Duygyusal şiirler arşivi

A
  • Kullanıcı aXi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Şiirler
Ah Unutabilsem…

Misa sallanıyor,
Enkaz altında yüreğim imdat arıyor
Ne güneşine nede doğasına artık sarılıyor…
Ah seni unutabilsem!
Özlemesem...

Yeşeren yapraklarda gülümseme,
Yağmur damlası düşürür tebessümüme,
Martının ak özgürlüğü artık sadece acın…
İnanır mısın sensiz ölümüme!
Ah seni unutabilsem!
Özlemesem...

Gözlerin hapsetti beni gönül aynana nakış nakış
Sevmek böyle işte, bitmiyor desende alış!
Ne bedenimde nede ruhumda kalmadı barış...
Ah seni unutabilsem!
Özlemesem...
 
Ah Yalova…

Sen unutulabilir misin ki...
Sen izlerini deniz suyuma karışmış say!
Her balığın havaya tırmanışı,
Her dalganın sahilde çırpınışı,
Her yakamozun sonsuz çıkışı,
Seni saracak, benden bir parçan kalmış gibi!

Deniz bedenim,
Derinlerde kalan sensiz gecelerim…
Her harekette senden haber getirir,
Öyle sevinir sevinirim...
Kaf dağını aşar hislerim!

Ah Yalova, depremde gördün
Üzdün, üzdürdün, süründürdün…
Güneşini gizlemişsin,
Neden böyle geç göründün...
Oysa denizim bir kısım karayı yuttu:
İçime bilinmiş tarihini aldırmışsın,
Geride doğmuş, büyümüş, prenses bırakmışsın,
Uzaktan baka, baka körlettin,
Sevgisini özlettin…
Sıcaklığı onda koymuşsun!
Dün ne hoş sözdün,
Bugün boynu bükük bırakmışsın,
Pranga esaretinde, aşk döngüsünden!

Yanında olsaydım,
Dokunsaydım...
Ekim günleri deniz değil,
Yağmur olsaydım!
Her damlasında tenini okşasaydım…

Üşümezdim,
Düşünmezdim,
Geçen anlara
Küsmezdim...

Dudaklarında gülerdim
Ruhumu kumsalında süslerdim!
Dalgalarım vurdukça sahiline...
 
Ah Yaşlılık…

Aynalar yansıtır kar beyaz sakalı,
Çamur banyosunda makyajı pahalı…
Keli güneş gibi kırıtır havalı,
Zaman tünelinde gezinirce sanki…

Belinde ağrılar ayağı son gazi,
Horca kullanılmış, bir subay gibi Nazi…
Yinede umuttur, hüzündür fantezi!
Kulağında çınlar, gençliktir şok yankı…

İçine bir girsen hazan yağmurları,
Dışını bir görsen çifte at mahmurları,
Alaycı bakışlar, oynar su samurları!
Oynatmak ne mümkün taşıdığı tankı…
 
Aheste...

Ağızdan giren her haram,
Hastalığa davettir hemen!
Bu yüzden seçmeden yemen,
Bedeli çıkar aheste…

İçkidir pek keyif verir,
Ne çok hücreyi öldürür!
Sigara ciğer deldirir,
Bedeli çıkar aheste…

Zehri kim yer durduk yere,
Akıl settir her an şerre!
Az dersek tadıp ezbere,
Bedeli çıkar aheste…

Bedel deyip geçmeyelim,
Doğrusundan kaçmayalım,
Dert yükünü açmayalım,
Bedeli çıkar aheste…
 
Alara Çayında Sen...

Özgür kalbinin manevi serinliğini hissederim,
Alara Çayı’nın Köprülü kasabası doğuşunda!
Yüksek kayalardan fışkıran sularında, sanki koynunda...
Ayağım haz alır soğukluğuna dokunduğumda!

Arıların sessizliği bozan sesleri ve ısırma korkusu,
Temmuz günlerinde bile hasta olma riskinde soğuğu,
Yeşilliğin ve yaylanın oksijen zenginliğinde kokusu,
Mahrem hayallerin gölgesinde sarar seni ve sevgimi!

