Dönüş Günü (1. Bölüm)

Konu sahibi son olarak 1013 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Kırılmış bardak parçaları, güneş ışığında Tavus Kuşu misâli rengarenk ışıldıyordu. Odanın sessizliğini, hayatından bezmişçesine tavanda dönen pervane bozuyordu. Devrilmiş bira şişeleri, onlarca can vermiş izmarit ve yuvasını kaybetmişçesine etrafta dolanan birkaç hamam böceği…

Elena uyandığında buğulu bir şekilde ilk bunları gördü. Gözleri yorgundu, ağzında tuhaf bir demir tadı vardı. Yutkunmaya çalıştığında boğazı düğümleniyordu. Doğrulmak istedi, ilk çabası yetersiz oldu. Bir daha denedi. Belinde bir ağrı hissetti. Ona rağmen yeniden toparlanmaya çalıştı. Küçük bir kulübede olduğunu fark etmeye başlamıştı. Oda havasız değildi; pencereye alelade yapıştırılmış naylon parçası pes etmek üzereydi. Fakat yine de içeride ağır bir koku hâkimdi. Sanki biri morgda bütün ölülere tiner banyosu yaptırmıştı.

Artık biraz daha kuvvet bularak doğrulabildi. Ayağa kalktı. Belindeki ağrı yeniden hatırlattı kendini. Ellerinde çizikler, bacaklarında yara bereler vardı. Üzerindeki kırmızı tişört tozdan kamufle olmuştu. Ayakkabılarının bağları bağımsızlıklarını ilan etmiş gibiydiler. Gözleri kapıyı aradı ve çok geçmeden buldu. Vakit kaybetmeden kapıya yöneldiğinde sol ayağının zincirle yere sabitlendiğini fark etti. Kendisini, terk edilmiş bir limana demir atmış gemi gibi hissediyordu.

Buraya nasıl gelmişti? Kim getirmişti? Neden buradaydı? Otobanda son sürat ilerleyen arabalar gibi bu sorular kafasında cirit atıyordu. Beyni kendine hata mesajı yolluyordu. Zihni çok yorgundu ve kendine ne yapıldığını öğrenmek belki de en son istediği şeydi. Bir an evvel bu odadan kurtulmalı ve temiz hava ile vuslata ermeliydi.

Ayağındaki prangayı inceledi. Eski bir kilit ve küflü zincirler. Bir an aklına Saw filmindeki sahne gelmişti. İçinden, - umarım filmdekilerin kaderini yaşamam - diyordu. Ayağını biraz zorladığında kilidin altındaki alüminyum panelin oynadığını fark etti. Biraz daha zorladı. Acı karşısına Çin Seddi gibi çıkmıştı. İçinden haykırmıştı resmen. Ama durmadı, derin acıya rağmen kilidi çekiştirmeye devam etti. Panel pes edip teslim olduğunda ayağının koptuğunu sandı. Ayağı yerinde duruyordu ama bir pitpull saldırısına mâruz kalmışcasına bileğinde koyu bir iz vardı.

Negatif düşünceleri zihninden sıyırarak hemen kapıya yöneldi. Kapıyı yokladığında onun da kilitli olduğunu fark etti. Geriye çekilerek Amerika Futbolcusu edâsıyla kapıya abandı. Kapıyı açmak, ayağından kilitten kurtulmaktan daha kolay olmuştu.

Dışarıda gri elbiseler giymiş, geniş gövdeli, uzun boylu devler gibi uzanan bir yığın ağaç vardı. Yeşillikler manzaradaki tek pozitif görüntüydü. Sıradaki zorluk, Ormanın derinliklerinde kendisine yol bulması gerektiğiydi.

cooltext421180438302407.gif
 
@Sır bir tek sen istedin gerçi ama benim için zor olmadı. Öylesine bir başlangıç yaptım bakalım. Tutarsa devam ederiz. : )
 
Can vermiş bir izmaritler biz her gün küllükte birşeyler bırakıyoruz.. kullerde Ben direk girişteki alanda kaldım (:
 
@Mahlas hikaye biraz eksik kalmış betimlemelerden hikaye ortaya çıkamamış. Yaşadığı her olayı biraz daha yalın anlatsan daha net geçerdi hikaye bize. Ayrıca Saw filminde ki sahneyi orda açıklamalısın çünkü orda ne olduğunu bilmez okuyucu gidip araştırmazda bunları belirtmen gerekir. Güzel bir dilin var fakat betimlemeyi en aza indirgersen hikaye ortaya çıkar.
 
