Eksik Kalmasın

Konu sahibi son olarak 3956 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
"Sen ona inanç dersin, biz korku deriz".

Henrik İbsen
 

Kabullenmediğiniz, aslınızla örtüşmeyen kimliklerinizden tiksiniyorum.. "Evet, yaptım, buyum" demekle yok olacağınızı sanıyorsunuz, oysa ki yeniden başlamaktır hayata kabullenmek... İyi ve kötü bu kadar içiçe iken, sadece birine sahip olduğunu zannetmek, buna ölesiye saplanmak ne kadar huzur sağlayacak, hiç düşündün mü? Hem karşındaki seni kötü ya da iyi bilse ne olur? Karşındakinin görüşü mü senin varlığını anlamlı kılan? Yok olacaksan iki lafa, eriyecekse tüm düşüncelerin, çıkma sokaklara, dolaşma yollarda, gir inine orada yaşa... Varsın olmayıver, dünya hiçbir şey kaybetmez ama sen çok şey kaybedersin. Bir hayat bu kadar değersiz olmamalı, çelişkilerle varlığı kabullenilmeli ve sonuna kadar yaşanmalı.. Hakkıyla..
 
Depremlerde yine yüreğim, yangınlar çaresiz..!!!!!
 
Aslında mutluyum,hayatımda yolunda gitmeyen birşeyler yok.
Ama nedense hüznü seven yanım beni rahat bırakmıyor bu yüzden hep bir hüzünbaz moduna geçişiyorum.Gülmek bana yakışıyor bilirsin bunu peki sence gülmek yakışıyorken,gülümsemek varken neden bu hüzne duyulan özlem.
Hakan Günday-Daha kitabını bitirdim ve okurken hep şunu düşündüm gerçekten oradaki karakter gibi bir yaşam mümkün mü?Hani yerin dibine kadar inip sonrasında yükselişe geçmek ve yine sil baştan en derine inmek.Sonu yok bunun fakat en azından kısmı huzur verebilir mi?
Bu satırları yazarken daha oluşmamış üzüm yiyorum ve bu saatte.
Ruh halimin tuhaflığını sen düşün.

Ve öperim seni çokça.
Seviyorum seni öyle içimden geldi :kiss:
 
Takım tutar gibi inandığımızdan mıdır, bu kadar çelişkiyi görmüyor oluşumuz? Neresinden tutsam elimde kalıyor, altüst olmuş bir halde, yalnızca küfrediyorum geçmişe...!
 
Kendi kendine söz verip, bununla çelişmek istemediğini söylemişsin.. Halbuki tüm sözlerin çelişki içinde.. Bir şizofrenin masalları bunlar, sözlerinin de zerre değeri yok artık..
 
Ey beynim..! Ne zalimsin, ne hainsin.. Her şeye bir kılıf uydurabiliyor, her olayı kendi çıkarına göre algılayabiliyorsun.. Oyunlardan bıkmadın mı, yarattığın yanılsamalardan yorulmadın mı? Keyifle seyrediyorum seni, bilesin...: ))
 
Şşştt evren..! Karşıma ben gibi kişileri çıkartma, baş edemiyorum bunlarla.. Amacın her ne ise zıtlıkları kullan, bir zahmet..: )
 
Hani büyütüp de göklere çıkardıklarımız var ya... İşte onlar asıl içinizdeki sizsiniz.. Herkes kendi yansımasını görür karşısındakinde ve her ne anlam yüklüyorsa, kendindekinden alıp yine kendine veriyordur...

Ya işte böyle...: )))) endofme'den inciler devam edecek.:p
 
Yaban tayları çayırda tepişiyor mu
Çilli horoz kedilerle dövüşüyor mu
Sarıkız minik buzağıyı sütten kesti mi
Kuzularla oğlaklar sevişiyor mu


Uzun kulaklarını son bir kez salla
Tüm eski dostlarımdan bir haber yolla

:T::T::T:
 
Kafam bu kadar allak bullak iken hangi düşünce ile huzur bulacağım ben? Kabus gördüğümde sayıklamaya alıştığım sözler anlamını yitirdiyse ne teselli edebilecek beni? Karanlıktan yine mi korkacağım?

Kan ter içinde uykularından uyanıyorsan eğer her gece

[YOUTUBE]ILuhJ7E3gns[/YOUTUBE]
 


Kendini tekrar etmese şu kitaplar.. Anladık büyük bir tezi çürütmeye çalışıyorsun ve çürütmeye çabaladığın düşünceler de kendi içinde tekrarlıyor.. Bunu bir çok farklı şekli ile dile getiriyorsun ama bir şey gözden kaçıyor.. İlk andaki şevk kaybolduğunda, ki asıl önemli olan o şevki oluşturabilmektir, ne kadar tekrarlarla telkin etsen de fikrini, aynı hazzı yaşatmıyor söylediklerin..

