Duygyusal şiirler arşivi

A
  • Kullanıcı aXi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Şiirler
Eşekler

Eşekler,
Yüzlerce deveyi
Çekip gider
Eşekler.

Bütün insanlığı,
Çekip götüren
Acaba hangi
Eşekler?

Olma sen,
Ne kervandaki deve,
Ne öndeki eşek.
Kervanı yürüten,
Bir insan olmak gerek.

(Eskiden yörükler bir yerden bir yere göçerken 20-30 kadar deveyi arka arkaya dizer ve öndeki deveyi de bir eşeğin arkasına bağlarlardı. Develerin önündeki eşek, kocaman kocaman pek çok deveyi çekip götürürdü. Bu şiiri okurken lütfen bunları bilerek okuyun ve düşünün.)
 
Eşeklik

Sen eşekliği kabul edersen eğer,
Elbette birçok kişi üstüne biner.
 
Ey Şehit

Sen ey şehit, o gün Çanakkale’de,
Amansızca çarpıştın her yerde.

Kanını akıttın, canını verdin,
Bu cennet yurdun kurtulması için.

Bütün dünya yığılmış da topluca,
Savaştın sen onlarla kahramanca.

Denizden saldıran bir sürü gemi,
Dolu gibi yağdırmaktalar mermi.

Yüzlerce uçak havada uçmakta,
Her biri tonlarca gülle atmakta.

Düşmanlara göğsünü siper ettin,
Üstün silahlara karşı direttin.

Ellerde Kur’an, gönüllerde iman,
Buna karşı durabilir mi düşman?

Sen şehit oldun güzel vatan için,
Bu ülke bize senin emanetin.

Canını vererek şehit düştün de,
Elde ettin sen, en büyük bir rütbe!

Sen ölmedin, yaşıyorsun şehidim;
Kutluyor ve övüyor seni Rabbim!

Vatan için şehit düştünüz sizler,
Yürüyeceğiz izinizden bizler.

Sen rahat uyu, hep yattığın yerde,
Vatanı koruyacağız bizler de.


Not: Mehmet Akif ERSOY'un hayatı ve şiirleri ile ilgili yapmış olduğumuz hemen aşağıdaki videoları izlemenizi önemle tavsiye ederiz.
 
Fırlatıp At


Ölüm, son değil; yeni bir hayat.
Elinden geliyorsa, hadi dayat!
Ahirette etmek istersen rahat,
O’ndan gayrısını fırlatıp at.
 
Filistinli Çocuk

Ben Filistinli çocuk…
Sizin yuvanız gibi sıcacık,
Benim de yuvam vardı ufacık.
Siz ne kadar şanslısınız!
Rüyalarınız bile şen, şakrak,
Ben ise rüyamdan bile ağlayarak,
Gece uykumun arasında,
Uyanıyorum korkarak!
Siz yaşadınız mı hiç:
Top mermileri arasında bağırarak,
Tankların altında ezilirken,
Korkuyla uykudan uyandığınızı,
Gördünüz mü hiç?

Gündüz böyle,gece böyle, rüyada böyle,
Hangisi gerçek, hangisi düş,
Bilmiyorum ben de.
Ben böyleyim işte,
Ben, Filistinli çocuk! …

Sımsıcak yuvalarınızda,
Anneniz, babanız, kardeşleriniz,
Neşeyle yaşıyorsunuz siz.
Ya ben? Ya ben nasılım? ...
Zindanlarda sürünen,
Haylini bile unuttuğum babam! ...
Kim bilir nerede? ...
Yaşıyor mu acaba?
Belki de hiçbir zaman,
Artık olmayacak babam! ...
Keşke ben de sizler gibi,
Koşup “Baba! ” diyebilseydim…
Kollarına atılıp, sarılsaydım boynuna,
Oyunlar oynasaydım onunla.
Üzülüp ağladığım zaman,
Gelip başımı okşayan,
Göz yaşlarımı silen bir babam olsaydı! ...
Ama yok artık benim babam!
Çünkü ben, babası zindanlarda çürüyen,
Ona ağıtlar yakıp üzülen,
Filistinli çocuk! ...

Elinize bir diken batsa,
Bir yeriniz kesilse, kanasa,
Hele kolunuz, bacağınız kırılsa,
Canınız nasıl yanar! ...
Nasıl ağlarsınız değil mi acı acı! ...
Ya ben nasılım?

İsrailli askerler tarafından,
Kolları taşlarla kırılan,
Bacakları tekmeyle, dipcikle ezilen,
Feryadıma hayvanlar bile dayanamazken,
Herkes tarafından seyredilen,
Ben, Filistinli çocuk! ...