Kulağımda hala şehrinden kalan trafik gürültüsü,
Gözlerimde son ağıdının ışığa karışmış eksoz dumanı,
Bağıran insanlar, kazalar, anlamsız yarışlar...
Yediğim karpuz ve peynir birden tatsızlaşır!
Silkinirim, atarım kendimi içine... İçerim çayın soğuk suyunu!
Çevremi Leonarda Vincinin tuvaline sığan Mona Lisa’sı sarar,
Sarar bedenimde sırlanmış hazların veda günü!
Gözlerim kapalı, hissederim akışın ahenginde hüznümü!

Anladım ki... Cennette yalnız yaşanmıyor,
Sesin, soluğun, nefesin nasılda aranıyor!
Anlamsız gurur ve veda tümden mahvediyor,
Masalını yaşar ruhum bedenimde kıvrımların...
Cehennem yakıtı şeytanların, yalan dünyamda eğleniyor!
 
Aldanış…

Ne zaman iman dairesinden çıksam
İlk önce göbeğim büyümeye başlıyor
Ayaklarım ani frenlere dayanamıyor
Başımda ağrılar artıyor
Böbrek taşının her hareketi ecel gibi sarsıyor
En ucuz tarife “kader bu...” diyorum!
Daha ısrar etsem kalbim damarları ameliyata zorluyor
Vücudumda kanser şüpheleri artıyor
İşlerim alt üst oluyor
Huzurum kefen giyip sırıtıyor
Artık “Bu çekilecek kader mi...” diye inliyorum!
Sigara alkol dostum
Kumar en kolay geçim yolum
Huzuru ise esrarla yokluyorum
Anlık keyif sonrasında çekilmez ağrılar
Bıçak artık tene değiyor
İğneler
İlaçlar
Bir nefeslik teselli ediyor
“Vah... Vah...” diyenler ağlayanlar ağrımı bilmiyor
“Ölsem de kurtulsam...” diyorum!

O acının en son mertebesinde
Dua ediyorum eskiden tanıdığım Rabbime
“Eğer kurtulursam sana kul olacağım...”
Sözleri heyecan katıyor benliğime
Yalancı tanrılarım ölüyor bir süre
Yaşama sarılıyorum...
Dalları kurumuş nar ağacı gibi sulandıkça yeşeriyorum
Arafat gibi çölümde ağaçlanıyorum
Gözlerimdeki yaşlar ruhuma gerçek ilaç
İyileşiyorum...

Ayaklarım aktif
Ruhum yaşama pozitif
Nefsim yine şımarık...
Çocuğun söz vermesi gibi yalancı
Körebe oyununa başlıyor azıcık
Secdeden kaldırırken başını
Geçmişine sarılıyor yine alnı!

Malum gerisi hikâyenin
Ağır hesabı toprağa giren bedenin...
 
Aldanma Çiçeğim…

Deliyim, aşkına aşina bahar!
Bu kışın çiçeğim, çok bekledim yar…
Orta karar rüzgâr, soğuklar firar
Güneşin ateşin, yeşilin murat…

Cebimden aradım meşgul numaran,
Ön yargım bitirdi, varmı ki kuman?
Yalancı saunalar, akan ter duman…
Geçmişinden kalan, yeşilin suret!

Sakın çiçeklerim, aldanma yalan!
Kanmasın tomurcuk, kor ancak talan!
Aşığım beklerim gizlen oyalan,
Gözlerim kapalı yaparız düet…
 
Aleviyim…

Bedirde Zülfikar,
Hayber’de haydar,
Yiğitse yiğitti ilimse ilmi evrenler aşar…
Aleviyim eğer sevmekse Ali’yi,
Hasan Hüseyin Ehl-i Beyti!

Kerbala büyük acım,
Yezit düşmanım,
Haktır baş tacım…
Aleviyim eğer sevmekse Ali’yi,
Hasan Hüseyin Ehl-i Beyti!