  • Beğen
Tepkiler: 0
@Mahlas hikaye biraz eksik kalmış betimlemelerden hikaye ortaya çıkamamış. Yaşadığı her olayı biraz daha yalın anlatsan daha net geçerdi hikaye bize. Ayrıca Saw filminde ki sahneyi orda açıklamalısın çünkü orda ne olduğunu bilmez okuyucu gidip araştırmazda bunları belirtmen gerekir. Güzel bir dilin var fakat betimlemeyi en aza indirgersen hikaye ortaya çıkar.

Aslında bu proje anlık gelişen bir fikrin ve isteyin ürünü. Başlığa 1. Bölüm yazdım ama bu bölümün hepsi değil, sâdece ilk part. 15 dakikalık bir sürede yazıp yolladım. 1. Bölümü tamamen bitirip atsam hikâyeye de az çok şekil verecektim.

Film alıntısı örneğinde haklısın. Belki ilerleyen aşamalarda detayla bilgiyi genişletebilirim.

Güzel yorumun için teşekkürler.
 
  • Kalp Gözler
Tepkiler: ne
1. BÖLÜM / PART II (1/2)



Elena 25 yaşında, altın sarısı saçları olan Rus kökenli bir kızdı. Türkiye’ye arkadaşı Sonia ile tatile gelmişti. Geçim sıkıntıları ile boğuşan bir âilede yetişen Elena, tahsilini de uzun sürdürememişti. Moskova’da bir kafede çalışıyordu. Türkiye’ye hemen her sene arkadaşıyla gelir, tatil yapar dönerdi. Ağırlıklı olarak Marmaris ve Antalya bölgelerini tercih ediyorlardı.

Değirmen taşı genişliğindeki gövdeye sâhip ağaca sırtını verdi. Kafasını gökyüzüne dikti. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu; ayağındaki acıdan çok, içinde bulunduğu durum ve belirsizlik onu bir hayli üzmekteydi.

Eğilip prangadan kurtardığı ayağına baktı. Morarmalar yağmur bulutları gibi hızla bileğine yayılmıştı. Yeniden film sahnesini anımsadı. Film, ayağından zincirlenmiş bir adamın sahnesiyle başlıyordu. Adam uzun bir süre zincirden kurtulamıyor, sonunda büyük acılar eşliğinde ayak bileğini kör bir testere ile kesiyordu. Filmde Psikopat bir kâtilin, zamanında insanları haksızlıklara uğratmış, ya da hayatının seçim dönemlerinde yanlış seçimlere yönlenmiş insanlara son bir şans verip imtihan etmesini konu alıyordu.

Tekrardan böyle bir durumda olmadığına içinden şükretti. Beterin beteri vardı ve henüz hava kararmamıştı. Zihninde kurtların ve vahşi hayvanların uğultularını duyuyor gibiydi. Birkaç adım attı. Hangi yöne gideceğini kestiremiyordu. Görünüşte her yön aynıydı. Ağaçların dalları ve yapraklarından gökyüzünü kestirmek de güçtü. Gökyüzü niyeti bozup Elena’ya soğuk bir duş da aldırabilirdi.

Artık iç güdüsünün belirlediği bir yönü sabitleyip o yöne doğru yürümeye başladı. Attığı her adımda sol bileği zorluyordu. ‘’Beni bırak, bensiz devam et’’ der gibiydi. Ne olursa olsun böyle bir şeye kalkışamazdı.

Bir yandan hâfızasını yokluyordu. Türkiye’ye geldiği muhtemelen bir hafta olmuştu. Arkadaşı Sonia ile birlikte ülkesine dönmek için Antalya Havalimanına doğru ilerleyen bir taksinin içinde olduğu anları hatırladı. Antalya’ya iki sezondur gelmiyordu. Arkadaşıyla bir önceki sene Marmaris’i seçmişlerdi. Biri ya da birileri onları ve planlarını takip mi ediyordu?

Uzakta bir yolun belirdiğini fark etti. Hava hafiften ekran ışığını kısmıştı. Asfalt bir yol değildi. Orman içinden geçen tali bir yol gibi duruyordu. Ayak bileğindeki acıya katlana katlana yola kadar kendini atabildi. Ortalama yarım saattir bekliyordu. Yıllar öncesinden tedavülden kalmış bir yol gibiydi. İn cin top oynuyordu.

Dizlerinin üstüne çoktu. Yerden havalanan toz taneciklerini burnunun koku reseptörleri algıladı. Bir an köyünde koşuşturan kazların arasında eğlendiği anlar aklına geldi. Fren sesiyle irkildi. Başını kaldırdığında park lambalarını yakmış bir Ford Fiesta’nın burnunun dibinde bittiğini fark etti. İstemsiz bir şekilde geriye doğru sendeledi ve iki eliyle destek aldı. Araçtan bir karaltı indi. Gölgeden oluşmuş bir silüet kendine doğru yaklaştı. Kendisine doğru eğildiğinde yüzünü seçebildi. Çıkış elmacık kemikleri ve çukurlaşmış gözler... Sanki bir kafa tasına yeniden hayat verilmiş ve ikinci şansını değerlendiriyordu.