İkna oldum, kabul ediyorum.. Peki şimdi? Bana ait olduğunu zannettiğim şey benim değilmiş, şimdi başkalarınınki de onların değildir diyerek onlara mı saldıracağım da onlarınkini elde etmeye çalışacağım? Peki bu ne kadar sürecek? Her yanılışta bir yenisine mi yöneleceğim? Elde etmek zorunda değilsem ya? Ya bir yere, bir kılıfa ait olmam gerekli değilse? Kabuklarımı sıyırıp, çırılçıplak benliğimle kalmamsa esas olan?

Bilmiyorum, bir şeye yaklaştığım falan yok.. Sadece netleşiyor kimi belirsizlikler... Bu ne kadar sürecek bilmiyorum... Boşluktayım, mütemadiyen..
 
Fransızlar, “Le coeur a sa raison, que la raison ne connait pas!” derler ki, “Kalbin kendine özgü bir mantığı vardır ki, mantık dahi onu tanımaz” anlamındadır.

Beynin idrak edemediği ya da halihazırdaki düşüncelerine ters düşen şeyleri reddettiğinde kurduğu "demek ki algılarımın üstünde" bahanesine güzel bir cevap..
 
Bir şeyi de sonuna kadar götürsem ya.. İşin yarısında, kalan yarısının ne olabileceği hakkında fikir oluşunca, bu varsayımlar kalan yarısının yerine geçiyor ve işin kalanını devam ettirmem için gerekli heyecanı yerle bir ediyor.. Beynimde yarım kalmışlara bir yenisi daha ekleniyor ve zannedilenler, olanın yerine geçtiği için gerçek hep gizleniyor...

- Siz evlenemezsiniz, kardeşsiniz!!!
- Ne diyorsun Mualla?

Ne diyorum hakkaten?? Bu makine sesleri beynimin içine etti..:T:
 
Dönüyor aman dünya başım duman...

Bir Loreenna ablam bir de bu adam... Bir de Erhan Güleryüz, gizemli abimizi unutmayalım..: ) Şarkıları ile kendimi kaybettiğim insanlar.. Erhan abimi dinlemeyeli çok oldu, fazla karamsar geliyor şarkıları artık. Sanki ben çok farklılaşmışım gibi dışlıyorum adamı, belki de gözlerini gördüğümde soğudum ondan.. Gizemliliği çekiyordu beni, sesi ile hayallere daldığım, abimden gizlice dans edişlerimizi hayal ettiğim o değildi sanki..: ) Dans dedim de Göktan vardı bir de.. Sen şarkısı ile gelip geçmişti hayatımdan.. "Çıldırmış şairlerin titreyen mısralarında, bahsettiği o perisin.." Ne çok dinledim kasedini alıp...

Bir düğmesi kırıktı walkmanin. Muhtemelen, abimin sağlamken kurcalama hevesi ile bozduğu, sonra da "Çin malı bunlar" benzetmesiyle değeri düşen ama yine de paylaşılamayan, rengi solmuş ufacık bir şeydi.. Coşkun Sabah'lar, Grup Vitamin'ler, yukarıda saydığım isimler ve daha niceleri...

**

Kesik kesik her şey, bölük pörçük, bu da benim gerçeğim...

Yaşar'ı unutmadan;

[YOUTUBE]fFC3IQCTLKo[/YOUTUBE]
 


Duyduklarımıza inanmaya alışmışız. Üç paragraflık açıklama ikna etme yeterlidir çoğu zaman.. Hele ki bunu Prof. Dr. X söylemişse.. Derinine inmeyiz hiç, gerek yoktur, zaman kaybıdır araştırmak, incelemek.. Boş zamanı değerlendirecek, gevezelik edecek çok daha önemli şeyler vardır.. Halbuki bilinçaltıdır bizi yöneten ve o bilinçaltıdır, koşulsuzca kabullendiklerimizi biriktiren..​
 


Tüm bildiklerim yerle bir oluyor şu son dönemde.. Neyi kabullenmişsem "terk et" sinyalleri ile karşılaşıyorum. İçimdeki çıkmazlarım, aşamadıklarım, sanki artık yerlerinde durmaktan sıkılmışçasına seslerini yükseltiyorlar.. Kontrolümü kaybettim, ki hep temkinli olmayı tercih etmişimdir.. Sağlam adımlar atmaya, sarsıntılar oluşturmamaya özen gösterdim..

Olmuyor işte, bir yerde patlak veriyor.. Aylardır savaşıyorum kendimle, içimdekilerle.. Yılların birikimine meydan okuyorum zayıf irademle, algımla.. Zayıfım hakkaten de, ne kadar kabuğumun altına saklansam da o kabuk da aşınıyor zamanla.. Nafile, kaçışım yok..​
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri