En sevdiğiniz şiir

Konu sahibi son olarak 249 gün önce görüldü
Üçüncü Şahsın Şiiri - Atilla İlhan..
 
Ataol Behramoğlu - Yaşayınca Anladım
Ataol Behramoğlu - Aşk İki Kişiliktir
 
Murathan mungan in yalnız bir operasi içinde ki şu kısım en sevdiklerimdendir.

kış başlıyor sevgilim
hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
oysa yapacak ne çok şey vardı
ve ne kadar az zaman
kış başlıyor sevgilimiyi bak kendine
gözlerindeki usul şefkati
teslim etme kimseye, hiçbir şeye
upuzun bir kış başlıyor sevgilim
ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.
 
Didem Madak Ah'lar Ağacı

Bazen ah diyorum durmadan,
Şimdi ben ahlatın başında,
Otuz iki yaşımda.
Ahlar ağacı gibi.
Rengarenk çaputlar bağladım yıllarca dallarıma,
Mavi, mor, kırmızı ve yeşil,
İstedim, hep istedim,
Sen iste derdim, iste yeter ki
Vereyim.
Her istediğimi verdim.Arttım, fazlalaştım,
Eksikli yaşamaktan.
Ahlar ağacıyım, gibisi fazla.
Başka bir şey istemem
Artık beyazlaşan üç-beş tel saçıma,
Hesabımı vermekten başka.

Vasiyetimdir:
Dalgınlığınıza gelmek istiyorum
Ve kaybolmak o dalgınlıkta.
 
Cemal safi - Yar olamadin
 
Ali Kirdudu.. Her siiri guzel.
 
TURGUT UYAR-GÖĞE BAKMA DURAĞİ


ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım

falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım

senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım
 
TURGUT UYAR-GÖĞE BAKMA DURAĞİ





ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım

şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından

bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından

durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar

şu aranıp duran korkak ellerimi tut

bu evleri atla bu evleri de bunları da

göğe bakalım



falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım

inecek var deriz otobüs durur ineriz

bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya

herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum

hırsızlar polisler açlar toklar uyusun

herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam

herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım

nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda

beni bırak göğe bakalım



senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım

tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum

bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi

sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor

seni aldım bu sunturlu yere getirdim

sayısız penceren vardı bir bir kapattım

bana dönesin diye bir bir kapattım

şimdi otobüs gelir biner gideriz

dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç

bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin

seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat

durma kendini hatırlat

durma göğe bakalım


+1 [emoji56]


Sent from my iPhone using Tapatalk
 
"biliyorum sana giden yollar kapalı
üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni
ne kadar yakından ve arada uçurum;
insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
uyandım uyandım, hep seni düşündüm
yalnız seni, yalnız senin gözlerini
sen bayan nihayet, sen ölümüm kalımım
ben artık adam olmam bu derde düşeli
şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki
anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
bu böyle pek de kolay değil gerçi…
alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
bunun verdiği mutluluk da az değil ki
çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki
inan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
yalvarırım onu okuma çarşamba günleri"

cemal süreya
 
Ali Kirdudu / Seni uzaktan Seviyorum
 
İçlerinden bir tanesi:

Edip Cansever - Seni günlere böldüm

Seni günlere böldüm, seni aylara
Daha yıllara, yüzyıllara böleceğim
Ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla
Böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi
Minesi çatlamış bir diş gibi durduracağım karşında.

Şiirler söylenir, şiirler biter
Biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da
Kahverengi avuçlarına mı gözlerinin
Tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa.

Bütün günler yenileşir her bekleyişte
Ve bütün dünler, bütün geçmişler
Kapını açarsın ki bir de, hiç kimseler yok
Çaresiz, benim sana gelişim de hep böyle.

Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti
Sonra bütün bulutlar hep birden geçti
Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime.
 
Neydin Sen!. Bir rüzgâr mıydın da, şöyle bir esip geçtin? Yapraklarını döküp dallarını kırdın içimdeki duygu çınarının! Yüreğime ebediyyet arzusunun çekirdeğini bıraktın; bedenim alev alev tutuştu böylece. Sonsuz hayat, az ötede dikilip duran müşahhas bir varlık kadar yaklaştı ruhuma.

Neydin sen! Bir ışık demeti miydin de RABBİM bu demeti, çok güzel yarattığı nâdide bir kalıp içinde sundu bana?.. Bir ayna mıydın ki, gözlerimi kaybettim içinde ve şimdi ne seni, ne de kendimi görebiliyorum? Neden bir an, pencerelerine varana değin açtın bana gönlünü? Sonra bir başka diliminde zamanın, esrarlı bir havaya bürünüp kapılarını bile kapattın yüzüme!