- İyi misiniz?

Ses çok kısık bir şekilde gelmişti. Konuşmaya zorlanan birinin sesini andırıyordu. Elena başını kaldırmadan sağa sola salladı. Kısık sesli silüet kızı koltuk altlarından kavrayarak ayağa kaldırdı ve sağ kolunun altına girerek omuzladı. Arabanın arka kapasını açıp koltuğa paralel bir şekilde yatırdı.

Tekerlekler hareket etti ve tozlar akşamın derinliklerine gömüldü. Elena bir müddet sonra doğrulduğunda aracı kullananı süzme fırsatını bulabildi. Omuzları geniş ama zayıf bir silüet. Üzerinde oduncu gömleğini andıran bir kazak ve ensesinde Gradyan bir dövme. Adamın motor çetelerinden kaçmış bir hâli var gibiydi.

Elena’nın gözleri de pes etmek üzereydi. Belki uykusuzluk belki de açlık. Neredeyse göz bebeklerine kadar yanma hissediyordu. Daha fazla dayanamayıp deri kaplamalı koltuğa kendini bırakıverdi.

@Serçe @Sır
 
  • Beğen
Tepkiler: ne
Git Gide heyecanlı oluyor devamını merak ettim ben şimdiden (: kalemine sağlık
Resim koyabilirsin aralara aslında ben şimdi hayal gücümle okuyorum onları da hayal ettim (: ❤️
 
Evet Elena yı burda kaygılı ve zorluklar ile başa çıkarken okuduk gayet güzeldi. Fakat bu Elena bir sıçrayış yapıp biriyle farklı biriyle tanışıp kendi hikayesini yazmaya başlamalı şuana kadar dramını okuduk artık bir kahraman belirlemeli.



Elena 25 yaşında, altın sarısı saçları olan Rus kökenli bir kızdı. Türkiye’ye arkadaşı Sonia ile tatile gelmişti. Geçim sıkıntıları ile boğuşan bir âilede yetişen Elena, tahsilini de uzun sürdürememişti. Moskova’da bir kafede çalışıyordu. Türkiye’ye hemen her sene arkadaşıyla gelir, tatil yapar dönerdi. Ağırlıklı olarak Marmaris ve Antalya bölgelerini tercih ediyorlardı.

Mahlas bak bu iki paragrafın arasında ki geçiş kopuk olmuş biraz kız ne yaşadı o anda da o ağaca yaslanma ihtiyacı duydu örneğin "yolculuk onu yormuştu şehre indiğinde büyük bir orman çarptı gözüne ilerledi ve büyük bir ağacın gövdesine yaslandı" gibi

Değirmen taşı genişliğindeki gövdeye sâhip ağaca sırtını verdi. Kafasını gökyüzüne dikti. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu; ayağındaki acıdan çok, içinde bulunduğu durum ve belirsizlik onu bir hayli üzmekteydi.


Emeğine sağlık
 
  • Beğen
Tepkiler: 0
Evet Elena yı burda kaygılı ve zorluklar ile başa çıkarken okuduk gayet güzeldi. Fakat bu Elena bir sıçrayış yapıp biriyle farklı biriyle tanışıp kendi hikayesini yazmaya başlamalı şuana kadar dramını okuduk artık bir kahraman belirlemeli.



Elena 25 yaşında, altın sarısı saçları olan Rus kökenli bir kızdı. Türkiye’ye arkadaşı Sonia ile tatile gelmişti. Geçim sıkıntıları ile boğuşan bir âilede yetişen Elena, tahsilini de uzun sürdürememişti. Moskova’da bir kafede çalışıyordu. Türkiye’ye hemen her sene arkadaşıyla gelir, tatil yapar dönerdi. Ağırlıklı olarak Marmaris ve Antalya bölgelerini tercih ediyorlardı.

Mahlas bak bu iki paragrafın arasında ki geçiş kopuk olmuş biraz kız ne yaşadı o anda da o ağaca yaslanma ihtiyacı duydu örneğin "yolculuk onu yormuştu şehre indiğinde büyük bir orman çarptı gözüne ilerledi ve büyük bir ağacın gövdesine yaslandı" gibi

Değirmen taşı genişliğindeki gövdeye sâhip ağaca sırtını verdi. Kafasını gökyüzüne dikti. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu; ayağındaki acıdan çok, içinde bulunduğu durum ve belirsizlik onu bir hayli üzmekteydi.


Emeğine sağlık

Sen de bu işi biliyorsun. Helâl : )
 
  • Kalp Gözler
Tepkiler: ne
Çok rağbet görmeyen eser sonlandırılmıştır.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri