Efsaneleşmiş Kitap Cümleleri

Konu sahibi son olarak 988 gün önce görüldü
''hayatta önemli şeylerle alâkadar olun; aşk, güzellik, hakikat, adalet gibi...''

Ölü Ozanlar Derneği - Nancy H. Kleinbaum
 
Kadınların gücü konusundaki literatürün büyük bir bölümü, erkeklerin, kadınların gücünden korktuklarını söyler. Bense hep şöyle haykırmak isterim: "Meryem Ana! Ne kadar çok kadın, kadınların kendi gücünden korkuyor.

Kurtlarla Koşan Kadınlar / Clarissa P. Estes
 
images


Rasim Kaygusuz, Cin Alinin Topaci
 
Unutmamak unutmaktan büyük sanılır..
hiç unutmuyorum'' derler..
hiç unutamayacağım'' derler..
hiç unutamam'' derler... unutmam'' derler...
Ve unuturlar, unuturuz, unutursun..
hatırlamayı bile...

Kırılmadık Bir Şey Kalmadı / Özdemir Asaf
 
yalan olduğunu bilsen dahi inanacaksın insan oğluna, yani dinleyeceksin onu, niçin yalan söylediğini anlamaya çalışacaksın. bazen yalan, insanın özünü gerçeklerden daha çok açığa vurur...
 
Çünkü bir toplumun, kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur, Leyla. Hiç yoktur.

Khaled Hosseini, Bin Muhteşem Güneş
 
“Helva yaparken gözyaşlarım tencerenin içine damlıyordu.
Her bir gözyaşının helva taneleri arasında kayboluşuna bakıyordum:
Sanki gözyaşı kaybolunca ben de bir şey unutuyordum.
Acaba aygaz biter mi?
Acaba sebzeli yemeğe biraz daha et mi koysaydım?
Çünkü ağlamaktan yorulanlar mutfağa gelip, tencerelerin kapağını kaldırıp içine uzun uzun sessizce bakıyorlardı.
Sanki uzun bir süre ağlarsan, mutfağa gelip ocağın üzerinde,
tencerede ne var diye bakmaya izin çıkıyormuş gibi.”

Orhan Pamuk / Kafamda Bir Tuhaflık.
 
sadece seytanin vesveselerini duyuyorsaniz-delisiniz
sadece tanri'nin ayetlerini duyuyorsaniz-peygambersiniz
ama her ikisinin sohbetini bir müddet dinliyor,
sonra kalkip bir reçelli ponçik yiyorsaniz,
muhtemelen akli basinda bir insansiniz
 
Denizin kıyıcığında olmalı ‘anlam’, o kadar yakın. Gelişigüzel yürüyenler suyu dalgalandırıp bulandırdığında kaçar, derinlerde dibe çekilir. İstiridyenin içindeki kum taneciğidir artık.
Onu bulmak için iyi bir dalgıç olmak yetmez. Kartal keskinliğinde gözler de.
Belki sadece insan olmaktır, inciye ulaşmanın biricik yolu.

Eşiktekiler Gönül Çatalcalı.
 
"Vergiler" dedi kadın."Ne zaman işler düzelmeye başlasa yeni vergiler koyuyorlar. Sen şanslısın Mack. Hiçbir şeyin yok para kazanmıyorsun. İnsanların derisi için de vergi kesmeye başlayacakları güne kadar güvendesin."

John Steinbeck

Tatlı Perşembe syf 86
 
"Sizin hala yanına bile yaklaşamadığınız bir dolu
duyguyu dibine kadar yaşadığım için de memnunum."

Kanat Güner/ Eroin Güncesi (Sayfa 113)
 
Canımın içi , böyle şeyler yalnızca romanlarda olur.
 