Yoksa mevcut değil miydin? Kuru bir ısırgan dalı mı sarstı beni? Ebediyyete yönelik sevgi ve hasrete susamış kalbim,aslında mevcut olmayan seni, bu kuru ısırgan dalında hissedip de, aşka mı geldi?.. Şimdiye değin yaşadıklarım, körebe oynayan bir romantizmin köpüklerimiydi?..

Neydin sen?!.. Gökten avuçlarıma düşen bir damla su mu? Kalbimin yangını bütün hücrelerimi sarınca buharlaşıp kayboldun. Sonu gelmeyen bir heyecan mıydın ki kendi ellerimle hazırladım sonunu?.. Yoksa bu zavallı gönlümle yıkılmaz bir kule olarak mı algıladım seni ve sen bir kuştüyü olarak uçup kayboldun gökyüzünde?..

Bir şiirmiydin? içimi doldurdun gizemli mısralarınla,intizârınla. Şimdi her mısra boşluğa asılıp kaldı,yapayalnız..

Bir masal mıydın, kuşların geceleyin ruhuma anlattığı? Bir efsane miydin,çağların
ötesinden kopup gelen? Yoksa bulutların kulağıma fısıldadığı bir nağme miydin?

Seninle farkına vardım içimin ücra köşelerinin. Karanlıklar içinde bırakılmış onurumuzu kurtarmak için bilendim seninle. Kıskacına sıkıştığım fasit bir daireyi, sathî endişeler çemberini kırdım sayende. Sayende adımlarımı yeniledim. İnce bir alev gibiydin ama o alev bir yığın dinamiti ateşleyecek güçteydi..

Neredesin şimdi?.. Hangi tomurcukta? Hangi iklim ve mekanda? Bu günde mi, dünde misin? Hayalde mi düşte misin? Dağlara bakıp seni hatırlıyorum, yollara bakıp seni! Dünyamı menekşe renginle bürüyüp kayıplara karışmasaydın, dağlar bana acıyarak bakmayacak, yollar gözümün yaşını silmeyecekti? sana bir yabancı gibi uzaktan seslenmek yerine, yüreğimde ağırlayacaktım seni. Aaah bir kaldırabilseydim simsiyah perdeleri!.. Yolları yumak yumak sarabilseydim avuçlarımda! Dağları devirebilseydim!... Hepsinden daha da önemlisi, çıkarabilseydim sırtımdan hicran gömleğini? Vuslatı yudumlayabilseydim!..

Aaah, ah!..

Bazen bir yağmur damlasının, bir çiçek yaprağının, bir rüzgâr perisinin bakışlarında buldum o mağrur, dimdik ve tavizsiz tavrını. Sesin bazen ıssız bir köşede yankılandı defalarca, yılmadan ve dikkatle dinledim seni.

Fevkalâdeydin..

Anlayamadığım şu ki, benden başkaları niçin bunun farkına varamayıp, sendeki mücerred câzibeyi görmüyorlar?.. Fakat biliyorum ki, ne her sevgili Leyla'dır; ne de her yürek Mecnun'a aittir.

Ah bir yeterince anlayabilseydin beni!.. Ne bir âyinden arta kalan duygu kırıntısı, ne de bir şehrâyinden sızan aldatıcı ışıktır sevgim!..

Nurullah Genç.
 
Çok var fakat, Ü.Yaşar Oğuzcan'ın "İki Kişiye Bir Dünya" şiiri bende ayrıdır.​
 
Ali Lidar - Alengirli Şiir (Ben Seni Severim Sevmesine de Toplum Buna Hazır Değil)

Alengirli Şiir..
Ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil
Nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan.
Belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü
Biraz Nietzsche biraz Kant kafan karışmış belki
Parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı?
Pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı!
Kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi.
İyi kitaplar okudum bir boka yaramadı..


Ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
Sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
İşin yoksa çiçek al, saç tara, parfüm sık.
Küsmesi, barışması, ayılması, bayılması
Hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
Meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
Güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
Bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
Hepsi ağzıma sıçtı..


Ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
Her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
Seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
Ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
İçime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
Ben seni severim sevmesine de
İş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..

Bitaneside bu.
 
Ben sana meşhurum bilemezsin
popülaritemi mıh gibi kazıdım beynine


-Paralel evrende ünlülük hastalığına yakalanmış Atilla İlhan şiyiri.​
 
Geri