Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
jeffrey epstein olaylari ve belgeselinden biliyorduk ghislaine'yi, ama bu belgesel tamamen kendisine odakli ve daha yakindan taniyorsun.
ilk baslarda baya ilgimi cekti yeni seyler ogrenmis bulundugum icin kendisiyle. fena degil. kadin hala kacista. bazi insanlarin zihni sapik ve degisik iste. tuhaf bir dusunce tarzi. buyudugu aile de anlatilinca sebebini anliyorsun. korkunc mahlukatlar. eski kralice elizabeth ii'nin oglu prens andrew'in pedologuna da deginmisler biraz. zengin pimpler.
izledim ama ne izlediğimi tam idrak edemeyecek kadar da zorlandım. filmin içinde çok iyi replikler vardı ama ben ''noluyo noluyo'' diye düşünürken hiç onları aklımda tutamadım ondan kopya çekerim. bu filmi muhtemelen bir kez daha izleyebilirim ben çünkü ilki daha çok çözmeye odaklı biz izleme oldu benim için. bir de keyif alarak biraz daha anlamak için izlenebilir. yer yer tahmin edilen yerler, yer yer yoksa bu da mı jack, jack nerede dediğim oldu. gerdi de biraz beni ama sevdim. güzel iş çıkarmışlar. şöyle bi cümle geçiyordu: ''bu kadar az insanın ölmeden önce ruhuna sahip olması üzücü.'' dedim seninle aynı noktadayız yavrum.
bi de son vurucu darbe şu replikle geldi-bi dk bunu kopyalamam lazım- ''işlerin düzeleceği, hiçbir şey için geç olmadığı, tanrının senin için bir planı olduğu, yaşın önemsiz olduğu, umudun asla tükenmeyeceği, her işte bir hayır olduğu, herkesin aşkı bulabileceği... bunların hepsi sadece palavradan ibarettir.''
bu kısmı kendime pozitifi bastığım dönemlerde içimi ele geçiren bütün negatifliklerin özeti gibiydi. tokatlandım.
Son zamanlarda iyi bi izleyici değilim, kısa süreli komik dizilere bakıyorum, kafa dağıtmak için.
beinconnect’te “var bunlar” diye eğlenceli bi dizi var.
ona gülüyorum bu ara
film basladi. kadini gordum ve ic konusmasini dinliyoruz, orada ''ben bu kadini sevmedim'' dedim. sonra arabada sevgilisiyle konusmasini dinliyorum, ''ben bu adami da sevmedim'' dedim. film ilerledikce her seyin adamin mazisi ve ani/hayal oldugunu anladim. emin olmak icin netten baktim okudum. evet, oyleymis. film boyunca tek bir yuz ifade ve bekleyisle, daha karanlik bir seylerin olacagini beklemekle gecti. eh iste. iyidi, degisikti, EH ISTEYDI
bu filmi de izledim. bunu begendim. belgesel tadinda, gercek bir hayati ve kisiligi anlatan; edith piaf ile ilgiliydi.
47 yasinda vefat ettigini, hatta genc yastayken daha yasli gorunusu ve mazideki acilari, hayati ve sorunlari (hepimizin var elbette), hastaligi ve muthis sesi derken, bunu izledigime sevindim. oyuncular da cok cok iyidi.
Biraz önce "A common man" (sıradan adam) izlemeye çalıştım. En heyecanlı yerlerinde mesaj geldi. Ben de merakımdan bakmadan duramadım. Bu nedenle de söyleyemeyeceğim "heyecanlı mıydı". Yabancı film. Sri Lanka da Terör hikayesi.
ilk filmi izlemeden, sinemada 2. filmini, bunu izledik. begendim. tam bir ara iki halkin birbiriyle savasmamasi ve bos yere birbirlerini oldurmemesi gerekiyor dusuncesi gelirken, ''bos yapmayin'' diyecekken, son anda durumu kurtardi shuri. dogru karar. bunun disinda buyu/kulturel muzik ve fantazi geleneklerini gordugumde de hosuma gitti. iste benim gercek hayatta ve filmlerde, fantazi tarzinda bile olsa sevdigim seyler bunlar. gelenek ve kultur. guzeldi. uzun bir filmdi, iyidi. savas ve aksiyon sahneleri badass