İşte ben buyum,
Ben, Filistinli çocuk!
Benim acılarımı ancak,
Ağaçlar, kuşlar kadar,
Duyabiliyor musun sen? ...

Nerde buzullar arasında sıkışıp kalan
Balinaları kurtarmaya çalışanlar? ...
Nerede petrole batan kuşlara,
Üzülüp ağıtlar yakanlar?
Nerede sokak köpeklerine acıyıp,
Onlara yardıma koşanlar? ....

Bir balina, bir kuş, bir köpek kadar,
Benim de değerim var.
Yıllardır dinmedi gözyaşım,
Ben hep ağlıyorum!
Göz yaşlarım bile kurudu,
Tıpkı çöller gibi!
Sen benim gözlerimden yaşların,
Aktığını mı sanıyorsun?
Senin gördüklerin gözyaşı değil,
Onlar, gözyaşı yerine akan,
Damarlarımdan süzülüp gelen kan! ...
Ben kan akıtıyorum gözlerimden! ...
Ben kan ağlıyorum ciğerimden! ...
Yakında o da kuruyacak,
Tıpkı göz yaşlarımın kuruduğu gibi!
Çünkü ben olmayacağım artık! ..

Sizler gülüp oynayın,
Halay çekip türkü çağırın!
Balinalara yardıma koşun,
Petrole batan kuşları kurtarın!
Onlar için göz yaşı dökün!
Köpekleri kurtarın siz! ...

Bir kuş, bir köpek, bir balina kadar
Bana yardıma koşmayanlar!
Ben inlerken zulüm altında,
Ben ezilirken tanklarla,
Kollarım kırılırken taşlarla,
Herkes bana seyirci kalıyorsa,
Utansın bütün insanlık!
Utansın bütün dünya! ...
 
Gönüller Sultanı

Sen bahçelerde açan bir gül,
Bense dalında yavru bülbül.

Senin alıp verdiğin nefes,
Bana can veren kutlu bir ses.

Doğup dünyaya gelince ben,
Sen oldun bana ilk öğretmen.

Bir harf, bir kelime bilmezken,
Ben hepsini öğrendim senden.

Her an kol kanat gerdin bana,
Yaşarken hep muhtacım sana.

Beni hep koruyup gözeten,
Tıpkı bir melek gibisin sen.

Büyüttün beni hep şefkâtle,
Usanmadan baktın zahmetle.

Hastalansam acıyla doldun,
Bir gül gibi sararıp soldun.

Hep çiçek çiçek, yaprak yaprak,
Açılıp çözülen bir yumak.

Bütün dertlere şifasın sen,
En büyük tabipsin gerçekten.

Ayağına serilmiş cennet,
Allah'ın verdiği kutsiyet.

Cennetin yolu geçer senden,
Kusur etsem sorulur benden.

Cennete giremez hiç kimse,
Karşı gelip seni incitse.

Annem, canım, cananım, baştacım…
Dünyada benim tek ilacım.

Sen, damarımda dolaşan kan;
Sen, bana hayat veren can!

Sen bana hem ana, hem vatan…
Senin hakkın ödenir mi hiç,
Gönüllere taht kuran sultan?
 
Göz

Tutar el, yürü ayak, görür göz,
Soğuk sular kaynar yerden göz göz.
Sen mutlu olup yaşamaya bak,
Evin olsa da sadece tek göz.
 
Gül

Bahçelerde açınca rengârenk gül,
Dalında tatlı tatlı öter bülbül.
Başa acı, tatlı olaylar gelir,
Üzülme, gelip geçer, hepsine gül.
 
Gül Derim

Surat asma bana,
Bir kere gül derim.
Gülün ömrü az olsa da,
Sana yine gül derim.
Seni sevenler için,
Uğruna öl derim.
Seherde şakıyanlara,
Ben bülbül derim.
Allah’ın Rasûlüne,
En güzel gül derim.
O’na uymayan her şey,
Bizlere çöl derim.
Allah’ın emirleri,
Herkese göl derim.
Kur’an’a uymayan her şeyi,
Kalbinden böl derim.
İslâm’a uymamak,
En büyük zül derim.
Göl derim, bülbül derim;
Çöl derim, sümbül derim.
Yaradandan ötürü ben,
Her şeye gül derim.
 
Gülümse

Bütün olaylar bu dünyada,
Hepsi birer sanki yansıma.
Sen dünyaya gülersen eğer,
O da sana devamlı güler.
Somurtarak ona bakarsan,
Hepten kararır senin dünyan.
Hayatımızı tatlı yapmak,
Gülümsemeyle olur ancak.
 