Sünni’dir mezhebim,
Seyitlerdir rehberim,
Alevi’dir kardeşim…
Aleviyim eğer sevmekse Ali’yi,
Hasan Hüseyin Ehl-i Beyti!
 
Alışmak…

Sağanak yağmurun sücudu gibi,
Yüreğine sonsuz sesler yayılır!
Düşerken toprağa vücuda gibi,
Çınlar… Gök gürültüsüne kapılır!

Vardığı yerlerde nefsini salar,
Sıkar, çırpar doğasına asılır,
Rüzgâr güneş hava zevkle tadılır,
Hazzına kapılır serenat gibi…

Suyu soğudukça kalben sarsılır,
Dudakta acımsı bir tat alınır,
Pişman olunsa da acısı kalır,
Yıkar bedeni eller azatta gibi…

Kaynar buharlaşır değişir ruhen,
Yayılır şeytani nurla, Salihken…
Yapışır dudağa nefsi tamahtan,
Bir kereyle başlar ahitmiş gibi!

Farkında olmadan olur tutsağı,
Hayırlı seslere tıkar kulağı,
Artık tutkuludur övgü durağı,
Kundakta sarmalar piyade gibi…

Günahta ısrara devam eden kul,
Tövbe etmezse yürek kararır bol,
Bu kaderi olur alıştığı yol,
Sınavı kaybeder Uhud’ta gibi!
 
Allah Sevgilisi…

Öyle coşkun var ki,
Ruhunda aktım Allah sevgilisi…
Söz pınarlarından içtim,
Dolunay’ına dokundum,
Gözümü seherinde açtım!
Aslan bir kedi,
Kurt bir kurtuluş…
Otlar halı, ipeksi,
Ağaçlar cennet sergisi…
Rüzgâr Âdem’den beri durmaz esiş,
Havva’sına sunduğu ferahlık!
Cebeli Rahme buluşma noktası
Istıraptan felaha eriş…
Arafat... Sonsuz melek,
Kâbe’den soluk!
Tavaf eden yürek adımına kesiş
Dönüyor kâinat sonsuzluğunda…

Nesillerdeki zincir,
Sarılmaya hazır Hacer’ül Esvet’e!
Cennet kokluyor,
Her âşık yediği hurmada!
Nasıl içiyor zemzemi,
Yemen köşesinde sorma…

Gel ne olur Allah'ın sevgilisi,
Seyret hallerimizi…
Sağında Bekir,
Solunda Ömer,
Önünde yüz yirmi bin sahabe…
Sana helallik vermiş,
Gör halimizi,
Ve hayrımıza dua et...

Öyle fitne içimizde,
Dışımız harabe…
Manevi rüzgârlara dayanmaz,
Vuruldukça tokatlara usanmaz…
Perdeler açılsın,
Kıyamet atılsın,
Kâfirler ateşte dağılsın,
Müslüman belli olsun, münafıktan sıyrılmış!

Ey mübarek Ali!
Ey ehli beyt, Hayber’in haydarı…
Ey Fatma’nın kocası,
Hasan Hüseyin’in babası!
Senin gibi yiğitleri arar olduk,
İlimleri yaşamaz, yutar olduk!
Küfrün cellâtlarına,
Kafamızı uzatır olduk!
Tek derdimiz madde, kılığında şeytan
Maskara olduk…
Özlem içimizde,
Bayat nefesimizde,
Senin selamın nerde?
İzlerini siler olduk...

Öyle bir âlemsin ki,
Harikasın…
Ruhunda geziniyorum
Aradığım sensin!
Ben aciz ve sersem,
Günahkâr,
Sen içinde deryalar
Dışıma çıkmayan esersin!

