu- ailesinden uzaklaşmak istemediğinden evlilikten çekiniyor olabilir.

Ekonomik faktörler de önemli bir rol oynuyordu. Geçmişte, kadınların işgücüne katılımı daha sınırlıydı ve ekonomik bağımsızlıkları sınırlıydı. Bu durum, kadınların evliliklerinde daha sabırlı olmalarını ve ilişkilerini sürdürme konusunda daha istekli olmalarını sağlıyordu. (Linç edilebilirim ama kaçınılmaz gerçek)

Asıl sebeplerden biri de iletişim ve teknolojinin sınırlı olduğu dönemlerde insanlar arasındaki ilişkiler daha samimi ve güçlüydü. Çiftler birbirleriyle daha fazla zaman geçirir ve daha derin bağlar kurarlardı. Bu da evliliklerin daha güzel olmasıyla birlikte evliliği teşvik edici bir unsur olarak gösterdiği için uzun ömürlü olmasına katkıda bulunuyordu.
 
benim erkekim:)))) korkusuz kahraman heralinde 3. ayda teklifi yaptı ne oldu ne bitti anlamadan hooop evlendik:))))
 
Ben de korktuğumu ya da istemediğimi düşünürdüm önceden. Sanırım bizim burada korku, çekinme ya da evlilik düşünmeme gibi yorumladığımız duygu durumu biraz aileden intikam ve kendince atanın önüne geçme kaygısı. Atanın önüne geçmekten kastım da annenin, babanın hayatta yaptığını düşündüğün bir hatayı yapmamaya çalışmak gibi çıkıyor karşımıza. Temelinde çocukluk ve ergenlik dönemimizde etrafımızdaki 10 evli çiftin neredeyse tamamının kısıtlayıcı, sıkıcı, bireyselliği öldüren ve karşısındaki insanı tüketen bir süreç gibi görünmesi diye düşünüyorum. Maalesef toplumumuzdaki evliliklerin çoğunluğu hayatta bir aşamayı daha tamamlayıp bir mihenk taşını daha geçerek yaşam döngüsünün bir basamağını daha geçmek olarak yorumlandığından okul bitti, askerlik yapıldı, iş bulundu şimdi de evlenmek gerekir beklentilerinin başlamasıyla erkeklerin zihninde bir nevi ergenlik refleksi gibi bir karşı koyma mekanizması tetikleniyor herhalde.

Ki bazılarında bu tutum partner bulamamak, bağlanmak istememek veya hayata bakışı sonucunda böyle bir ihtiyaç hissetmemek gibi haklı gerekçelerle devam etse de büyük bir çoğunluk günün sonunda hayat boyu yanında olmak ve yanında olmasını istediğini düşündüğü bir partner ile hayatını birleştirip başka bir davranış sistemine geçiyor.

Bu düşünce kalıplarının altında kuvvetle muhtemel bir sürü evrimsel, psikolojik ve nörokimyasal sebep ve süreç bulmak mümkün.

Not: Bu yorumda evlilik kavramı herhangi bir cinsiyetten iki bireyin gündelik veya iktisadi aksiyonların birlikte kararlaştırıldığı, ortak bütçeli, çoğulcu gelecek planlamasına dayanan ve kendilerini aile olarak tanımlayan hukukça resmiyet kazandırılmış veya kazandırılmamış duygusal partnerlik olarak ele alınmıştır.
 
Geri