em besil, em besili

Konu sahibi son olarak 226 gün önce görüldü
"Kurallar mı ahlak mı?" Diye bir seçenek geldiğini varsayarsak, büyük çoğunluğumuz ahlak der gibi geldi. (Gibi ne ya?)

Kuralları mı ahlaka göre belirliyoruzc yoksa ahlakı kurallara göre mi belirliyoruz. Elbette kuralsızlığımız kadar ahlaksızlığımız ortada.
Birde herkesin kendi Kuralları -ki herkesin kuralları bir baskasının kuralını çiğnemezse olmaz-
Bu durum da Kuralları belirleyenlerinde toplumu dikkate alması ap ayrı bir komedi. "Topluma kendi gözlerinle bakarak kurallar belirlediğinde, toplumun Ahlak kurallarını değil, kendi ahlakını görüyorsun."


"Diğergam bir ekmek olmalı."


O değilde; Kimin elin kimin g..de? (bu kısım sansürlenenilir)
 
2474db4b633be65476d8eca6e4473beb.jpg


Her ne kadar müze denilsede ticarethanesi daha bir ön planda kalmışsın Tarancı.
 
Tahammülname denilebilir...
Insan tüm yaşamı boyunca umutları hayalleri sindirmekle geçiriyor.
Ve ulaşamadıkları hayaller için, tahammül eylemine baş vurmuşlardır.
"Anı yaşamak" gibi tabirlerle, kişi kendini avutuyor. Her avuttuğunda ise yeni bir hayal kuruyor. Her gece başımızı yastığa koyduğumuzda, rüya mı hayal mi derken gerçekleri unutuyoruz. Oysa gerçek olan, ebenin götümüze vurduğu şaplak ile imamın pamuklarıdır.
Peki bu durumda zor olan, "tahammül mü, sindirmek mi?"
 
Bir ayağımı sonsuzluğa uzatıyorum.
Sonra dün oluyorum, geri tepmesi bile yok.
Kısa bir irkilme.


Şair; "ben her bahar pişman olurum" derdi.
Dert'ti....
Bedenlerin Güneş'e yaklaşma anından olsa gerek, ihtiyaç duyması vitamine.

Bugün beyaz bir köpeği okşadım bembeyaz. Köpek olduğumu hayal ettim bir an. Mutlu oldum.
Meğer insan olmakmış mutsuzluk sebebi. Hayır hayır mutsuz değilim. Ama daha mutlu olunası var hayvan olmanın.
Bir gün önceki soğuktan donup nefesi kesilen kediyi saymazsak.
 
Tahammülname denilebilir...
Insan tüm yaşamı boyunca umutları hayalleri sindirmekle geçiriyor.
Ve ulaşamadıkları hayaller için, tahammül eylemine baş vurmuşlardır.
"Anı yaşamak" gibi tabirlerle, kişi kendini avutuyor. Her avuttuğunda ise yeni bir hayal kuruyor. Her gece başımızı yastığa koyduğumuzda, rüya mı hayal mi derken gerçekleri unutuyoruz. Oysa gerçek olan, ebenin götümüze vurduğu şaplak ile imamın pamuklarıdır.
Peki bu durumda zor olan, "tahammül mü, sindirmek mi?"

İkisi de çok net.
 
Daha kötüsüde olabilirdi...

Başarıya ulaşmak gibi.
Düşünsene hayallerine ulaştığını. Aman Allah'ım , ondan sonra ne halt ederdik.

Korkunç olurdu kesinlikle
Bide ne anlamı kalırdıki yaşamanın nasılsa herşey yapıyon
herşey istediğin gbi :nee::nee: Hiçbir amacın yok ot gbi dicem otun bile bir işlevi var
 
Şimdi işim var ama beğendim, okuycam hepsini. :T:
 
Kazanan varsa, mutlaka bir kaybedende vardır.
Bahçıvan aşçıya, Aşçı kahyaya, kâhya hizmetçiye, o buna , bu şuna diye gider bu.

Peki sonuncusu ne olur?
 