Gün Gelip Çatmadan

Yıllardır kan ağlıyor başörtülü kızlar,
Hep ağlamakla geçiyor kışlar ve yazlar!

Üniversiteden giremezler içeri;
Bir işe de alınmazlar hiçbiri.

Nedir bunların suçu; bunlar aidsli mi?
Cüzzamlı mı, kanserli ya da veremli mi?

Serbestken her yerde gezmek mini etekle,
Serbestken plajda dolaşmak mayo ile;

Tiner, alkol, sarhoşluk bu kadar serbestken,
Bir beze bu kadar düşmanlık acep neden?

Nerde görülmüş bu ilkellik bizden başka?
Bir benzeri var mıdır dünyada acaba?

Ülkemde kiliseler, havralar serbestken,
Müslümanca yaşamak suç oluyor neden?

Başörtüsüne her yerde yasak koyanlar!
Onlara karşı hep kin ve nefret kusanlar!

Allah verir elbette cezanızı sizin!
Bugün mü, yarın mı, ben bilemem bekleyin!

Öyle şiddetli bir tokat gelir ki size,
Önleyemez bütün dünya birleşse bile!

Bulamazsın kaçıp kurtulacak hiçbir yer,
Pişman olup dönmezseniz hatadan eğer!

Zalimin zulmü devamlı sürmez elbette,
Silinip gider de anılır hep nefretle!

Nerede Nemrut, Firavun; var mı bir haber?
Her biri silinip yok oldu birer birer.

Bırakın Nemrut’un Firavun’un yolunu;
Engellemeyin hiçbir Allah’ın kulunu!

Bize böyle bir ceza gelip çatmadan,
Yeter artık, haydin dönelim bu hatadan!

Nedir bu ceza? Deprem mi; ya da yangın mı?
Yoksa bütün bölgeyi yakacak savaş mı?

Yoksa terör mü? Oluk oluk akan kan mı;
Ya da daha şiddetli başka bir olay mı?

Gelen ceza yakmayacak sadece sizi;
Sizinle birlikte yakacak hepimizi!

Bu zulmü yapanlar ne kadar suçlu ise,
Seyirci kalan da ortak buna elbette!

Bizler yaşıyoruz vatan denen gemide,
Ceza gelirse topluca gelir birlikte!

Gün gelip çatmadan, vakit geçmeden önce,
Dönelim bu hatadan el birliği ile!
 
Güzel İnsan

Güvenme sağlık ve parana.
Ya depremle, ya da kazayla,
Belki basit bir hastalıkla,
Ecel gelip ömür bitince,
Her şey sona erer bir anda.
“Ah, vah! ” ederek sızlanmak da,
İnsana vermez hiçbir fayda.
Kötü davranışları bırak,
Güzel bir insan olmaya bak.
 
Hayat


Hayat bir nehirdir, durmadan akar.
Birçok insan gelip içine atlar.
Kimi akıntıya kapılıp boğulur,
Kimi de sahile çıkıp kurtulur.
 
Hayat Nehri


Dünyada akar iki nehir:
Biri hayırdır, biri şer.
Eğer kurtulmak istersen,
Hayır nehrinde yıkan sen.
 
Hayır-Şer

Bu dünyaya geldiysen eğer,
Başına her türlü iş gelir.
Hangisi hayır, hangisi şer,
Bunu sadece Allah bilir.
 
Hazırlık

Bilir öleceğini her insan!
Aniden çıkıp geliverir her an!
Doğru olur mu hiç,
Ona hazırlıksız yakalanman?
 
Hepsi Boş

Gençliğin kıymetini bil,
Gece-gündüz koş.
Bazıları aldırmasa da,
Sen verme boş.
Öyle gayretle çalış ki,
Seller gibi coş.
Senin çalışmanla her yer,
Olmalı hoş.
Koş ve coş,
Coş ve koş…
İslâm’a uymazsa,
Hepsi boş!
 
Hesap

Bütün insanlara bu hayat,
Allah’ın verdiği bir fırsat.
Ölümden sonra hesaba,
Çekilir bütün mevcudat!
 
Hüner

Yaz gelince eğer olursa çok sıcak,
Doğru değil şikâyet edip durmak.
Kırlarda koş, göğsüne çiçekleri tak,
Yazın tadına erip yaşamaya bak.
Kış gelince şikâyet etme soğuktan,
Kar topu oyna, yerde yatıp yuvarlan.
Sıcak da olsa, soğuk da olsa eğer,
Mutlu olup yaşayabilmekte hüner.
 
İnsandan Başka

Kimse yapamaz şu dünyada,
İnsanın yaptığını insana.
Zulüm, işkence, haksızlık, entrika,
Kimin işine yarar insandan başka?
 
Geri