Ben kim ki…
Kırbaç tatlı,
Yemeğimde, yaşadığımda lezzet acı!
Eğer olmasaydın
Bu yemekte yenmezdi!
Sofra zengin
Dualar edilmezdi…
Bana yazdıran ilham
Senin ruhunun eseri…

Yaz ki... Çağlayan olsun ırmağım…
Duru olsun, doğrult beni!
Pürüzsüz karlı Himalya’larım,
Aksın Hint okyanusuna…
Atsın Budist duyguları,
Sahiplensin manevi hazları!

Ben bıraktım beni sana
Vuslatına duada yürek
Titresin…
Gönder onu bana,
Beni de titretsin!
Seninle Allah dostu… Hep seninle artik
Aksın temmuz çayı,
Gezinsin yüreğinde!
Kurumadan okyanusa,
Sonsuza ulaşsın…

Aynadır Mevla’nın rahmeti bizde,
Sergilenir ömür trenimizde…
Yavaştır ama hain,
Ölüm pusuda titrer tenimizde!
İnan aciz ve günahkârım,
Aşka yakınlaşırken duçarım…
Bedenim hantal ve tembel,
Utanıyorum senin huzurunda hünkârım!

Elini ver Allah sevgilisi,
Bu giden Nuh’un gemisi…
Dağlanmış şer habisi,
Tövbeyle inler meclisi…
Alabora da bırakma beni!
Ruhunun okyanusunda sakla beni erdem
Dolaştırma şu dünya toprağında sersem…
 
Allah’a Aşk...

Allah için kim yanar?
Rahatından vazgeçer!
Allah için hak söyler,
Aşkla ölüme kanar...

“Ben” nefessiz kalınca,
Göçükte çok yatınca,
İmdada sıkışınca,
“Allah” der herkes anar...

Her an sır, ona hastır,
Zahmetli bedel ister,
Harbiysen Allah’a göster,
Her yerde görür, dinler!

Her nefes ona taraf,
Ona döner tövbe-af,
Secde aşka itiraf...
Ruh yaşar, beden kanar!

Cehennem bile özel,
Aşkı tarifsiz güzel,
Aczle açılınca el...
Alem saadet sanar!

Eğer aşkı olmasa:
Bu dünya dayanılmaz,
Sabır ölür kanılmaz,
Can bedene olur nar...

Her canda zikir, izler...
Doğa renklerle gizler!
Yaşar insanda sözler...
Yalnız, dillere siner!

Aşktan habersiz fani,
Yaşlılık sözü, baki...
Ecel gelirken ani,
O cılız ateş, söner!
 
Amel Muhasebesi...

Heyhat! dem vurdum sürgün duygulara,
Çöl sıcağında hasretim nimete!
Aşk şerbetiyle yayılsa yazgıma,
Deve sırtında giderim hicrete...

Yalnızlık hali neleri gördürmez,
Geçmiş dökülür ahları öldürmez,
Acısı inler hesabı güldürmez,
Deşilir birer birer ağıtlarla...

Son bir gayretle o an günahları,
Sözle def etsem de yaşarım ahları...
Nefsim uslanmaz yaşar şer sabahları,
Ateşim sofram cehennem tabutta!

Geceler zalim sessizlik sıkıntı,
Viranedir an vuslattır kağnısı...
Bozkır tozunda kıvranır acısı,
Benlik çaresiz yağmayan bulutta!

Oysa aşk belli huzuru temelli,
Kur’an rehberdir sünnet hoş emeli!
Mutsa mutluyum beklerken eceli,
Hayır değilde şeytani yol adet...

Azcık gülmeyi gösteriş yaparken,
Yoksa haram mı tatlanır yaşarken?
Bedeli ağır bir anlık tadarken,
Nedir yaşanmaz bırakan saadet?

Bismillah tü tü şeytan git yanımdan,
Süsler sanatın uzak dur bahtımdan,
Vesvese verme sana ne yazgımdan?
Kabe’dir evim ne hoş bakar sırat...

Allah'a şükür sonsuz huzurluyum,
Ümit doluyum tavafa hazırım,
İhramla gezer evreni okurum...
Ravza’da gölgem, imandır zanaat!