"Ankara, kışın çok soğuk olduğu için, camdan (dışarı) bakmak ancak yazın mümkündür. Selimlerin evi kaloriferli olmadığından ve kışın geceleri soba söndüğünden, sabah kalktığı zaman bütün camları kalın bir buz tabakasıyla kaplı bulurdu. Buzlar, soba yandıktan saatlerce sonra, ancak öğleye doğru erirdi. (Bütün duvarlar su içinde kalırdı.) Buzlar erimeye başlayınca Selim, cama yapışkanlığı kaybolan küçük buz parçalarını parmağının ucuyla camın üzerinde dolaştırırdı. Bu oyuna, kutup gemileri adını vermişti." Tutunamayanlar - Oğuz Atay
 
"iyi şeyler birdenbire olur. bu kadar bekletmez insanı. sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar ya da hiçbir şey çıkmaz."
 
"Bu sabah aynaya baktığımda, birçok insanın başına gelen bir durumla karşılaştım: Aynadan bir başkası bakıyordu bana. Benim yüzümle hiçbir benzerliği yoktu aynadaki yüzün. Evet, gözleri çekik, alnı geniş, elmacık kemikleri çıkık, dudakları etliydi ama, kesinlikle benim yüzüm değildi.
Aynanın önünden tıraşımı olmadan çekildim. Sabah kahvemi içerken kafamı toplamaya çalıştım.
1. Aynaya bakan ben değil miydim?
2. Aynaya bakan bendim de bir başkasını mı görüyordum?
3. Aynaya bir başkası bakıyor, ben de onun yüzünü mü görüyordum? (Bu, birinci şıkla aynı anlama gelmiyor mu?)
4. Aynaya bakan benim, ama aynanın ardında bir başkası var.
5. Yoksa ben, kendi yüzümü mü unuttum?

Bunlardan hangisinin gerçek olduğunu anlamak için, ilkin bir başka aynaya baktım. Az önceki görüntü: benim olmayan bir yüz.
Sonra kimlik cüzdanımdaki vesikalık fotoğrafıma baktım: Benim yüzüm. Dolayısıyla kendi yüzümü unutmuş değildim.
Tıraş olmadan giyinip evden çıktım. Çıkarken kapıcımla karşılaştım ve ona beni tanıyıp tanımadığını sordum. Kendisiyle alay ettiğimi sandı.
Doğrusu, bu yanılgının (ya da yanılsamanın) nerden kaynaklandığını, devam edip etmeyeceğini bilemiyorum. Ama itiraf edeyim ki gençlik yıllarımda okuduğum bir öyküyü anımsayıp (bir adam bir böcek olarak uyanıyordu) korkuyorum. Çok korkuyorum."
 
"In the moment when I truly understand my enemy, understand him well enough to defeat him, then in that very moment I also love him. I think it's impossible to really understand somebody, what they want, what they believe, and not love them the way they love themselves. And then, in that very moment when I love them -"

Orson Scott Card - Ender's Game.
 
savaş barıştır.
kölelik özgürlüktür.
bilgisizlik kuvvettir.

- 1984
 
İmtihan bitti sanıyorsun ama omuzlarındaki "yazarlar" durmaksızın yazıyor. Bu öyle bir imtihan ki "Kitap"a bakmak serbest. Gökyüzünden, denizlerden ve dağlardan kopya çekmek de. Bu öyle bir imtihan ki yeryüzünün her köşesinde başında gözetmenler olmadan girebilirsin. Her dilde yazabilirsin cevaplarını. İsmini yazmayı bile unutsan cevapların geçerli. Bu öyle bir imtihan ki dört yanlış bir doğruyu götürmüyor, bir doğru on yanlışı siliyor. İptal edilmesi mümkün olmayan bir sınav bu, gizli sorularının çalınması mümkün olmayan! Üç saat on beş dakika sürmüyor sınav, son nefesine kadar soruları cevaplayabilirsin. Sınavdan çıkmak yok hemen, hep sınav içindesin. Katı kuralları yok. Sınav esnasında konuşabilirsin, yemek yiyebilirsin, bilenlere sorabilirsin cevapları. En önemlisi beş seçenek içinde saklanmıyor "Doğru". İki seçenek var yalnız önünde. Siyah ve beyaz. Bütün yapacağın teslim olmak aydınlığa.
 
"He jests at scars that never felt a wound."

Romeo and Juliet, 2. Act, 2. Scene.
 
Geri