4378e3d77a0e14ac5d13a191e6475f7c.jpg

Surları yaptıran kraldan arka bahçede oynama izni almışlarda tadını çıkarıyorlar sanki. Çocukların yüzünde, sanki 2 bin yıl sürecek bir mutluluk hakim.
Fotoğrafçı ustalığını öyle bir konuşturmuşki, kareye geçmişi ve geleceği sığdırmış.
Çocuklardan oturanın pantolonunu ilk dikkatimi çekti. Çocukken bir çoğumuza 'seneyede giyelim' diye bir beden büyük alınırdı. Oysa çocuğun ailesi yoksulluk sınırının dahada altında olsa gerek, 3 beden büyük alınmış. Belliki Sağdaki çocuk daha yoksul, sanki 4 yıl önce alınmışta kısa kalıyor kolları. Kıyafetlerden çözemedim mevsim kış mı yaz mı diye. Buda gösteriyor ki, çocukların yazlık-kışlık kıyafetleri değilde, Tek bir kıyafeti var.
Çocukların tenlerinin surlarla olan uyumu ise, Zaman'ın nasıl hızlı geçtiğini özetliyor.
 
Kişilik bozukluklarında Görülen yansımaları, insan doğasının bir ürünü olarak kabul edilebiliyor. Kabul edenlerin düşüncelerine ise saygı duyulabiliyor. Kişilik bozukluğuna sahip olan insan, kişilik bozukluğuna 'insanın doğası' gözüyle bakan insan ve bunlara saygı duyan insan. Mutlaka tedavi olmalısınız. Zira insan doğasının tek gerçeği, beslenme ve seksdir.
 
internet üzerinden radyo yayını yapan bir dj den ''rolling Stones - miss you '' parçasını istediğimde, dj bana; ''onlar bizim parçalarımızı dinlemiyor neden biz onlarınkini dinleyelim'' cevabı ile karşılaştım. kısaca formatına uygun olmadığını söylemsi yeterli olurdu. bu ırkçı yaklaşım bizi yerimizde saydırdı ve saydırmayada devam ediyor. korkarım böylede devam edecek.

''Dağılın Ulan isyanım var çalsın sazlar oynasın kızlar. Derdim Var Efkarım Var. çalsın sazlar oynasın kızlar. Sensizlik Beni Böyle Yensin mi...'' diye gidiyor.

bu parçada ne anlatılmak istendiğini bileniniz var mı? anlamayışımı embesilliğime verin. hem efkarlı hem isyanlı hem atarlı hemde kızların oynamasını isteyen bir söz yazarı. bunu mu dinlemeliyiz?

neyse boş verin bu parça size gelsin.
www.[B]you[/B]tube.com/watch?v=hic-dnps6MU
 
Değirmenciye kızıp dereyi kurutmaya çalışan kişinin Anitta ile bir bağının olduğunu düşünüyorum. Mahsuda yaptığını zannettiğini aslında kendisininde zarar göreceğini muhakkak bilir. Ama onun aklında hep "bir Halmaşuit gelirde tahta geçirir beni" düşüncesi hakim. Evet muhakkak bir Halmaşuit gelir. Seni tahta mı geçirir, yoksa tahtı mı sana o muamma.
 
bizi yoksulluktan kurtaran para mıdır ? yoksa para yapma sanatı mıdır?
 
Nasıl becerdikleri zor anlaşılıyor iki, üç, hatta çok kere yüz değiştirmek.
Bir grup seversin, topluluk veya, yada bir insanı! Siyasi görüş, desteklenen futbol kulübü belkide bir öğretmen sever insan. Hemen hepsi kişinin düşüncelerini değiştirmesi fazla Zaman almaz. Hatta verilen kararlarda hep etkili olmuşlardır. Örneğin güzel veya doğru olanı, değer verdikleri hoş karşılamıyorsa kişide düşüncelerini bu yönde geliştiriyor!
Bunun tersine rastlamakta mümkün. Yanlış veya kötü bir düşünceyi hoş görmek yada fiiliyata geçirmek gibi.
Bu durumda kişi kendisi olmayı beceremeyip sürekli bir başkası olmaya mahkum oluyor. Kimi Zaman aptal, beceriksiz, köle, vs. Her türlü olumsuz maskeler takmaya devam ederek gerçekleri veya özgürlüğü tatmaktan hep mahrum kalıyor. Ve kalacaktır....

Kendiniz olmak dileği ile...
 
Geri