Ölüm yalnızlık aşk sonsuzunda,
Her insan lükstür muhabbet dozunda,
Rabbi bilende ar vardır yüzünde,
Kalpten gönüle insan fıtratında...

Ölmeden amel, et ki muhasebe
Allah yar olsun, şer olmasın gebe
Helallik ver-al, kalmasın engebe
sonsuz hayatla, yaşayasın cennet!
 
Amel Yalnızlıktır...

Aklını başına almalı
Hesabını tam yapmalı
Üç günlük dünya biter
Her an hazırlanmalı...

Her fani yalnızdır ölümde
En sevdiği terk eder gömüldüğünde
Sarılmalı kur'ana sünnete
Alet olmamalı sömürülmeye!

Dinin ne sağı olur nede solu
İspat etmek değildir tebliğdir hak yolu
Bedenin bir tarafı cennet diğeri cehennem
Helalden haram mü'minde olur mu

Örtün kardeşim korkma rızktan
Samimi isen olursun sıddıklardan
Açılır başka perdeler Rabbinden
Sabır kamçındır Eyüb’ün hazinesinde...
 
Ana Yolda Yürümek!

Kalbe yaşamın emeli,
Allah aşkı ile düşmezse,
Çığırtkan şeytanla eşlenircesine
Leke yapışır insan ameline…

Frenk yemişi gibi acı verir dikenleri,
Fırtınaya dayanamaz ilahi direkleri,
Alınan nefes haram, yenilir kanser dalına
Fıtratı saran vicdan, yaşatmaz dilekleri…

Kalbe yaşamın emeli,
Allah aşkı ile düşmezse,
Çığırtkan şeytanla eşlenircesine
Leke yapışır insan ameline…

Ağzından zehir almayı kabul etmeyen akıl,
Ruhuna giren sanal ölüme nasıl kalır atıl,
Sıkıntı, huzursuzluk, sinir… Ve yürek salında
Öldürür gizliden gizliye dese de her şey boş, batıl!

Kalbe yaşamın emeli,
Allah aşkı ile düşmezse,
Çığırtkan şeytanla eşlenircesine
Leke yapışır insan ameline…

Ana yoldan tali yola kayar iman,
Laf ile kalp temizliği yapılır hemen,
Her türlü fındık kırma helal şer yolda
Vicdan başkasının kusurunda diler aman!
 
Analar Artık Teröre Ağlamasın...

Terör kusan dudaklarda akar Fırat’ın suları,
Acılı çiğ köfte tadında söylenir uzun havaları!
Dizler dövülmekten çürür,
Akan kanlar toprakta kurur!
Töre dedikleri ne zordur,
Sarması dağlanan yaraları!

Cahillik ilim öğrenmekle geçmez,
Vatan eşkıyanın keyfiyle parçalanmaz,
Anaların göz yaşı olmadık yere saçılmaz...
İnsanım diyen,
Allah’a sığınan,
Ve doğrudan ayrılmayan yaşar özgün sevdaları!

Kürt problemi suni,
Malazgirtten-Çanakkale'ye yanyana gitti akınları...
Paylaştık komşu ise komşu,
Aşsa aş!
Madem vardır kendini bilmez ruh ve savaş,
Vatana ihanet neyine kardeş!
Aynı dertten baksana Filistinli,
Yıllarca yaşıyor aynı kanlı oyuna eş!
Vahşete dinmiyor İsrail'in kini, naraları...

PKK kahpedir ve cellat,
İsrail gibi kanlı kasap, yaşatır vahşet!
Kandil dağları her karışında şahittir!
Irak’ta, Lübnan’da ölen her çocuk, heyhat!
Doğudaki gibi masum, onları vuran zalimdir!
Otuz yıldır anaların ağdı,
Kapanmadı yaraları...

Doğu insanı cahildir elbette mektebe gitmez,
Türkçe'de bilmez!
Eli kalem tutan sözde aydınlarımız onlardan geri kalmaz,
Aklımda almaz yaşanan çaresiz manzaraları!

Doğunun her karışında casus kaynar,
Her kaçırılan genç silah tutmaya zorlanır,
Kendi insanı oradan kaçar iş yapmaz!
Sanki buğday tarlasında başak gibi çoğalır,
Doğan çocuklarda tanımaz atalarını!

Aslında gezmek istiyorum doğuyu, korkudan annem bırakmaz!
Kanada’dan gelmiş turist bile her karışında nimetsiz kalmaz...
Aman bizi beğensinler, para bıraksınlar diye kırmadığımız fındık kalmaz!
Harran ovasında alınmadık arazi bırakmadılar,
Güneyde, Ege sahillerinde binlerce konut aldılar,
Danimarka’dan peygamberimize dil uzattılar,
Sömürgeci hareminde mutlu olamadı hala!

İnsanım acı çeker, nelere katlanır...
Yemek bulamasa imanıyla kendini teselli eder!
Ama namus, şeref, yaşama hakkı bir elinden alınsın
Kahramanmaraş’taki gibi sütçü imamlar yetiştirir...
Çanakkale’de yiğit kesilir...
Mehmetçik sevilir bu yüzden, peygamber ocağıdır kışla!

Kurtuluş savaşında her milletten tek vücut askerdik,
Sevmeyi, vatan aşkıyla Allah için feda olmayı öğrendik!
Ölümden kim korkar ki...
Kefenden başka giyecek ne mirasımız var ki?
Bir gün son bulacak küçük kıyametimizde, fani dünyada!

Analar artık teröre ağlamasın,
Çocukları tabutlara sarılmasın...
Kinler, nefretler, şerli düşünceler erisin Davud’un demirinde!
Ömer’in adaleti istila etsin, yürekler bakir baharı yaşasın...
Hoşgörü zemzemle yıkansın, sünnet nuruyla!
 
Anılar Geldi Geçti…

Bayram oralarda yaşandı,
Buralarda hüzün vardı…
Ormanları sessizlik,
Kuşları neşesizlik,
Ruhumu sensizlik,
Sardı!

Uzak mıydık?
Evet, mesafe olarak belki de…
İnan ki gecelerde,
Yıldızlarda,
İçtiğim suda,
Gördüğüm her renkte…
Dayanılmaz özlemdin!

Her sabah uyanışımda yine sen öptün,
Güneş seni hep kıskandı,
Her gördüğüm merdivenden süzüldün…

Gerçek acın tenime düşerken,
Dansımdaki müzik tatsızlaştı…
Ağıtlar yakıp bahtıma küserken,
Ayaklarımda heyecan kalmadı…
Aşkının acısı yüreğimi deşerken,
Her yükselen değer yaralandı…

Her öpüşen sevgili gördüğümde,
Damarlarım dağlandı…
Her yanım cehennem korunda,
Ayrılık ağlattı!

Vuslat ne zaman dediğin sesin yankılandı,
Tenin tenimde, İsa’nın acısıyla çivilendi…
Derinlerinden,
Çok eskilerden,
Buğulu gözlerimden,
Anıların tek, tek geçti!
Islak yerlere uzandım,
Öptüm hazzın umutlanan şerbetinden!

Matem havasında sayarken anları,
Ölüm, sona bir adım daha yaklaştırdı…
Kar beyaz sergisi gözlerimde, bahar sandığım!
Ne bulabildim son saadetimizi,
Nede sen vardın gerçeğine sarıldığım…
 
Anladım...

Böbreğime nerdense birden taş düştü,
Kaç gündür bir mekana sığamıyorum!
Sanki bu sancı cennete özel muştu,
Kıvranan nefsimi susturamıyorum!

Küçük ecel denilen bu olsa gerek,
Dünyadan her nafakam sanki kesildi!
İdare ettim günlerce sudan içerek,
Alışkanlıklarım öldü sattım keyfi!

Her acımdan şikayet hasta halimden,
Planlarım bakar kör, son viraneden...
Benlik tavrı boşmuş tevazu dilinden,
Her anda kıvrandı çirkin günahlarım!

Anladım taş değil sineme nur düştü,
Acılar geçmişimi sildi süpürdü,
Ruhum gerçekten Allah’ına kavuştu,
Nerde olmalıyım sonunda anladım!
 
Anlayamadılar...

Gözler loş sokaklarda yürürken buruk…
Nereden geldiğine,
Nasıl hüzne itildiğine,
Sorgular, belli halinden!

Dönmek istemiyor aynı geçmişine
Naraları abuk sabuk!
Tekerlemesi bitmiyor
Ahtın hesabın, gözyaşı selinden...

Açılıyor önüne tiyatro perdesi hemen
O kadar seyirci karşısında, daha da uçuk!
Sanatçı gibi eğiliyor o an
O kadar perişan ki hali, yapamıyor üzülmeden…

Başı önünde suskun, sanki heykeli dikilen
Uzun zaman kaldı sonra, sahnede almadan soluk!
Öldü sandılar, böyle rol olur mu çevrilen
Belki kendisi de inandı, gerilmeden!

Gülenlerde notalı ağıt
Konferanslar peşi sıra, artar dırdırda bolluk!
Bağırır birden heykel “Yeter ya… Heyhat! ”
“Öldüğüme getirin kanıt, konuşmayın bilmeden! ”

Ağıt yakanlar şaşkın şaşkın baktılar
Heykelin önünde, soluk!
İki boyut iki ayrı dünyada aktılar,
Anlayamadılar acıyı, aynı dilden!
 
Anlıktı Cehennem...

Ruhumun üstüne harami çöktü,
Her hevesim kat-kat dağlanıyordu!
Depresyon sonbahar yaprağı döktü,
Fırtınasında göz bağlanıyordu....

Secdeye kapandı huzur gözyaşım,
Rabbine sığındı dünyalık başım,
Derviş kılığında son nesil yasım,
Kor demirde aşkla tavlanıyordu...

Kızgınlığım abdest suyunda aktı,
Yayla havasını yüreğim çekti,
Şerrin bengisuyu toprağa çöktü,
Geçmiş kefeninde paylanıyordu...

Anlıktı cehennem yaktı sosuyla,
Neleri arattı dehşet-korkuyla,
Güvendiğim öldü doğum şokuyla,
Cennetin bedeli tatlanıyordu...
 
Anne Sevgisi…

“Gözlerinde uyku,
Yüreğinde tutku,
Uyusun da büyüsün, ninni…
Annesinin kuzusu, ninni! ”

Şefkat dolu sesiyle bebeğini sallarken,
Temmuz koru yayar bedeninden!
Semaya yükselir huzur sağanağı,
Havva’dan beri korur sır filmini!

İşleri, acıları, hastalıkları bitiverir,
Bebeği gülerde, “Anne” deyiverir!
Cennet kokusu gözyaşına dayanamaz,
Mama ister bilir, değiştirir bezini!

Kadifemsi bedeninde anne şefkati aynadır,
Kucağına alır özlemle sarılır, gözleri yaşarır...
Tozpembe kundağına bakar, gülücük fırlatır!
Oyun bahçesinde ilk öğretidir anne sevgisi…

Gözünde hep bebektir ne kadar büyüse de,
Emanet gibi gider bir gün kabullenmese de,
Resim ve anılar… Yaşar cehennem alevler!
Anne sevgisi hep özlemdir, arar çocuk yüreği…

Dokuz ay karnında taşımak ne hoş sabırdır!
Ne hizmetçidir nede köle yavrusuna adaktır!
Giymez giydirir yemez yedirir sevgisi saftır!
Söylenir 'Cennet anaların ayakları altında' vecizi!

Anne ahlaktır, öğretmen… Örnek sabırdır!
Her şerde yavrusuna siper, kahramandır!
Uykusuz geceleri bebeğine armağandır!
Hakkı ödenmez anaların… Haşr’da hesabı!
 
Geri